Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Dönmenin Fiziksel Yasası

Burada Medya'nın AKP tarafından nasıl çökertildiğini ve nasıl yandaş yapıldığını hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Dönmenin Fiziksel Yasası

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Eki 2011, 03:21

DÖNMENİN FİZİKSEL YASASI

Eski Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşarı İlhan Kesici yan şaka yarı ciddi "Birader, soldan gelen arkadaşlar, liberalizmde bizi bile sollayıp geçiyorlar" diye yakınmıştı. Kendisi de 1960'larda üniversitede okumuştu. O zamanlardan beri sağdaydı. Ama keskin solculuk yaptıktan sonra sağa geçenlerdeki sağcılaşma hızını anlayamıyordu.

Adamlar dönüyorlar, karşı tarafın en ucuna kadar gidiyorlar, hesabı da bizden soruluyor! İyi mi?
Sonra üzerinde düşündüm. Devrimciliği bırakıp karşı tarafa geçenlerin en tanınmışlarını, daha az tanınmışlarını gözümün önüne getirdim.
Bir Cengiz Çandar'ı veya bir Hadi Uluengin'i düşününüz şimdi.

Adamlar komünizmi bir saniye olsun akıllarından çıkaramıyorlar. Küfrettikçe hırslanıyorlar ve küfretmek için yeni sözcükler öğreniyorlar. Yavuz Gökmen geçenlerde "Hepimiz Amerikan vatandaşıyız" diye yazıyordu. Ar damarı çatlamayagörsün insanın.

Ama sadece onlar değil. Döndükten sonra düzenin şu veya bu partisine geçenlerden büyük çoğunluğu, o partilerin sağ kanadında yer alıyorlar. Güncel olduğu için SHP'ye baktım. Karayalçın'ın çevresinde bu türden epeyce tanıdık var.

Geçenlerde "Marksist Marksistken değerlidir. Döndüğü zaman kimsenin işine yaramaz" diye yazmıştım. CHP'li Ali Dinçer'in hoşuna gitmiş; "çok doğru" diyordu. "Dikkat edin, sizin partinizin önemli yerlerinde de böyleleri var" yanıtını verdim. CHP'dekilerin de hayırlı bir rol oynamadıklarını biliyorum.
Kesici'nin saptaması doğru. Peki açıklaması nedir bu durumun?

Çok basit.

Hareket halindeki bütün cisimlerin bir fren mesafesi ve fren süresi vardır. Bu mesafe ve süre nesnenin hızına, hareket ortamındaki sürtünme kuvvetlerine, fren gücüne göre değişir. Kayak yarışlarında herkes izlemiştir. Kayakçı tepeden hızla iner, kayağına uygun biçimi verdiği halde durması gereken yeri geçip gider. Epeyce ötede, hatta başkalarının yardımıyla durabilir. Dikkat! Kendisini durdurmak isteyenleri de biraz sürükler.
Şimdi Marksizminin zirvesinden aşağıya doğru kaymakta olan birini düşünün; örneğin aşağıda onu İlhan Kesici beklemektedir. "O kadar da değil" diye kolundan tuttuğunda Kesici'yi de biraz daha sağa doğru götürecektir. Kesici, "Bizi sollayıp geçiyorlar" dediğine göre, onların kolundan tutmuyor da, öylesine seyrediyor demektir.

Ben buna, dönmenin fiziksel yasası diyorum.

Fiziksel hareketin yasaları, ideolojik hareketin yasalarına benziyor. Rastlantı değildir bu durum. Benim yakıştırmam veya bir pazar yazısı fantezisi de değil. Düşünce, ideoloji, maddi dünyanın insan beynindeki yansımasıdır. Marx'ın deyişiyle, insanın insan beynindeki yansımasıdır. Maddi dünyadaki hareket düşüncedeki hareketin temelini oluşturur. Dolayısıyla, ideolojik dönme ve kayma hareketleri maddi dünyadaki karşılıklarına uygun bir süreç izlerler.

Tabii başka yönleri de var işin. Bir Marksist, dünyanın ve toplumun gelişim yasalarının bilgisine sahip insandır. Ama aynı zamanda bir devrimci vicdan taşır. Bilgisini ve yaşamını insanlık için güzel bir geleceğe adamıştır. Dolayısıyla o, geleceği kurabilecek olan sınıfların, yani işçi sınıfının ve emekçilerin adamıdır. İşte o Marksist, vicdanını yitirdiğinde geriye bilgi sahibi bir adam kalıyor. Vicdansız ve bilgili!

Vicdan kararmaya başladığında tepeden aşağı yuvarlanma da başlıyor. Artık bilginin emekçi sınıflar aleyhine kullanılması söz konusudur. Hem de ne bilgi. Derya! Adam, kapitalizmle mücadele etmiş o güne kadar. Şimdi kapitalizmi uygulayacak. Ve biliyoruz ki, insan karşı olduğu şeyleri daha iyi öğrenir.

Yani dönenler sadece vicdansız değildirler. Kapitalizmi de iyi bilirler.

Dev-Yol kökenli bir devrimciyle bir Aydınlıkçının tartışmasını hatırlıyorum. Dev-Yol'cu en sonunda, "Sizden daha çok dönek çıktı" demişti. Aydınlıkçı biraz şaşırır gibi oldu, sonra "görünüşte öyledir o" diye yanıt verdi. "Görünüş" meselesini de hani oldukça hoş bir şekilde açıkladı. Dediğine göre devrimciliği bırakmış eski Aydınlıkçılar özellikle medyada boy göstermişlerdi. Şöyle bir göz atıldığında, hemen hemen her televizyonun, her gazetenin ya başında ya da köşelerinde dönmüş Aydınlıkçılara rastlanabiliyordu. "Sizin dönekler ise" dedi Aydınlıkçı "daha çok CHP belediyelerinden büfe aldılar, bilemedin dersane veya sigorta şirketi çalıştırıyorlar; meşhur olmadıkları için de göze batmıyorlar". Dolayısıyla bu tablo olsa olsa, zeki ve birikimli insanların Aydınlık'ta toplandıklarını gösteriyordu; nitekim devrimciliği bıraktıklarında da düzen içinde en yükseklere çıkıyorlardı. Şaşırma sırası Dev-Yolcu'daydı. Ama o da bir yanıt buldu. Reklam sektörünün zirvesinde eski Dev-Yol'cular vardı ve reklam da az zekâ gerektirmezdi herhalde. Ama işte onlar medyadaki dönekler kadar meşhur olamıyorlardı. Tartışmanın sonunda iki devrimci, yanlışın farkına varıp, dönekler üzerinden grupçuluk yapmama konusunda anlaşmışlardı.

O değil de, konunun bir başka yönü var ki, bütün düşünürleri meşgul etmiştir. Dönenler devrimciliğe niçin bu kadar şiddetle karşı çıkıyorlar. Nitekim, Troçki'nin de "en azılı komünizm düşmanları dönmüş komünistlerdir" anlamında bir saptaması var. Aydınlıkçılardan dönenlerin, örneğin bir Hadi Uluengin veya Cengiz Çandar'ın Troçki'nin "azılı" lafını fazlasıyla hak ettikleri de kesindir. Dev-Yol'dan dönenlerin ne kadar azılı olabilecekleri konusu sanı-rım yazının sonunda açıklık kazanır. Belki meşhur olmadıkları için onlar değil de, Aydınlık'tan ayrılanlar geliyor akla önce. Ne olursa olsun, dönenlerin niçin ortalarda bir yerde, örneğin sosyal demokraside durmayıp da en zıt noktaya, diyelim şeriata, faşizme gittiklerinin bir açıklaması mutlaka olmalı değil mi?

Açıklayıcı yasayı keşfetmiş olmayı çok isterdim. Ama buluş Doğu Perinçek'e ait ve oldukça da basit.

Şöyle:

Düşüş hızı, yükseklikle orantılı olarak artar.

Bir dağ düşünelim, Ağrı gibi, Erciyes gibi; isterseniz Everest gibi olsun. Dağın tepesinden yuvarlanan bir taş, ortalardaki bir ağacın yanında durabilir mi? Değme fren bu mucizeyi gerçekleştiremez. Taş derenin derinliklerine doğru yuvarlanıp gidecektir.

Siyasal akımları da böyle bir yükseklik sıralaması içinde ele alabiliriz. Dağın zirvesine Bilimsel Sosyalizm'i yerleştirmek doğaldır, kime sorsanız böyle yapar. Düşmeye başlayan sosyalist adam, o taşın serüvenini yaşıyor. Ortalarda sakin sakin durmakta olan sosyal demokrat, diyelim, tam yanından geçerken ona bağırdı, "Hooop ne cehenneme gidiyorsun?" O düşüş hızıyla cümlenin tamamını bile duyamayacağı kesindir.

Kaynakça
Kitap: Dönekler
Yazar: Hasan Yalçın
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Medya Nasıl Çökertildi ve Yandaş Yapıldı?

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir