Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Tarihten Güncelliğe, Murat Belge

Burada Medya'nın AKP tarafından nasıl çökertildiğini ve nasıl yandaş yapıldığını hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Tarihten Güncelliğe, Murat Belge

Mesajgönderen TurkmenCopur » 07 Haz 2011, 03:05

Tarihten Güncelliğe, Murat BelgeBelge

Yıl 1980, aylardan Kasım. Boğaziçi Üniversitesinin solcuların takıldığı kantininde bir panik havası hâkim... Louis Althusser, karısını boğazlamış. Yakalandığında olayı hatırlamadığını, karısına masaj yaptığını ve sonrasını unuttuğunu açıklayıp akıl hastanesine gönderilmiş.

Boğaziçi'ndeki öğrenciler "Taciser korku içinde," diye espriler yapılıyor, "Ya Murat da delirip karısını boğazlamaya kalkarsa!"

Bahsettikleri Murat Belge ve o zamanki eşi, çocuklarının annesi Taciser Ulaş

Elbette, Murat Belge eşini boğazlamıyor ama bu panik bir açıdan manidar. Murat Belge'nin 70'li yıllar boyunca Türk entelijansiyasına sunduğu isim Althusser. Kendisine mürit yaptığı gençler için bir tür Althusser'in Türkiye acentası gibi hizmet veriyor...

En yakın arkadaşı Can Yücel'in aralarını bozan şiirinde dediği gibi "İyi İngilizce bilen Belgeli Murat" başarılı bir aktarıcıdır. Türkiye'nin dışarıya kapalı olduğu yıllarda bu önemli bir avantajdı kuşkusuz ve Türkiye'yi o kapalı yıllarla hatırlayanlar için de Murat Belge'nin tanrısallığı burada gizlidir.

Başkasının okuyamadığını, düşünmediğini, yazmadığını, söylemediğini Türkçeye çevirip aktarmak.
Benim için de ilk gençlik yıllarımda Tarihten Güncelliğe eşi benzeri olmayan bir çalışmaydı. Gündelik hayat üzerine böyle konuşulabildiği, bugün onlarca insana ekmek kapısı olan popüler kültür yazarlığının öncülüğünün ne kadar estetik yapılabildiğini görüp hayran kalmıştım.

Tabii ki bu hayranlık başka ülkelerde başka insanların yazdığı başka kitaplara kadar sürdü. Gördüm ki Batı'da bunun âlâsı var.
Bir de genç yaşta bir öğrencisi olarak bu aktarmacılığa yakından tanıklık ettim. Murat Belge'nin "Batı Edebiyatı'nda kahraman tipolojisi" dersinde hepimizin o etkileyici sesi ve kusursuz İngilizcesinden dinlediği söylevin satır satır Eric Auerbach'ın ders kitabımız olan Mimesis'ten aktarım olduğunu, üzerine yeni hiçbir şey konmadığını bir sınav öncesi ders çalışırken fark etmiştim.

O gün "Aman kafamda büyüttüğüm put devrilmesin," diye kimselere bir şey söyleyemedim.

Sonuçta Murat Belge'nin yaptığı, 80'lerden 90'lara Ercan Arıklı'nın dergiler için kurduğu formülden farksızdı: Batı'da ne oluyorsa biz de aynısını uyarlayalım.
Derler ki Sezen Aksu, bir zamanlar aşk yaşadığı Enis Batur'un arkasından "Ben Murat Belge'den duydum, Enis şair değil, derlemeciymiş," diye konuşurmuş.

Bu cümle fena halde Murat Belge için de geçerli.
Türkiye için yeniydi kuşkusuz İslamcılarla bir sosyalistin diyalog kurması ya da Orhan Gencebay'la Birikim'de söyleşi yapılması. Bütün bunlar Murat Belge'yi devrimci kıldı.

Ve zamanla da ona hayran müritleri tarafından tanrılar katına taşındı. Doğrusu, kendisine tanrı muamelesi yapılmasını isteyen, bundan hoşlanan ve hatta bizzat bunun zeminini hazırlayanların öncüsüydü Belge.

Neden bugün Murat Belge'yi tartışmıyoruz ve neden o artık Türkiye'deki düşünce akımlarına damgasını vurmuyor?
80'ler bitti ve Murat Belge, tıpkı o dönemin bütün yan ürünleri gibi unutuldu gitti: Ağlayan çocuk resmi, acılı arabesk, Türk filmlerinde entelektüel hayat, Bodrum'da geçen sol romanları gibi.

O da kendisine yeni çıkış yolları aramaya kalktı:

Sivil Toplumculuk furyası, İstanbul'un fethine eşdeğer bir uyanışla İstanbul'u keşif yürüyüf2 turları ve en sonunda da ateşli Ermeni soykırımı savunuculuğu.

Fakat bu alanların da taliplisi çoktu. Bugün bile, Ermeni soykırımı konusunda en sert çıkışları yapmaya çalışıyor ama bütün bunlar başkalarının gölgesinde kalmaktan kurtulamıyor.

İstanbul'u anlattığı için Orhan Pamuk'a Nobel veriyorlar.
Siyaset olarak duruşunu sorgulamamız gerekirse Murat Belge için "kişisellik" kriterini de iyice çözümlememiz gerekir ki bu uzun vakitlerimizi alır... Yakından bakıldığında Murat Belge'nin tüm çıkışlarında "Atatürk dedeme bunu yaptı, babamın başına bunlar geldi," türünden ailevi hesaplaşmalar olduğu görülür ki, bu konuyu sırf zihnimde hâlâ saygın bir yerde duran Murat Belge imajını yerle bir etmemek için kurcalamak istemem.

Futbol kariyerini sakatlıklarla geçirmiş ama jübile gününde hakkı teslim edilen bir Şeytan Rıdvan gibi Murat Belge...
Kalkıp da birileri "Sen kim oluyorsun da Murat Belge'ye laf söylüyorsun, onun kadar kitap okudun mu, onun kadar bilgin var mı?" diyebilir. Haklarıdır, belki de haddimi aşmışımdır.

Ama ben ona laf yetiştirmeye çalışmıyorum, onun sayesinde pek çok şey öğrendiğimi asla inkâr edemem ama bugün Murat Belge'nin bana yetmediğini söylüyorum. Maalesef Edirne'yi geçtiğimiz anda hiçbir geçerliliği kalmayacak, en fazla çevirmenliğiyle söz edilebilecek bir isim olduğunu da içim yanarak dillendirmek zorundayım. Bu basit eşiği aşamaması Belge'nin dönemselliğini ve yerelliğini tesciller: O mükemmel yabancı diline karşılık Murat Belge düpedüz ve daima Türkçe konuşur.

Ve, hayır, Murat Belge sandığınız gibi bir tanrı değildir.

Kaynakça
Kitap: İMHA PLANI MEDYA NASIL ÇÖKERTİLDİ
Yazar: ORAY EĞİN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Medya Nasıl Çökertildi ve Yandaş Yapıldı?

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir