Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kara Hanlılar'da Şehircilik

Burada Karahanlı İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Kara Hanlılar'da Şehircilik

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Nis 2011, 22:02

KARA HANLILAR'DA ŞEHİRCİLİK

Kara Hanlılar devrindeki yani XI. - XII. yüzyıllarda, Orta Asya'da Türk şehirciliği üzerinde bilgi vermeden önce, bu hânedanın mensup bulunduğu Türk topluluğunu tanıtmak yerinde olacaktır.

Kara Hanlı hânedanını çıkaran, diğer bir deyiş ile Kara Hanlı devletini kuran Türk topluluğu Yağmalar'dır. Karluklar'ın böyle bir devleti kurmaları bir çok sebebden mümkün değildir. Karluklar'ın en müsait zamanlarda dahi bir devlet kuramadıklarını ve bu yüzden Müslümanlar'ın Türk ülkesinden bir çok yerleri ellerine geçirdiklerini ve Batı Türk ülkesinde beylikler devrinin gelişmesine sebep olduklarını daha önce belirtmiştik.

Hudûdu'l-âlem'de Yağmalar hakkında aynen şöyle deniliyor:

"bu ülkenin doğusu Toğuz Guzz (yani Uygur) ülkesidir. Güneyi Hulend gûn suyu olup Kuça ırmağına dökülür. Batısı Karluk ülkesidir. Yağmaladın yurdunda çiftçilik azdır. Orada çok kürk elde edilir, av da boldur; servetlerini at ve koyun teşkil eder. Yağmalar güçlü, kuvvetli ve savaşçı bir topluluktur. Çok da silahlara sahiptirler. Hükümdarları Toğuz-Guzz (Uygur) hânedanındandır. Yağmaladın pek çok oymakları da vardır. Onların 1800 (!) oymakları olduğu söylenir. Gerek asiller, gerek halk kitlesi hükümdarlarına yükünürler. Bulaklar Yağmalardan olup Toğuz Guzzlar ile karışık bir halde yaşarlar. Onların köyleri azdır.

1 — Kâşgar = Kâşgar Çin'e dahildir. Ancak Kâşgar, Yağma, Tibet, Kırgız ve Çin arasında bir hudûd şehridir. Hâkimleri eski zamanlarda Karluk veya Yağmalar'dan idi. Iğraç Art dağı da Yağma ülkesinden geçer.

2 — Bartuc (Artuc) = Yağmalar'a ait mamur bir köydür. Fakat yılanlar o kadar çoğaldı ki, halk bu yüzden şehri terketti.

3 — Hirgili (?) — Bartuclular'a ait büyük bir köydür. Burada, Yağmalar, Karluklar ve Toğuz Guzzlar olmak üzere, üç cins Türk yaşar.

Hudûdu'l-âlem'de Yağmalar'a dâir verilen bilgiler bunlardan ibarettir. Görüldüğü gibi, Hudûdu'l-âlem'e göre Yağmalar Kaş-gar ile onun kuzeyindeki Narin ırmağı arasında yaşayan pek kalabalık bir topluluktur; silahları mükemmel, güçlü ve savaşçı insanlardır. Hükümdarları da Uygur hanları ailesine mensuptur; şehir ve köyleri azdır.

Kaybolmuş eski kaynaklara dayanarak Türk kavimleri hakkında oldukça dikkate değer bilgiler veren Gerdizi de Yağmalar için şunları yazıyor:

"Yağmalar'a gelince, Türk Hakanı Karluklar'ın çoğaldığını ve güçlendiğini, Toharistan Haytallar'ı ile ilişki kurup kız alıp verdiklerini gördü. Türkistan'ın zayıf durumda olduğunu bildiğinden korkuya düştü. Sonra Toğuz Guzzlar'dan bir kavim (Yağmalar) kaçtılar ve kendi ellerinden ayrılarak Karluklar arasına geldiler. Karluklar onlara hiç bir şey yapmadılar". Filhakika Uygur İI itmiş Bilge Kağan'ın ikinci kitâbesinde (Taryat) Yağma, T. Tekin'in dediği üzere, bir topluluk adı gibi geçiyor. Mücmelü't-tevârih'de de topluluklar'ın ve şehirlerin başındaki hükümdarların ünvanları sayılırken Yağmalar'ın başına "Buğra Han" denildiği yazılır.

Kaşgarlı da Yağmalar hakkında kısaca şu bilgiyi veriyor:

"Türklerden bir topluluk olup onlara Kara Yağma da denilir".

Muhtelif kaynaklardan naklettiğimiz şu satırlar, Kara Hanlılar'ın Yağma topluluğuna mensup bulunduklarını, bize göre, açıkça meydana koyuyor. Bunu şöyle hülasa edebiliriz.

1 — Yağmalar'a Kara Yağma da denilir. (Kaşgarlı). Kara Hanlılar'dan bir çoklarının Unvanlarında kara sıfatı da bir ünvan olarak görülür. Onun için bu devlet ve hânedana Kara Hanlı devleti, Kara Hanlı hânedanı ve umumiyetle Kara Hanlılar denilmiştir.
2 — Yağmalar'ın hükümdarı Buğra Han ünvanını taşır (Müc-melu't - tevârih). Kara Hanlılar'dan bir çoklarının Buğra Han ünvanını taşıdıklarını biliyoruz.
3 — Kaşgar, Yağma yurdunda bulunan veya ona komşu bir şehir idi (Hudûdu'l-âlem).
Kara Hanlılar'ın en eski atası sayılan Afrâsıyâb havasının iyiliğinden dolayı Kaşgar'a Ordu Kend yani hanların otur dukları şehir de demiştir (Kaşgarlı). Kara Hanlı hükümdarlarının aile mezarlığı da Kaşgar'da bulunuyordu (Cemâl Karşı).

Türk toplulukları arasında "han" ünvanını taşıyan yalnız Yağmalar'ın hükümdarı idi. Bu da Yağma hükümdarlarının Uygur kağanları ailesine mensup olmalarından ileri geliyor. Kara Hanlılar Türkistan'ın siyasi hâkimiyetini ellerine geçirince han ve hakan ünvanlarını tabii olarak kullandılar.
Gerdizi'nin sözlerinden açıkça anlaşıldığı gibi, Yağmalar Batı Türk ülkesindeki yurdlarına mensup oldukları Uygur elinden ayrılarak gelmişlerdir. Onlar bu yeni yurtlarına ne zaman geldiler? Uygur devletinin 840 yılında yıkılması üzerine Uygurlar'dan önemli toplulukların batıya Karluklar ülkesine göç ettiklerini biliyoruz. Yağmalar'ın da bu göçler sırasında Kaşgar bölgesindeki yurtlarına gelmiş olduklarını kabul etmek yerindedir.

942 yılında bir Müslüman şehri haline gelmiş bulunan Balasağun'un Gayr-i Müslim Türkler tarafından fethi Sâmâniler devletinin başkendi Buhara'da derin bir heyecan uyandırmıştı. Şehri kurtarmak için harekete geçileceği söylendi ise de Buhara'-dan bir adım ileri gidildi mi gidilmedi mi işte bu, bilinemiyor. Bilinen birşey var ise o da bir yıl sonra hakan'ın oğlu'nun Sâmâniler'in tutsağı olarak yaşadığıdır174. Balasagun'u fetheden Gayr-i Müslim Türkler'in Yağmalar olduğunda şüphe yoktur. Balasagun' un onlar tarafından ele geçirilmesi üzerine Kara Hanlılar devleti kurulmuş oldu (942 yılında). Bu yeni devletin hanları Türk ülkesindeki beylikler devrine yavaş, fakat kesin bir şekilde son vermeye giriştiler. Türk tarihinde yeni ve pek mühim bir devir başladı. Bu cümleden 960 yılında Kara Hanlılar ülkesinde İslâmiyet kesin bir şekilde kabul edildi. 999 yılında Sâmâniler devletine son veren Kara Hanlılar, çok zengin ve mamur Mâverâünnehr'i de ülkelerine kattılar. Fazla olarak Türkler'e Orta Doğu yolu da açılmış oldu. Kara Hanlılar doğuda Tarım havzasını ve eski ve büyük bir şehir olan Hoten ile yöresini aldıkları, doğudan vakit vakit gelen Türkçe ve Moğolca konuşan toplulukların hücumlarını önledikleri gibi, hâkim oldukları yerlerde dirlik ve düzenliği de kurdular. Böylece eski Batı Gök Türk ülkesinin medeni gelişmesinde mühim bir rol oynadılar. Kaşgarlı Mahmud'un eserinin incelenmesi, Kara Hanlılar devrindeki Türk topluluğunun İslâm âleminin diğer yerlerindeki gelişmiş topluluklar seviyesine ulaşmış olduğunu gösteriyor. Şehirlerde oturan, ütü ve mendil kullanan çeşitli içtimai ve iktisadi ve kültürel müesseselere sahib bulunan bir cemiyet ki, biz bu cemiyetin maddi ve manevi hayatım, müesseselerini, geleneklerini hülasa herşeyini başka bir eserimizde tanıtacağız.
Burada Seyhun ile İli ırmağı arasındaki şehirlerden söz edilecek, bu husustaki başlıca kaynağımızı da Kaşgarlı'nın büyük eseri teşkil edecektir.

XI. yüzyılda Doğu Türkistan'daki Koçu'dan aşağı Seyhun' daki Yeni Kend'e kadar uzanan geniş sahada yaşayan Türkler'in mühim bir kısmı köyler ve şehirlerde oturarak yerleşik hayat geçirmekte ve bu hayatın gereği olarak hertürlü faaliyeti göstermekte idiler. Bu şehirler'in pek mühim bir kısmı daha önce bilinen şehirlerdir. Bunlardan bazıları Türkçe isimler almışlardır. Bazı şehirlerin adlarına ise daha önceleri rastgelinmiyor. Bunlar yeni kurulmuş şehirler midir, yoksa gelişerek mi ortaya çıktılar, bu hususta kesin bir şey söylemek mümkün olmuyor. Ancak bir çok şehrin yeni kurulmuş olduğunda şüphe yoktur. Nitekim yeri gelince bunlara işaret edilecektir.

Türk ülkesinde Türkler'den başka Soğd, Argu, Kençek adlı kavimler de yaşıyorlardı.
Soğdlar Mâverâu'n-nehr ve Seyhun boylarından başka başlıca Balasagun, Talaş ve diğer bir çok şehirlerde de oturuyorlardı.

Argular Isficâb (Sayram)'dan başlayarak Balasagun'a kadar uzanan iki dağ arasındaki bölgede, Kençekler de umumiyetle Kaşgar bölgesi köylerinde oturmakta idiler. Bu toplulukların XI. yüzyılda iki dilli oldukları görülüyor. Yani onlar hem ana dillerini, hem de Türkçeyi konuşuyorlardı. Bunlar arasında bilhassa Argu ve Kençekler'in süratle Türkleşmiş oldukları anlaşılıyor. Hatta Kaşgarlı'nın eserinden onların XI. asrın ikinci yansında hemen tamamiyle Türkleşmiş oldukları neticesi çıkıyor. Doğu Türkistan'da yani Uygur ülkesindeki yerli halk da XI. yüzyılda henüz kendi dillerini unut-mamışlardı. Daha sonraları bütün bu yerlilerin çoğu ana dillerini unutarak sadece Türkçe konuştular.

Şehirlerde, köylerde yaşayan Türkler'in kavmi menşelerine gelince, bunlar doğudan batıya doğru Uygurlar, Çomullar, (yahud bu, daha önce) Barsganlar, Çaruklar, Oğraklar, Yağmalar, Çigiller, Tokhsılar, Ezkişler, Karluklar, Türkmenler ve Oğuzlar'dır.

Şimdi alfabetik sıra ile Kara Hanlılar ülkesindeki şehirleri gözden geçirelim175. Mâverâunnehr'deki şehirler, seyhun boylarındakiler müstesna olmak üzere araştırmamızın dışında bırakılmışlardır.

1 — Abul = Kaşgar'da bir köy.
2 — Ak Say = bir yer adı17e.
3 — Ala Yığaç = sınıra (Uygur?) yakın bir yer.
4 — Algtık = Kaşgar'da bir köy.
5 — Altun Kan = Uygur ili'ne yakın bir dağ.
6 — Aluş = Kaşgar bölgesinde bir köy.
7 — Aramut = Uygur iline yakın bir yer.
8 — Argu = bir Türk kavmi ve bu kavmin oturduğu Taraz (Talaş) ile Balasagun arasındaki bölgenin adı.
9 — Artuş = Yine Kaşgar bölgesinde iki köy. Hudûdu'l-âlem' de bu köylerden birinin adı geçmişti. Bu iki Artuş'dan biri Kaşgar'ın az kuzeybatısında, diğeri de az kuzeydoğusunda bulunmaktadır.
10 — Aşicân (Aşcân) = Çine giden yol üzerinde bir şehir.
11 — Ay Köl = Uç şehri yakınında bir yer.
12 — Bakırlığ = Balasagun'a yakın bir yer adı.
13 — Balasagun — Balasagun, Kuz Ordu ve Kuz Uluş adlarını da taşıyordu. Kuz Ordu adını taşıması, şehrin Kara Hanlı devletinin hükümet merkezi olmasından ileri gelmiştir. Kuz Ulus'a gelince uluş, Kaşgarlı'ya göre, arguca şehir demektir. Çiğiller ise kelimeyi köy anlamında kullanmışlardır177.

Balasagun'da hem Türkler, hem de Suğdaklar yaşamakta idiler. Bununla beraber Balasagun Türklerce öyle benimsenmişti ki, Uygur destanında bu şehrin Bögü Kağan tarafından kurulmuş olduğu söylenir. Türk edebiyatının en eski âbidelerinden Kutadgu Bilig'in Balasagun'lu Yusûf Hâss Hâcib tarafından yazıldığını biliyoruz. Fakat maalesef Ba-lasagun'un yeri hâlâ kesin olarak tesbit edilmemiştir. Şehir, belki de "gömü" bulmak ümidi ile öyle yıkılmıştı ki, bu yüzden Moğollar şehre (XIII. yüzyıl) Mavu Baliğ (Ma'u Baliğ = kötü şehir) adını vermişlerdi. Haydar Mirza (XVI. yüzyıl) Balasagun'un nerede olabileceğine dâir bir söylenti bile işitmemişti (aynı eser, s. 364). Daha önce de haber verildiği gibi (haşiye 155) Simirnova'ya göre, Balasagun, şimdiki Tokmak'ın yirmi dört kilometre güney batısında bulunmakta idi.

14 — Balu = Argu yurdunda, yani Isficâb ile Balasagun arasındaki yörede bulunan küçük bir kasabadır. el-Mukaddesi'de de geçiyor.
15 — Barçuk = Kaynağımız Kaşgarlı Barçuk'un Afrâsiyâb yani Alp Er Tona tarafından kurulmuş bir şehir olduğunu sanmaktadır. Bu şehirde Türk topluluklarından Çaruklar oturuyorlardı. Bunlar, daha önce ifade edildiği gibi, On Oklar'dan olmalıdırlar.
Barçuk'un Kaşgar'ın epey kuzey, doğusunda, Artuş'un doğusunda, bugünkü Maral Başı olduğu sanılıyor178.

16 — Barman — Minorsky'nin araştırmalarına göre Yüngü çayı kıyısında Aksu'nun batısında, Uç'un doğusunda bulunan bir kasaba idi179. Kaşgarlı'ya göre180 bu kasabayı Afrâsiyâb'ın oğlu Barman kurduğu için bu adı almıştır. El-Birûni'deki Türk şehirlerinin başlıcalan şunlardır: Öz Kend, Balasagun, Koçgar Başı, Barshân, At Başı, Ordu Kend (Kaşgar), Yar Kend, Uç, Hoten'in merkezi Ahma (?), Bârmân, Küça (el-Kanunu'l-Mes'ûdi, II, s. 578). Aynı müellif Yukarı (doğu) Türk ülkesinde Teksin ile Hatun Sini'ni zikrediyor (s. 563). Hatun Sini (mezarı) Kaşgarlı'da da geçiyor. Fakat Teksin'in nerede olduğu anlaşılamadı.

17 — Barsğan (Barshan) = bu şehir hakkında daha önce bilgi verilmişti. Şehrin adı Barshân şeklinde el-Birûni'de de geçiyor181.
18 — Bay Yığaç = Küçe ile Uç şehri arasında Uç'a daha yakın bir yer.
19 — Bükür = Kuça şehri ile Uygur ili arasındaki bir dağın üzerinde bulunan bir kale.
20 — itlik = Taraz (Talaş) yakınında bir şehir. Bu, daha öııce bir iki defa geçen el-Mukaddesi'deki Atlık (?) olmalıdır.

21 — İki Ögüz = Ögüz eski Türkçe'de ırmak, nehir demek olup Anadolu'da ünsüz'iin düşmesi ile hafifleşerek "öz" şeklinde kullanılmıştır. Öz, aynı zamanda, vâdi manasına da geliyor. Bu, yeni şehirlerden biri gibi görünüyor. Kaşgarlı İki Ögüz'ün İli ırmağı ile Yafınç ırmağı (bu Karatal olmalıdır) arasında, sınırda bulunan bir şehir olduğunu bildiriyor. İki Ögüz adını da iki ırmak arasında bulunduğu için almış olacaktır. Kaşgarlı şehrin yerini haritasında da gösteriyor. Rubruk, Moğolistan'a giderken bu şehirden geçmişti. İki Ögüz'ün Kulca'nın batısında, Almalık'ın kuzeydoğusunda, Altın Emel ve Kopal'ın güneyinde bulunduğu sanılmaktadır 182.

22 — Kamlarıçu = İki Ögüz'e yakın küçük bir kasaba.
23 — Kargalığ = Talaş yakınında bir kale.
24 — Katurı Sini = Çin ile Tangut arasında bir şehir.
25 — Kençek Şehir = Talaş yakınında Kıpçak sınırında bir şehir. Buradaki Kençek, bu addaki kavim ile ilgili olsa gerektir. Senir eski bir kelime olup asıl manası "dağ çıkıntısı" demektir; bir duvarın ucuna da deniliyor. Türkiye'deki yer adları kelimenin bu ülkeye de gelmiş olduğunu gösteriyor. Bu yer adının birbirinden çok uzak eski Türk ülkelerinde görülmesi dikkate şâyândır. Meselâ Kem (Yenisey) ırmağına dökülen Kemçik çayı kıyılarında bir kaya üzerine yazılmış Gök Türk yazılı bir kitâbede Kara Senir adı geçiyor. Aynı adda Kaşgarlı, Barsgan yöresinde bir yer adı bulunduğunu bildiriyor183. Türkiye'de Konya'nın Çumra, Amasya'nın merkez ve Burdur'un merkez kazalarına bağlı Kara Senir isimli dört köy vardır184. Bundan başka Isparta’ya tâbi Senir Kent adlı bir nâhiye merkezi olduğunu da biliyoruz.

26 — Kinküt = Uygur ülkesi sınırında bir şehir.
27 — Koçunar Başı — Kaşgarlı bunun hakkında sadece bir şehir adı demekle iktifa ediyor; haritasında da yerini gösteriyor. Haritaya göre Koçunar Başı'nın Balasagun'un güney batısında bir yerde olması gerekir. Bu şehrin civarında bir göl vardı185.
28 — Kuyas = Tohsı - Çiğil yurdunda (Yukarı ili boylan) bazı kalelerin adlan. Bunlar Saplığ Kuyas, Ürün Kuyas, üçüncüsü de Kara Kuyas'tır. Müellifimiz başka bir yerde Kuyas'ın Barsgan'ın ötesinde bir kasaba olduğunu söylüyor. Cuveyni Kuyas'ın Almalık civarında olduğunu yazar 186.
29 — Küçe = bu meşhur Kuça şehridir. 630 yılında Türk ülkesinden geçen Çinli Rahib Huen-Çang'ın Küçe (Kuça) hakkında verdiği bilgiler çok yukarıda nakledilmişti. Görülmüştür ki Kuça VII. yüzyılın birinci yansında Tarım havzasındaki en mühim şehir devletlerinden biridir. Kaşgarlı şehre Kuşen adının da verildiğini söylüyor. Şehrin yakınında Yulduz Köl vardı ki, Yulduz adı zamanımıza kadar gelmiştir. Küçe ile Uç arasında Bay Yığaç adlı bir yerin de bulunduğu, yukarıda kaydedilmişti.
30 — Künküt = Yağma ilinde bir yer. Mamafih bunun yukarıdaki Kinküt ile aynı olması muhtemeldir187.
31 — Mankent = Kâşgar yakınında bir şehir.

32 — Mınglak — Uygur ilinde bir yer:

"Tünle bile bastımız Tegme yangak pustımız Kesmelerin kistimiz Mınglak erin biç timiz"

33 — Ordu — Kaşgarlı Ordu'nun Balasagun yakınında bir şehir olduğunu yazıyor. Ordu hakkında daha önce bilgi verilmiş ve hatta Türk (veya Türgiş) hakanının şehrinin bu şehir olduğunu düşündüğümüz ifade edilmişti.
34 — Ordu Kend = Ordu Kend Türkler'in Kaşgar'a verdikleri isimdir. Kaşgarlı devrinde şehrin halkı tamamen Türkçe konuşuyordu. Aynı müellif, havası sağlam olduğundan Afrâsiyâb'ın Kaş-gar'da oturmayı sevdiğini de kaydediyor. Bu kaydın bizim için taşıdığı ehemmiyet, Kara Hanlı hânedanının bu şehir ile eski ve yakın münasebetini göstermesidir.
35 — Öz Kend == Fergana şehirlerindendir. Coğrafyacıların eserlerinde de adı geçer. Burada Türkler'den Ezkiş topluluğu yurt tutmuştu 189.
36 — Sayram = meşhur İsficâb şehrinin Türkçe adıdır. Şehrin bu Türkçe adı ilk defa Kaşgarlı'da görülür. Burayı Sâmâniler'e tâbi bir Türk hânedanı idare ediyordu. Hatta bu hânedan Balasağun'a kadar uzanan yerlerdeki beyleri de tâbiyyeti altına almıştı. Bunlardan biri az yukarıda geçen Ordu kasabasındaki Türkmen hükümdarı idi. Daha önce de belirtildiği üzere bu Türkmenler bizim Oğuzlar'dan apayrı bir kavimdir. Müslümanlığı ilk kabul eden bir Türk kavmi olarak adı her yerde tanınmıştı. Sonra Oğuz ve Karluklar'dan Müslüman olan kümelere de bundan ötürü Türkmen denildi.
Kara Hanlılar devrinde de gelişen Sayram, Oğuzlar'ın yurduna yakın bir şehirdi. Hatta Oğuzlar'ın Kazğurt dağı da Sayram'ın batısında bulunuyordu. XII. yüzyıldaki ünlü Türk velisi Ahmed Yesevi'nin de Sayramlı olduğunu biliyoruz. Fakat Sayram da, pek çok Türk şehirleri gibi, Moğol istilası ve hâkimiyetinin acılarını çekmiş, o da pek çok yerler gibi, bir yıkıntı haline gelmişti.
37 — Sığun Samur = Buğra Han'ın ağılandığı yer.
38 — Şu - Şûbâb - (Şûyâb = Sûyâb) = iki yerde Şu ve bir yerde Şûbâb şeklinde geçiyor. Müellifimize göre bu, Balâsağun yakınında bir kale olup, Şu adlı bir Türk hakanı yaptırmıştır.
39 — Talaş = Kaşgarlı bu hususda aynen şunları yazıyor: "Talaş, Taraz adıyla da tanınan şehir. İki Talaş vardır. Birincisi Uluğ Talaş, ikincisi Kumi Talasdır. Bu sonuncusu İslâm sınırında bulunur." Kaşgarlı'nın Uluğ Talaş diye söylediği İslam kaynaklarında çok zikredilen, incelememizde de sık sık geçmiş olan meşhur Taraz şehridir. Taraz, toprağının verimliliği, sulak, bağlık bahçelik bir şehir olduktan başka, yolların birleştiği bir yerde bulunduğu için eskiden beri önemli ticâret merkezlerinden biri idi. 630 yılında Batı Gök Türk ülkesinden geçen Çinli Hüen-Çang'ın bu şehre dâir verdiği bilgileri çok yukarıda nakletmiş idik. VIII. yüzyılda orada Kara Türgişler'in kağanları ve beylerinin oturduklarını biliyoruz, işte Gök Türk yazılı Talaş kitâbeleri bu devre ait olmalıdır (en kuvvetli ihtimal ile). Beylikler veya şehir devletleri devrinde Taraz da bir hükümdar tarafından idare ediliyor ve bir unvan taşıyordu. Mücmel ut-tevârih'de "ilâs" şeklinde yazılan bu ünvanın doğrusunun ne olduğu anlaşılmadı.

Coğrafyacılarda Taraz'ın adı çok geçmekle beraber onlardan ancak el-Mukaddesi biraz bilgi vermiştir190. Uygur hududunda, yani İli ırmağının ötesinde olması gereken Kümi Talas'ın nerede bulunduğu kesin olarak bilinemiyor191. Kümi Talas'ın Uluğ Talaşlılar tarafından kurulmuş olması mümkündür.

40 — Tartûk = Yağma ilinde bir şehir.
41 — Taş Kend — Taş Kend eski ve ünlü Şaş şehrinin Türkçe adıdır. Şehir Türkleşince bu Türkçe adı da almış oldu. Taş tabii eski Şaş'ın Türkçeleşmiş şeklidir. Mamafih Kaşgarlı şehrin Terken adını taşıdığını da söylüyor ki, şehrin bu adı, diğer hiç bir eserde geçmiyor. Coğrafyacılarda bunun yerine Bin Keş (Ket) adı görülür. Şaş aslında bölgenin adı idi.
42 — Terin Köl = İki Ögüz sınırında bir göl. Bu gölün Bal-kaş olabileceğini söyleyen Barthold'un görüşüne katılmamak için esaslı bir sebeb göremiyorum. Kaşgarlı'nın çok iyi bildiği ve Türk ülkesinin Ceyhun'u dediği ila (ili)'nın döküldüğü gölün kendisince tanınmaması pek düşünülemez.
43 — Yafınç = müellifimiz Kaşgarlı bu şehrin İli'ye yakın bir şehir olduğunu söylüyor192. Daha sonraki eserlerde bu şehrin adı görülemiyor. Aynı zamanda bu adda bir de ırmak vardı. Minorsky Yafınç'ın Balkaş gölüne dökülen Karatal ırmağı olabileceğini, ihtiyatlı bir dil ile, ifade ediyor193. Biz yukarıda İki Ögüz hakkındaki sözlerimiz ile Minorsky'nin bu görüşünü kuvvetle desteklemiştik.
44 — Yafqu = Barsgan civarında bir şehir.
45 — Yağma = Taraz yakınında bir köy. Bu köy adını, Kaşgarlı'nın da ifade ettiği gibi, Yağma boyundan bir bölüğün oraya yerleşmesi sonucunda almıştır.

İşte Kaşgarlı Mahmud'un eserinde geçen başlıca şehir, kasaba ve köy adları bunlardır. Ancak Oğuz şehirlerine yer verilmemiştir. Çünkü onlardan aşağıda ayrıca söz edilecektir.

Kaşgarlı, eserinde geçen şehirlerin Türkler tarafından kurulduğunu, İrani kavimlerin Türk şehirlerine sonradan gelip yerleştiklerini ileri sürmektedir. Müellifimizin bu sözlerinde, şüphesiz hakikatin payı vardır. Ticârete çok düşkün, çalışkan, cesur ve ihtiraslı Suğdaklar'ın Türkler'in eski yurdu olan Moğolistan ile Çin'de bile kolonileri bulunduğunu biliyoruz. Şüphesiz ki adları geçen şehir, kasaba ve köylerden bir çokları da Türkler tarafından kurulmuştur. Kaşgarlı bunu kendi zamanında da görüp işittiği için, bu hususu belirtmiştir. Esasen bu gerçek ile ilgili elimizde bir çok misaller vardır. Türkler'in şehir kuruculuğu destanlarına bile aksetmiştir. Meselâ bu destanlara göre Oğuz yabgularının baş şehri Yeni Kend Oğuz Han tarafından, Balasagunda, Uygur kağanı Bögü Han tarafından kurulmuştur.

XI. yüzyıldan sonra Türk ülkelerinde şehir hayatı daha da gelişmiş ve hatta yeni şehirler kurulmuş veya çıkmıştır. Kaynakların kifayetsizliğine rağmen XII. yüzyılda ticâri faaliyetlerin çok arttığı, maddi ve manevi hayatın geniş çapta ilerlemeler gösterdiği, sönük kasaba ve köylerin büyük ve kalabalık şehirler haline geldikleri, bir kelime ile Türk âleminde güneşli günlerin sürüp gittiği açıkça görülür.

Çin'den kovulup Türk ülkelerine gelen Moğol asıllı Kara Hıtaylar'ın Doğu Kara Hanlı devletine son vermeleri bu gelişmeleri durdurmadı. Belki daha da geliştirdi. Çünkü Kara Hıtaylar yerleşik hayata alışkın oldukları ve bu hayatı tercih ettikleri gibi, hâkim oldukları yerlerdeki mevcut eski içtimai düzene de dokunmadılar. Hatta mahalli hükümdar ve beyler bile yerlerinde bırakıldılar. Kısaca Kara Hıtaylar disiplinli ve âdil siyasetleri ile Türk ülkesinde siyasi bir istikrar unsuru oldular. Bunun da Türk yurdunun medeni gelişmesinde, bu arada, şehirleşmede, pek mühim bir rolü olmuştur. Hatta bir çok Müslüman müellifleri ve hükümdarları Kara Hıtaylar'ın Moğollar'a karşı bir set vazifesini gördüklerini söyliyerek Budi Kara Hıtaylar devletinin yıkılmasını memnuniyet duyulmayacak bir hâdise şeklinde karşılamışlardır.

Moğol istilâsından önce Türk ülkesinde görülen yeni şehirlerden biri de Almalık (yahut Almalığ = Elmalık) şehri olup, evvelce de işaret edildiği gibi, 1220'den bir kaç yıl önce Ozar (veya Bozar) adlı bir Kanğlı'nın elinde idi. Almalık, yukarı ili'ye çok yakın bir yerde, Sayram Gölü'nün güney batısında, Kulca'nın kuzey batısında bulunmakta idi. Almalık Moğol devrinden sonra da hanların devlet merkezi olarak varlığını epeyce bir müddet sürdürmüştür.

Yine Almalık ile Kuyas'a yakın bir yerde Kutluğ adlı bir köy veya kasabanın var olduğunu biliyoruz. Polat (Bu-la) ise Almalık'ın yakınında bulunan başka bir şehirdi.

Kayalık da Almalık ile birlikte ortaya çıkan şehirlerden biri idi. Bu şehrin Karluk hükümdarı Arslan Han'ın devlet merkezi olduğunu biliyoruz. Kayalık bugünkü Kopal'ın az batısında, Balkaş Gölüne dökülen Karatal'ın doğusunda bulunuyordu.

Kaynakça
Kitap: ESKİ TÜRKLERDE ŞEHİRCİLİK
Yazar: FARUK SÜMER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Karahanlı İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir