Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Hikmet Çetinkaya'nın Türk Medyası Hakkında Düşünceleri

Emin Çölaşan-Aydın Doğan Tartışması - Bölüm 8 - E.Çölaşan-A.Doğan-F.Altaylı-T.Özkan

Burada Medya'nın AKP tarafından nasıl çökertildiğini ve nasıl yandaş yapıldığını hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Hikmet Çetinkaya'nın Türk Medyası Hakkında Düşünceleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 12 Eki 2011, 01:20

Hikmet Çetinkaya'nın Türk Medyası Hakkında Düşünceleri
Emin Çölaşan-Aydın Doğan Tartışması - Bölüm 8 - E.Çölaşan-A.Doğan-F.Altaylı-T.Özkan


Programın son turunda Cumhuriyet Gazetesi yazarı Hikmet Çe-tinkaya tartışmaya katıldı. Çetinkaya, hem "Emin Çölaşan Olayını değerlendirdi hem de medyanın içinde bulunduğu durumu, kendi bakış açısından sorguladı.

Cumhuriyetin etkili yazarlarından Çetinkaya, tarikatların medyadaki etkisi üzerinde durdu ve bu alandaki tehlikeye dikkat çekti.

1. 'Medya İlk Kez Böyle Sorgulanıyor'

MERDAN YANARDAĞ: İyi akşamlar Sayın Çetinkaya. İyi geceler demek daha doğru herhalde.

HİKMET ÇETİNKAYA: iyi sabahlar diyeyim. Programınız tabii ki çok iyi geçiyor. Merhaba Emin, merhaba Merdan.

MERDAN YANARDAĞ: Çok teşekkürler. Programı izlediniz zannediyorum, bir kez de sizinle değerlendirelim istiyorum. Medyadaki tekelleşme açık. Medyanın % 55'e yakınını bir grup elinde tutuyor. Hükümetin medya üzerindeki denetimi açık, en büyük grubu belli ki rehin almış durumda, sektör dışı faaliyet-leri nedeniyle. Sabah Grubu'na ise Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) eliyle hükümet el koydu. (Daha sonra Sabah Grubu TMSF tarafından AKP'ye yakın olan Çalık Holding'e kamu bankalarından alman krediler ve Katar Emiri'nden sağlanan kaynakla satıldı.) Dolayısıyla medyanın hemen hemen % 80'ini kontrol ediyor hükümet bu durumda.

22 Temmuz seçimlerinden sonra AKP'nin ikinci kez ve büyük çoğunlukla iktidara gelmesinin ardından Emin Çölaşan Hürriyet Gazetesi'ndeki işinden çıkarıldı. Bu konuyu, bu programda çok yönlü bir biçimde tartıştık. Sayın Aydın Doğan da yayınımıza katıldı ve kendi görüşlerini seyircilerimizle paylaştı. Bir iktidar baskısı olmadığını, Sayın Çölaşan'la daha öncesine dayanan bir üslup anlaşmazlığı bulunduğunu ve sorunun oradan kaynaklandığını söyledi. Hatta Başbakan Erdoğan'ın bir televizyon kanalında yaptığı konuşma üzerine, daha önce verdiği kararını da (işten çıkarma kararını) geri çektiğini ileri sürdü, Sayın Doğan.

Fakat ortada da bir tablo var. Örneğin Fatih Altaylı programımıza katılarak, Çölaşan’ın kitabında yazdıklarının hemen hemen tamamının doğru olduğunu, hatta eksiklerinin bulunduğunu belirtti. Hatta Altaylı, kendisinin de İstanbul'da birçok olaya tanık olduğunu söyledi. Sayın Altaylı'nın verdiği bilgiler, bir an-lamda Emin Bey'in söylediklerini tamamladı.

Siz, iktidar-medya ilişkilerinin geldiği bu aşamayı özgürlükler ve demokrasi için bir tehdit olarak görüyor musunuz? Değerlendirmeniz nedir?

HİKMET ÇETİNKAYA: Sevgili Merdan başından beri izliyorum. Aydın Bey'i de izledim, Fatih'i de izledim, Orhan Erinç'i de izledim, Tuncay'ı da izledim. Ve Emin'in kitabı hakkında yazacağımı söylemiştim, fakat Frankfurt'a gitmek durumda kaldım, yazamadım. Kitabı da giderken okudum, bir de dönerken okudum. Emin Çölaşan'ı yıllardır tanırım. Yaklaşık 30 yıldır ar-kadaşımdır, dostumdur. Mert, yürekli, cesur ve ne denir, alnının akıyla dolaşan gazetecilerden biridir. Yazdıklarının hepsi doğru. Emin yazdıysa doğrudur zaten, Emin belgelerle yazar. Yani Emin elinde belge olmadan hiçbir şeyi bugüne kadar yazmamıştır. Aydın Bey'i dinlerken bazı anılarım aklıma geldi. Örneğin Aydın Bey, benim bildiğim Aydın Doğan bir yurtseverdir, laik demokratik cumhuriyetin yanındadır. Baskıları, ülkede ne olup bittiğim bilir. Örneğin yıllar önce NTV'de Başbakan Tansu Çiller'le bir tartışması olmuştu hatta.

MERDAN YANARDAĞ: Göğüs göğse bir tartışma evet... O tartışmayı çok yakından izledik.

HİKMET ÇETİNKAYA: Telefonla bağlanmıştı ve ben de ertesi gün Aydın Bey'in tavrını destekleyen bir yazı yazmıştım ve sabah sabah beni aramıştı. Şimdi düşünüyorum, acaba 22 Temmuz seçimlerinden AKP % 47 oyla sandıktan çıkmasaydı da bir hükümet ortaklığı olsaydı, CHP ile MHP koalisyon yapsaydı Aydın Bey Emin'i gazeteden atar mıydı? Hiç sanmıyorum. Biraz önce Tuncay da değindi, İslam faşizmi geliyor diye. İslam faşizmi gelmiş arkadaşlar, farkında değiliz. Elli yıldır laik demokratik cumhuriyetin altı oyula oyula bitti. Olay bitmiştir.

MERDAN YANARDAĞ: Tuncay Özkan'ın bir çağrısı da var. Aslında gazetecilerin aynı safta, aynı cephede olduğunu ve bir direnişin örgütlenmesi gerektiğini söyledi.

HİKMET ÇETİNKAYA: Sevgili Merdan, bu program basın tarihine geçecek, tarihe not düşecek önemde bir programdır, ilk kez yapılıyor. Basın tarihinde bunca yıllık gazeteciyim, böyle bir program göremedim. Keşke bu programda bizzat orada olsaydık ta karşımızda Soros çocukları da otursaydı. Cengizler, Şahinler, Hasanlar filan otursaydı, bunları bir tartışsaydık, bu Soros çocukları ile. Çok iyi olurdu.

Emin kitabında kimseyi aşağılamıyor, özel konulara girmiyor, bir öykü gibi okudum ben Emin'in kitabını. On yaşında çocuk da okur, doksan yaşındaki insan da okur bu kitabı ve anlar. Sadece başından geçen bir öyküyü anlattı. Biz bu öyküleri biliyoruz. Bakın bir RTÜK başkanı bir televizyon kanalını arıyor, arama cüretini gösteriyor ve diyor ki; "Emin Çölaşan'la ilgili fazla haber yapmayın". Bir RTÜK Başkanı bir başka televizyon programında spor programında tartışmaya telefonla katılıyor, doğru dürüst konuşun diyor. Başbakanın basın danışmanı Hürriyet Gazetesi'ni arıyor ve "bu haberi küçük gösterin" diyor. Bu ne demek arkadaş? Nerede muhalefet partileri, nerde meclisteki milletvekilleri? Niye susuyorlar?

Emin Çölaşan Hürriyet Gazetesi'nden kovulmadı, Emin Çölaşan'ın yazdıkları birilerine dokundu, zaten yıllardan beri dokunuyordu. Emin Çölaşan sadece AKP'yi mi eleştirdi bugüne kadar yazılarında. Bülent Ecevit'i de eleştirdi, Deniz Baykal'ı da eleştirdi, Ahmet Necdet Sezer'i de zamanında eleştirdi. Gazete-cinin görevi zaten eleştirmektir. Yalakalık yapmak değil ki gazetecinin görevi. Gazeteciyseniz eğer, elinizdeki belgelerle yazarsınız. Yani ben köşe yazarı olarak şöyle övünebilir miyim; bunca yıllık köşe yazarıyım, beni hiç kimse mahkemeye vermedi! Olur mu böyle şey? Fethullah Gülen benim hakkımda yüz elli dava açtı. Bazı davaları kaybettim. Kaybedebilirsiniz, belgelerle yazdım. Belgeleri ortaya koydum, TSK'de nasıl örgütlendiğini DGM tutanaklarından yazdım. Dava açtı. Çünkü yargıyı kuşatmışlardı. Bakın medya üzerinde baskıyı siz biliyorsunuz. Türkiye'de eğitim sistemini tarikat şeyhlerine teslim ettiler. Yargı, tarikat şeyhlerine teslim edildi, içişleri teslim edildi. Devletin önemli kurum ve kuruluşlarında bunlar etkin. Nerden başlayacağız?

Sayın Aydın Doğan, Emin'in kitabını eleştirdi, bunu yapmamalıydı. Emin özel hayata girmiyor orda, kimsenin özel hayatını yazmıyor.
Sayın Aydın Doğan’ın medya grubunda çalışan ve Cumhuriyet Gazetesinde on yıl Genel Yayın Müdürlüğü yapmış olan bir kişi, hadi adını da vereyim; Hasan Cemal, Cumhuriyet'le ilgili bir kitap yazdı. Başta Nadir Nadi, ilhan Selçuk, Berrin Nadi, Emine Uşaklıgil, Yalçın Doğan’ın özel yaşamına ait birçok şeyi anlattı. Hele Nadir Bey'le ilgili, hele İlhan Abi ile ilgili neler yazdı. Yani o kitap tüm Doğan Medya Grubu'nun hafta sonu ilavelerinde çarşaf çarşaf röportajlarla veriliyor ve bu etik oluyor, öyle mi? Emin Çölaşan bir öyküyü yazıyor etik olmuyor. Böyle bir anlayış olabilir mi?

Başka bir şey daha söyleyeceğim; Emin Çölaşan’ın yazılarından rahatsız oluyorlar. Emin Çölaşan ne yazıyor arkadaş? Emin Çölaşan bugün laik demokratik cumhuriyeti savunan yurtsever bir yazarımız, gazeteci arkadaşımız. Suçu bu mudur? Peki şunu soruyorum, Hadi Uluengin adlı bir yazar var Hürriyet'te. Yıllar önce bir yazı yazdı. Brüksel'den uçağa biniyor, oturuyor, hostesler geliyor, hosteslere bakıyor, yakasında Atatürk rozeti var. Hey Allah'ım. Havaalanına iniyor, Atatürk Havaalanı. Taksiye biniyor otele gidecek, Atatürk Bulvarı'ndan geçiyor, daha sonra Atatürk Kültür Merkezi'nin önünden geçiyor ve midesi bulanıyor. Atatürk sözünü duyduğu için. Bunu Hürriyet Gazetesi'nde köşesinde yazdı. Acaba Sayın Aydın Doğan bundan hiç rahatsız olmadı mı? O Hadi Uluengin adlı kişi şu anda Hürriyet Gazetesinde el bebek gül bebek... En sonunda dayanamadı Ertuğrul Özkök bile onun hakkında uyarıcı yazı yazdı.

Bunlar 22 Temmuz seçimlerini bir zafer olarak ilan ettiler. Kim bunlar? Bunlar Soros çocukları. Soros çocukları bunların adı. Adı üstünde, bunlar hayatlarında zaten Marksist olmadılar, Marksistçilik oynadılar. Şimdi sorarsanız onlara biz 'sosyalistiz' diyorlar. Ama ağızlarından işçi sınıfının adı çıkmıyor. Sendikal örgütlenmenin adı çıkmıyor. Emek-sermaye çelişkisinden söz etmiyorlar. Bunların nasıl geçindiklerini, Avrupa'dan nasıl kanlandıklarını ben biliyorum. Belgelerim var.

Öyle bunlar adına bankalara para falan yatmıyor. Bunlar gruplar halinde tura çıkıyorlar, imamlar gibi dolaşıyorlar Londra, Brüksel, Münih, Berlin, Brüksel. Konferanslar veriyorlar, üniversitelerde. Konferans başına 1000 Avro alıyorlar. Neymiş efendim, Avrupa'da yazarlar sendikasının saptamış olduğu bir ücret tavanı varmış. Var, doğrudur. Tabanı 500 Avrodur, tavanı 1000 Avrodur. Beş yıldızlı otellerde kalıyorlar. Her ay bunlar belli bir grup olarak tura çıkıyorlar. Sayıları da bazen yirmiyi geçiyor. Medyadan var, üniversitelerden var, şuradan var, buradan var. Aralarında böyle bir iki de sözde Atatürkçü alıyorlar, dolaşıyorlar. Her ay 8.000-10.000 Avroyu toparlayıp Türkiye'ye dö-nüyorlar. Ohhh, ohhh.

Televizyon kanalları bunların ellerinde ama böyle senin yaptığın gibi bir programı bunlar yapabilirler mi? Bunlara bakıyorum CNN'de olsun NTV'de olsun, al gülüm ver gülüm toplanıyorlar birlikte. Konuşuyorlar, tartışıyorlar... Bunların hepsi AKP'nin hizmetkârlarıdır.

Beğenilen köşe yazarı olmak için laik demokratik Cumhuriyet'e küfredeceksin. Kaz Dağları, Kaçkarlar, Toroslar, ırmaklarımız, göllerimiz, Datça Yarımadası, Çeşme Yarımadası, Bodrum Yarımadası'nı yağmalamak için, imar yetkisini belediyelerden alacaksın, Kültür Bakanlığı'na vereceksin. Birilerine peşkeş çekeceksin. Ondan sonra Emin Çölaşan özelleştirmeye karşı diyeceksin.

Turgay Ciner'in başına gelenleri Tuncay Özkan çok güzel anlattı. Bakın, Türkiye kuşatıldı. 1500 özel okulun 1300'ü Fethullahçıların elindedir. Üniversite sınavlarına öğrenci hazırlayan 2500 dershanenin 2000'i Fethullahçılarındır. Frankfurt'taydım gördüm tesislerini, belgelerini topladım.
Bir de şuna değineyim, evet doğrudur, artık gazetelerde başyazar patron dönemi bitmiştir. Ama bakın bir demokratik toplumda, yani bir İspanya'da, bir İtalya'da, Almanya'da, İngiltere'de, Amerika'da, Hollanda'da, Avusturya'da, bir başbakanın danışmanı bir gazete genel yayın müdürünü arayıp, bir televizyon yöneticisini arayıp şu haberi verin, şunu vermeyin gibi bir şey söyleyemez. Bir gazeteci düşüncelerinden ötürü o gazeteden atılırsa, o gazetede çalışanlar eylem yapar. Patron buna cesaret edemez.

MERDAN YANARDAĞ: Evet ama gazete sendikalıysa eğer bunu yapabilirler.

HİKMET ÇETİNKAYA: Mücadeleden yılmayacağız. Bu mücadele sürecek ama, kayıplar da vereceğiz. Emin Çölaşan gazeteciliğini sürdürecek. İlhan Abi ile de konuştuk. İbrahim Yıldızla da konuştuk, diğer yayın kurulu üyeleri arkadaşlarımızla da konuştuk. Emin Çölaşan'a Cumhuriyet'in kapısı her zaman açıktır. Emin Çölaşan gelsin, ben köşemi vermeye hazırım.

EMİN ÇÖLAŞAN: Sağ ol.

MERDAN YANARDAĞ: Çok teşekkür ederim Sayın Hikmet Çetinkaya, katıldığınız ve katkıda bulunduğunuz için, çok teşekkürler.

HİKMET ÇETİNKAYA: Ben teşekkür ediyorum.

EMİN ÇÖLAŞAN: Şimdi burada bir gerçek çıkıyor ortaya. Bu gece yaptığınız program sayesinde, ilk kez medyanın içinde bulunduğu durum, yaşanan değişim, hemen hemen en kapsamlı bir biçimde ilk kez ortaya konuldu.
Medya bu işin mihenk noktası. Medya elden gidince Türkiye'de her şey elden gidiyor. Şimdi olaya bir bakalım. Bugün bir Doğan Grubu var tamam mı, Türk yazılı basınının yaklaşık % 45'ini tutuyor. Hürriyet, Milliyet, Radikal, Fanatik, Posta, Vatan bir tane de daha var, unuttuk neyse. Yedi tane gazetesi var.

MERDAN YANARDAĞ: Gözcü'yü kapattılar.

EMİN ÇÖLAŞAN: Evet Gözcüyü kapattılar. Zarar ediyor diye, çünkü muhalefet yapıyordu. Televizyonlar var. Şimdi öbür tarafta bir Sabah Grubu var, ikinci büyük grup. Ondan sonra geriye kalıyor Akşam Grubu, Karamehmet'in. Başka ne var? AKP'nin açık yandaşları olan çoğu İslamcı olan gazeteler. Böyle bir tablo söz konusu. Bu ortamda yaşıyoruz. Televizyonlar için de aynı olay geçerli. Bu işin mutlaka daha çok irdelenmesi gerekiyor. Bu medyaya iğneyi batırmak gerekiyor. Bunun çaresi yok.

Kaynakça
Kitap: MEDYA NASIL KUŞATILDI? Emin Çölaşan-Aydın Doğan Tartışması ve Medyanın Ekonomi Politiği
Yazar: MERDAN YANARDAĞ
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Medya Nasıl Çökertildi ve Yandaş Yapıldı?

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir