Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

İkinci Cumhuriyetçiğin Perişan Hali

Burada Medya'nın AKP tarafından nasıl çökertildiğini ve nasıl yandaş yapıldığını hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

İkinci Cumhuriyetçiğin Perişan Hali

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Eki 2011, 03:25

İKİNCİ CUMHURİYETÇİĞİN PERİŞAN HALİ

Üzerinden on gün geçse bile ele alınmaya değer konular vardır. Önceki hafta Cuma gecesi ATV'deki Siyaset Meydanı programında İkinci Cumhuriyetçilerin düştükleri durum bu cinstendir.

Koşullar Kendilerinden Yanaydı


Doğrusu ben, daha yüksek bir düzey bekliyordum kendilerinden. Öyle ya, İkinci Cumhuriyetçiliğin isim babası olmakla övünen Prof. Mehmet Altan oradaydı. Helsinki Yurttaşlar Cemiyeti'nin Başkanı Doç. Murat Belge oradaydı; Fethullahçı STV televizyonunun aslarından Kürşat Bumin oradaydı; cehaletini bir tür tarafsızlık gibi sergileyerek İkinci Cumhuriyet'i destekleyen komik Prof. Eser Karakaş da cabası. Bütün aslarını alıp geldikleri böyle bir programda, dişe dokunur birkaç fikir olsun ileri süremezler miydi?

Üstelik ekran dışındaki koşullar da tamamen lehlerineydi. Süleyman Demirel, Mcclis'i açış konuşmasında "Çağın icabı" diye başlayarak baştan sona İkinci Cumhuriyetçi programı savunmuştu; iktidar ortağı ANAP'ın Genel Başkanı Mesut Yılmaz uzatılan her mikrofona İkinci Cumhuriyetçi anayasayı okuyordu; çok kısa bir süre önce Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, o meşhur konuşmasını yapacağı Adli Yıl açış törenine, "Bakın Cumhuriyet'in nasıl canına okuyacağım, görün" diyerek, Mehmet Altan'gilleri de yanında alıp gitmişti; İkinci Cumhuriyetçi fikirlere karşı mücadele eden Kemalist Yazar Ahmet Taner Kışlalı daha yeni öldürülmüştü; İstanbul'da AGİT toplanmak üzereydi. Yeni Dünya Düzeninin efendisi, yani İkinci Cumhuriyetçiliğin büyük patronu Clinton, bir haftadan pek kısa bir süre sonra Payitaht'ı şereflendirecekti... İnsan şöyle çıkıp, kendi sahasında oynayan bir futbol takımı gibi cesur ve kararlı, Cumhuriyet'in kalelerini gümbür gümbür dövemez. miydi?

Küçük Davanın Küçük Savunucuları

Nerde? Hiçbirini yapamadılar, incir çekirdeğini dolduracak bir düşünce olsun söyleyemediler.

Mehmet Altan, daha kendi fikirlerini söylerken, yani henüz hiçbir tartışma yokken bile müthiş telaşlıydı, ayıp bir iş yapıyormuş da, her an görünmez bir kuvvet tarafından cezalandırılacakmış gibi bir duygu içindeydi sanki. Sözcükler, Kürşat Bumin'in ağzından köpükler şeklinde çıkıyordu. Bir şeyler anlatmaktansa, anlaşılmadıklarından yakınmayı ve anlamayanlara atıp tutmayı tercih etti. Murat Belge, Monteskiyö'ye ait kuvvetler ayrımı ilkesini Russo'ya mal ettiğinden dem vurarak Mustafa Kemal Atatürk'e "cahil" demeye getirince, sanırız bizim gibi bütün dinleyiciler de, "Bunlar hapı yutmuş" diye düşündüler. İlahi Murat Belge, hangi büyük dava böylesine küçük ortaokul münazarası teknikleriyle ve küçülerek savunulabilir? Ama biz biliyoruz ki, her dava kendine uygun üslupla savunulur ve küçük davaları savunmaya memur edilmiş bilinçler ister istemez daralır, çoraklaşır.

Graham Fuller'in Papağanları

Sonra neydi o afra tafralar, neydi o celal o şiddet? Cumhuriyet'i savunan gençleri dinledikçe Mehmet Altan, sanırız korumalarını çağırmayı bile geçirdi aklından. Kürşat Bumin, artık lafına hâkim olamaz hale gelmişti, Murat Belge'de ise tepki gösterecek hal hiçbir zaman yoklu zaten. İkinci Cumhuriyetçilik ve İkinci Cumhuriyetçiler o gece, devrimci, Kemalist fikir adamlarının ve gençlerin karşısında gerçekten perişan oldular.

Şuradan belli oldu ki, neredeyse medyadaki bütün İkinci Cumhuriyetçiler ve tabii şeriatçı takımı ertesi gün, düğmeye basılmış gibi hep birlikte, Atatürk'e ve o gece programa katılan gençlere karşı saldırıya geçtiler. Moralleri çok bozulmuştu, gece uyuyamamışlar, bir an önce sabahın olmasını dilemişlerdi, nereden çıkmıştı bu marş söyleyen gençler, evet üstelik marş bile söylüyorlardı! Oysa genç dediğin, İkinci Cumhuriyetçi olmalıydı. Çünkü İkinci Cumhuriyetçilik yeni bir fikirdi, "Çağın icabıydı". Böyle, Cumhuriyet'i savunan gençler ortaya çıkarsa kutuplaşma olurdu, bundan da en fazla gençler zararlı çıkardı.

Mrs. Gülay Göktürk, feci bir düş kırıklığı içindeydi, "Bu gençlerde iş yok" diye atmıştı yazısına başlığı; orada da duramamış, genç olan her şeye beddualar ediyordu. Dediğine göre, zaten gençliğe az yaşamış olmaktan başka bir değer atfedilmemesine her zaman karşı çıkmıştı. Zavallı, Amerikancılığın, gencecik bir kızken AFS bursuyla gittiği Amerika'da genlerine işlediğini birkaç sene önce kendisi yazmıştı köşeciğinde.

Böylelerinin gençlere kızmaları son derece doğaldır. Çünkü dünyanın artık yok olma aşamasına gelmiş, en gerici sisteminin temsilcileridirler. Bunlar, ancak papağan gibi tekrarladıkları gerici fikirlerin babası olan Graham Fuller gibilerin huzurunda mutlu olurlar.

Cumhuriyet Devrimi Rüzgârı


Biz şimdi "zavallı", "Mrs" gibi sıfatlarla ve elbette biraz yazıyoruz ya, bu İkinci Cumhuriyetçilerin tüyleri diken diken oluyordur. Bu tür ifadeleri bir tür saldırı gibi gördüklerini biliyoruz, ATV programında en çok bu tür itirazlarda bulundular. Ne de olsa, asilzade olmasalar bile, asilzadelerin kullarıdırlar. Cumhuriyet yurttaşlarının asilzadelere söz söyleyemeyecekleri gibi, kullarına da saygılı davranmaları gerektiğine inanmaktadırlar.
Tabii işin şakası bu.

Gerçeği ise şudur:

İkinci Cumhuriyetçilik fikir minderinde iki cümleyi bir araya getiremeyecek kadar kötü durumdadır, morali bozuktur ve bu yüzden topu taca atmakladır. O ATV programında hangi fikirlerin savunulduğundan daha önemlisi, İkinci Cumhuriyetçiliğin içine sürüklendiği bu durumdur. Türkiye nereye gidiyor sorusuna yanıt arayanlar, 76 yıl önce bir cumhuriyet devrimi yaşayan bu ülkenin kolay teslim alınamayacağını o programa bakarak bile anlayabilirler. Türkiye'de artık Cumhuriyet Devrimi rüzgârı esmeye başlamıştır.

Kaynakça
Kitap: Dönekler
Yazar: Hasan Yalçın
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Medya Nasıl Çökertildi ve Yandaş Yapıldı?

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir