Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Türkiye'nin Felaketinden Cinsel Haz Duyanlar

Burada Medya'nın AKP tarafından nasıl çökertildiğini ve nasıl yandaş yapıldığını hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Türkiye'nin Felaketinden Cinsel Haz Duyanlar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Eki 2011, 03:28

TÜRKİYE'NİN FELAKETİNDEN CİNSEL HAZ DUYANLAR

Bunların yaptığını düşman yapmaz. Evet bugün ABD ve AB. pençelerini geçirdikleri Türkiye'yi krizden krize sürükleyerek teslim olmaya zorluyorlar. Ama ne ABD'nin ne AB'nin bir yetkilisi karşımıza geçip, "ölümlerden ölüm beğen" diye nara atmıyor. Bu işi Cengiz Çandar'lar üstlenmişlerdir.1 Türkiye ekonomisi ve siyasetiyle çökertilirken zevkten dört köşe olduklarını açıkça ilan edenler Fischer'Ier, Collarclli'ler, Fogg'ler, Fuller'ler filan değil, Çetin Altan'lardır.

Aşağılayıcı, Alaycı ve Saygısız

Uzunca bir süredir her yazılarında, ağızlarını her açışlarında aynen bir futbol fanatiğinin "bizimkiler gene geçirdi" üslubuyla Türkiye'yi aşağılıyorlar. "Korkun bağımsızlıktan" bile dediler. "Milli çıkarın" adı "saçmalık" oldu. Türkçeye 100-200 yıllık ömür biçtiler. Türkleri "dişlerini veya kıçlarını sıkarak" yaşayan "mesleksiz" insanlar topluluğu ilan ettiler.

Kimi Oral Çalışlar gibi "Bu ülkenin vatandaşı olmaktan derin bir utanç duyduğunu"; kimi, Murat Belge gibi gerekirse "Rodos'a kaçacağını" yazdı.
Atatürk, Milli Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet Devrimi, 28 Şubat çizgisindeki Türk Ordusu, hepsi, ABD'nin ve AB'nin ideologları, istihbaratçıları ve medyası tarafından sürekli saldırıya uğradı. Ama Batı'dan gelen hiçbir saldırı içerdeki bu vatansızlar takımındaki kadar aşağılayıcı, saygısız ve alaycı değildir.

"SS1 ve SS2 Metodu"

Şubat krizinden sonra ise ölçüyü tamamen kaçırmışlar, şiraze-den çıkmışlardır. Artık genelev ağzıyla konuşuyorlar. Yaşadıkları ülkenin uğratıldığı felaketler karşısında resmen cinsel bir haz duyuyorlar.

Hayır, söz konusu olan, ağızlarından kaçırdıkları ifadeler değildir. Düşünüyorlar, araştırıyorlar, kurguluyorlar, formül haline getiriyorlar; zevkten titreyerek, zevkten titrediklerini açık açık göstererek küfrediyorlar Türkiye'ye.

İşte Cüneyt Ülsever'in yazdıkları:

"Bu alternatif senaryoya itiraz edenler olursa mı? Güldürmeyin beni; kimse SS2 Metodu'aun önünde duramaz!

Not:

1) Daha evvel de yazmıştım; SS1 Metodu "Seve Seve Metodudur.

2) Her iki metod da ABD kökenlidir."

Amerika, "Kemal Derviş'i veya yeni adını hayal dahi edemediğimiz bir kişiyi fiilen başbakan yapacak; bu kişi yeni hükümeti Meclis içinden ve dışından seçeceği teknokratlarla kuracak; Meclis bu hükümete güvenoyu verecek, bu hükümet siyasal ve ekonomik reform yasalarını paşa paşa çıkaracak"mış. "Alternatif senorya" işte buymuş. Amerika bu senaryoyu SS1 ve SS2 metoduyla, yani "seve seve" uygulatırmış.
Ne demek "seve seve"?

Hürriyet yazarı arsız arsız sırıtarak, "İşte anlarsınız ya canım" diyor.

Amerikan Cinsel Organına Övgü


Hürriyetin Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök ise, Ülsever'den dört gün sonra seviyeyi tamamen sıfırladı. Özkök'ün, 1 Nisan 2001 tarihli yazısının konusu, Amerikan cinsel organıydı.

Yazdığına göre, lise yıllarında aynı sınıfta okuduğu, Amerikan Pazarı'ndan veya NATO'da görevli Amerikan askerlerinin alışveriş yaptıkları PX'den giyinen, altın sarısı saçları Alabros kesilmiş, Gary Cooper bakışlı, ince yüzlü çocuk, Amerikan pantolonunun fermuarını "yavaş bir hareketle açtığında" Özkök görmüş ki, çocuğun "cinsel organı", o güne kadar kendisine sarkıntılık yapıp duran "erken kulanmış çocuğunkinin iki katı büyüklükte"dir.
Şu "yavaş bir hareketle açtığında" ifadesindeki bayağının bayağısı cinsel tahrik üslubuna dikkat edilsin. Bunlar da yazar ve gazele yöneticisi olacak!

Amerikancılığın Bu Kadarı

Amerika'nın ordusunu övmüşler, teknolojisini övmüşler, ekonomisini övmüşler, demokrasisini göklere çıkarmışlar, insan haklarının reklamını bitirmişler, artık övülecek cinsel organ kalmıştır. Şimdi sıra oraya gelmiştir ve onu da yapmışlardır. Üstelik kurgulayarak, son derece "edebi" ve son derece edepsiz bir üslupla... Amerikalının cinsel organı bile bunlara başka türlü, normalden iki misli büyük görünüyor.
Evet, bu ülkede Amerikancılık ne yazık ki işte bu raddeye gelmiştir.

Cengiz Çandar Amerikancılığın bilinçaltına, ortaöğrenimini yaptığı Amerikan okullarında yerleştirildiğini açıklamıştı.7 Yıllar sonra fark edip yazdığına göre, Gülay Göktürk'ün Amerikancılığı, 16 yaşında bir genç kızken AFS bursuyla gittiği Amerika'da başla-mıştı.8 Şimdi öğreniyoruz, Özkök'te Amerikancılık, İzmir'de lise ikinci sınıfta okurken başlıyor; "erken kıllanmış" Türkiyeli çocukla, her şeyi Amerikalı öteki çocuk arasındaki bire iki oranını keşfettiği zaman.

Hedefleri Ordu

Bu kadarla bırakırsak Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni, yazısını anlamadığımızı düşünebilir.
Özkök'ün yazdıklarının şifresini çözmek için, Altan'gillerin "Amerikan Ordusu Türk Ordusu'nu ezer geçer" içerikli yazılarını ve Cüneyt Ülsever'in SS1 metodunu hatırlamalıyız. Türk Ordusu'nu alay konusu yapmak, gözden düşürmek ve yıpratmak bu utanmazlar takımına, bağlı oldukları merkezlerden verilen emirdir.

SSl'le de, Amerikalı parlak çocuk hikayesiyle de, ABD'nin siyasal dayatmalarına direnen Türk Ordusunun hedef alındığı pek açıktır.

Uşakların Üslubu

Uşaklar efendilerinden daha pervasız ve arsızdırlar. Zafer efendileri sarhoş eder, ama uşakları çıldırtır. Tarihin dersi böyledir. Vatansızlar takımı Amerika'nın Türkiye'ye karşı kesin zaferi kazandığına inanıyor. Ağızlarını bozmalarının sebebi budur. Sanıyorlar ki, bundan sonra ne millet olacaktır, ne vatan! Kimsenin yakalarına yapışamayacağını düşünüyorlar.

Karşıya geçmişler ve düşmanla birleşmişlerdir.

Karşıya geçip düşmanla birleşmekle yetinmeyip, düşmandan daha düşman kesilmişlerdir.

Tarih Bitmedi

Biz, soğukkanlılıkla izliyoruz bütün bunları, Türkiye'nin işçisi, köylüsü, esnaf ve zanaatkarı, kamu çalışanı ve ulusal sanayicisi olarak; yani bütün bir millet olarak bu sözde yazar takımını ibretle okuyoruz. Kızmıyoruz bile. Ama ulusal onurumuzun böyle pervasızca ayaklar altına alınışından dolayı acı çekiyoruz.

Ayrıca yapılanlar üzerinde derin derin düşünüyoruz. Koşulların yurdumuzu, yeniden "ya hep ya hiç"e sürüklediğini anlıyoruz. Ve Türkiye'yi bitirdik sananlara küçücük iki hatırlatmada bulunuyoruz.

Beyler, Dumlupınar Şehitliği'nde yatan sekiz yaşındaki çocukları unutmayın.
Bir de, emperyalist çizmelerine övgüyü yazarlık sanan meşhur Ali Kemal'in sonunu unutmayın. Yanılıyorsunuz.

Ne tarih bilmiştir:

Ne Türkiye sömürge yapılabilir.

Kaynakça
Kitap: Dönekler
Yazar: Hasan Yalçın
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Medya Nasıl Çökertildi ve Yandaş Yapıldı?

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir