Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Habercilik Mi Medyanın Sefaleti Mi?

Burada Medya'nın AKP tarafından nasıl çökertildiğini ve nasıl yandaş yapıldığını hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Habercilik Mi Medyanın Sefaleti Mi?

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Eki 2011, 16:11

HABERCİLİK Mİ MEDYANIN SEFALETİ Mİ?

Bu Ülkede Tek Gazete Mi Çıkıyor?


Bir ikisi dışında bırakılırsa eğer, gazetelerin bazı günlerde çıkan sayıları neredeyse aynıdır. Biraz uzak ve eski örnekler de olsa, isterseniz 24 Eylül 2004 tarihinde yayımlanan gazeteleri ele alalım. Çünkü o tarihte çıkan gazeteler sözünü ettiğim olgu için en iyi örneği oluşturuyorlar.

O gün gazeteler neredeyse aynı başlıkla çıktı;

"Yolumuz açıldı"! Nihayet, günlerdir Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkilerini kilitleyen 'zina' sorunu aşılmış, Başbakan R. Tayyip Erdoğan'ın Brüksel ziyaretinde pürüzler giderilmişti. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) ikna kabiliyeti yüksek lideri Avrupalıların derin kuşkusunu aşmıştı. Hal böyle olunca, giderek mistik bir güce dönüşen "piyasalar" hemen bu "olumlu" gelişmeye tepki vermiş, borsa tavan yapmıştı.

Mümtaz köşe yazarları o günlerde, "Peki neler oldu?" sorusunun yanıtını arıyordu. Bu soruya tatmin edici ve akılcı bir yanıt bulamadıkları için, olay, "irrasyonel" bir gelişme olarak değerlendirilip unutulmaya terk ediliyordu. Şu tuhaf 'zina' tartışması (zina yapana hapis cezası verilmesi için AKP'liler o sırada tartışıyordu) başbakanın AB'ye efelenmesi filan bir yol kazasından ibaretti. Henüz Doğulu özelliklerini aşamamış tipik Türk politikacısı tavrıydı ve bu nedenle abartmaya, uzatmaya ve "küçük" politik hesaplarla bu konu üzerinde tepinmeye gerek yoktu.

[b]1. Medyatik 'Birlik Beraberlik' Ruhu[/b]

Hayat alanlarını iktidarlara yakın olmak üzerine kurmuş çok satışlı tekel medyasının bu sorunun sahici yanıtını vermesi mümkün değildi. Mümkün değildi çünkü o tarihlerde (Eylül 2004) Almanya'nın 4,5 milyon tirajlı gazetesi Bild, Başbakan Erdoğan'ın Brüksel ziyareti öncesinde Türkiye'nin önde gelen gazetelerinin genel yaym yönetmenlerine bir soru sorarak, medyanın genel eğilimini tespit etmek istemiş ve herkesten aynı yanıtı almıştı.
Soru basitti, "Erdoğan reformcu mu, gizli bir İslamcı mı?"

Karmaşık bir sorunu aşın basitleştirmesi nedeniyle bu soru'nun kendisinin yanlış olduğunu şimdilik bir tarafa koyalım. Araştırmaya katılan Hürriyet, Milliyet, Sabah, Radikal, Akşam, Zaman, Yeni Şafak ve Referans gazetelerinin genel yayın yönetmenleri, hep birden Başbakan Erdoğan'ı tereddütsüz şekilde "Reformcu" olarak tanımlamışlardı. Bu isimlere bir dizi genel yayın yönetmeni daha (örneğin Tercüman, Vatan, Türkiye, Takvim, Posta, Güneş vb.) eklenebilirdi. İnanılır durum değildi.

Bir genel yayın yönetmeni, bir ülkenin başbakanını, siyasal kadrosunu ve uyguladığı politik programı "reformcu" olarak değerlendirebilirdi. Ancak, o ülkenin toplam gazete tirajının neredeyse yüzde 90'mı temsil eden bu isimlerin, geniş yorum alanına sahip politik bir soruya hep birlikte aynı yanıtı vermesi, ör-neğine kolay rastlanabilecek bir durum değildir.

Demokratik görünümlü totaliter rejimlerde, toplumu kuşatma ve akılsızlaştırma görevini üstlenen basının dışında böyle bir şeyin olması imkânsızdır. Çoğulculuk, demokrasi ve fikri çeşitlilik ile bu durum açıklanamazdı.

2. Ormanda Öten Kuş!

Fotoğraf son derecek nettir; Bild Gazetesi'nin yaptığı yoklama, aslında herkes tarafından bilmen ve fakat sarsıcı olduğu için yüksek sesle ifade edilemeyen bir gerçeği, reddedilemeyecek bir somutlukla ortaya çıkarıyordu. Abartılı bir yuvarlamayla, toplam yüz elli bin civarındaki tirajı ( o günlerdeki Cumhuriyet, Birgün, 0. Gündem, Evrensel, Milli Gazete, Ortadoğu gazetelerinin toplam satışı) bir kenara koyduğumuzda, bu ülkede yaklaşık üç yıldır gerçekte tek gazetenin çıktığını söyleyebiliriz. Aynı şekilde, izlenme oranı yüksek televizyon kanallarında da aynı haber bülteninin hazırlandığım ileri sürmek, artık parlak bir tespit olmaktan çıktı.

Ne yazık ki, iyi niyetli ve özverili bazı çabalara karşın bu medya kuşatması 30 yıldır kırılabilmiş değildir. Gazetecilik etiği ve kimliğinde büyük bir kayma yaşandığını da hatırlarsak eğer, var olan yayınların içinden (kimi tekil ve iyi örnekler dışında) bir 'özgürlük' penceresi açmak da son derece güçtür. Bu kuruluşlarda yüzlerce nitelikli gazeteci olmasına karşın durum böyledir.

Artık bir klişe haline gelen kavramla belirtirsek, şu "iletişim çağı" denen dönemde, aynı silahlara sahip olmadan bu ideolojik kuşatmayı yarmak çok zordur. Ülkenin ve toplumun en önemli aktüel sorunu budur. Bağımsız gazete ve televizyonları çoğaltmak, onları güçlendirmek ve etkin hale getirmek gerekmektedir.

Ne diyor iletişim guruları;

"Bir ormanda öten kuşun sesini bir televizyon kanalı yayımlamamış ya da bir gazete yazmamışsa, o kuş ötmemiş demektir". Evet, aynen böyle; kuş ötmemiş demektir. Acımasız, dışlayıcı ve kıyıcı...

3. Akıl Tutulmasının Araçları

Toplum, sistemin en önemli ideolojik aygıtları olan medya ve eğitim kurumları aracılığıyla adeta alıklaştırılıyor. Bir akıl tutulması yaşıyor toplum. Bilimsel bilgiye ve insan aklına karşı sistematik bir saldırı sürdürülüyor. Özgür akıl kuşatılıyor ve teslim alınmaya çalışılıyor. Yeni bir Ortaçağın kapısından içeri itiliyor insanlık.

Süper Lig kulüpleri rakipleri için büyü yaptırıyor, kale arkalarından tavuk bacakları çıkarılıyor. Büyücüler televizyon programlarına davet edilip hararetli tartışmalar yapılıyor. Kimsenin sesi çıkmıyor. Ormanda öten kuşlara mikrofon uzatan da yok artık.

İşte bu duruma itiraz etmek ve bir şeyler yapmak gerekiyor. Unutulmamalı ki, güçlü bir seçenek yaratmak, diğerlerini de daha "dengeli" davranmaya zorlayacak ve bir hegemonya alanı yaratacaktır. Bunu üç kez denemiş bir gazeteci olarak belirtmeliyim ki, böyle bir seçeneği yaratmak zor değildir; sadece ortak akıl, irade ve biraz da cesaret gereklidir, o kadar.

Orson Welles'in dediği gibi, "Yalanın evrensel olduğu bir zamanda, gerçeği söylemek devrimci bir eylemdir." Evet, sadece gerçeği. Ne dersiniz?

24.9.2004 /BIA

Kaynakça
Kitap: MEDYA NASIL KUŞATILDI? Emin Çölaşan-Aydın Doğan Tartışması ve Medyanın Ekonomi Politiği
Yazar: MERDAN YANARDAĞ
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Medya Nasıl Çökertildi ve Yandaş Yapıldı?

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir