Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Türkiye'ye Giren Avrupa

Burada Medya'nın AKP tarafından nasıl çökertildiğini ve nasıl yandaş yapıldığını hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Türkiye'ye Giren Avrupa

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Eki 2011, 03:25

TÜRKİYE'YE GİREN AVRUPA

Mandacılar Korosunun Şarkısı


Gözün aydın Türkiye, Avrupa Birliği'ne aday üye oldun!
Artık senin de bir rehberin var!

Ekonomini IMF, demokrasini AB adam edecek.
Patronun ise Clinton'dır.

Buna gerçekten çok ihtiyacımız vardı.
Çünkü biz adam olmayız.

Kendi aklımızla, kendi gücümüzle milyon yıl geçse bile ne hırsızlıktan yolsuzluktan kendimizi alabiliriz, ne işkenceden vazgeçeriz. Biz böyle geldik böyle gideriz.

Uygarlaşabilmek için bize bir rehber lazımdı. İşte şimdi o rehberi bulduk. Avrupa, kafamıza vura vura bizi adam edecek. Ellerine sağlık!
Türkiye bu söylevi 80 yıl önce gene dinlemişti. O zamanın mandacıları da zillette birlik halindeydiler. Sadece hangi emperyalistin mandası olacağımız konusunda tartışıyorlardı. Şimdikiler arasında fikir birliği mutlak.

Türkiye, Çandar'ların "Yurdu" Oluyor

Bu beylerin "biz" zamiriyle konuşmaları kimseyi yanıltmasın.

"Biz adam olmayız" derken söylemek istedikleri şudur:

Bu millet adam olmaz! Yoksa kendileri çoktan Avrupa'ya geçmişler, çoktan "adam" olmuşlardır. Ruhları hep Avrupa'da, Amerika'daydı ve vücutları da senenin büyük kısmını oralarda geçirirdi. Şimdi Avrupa adına ve Avrupa'yla birlikle, Türkiye'yi fethe geliyorlar. Dolayısıyla "Türkiye Avrupa'ya giriyor" derken mecaz yapıyorlar aslında. Türkiye'nin Avrupa'ya filan girdiği yok; Avrupa, Türkiye'ye giriyor.

Boşuna değil, 10 Aralıktan beri Cengiz Çandar bile, Türkiye'den "yurdum" diye söz ediyor. Oysa hep Amerika sevgisinin genlerine işlediğini yazardı ve Türkiye, kendisi için ancak teslim alınacak ülkeydi.

"Avrupa Birliği" Dedikleri

Eski model otomobiller trafiğe çıkamayacak, hiçbir araç egzozundan gaz püskürterek dolaşamayacak, kimse karısını dövmeyecek, hanzoluk magandalık yok, otobüs yolculuklarında ayakkabı çıkarıp ayak kaşımak yasak, kurban adı altında hayvan katliamına son, eşcinseller isterlerse evlenebilecekler, cnciyonlar el üstünde tutulacak, kokoreç ve sucuk tarihe karışıyor... Bu yüksek ilkelere aykırı davrananların yakasına Avrupa polisi o anda yapışacak!

Avrupa Birliği işte bu imiş!
Yeme de yanında şarkı söyle.

Birkaç tane de küçük ricaları var. Özelleştirme hızlandırılacak, devlet ekonomiden elini eteğini çekecek; eğitim ve sağlık başta olmak üzere fiyatlandırılabilir bütün kamu hizmetleri özel tekellere bırakılacak; köylüye destek kaldırılacak, memur maaşları ve işçi ücretleri sınırlı tutulacak; Türk Ordusu profesyonelleştirilip petrol ve doğalgaz bölgelerinde Batinin menfaatlarını koruyacak; PKK siyasallaştırılacak, Türkiye Kuzey Irak'taki Kürt devletini himayesi altına alarak, uygun bir süreç içinde bölünecek; irtica siyaseti serbest bırakılacak; Kıbrıs Amerikan üssü olacak, Türkiye Ege'deki haklarından vazgeçecek; bağımsızlık veya ulusal egemenlik diye tutturanlar şiddetle cezalandırılacak.

Lozan ve Sevr

Andavallılar, üstelik gazete ve televizyonlarına nasıl da güveniyorlar. Yazdıkları her yalanı, bu milletin abı hayat gibi yutuvereceğine inanmışlardır. Hele Atatürk'e sarılmaları yok mu, öldürür insanı. Artık Atatürk Anıtkabir'de "rahat uyuyacak"mış, Lozan'dan daha büyük bir zafer kazanılmış.
Sanılır ki, Atatürk yedi düvelle, "İstiklali tam" için, yani ekonomisiyle, siyasetiyle, kültürüyle, yargısıyla, yani her bakımdan bağımsızlık için değil de, Amerika ve Avrupa'ya teslim olmak için savaşmıştır.

Lord Kürzon, Lozan'da, "Bugün aldıklarımızın hepsini geri getireceksiniz" dediğinde, Mustafa Kemal, "Şimdi olmaz, 1999'da Avrupa Birliğine aday üye olurken verelim" mi demişti yoksa?

Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve Devrimcilik oklarını herhalde Atatürk, emperyalist efendilerle bu mandacı takımı ziyafet sofralarında kürdan olarak kullansınlar diye yapmıştı.

Atatürk, dedikleri gibiyse, Vahdettin ve Damat Ferit kimdi acaba? Lozan buysa, Sevr neydi acaba?

Bir de Oral Çalışlar gibi, solcuları tavlamakla görevlendirilmiş Avrupa muhipleri takımı var. Dediklerine göre, Türkiye'nin sömürge olması emperyalizmin değil, tam tersine enternasyonalizmin zaferidir. Nitekim Avrupa Birliğine girince işçi sınıfımız, Avrupalı kardeşleriyle dayanışma içinde kapitalizme karşı haklarını daha iyi savunabilecekmiş. Sanırsınız ki, bugüne kadar savunulacak bir işçi hakkı bulamamışlardır da, şimdi aniden sosyalistliklerini hatırlamışlardır.

Öğretici Fotoğraf

Bu Avrupa Birliği hikâyesi, kimin ne olduğunu ve nerede durduğunu göstermesi bakımından pek yararlı oldu. Süleyman Demirci'ler ve Mesut Yılmazlarla Abdullah Öcalan'ı; Abdurrahman Dilipak'lar ve Nazlı Ilıcaklarla Güngör Mengi ve Ertuğrul Özkökleri ve bütün bunlarla Clinton Kemalistlerini, Avrupa Birliği çatısı allında ve aynı amaç etrafında birleşmiş görmek öğretici değil mi?

Pek iyi, pek güzel de unutulan küçük bir nokta var sanki. Türkiye'nin sahibi aslisi olan bu millet, bu işçi sınıfı, bu kamu çalışanları yığını, bu köylü kitleleri, esnafımız ve zanalkârımız, ulusal sanayicimiz ve Cumhuriyetin kendisine emanet edildiği gençliğimiz, yani 65 milyonluk Türkiye ne diyecek acaba bu işe?

Bu ülkeye, yatak odasında bile değil, daha bekleme salonunda tecavüz edilecek bir zavallı hizmetçi muamelesini reva gören beyzadeler, yanıldıklarını bir kere daha göreceklerdir.

Kaynakça
Kitap: Dönekler
Yazar: Hasan Yalçın
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Medya Nasıl Çökertildi ve Yandaş Yapıldı?

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir