Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Ulusalcılar Fire Veriyor, 30 Kupona Döneklik

Burada Medya'nın AKP tarafından nasıl çökertildiğini ve nasıl yandaş yapıldığını hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Ulusalcılar Fire Veriyor, 30 Kupona Döneklik

Mesajgönderen TurkmenCopur » 07 Haz 2011, 03:01

Ulusalcılar fire veriyor 30 KUPONA DÖNEKLİK

Yiğit Bulut'u ilk gördüğümde bir arkadaşın evinin bahçesindeydik. Ev sahibi de onunla ilk kez tanışıyordu. Bir hafta sonu akşamüstüydü; Yalçın Küçük çağırdığı için gelmişti. O günlerde dağınık saçlı, siyasete meraklı bir ekonomi yazarıydı. Aydın Doğan'ın bacanağı Namık Kemal Zeybek'in kızı Şule'yle evliydi.

Önce Radikal'de, sonra Vatan'da köşe yazdı. CNN Türk'te programa çıkardı. Vatan, o sıralar muhalif bir gazeteydi ve Bulut da belki en sert kalemdi. Hükümeti acımasızca eleştiriyor, Ulusalcıların kahramanlığına oynuyordu.

Bugün Ergenekon davasından içeride yatan Tuncay Özkan'la yarışırdı tonu; bir gazeteci değil, bir siyasetçi gibi yazıyordu zaten.

Ama bütün bunlar ona yetmiyordu. Siyasete girmek istiyordu.
"Hangi parti" diye sorduğumda da hedefinde MHP'nin olduğunu hiç gizlemiyordu. İstanbul'da bir bürosu vardı, ciddi ciddi bu yola baş koymuştu.
Sonradan bir kere de Kanyon'un sinemasında karşılaştık. Yanında eşi vardı, büyük ihtimalle bilmeden girdikleri "A Guide to Recognizing Your Saints" filmini beğenmedikleri için 10 dakika arada kaçıyorlardı. Biz son dakikada salona girdiğimizden yerimiz çok kötüydü, "Kesin gidiyorsanız, biz sizin yerinize geçelim," dedim... Bana böyle bir kıyağı oldu.

Ben kayınpederinin de desteğiyle ya merkez sağdan ya da MHP'den siyasete girmesini beklerken Yiğit Bulut evrim geçirerek çıktı karşıma. Doğan Grubu'na savaş açarak ayrılıp Habertürk TV'ye gitti ve ne olduysa orada oldu.

Önce saçlar değişti. O dağınık dalgalı saçlar yerini arkaya taranmış ve jöleyle yapıştırılmış tuhaf bir modele bıraktı.

Ardından da görüşler. Birkaç ay içinde Yiğit Bulut, Ergenekon davasına sonuna kadar inanan, insanları Ergenekoncu diye yaftalayan, hükümeti sürekli öven, Başbakan'a yağ çeken birine dönüştü. Altyapısını hazırlama, özel olarak bir açıklama yapma gereği duymadan. Öylece döndü.

Ve işin garibi kabul de gördü. Başbakanla "yağcılık" sınırlarını zorlayan iki söyleşi yaptı mesela; soru sormuyor, sadece Erdoğan'ı övüyordu.
Mete Akyolun gazeteciliğini bitiren bir Zeynep Özal söyleşisi vardı: Ahmet Özal'ın Kanal 6'sında Zeynep Özal'ı konuk almış "Hanımefendi incinmezseniz," diye kıvranarak soru sormaya çalışmıştı. Koskoca Mete Akyol ertesi gün herkesin dalga geçtiği birine dönüşmüş, gazetecilik hayatı da böylece bitmişti.

Ama dönem değiştiği için Yiğit Bulut ödüllendirildikçe ödüllendirildi: AKP dönemi Türkiye'sinde en büyük ödül bir gazeteciyi Başbakan'ın sevmesi.
Bir de bu dönemde dönmek, her zaman olduğundan çok daha kolay oluyormuş onu gördük. İnandırıcı olmak bile şart değil; sadece iki ay içinde bir anda yandaş olunuyor ve hiç kimse geçmişinizi sorgulamıyor.

"Yiğit Bulut neden döndü," diye biraz sorduğumda herkes ağız birliği etmişçesine bana "Korktu çünkü," dedi, "Ergenekon'dan gözaltına alınacağından, Tuncay Özkan'ın başına gelenlerin kendi başına geleceğinden korkuyordu. Hatta bir ara gitti teknede yaşamaya başladı."
AKP döneminin en hızlı ve şipşak döneklik operasyonunun hikâyesi budur.

Azzzz sonraaaa:

Reha Muhtar tarzı döneklik

Reha Muhtar'ın köşe yazarlığı serüveni sırta atılan kazaklarla havaların soğuduğunun anlatılması, Bebek'teki barlara takılan kadınların tarifi, aşkın sadece kendisinde kabul gören kategorizasyonları ve otellerin oda servislerine geciken domates sularına duyulan öfkenin köşeye taşınmasından sonra evrildi, evrildi ve "light-Ulusalcılık" diyebileceğimiz bir çizgiye vardı.

Kendini yeniden yaratma çabaları Çelik'ten birkaç doz daha düşük Atatürkçülük, "Ben aslında solcuyum, yıllarca örgütlerde yer aldım, ifşaatları ama asla bir Halil Ergün kadar bile politize olmadan devam etti...

Ne tesadüf, o da Vatan yazarı!

Ve kader onu yakın dostu Mehmet Barlas'ın da buyurduğu şekilde "medyada en çok nefret ettiği isim" Tuncay Özkan'la aynı kayığa bindirdi.
Kısa süren bir televizyon tartışma programında, Nazlı Ilıcak'a karşı bu rolü üstlendi mesela. Baktı ki, karşı cephe daha kalabalık, onlara laf yetiştiremiyor, birikimi de yetmiyor... Hemen havlu attı, programı bitirdi.
Bu program süresince bugüne kadar kendisini seven pek çok isimden tepki topladı Muhtar; başta da Mehmet Barlas'tan. Galiba bu isimlerden etkilendi öncelikle...

Çünkü önce görüntü değişti, sonra görüşler...

Milat 2 Mart 2009.


Reha Muhtar, CNN Türk'te, kendi sunumuyla "dünyaca ünlü bir haber markasında" yeni bir programa başladı. Adını "Çok Farklı" koydu: İlk birkaç gün eski Reha Muhtar'dan olanca uzaklaşma gayreti, ciddiyet kasmaları göze çarptı. Araya sıkıştırılan İngilizce kelimeler, serinkanlı bir duruş ve gizemli bir ses tonundan sorulan ağır sorular... Hem ekrandaki izleyiciye, hem de beyaz camın içindeki adama uzak bir görüntüydü bu.
Ama huylu huyundan vazgeçmez misali "Reha Muhtar"a geri dönmesi için de sadece birkaç gün geçti. Ekranda ağlama zırlama, duygu sömürüsü ve retorikle bildiğimiz ve alıştığımız o eski "tat."

Programa başladığından beri Reha Muhtar'ı büyük bir merakla takip ettim. Hemen hemen bütün programlarını kaydettim, izledim.
Öncelikle bir hayli para ve şöhrete ulaşan bir televizyon şöhretinde artık olmayacağını düşündüğüm bir "ciddiye alınma" ve "kabul görme" derdi göze çarptı. Bunu çok belli etti.

"Reha Muhtar" olmak yetmedi ona, bunu iyice anladık. Kadın yazılan ya da balon bardakla içilen şaraplı dakikalan aktardığı satırlar d3° kesmedi. Meğerse politik olarak ciddiye alınmak, ses getirmek her şeyden önemliymiş.
Sanırım, yanlış ata oynadı. Ulusalcılar cephesinde tam kabul görmemişti çünkü. İçi boş olduğu, söylediklerinin altını dolduramadığı, muhalefeti de rating için yaptığı kolaylıkla anlaşılıyordu çünkü.

Daha açık tabirle yüz bulamadı.
İzleyicide de benzer bir etki yaptı: Nitelikli izleyici haberci ya da yorumcu olarak Reha Muhtar'ı izleyemez, ciddiye alamaz hale geldi. Çünkü Show Haber yıllarındaki "cüce ve dev" haberlerini bir türlü unutturamadı, toplumun hafızasından silemedi.

Sonuçta o Reha Muhtar'dı... Ve bir insan Reha Muhtar'sa kendini yeniden yaratması da pek kolay olmuyor.
Haber kanallarını taşıyan izleyiciyi de küçümsememek gerekiyor: Rakamlar da gösteriyor ki muhalif tartışma programları izleniyor, bu gibi bir ürünün hedef kitlesi "Yüzde 42."

Muhalif Ruhat Mengi'nin "Her Açıdan" programının yayınlandığı dönemde her Pazar ilk 10'a girmesiyle, Hasan Cemal'le Cengiz Çandar'ın "Tecrübe Konuşuyor"unun düşük rating nedeniyle yayından kalkması değişen izleyici tercihlerine en net örnek.

Reha Muhtar nitelikli seyirciye kendisini kabul ettiremeyeceğini anladı. Kurnaz bir zekası vardır onun.
CNN Türk'teki programını gizliden gizliye liberallere, "demokrat basına" yaranma ve onların kulübüne vize almak için kullandı. Aracı olarak da amatör bir Taraf yazarını "danışman" kadrosundan yanından çalıştırmaya başladı.
Bu programda da sık sık Mehmet Altan gibi adamlar ağırlandı; 45'er dakikalık monologlarla kendi propagandalarını yapmalarına müdahale edilmedi. Araya girip, soru sormaya kalktığında da Mehmet Altan ona öyle bir bakış attı, öyle bir sesini yükseltti ki hemen "Buyurun devam ediı?1 efendim," diye boyun eğmekten başka seçeneği kalmadı korkudan.

Bu programda kanaat önderi olarak Adnan Hoca'cılar, Cemaat'çiler ağırlandı.
Önceleri bütün bunların sadece kulübe girmek, kabul görmek, Reha Muhtar'daki Reha Muhtar kompleksini yenmek için olduğunu düşünüyordum. Korkudan olamazdı: Kim Reha Muhtar'ı Yiğit Bulut kadar bile ciddiye alır ki?

O sadece bir basın gezisinde Hasan Cemal, "Ya çok iyi gidiyorsun Reha," desin ve sırtını sıvazlasın istiyordu.
İşin acısı da bunca dönüş, yaranma, manipülasyon ve dezenformasyona ortak olma çabasının gerçek bir karşılığı zaten yok; eğer sırtını sıvazladılarsa dönemsel bir övgüdür o.

Altan ailesinin ya da Hasan Cemal'in onu bir gazeteci, bir düşün adamı, bir kanaat önderi olarak ciddiye alacağını kim düşünülebilir ki? Sakal da bıraksa, fular da taksa Reha Muhtar'dır o.

Zaten "dönmekteki" tek amacının onu üye kabul edebilecek bir kulübe girmek olmadığı kısa sürede anlaşıldı.

Show Haber'den sonra ana akım kanallarda bir türlü tutunamayan Reha Muhtar için CNN Türk son şanstı ama "Çok Farklı" da yayına başladığı yılın yaz sezonunda ekrana veda etti.

Ve onun için de tek bir adres vardı artık.
Büyük kanal, merkez medya kapısının bir daha kendisine kolay kolay açılmayacağını o da anladı. Ve göz kırptığı, programında ağırladığı çevrelere doğru dümen kırdı, kendisini bağrına basacak bir liman buldu: O artık Cemaat'e yakınlığıyla bilinen Kanaltürk'ün programcısı...

Köşesinde neler mi yazıyor?

Sadece ve sadece özel hayatı; çocuklarının annesiyle ayrılma süreci, çocuklarının annesini kamuoyunda küçük düşürecek imalı öyküler, aşk hikâyeleri ve neredeyse velayet davasında dilekçe olarak sunulsun diye kaleme alınmış "Ben çok iyi bir babayım" mektupları.

Kaynakça
Kitap: İMHA PLANI MEDYA NASIL ÇÖKERTİLDİ
Yazar: ORAY EĞİN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Medya Nasıl Çökertildi ve Yandaş Yapıldı?

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron