Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kimse 'Türkiye'de Sol Var Mı?' Diye Soramaz

Burada Medya'nın AKP tarafından nasıl çökertildiğini ve nasıl yandaş yapıldığını hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Kimse 'Türkiye'de Sol Var Mı?' Diye Soramaz

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Eki 2011, 03:24

KİMSE "TÜRKİYE'DE SOL VAR MI?" DİYE SORAMAZ

Milliyet gazetesinin eki Gazete Pazar, 17 Ocak 1999 tarihli sayısında iki sayfa üzerine koyduğu kocaman başlıkta diyor ki, "Türkiye'de Sol Var mı? Eğer Varsa Ne Durumda?"

Olamaz böyle bir şey. Gazetecilik adına ayıptır; düşünce hayatımız açısından utanç vericidir. Her sözcükten Sol düşmanlığı fışkırıyor. Bilimsel araştırma değil, ancak psikolojik savaş böyle sorular imal eder. Sorunun almak istediği cevap, zaten kendi içinde var. "Türkiye'de Sol'un varlığı bile tartışmalıdır", verilmek istenen izlenim budur. "Eğer varsa" imiş! Aslında Türkiye'de Sol yok da, hani cahil birisi çıkar "var" derse, gazetecimiz, onu da şimdiden "ne durumda?" sorusuyla mahcup etmeye hazırlanıyor.

Ama bitmedi, gazete soruyu yanıtlaması için bir de jüri oluşturmuş. Ama ne jüri, sanırsınız Amerika'dan ithal edilmiş.

Şu isimlere bakınız:

Ömer Laçiner, Ertuğrul Kürkçü, Nur Vergin, Taha Akyol, Çağlar Keyder, Oral Çalışlar, Ahmet İnsel, Fuat Keyman, Ergin Cin-men, Bülent Somay, Ali Bayramoğlu, Ayşe Kadıoğlu, Tanıl Bora...

Ve sıkı durunuz, bunlar, "Ülkenin önde gelen aydınları" imiş! Yazıyı hazırlayan Ç. Begüm Soydemir Hanımefendi, Sol'u yargılama heyetine bu sıfatı uygun bulmuş. Neyin önünde ve nereden geliyorlarmış? Orası meçhul. Savaş dilinde "bıçağı bilemek" de denir bu yönteme, "kazığı yağlamak" da denir. Saldırtacağınız adamları göklere çıkaracaksınız ki, saldırı etkili olsun! Heyetin seçimi Sol düşmanlığının bir başka kanıtıdır.

Sol'u birazcık bilen birine, "Bir dönekler listesi yap" deseniz bu isimlerden çoğunu alt alta hemen yazar. Tamamına yakını, bir zamanlar şurada burada solculuk yapıp, 145 dereceden 180 dereceye kadar dönmüş; döndükten sonra ödüllendirilip medyanın şurasına burasına yerleştirilmiş, kimi Kanal 7'nin, kimi Yeni Şcıfak'm mensubu haline gelmiş kişiler. Heyetin, Cengiz Çandar, Murat Belge, Hadi Uluengin ve Şahin Alpay gibi sadece birkaç eksiği var. Gazete tartışmayı sürdüreceğini söylediğine göre, belki bu hafta eksikleri giderecektir.

Küçük değil, büyük ayıptır bu. Türkiye aydınının köküne kıran mı girdi? Sol'u soracak adam mı bulamadınız? Ama merak edilen Sol'un durumu değil tabii, Sol'u karalayacak adam aramakta.

Vaaz başlıyor, "önde gelen" yargıçlardan biri alıp biri bırakıyor ve akılları sıra Sol'un canına okuyorlar. Dediklerine bakılırsa, CHP sol değilmiş, DSP hiç sol değilmiş, İşçi Partisi ise "devletçi" bir parti, "düzen partisi" imiş. Bu beylere beğendirmek için solcuyu Amerika'dan getirmek gerekiyor.

Ciddi olarak söylüyoruz bunu. Nitekim Sol'u küçümsemeyi Amerika'dan öğrenmişlerdir. Birçoğu 1980 öncesinde Türkiye'de devrimi Sovyetler Birliği'nin yapıvereceğine inanıyordu; Sovyetler dağılınca, Gorbaçov'larla birlikte, beyinleri Washington'a taşındı. Kafa olarak, vicdan olarak, tabii cüzdan olarak Yeni Dünya Düzeni'nin adamı oldular. Gazete Pazar'daki demeçlerinde kendi ağızlarıyla söylüyorlar bunları üstelik, açık açık globalizmi savunuyorlar.
Yepyeni bir tiptir bu, kafa karıştırmaya, Sol'a saldırmaya, psikolojik savaşa memur edilmiştir. Utanması, arlanması yoktur. "Düzen dişilik" çalımı atar ama, en hayâsız düzen medyasının mutfağından beslenir. İşçi Partisinin lideri Haymana Cezaevinde yatarken, İP'yi "düzen partisi" ilan eder.

Söylediklerine bakınız, "Bir kısım sosyalist grup Stalin dönemi sosyalizminin tutuculuğundan kopamamış"; "28 Şubat 1997'den bu yana siyasal alan iyiden iyiye daralmış"; "70'lerin o emperyalizmin karşısına azgelişmiş ülkeleri çıkaran ve reçetenin ne olduğunu bildiğini düşünen sol hareket dönemi aşılmış durumda"ymış; "globalleşme süreçlerinin yarattığı olguları kendi siyasal söylemine sokmuş bir demokratikleşme söylemi kuracak bir sol söyleme ciddi bir gereksinim duyulduğu bir dönemde"ymişiz; "Laiklik ve Kürt sorunu konu-sunda ülkemizde yalnızca devlet görüşü bulunmakta"ymış; "Türkiye'de solun hiçbir türünü ciddiye almıyor"larmış; "Etyen Mahcupyan gibi, Erol Katırcıoğlu gibi, Kürşat Bumin (Yeni Şafak yazarı) gibi insanların ürettikleri fikirler" dinlenmeliymiş; "ÖDP parlamento dışı solda dikkat çekici bir seçenek haline gelecek"miş...

Lakırdı bol, içerik Amerikancı. Özellikleri böyledir, eksenleri kayıktır. Sağ'ın göbeğindedirler. Dolayısıyla solları da sağdır, sağları da sağdır. Çoktan unutmuşlardır ki, 19. yüzyılın sonundan beri, yani emperyalizm çağında Sol'la Sağ'ı ayıran eksen, emperyalizme karşı tavırdır; demokrasi, insan hakları, ulusal sorunun çözümü, sosyal adalet, yani küçük ve büyük, ezilenlerin bütün taleplerinin elde edilmesi artık emperyalizme karşı mücadeleye bağlıdır.

Ama bunlar, yönlerini Amerika'ya, dünyanın en büyük emperyalistinin çıkarlarına göre belirledikleri için iki gazete sayfası lafın içinde emperyalizme karşı tek cümle yok. Bağımsızlık davasından nefret ettikleri belli. Demokratlıklarının ölçüsü irticaya özgürlük; emperyalizmin yedeğinde ortaçağa kapılanmışlardır.

"Türkiye'de Sol Var mı?" diye soruyor gazete. Hem de nasıl var, hem de ne kadar büyük! Öyle olmasaydı sen o soruyu ortaya atar miydin hiç? Sol olmasaydı, büyük olmasaydı bu bizim medyamız, Sol'u karalamak için zerre kadar emek, bir damla mürekkep harcamazdı.
"Türkiye'de Sol Var mı?" imiş!

Türkiye'de Sol yoksa o kadar dönek nereden çıkmış? Ve o dönekler, neden o kadar hırslı ve kindardırlar? Biliriz biz bu tipi, olmayan şeye kızmayacak kadar enerji tasarrufunu, patronlarından öğrenmiştir.
"Eğer varsa ne durumda?" imiş!

Meraklanmayın baylar ve bayanlar, Sol'un durumu çok çok iyi, elli yıldır hiç olmadığı kadar iyi.
Nasıl iyi olmasın ki, bu ülkede on yıldır işçi kitleleri "Kahrolsun IMF, bağımsız Türkiye" sloganıyla yürümektedir; köylü yığınları özelleştirme müsteşarlarının yönetimindeki Ankara'yı, yeniden Türkiye'nin başkenti haline getirmek için harekete geçmektedir, şimdi artık, on yıl önce adı sanı bile olmayan bir kamu çalışanları hareketimiz vardır; ve tabii 28 Şubatla birlikte Türk Ordusu yeniden Cumhuriyet Devrimi mevzilerine girmiştir. Bu büyük gelişme siyaset düzlemine mutlaka yansıyacak; DSP, CHP, İP ve Altı Ok programını benimseyen bütün Cumhuriyet Devrimi kuvvetleri güç-birliği yaparak iktidar olacaktır. Kaçınılmazdır bu, bilimsel gerçektir, Sol'un iktidar dönemi başlamaktadır. Gazete Pazar'ın topladığı dönekler heyetinin morali işte bu sebeple bozuktur.

Özetle, kimse Türkiye'de Sol var mı? diye soramaz. Sorarsa, ya aptaldır ya da Sol düşmanı.

Kaynakça
Kitap: Dönekler
Yazar: Hasan Yalçın
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Medya Nasıl Çökertildi ve Yandaş Yapıldı?

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir