Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Satılık Gazeteciler!

Yükselen İktidar Aygıtı: Medya

Burada Medya'nın AKP tarafından nasıl çökertildiğini ve nasıl yandaş yapıldığını hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Satılık Gazeteciler!

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Eki 2011, 16:09

'SATILIK GAZETECİLER!'

Doğan Medya Grubu'nun sahibi Aydın Doğan'ın 23 Ekim 2003 tarihinde yaptığı ünlü basın toplantısı, birçok bakımdan ibret vericiydi. Aydın Doğan'ın toplantıda söyledikleri gazetelerde geniş şekilde yer aldı. Gel gelelim, kendisiyle kavgalı olan medya gruplarının "saldırgan" eleştirileri (!) dışında konunun esasına giren tartışmalar, birkaç iyi örnek dışında yapılmadı, yapılamadı. Ne yazık ki, sorun, basın ve basın etiği düzleminde değil, daha çok banka batırma, kredi dolandırıcılığı ve borç erteletme ekseninde ele alındı.

Aydın Doğan'ın bu basın toplantısında söylediği ve doğru olan bir şey yok muydu? Aydın Doğan'ın, basında çok sayıda "tetikçi ve kiralık" gazeteciler olduğunu iddia ettiği bölüm kesinlikle doğruydu. Bu sözler çok gürültü kopardı. Haksızlık etmemek lazım; Doğan, herkes tarafından bilinen büyük bir sırrı, en yetkili ağız olarak açıkladı o kadar. Basın toplantısında Akşam Gazetesi muhabirinin ısrarla, bu gazetecilerin kim olduğunu sorması üzerine, Doğan'ın verdiği yanıt ise açıkça bir haksızlıktı! Doğan, "Ben bunları teker teker söyleyemem, ama bunlardan sizin grupta çok var" demişti. Oysa "tetikçi ve satılık" gazeteci her yerde var.

1. Yükselen İktidar Aygıtı: Medya

Aydın Doğan Türkiye'nin en büyük basın tekelini yönetiyor. Medyanın yüzde 5 5'ini kontrol ediyor. Gazetecilik ve televizyon yayıncılığı dışında enerji sektöründen ticaretin birçok alanına, sanayicilikten tarım işletmeciliğine kadar hemen her sektörde iş yapıyor. Dogan'ı büyüten gazete patronluğu oldu. Dünyanın içine girdiği yeni dönemde -ki buna iletişim ve bilgi çağı da deniyor- medyanın yükselen bir iktidar aygıtı olduğunu gören Doğan, bu alana yatırım yaptı ve medya sayesinde dokunulmazlık kazandı.

Aydın Doğan, palazlandıktan sonra ilk iş olarak basında sendikayı tasfiye etti. Bu kitabın önsözünde de belirttiğim gibi, gazeteciyi ve haberi görece güvence altına alan 212 sayılı Fikir İşçiliği Yasası'nı işlevsiz hale getirdi.

Gazetecinin ve haberin güvencesi ortadan kalktı. Haksızlık yapmayı göze alarak belirtebilirim ki, geriye, gazetecilik konumunu ve etiğini savunamayan, haklarını arama iradesinden yoksun ve ancak bireysel ilişkileriyle ayakta kalabilen/tutunabilen -ki bu ilişkiler bazen gazete patronuna ve üst yönetimine yakın olmak şeklinde gelişebildiği gibi, bazen de o günkü iktidara yakınlık olarak da şekillenebilir- bir gazeteci tipi çıktı ortaya.

2. Suçlu Sadece Doğan mı?


Peki, bu tablonun tek suçlusu Aydın Doğan ve diğer gazete patronları olabilir mi? Benim yanıtım; kesinlikle hayır olacaktır. Çünkü dünyanın en keyifli mesleklerinden biri olan, "vitrinde yer alan" ve insanın yaptığı işe yabancılaşmadığı ender çalışma alanlardan biri durumundaki gazetecilik, bu ülkede "bireysel" bir iş olarak algılandı. Mesleki dayanışma ve örgütlülük reddedildi. Aydın Doğan, bazı gazeteci arkadaşlarımızın eline noter paralarını tutuşturup sendikadan istifa etmeye gönderdiğinde, buna itiraz edenlerin sayısı çok azdı. İtiraz edenler ise işlerinden atıldı ve bir bölümü bu mesleğin dışına düşürüldü.

Bu nedenle, Aydın Doğan'ın söyledikleri önemli. Çünkü "tetikçi ve satılık" gazetecilerin sayısını en iyi bilebilecek birkaç kişiden biri Doğan ve üst düzey yöneticileridir. Her zaman ve her dönemde "tetikçi ve satılık" gazeteciler olabilir. Ancak, Türk basınının güncel sorunu bu değil; sorun bu kişilerin sayısının artık Aydın Doğan'ı bile rahatsız edecek düzeye ulaşmasıdır.

3. Gazetecinin Dramı

Şimdi, soruna bir de tersinden bakalım; eğer kendisini satmaya ve tetikçilik yapmaya hazırlamayan gazeteciler olmasaydı, Aydın Doğan bu kadar rahat konuşabilir miydi? Sorun biraz da bu değil mi? Medyaya radikal bir demokratik müdahaleyi gerçekleştirmeden, basının sermaye bileşimini değiştirmeden bu sorun aşılabilir mi? Basında bir örgütlenme bilinci ve dayanışma ruhu oluşturmadan bu mesleğin itibarı iade edilebilir mi?
Hayır.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bile 3 Ekim 2003 tarihinde çok ilginç bir tespit yaptı; söyledikleri özetle şöyleydi:

"Teknik imkânı zengin, insan kalitesi fakir bir medya ile çağdaş seviyeye ulaşamazsınız."

Bu sözler, R. Tayyip Erdoğan bile söylese kesinlikle doğru. Doğru çünkü Türk medyası dünyanın en modem teknik alt yapısına sahip ama ürün kalitesi ise tam tersine çok düşük. Gazetecilerin bilgi birikimleri, uzmanlaşmaları ve genel olarak eğitimleri acınacak durumda. Böylesine önemli ve "stratejik" bir işkolunda, gazetelerin asıl taşıyıcı gücü olması gereken muhabirlerin ücretleri düşük. Bazılarının sosyal güvencesi bile yok.

4. Makine mi İnsan mı?

Dünyada, gazetelerde bilgisayar teknolojisinin ilk kez kullanıldığı ülkelerden biri de Türkiye'dir. Dinç Bilgin, henüz İstanbul'a gelip Sabah Gazetesi'ni kurmadan önce İzmir'de, Yeni Asır'da (1980'lerin başları) dünyanın en ileri teknolojisiyle gazete üretiyordu. Ancak, sanıldı ki, ileri teknoloji ile en iyi gazete çıkarılabilir.

Oysa gazeteci yarı sanatçı demektir. O bir parça edebiyatçı, çokça yazar, biraz politikacı, tarihçi ve ekonomisttir. Yani, gazete üretimi entelektüel bir süreçtir. Ve gazete üretimi, başka hiçbir işkolunda olmadığı kadar insana, onun birikimine ve yeteneklerine bağlıdır. Her sayfa onların imzalarıyla çıkar.

Bu imza, maalesef bugün ucuzlamıştır.
İşte, necip Türk medyasının temel sorunu budur. Ve tek suçlu asla Aydın Doğan değildir, olmayacaktır da.

31. 10. 2003 /BIA

Kaynakça
Kitap: MEDYA NASIL KUŞATILDI? Emin Çölaşan-Aydın Doğan Tartışması ve Medyanın Ekonomi Politiği
Yazar: MERDAN YANARDAĞ
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Medya Nasıl Çökertildi ve Yandaş Yapıldı?

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir