Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

ABD'den Türkiye'ye Gazeteci Göçü

Burada Medya'nın AKP tarafından nasıl çökertildiğini ve nasıl yandaş yapıldığını hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

ABD'den Türkiye'ye Gazeteci Göçü

Mesajgönderen TurkmenCopur » 07 Haz 2011, 02:23

ABD'den Türkiye'ye gazeteci göçü YASEMİN ÇONGAR'IN ÖZEL TARİHİ

Yasemin Çongar, uzun süre Washington temsilcisi olduğu Milliyet gazetesine Hudson Institute çıkışlı bir haber yapıyor. Konu bir felaket senaryosu. Haber Türkiye'de günlerce tartışılıyor, Genelkurmay çok sert bir açıklama yapıyor, medya birbirine giriyor. Ama bütün bunlardan daha önemlisi Yasemin Çongar'ın gazetecilik serüveni tamamen değişiyor.
Yıllarca "Washington'daki en güçlü Türk gazeteci," diye anlatılan, Türkiye'ye "çok büyük bir konum"da dönmesi beklenen Çongar küçük bir gazete için eşinin yaşadığı, çocuğunun okuduğu Amerika'yı terk ediyor, bütün düzenini bozuyor.

Ne olduğu belirsiz bir maceraya atılıyor ve Taraf gazetesini kurmak için Türkiye'ye taşınıyor. Önce üçüncü adam, sonra ikinci adam, bu aralar da (kurucu yayın yönetmeni Ahmet Altan'ın evine çekilmesiyle) fiili birinci adam.
Neden peki? Neden bir insan Washington'daki konumunu bırakır, rahatlığını bozar ve Türkiye'de sonunun nereye varacağı belli olmayan bir maceraya atılır? Bu sorunun yanıtı, içinde pek çok başka yanıtı da barındırıyor.
Hudson Institute, çeşitli bölgelerle ilgili olası kriz senaryoları üreterek ona göre rapor yayınlıyor. Washington DC'deki binlerce düşünce kuruluşundan biri.

Bu think-tank'leri iyi bilen bir tanıdığım, "Burada her gün konuşulan pek çok sıradan şey Türkiye'de duyulsa olay olur," diye özetledi durumu. DC'deki siyaset çevreleri için sıradan durumlar bunlar. Sadece Türkiye'yle de ilgilenmiyorlar elbette. Mesela Rusya'da Putin öldürülse ne olur, ya da Barack Obama'ya suikast düzenlense Amerika nasıl krizden çıkar?

Amerika'nın başkentindeki pek çok kuruluş bütün gün bunlara kafa yoruyor.
13 Haziran 2007'de Hudson'da bu sefer bir "Türkiye Çalıştayı" düzenleniyor. Senaryo "Anayasa Mahkemesi Başkanı'na suikast yapılması vf1 PKK'nın İstanbul'da 50 kişinin ölümüyle sonuçlanan bir terör saldırısının ardından Türkiye'nin 50 bin kişilik bir kuvvetle Kuzey Irak'a girmesi"ni içeriyor.
Toplantı davetiyesine göre gündem maddeleri "akla yakın bir senaryo." Söz konusu senaryoya konu olan kişiler ve kurumlar adlarıyla, olduğu gibi yer alıyor.
Yasemin Çongar'ın yaptığı ve büyük tartışmalara neden olan haber bu. Önce yalanlanıyor, ardından katılımcılar tarafından konuşulanlar doğrulanıyor.

Söz konusu haberin üzerinden bir sene geçtikte sonra Georgetown'da Amerikalı bir haber kaynağımla Hudson'ı ve Çongar'ı konuşuyoruz.

"O haber biraz Türkiye'de askeri yıpratmak için kullanıldı anladığım kadarıyla," dedi, "Haberin sunumu, içeriği, öne çıkartılan bilgiler adeta özel olarak belli bir amaca hizmet ediyordu."

Konuyu biraz daha araştırdığımda şu ilginç bilgiyle karşılaştım: O gün AKP'nin Amerika kökenli üyesi Egemen Bağış, Türk gazetelerinin temsilcilerini teker teker arayarak haberin nasıl verilmesi gerektiğini dikte etmiş. Ancak bazıları direnmiş elbette.
Milliyet gazetesi, o süreçte temsilcileri Çongar'ın tamamen arkasında durdu. Savunma yapmasına fırsat tanıdı, Genelkunnay'ın sert çıkışına rağmen gazeteciyi harcamadı. Kısacası doğru olanı ve yakışanı yaptı.

Ancak Çongar'ın Milliyet'ten ayrılması da bu dönemden sonraya denk geldi. Çongar'ın Türkiye'ye dönme gerekçesini sorduğumda, o dönem bir arkadaşı bana "Milliyet arkasında durmadı," demişti. Şaşırmıştım, çünkü Milliyet bir gazete çalışanına nasıl sahip çıkması gerektiyse o şekilde
sahip çıkmıştı.

Genelkunnay'ın Yasemin Çongar'ın adını anmadan onu hedef alan çok sert açıklamasına karşı gazeteciyi koruyan sadece Milliyet olmadı. Pek çok başka liberal kalem de Çongar'a o dönem haklı bir destek çıktı.

Bunlardan biri de Hasan Cemal'di:

"Bu bir plan değil, sadece bir senaryo... Washington'daki bir düşünce kuruluşunda yazılıyor ve tartışılmasına Türkiye'den asker kişiler d£ katılıyor. Olabilir... Ben heyecanlanmadım. Her şeyden önce düşünce kuruluşlarının nedeni budur. Farklı görüşler yarıştırılır; değişik fikirler üretilir; beyin fırtınaları yapılır; ve her türlü aykırı düşüncenin özgürce ifade edildiği arama konferansları düzenlenir bu 'düşünce fabrikalarında... Bazen ölçü kaçabilir. Densizlikler olabilir. Ancak [bu kuruluşlar] düşünce üretimi, düşünce egzersizi için vardır. Ben de (... ) böyle birçok toplantıya katıldım. Yararlandıklarım, çok şey öğrendiklerim de oldu."

Bu bölümü özellikle alıntılamak istedim.
Hudson'a "senaryo" diyenler kamuoyunda "Balyoz Darbe Planı" olarak bilinen askeri seminer notlarının ısrarla -daha yargılama tamamlanmadan- bir "darbe" olduğuna kesin olarak inananlar arasındaydı.
Oysa Fikret Bila'ya konuşan Çetin Doğan "Tatbikat Semineri"nin TSK'ya kendi içişlerinde düzenleme yapmak için faydası olduğunu söylüyor. Birliklerin yeterli olmadığı sonucuna vardıklarını ve planda değişiklik yaptıklarını ekliyor. Tatbikat Semineri'nin amacı savaş çıktığında irticai tehdide karşı önlem almak..

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bu gibi "iç meselelerle" neden uğraştığını da tartışmaya açıyor. Bakın bu durumu gazeteci Sedat Ergin nasıl açıklıyor:

"Yasalar Türk Silahlı Kuvvetleri'ne iç tehditle mücadele etme yetkisini tanıdığı sürece TSK'nın Milli Güvenlik Siyaset Belgeleri'ndeki
tehdit algısı çerçevesinde bu tür senaryolara ve bunlardan yola çıkarak planlama çalışmalarına girişmesi kaçınılmazdır."'A-' Buna rağmen Hudson'a senaryo diyenler "Balyoz"u tartışmıyorlar bile.

Başta belgeleri "bavulla teslim" alan gazetenin yöneticisi Çongar... Sonra da sadece iddianameden yola çıkarak kesin hükümler bildiren bir kitap yazan Hasan Cemal.

Yasemin Çongar'ın "asker karşıtlığı" yeni değil. Solcu gelenekten gelen, bugün liberaller arasında anılan ve her zaman askerle çatışan bir isim zaten.
Ancak Hudson'ın "askeri yıpratmak" için kullanıldığı teorisiyle, Çongar'ın şu anda asli amacı neredeyse "askerle savaşmak" olan bir gazeteyi çıkartması ilginç bir tesadüf değil mi?

O zaman baştaki soruya dönelim: Yasemin Çongar neden ABD'yi bırakıp Türkiye'ye döndü?
Para olamaz, diye düşünüyorum... Bir kere Çongar'ın sadece para için Taraf gibi bir iş yüküne kalkışacağına inanmam; ikincisi de yaşadığı maddi sıkıntılardan da biliyoruz ki ortada öyle bir para falan da yok.

Ya Amerika'nın çıkarları? Ama tek bir Amerika da yok; farklı kurumların farklı gündemleri, planları var.
Yoksa CIA'de çalışmış eşinden mı etkilenmiş? Evle iş hayatını ayıracak kadar profesyoneldir Çongar. Ama bir motivasyonu var, orası kesin. Mesele bunun ne olduğu.

"Balyoz" olmasa bu "mesele" hiç kaşınmayacaktı belki de.
Taraf gazetesi "Balyoz" bavulundan çıkan belgeler arasında gazetecilerin fişlendiğini, bazı gazetecilerin "faydalanılacaklar" olarak listelendiğini belirten bir haber yaptı: Darbe yapılırsa teorik altyapısını hazırlamaları için bu köşe yazarlarından yardım istenecekmiş!

Listede "faydalanılacak gazeteci" olarak adı geçen Necati Doğru bu haber üzerine küplere bindi ve Tarafın yayın yönetmeni Ahmet Altan'dan özür beklediğini yazdı:

Size 'darbecilerin kullanacağı, faydalanacağı, işbirliği yapacağı gazeteciler' diye bir liste vermişler. Aydın ahlakı olan, gazetecilik etiğine titizlenen gazeteci, yayınlama kararı almadan önce 'Bu liste doğru olabilir mi?' diye sorar.
Şüphelenir.

Gazeteci okulunda 'şüphelenmek sağlıktır' diye öğretilir. Hadi siz çok büyüksünüz, aşmışsınız, çağın büyük adamı olma peşindesiniz]1 vaktiniz yok. Yayın ekibinizde 'aynı idealler-aynı ülküler-aynı amaçlar' uğruna bir olduğunuz ve kocası CIA görevlisi gazeteci hanıma, 'araştır bakalım bu liste doğru olabilir mi' diye sorabilirdiniz.
Kızın kocası CIA görevlisi.
CIA, darbelerin ilahı.
Darbeleri CIA üretiyor.
Bizim ordu darbe yapıyor.
Planı CIA'dan geliyor.

Beraber ekip olduğunuz kadın yazar-gazeteci CIA görevlisi kocasına sorsaydı; 'Balyoz Darbe Planı'nın yapıldığı 2003 yılında Necati Doğru, Sabah Gazetesi'ndeki köşesiyle oynandığı için Genel Yayın Müdürü'ne küfür etmiş, gazeteciliği bırakmıştı. İşsiz kalmış, 2 yıl hiçbir yerde yazı yazmamış, ancak 2004 yılının Eylül ayında Vatan Gazetesi'nden aldığı davet üzerine yazmaya yeniden başlamıştı. Darbe Planı'nı yapanlar ahmak mı? 2003 yılında köşesi olmayan, işsiz bir gazeteciyi 'kullanılacak gazeteciler listesine' niçin alsınlar?' derdi ve karısına 'Darling (İngilizce sevgili karıcığım demek), bu listeleri verenler sizi tetikçi yapmaya çalışıyor olabilirler' diye uyarısını yapardı. Gazete çıkartmak için Amerika'dan özel olarak getirttiğiniz ve birlikte çalıştığınız yazar kız sorsaydı; CIA görevlisi kocası, bunlan söylerdi.

Yasemin Çongar'ın eşiyle ilgili soru işaretleri çoğu kez gündeme gelmişti. Yıllar içinde birkaç sefer ben de Çongar'ın eşinin CIA'de çalıştığına dair iddialan yazdım. YVashington'da herkesin bildiği, "sıradan" bir konuydu üstelik. Çongar'dan da hiçbir zaman yalanlama gelmedi.

Ta ki... Yeniden bu konunun üzerindeki sır perdesi açılana kadar...
Önce Yasemin Çoııgar'ı eleştiren Necati Doğru ve bana yönelik (isimlerimizin geçmediği) zehir zemberek bir yazı kaleme aldı Ahmet Altan... Ardından da bana iddiayı belgelemek düştü.

CIA'den Mr. Mason'ı tanır mısınuz?
Yasemin Çongar'ın kocasının adı Chris Mason. Çongar, AFSA'ya yazdığı bir makalenin altındaki kısa CV'sine kim olduğu kadar, kiminle evjî' olduğunu da yazmış. Tabii AFSA'nın periyodik yayın oganına yazınca bu bir anlamda zorunluluk gibi.
Nedir AFSA: "American Foreign Service Association." Amerikan Dışişleri'nde ya da yurtdışı görevlerinde bulunmuş kişilerin haklarını koruyan, hatta devletle onlar adına pazarlık yapan profesyonel bir kuruluş.

Çongar'ın makalesini yayımladığı Foreign Service Journal da AFSA'nın yayın organı.

Asker kökenli, Dışişleri'nde görev yapmış biri Chris Mason...
Güney Amerika'daki Barış Gönüllüleri'nde yer almış. Ancak asıl önemli görevi Afganistan'da... Dışişleri Bakanlığı'na bağlı olarak dört sene boyunca Amerika'nın Afganistan'daki güvenlik politikası üzerinde çalışmış...

Naval Postgraduate School'da yer alan biyografisi onun başka görevleri hakkında da bilgi veriyor:
"Dışişleri Bakarüığı'ndayken istihbarat çevreleriyle yakın çalışma içinde oldu, Afganistan'daki aşiretlerin haritalarının çıkarılması gibi gizli projelerde yer aldı. Dışişleri Bakanlığı'nda Afganistan'ın tarihi, kültürü ve kavim-ırk bilgileri konusunda uzman kişi olarak bilinir."

İstihbaratçılarla yakın ilişki içinde olması yeteri kadar açıklayıcı.

Ama ille de kanıt isteyene bir sonraki cümle yeteri kadar aydınlatıcı:

"Ayrıca CIA'in Paştun Kızıl Hücresi'nde görev aldı..."

Yasemin Çongar'ın da Milliyet'in Washington temsilcisiyken Afganistan'a gidip oradan yazı dizileri yaptığı arşivlerde var. Bu örnek Çongar'ın meslek hayatında bir şekilde Mr. Mason'la sık sık dirsek temasında olduğunu gösteriyor.

Bitmedi...
Kendisini akademik olarak da geliştiren, çeşitli yerlerde konferanslar veren, makaleler yazan Mr. Mason'ın biyografisinde çarpıcı bir nokta daha var: Ders verdiği pek çok yer arasında RAND Corporation'ın da adı geçiyor.

RAND'i Türkiye kamuoyu yakından tanıyor. CIA'e yakınlığıyla bilinen, genellikle CIA ajanlarının yer aldığı bir düşünce kuruluşu. Türkiye'nin adını çok iyi bildiği CIA ajanlarından 12 Eylül darbesi için "Bizim çocuklar yaptı," diyen Paul Henze ve Graham Fuller da RAND bünyesinde.

RAND'i çok iyi tanımamızın bir başka sebebi de Türkiye için "Ilımlı İslam" modelini sunan kuruluş olması.

Chris Mason'dan bunun üzerine nihayet bir açıklama geldi.
Özetle "Ben ne şu anda ne de geçmişte hiçbir zaman Central Intelligence Agency'nin yani CIA'in bir çalışanı oldum. Ne şimdi ne de geçmişimde herhangi bir zamanda RAND kurumunda çalıştım ne de yazınızda belirtildiği gibi orada eğitim gibi bir faaliyetim oldu. Yine ne CIA'den ne de RAND kurumundan hayatımın hiçbir döneminde yazınızda ima edildiği gibi tazminat ya da başka bir şekilde ödeme aldım," diyordu.

Oysa Mason sadece kendi kendini yalanlıyordu.

Bir gecede yok edilen biyografinin sırrı

"Kıdemli araştırma görevlisi" olarak bulunduğu ve ders verdiği Naval Postgraduate School'un İnternet sitesinde biyografisi yer alıyor Chris Mason'ın.
CIA'e yakın bir düşünce kuruluşu olan RAND'de ders verdiği de, CIA'in Afganistan'daki "Paştun Kızıl Hücresi"nde görev yaptığı da bu biyografide yazıyor.

Ancak ne garip ki Naval Postgraduate School'daki bu biyografi apar topar İnternet sitesinden kaldırıldı.

Bu konu hâlâ gizemini koruyor... Chris Mason bu konuda herhangi bir açıklama yapmadı, Yasemin Çongar bu soruları sadece geçiştirdi.

NPS'e bir mektup yazarak bu ani değişikliğin sebebini ısrarla sordum ancak herhangi bir yanıt alamadım. Epey bir süre sonra aynı biyografi içinden CIA ve Rand'le ilgili kısımlar ayıklanmış bir şekilde "çaktırmadan" yeniden siteye kondu.
NPS'in "Culture and Conflict Studies" (Kültür ve Çatışma Çalışmaları) bölümünü Chris Mason'ın yakın arkadaşı Thomas Johnson yönetiyor! İkilinin çeşitli yayın organlarına yazdığı ortak imzalı makaleleri de var.
CIA'de çalıştığı ve istihbarat operasyonlarında yer aldığı, ayrıca RAND'de ders verdiği bilgileri işte bu kadar yakından dahil olduğu bu okuldaki biyografisinde var.

Kendisinin ders verdiği okul bunları uydurmuş olabilir mi?
Dahası neden panikle, apar topar bu biyografi yangından mal kaçırır gibi siteden kaldırılıyor? Bugüne kadar bir problem olmadı bu biyografideki bilgiler de bizler Türkiye'de tartışınca mı kaldırıldı acaba?

Merak ediyorum...

Gelelim bir başka kuruluşa...

Chris Mason "Center for Advanced Defense Studies"de de kıdemli üye. Bu kuruluş bugünün ve yarının güvenlik politikaları üzerine yoğunlaşıyor, bu konularda uzmanlaşmış kişileri bünyesinde barındırıyor.

Peki başka kimler var bu kuruluşta?

1. Anthony Shaffer: Biyografisi onun "CIA, FBI, NSA gibi kuruluşların gizli operasyonlarında kilit rol oynadığını" gösteriyor.
2. Jerrold Post: Kariyerinin tam 21 yılını CIA'e adayan ve bu kuruluşta "Kişilik ve siyasi davranış analiz merkezi"ni kuran isim.
3. Lestor Hyman: Clinton'ın başkanlığı döneminde Başkan Yardımcısı, Anayasa Mahkemesi Başkanı ve CIA Başkanı adaylarının geçmişini araştıran ve inceleyen hukukçu.

Yolu CIA'den geçen bu kişiler yani "bizim çocuklar" Chris Mason'la aynı çatı altında çalışıyor.
Bu arada neyse ki Chris Mason bir dönem Dışişleri'nde çalıştığını reddetmiyor. Bir aralar Washington'dan yolladığı haberlerde eşi Yasemin Mason "Bir Dışişleri yetkilisi" ya da "Dışişleri'nden bir kaynağa göre" gibi ibareler kullandı. Bu kaynak da evdeki koca olsa gerek...
Bu bilgilerden sonra hâlâ Chris Mason'a "Sadece bir akademisyen," demekte ısrar edenlere "Ben akademisyenin paraşüt madalyalısını severim," diyebiliyorum!

Kaynakça
Kitap: İMHA PLANI MEDYA NASIL ÇÖKERTİLDİ
Yazar: ORAY EĞİN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Medya Nasıl Çökertildi ve Yandaş Yapıldı?

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir