Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Asker ve Fethullah Gülen

Burada Ergenekon Tertibinde tutuklanan Nedim Şener'in Ergenekon Belgelerinde Fethullah Gülen Cemaati konusu hakkındaki çalışmasının bütün konularını başlıklarıyla bulabilirsiniz.

Asker ve Fethullah Gülen

Mesajgönderen TurkmenCopur » 07 Haz 2011, 00:22

ASKER VE FETHULLAH GÜLEN

• Askerlerin bilgisayarlarına sızıldı mı?
• Kayseri'de tutuklanan astsubay, ifadesinde hangi ilişkileri açıkladı?
• Subayın eşi GATA'daki örgütlenme konusunda neler anlatmış?
• Askere özel "Gülen dersi"nde hangi tespitlere yer verildi?
• Cemaat hangi ülkelerde nasıl faaliyet gösteriyor?
• Genelkurmay Gülen Cemaati'ne karşı hangi tedbirlerin alınmasını istedi?

"GÜLEN İN ADAMLARINA PARA VERMEYEN İHALE ALAMIYOR"

Gazeteci Mustafa Balbay'a ait olduğu iddia edilen günlüklerdeki ilginç nodar arasında da yine askerlerin Gülen Cemaati'ne ilişkin çarpıcı tesbiderinden birine yer veriliyor. Bu notlara göre, MİT Müsteşarı Atasagun gibi, Fethullah Gülen örgütlenmesini yakından izleyen Türk Silahlı Kuvvetleri üst yönetiminde de, cemaatin özellikle ekonomik açıdan ulaştığı gücün boyutuna ve bunun olası tehlikelerine dikkat çekiliyor.

Ergenekon iddanamesinin ekleri arasında yer alan 15 Ocak 2000 tarihli belgeye göre, Balbay bu konunun da konuşulduğu ve Kara Kuvvetleri Komutanlığında yapılan görüşmeyi günlüğüne şöyle not etmiş:

Tarih, 15 Ocak 2000.

"KKK Orgeneral A. A., Kurmay Başkanı Orgeneral N. T., Emekli Orgeneral D. A. ile öğle yemeği
Saat 12.00'de N.T.'nin makamında buluşma da orada... Dokuzuncu kata çıkış. Ankara ayaklar altında. Çatı kat... üst düzey komutanlara hizmet veren yiyecek-içecek bölümleri... En uçta özel oda var... Oraya geçtik.
12.15'te A.A. geldi. Koltuklardan masalara geçtik.

A.A.- Bu Gülen'i iyi tahlil etmek gerekiyor. Adam aylardır Amerika'da... Bunlar siyaseti ele geçirerek, hedeflerine ulaşmak istiyor. D.A.- En tehlikelisi...
A.A.- Bakıyorsunuz ABD'nin çıkarı neredeyse bunlar orada okul açmış.
D.A.- Komutanım üstelik bu okulları kendisi de açmıyor. Bizim dangalaklara açtırıyor. Yani parayı da biz veriyoruz.
A.A.- Şimdi bunlar (şeriatçılar) ekonomik bir güç de elde ettiler. Artık işadamları, tüccarları var... Kimi iş alanları öyle ki, Gülen'in adamlarına para vermeyen ihale alamıyor... Bu böyle gitmez... "

KOMUTANIN SÖZLERİ VE IŞIK EVLERİ OPERASYONU

Fethullah Gülen Cemaati'nin artan etkinliğine TSK'nın tepkisinin su yüzüne çıktığı dönemin başlangıcını, 2008 yılının 28 Ağustos'u, yani Orgeneral İlker Başbuğ'un Genelkurmay Başkanı olduğu tarih olarak kaydetmek yanlış olmasa gerek.

Nitekim Başbuğ, Genelkurmay Başkanı olduktan sonra yaptığı konuşmada cemaatin etkinliği hakkında şunları söylemişti:

"Herkesin insan onuruna yakışır asgari bir hayat seviyesini sağlamak, sosyal devletin bir görevidir. Sosyal devlet niteliğinin zayıflamasının toplumları cemaatleşmeye ittiği de bir gerçektir. Bu kapsamda giderek güçlenen bazı cemaatler, ekonomiyi yönlendirmeye, sosyo politik yaşam?

biçimlendirmeye, dine bağlı bir yaşam tarzı olarak sosyal kimliklerini ortaya koymaya çalışmaktadırlar. Ancak bu sosyal gerçek doğru analiz edildiği takdirde, bu oluşuma karşı alınacak tedbirlerin başarı şansı olabilir. Hukuk devleti ise, genel anlamda hukuk kurallarına bağlı olan ve bütün vatandaşlarına hukuki güvenceler sağlayan devlettir. Hukuk devletinin herkes için ne kadar önemli olduğu ise aşikârdır."

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, bundan sekiz ay sonra yaptığı bir başka konuşmasında, "cemaat" diyerek tarif ettiği Fethullah Gülen grubuna yönelik daha sert ifadeler kullanacaktı.

14 Nisan 2009 tarihinde İstanbul'da Harp Akademileri Komutanlığında yaptığı konuşmada, görüşlerini şu şekilde dile getiriyordu Başbuğ:

"Bugün bazı cemaader öncelikle bir ekonomik güç olmaya ve daha sonrada sosyo-politik yaşamı biçimlendirmeye, dine bağlı bir tek tip yaşam tarzı olarak sosyal kimliklerini ortaya koymaya çalışmaktadırlar.

Dinsel cemaader kapalı ve içe dönüktür. Cemaate giriş ve çıkış çok farklı dinamiklere bağlıdır. Bu koşullar altında, dinsel cemaatlerin, hele çıkar çevresinde örgütlenmişse, sivil toplum hareketi olduğunu öne sürmek çok güçtür.

Bugün de bazı din eksenli cemaatler, kendilerini demokratik alanın bir oyuncusu olarak takdim etmekte ve çeşitli nedenlerle de görünürde kendilerinin güçlü bir konuma geldiğine inanmaktadırlar. Ancak bu güç imajı ve algısı yanıltıcıdır. İşte bu tip bazı cemaatler hedeflerine ulaşmada kendileri için en büyük engel olarak Türk Silahlı Kuvvetleri'ni görmektedir. Bunun için de, her fırsattan istifade ederek, destekleyicilerinin de yardımıyla Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhine faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Bu yapılanlara karşı, hukuk devleti kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tepkisiz ve etkisiz kalacağını düşünmek ise büyük yanılgıdır."

Başbuğ'un bu konuşmasında özellikle iki önemli vurgu dikkati çekiyordu:

"Cemaatin TSK aleyhinde faaliyetlerde bulunduğu" ve "TSK'nın bu yapılanlara tepkisiz kalmayacağı"...

İlker Başbuğ'dan önceki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt emekli olmanın da verdiği rahadıkla, daha açık bir ifade kullanmayı tercih etti:

"Devlette kurumlar arasında güvensizlik varsa, şüpheler varsa o devlet sorunludur. Ben asker olarak Emniyet'in istihbaratına güvenmiyorsam... Çünkü bana istihbarat getirecek kurum benim hakkımda istihbarat topluyor... Bunlar gerçek vakalar... Adalet Bakanlığı İçişleri Bakanlığı'na, MİT Emniyet'e, Emniyet MİT'e güvenmiyor... O zaman bu devlette hastalık var. Bu kurumların uyumlu çalışmasından Anayasa gereği Başbakan değil0 Cumhurbaşkanı sorumlu... "

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un sözlerini dinleyenlerin ilk anda akıllarına gelen gelişme ise "Işık Evleri Operasyonu"ydu. Fethullah Gülen Cemaati'ne mensup bazı askerlerin, komutanlarına yönelik bir komplonun içinde olduğu iddialarını içeren "Işık Evleri Operasyonu"nun, TSK içinde büyük rahatsızlık yarattığı çok açıktı.
Öte yandan Ergenekon soruşturmasının başlamasıyla birlikte, emekli ya da muvazzaf üst rütbeli subayların sohbet ortamlarındaki konuşmalarının kaydedilerek, belli internet sitelerine "düşmesi", Genelkurmay'ın bilgisayar kayıtlarına girilerek gizliliği bulunan bilgilerin çalınması gibi faaliyetlerin arkasında, hep aynı cemaatin parmak izi arandı.
Şüpheler hep aynı yönü gösterdi.

İşte tam bu sırada şok edici bir gelişme yaşandı.
Fethullah Gülen grubuna bağlı olduğu iddia edilen bir astsubay, "dışarıdaki" "ağabeylerinin" isteğiyle, komutanları hakkında sahte bir emri bilgisayara yerleştirmekle suçlandı.
Kayseri 2. Hava İkmal Bakım Merkezi ve Garnizon Komutanı Tümgeneral Rıdvan Ulugüler'in "fişleme" yapmakla suçlanmasına neden olan emirle ilgili soruşturma başlatıldı. Soruşturma sırasında Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığı, sahte olduğu anlaşılan emirlerle ilgili çarpıcı bulgulara ulaştı.

Soruşturma kapsamında tutuklanan astsubay Ali Balta, komutanlık bilgisayar sistemine girerek sahte emirler üretmesine gerekçe olarak, öğrencilik yıllarında Denizli'de Işık Evleri'nde birlikte kaldığı bir kişinin yaptığı baskıyı gösterdi.

Balta ifadesinde şu bilgileri verdi:

"Astsubay okulundayken Denizli'de kaldığım Işık Evi'nden ağabeyim beni arayıp Kayseri'de beni bulacaklarını söyledi. Gelen Tarık isimli kişi ağabeyliğimizi yapacağını açıkladı. Kayseri'de astsubaylar İ. D. ve O. G.'le birlikte bizi E. Ş. ve Y. isimli kişi ile tanıştırdı. Y., Işık Evi yapılanması içinde E. ve T.'tan daha üst düzeyde görev yapıyordu. Bize 'Bundan sonra ev ağabeyiniz E. Ş.'tır. Onun söylediklerini dinleyeceksiniz' dedi. O günden sonra Ersin Şafak bizim ev ağabeyimiz oldu.

Yusuf, bana, AKP'nin Kayseri'de iyi hizmederde bulunduğunu, bu nedenle seçimlerde AKP'ye oy vereceğini belirttikten sonra Ergenekon gibi bir örgütü ortaya çıkardıklarını, yüksek düzeyde birçok insanı içeri aldıklarını söyledi. Daha sonra bana içinde Word belgesi olan bir flash bellek getireceğini belirterek, bu belgeleri komutanlığın Doküman Yayın Sistemi'ne aktarmamı istedi. Bunu yapmazsam Denizli'de Işık Evleri'nde kaldığımı komutanlarıma söylemekle tehdit etti. Bu durumun ortaya çıkmaması için teklifi kabul ettim ve Y. ile buluşarak flash belleği aldım. Bu buluşma sırasında Y.'tan, yüzbaşı M. O.'ın bilgisayarının şifresinin yazılı olduğu kağıdı da aldım. Yzb.'nın bilgisayar şifrelerini nasıl elde ettiklerini bilmiyorum. Y., kağıdı verdikten sonra, 'Dediklerimi yaparsan birçok kötü insan temizlenecek' dedi. İcra Koordinasyon Kısım Amirliği'ne giderek, boş bilgisayarın başına oturdum. Bilgisayarı, O.'ın şifresini girerek açtım ve flash bellek içindeki word dosyasını sisteme kopyaladım. Bir dosyayı da İhale Komisyonu Başkanlığı'na gönderdim. Daha sonra bilgisayarı kapatarak, odadan çıktım. Akşam mesai bitimi sonrasında Y.'la buluşarak, flash belleği teslim ettim."
Tutuklanan Astsubay Ali Balta, ifadesinde ayrıca, TSK içindeki subay ve astsubayların fişlendiğine ilişkin çarpıcı bilgiler de verdi.

İfadesinde, Kayseri'de astsubaylar İ. D. ve O. G.'le birlikte oturduklarını anlatan Balta, Işık Evleri ağabeyi E. Ş.'ın Kırık Testi, Prizma ve Asrın Getirdiği Tereddütler gibi Fethullah Gülen'in eserlerini getirerek, yorumlarda bulunduğunu anlattı.

Balta, Ş.'ın bazen de elinde flash bellekle gelerek, Excel dosyaları içindeki subay ve astsubaylarla ilgili sorular sorduğunu kaydetti. Balta, Ş.'taki bu dosyalar içinde, görev yaptığı komutanlık ile 12. Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığında görevli, Alevi subay ve astsubayların ayrıntılı listesi ile eşcinsel eğilimleri olan, dul kadınlarla ilgilenen, erotik shoplar'dan alışveriş yapan subay ve astsubayların isimlerinin yazılı olduğunu söyledi.
İddialarda yer aldığı gibi, Işık Evleri'nde yetişmiş olan Ali Balta'nın anlattıkları eğer doğruysa, Fethullah Gülen Cemaati'nin askeri yıpratmak için çaba sarf ettiği yolundaki görüşlerin doğruluğu da ortaya çıkmış olacaktı. O yüzden hukuki sürecin tamamlanmasını beklemek en doğrusu diyerek, Ergenekon dosyasında yer alan Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından hazırlanmış Fethullah Gülen grubuna ilişkin belgelere göz atmaya devam edelim.
Bir diğer belge 1995 yılına ait... F.T.E. adlı bir kadın, eşi Tabip Yüzbaşı Ö.E. ile yaşadığı evi terk ederek, eşinden boşanmak için mahkemeye başvurur. Eşinin çok değiştiğini ve Fethullah Gülen Cemaati'ne katıldığını Genelkurmay Başkanlığı'na da bildirir. Hava İstihbarat Kıdemli Albay R.Ö. tarafından hazırlanan "gizli" damgalı raporda, Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde (GATA) görev yapan bir grup Fethullah Gülen Cemaati mensubu ortaya çıkarılır.
İşte Ergenekon dosyası eklerinde bulunan o rapor ve tespitler.

Bayan F.T.E. ile Yapılan Görüşme Sonucu Elde Edilen Bilgiler:

1. BN. F. T.E.'nin, eşi Tbp.Yzb.Ö.E.'in gayri ahlaki davranışları nedeniyle Kasım 1995 tarihinde evini terk ederek babasının evine yerleştiği ve Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde boşanma davası açtığı,
2. Eşi Ö.E. ile görücü usulü evlendiklerini, evlenmeden önce Ö.I.'ın kendisini görevli olduğu Kırıkkale Üniversitesinde bulunan Nurcu olarak tanınan kişilere tahkik ettirdiğini, ilk karşılaşmalarında Ö'ın kendisine dini eğilimlerini sorduğu, bunun üzerine kendisinin aynı soruyu Ö.'a yönelttiğini, Ö.'ın da cevaben "namazını kılıp oruç tuttuğunu, ancak dini cemaatlerle ilişkisi olmadığını" ifade ettiği,
3. Evliliklerinin ilk dönemlerinde Ö.'ın sık sık "Ye aşını-Kıl beşini" gibi bir tekerleme söylediğini, bundan beş vakit namazı kastettiğini, yaptığı bazı konuşmalarda F. E.'in öğretim görevlisi olduğunu kastederek "Diğer insanlara da Müslümanlığı tebliğ etmek gerektiğini ve bu yönde neden çaba göstermediğini" eleştirdiğini, Atatürk'ün dini baltaladığını, Çanakkale savaşlarında başka komutanların da olmasına karşın, zaferin Atatürk'e mal edildiğini belirttiği,
4. Daha sonra Ö.'ın "Zaman" gazetesi okuduğunu ve bu gazeteyi kendisine bayiden aldırdığını ve bu gazetenin diğer gazetelerden daha üstün ve gerçekleri yansıtan bir gazete olduğunu söylediği, bazı akşamlar kitap okuyalım diyerek Said-i Nursi'ye ait olduğunu gördüğü kalın cildi "Lema'lar, Şualar, Sözler" isimli kitapları okuduğunu, hatta bir keresinde misafir geleceği nedeniyle kendisinin hazırlık yaptığını Ö.'ın ise boşver şimdi ders daha önemli diyerek "Mektubat" isimli kitaptan açıklama yaptığını, anılan bu kitapların lisan olarak ağır ve anlaşılmaz olduğunu, bazen cemaate ait Sızıntı dergisinden de ders yapıldığını,
5. Ö.'ın, Fethullah Gülen hoca ile tanışıklığı olduğunu bildiğini, Ö.'ın söylediğine göre M.S. (E.Tbp.Bnb. - F. Gülen ile ilişkisi nedeniyle 1994'te Re'sen emekli) in Ö.'ı hoca efendi ile tanıştırdığını, Ö.'ı bu cemaate sokan kişinin, Yavuz kod adlı M. S. olduğunu,
6. M.S.'ın GATA'dan (Anatomi ABD) Re'sen emekli edildikten sonra 15 günde bir Ankara'ya gelerek Ö. ve arkadaşlarıyla buluştuğunu, hatta kendi evlerinde de (Yeni Ziraat Mah.16.Sok. Altındağ/Ankara) toplandıklarını, genelde ise bu adrese yakın bir hücre evinde toplantı yaptıklarını,
6. Oturdukları Dışkapı'daki evlerine zaman zaman B.B.(Tbp.Kd.Yzb.), İ. Y. (Tbp.Kd.Yzb.) gibi Ö.'ın arkadaşı olan kişilerin geldiğini ve yukarıda belirtilen kitaplardan birinden Nur dersi yapıldığını, bir keresinde kendisinin bunları sürekli okumaktan ne anlıyorsunuz diye sorduğunda1 Ö.'ın cevaben "her okuyuşta nur şakirdleri (talebeleri) olarak ayrı bir mana çıkarıyoruz" dediği, bu derslerin beşli gruplar şeklinde yapıldığını, kendilerinden ayrı beşli grupların da olduğunu kendi beşli gruplarına bazen B.Ç.'nin (tbp.Kd.Yzb.600 Yt.Gümüşsuyu As.Hst.Bştbp.liği) de katıldığını,
7. Bazen Çiğiltepe lojmanlarında i...z isimli bir apartmanda M. Ö.'in evinde Nur dersi yapıldığını, bu derslere Ö., A.T.'un (Tbp.Yzb. - Fizyoloji ABD) katıldığı, ders yapılan Risale-i nur kitabının M. Ö.'in evindeki kütüphanede kitapların arkasında bulunan bir bölümden çıkarıldığını, sözü edilen derslerde F. Gülen hocanın vaaz kasetlerinin de seyredildiğini, kendi evlerinde de Ö.'ın babasının (Em.Astsb) Kıbrıs'tan alıp kendilerine verdiği videoda vaaz kaseti seyredildiğini; M. Ö.'in başka bir beşli gruptan olduğunu, M. Ö.'in kod isminin K. ve Z. olduğunu, izlenirse cemaatten daha çok kişiye ulaşılacağını,
8. Belirtilen toplantılar dışında "büyük toplantı" olarak isimlendirilen toplantılar yapıldığını, bunlardan birinin Ü. H. U. (Tbp.Yzb)'ın evinde olduğunu, bu toplantıya İ.I Y., M.Ö., B. B. ve S. Ağabey dediği bir kişi ve sivil Ertuğrul'un katıldığını Ertuğrul isimli kişinin ODTÜ'den atılan bir öğrenci olduğunu, bu sivilin grupların birbirleriyle iletişimini sağladığını, ders yapılacak video kaseti, kitap ve dergilerin sivil Ertuğrul tarafından getirildiğini,
9. Büyük toplantılara R. T.N (Yrd.Doç.Tbp.Kd.Yzb.), Y.G, R. A.(Tbp.Kd.Utğm.), R.A., M. Ö, V. K., Ü. H. U., A. T. ve Sinan ağabey denilen kişilerin iştirak ettiğini, hatta kendisinin hamileliği döneminde Ö.'ın evden ayrılırken, herhangi bir sorun çıkarsa araması için R. T.'in çağrı cihazını kendisine verdiğini,
10. Kendi evlerinde de büyük toplantı yapıldığını, bu toplantıya M. Ö., R. A. (J.Tbp.Yzb. - J.Dispanseri Dah.Uzm.İstanbul), V. K.l, Ü. H. U. ve
İ. Y.'ın katıldığını hatırladığını, bu toplantıya mavi bir dosya ile geldiğini, dosyada; başörtü ve örtünme ile ilgili komutanlık emirleri olduğunu, Y.
G'ın (Tbp.Kd.Yzb.) da bazı toplantılara katıldığını, î. Y.'ın eşinin A. Ö. Hastanesi'nde doğum yaptığını, tesettürlü olduğunu, İ. Y.'ın eşi tesettürlü olduğu için eşiyle bir yere giderken güvenlik nedeniyle otobüse ayrı ayrı gelip bindiklerini,
11. T. T.'m Ö.I. tarafından yetiştirilerek cemaate sokulduğunu,
12. Ö.'ın F. Gülen hocayla görüşmek için İstanbul'a gittiğini, esasında hoca efendinin askerlerin deşifre olmasın diye gelmelerini arzu etmediği,
F. Gülen hocanın İstanbul'da cemaate ait liselerden birinin üst katında kaldığını ve burada gelenleri kabul ettiğini, Ö.'ın hoca efendinin verdiğ?r birkaç derse katıldığını, burada kapalı devre tv.sinden hanımlara da ders verildiğini,
13. Doğumunu dincilere ait A. Ö. hastanesinde yaptığını, çocuğunun isminin F. olduğunu ve F. Gülen tarafından ismin konulduğunu, T. T., M. Ö ve Ü.H.U.'ın çocuklarının isimlerinin de F. Gülen hoca tarafından konulduğunu, hoca efendinin askerler deşifre olmasın diye asker çocuklarına İslami isim dışında normal isimler koyduğunu ve Ö.'ın bu doğumun A. Ö. hastanesinde yapıldığını bölüm arkadaşlarından sakladığını, GATA'da doğum yaptı dediğini,
14. Gruplardaki personelin her ay 2 milyon TL. aidat ödediğini, hatta bir keresinde aidatlarını ödemeyen Erzurum'da görevli M. D. ve Erzincan'da görevli (resimdeki kişi) için bu illere Ö. ile birlikte gittiklerini ve aidatları tahsil ettiklerini, Ö.'ın söylediğine göre bu paraların Azerbaycan'daki okullara gittiğini,
15. Ö.I'ın kardeşi Ö. E.'in (Tbp.Kd.Utğm. GATA Haydarpaşa Hst.'de radyoloji asistanı) de cemaatin içinde yer aldığını ve 1995 yılında Manavgat'ta cemaate ait bir yaz kampına doktor olarak katılarak görev yaptığını,
16. Ö.I.'ın Kuleli Askeri Lisesi'nde öğrenci iken B. B.'la birlikte ülkücü görüşü benimsediklerini ve sloganlarının "Kitap Kur'an - Hedef Turan" olduğunu, hafta sonlarında ülkücü görüşle ilgili konferansa gittiklerini,
17. R.A.'ın (Tbp.Kd.Utğm.) Dışkapı'da kendi evlerine yakın bir hücre evinde kaldığını, eşinin doktor ve tesettürlü olup Eryaman veya Etimesgut'ta sağlık ocağında görevli olduğunu ve İslamcıların hastanesi olan A. Ö. Hastanesi'nde yattığını,
18. Ö. E.'in görev yaptığı fizyoloji ABD başkanlığı bölümünde laborant olarak görev yapan Svl. Me. C. G. ile Svl.Me. S. A.'u ve sekreter M.
G. A.'ı alevi/solcu ve ispiyoncu oldukları nedeniyle tayin ettirme planları içinde olduğunu (Lab. Svl. Me. S.A.'un 1996 yılı içinde disiplinsizlik nedeniyle fizyoloji bölümünden biokimya bölümüne tayini çıktı),
19. Ayrıca S. (Dz.Tbp.Sb.), C. (İstanbul'da) ve E. (GATA'da Ö. ile Elazığ'dan tanışıyor ve Ö.'ın babasının Çayyolu'nda oturduğu evde oturuyor, Elazığlı) isimli kişilerin de cemaate mensup olduklarını,
20. Eşi bayan polis memuru olup, başbakanın korumasını yapan askeri bir doktor olduğunu, bu doktorun da örgüt içinde yer aldığını (yapılan araştırmada anılan doktorun histoloji ABD başkanlığında görevli Tbp.Yzb. E. K.'nın olabileceği tespit edilmiştir),
21. Ö.'ın kızkardeşi Ö. Ö.'ın Mardin'de Sur Dershanesi'nin (Nurculara ait) kızlar kısmı müdür yardımcılığını yaptığını, eşi F. Ö.'ın da Mardin'de endüstri meslek lisesi müdürü olduğunu ve aynı faaliyetler içinde olduğunu,
22. C. Ö. (Tbp.Kd.Yzb.) isimli arkadaşlarının üzerinde çalıştıklarını, müteakiben gruba kazandıracaklarını (bu personel GATA adli tıp bölümünde olup, halen yurtdışında görevde bulunmakta ve GATA içindeki idari işleri ile ailesiyle ilgili sorunların Y. G. ve Ö. E. tarafından takip edildiği tespit edilmiştir),
23. Ö.'ın aynı paralel de faaliyet gösteren diğer gruplardaki kişilerin isimlerini mümkün olduğu kadar öğrenmemeye özen gösterdiğini, cemaatle ilişkili olan askeri tıp fakültesi öğrencilerinin de isimlerini ve faaliyet programlarını öğrenmeyerek, ilerde olabilecek bir sorgulama esnasında mevcut bilgilerin az olması nedeniyle örgütüne zarar vermemeyi amaçladığını,
24. Ö.I.'ın söylediğine göre F. Gülen hoca efendinin kendilerine "Bir ülkede iki önemli birim vardır, biri ordu diğeri dışişleridir bu iki yer ele geçirildi mi ülke ele geçirildi demektir" dediğini,
25. Ö.'ın evlenmeden önce Keşan'da görev yaptığını, Keşan'da kaldıkları evin de hücre evi olduğunu, bu evdeki toplantılara R. A., E. (Dr.Muh. alayında görevli) ve M. İ.'nın (eşi doktor) katıldığını, Keşan'da bulundukları dönemde F. Gülen hocanın İstanbul'daki vaazlarına katıldıklarını ve deşifre olmamak için vaazı çeken kameranın arkasına saklandıklarını,
26. Ö.I. ve arkadaşlarının hangi alanda ihtisas yapacaklarının ağabey dedikleri kişiler tarafından belirlendiğini,
27. Ö.'ın doçent olarak fizyoloji ABD Başkanı M. hocanın yerine geçmeyi planladığını "Daha sonra da ver elini GATA komutanlığı" dediğini, F. Gülen hocanın cumhurbaşkanı olacağını, kilit noktaları birer birer ele geçirdiklerini, ancak uyanıp tayinini çıkarırlarsa Nataşa evliliği yaparak ordudan ayrılacağını yerini de A. T.'un dolduracağını,
28. Son seçimlerde hoca efendiden gelen talimat gereğince grupların yarısının Tansu Çiller ve diğer yarısının da Mesut Yılmaz'a oy verdiklerini,
29. Ö.I.'ın nöbet tuttuğu (nöbetçi amirliği) zaman nöbet sonrasında GATA'ya gelip giden şahsiyetleri telefonla birisine rapor ettiğini,
30. Kendi evlerinde yapılan toplantılarda önce gündem maddelerini konuştuklarını, kimlerin tasfiye edileceğini, kimlerin geleceği hususunun tartışıldığı, bu arada Ç. (o tarihte Genelkurmay 2nci Bşk.'nı) T. K., A.'ya lanet okuduklarını (muhtemelen irticaya karşı verdikleri mücadele nedeniyle),
31. Annesinin Ö.'ı bir gün siteler mevkiinde arabasıyla gördüğünü ancak arabanın plakasını değişik bir plaka olarak görünce şaşırdığını (fizyoloji bölümünden başka bir kaynak Ö.'ın arabasının bagajında ikinci değişik bir plaka tespit etmiştir), 1
32. Bir gün Said-i Nursi'nin bir kitabı okunurken, kitapta "Cahit" ismi geçtiğini, Ö.'ın kendisine "bu isim benim ismim" dediğini ve bu ismin F. Gülen hoca tarafından konulduğunu,
33. Ö.I.'ın İstanbul'daki kardeşi Ö. E.'in oturduğu evde A. U. diye bir kişinin oturduğu, bu şahsın da örgütten olduğunu, (Mimindere Cad. Erenköy/İstanbul, 0216 350 03 ...)
34. Ö.'ın faiz haram diye nemadan (tasarruf teşvik fonu) çıktığını,
35. Evlerinde sürekli Samanyolu TV'nin izlendiğini, özellikle F. Gülen hocanın vaaz programlarının takip edildiğini,
36. Bir gün Ö.'ın evde dua ederek, teşbih çektiğini "Ne oluyor" diye sorduğunu, Ö'ın cevaben "Hoca efendi bugün anjiyo olacak", onun için kendilerine kelime-i tevhid görevi verildiğini,
37. Ö.'ın isteğiyle Ulus'ta Nurculara ait olan "G mağazasından alışveriş yaptıklarını,

Diğer Kaynaklardan Elde Edilen Bilgiler:

1. Tbp.Yzb Ö. Etlik, Gülhane Askeri Tıp Akademisi Komutanlığı Fizyoloji Bölümü'ne tayin olup katılmadan önce çeşitli bölümlerden personelin bir arada bulunduğu bir ortamda Dz.Tbp.Yzb.A. A.'un Ö. E.'in kim olduğunu sorduğunda, tanıyan başka bir personelin "Dini bütün Müslüman bir kardeşimiz geliyor" dediği,
2. Öğrenciliğinde Cuma namazlarına devam ettiği,
3. Dini bütün bir kişi olarak tanındığı,
4. Bir ara gümüş yüzük taktığı, daha sonra çıkardığı,
5. Milletvekillerinin Meclis'teki yemin töreninde Kuran üzerine yemin edilmesini savunduğu,
6. Eşi doğumunu Beşevler'deki İslamcılara ait A.Ö. Hastanesi'nde yaptığı halde, görevli olduğu bölümdeki arkadaşlarına doğumun GATA'da yapıldığını söylediği,
7. Askeri Tıp Fakültesi'nde irticai faaliyet içinde olduğu bilinen beşinci sınıf öğrencisi Ö. Ö. (okuldan çıkarıldı) ile sık sık görüştüğü,
8. İrtica ile ilgili gazete haberlerini dosyaladığı,
9. Arabasının bagajında kendi plakası dışında başka bir plaka bulundurduğu ve bunu zaman zaman kullandığı,
10. Kendisinin istikbale yönelik çıkarlarını müessesenin gelişmesinden önde tuttuğu,
11. Nema'dan çıktığı (GATA maliye şube müdüründen tasarruf teşvik fonundan çıktığı öğrenildi),
12. Fizyoloji ana bilim dalı başkanlığında daha önce görev yapıp irtica faaliyetlerinden dolayı bölümden ilişkileri kesilen öğretim görevlilerinin sınavlarda öğrencilere 33 soru sorulduğu, buradaki 33 rakamının dini bir anlamı olduğu, Ö.'ın bu soruları bölümde bir araştırma yapıldığında geçmişten iz kalmaması için imha ettiği,
13. Ek-A ifadede adı geçen kişilerle sürekli görüştüğü, 1
14. Aralık 1996'da İngiltere'ye gitmek için yurtdışı izni aldığı (10 gün), pasaport çıkarttığı ancak gitmediği,

R. Ö.
Hv.İsth.Kd.Alb. GATA İsth.Ş.Md.

Değerlendirme:


Yrd.Doç.Tbp.Kd.Yzb. Ö. E.'in eşi F. T.E. ile diğer kaynaklardan elde edilen bilgiler ile (E.) Tbp.Kd.Bnb. M. S.'ın İngiltere'den Ö. E.'e gönderilen mektup incelediğinde; Nurcuların Fethullah Gülen grubunun GATA komutanlığında özellikle öğrencilerle temasın olduğu temel tıp bilimleri bölümünde örgütlenme çabaları içinde oldukları, ana bilim dalı başkanlıklarında öğretim üyeliklerini ele geçirerek askeri tıp fakültesinde sempatizan öğrencileri cemaaderine kazandırma yolunda gayret gösterdikleri, Fethullah Gülen ile bizatihi görüşerek talimat aldıkları, cemaatin sivil kesimi ile askeri kesim arasında irtibat olduğu ve yönlendirildikleri, YAŞ kararıyla emekliye sevk edilen Tbp. Subayların GATA'daki yandaşlarıyla sürekli teması muhafaza ettikleri, faaliyederinde hücre / kompartıman usulünü uyguladıkları ancak son zamanlarda faaliyetlerini kamufle ederek, bir suskunluk içine girdikleri, hatta imaj değiştirmek için düzenlenen toplantı ve kışla gazinosunda içki içmeye başladıkları, fevkalade dikkatli oldukları ve uygun ortam bulduklarında; ısrarla faaliyetlerini sürdürerek TSK içinde büyük bir tehdit oluşturdukları / oluşturacakları değerlendirilmektedir.

Öneriler:

İrticai grupların 1980'li yıllardan itibaren TSK içinde örgütlenmelerine hız vermeleri Şeri Devlet özlemlerinin gerçekleşmesi açısından silahlı
kuvvetleri tek engel olarak görmelerinden kaynaklanmaktadır. Her ne kadar 12 Eylül 1980 sonrasında icra edilen genelkurmay soruşturmaları ve
hava kuvvetleri komutanlığının 1987-1992 yılları arasında yürüttüğü soruşturmalarda tarikatlarla ilişiği tespit edilen subay/astsubayların YAŞ
kararıyla re'sen emekli edilmelerine rağmen ısrarla faaliyetlerine devam ettikleri görülmektedir. Dolayısıyla TSK'nin de aynı ısrarla bütün
faaliyetleri yakından izleyerek takip - ortaya çıkarma - etkisizleştirme çalışmalarına devam etmesi "

ASKERDEN EMİR: GÜLEN'İN İÇYÜZÜNÜ PERSONELE ÖĞRETİN

Ergenekon davasının ekleri kronolojik olarak tasnif edildiğinde, 28 Şubat "postmodern" darbesinin sahibi Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, 1990'ların sonuna gelindiğinde, Fethullah Gülen ve cemaati hakkında daha detaylı raporlar hazırladıkları ortaya çıkıyordu. 1999 yılı Eylül ayma gelindiğinde ise, Fethullah Gülen'e bağlı grupların ya da cemaatin çalışma yöntemlerini iyice çözdüğü anlaşılıyor.

Ergenekon davasının ekleri arasında yer alan bir kitapçık bunu açıkça ortaya koyuyor. Jandarma Genel Komutanlığı tarafından Eylül I999'dd1£ hazırlanan ve "Hizbullah Terör Örgütü ve Diğer İrticacı Faaliyetler" isimli kitapçıkta birçok örgüt gibi Fethullah Gülen grubuna da ayrıntılı olarak yer verildi. İşin ilginci, kitapçığın üstünde "gizli" değil, "Hizmete Özel" damgası bulunmasıydı. Kitapçığın giriş kısmında Genelkurmay İstihbarat Başkanı Tümgeneral H. G.'nun bir emri yer alıyor. Kitapçığın, düzenlenecek konferanslarda müracaat dokümanı olarak kullanılması, bölük seviyesine kadar dağıtımının yapılması ve personele öğretilmesi talimatı veriliyor.

Hizbullah, İBDA-C, Vasat gibi terör örgüderinin ayrıntılı şekilde anlatıldığı kitapçıkta Gülen ile ilgili şu değerlendirmeler yapılıyor:

c. Nurculuk:


Türkiye genelinde dokuz ayrı grup halinde faaliyet yürüttükleri bilinen Nurcu unsurlardan en önemlisi, Fethullah Gülen grubu Nurcularıdır. Şeriat esaslarına dayalı bir devlet kurma yönündeki amaçlarını gerçekleştirmek için izledikleri yöntem itibariyle, diğer Nurcu kesimlerle ve diğer taraftarlarla mukayese edildiğinde,

- İslamiyeti Türklük şuuru ile yorumlaması,
- Demokrasi kurallarına uygun yasal ve çağdaş yapılanmalarla faaliyet göstermesi,
- Medya imkanlarını en iyi şekilde kullanarak halka açılması,
- Her fırsatta bizzat liderleri vasıtasıyla devlet yanlısı olduklarını ifade etmeleri,
- Devlet yöneticileri ve halkın önemli bir kısmından kabul görmelerini sağlamıştır.

Grubun yurtiçi ve yurtdışı örgüdenmesinin, mali kaynaklarının, masum ve devlet yanlısı gibi gözüken faaliyetlerinin, gerçekte şeriat devletini oluşturmak için gerekli olan kadroyu oluşturmaya yönelik bir strateji olduğu artık ortaya çıkmıştır.

Yurtiçi Faaliyetler:

1969 yılından itibaren faaliyet gösteren F. Gülen grubu, yurt içinde etkin bir örgütlenmeye ve geniş bir taraftar kitlesine sahiptir.
Nitekim, halihazırda yurt sathında anılan gruba ait 200 vakıf, 200 özel okul, 56'sı büyük 500 şirket, 460 dershane ve yaklaşık 500 öğrenci yurdu mevcuttur.

Ayrıca biri İngilizce yayınlanan 14 adet dergi, 300 bin tirajlı Zaman gazetesi, ulusal düzeyde yayın yapan 2 radyo ve uluslararası yayın yapan Samanyolu TV, grubun en önemli ve etkili organlarıdır.
Grubun faaliyetleri, tüm yurt sathında yaygın bir görünüm arz etmekle birlikte, Samsun-Adana ekseninin batısında kalan illerde ve üniversite çevreleri ile Erzurum'da yoğunlaşmaktadır.

Uluslararası boyut kazanan faaliyetlerinin finansmanını düzenli hale getirmek maksadıyla büyük ölçekli sigorta ve finans kurumu olan Işık Sigorta ve Asya Finans kurumunu faaliyete geçirmişlerdir.
Hedefledikleri noktaya büyük oranda ulaştıklarını iddia eden grup, son zamanlarda organize bir şekilde yurtdışı faaliyedere yönelmiştir.

Yurtdışı Faaliyetleri:

1992 yılında eğitim başta olmak üzere ticari işletmelerde başlattığı yurtdışı açılımında K. Afrika'dan Rusya Federasyonu'na Uzakdoğu'dan ABD'ye yayılan bir genişleme söz konusudur.

Şu kapsamda, halihazırda 54 ülke (Fas, Senegal, Sudan, Nijerya, Yemen, Kenya, , Pakistan, Hindistan, Bangladeş, Kazakistan,
Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan, Azerbaycan, Nahcivan, Tataristan, Tacikistan, Gürcistan, Çeçenistan, Dağıstan, Afganistan, Batı Rusya, Moğolistan, Sibirya, Başkurtistan, Abhazya, Çerkezli, Almanya, İngiltere, Danimarka, Belçika, Hollanda, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Makedonya, Romanya, Moldova, Japonya, Güney Kore, Kamboçya, Tayland, Tayvan, Filipinler, Singapur, Endonezya, Papua Yeni Gine, ABD, Avusturya'da 6 üniversite-yüksekokul, 250 lise, 2 ilkokul ve 8 dil ve bilgisayar merkezi, 6 üniversiteye hazırlık kursu ile 21 öğrenci yurdu olmak üzere toplam 293 eğitim kuruluşunu faaliyete geçirmiştir.

Açılmış olan bu tesislerde Türkçe ve İngilizce dersler ağırlıklı olmak üzere 40 bin öğrenci, 3 bini yabancı olmak üzere toplam 7 bin idareci ve öğretmen nezaretinde eğitim gömlektedir.
Modern ders araç gereç imkânlarına sahip bu okullara yurtdışında büyük rağbet olup, öğrenciler sınavla seçilmektedir.
Öğretmenlerin maaşları 600-1500 dolar arasında değişmektedir. Türk öğretmenlerin maaşları Türk işadamları, yabancı öğretmenlerin maaşları mensup olduğu ülke tarafından ödenmektedir.

F. Gülen Grubunun Faaliyetlerinin Analizi:

Günümüzde yasal zemin ve devlet politikaları ile uyum içinde gerçekleşen faaliyetleri, yatırımları, örgütlenme biçimi, finans imkânları ve yurtdışı açılımları irdelendiğinde, devlet benzeri bir yapılanma içinde oldukları görülmektedir.
Devletin kontrolünün yetersiz kaldığı, laik ve sivil toplum kuruluşlarının da yeterince ilgilenmediği başta eğitim olmak üzere birçok alanda ön plana çıkmakta, kontrolü altındaki kuruluşların forksiyonlarını, siyasi nüfuz ve kamu kurum kuruluşlarındaki sempatizanları ile Türkiye'nin siyasi konjonktürüne göre düzenleyebilmektedir.

Nitekim F. Gülen grubunun Refah ve sonrasında Fazilet partilerine şimdiye kadar destek vermemesinin esas nedeni de bu stratejiden kaynaklanmaktadır. Çünkü grup bu partiler yerine daha fazla imkana sahip olan iktidar partilerini desteklemek suretiyle cemaatin gelişmesine imkân tanıma yönünde rasyonel bir tercih kullanmaktadır.

Grubun kontrolünde bulunan özel eğitim kuruluşları da 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim yasasından önemli ölçüde kazançlı çıkmışlardır!1 Cemaatin sahip olduğu orta öğrenim veren özel okullarına, ilkokul bölümü eklemek suretiyle sisteme entegre olmaları sağlanmıştır.
Ayrıca İHL'nin kontrol altına alınmasından sonra grubun kontrolündeki bu okullar, irticai kesimler tarafından rağbet edilen eğitim kurumlan haline dönüşmüştür. Zaman içerisinde söz konusu okulların birer illegal İHL'lerine dönüşebilecekleri kuvvetle muhtemeldir.
Cemaatin kamuoyunda adının duyulmasında önemli bir faktör olan yurtdışındaki okullarının, Türk Cumhuriyetleri, Balkan ve Ortadoğu ülkeleri dışında ABD ve İngiliz vatandaşlarının önemli bir kesiminin yaşadığı Uzakdoğu ve Afrika ülkelerinde de açılmaları, Türkiye'deki İslami çevreler içerisinde kendilerine muhatap arayan bu iki ülkenin Gülen grubu ile ilişki içerisinde olduğu kanaati uyandırmaktadır.
Bu nedenle, Fethullah Gülen'in Ortodoks Fener Rum Patriği Bartholemeos ve Katolik Dini Lideri Papa II. Paul'le görüşerek, batılı güçlerin kendisine verdiği desteğe karşılık verdiği değerlendirilmektedir.

Kendilerinin bir tarikat olmadığını iddia eden cemaat lideri, resmi dini sıfatı bulunan Papa ve Patrik ile görüşerek kendisine diyanet işleri başkanına alternatif bir konum yaratmak istemesi açısından dikkat çekicidir.

Grubu genel olarak tanıdıktan sonra şimdi de 1988-1993 yılları arasında grup içerisinde faaliyet gösteren bir Şakird'in, yani Nur öğrencisinin ağzından Fethullah cemaatini tanıyalım:

(AA) F. Gülen'in Cemaate Tanıtımı:


Kişisel hayatı, kendi anlattığı şekliyle cemaat, ev ve yurtlarda, teyp ve video kasetlerinden öğretilir ve okutulur, İnsan ötesi bir yaratık olarak tanıtılır,
İnsan ötesi bir yaratığın her dediğine siz de inanırsınız. Çünkü siz kirlisiniz, günaha batmışsınız, ama o, yani lider, sizin çok üstünüzde, sizin ulaşamadığınız bir noktadadır. Size ötelerden haber getiren bir insandır.
Cemaatin ana liderinin Peygamber, fikri liderinin Said-i Nursi ve görünürdeki liderinin F. Gülen olduğu empoze edilir.

(BB) Cemaat üyelerini birbirine bağlayan temel öğeler:

Teşkilatı ayakta tutan üste itaat, üstün dediklerini sorgulamadan yapmaktır.
Ayrıca cemaat üyelerini bir arada tutan diğer unsur da histir. Duygusal birliktelik cemaati birleştiren bir yapışkan gibidir.
Lidere rabıta, yani tam bağlılık önemlidir ve ana unsurlardan birini teşkil eder. Lider kavramı cemaatin birlikteliği ve devamı için önemlidir.

(CC) Cemaatin görevleri, nihai hedefi:

Unutulmamalı ki F. Gülen'in nihai hedefi, rüyası, Türkiye liderliğindeki İslam birliği ve Tanrı sözünün topluma egemen olmasını sağlamaktır. 11 Şifre, kendisinin ifadesi ile üç kademelidir: İman, hayat, iktidar.

Said-i Nursi onlara göre imanda dirilmeyi sağlamıştır. İçinde bulunulan safha ise imanı hayata geçirme ve yaşama safhasıdır. "Altın Nesil" iktidarı sağlayacaktır.

Cemaatin tüm çabası Türkiye'de "siyasal ve ekonomik güç dengesinde" söz sahibi olmak ve "ranta" ortaklıktırl
İnsanlara yaklaşırken "liberal İslam" anlayışı ile hareket edilmekte ve İslamın siyasal yüzünü göstermekten çok tüm insanları kucaklayan bir hoşgörü felsefesi olduğu lanse edilmektedir.

Üniversiteleri hedef alan çalışmalarında cemaatin herhangi bir şekilde Türkiye'de laik demokratik düzeni bozmaya yönelik bir maksadının olmadığı, bilakis Türk insanını eğitme hamlesi olduğu tezi işlenir.
- Bu maksatla Türk Cumhuriyederi'nde açtıkları okulların ve orada yetişen çocukların Türk kültürünü nasıl öğrendikleri konusunda hazırladıkları video kasetler kullanılır. Bu okullardaki gençlere rehberlik faaliyederi adı altında cemaat öğretisinin verildiğinden hiç bahsedilmez.

(DD) Örgütlenme ve cemaate adam kazandırma esasları:

Cemaat tek tip insan yetiştirme gayreti içindedir. Gerçi 1990'larda tahminlerin ötesinde büyüdüğü için bu amaç biraz sekteye uğramıştır.
Hedef kide, ortaokulun son sınıfındaki ve liselerdeki öğrencilerdir. Çünkü bir gencin en cahil olmakla beraber en idealist olduğu devir bu çağdır.
Çocuğun aile durumu ve kişisel durumuna göre dinle ilgili hiçbir şey söylenmeyebilir. Yapılan şey bu gençlere bir abi gibi davranarak, ona derslerinde yardımcı olmak ve geleceğe ait planlarında yol göstermektir. Uygun ortam oluştuğunda cemaatin öğretisi verilmeye başlanır.
Genç, evinde ne kadar sorunluysa, başarı oranı o kadar yüksektir.
İlk hedef büyümedir. Bunun da yolu okulların etrafında örgütlenmeden geçer.
Büyümenin iki yolu vardır:

Okuyan gençler ve Esnaflar

Gençler cemaatin insan kaynağını, esnaflar ise lojistik ve para kaynağını oluşturur. F. Gülen'e göre cemaatin lokomotifi Anadolu insanı ve himmetidir. Hiçbir dış katkı yoktur.

Belli bir zamana kadar cemaatin ana hedefi "eğitim" olduğu için hep öğretmen yetiştirmeye çalışmışlardır. Cemaat büyüdükçe bu ihtiyaç yerini diğerlerine bırakmış, bugün sanatçısından mühendisine kadar toplumun her kesimini yetiştirme gayreti içindedirler, ama ağırlık, halen eğitim ve öğretmenler üzerindedir, çünkü gençlerle buluşan tek meslek grubu öğretmenliktir.

Harp okullarına ve askeri liselere sokulacak çocuklar gizlilik içerisinde eğitilir. Bu çocuklar özel evlere giderler, cemaat içindeki sorumluları dışında insanlar bu evlerin ne yaptığını bilmezler, çünkü cemaatin örgütlenemediği tek kurum askeriyedir. Son olarak İzmir Maltepe Askeri Lisesi'nden 3, Balıkesir Astsubay Okulu'ndan 2 öğrencinin Işık Evleri'nde Nur eğitimi aldıkları, okulda dikkat çekmemek için abdest yerine teyemmüm etmeleri, namazı gözle kılmaları, oruç tutmamaları konusunda talimat aldıkları okul bitene kadar kendilerinden bir şey beklenmediği tespit edilmiştir.
Eğitim, hukuk ve siyasal bilgiler fakültelerindeki teşkiladanmaları çok üst düzeydedir.

Üniversiteye hazırlanan gençlerin kendi dershanelerine gitmelerini sağlamaya çalışırlar. Üniversiteye hazırlık dershaneleri en verimli çalışan organlardır. Buralara büyük insan kaynağı ve parasal destek yapılmıştır. İstanbul'da Fem dershaneleri, İzmir'deki Akyazılı bunlara birer örnektir.
Dershane binaları çok fonksiyonludur. Buralarda örgüt toplantıları da yapılır, ayrıca F. Gülen'in ikamet ettiği yerlerden biri de Altunizade Fem dershanesidir. Burada kendisine tahsisli bir oda vardır.

Ev ile hazırlık dershanesi ilişkisi çok önemlidir.
Cemaatin 90'lı yıllarda çok güç kazanmış diğer önemli bir organı da öğretim kurumlarıdır. Okullar yatılı olduklarından öğrencilere çok daha etkili olunmaktadır.

Bu okul ve dershanelerdeki eğitim seviyesi, diğer okul ve dershanelerden daha yüksektir, çünkü kadrolarında işi para için değil inandıkları için yapan birçok gönüllü vardır.

Özellikle fen liselerindeki örgütlenme çok önemlidir. En zeki çocukları yetiştiren bu okullar, cemaat için çok uygun bir genişleme sahası oluşturur.
Çocukların lise çağında hafta sonları gördükleri ilgi ve sıcak ev yemekleri bu çocukları cemaat elemanı yapmak için yeterlidir,
Bahsedilen evlerin dışında üniversite öğrencilerine hitap eden evler de vardır. Bunlar üniversitelere yeni başlayan insanlara hizmet verir. Bu evlerin ilk amacı, cemaatin aktif elemanları yerine "sempatizanlarını" yaratmaktır, çünkü Fethullahçılar bu cemaatin belli bir zaman sonra "cemiyet-toplum" olacağını hesaplarlar.

Işık Evleri'ne arada bir daha üst seviyeden "abi"ler gelir ve cemaatin son durumu hakkında olsun, F. Gülen hakkında olsun, teşvik edici, yüreklendirici konuşmalarda bulunurlar. Monotonluğu yok etmek ve her cemaat elemanının yukarıyla olan temasını kuvvetlendirmek için bu önemlidir.

(EE) Empoze edilen fikir ve düşünceler:

Fethullah Gülen ve cemaatini tanıtan kasederde ve verilen vaazlarda sık sık yinelenen temalar kısaca şunlardır.

Türk insanı son yüzyılda İslam'ın özünden uzaklaşarak materyal ve ruhsal bağlamda geride kalmıştır. Tanrı inancıdan uzaklaşmak bu dünyada2 mutsuzluk ve tatminsizliği, öteki dünyada ise cehennem hayatını getirir. Türk insanını bu hatadan kurtarmak görevi ise yeryüzünde bu cemaatin omuzlarına Tanrı tarafından verilmiştir.

Harcadığınız her nefeste İslam dinine uygun yaşamalısınız.
Fen ilimlerini ve teknolojiyi öğrenmek gerekir, ama bunun da amacı gelişme değil, Tann'ya daha çok yaklaşmaktır. Yaşamın amacı dolaylı veya dolaysız Tann'ya hizmettir.
Cemaatin dışında bir hayat cehennemdir ve cemaatten çıkan da bir daha iflah olmaz ve cehennemliktir.

(FF) Cemaatte hiyerarşik yapı:

Cemaatin muazzam bir hiyerarşik yapısı vardır ve Türkiye'de askerden sonra en iyi teşkilatlanmış örgüttür.
1990'lara kadar ana cemaat birimi onların "dershane" veya "Işık Evleri" dediği, öğrencilerin ve onların "abi"lerinin kaldığı evlerdir. Cemaatin "iyi" elemanları hep buralarda yetişmektedir.
Her dershane ve ev bir bölgeye bağlıdır.

Her ev hacmine göre 5-6 kişiden oluşur ve evlere kimlerin dağılacağı "bölge imamları" tarafından belirlenir. Ayrıca her evin bölge imamı tarafından tayin edilmiş bir imamı vardır. Ev imamları yaşça daha kıdemli insanlardır.

Evdeki hayat özetle şöyledir:

Evin birincil amacı "adam kazanmak" yeni kazanılan insanlara cemaat öğretisini empoze etmektir. Bu fonksiyonu yitiren evlerin kadrosu dağıtılır.
İkincil amaç, evde kalanlann kendilerini cemaat öğretisi paralelinde devamlı yetiştirmeleridir. Üçüncül amaç da barınacak bir yer tedarik etmektir. Evin her türlü ihtiyacı cemaat tarafından karşılanır. Her evin sorumlu olduğu özel bir misyonu vardır.
Ev sahiplerinin hizmet dışı sokakta dolaşması tasvip edilmez, çünkü sokak günahlarla doludur.
(GG) Hedef kurum ve kuruluşlar

F. Gülen'e göre askeriye, mülkiye-hukuk ve eğitim, teşkilatlanılması gereken ilk üç kurumdur. Üst düzey bürokratlarla sıkı ilişkiler kunnak, İçişleri ve Polis teşkilatına sızmak cemaatin vizyonu içindedir.

Spor dünyasını bile ihmal etmeyen cemaat özellikle Galatasaray Futbol Kulübü'ndeki aktiviteleri ile biliniyor. Bu küçük örnek, cemaatin politika belirleyicilerinin vizyonlarının genişliği ve hedeflerinin derinliğini göstermektedir.
Boğaziçi, ODTÜ ve Bilkent gibi üniversitelerde örgütün fakülte düzeyinde yapılanması kuvvetli değildir, fakat bu üniversitelerde asistan veya doktora çalışması yapan cemaat mensupları mevcuttur.

YÖK ve MEB'in 5-6 sene önce başlattığı proje ile yeni üniversitelerin kadro ihtiyacını karşılamak için yurtdışına binlerce öğrenci gönderilmişti?? Bir öğrencinin devlete maliyeti senede 40.000 Amerikan dolandır. Her fırsatı değerlendirmekte usta olan cemaat bu fırsatı da çok iyi kullanmıştır. Yurtdışına gönderilen bu öğrencilerin çoğunluğu bu cemaate mensuptur.
Özel üniversiteler bazında Fatih Üniversitesi onlarındır.

(HH) Gelir kaynakları ve sermaye gelişimi:

Esnaflar üzerindeki örgütlenme özellikle 90'larda artmıştır. Şu anda muazzam bir finansal güçleri vardır. 50 milyar dolara ulaşan İslami sermayenin %50'sinin F. Gülen cemaatinin destekleyicilerine ait olduğu değerlendirilmektedir.
İlk zamanlarda esnaf teşkilatlandırılmamıştı. Bunların fonksiyonu cemaate parasal ve lojistik destek vermekti. Para toplama olayına "himmet" denir ve en büyük yardım da ramazan ayında toplanır. Cemaatin üst düzey bir elemanı gelir, duygusal bir konuşma yapar ve insanlar bir sonraki ramazan ayına kadar verilmek üzere para veya mal taahhüt ederler.
Yeni bir strateji ile esnaf bir araya getirilmiş ve 1996 yılında İstanbul'da İŞHAD (İş Hayatı Dayanışma Derneği) oluşturulmuştur. Bu dernek ile esnafın eğitimi ve bir araya gelmesi sağlanmıştır.

Türk Cumhuriyederi'nin iş potansiyelinde en büyük pay onlarındır.
Anadolu Kaplanları denilen yerli girişimcilerin önemli bir kısmı Fethullahçılan destekler. Aralarında güçlü bir iş ortaklığı ve bilgi transferi vardır. Bu dayanışma dış ticarete de yansımıştır.

(II) İbadet:

Evlerde namazlardan sonra sürekli ya Nur risaleleri ile Fethullah Gülen'in kaleme aldığı kitaplar okunur ya da kasetler dinlenir veya izlenir. Sabah, akşam ve yatsı namazları bunun için en uygun vakitlerdir.

(JJ) Basın ve yayın faaliyetleri:

Medyanın öneminin farkında olan cemaat bu konuda hem basın yayın elemanı yetişmesini teşvik etmekte hem de finansman sağlamaktadır. Zaman gazetesi, Samanyolu Tv, Sızıntı, yeni Ümit Dergileri, 14 dergi, 25 radyo bu konudaki teşebbüsleridir. (KK) Cemaatin geleceği:
Fethullah Gülen ve üst düzey elemanlarının cemaatin geleceği konusundaki niyetleri veya beyanatlarını hiçbir yerde bulamazsınız.
Bazı müesseselerde rantı paylaşamama yüzünden kavgalar başlamıştır. Cemaatin içinde üst düzeyde bile birbirinden nefret eden, birbirinin kuyusunu kazmaya çalışan insanlar mevcuttur.

Siviller, Fethullahçılan sahip oldukları gerek siyasi gerekse finansal potansiyelinden dolayı radikal İslamın alternatifi ve ılımlı İslamın temsilcisi olarak himaye etmektedirler.

Türkiye'de silahlı kuvveder olmasaydı bugün hayalini kurdukları İslam devletini tesis etmiş olacaklardı. Şu anda Türkiye'de Fethullahçılark12: askerler arasında gizli bir satranç oynanmaktadır. Cemaatin askere bakışı bellidir, askerliği her fırsatta övdükleri halde büyümeleri için önünde tek engelin de askerlik kurumu olduğunun farkındadırlar.

Yakın geçmişte Refah Partisi ve yandaşlarının uğradığı akibetten ders alarak radikal davranmanın ne zararlar getirdiğini görmüş ve "hoşgörü" felsefe ve politikasını cemaatin amblemi olarak lanse etmişlerdir. Analiz ve araştınııadan uzak Türk halkı ve küçük burjuvazisi bu maskeye hemen inanmış ve çabuk verilmiş kararlarla "ılımlı İslam" olarak gördükleri örgütü desteklemişlerdir. Ama örgütün diğer bütün dinci örgütlerden daha akıllı olduğunun ve kritik güce ulaşana kadar bu hoşgörü maskesini taktığının farkında değiller.

GENELKURMAY: GÜLEN CEMAATİ ASKER VE POLİSTE ÖRGÜTLENİYOR

Genelkurmay Başkanlığı görevini devraldıktan sonra yaptığı açıklama, Harp Akademileri Komutanlığı konuşması ve 14 Nisan 2009 tarihinde düzenlenen yıllık değerlendirme toplantısında dile getirdiği görüşler dikkatle gözden geçirildiğinde, Orgeneral İlker Başbuğ'un, dolayısıyla askeri kanadın, Fethullah Gülen Cemaati'ne ilişkin "uyarı" niteliğindeki değerlendirmeleri hassas bir noktada tutmaya çalıştığı görülüyor. Gülen Cemaati, her fırsatta "siyasi amaçları olmadığı"nı ifade etmesine rağmen, Başbuğ'un bu noktaya, cemaatin rejimi dönüştürme çabasına özellikle ve ısrarla vurgu yapması dikkati çekiyor. Ancak, gelinen süreçte Genelkurmay'ın açıklamaları, artık önceki yıllardakine benzer şekilde ve geniş çerçevede yankı bulmuyordu ve bu kez de öyle oldu. Oysa Başbuğ'un, "... Giderek güçlenen bazı cemaatler, ekonomiyi yönlendirmeye, sosyo politik yaşamı biçimlendirmeye, dine bağlı bir yaşam tarzı olarak sosyal kimliklerini ortaya koymaya çalışmaktadırlar... " şeklindeki ifadeleri, gerçekte siyasi rejimin geleceğinden endişe adına bir uyarı niteliği taşıyordu.

Ergenekon iddianamesi eklerinde Genelkumay İstihbarat Dairesi kaynaklı raporlar, bu yargının köklerinin eskiye dayandığına tanıklık ediyor. Bu tartışma ortamında nelerin olup bittiğinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlaması bakımından, bu raporların da okunmasında büyük yarar bulunduğuna inanıyorum.

İşte Ergenekon davası ekleri arasında yer alan bir önemli rapor daha: 24 Mayıs 2002 tarihli Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat Başkanı Hüseyin Göksu imzasıyla dağıtımı yapılan rapor, "İrticai Örgütlerin Tehdit Değerlendirmesi" başlığını taşıyor. Nurculuk, Süleymancılık, Nakşibendilik ve Kadiri Tarikatı hakkında kapsamlı bilgiler içeren raporda en geniş bölüm Fethullah Gülen Cemaati ve faaliyetlerine ayrılmış...

Raporda Fethullah Gülen ve cemaatinin amaçlarına ilişkin şu ifadelere yer veriliyor:

"Fethullah Gülen'in amacı: Devletin tüm sistemlerine İslam hükümlerini egemen kılarak, teokratik bir İslam diktatörlüğünü kurmaktır. Bu amacına ulaşabilmek için de toplumda "Hoşgörü ve Barış" mesajları vermeye yönelik ılımlı bir cemaat lideri portresi çizmeye özen göstermektedir. Fethullah Gülen, hiçbir kuvvet tarafından geri adım atmaya zorlanamayacağı bir duruma ulaştığında, Atatürk ilke ve inkılaplarını ortadan kaldırmayı, laik, demokratik, sosyal hukuk devletini yıkarak, şeriat esaslarına dayalı bir rejim kurma amacını, bu ılımlı görünüm altında gizlemektedir. Çünkü Fethullah Gülen, ilk etapta devlete karşı savaş vererek hedeflerine ulaşmanın yıpratıcı olduğunu tespit ederek, kurulu sisteme ters düşmek yerine, onunla barışık, ama onu içten içe ele geçirici bir politikayı yeğlemektedir. Bu sebeple birinci hedef olarak; asker, sivil ve emniyet teşkilatında örgütlenmek esas alınmıştır."

Rapordaki bu açık ifadelerin, hem bir önceki Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın hem de görevdeki İlker Başbuğ'un sözlerinin altını doldurur bir nitelik taşıdığı gözleniyor.
Bütünlüğü bozmamak için, raporu sayfa sırasına göre vermeyi tercih ettik.

Ayrıca ilginç bilgiler içerdiği, askerin tarikatlara bakış açısını kapsadığı için, Nurculuk yanında Süleymancılık, Nakşibendilik ve Kadiri tarikatı ile ilgili bölümleri de aynen aktanyoruz:

T.C. GENELKURMAY BAŞKANLIĞI
ANKARA

İSTH : 3390-97-02/İKK ve Güv.D. 1 İç TİŞ. (144) KONU:
BAŞEMİR
İLGİ: Gn.Kur.Bşk.lığının 28 Mayıs 2001 gün ve İSTH:3590-319-01/İKK ve Güv.D.İç.Cari İsth.Ş.(319) sayılı MYY 114-4 (A) İç Tehdit Dokümanı


1. MMY 114-4 (A) İç Tehdit Dokümanı, ilgi yazı ile yayınlanmıştır.
2. Sözkonusu dokümanda yer alan irticai unsurların, Mayıs 2001 tarihinden Mayıs 2002 tarihine kadar olan dönemdeki faaliyetlerini de
kapsayacak şekilde "İrticai Örgütlerin Tehdit Değerlendirmesi" adıyla daha kapsamlı bir doküman hazırlanmıştır.

Kaynakça
Kitap: ERGENEKON BELGELERİNDE FETHULLAH GÜLEN VE CEMAAT
Yazar: NEDİM ŞENER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Asker ve Fethullah Gülen

Mesajgönderen TurkmenCopur » 07 Haz 2011, 00:22

3. Söz konusu dokümanda irticai oluşumların;

a. Yapısal değişiklikleri,
b. Son dönemde dikkat çeken faaliyetleri,
c. Finans kaynakları,
d. Destek aldıkları sivil toplum örgütleri,
e. Yabancı ülkelerin söz konusu unsurlara yaklaşımları ortaya konulmuştur.

4. Dokümandan yapılacak istihbarat çalışmalarında istifade edilmesini ve MYY 114-4 (A) İç Tehdit Dokümanı ile birlikte kullanılmasını arz/rica ederim.

GENELKURMAY BAŞKANI NAMINA/EMRİYLE
Ş.Md.V. Alb. F.ENGİN 12
Hüseyin GÖKSU
Korgeneral İstihbarat Başkanı

NURCULUK

1. Genel:

a. Tarihi Gelişimi:

Nurculuk; başlangıçta bir tarikat olarak doğmamış, Said-i Nursi tarafından yazılan "Nur Risaliyesi"nin okunup yayınlanmasına dayanan ve bunları okuyanların meydana getirdiği dini bir cemaat olarak oluşmuştur.
Nurculuk tarikatını kuran Said-i Nursi, 1873 yılında Bidis ilinin Hizan kazasına bağlı Nurs köyünde doğmuştur. Doğduğu köyün ismine izafeten Nursi soyadını almıştır. Taraftarları ve talebeleri tarafından "zamanın alimi, zamanın harikası" anlamına gelen "Bediuzzeman" ismi verilmiştir.
Said-i Nursi, 1925 yılında Tunceli bölgesindeki Şeyh Said-i isyanı esnasında, genel asayişin temini amacıyla önce Burdur'a daha sonra da İsparta'nın Barla nahiyesinde mecburi ikamete tabi tutulmuştur. Nurculuk faaliyetlerinin etrafında odaklandığı "Risale-i Nur Külliyatı"nı ilk olarak Barla nahiyesinde yazmıştır.

"Risale-i Nur Külliyatı" adı verilen ve "sözler, mektubat lem'alar ve şualar" gibi ana başlıklar altında toplanan 130 parçadan ibaret eserlerinden dolayı zaman zaman hakkında davalar açılmıştır. Bu davalar süresince uzunca bir zaman cezaevinde kalmış ve hayatını mecburi ikamete tabi tutulduğu çeşidi illerde geçirmiştir.

23 Mart 1960 tarihinde Şanlıurfa'da ölen Said-i Nursi'nin cenazesi Halil-ür Rahman Camii'ne defnedilmiş, ancak cenazesinin Şanlıurfa'dan alındıktan sonra gömüldüğü yer bilinmemektedir veya Nurcu kesim dahil kamuoyu böyle bilmektedir.
Said-i Nursi'nin ölümünden sonra yine büyük ölçüde aynı çizgide sürdürülen faaliyetler, dönemin şartları içerisinde hayata geçirilmiş bazı dernek ve yayın organlarıyla da desteklenmiş ve mevcut imkânlar dahilinde daha geniş kideye ulaşmanın yolları aranmıştır. Kendilerince, Nurculuk hareketinin en önemli ve bariz vasfının, kişilerin imanını kurtarma ve bu amaçla propagandif faaliyedere önem verme olduğu ifade edilmektedir.

İlk defa 1955-1957 tarihinde Kur'an-ı Kerim ile Risale-i Nurlar'ın yazılışı nedeniyle iki gruba ayrılan Nurcular arasındaki bu gruplaşma, Said-i Nursi'nin ölümünden sonra daha bariz bir şekilde ortaya çıkmıştır.

Bu gruplardan;

(1) Birinci grup; "Kur'ana küfür yazısı ile hizmet olmaz" parolası ile faaliyetlerini yürütmekte, Risale-i Nurlar'ın mutlaka el yazısı ve Arap
harfleriyle yazılması tezini savunmakta ve bunun sağlanması için de Nurcuların Arapça öğrenmesini öngörmektedir ki bunlara "yazıcı nurcular"
denilmektedir.

(2) "Okuyucu Nurcular" diye adlandırılan ikinci grup ise; Latin harfleri ile yapılacak çalışmalarının hedeflerine varmada daha yardımcı olacağı kanısında olup, bu fikri empoze etmeye çalışmaktadırlar.
Okuyucu ve yazıcı grup arasındaki bu farklılaşma, daha sonra 1969 tarihinden itibaren okuyucu grup içinde faaliyet gösteren Fethullah Gülen grupları olarak faaliyet gösteren Nurcu kesimde, Anayasa oylaması nedeniyle yeni bir bölünme daha oluşmuş, okuyucu grup; gazeteci ve şuracı olarak iki ayrı gruba bölünmüştür.

b. Amacı:

Nurcu gruplar genel anlatımda; Said-i Nursi'nin öğretilerinin propagandasını yaparak öncelikle teokratik bir devlet kurulmasını isteyen taban yaratmayı, bilahare devlet yönetimini ele geçirmeyi amaçlamaktadır.

c. Stratejisi:

Nurculuğun genel olarak stratejisi devletin sosyal, siyasi, iktisadi ve hukuki temel nizamlarını dini esas ve inançlara göre düzenlemektir. 2. Teşkilatı:

a. Günümüzde Faaliyet Gösteren Önemli Nurcu Gruplar:

(1) Yeni Asya Grubu
(2) Meşveret Grubu

(a) Mustafa Sungur grubu,
(b) Mehmet Kırkıncı grubu,
(c) Mehmet Kurdoğlu grubu,

(3) Med-Zehra grubu

(4) Acz-i Mendi grubu,

(5) Fethullah Gülen grubudur.

b. Günümüzde Faaliyet Gösteren Önemli Nurcu Grupların Oluşumu, Teşkilatı ve Faaliyetleri:

(1) Yeni Asya Grubu:


(a) 1970 yılında yayın hayatına başlayan "Yeni Asya" gazetesi çevresindeki faaliyetleriyle bilinen bu grubun en önemli özelliği siyasetle
yakından ilgileniyor olmalarıdır. 12 Eylül Askeri Harekâtı'ndan sonra Yeni Asya gazetesinin kapatılması üzerine "Yeni Nesil" gazetesini
çıkartmaya başlamışlardır.

(b) Aynı şekilde kendi misyonları doğrultusunda 1990 yılına gelindiğinde, gazete bünyesinde yaşanan siyasi tartışmalar sonrasında bu gazeteden
ayrılan Mehmet Kutlular'ın liderliğindeki bir grup "Yeni Asya" adıyla yeni bir gazete daha çıkarmaya başlamıştır.

(c) Adı geçen grup, gazete çalışmalarının haricinde "Köprü, Bizim aile, Cankardeş" dergileri de çıkarmakta, kendisine ait öğrenci evleri, özel okul ve şirketleri vasıtasıyla faaliyederini sürdürmektedir.

(d) Anılan grup son dönemde, İstanbul'da faaliyet gösteren "Yeni Asya İlim Kültür ve Araştırma Vakfı" bünyesinde 2001 yılı içerisinde, "Risale-i Nur Enstitüsü" adı altında bir enstitü kurma girişiminde bulunmuştur. Ancak enstitünün herhangi bir üniversiteye bağlı olmaması ve enstitüyü bitirenlere belge verilmemesi gibi sebeplerden dolayı müracaatta bulunanların kayıt yaptırmadığı belirlenmiştir. Bunun üzerine yönetim, enstitüyü faaliyete geçirme fikrinden vazgeçmiştir. Ancak araştırmalarda bulunacak kişilere yardımcı olmak amacıyla önümüzdeki günlerde ilgili kurumlardan izin alarak "araştırma merkezi" kurma çalışmasına gidecekleri öğrenilmiştir.

(e) Mehmet Kutlular, "halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek" suçundan dolayı Ankara 1 nolu DGM tarafından açılan dava sonucunda 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırılarak 22 Mayıs 2001 tarihinde Kırklareli/Vize cezaevine nakledilmiştir.
Adı geçen şahıs şartlı tahliye yasasından faydalanarak tutuklu bulunduğu Kırklareli/Vize ilçesi kapalı cezaevinden 21 Şubat 2002 tarihinde tahliye edilmiştir.

2) Meşveret Grubu:

(a) Mustafa Sungur Grubu,
(I) Anılan grubun son dönemde yurtdışı eğitim faaliyetleri, Risale-i Nur basım ve dağıtım çalışmaları ve Fethullah Gülen benzeri bir yapılanma
içerisine girme çabaları dikkat çekmektedir. Bu meyanda;
(II) Adı geçen grup tarafından Gürcistan/Tiflis ve Acara Özerk Cumhuriyeti/Batum'da dershane açıldığı,
(III) Grubun Rusya ve Azerbaycan'da dershanelerinin bulunduğu,

(IV) Gürcistan'daki cami imamlarının yeterli bilgiye sahip olmadığı ve köylülerin İslamiyet'le ilgili konularda kendilerine danıştıkları,

(V) Azerbaycan'daki dershaneye 2001 yılı içerisinde polis tarafından baskın yapıldığı, kitaplara el konulduğu, Nurcuların tepkileri üzerine polisin kitapları iade ettiği, bu olaydan sonra cemaate katılımın arttığı,

(VI) Anılan grubun Tacikistan ve Çeçenistan'da bulunan mensuplarının, bölgede etkin olan radikal İslamcı unsurlar tarafından "Kitap okumakla Müslümanların sorunlarının çözülmeyeceği" gerekçesiyle taciz edildikleri belirtilmiştir.

(b) Anılan grup tarafından Isparta/Barla'da gerçekleştirilen yurtdışı temsilcileri toplantısında;

(I) F. Gülen grubu benzeri bir yurtdışı yapılanma modeli uygulanması, bu çerçevede öncelikle yabancı ülkelerde vakıf-dernek gibi sivil toplum
örgütleri kurulması, akabinde ülkelerin yasaları çerçevesinde öğretim kurumları açılmasına yönelinmesi,

(II) Kültür Eğitim Vakfı'nda bulunan Said-i Nursi'ye ait kitapların yurtdışında basılıp dağıtılmasından elde edilecek gelirin tekrar yurtdışı faaliyetlerde harcanması ve kitapların yabancı dillere çevrilmesi,

(III) Malezya, Fas, Mısır, Balkan Ülkeleri, Rusya Federasyonu ve Türk Cumhuriyederi gibi ülkelere yaygınlaşan faaliyetleri paralelinde, internette bir mail grubu oluşturdukları ve cemaat haberlerini tek çatı altında toplayarak bir anda her tarafa ulaştırdıkları, söz konusu çalışmanın Almanya'da da yaygınlaştırılmasının kararlaştırıldığı tespit edilmiştir.

(IV) Ayrıca anılan kesimce, Rusya Federasyonu'nda sürdürülen faaliyetler çerçevesinde, yılda 6-7 kitabın Rus diline tercümesinin yapılabilecek konuma gelindiği, halihazırda on kitabın tercümesinin yapıldığı, bunların altısının basıldığı, dördünün ise basılma aşamasında olduğu, basım? gerçekleştirilen kitapların RF'nin en ücra yerlerine kadar ulaştırıldığı öğrenilmiştir.

(V) Bunun yanı sıra Mustafa Sungur yönetimindeki Nurcu kesim tarafından, Rusya Federasyonu Kostroma şehrinde "Bedi-üz Zaman Camii" adı
altında yaptırılmakta olan külliye inşaatının, 11 Eylül eylemleri sonrasında Rus yetkililer tarafından durdurulmasına rağmen; Rusya Hükümeti
tarafından söz konusu grubu ılımlı çizgide faaliyet göstermesi ve Çeçenlerle ilişkilerinin sınırlı olması nedeniyle cemaatin ülkedeki
dershanelerinin faaliyetine izin verdikleri belirlenmiştir.

(VI) (Rusya/Kosturma, Said-i Nursi'nin 1. Dünya Savaşı esnasında Ruslara esir düştüğünde kaldığı yer olması nedeniyle Nurcu cemaatler için
önem taşımaktadır).

(VII) Ayrıca Mustafa Sungur yönetimindeki Meşveret grubu Nurcu kesim tarafından, Hollanda'da Flemenkçe, Almanca ve İngilizce Risaleler
basıldığı ve halkın İslama olan ilgisinin artmasından da istifadeyle kütüphanelere de dağıtım yapıldığı belirlenmiştir.
Bunun yanı sıra Mustafa Sungur yönetimindeki Meşveret Grubu Nurcu kesimin, Tataristan'da bugüne kadar yaklaşık 60 bin adet Risale-i Nur bastırıp dağıttığı, bu ülkedeki din görevlilerinin söz konusu yayınlara sıcak baktıkları, camilerde imamların Risale-i Nur okudukları ve vaaz konulanın anılan kitaplardan seçtikleri istihbar olunmuştur.

(b) Mehmet Kırkıncı (Şura) Grubu:

Bu grup, 1980 yılına kadar Yeni Asya Grubu ile birlikte hareket etmekte iken, bu tarihten itibaren siyasi tercihlerde ihtilafa düşmeleri sonucu bu gruptan ayrılan Mehmet Kırkıncı tarafından kurulmuştur. Söz konusu grup, kontrolündeki vakıflar ve öğrenci evleri vasıtasıyla Erzurum, Ankara ve Adana ağırlıklı olmak üzere çeşitli illerde faaliyet göstemıektedir. Grubun bünyesinde daha ziyade eski Nurcular bulunmaktadır. Anılan grubun son dönemde yurtiçi yanı sıra yurtdışı eğitim faaliyetlerine de ağırlık verdiği gözlenmektedir. Bu meyanda anılan grup, halen Rusya Federasyonu'nun 125 noktasında Risale-i Nur eğitimi vermektedir.

(2) Söz konusu Nurcu grup lideri Mehmet Kırkıncı; Müslümanlann kutsal bayramlarından devletin haksız kazanç elde ettiği ve bu kazancın devlet yöneticilerinin eğlence masrafı olarak kullanıldığı gerekçesi ile kurban derilerinin Türk Hava Kurumu'na (THK) bağışlanmasına kesinlikle karşı olduğunu belirtmektedir. Bu çerçevede, cemaat mensubu öğrencilerin uyarılarak, aileleri tarafından kesilen kurbanların derilerinin THK'na verilmesine engel olmalarını istediği öğrenilmiştir.

(c) Mehmet Kurdoğlu Grubu:

(1) Okuyucular arasında yer alan bu grubun liderliğini Mehmet Kurdoğlu yapmaktadır. Söz konusu grup başta Ankara olmak üzere halen Adand ve Kahramanmaraş'ta bulunan çok sayıdaki öğrenci evlerinde faaliyetlerini sürdürmektedir.

(2) Bunun yanı sıra anılan grubun 1980'li yılların başından itibaren TSK'ya sızma girişimlerinde bulunduğu, halihazırda bu girişimlerini çeşitli illerde sürdürdüğü tespit edilmiştir. Söz konusu grupla ilişkisi tespit edilen birçok TSK personelinin 2000-2001 yıllarında alınan YAŞ kararlan doğrultusunda TSK ile ilişkileri kesilmiştir.

(3) Grup elemanlarının en belirgin özelliği, öğrenci evlerinde Said-i Nursi'nin eserlerini okumanın dışında tüm method ve faaliyetleri reddediyor olmalarıdır. Yurt, üniversiteye hazırlık dershanesi gibi müesseselerin açılması ya da gazete ve dergi gibi yayın organlarının çıkartılması bu grup tarafından benimsenmemekte ve İslama asıl hizmetin "dershane" tabir edilen evlerde Risale-i Nurların okunması ve anlatılması ile yapılabileceği görüşü savunulmaktadır.

(4) Anılan grubun son dönemde de eskiden olduğu gibi ev toplantılarına ağırlık vererek taban geliştirme faaliyederinde bulunduğu gözlenmektedir. Bu meyanda dini içerikli kitaplar okunmakta ve dini kasetler dinlenmektedir.

(5) Ayrıca söz konusu grup lideri Mehmet Kurdoğlu'nun, kendi ismini hatırlamama, zaman zaman günleri şaşırma gibi durumlar gösteren bir rahatsızlığı bulunduğu öğrenilmiştir. Anıları şahsın, söz konusu durumla ilgili olarak psikolojik tedavi gördüğü belirtilmektedir.

(6) Med-Zehra Grubu:

(a) Nurcu kesim içerisinde çok küçük bir kesimi oluşturmakla birlikte özellikle Said-i Nursi'nin kürt yönünü ön plana çıkartmaları ile dikkatleri çeken bir gruptur. Muhammed Sıddık Dursun'un liderliğinde faaliyet gösteren bu gruba bağlı olanların tamamı Kürt vatandaşlarımızdan oluşmaktadır.

(b) 1989 yılında yayın hayatına başlayan "Dava" isimli dergi ve MED (marifet, eğitim, dayanışma) Vakfı çerçevesinde bu grubun faaliyetlerini takip etmek mümkündür. Ayrıca yine ayrı görüşlere sahip olan Zehra eğitim ve kültür vakfı da bu kesimin görüşleri doğrultusundaki faaliyetleri ile dikkatleri çekmektedir.

(c) Kürt milliyetçiliğini esas almalarından dolayı diğer tüm Nurcu gruplar Said-i Nursi'nin, İslam dinine aykırı olan ırka dayalı bir milliyetçilik anlayışını ne eserlerinde ne de hayatında kesinlikle savunmadığını ileri sürerek, bu kesimin fikirleri ve yaklaşımlarını kabul etmemektedirler.

(d) Bunun yanı sıra Said-i Nursi'nin, hep birleştirici olduğunu, hatta Şeyh Said-i'nin isyan girişimleri sırasında kendisinden yardım istemesine rağmen "Asırlarca İslama hizmet etmiş Türk milletinin torunlarına kılıç çekilmez" diyerek bu isyanı benimsemediğini ve katılmadığını eserlerinde belirtmesi, diğer Nurcu kesimlerin bu gruba sıcak bakmasını önlemektedir.

(e) Zehra Eğitim ve Kültür Vakfı, İzzettin Yıldırım'ın (ölü) kurduğu grubun legal organizasyonudur.

(f) Nurculuğu Kürtçülük ideolojisi doğrultusunda kullanma noktasında S. Dursun ile birleşen anılan grup, politik tercihini PKK'dan yana yapması ve bu yönüyle de kabul görmesi bağlamında S. Dursun grubundan ayrılmakta, hatta daha da öne çıkmaktadır.

(g) İçişleri Bakanlığı'nca 13 Ocak 2000 tarihinde anılan vakfın merkez, yurtiçi şube ve temsilcilikleri ile bunlara ait iktisadi işletme ve şirketlerin teşviki ile vergi yönünden incelenmesi sonucunda; söz konusu vakfın birimlerinin temelli kapatılması sonucuna varılmıştır. Bunun akabinde anılan grup; Said-i Nursi'nin vasiyeti olduğu iddiasıyla sürdürdüğü Van'daki Medrese-ül Zehra lisesi inşaatına devlet tarafından el konulmasının önüne geçme arayışlarına yöneldiği belirlenmiştir.

(h) Son dönemde İzzettin Yıldırım grubu Nur cemaati tarafından, Kürt kimliğinin ve Said-i Nursi'nin Kürt halkına yönelik mesajlarının
yaygınlaşması amacıyla, Nurcu gruplar arasında ayrışımın tam olarak yaşanmadığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine yönelik olarak, Said-
i Nursi'nin eserleri arasında yer alan ancak Kürtçü Nurcu gruplar dışında okunmayan "İçtimai Reçeteler" isimli kitabın, tanıtımı ile okunmasına
dayalı bir çalışma başlatıldığı tespit edilmiştir.

(4) Acz-i Mendi Grubu:

(a) Kadiri tarikatı şeyhlerinden Tayyar Şaşmaz ile Nurculuk akımı liderlerinden Hulusi Yahyagil'den etkilenen Müslüm Gündüz isimli şahıs tarafından 1985 yılında Elazığ ilinde faaliyete geçirilen bir gruptur. Anılan şahsın biyografisi EK-I'dedir. Büyük ölçüde Said-i Nursi'den etkilenmiş olmasına rağmen, halihazırdaki durumu itibariyle diğer Nurcu gruplardan büyük farklılıklar göstermektedir.

(b) Kendilerini bir tarikat olarak kabul etmelerine ve tavırları itibariyle de bu görünüm içerisinde bulunmalarına rağmen, Said-i Nursi'yi de kendilerine rehber edindikleri iddialarından dolayı burada incelenmiştir.

(c) Nurculuğun bir tarikat olduğu fikrinden hareketle kendilerini "Acz-i Mendi Tarikatı (aciz kullar tarikatı)" olarak ifade eden bu hareketin en önemli ve dikkat çekici özelliği, mensuplarının ellerinden bırakmadıkları asaları (sopaları) ile sarık, şalvar ve cübbeden oluşan giyim tarzlarıdır.

(d) Elazığ ili başta olmak üzere çeşitli illerimizde açmış oldukları dergahlarından, Said-i Nursi'nin eserlerinin ağırlıkta olduğu kitaplar!3( okumalarının yanı sıra Kadiri tarikatına ait sesli zikir merasimlerini de görmek mümkündür.

(e) Zaman zaman kendilerine has kıyafetlerle değişik illere toplu geziler düzenleyen grup mensupları, bu şekilde hem kamuoyu gündemine girerek tanınmayı, hem de faaliyetlerini diğer illere yaymayı amaç edinmektedirler. Bu hedeflerinde küçük bir grup olmalarına rağmen belli oranda kamuoyunda kendilerinden söz ettirerek başarılı oldukları da söylenebilir.

(f) Bugüne kadar grup elemanları hakkında çok sayıda dava açılmıştır. Bu davalar sonucu son olarak Elazığ, Gaziantep ve İzmir illerindeki dergahları kapatılmıştır. Ancak değişik illerimizde dergah evleri açma teşebbüsleri halen devam etmektedir.

(g) Giyim tarzları ve katı tutumları nedeniyle halkımız tarafından kabul görmediği gibi ciddi bir tepkiyle de karşılanan grubun, bu sebeple geniş bir tabana yayılma imkanı bulamadığı gözlenmektedir.

(h) Diğer Nurcu gruplar tarafından kabul görmeyen bu grup, aynı zamanda ciddi bir rahatsızlık kaynağı olarak değerlendirilmektedir. Müslüm Gündüz'ün benimsemiş olduğu tarz ve metodun Said-i Nursi ile bağdaştırılmasının mümkün olmadığını iddia eden Nurcu kesimler, bu grubun faaliyetlerini, ülke insanının huzurunu bozucu ve provakatif nitelikte bulduklarını ifade etmektedirler.

(ı) Bundan başka, Türkiye'nin İslami esaslara göre yönetilmediğinden hareketle, Şer'i esaslara dayalı bir anayasal yapılanma oluşturmak amacına yönelik faaliyet yürüttüklerini ifade eden söz konusu grubun, bu yaklaşımları itibariyle radikal ve köktenci çözümlere rağbet ettiği gözlenmektedir.

(j) Grubun lideri M. Gündüz'ün sergilediği gayri ahlaki davranışlar nedeniyle grubun dağılma aşamasına geldiği, Malatya, Gaziantep, Kahramanmaraş gibi illerde münferit etkinliklerin dışında grubun faaliyetinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

Tahliye oluşundan bu yana sessiz kalmayı tercih eden Acz-i Mendi grubu lideri Müslüm Gündüz'ün kamuoyunun gündemine çıkmayı günümüz itibariyle uygun bulmadığı, kendisine yönelik halkta oluşan tepkileri ölçmeye çalıştığı, bununla birlikte çevresindeki bazı şahısların ise faaliyetleri tekrar organize etme gayreti içerisinde oldukları gözlenmektedir.

(5) Fethullah Gülen Cemaati:

(a) Genel:


(I) Erzurum ili, Pasinler ilçesi, Korucuk Köyü nüfusuna kayıtlı, 1941 doğumlu Fethullah Gülen, çeşitli medrese ve yörenin tanınmış din
adamlarından almış olduğu derslerle ilk eğitimini tamamlamıştır. Anılan şahsın biyografisi EK-J'dedir. Söz konusu şahıs 1958 yılında kazandığı
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın vaizlik imtihanı sonrasında ise Edirne, Kırklareli, Balıkesir, Manisa, Çanakkale, İzmir gibi illerde çeşitli camilerdi3
vaiz ve imam olarak görevler almıştır.

(II) Gündelik politikalarla uğraşılmasını doğru bulmayan Fethullah Gülen, 1970 yılında Nurcu kesimden aynlarak müstakil hareket etmeye
başlamıştır. Asıl gayenin iman hakikatlerinin anlatılması olduğu ve politika ile içli dışlı olmanın bu gayeye gölge düşürdüğü iddiasıyla
faaliyetlerini daha ziyade öğrenci ve genç kesim üzerinde yoğunlaştırmıştır. Bunun yanı sıra bilhassa kasedere çekilen vaazlarıyla muhafazakar
kesim arasında da tanınmaya başlamıştır.

(III) 1971 yılında Nurculuk faaliyetlerinden dolayı kovuşturma başlatılmışsa da af kanunundan istifade ederek davası düşmüştür. 12 Eylül 1980 sonrasında hakkında verilen tutuklama kararı nedeniyle aranmaya başlanılan Gülen'in, 1986 yılında Burdur'da yakalandığı ve Devlet Güvenlik Mahkemesi'nce verilen takipsizlik kararı sonucu serbest bırakıldığı bilinmektedir.

(IV) 1989 yılından itibaren İzmir, Ankara, İstanbul illerinde tekrar vaazlar vermeye başlayan Gülen'in günümüzde yazmış olduğu çeşitli kitaplarla da faaliyetlerini devam ettirdiği gözlenmektedir. Akyazılılar Vakfı ve Türkiye Öğretmenler Vakfı gibi kuruluşlarla başlayan faaliyet, günümüzde hayata geçirilen çok sayıda dernek ve şirket aracılığıyla çok daha geniş bir yelpazede sürdürülmektedir. Önceleri öğrencileri barındırmak amacıyla açılan evler, zamanla yerini yurtlara, daha sonra özel okullar ve üniversite hazırlık dershanelerine bırakmıştır.

(V) Eğitim konusundaki çalışmaları kapsamında özel kolejler açmaya başlayan söz konusu cemaat, bu sahadaki başarılarıyla faaliyetlerini yurtdışına da taşıma imkânı bulmuş ve böylece büyük çoğunluğu Orta Asya Cumhuriyetlerinde olmak üzere 68 ülke ve özerk bölgede değişik isimler altında üniversite, lise, ilkokul, anaokulu ile eğitim ve dil merkezi bulunmaktadır.

(VI) Ülkemiz içerisinde açmış olduğu özel kolejlerin yanı sıra hemen hemen her ilde açılan üniversite hazırlık dershaneleriyle de yoğun bir eğitim faaliyeti içerisinde olduğu gözlenen grubun yurtiçinde (Mart 2002 itibariyle);

- 1 Üniversite,
- 112 Lise,
- 122 İlköğretim Okulu,
- 12 Anaokulu,
- 263 Dershane
- 639 Yurt açtığı tespit edilmiştir. Keza cemaatin denetimindeki vakıf sayısı 100, dernek sayısı 73, şirket sayısı 473 olarak belirlenmiştir.

(VII) 1978 yılında yayın hayatına başlayan ve günümüze kadar yayın politikasını değiştirmeyen "Sızıntı" dergisi, bu grubun en eski yayın organıdır.
Buna ilave olarak günümüzde çıkartmakta oldukları Zaman gazetesi, Yeni Ümit ve Aksiyon dergileri ile ulusal düzeyde yayın yapan Samanyolıî ; Televizyonu (STV) ve çeşitli radyo istasyonları da yine bu cemaatin görüşleri doğrultusunda faaliyetlerini sürdürmektedir. Görüldüğü üzere, söz konusu cemaat eğitim hizmederine vermiş olduğu önem kapsamında faaliyederini iletişim alanında da yoğunlaştırmış ve bu alanda da önemli atılımlar yapmıştır.

(VIII) Özellikle toplumun her kesimini kucaklayıcı tarzdaki yaklaşımları nedeniyle dini motifli terör örgütleri ve radikal dini kesimler tarafından demokratik ve laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin savunuculuğunu yapmakla da suçlanmaktadır.

(IX) Halihazırdaki durumu itibariyle ülkemizde en geniş tabana hitap ettiği bilinen cemaat, genelde eğitim düzeyi yüksek şahıslardan
oluşmaktadır. Kendi amaçlarını, devlet kademeleri için imanlı bir gençliğin yetiştirilmesi olarak açıklamaktadır.

(b) Amacı:

(I) Fethullah Gülen'in amacı; devletin tüm sistemlerine İslam hükümlerini egemen kılarak, teokratik bir İslam diktatörlüğünü kurmaktır. Bu amacına ulaşabilmek için de topluma, "hoşgörü ve barış" mesajları vermeye yönelik ılımlı bir cemaat lideri portresi çizmeye özen göstermektedir.

(II) Fethullah Gülen, hiçbir kuvvet tarafından geri adım atmaya zorlanamayacağı bir duruma ulaştığında, Atatürk ilke ve inkilaplarını ortadan kaldırmayı, laik demokratik, sosyal hukuk devletini yıkarak, şeriat esaslarına dayalı bir rejim kurma amacını bu ılımlı görünüm altında gizlemektedir. Çünkü Fethullah Gülen, ilk etapta devlete karşı savaş vererek hedeflerine ulaşmanın yıpratıcı olduğunu tespit ederek, kurulu sisteme ters düşme yerine, onunla barışık ama onu içten içe ele geçirici bir politikayı yeğlemektir. Bu sebeple, birinci hedef olarak; asker, sivil ve emniyet teşkilatlarında örgüdenmek esas alınmıştır.

(c) Stratejisi:

Fethullah Gülen, şeriat devletine ulaşmayı hedefleyen amacını gerçekleştirmek için aşağıda belirtilen stratejiyi uygulamaktadır.

(I) Stratejinin birinci adımında, devletin bütün kadrolarında ve bürokraside, Milli Eğitim Bakanlığı ve Emniyet teşkilatında kadrolaşmayı,

(II) Stratejinin ikinci adımında ise kendisine maddi destek sağlayacak sermayeyi oluşturmayı hedeflemektedir. Yurtdışında Türkiye'de kurulacak İslami devlete, uluslararası alanda sempatiyle bakacak bir gençlik oluşturmayı ilke olarak benimsemiştir.

(IV) Bu doğrultuda, Fethullah Gülen, oluşturduğu öğrenci seçme ekipleriyle semt ve köyleri dolaşarak, zeki ve becerikli öğrencilerle irtibat
kurmakta, bilahare evlerde, dershanelerde ve kamplarda, beyin yıkama metoduyla, bu kişileri amaçları doğrultusunda yetiştirmektedir.

(V) Fethullahçılar, görsel-sözel yayın organlarının propaganda gücünü kabul ederek; televizyon, radyo, gazete ve dergi gibi kitle haberleşme
araçlarını etkin olarak kullanmaktadırlar.

(VI) Ayrıca Fethullah Gülen, sahip olduğu imkânlarla, semavi dinlerin temsilcileriyle başlattığı diyalog vasıtasıyla "Dünya Dinler Birliği" adı
altında bir oluşuma zemin hazırlamıştır. Bu oluşumla, İslam dininin temsilcisi olma yolunda, uluslararası alanda karşılıklı çıkarlara dayanan bir
stratejiyi uygulamaktadır.

(d) Teşkilatı:

(I) Kuruluşu:


Fethullah Gülen Nurcu grubunun teşkilat yapısı EK-K'dadır.

(II) Yurtiçi Yapılanması:

Fethullah Gülen cemaatinin örgütlenme yapısı, devlete alternatif yapılanmanın gerçeğini tüm çıplaklığı ile ortaya koymaktadır. Bu örgütlenme, zirvede Fethullah Gülen olmak üzere silsile yolu ile bireye kadar inen bir teşkilatlanmayı kapsamaktadır.

Bu yapı;

- Cemaatin başı Fethullah Gülen,
- "İstişare Kurulu" ya da "Şura" denilen ve 12 kişiden oluşan beyin takımı,
- Ülke imamları
- Bölge imamları
- Şehir imamları
- Esnafları organize eden imamlar,
- Semtlerden sorumlu imamlar,
- Ev düzeyinde görevli imamlar,
- Bireyleri kontrol eden imamlar,
- İlköğretim ve lise düzeyinde öğrencilerle ilgilenen sorumlular,
- Dershanelerden sorumlu rehberlerden oluşmaktadır.

(III) Yurtdışı Yapılanması:

F. Gülen taraftarlarının yurtdışı teşkilat yapısına bakıldığında dört ana yapılanmanın mevcut olduğu görülmektedir. Bunlar;
- Uzakdoğu (daha çok Güney Kore, Japonya, Endonezya, Tayland ve Çin'in hedef alındığı görülmektedir.)
- Avrupa (Hollanda, Belçika, İtalya, İngiltere ve Almanya'da etkin oldukları gözlenmektedir.)
- Amerika
- Kafkaslar ve Orta Asya'da (ağırlıklı olarak Türk Cumhuriyetlerinde) teşkilatlandığı görülmektedir.

F. Gülen'in bu ülkelerdeki faaliyederinin daha çok okul ve kültür dernekleri alanlarında gerçekleştirildiği bilinmektedir.

(e) Yurtiçi Faaliyetleri:

(I) F. Gülen'in faaliyetleri tüm yurt sathında yaygın bir görünüm arz etmekle birlikte, özellikle Samsun - Adana ekseninin batısında kalan illerde
ve üniversite çevrelerinde, doğuda ise Erzurum'da yoğunlaşmaktadır.

(II) F. Gülen cemaatinin yurtiçinde faaliyet gösteren eğitim kurumları, İmam Hatip Liseleri'nin orta kısımlarının kapatılmasından sonra irticai kesim tarafından rağbet edilen eğitim kurumları haline dönüşmüş, 200 civarında vakıf ve şirket tarafından desteklenir hale getirilmiştir.

(III) Fethullahçılar, örgütlenme ve faaliyetleri ile "devlet içinde devlet" özelliği göstermekte ve özellikle grubun okulları, milli eğitime alternatif ' bir anlayışla yönetilmektedir. Söz konusu okullarda görev yapacak öğretmen ve idareciler grubun önde gelenleri tarafından tayin edilmektedir.

(IV) Fethullah Gülen cemaatine ait bazı okul ve dershanelerde, kız-erkek öğrencilere gündüz ve yatılı olarak ayrı binalarda eğitim verilmekte, böylece yarının kuşakları olan öğrenciler, okul çağında siyasal İslamın zihniyeti ile yönlendirilmektedir.

(V) Öte yandan günümüzde, F. Gülen grubu tarafından dershane kavramının değişik bir boyutta ele alındığı görülmektedir. Nurcu gruplar, çok önem verdikleri gençlik kesiminin kazanılması için öğrenci evlerini aynı zamanda dershane olarak da kullanmaktadırlar. Yetişmiş öğrencilerin sorumlu olduğu evlerde, Nurculuk ve diğer dini konularda bilgiler verilmektedir.

(VI) F. Gülen cemaati tarafından meslek sahibi yetişkinlere ve öğrencilere yönelik olarak açılan ve cemaat hakkında tartışmalara neden olan
kampların son dönemde olası tepkiler nedeniyle düzenlenmediği görülmektedir.

(VII) F. Gülen grubu Nurcu kesim ile ilgili olarak dönem içerisinde intikal eden haberlerden anılan kesimin, önemli yatırımlar yaptığı batı
toplumlarında 11 Eylül saldırıları sonrasında, İslamiyet aleyhine oluşan ortam nedeniyle yeniden yurtiçi çalışmaları ön plana çıkaran bu hareket
tarzı izleme temayülü içerisinde olduğu izlenimi edinilmiştir.

(VIII) Bu kapsamda, F. Gülen'in 11 Eylül tarihinde ABD'de meydana gelen eylemlerin cemaatin faaliyetlerini olumsuz yönde etkileyerek
çıkmaza soktuğu değerlendirmesinde bulunarak, Türkiye'deki imajın tekrar güçlendirilmesi için yeni stratejilerin oluşturulması, bundan böyle
hizmet konusunda cemaat aleyhine gelişecek durumlarda hoşgörülü davranılmaması, cemaatin gizli bir faaliyet yürütmediği, bu nedenle bugüne
kadar faaliyetlerde alınan tedbirler nedeniyle hizmetin aksadığı, gazete ve tv.lere taviz verilmemesi ve propaganda faaliyetlerine ağırlıklı olarak
yönelinmesi yönünde talimat verdiği öğrenilmiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Asker ve Fethullah Gülen

Mesajgönderen TurkmenCopur » 07 Haz 2011, 00:23

(IX) Bu bağlamda cemaat tarafından;

(k) Ekonomik ve siyasi olaylara halkın bakış açısının tespit edilmesi ve değerlendirilmesi amacıyla kısa adı S AN AR olan "Samanyolu Araştırma grubu" adlı bir oluşumun faaliyete geçirildiği,

(l) Türkiye'deki faaliyetlerin yürütülmesi sırasında fazlası ile ön plana çıkan ve deşifre olan cemaat mensuplarının, önümüzdeki dönemde özellikle uzak doğu ülkelerinde faaliyet gösteren birimlerde görevlendirilmelerinin kararlaştırıldığı,

(m) Öğrenci kesiminde taban bulunmasında büyük ölçüde istifade edilen öğrenci yurtlarının peyderpey kapatılması karan alındığı, kararıı13i alınmasında yurtların çok çabuk deşifre olması, devletin ve halkın dikkatini çekmesi ile velilerin çocuklarını yurtlara göndermekten imtina etmesinin etkili olduğu, bundan sonra öğrenci evlerine önem verileceği,

(n) Cemaatin geçmiş yıllarda yaz tatilinde gerçekleştirilen okuma kamplarıyla ilgili olarak 28 Şubat sürecinden sonra kamplar üzerindeki denetimlerin artması ve bu tür kampların farklı mütalaalara yol açması nedeniyle bundan böyle uygulanacak tasarruf tedbirleri kapsamında hareket edilerek yurtlarda kalan öğrencilerin yaz tatili için memleketlerine gönderilmesi yönünde talimat verdiği,

(o) Milli Eğitim Bakanlığı tarafından alınacak 5000 öğretmen için cemaatin denetimindeki dershanelerde çalışan öğretmenlerin müracaatta bulunmalarının kararlaştırıldığı,

(p) Askeri okullara giren öğrenciler hakkında yapılan güvenlik soruşturmalarında cemaatin kontrolündeki dershanelerin sakınca teşkil etmesi üzerine, isimleri cemaatle özdeşleşmiş olan dershane isimlerinin değiştirilmesine karar verildiği,

(q) İzmir'deki cemaate ait evlerde kalan öğrencilerin 2-3 günlük veya yarı yıl tatilinde memleketlerine giderken beraberinde cemaat mensubu
yabancı uyruklu bir öğrenciyi de götürmeye çalışması ve ailesiyle tanıştırması yönünde bir çalışmanın başlatılmasının planlandığı,

(r) Anılan kesim tarafından, ilköğretim ve lise gençliğine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında, cemaatin mahalle temsilcileri vasıtasıyla illerde pilot okullar belirleneceği, anılan okullarda sempatizan öğretmen ve velilerin tespit edilmesi, okul aile birliklerinde görev almak suretiyle öğrenci ve velilere ulaşılması, cemaate ait yurt ve dershanelerde öğrenim gören öğrencilerin pilot okullara kayıtlarının yaptırılmasının kararlaştırıldığı öğrenilmiştir.

(x) Bunun yanı sıra söz konusu cemaatin;

(k) Cemaat şirketlerinin ekonomik anlamda mutlaka dışa açılmalarını ve bunun ihmale gelmemesi gerektiği, Kombassan'a bu yönde tavsiyelerinin olduğu, bir şemsiye gibi Türkiye'nin dışarıdan kuşatılacağım, güçlenmek için yabancı ortaklara yer verilmesi,

(l) Üniversitelerde sözleşmeleri yenilenmeyen cemaat mensubu şahısların ivedilikle yurtdışına çıkartılmaları ve anılanların eğitimlerinin söz konusu yerlerde devam ettirilmesinin sağlanması, bu şahısların özellikle ABD ve Kanada vatandaşlığına geçirilmesi yönünde çalışmalara hız kazandırılması yönünde çalışmalar yaptığı belirlenmiştir.

(m) Diğer yandan, F. Gülen grubunun 2002 yılını yurtiçinde de hamle yılı olarak hedeflediği, bu kapsamda akademisyen ve üniversite gençliğini cemaatin denetimindeki dergilere abone yapma kampanyası başlatılması, aynca üniversitelerde "çevre kulüpleri" adı altında yapılanmaya gidilmesi ve ek maddi kaynak arayışlarına yönelinmesi doğrultusunda çalışmalar yapılmasının planlandığı tespit edilmiştir.

(n) Halen ABD'de bulunan F. Gülen'in Ankara 2 nolu Devlet Güvenlik mahkemesinde 26 Aralık 2001 tarihinde devam eden duruşmasına 56 sayfalık bir savunma gönderdiği,

(o) Adı geçen şahsın savunmasında, hakkındaki savcılık iddianamesindeki suçlamaları ve özellikle 18 Haziran 1999 tarihinde ATV kanalında yayınlanan, adı geçenin faaliyet yöntemi hakkında cemaatine verdiği bilgileri ve yaptığı siyasi yorumları havi video görüntülerindeki hususları, muhtelif kitaplarında yer alan yazılara ve video görüntülerinin tamamını içeren ifadelere yer vermek suretiyle suçlamalara ilişkin verilerde çarpıtma ve montaj yapıldığını ispat etmeye çalıştığı görülmektedir.

(f) Yan Kuruluşları ve Destekleyen Sivil toplum Örgütleri:

(1) Yayın Organları:


- Ağrı Ekspres (Mahalli) (Ağrı)
- Bizim İklim Dergisi (Mahalli) (Amasya)
- Samanyolu Dergisi (Ankara)
- Ufuk Bülteni (Ankara)
- İrfan Çocuk Dergisi (Batman)
- Radyo Şimşek (Bursa)

- Semaver (Mahalli) (Edirne)
- Medya Gazetesi (Erzincan)
- Zaman Gazetesi (İstanbul)
- Bisiklet Çocuk Dergisi (İstanbul)
- Zirve (Güven-Der Yayını) (İstanbul)
- Aksiyon (Haftalık) (İstanbul)

• Akademik Araştırmalar Dergisi (İstanbul)
• Avrasya Dergisi (İstanbul)
• Sızıntı Dergisi (İzmir)
• Yeni Ümit (İzmir)
• Ekoloji Çevre Dergisi (3 Ayda) (İzmir)
• Fountain (3 Aylık-İngilizce) (İzmir)
• Kayseri Zambak Gazetesi (Haftalık-Mahalli) (Kayseri)
• Hür-Işık (Mahalli) (Manisa)
• Aktif Manisa (Mahalli-15 günde bir) (Manisa)
• KASİAD Bülteni (Samsun)
• Vuslat (Samsun)
• Gökkuşağı Gazetesi (Mahalli-Haftalık) (Siirt)
• Özel Üftade İlköğretim Okulu Dergisi (Uşak)
• Özel Üftade Erkek Lisesi Dergisi (Uşak)
• Uşak Sanayici ve İşadamları Derneği (USTAD) Dergisi (Uşak)
• Van Güncel Gazetesi (Haftalık-Mahalli) (Van)

(2) Propaganda Vasıtaları:

- (a) Televizyonlar:


- Samanyolu TV (Ulusal)
- Kanal F TV (Muğla/Fethiye)
- Selam TV (Siirt)
- Merkür TV (Van)

- (b) Radyolar:

- Dünya Radyo (Ankara)
- Nur FM (Diyarbakır)
- Burç FM (İstanbul)
- Samanyolu FM (İzmir)
- Tempo FM (Manisa)
- Radyo Likya (Muğla/Fethiye)
- Doğuş FM (Muğla)
- Filiz FM (Muş)
- Esra FM (Van)
- Radyo kanalları bu cemaatin basın-yayın faaliyederine verdiği önemi gösterdiği kadar, bu alanda ne denli etkin bir güce sahip olduklarını dd3 göstermektedir.

Ayrıca,

- Toplantılar (dershaneler, yurtlar, özel okullar, vakıflar, evler, özel hastaneler, özel şirketler),

- Video kasetler,

- Muhtelif dönemlerde yapılan kamp çalışmaları propaganda maksatlı olarak kullanılmaktadır.

Yabancı Ülkelerdeki Faaliyetleri ve Bu Ülkelerin Örgüte Verdiği Destek:

- F. Gülen grubunun son dönemde özellikle Kafkaslar ve Orta Asya'daki Türk Cumhuriyederi ve özerk bölgeler ile ABD'de faaliyetlerinin yoğunlaştığı gözlenmektedir. Bu meyanda cemaat tarafından;

- Türkiye'de yüksek öğrenim görecek bir öğrencinin masrafı ile Türk Cumhuriyetlerinde 7-8 öğrencinin öğrenim görmesinin mümkün olduğu yönündeki tespitten harekede, yurtdışında özellikle Türk Cumhuriyetlerinde bulunan okullarından mezun olan öğrencilerin, yüksek eğitimleri için bulundukları ülkeleri tercih etmeleri amacıyla bir yönlendirme uygulaması başlatma,

- Türkiye'de öğrenim görmekte ısrarcı olan öğrencilerin ise, anılan cemaatin yurtdışındaki okullarının öğretmen ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla, üniversitelerin Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerini seçmeleri doğrultusunda yönlendirilmesi kararı alındığı öğrenilmiştir.

- Bunun yanı sıra F. Gülen cemaatinin, Rusya Federasyonu ve Orta Asya'daki faaliyederi önceden destek görürken, Çeçenistan olayları nedeniyle İslami hareketlere karşı artan duyarlılık bağlamında, son dönemde kontrol ve engellemelerde artış olduğu gözlenmektedir.

- Ayrıca cemaat tarafından Orta Asya ülkelerine yönelik ekonomik yatırımlara önem verildiği, bu çerçevede maddi sıkıntı çeken cemaat dışındaki tekstil işletmelerinin satın alınarak işletmelerde bulunan makinelerin cemaate ait şirketler kanalıyla Orta Asya ülkelerine gönderilmesinin planlandığı öğrenilmiştir.

- Bu bağlamda söz konusu cemaatin yurtdışı faaliyederi ülke bazında incelendiğinde;

(1) Romanya:


- Fethullah Gülen cemaatinin Romanya'daki eğitim faaliyetleri: "Işık Eğitim Kurumları" vasıtasıyla yürütülmektedir. Ülkede cemaate ait 2 lise, 1 ilkokul, 1 anaokulu ve 1 dil okulu bulunmaktadır. Ayrıca ülkede cemaat tarafından 15 günde bir "Zaman-Romania" adı altında bir gazete çıkarılmaktadır.

(2) Bosna Hersek:

- Fethullah Gülen cemaatinin ülkedeki eğitim faaliyetleri "Sema Eğitim Vakfı" tarafından yürütülmektedir.

(3) Rusya:

- F. Gülen taraftarlarının, Rusya Federasyonu'ndaki üniversitelerde 6 Türkçe bölümü, 3 lise, 1 eğitim ve dil merkezi bulunmaktadır.

(4) Gürcistan:

- Fethullah Gülen cemaatinin Gürcistan'daki eğitim faaliyetleri, "Çağlar A.Ş. ve Mars A.Ş." tarafından yürütülmektedir. Cemaatin ülkede, P üniversite, 3 kolej ve 1 dil merkezi bulunmaktadır.

(5) Azerbaycan ve Nahcivan:

- F. Gülen cemaatinin ülkedeki faaliyederi daha çok okul ve kültür dernekleri şeklinde görülmektedir. Cemaatin ülkede 1 üniversite ve 12 lisesi (üçü Nahcivan'da) 1 ilkokulu bulunmaktadır. Ülkedeki eğitim faaliyederi, Çağ Öğretim A.Ş. tarafından yürütülmektedir. Cemaatin Azerbaycan'da birbiriyle bağlantılı faaliyet gösteren bir TV (Samanyolu TV), bir radyo istasyonu (Burç FM) ve bir günlük gazetesi (Zaman Gazetesi) mevcuttur.

- Anılan grubun son dönemde ilk ve orta öğretim öğrencilerinin yaz tatili dönemlerinde faydalanmaları amacıyla ilk kez Latin harfleriyle Azeri dilinde basılmış iki kitabının yayınlandığı tespit edilmiştir.

- Ayrıca Azerbaycan'da faaliyet gösteren Kafkas Üniversitesi yönetiminin, yeni bir üniversite kampüsü için çalışma başlattığı, söz konusu çalışmanın yaklaşık iki yıl içerisinde tamamlanmasının planlandığı istihbar olunmuştur.

(6) Kazakistan:

- Fethullah Gülen cemaatinin Kazakistan'daki eğitim faaliyetleri hali hazırda 1 üniversite, 27 lise, 1 ilkokul ve 1 dil okulunda sürdürülmektedir.

(7) Kırgızistan:

- Fethullah Gülen cemaatinin Kırgızistan'daki eğitim faaliyetleri "Sebat A.Ş." tarafından yürütülmektedir. Ülkede cemaate ait: 1 üniversite, 11 lise, 1 dil okulu bulunmaktadır. Ayrıca cemaat tarafından Kırgızca/Türkçe dillerinde haftalık olarak Zaman gazetesi çıkartılmaktadır.
- Ayrıca Kırgızistan'da Sebat Eğitim Hizmetleri A.Ş. tarafından anılan firmaya ait okullardaki eğitim durumu hakkında yayımlanan bir raporda:
- Kırgızistan'da 13 eğitim kurumu ile hizmet verildiği,
- Okullarda toplam 329 öğretmen, 3025 öğrenci ve 310 yardımcı personelin bulunduğu,
- Okullara 2001-2002 öğretim yılı için 52863 öğrencinin müracaat ettiği, bu öğrencilerden 800'ünün önümüzdeki yıl okula kabul edileceği,
- Okullarda uygulanan tüm programların Kırgız Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylandığı,
- Okullardan şimdiye kadar 1228 öğrencinin mezun olduğu, bunlardan 550'sinin TCS ve YOS sınavını kazanarak eğitim görmek üzere Türkiye'ye gittikleri hususlarına yer verildiği tespit edilmiştir.

(8) Özbekistan:

- Fethullah Gülen cemaatinin Özbekistan'daki eğitim faaliyetleri "Silm A.Ş." tarafından yürütülmektedir. Ülkede cemaate ait 10 lise bulunmaktadır.

(9) Türkmenistan:

- Fethullah Gülen cemaatinin Türkmenistan'daki eğitim faaliyetleri "Başkent Eğitim A.Ş." tarafından yürütülmektedir. Ülkede cemaate ait F üniversite, 13 lise, 1 ilköğretim okulu ve 1 eğitim ve dil merkezi bulunmaktadır. Aynca ülkede Başkent Eğitim A.Ş.'ye ait "Uluslararası Türk-Türkmen Üniversitesinde "Bülten Press" isimli bir dergi çıkarılmaktadır. Fethullah Gülen cemaati tarafından çıkartılan "Fountain" isimli dergi ücretsiz olarak dağıtılmaktadır.

(10) Afganistan:

- Fethullah Gülen cemaatinin Afganistan'daki eğitim faaliyetleri "Pak-Türk Uluslararası Çağ Eğitim Vakfı" tarafından yürütülmektedir. Ülkede cemaate ait 7 lise bulunmaktadır. Ancak 2002 Şubat ayı içerisinde cemaate ait okulların Pan-Türkizme hizmet ettiği gerekçesiyle Taliban yönetimiyle ters düştüğü, bu çerçevede öğrenilmiştir. Afgan Eğitim Bakanlığı'nın anılan okul yöneticilerinden ülkeyi terk etmelerini istediği öğrenilmiştir. Bunun üzerine cemaat yönetimi Afganistan'daki eğitim faaliyetlerini durdurarak ülkeyi terk etmiştir.

- Bilindiği üzere 11 Eylül 2001 tarihinde ABD'ye yapılan terör saldırısı sonrasında ABD tarafından Afganistan'a yönelik harekat başlatılmıştır. Hareketin faaliyetlerinin tekrar başlatılması ve yeniden yapılandırılmasıyla ilgili iştişarelerde bulunmak amacıyla Aralık 2001 ikinci haftası içerisinde ABD'ye gittikleri belirlenmiştir. Bilahare söz konusu cemaatin, Afganistan'daki okullarının Mart 2002 ayında yeniden açılmalarını sağlayacak bir protokol imzaladığı, protokolün ülkenin değişik bölgelerinde yeni okulların açılmasını da içerdiği öğrenilmiştir.

- Ayrıca Afganistan'ın eğitim ihtiyacının karşılanmasında önemli rol üstlenmek emelinde olan F. Gülen'in Türkiye'deki her il cemaatinin bir Afgan şehrindeki eğitim faaliyetini finanse edecek şekilde organize olmasını istediği ve bu ülkenin yeniden yapılanması için verilmesi beklenen ABD yardımlarından faydalanmayı umduğu da istihbar olunmuştur.

(11) Kamboçya:

- Ülkede söz konusu cemaate ait halen 1 lise bulunmaktadır. Ayrıca ülkede halen inşası devam eden cemaate ait diğer okulun inşaat giderlerinin karşılanması için kaynak temini çalışmalarının sürdürüldüğü öğrenilmiştir.

(12) Arnavutluk:

- Fethullah Gülen cemaatinin Arnavutluk'taki eğitim faaliyetleri Gülistan Şirketi tarafından yürütülmektedir. Ülkede anılan cemaate ait 5 lise bulunmaktadır. Ayrıca Kosova'da da cemaate ait 1 lise bulunmaktadır.

- Bunun yanı sıra Fethullah Gülen cemaatinin Arnavutluk'taki uzantısı olan Gülistan Şirketi'nin "Kosova Ufuk Vakfı" adı altında bir yadım örgütü kurduğu ve Mart 2001 ayı içerisinde Birleşmiş Milletler Kosova Geçici Yönetimi makamlarına başvurarak bahse konu kuruluşu "NGO" statüsünde tescil ettirdiği belirlenmiştir.

(13) ABD:

- F. Gülen grubu Nurcularca, ABD ile iş yapmak ve yerleşmek isteyen Türkiye'deki mensuplarına ekonomik, sosyal ve hukuki açıdan danışmanlık yapmak üzere Washington'da "Truestar Consulting Co." isimli bir danışmanlık şirketi kurulduğu, ABD'nin 7 ayn eyaletinde faaliyet gösteren şirketin cemaat mensuplarının ABD'ye göç etmelerini teşvik etmek amacıyla zaman zaman Türkiye'de seminerler düzenlediği tespit edilmiştir.

- F. Gülen'in cemaatin ABD'deki faaliyetlerine ilişkin yaptığı açıklamada, ABD'deki yurt ve okullardaki öğrenci sayısının hızla arttığını, öğrenci velileri ve ABD'li iş adamlarının cemaat çalışmalarına ilgi ve maddi katkılarının çoğaldığını ifade ettiği öğrenilmiştir. Buna paralel olarak F. Gülen'in talimatı çerçevesinde, 2001 yılı sonunda ABD'de bir kolej inşaatının başlatılacağı öğrenilmiştir. 2002-2003 eğitim yılında açılması planlanan kolejin tüm giderlerinin bu ülkede yaşayan cemaat mensuplarınca karşılanacağı ifade edilmektedir. Halen ülkede cemaate ait 1 üniversite ve 3 lise bulunmaktadır.

- Bunun yanı sıra halen ABD'de ikamet eden F. Gülen'in Ocak 2002 ayı itibariyle irtibat kanalı olarak yeni oluşturulan http://www.herkul.org adlı web sayfasını kullandığı ve özellikle dini konularda yaptığı sohbetierin günlük ve periyodik olarak anılan siteye aktarıldığı tespit edilmiştir.

- Diğer taraftan F. Gülen'in cemaatinin ABD'deki yapılanmasında kullanmak için Türkiye'den 1,5 milyon dolar talep ettiği, bu meblağın il cemaaderi tarafından toplanmakta olduğuna dair bilgiler de alınmıştır.

(14) Kanada:

- Cemaat üst yönetimince üniversite mezunu cemaat mensuplarının Kanada'ya yerleşmeleri hususunda 2001 yılından itibaren yapılan telkinler sonucu Ottowa'da yeterli sayıya ulaşıldığı, bundan sonra Kanada'ya gidecek olan cemaat mensuplarından Montreal ve Toronto'ya yerleşmelerinin istendiği öğrenilmiştir.

(15) Hong Kong:

- Cemaatin 1999 yılı içerisinde ticari faaliyet yürütülmesi amacıyla çalışmalara başladığı Hong Kong'ta günümüz itibariyle üç şirketin faaliyet gösterdiği belirlenmiştir.

(16) Tanzanya:

- Ülkede Işık Eğitim ve Sağlık Vakfı bünyesinde bir lise faaliyet göstermektedir. Söz konusu okulun bu yıl ilk mezunlarını vereceği öğrenilmiştir. Ayrıca cemaat tarafından yapılacak yeni okul için Tanzanya Hükümeti'nin arsa tahsisinde bulunduğu, ülkede sağlık konusunda da yatırım yapmak için görüşmelere devam edildiği, yapılacak yatırımla İzmir'de cemaate ait Şifa Hastanesi ile işbirliğine gidileceği, Tanzanya'nın kültürü, coğrafyası ve yatının yapılacak iş kollan konusunda vakıf olarak iki kitapçık hazırlandığı, bu kitapçıkların Tanzanya'da yatının yapmak14 isteyen cemaat mensuplarına dağıtıldığı öğrenilmiştir.

(17) Suriye:

- Ülkede yasal düzenlemelerin yapılması sonrasında Şam, Lazkiye ve Halep şehirlerinde özel okul açma çalışmalarının başlatıldığı belirlenmiştir.

(18) Macaristan:

- Ülkede cemaate ait bir anaokulu, bir eğitim ve dil merkezi bulunmaktadır. Ayrıca ülkede yaşayan ve aralarında Fethullah Gülen cemaati mensuplarının yer aldığı şahıslarca İslam dininin Macaristan'da geniş kitielere tanıtılması ve Türk vatandaşlannın sorunlarının çözülmesine yardımcı olunması amacıyla "Tolerans Vakfı" adlı bir vakfın kurulacağı öğrenilmiştir.

(19) K. Irak:

- Fethullah Gülen cemaatinin Irak'ın kuzeyinde halen 3 lisesi ve 1 dil ve eğitim merkezi bulunmaktadır.
- Ayrıca elde edilen bilgilerden, cemaat tarafından Irak kuzeyi/Erbil ve Süleymaniye'de başlatılan yurt ve okul inşaatlarının tamamlandığı, ilköğretim ve lise düzeyinde eğitim verilecek olan okullara öğrenci arayışlarının başlatıldığı öğrenilmiştir.

(20) Makedonya:

- Ülkede cemaate ait bir lise ve bir ilkokul bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Makedonya'daki cemaat mensubu şahısların, ortama göre dini konulardan ve F. Gülen'in görüşlerinden bahsedildiği ev toplantıları tertiplemeye başladıkları, toplantılara katılan şahıslara, maddi ve siyasi kapasiteleri çerçevesinde F. Gülen grubuna ait Türkiye'deki kuruluşlara iş bağlantıları kunna imkanı sağlandığı öğrenilmiştir.

(21) Polonya:

- F. Gülen Nurcu grubu tarafından Polonya'da Mayıs 2002 ayı itibariyle bir okulun faaliyete geçirilmesinin planlandığı tespit edilmiştir. Söz konusu okul, anılan kesimin, Avrupa'da Danimarka'dan sonra açtığı ikinci okul olmasına karşılık tamamen yabancı topluma hitap edecek ilkokul olması nedeniyle önem kazanmaktadır.

Ayrıca cemaatin:

- Almanya'da 1 anaokulu,
- Avustralya'da 4 lise,
- Avusturya'da 2 eğitim ve dil merkezi,
- Bangladeş'te 1 lise,
- Başkurdistan'da 3 lise,
- Belçika'da 1 eğitim ve dil merkezi
- Bulgaristan'da 1 lise,
- Çeçenistan'da 1 lise,
- Çin'de 17 lise,
- Çuvaşistan'da 1 lise,
- D.Sibirya'da 1 fakülte, 4 lise, 1 eğitim ve dil merkezi,
- Dağıstan'da 1 üniversite, 2 lise,
- Danimarka'da 1 lise,
- Endonezya'da 2 lise,
- Fas'ta 1 lise,
- Filipinler'de 3 lise,
- Fransa'da 2 eğitim ve dil merkezi,
- G.Afrika'da 1 lise, 1 eğitim ve dil merkezi,
- G. Kore'de eğitim ve dil merkezi,
- Hindistan'da 1 eğitim ve dil merkezi,
- İsveç'te 1 eğitim ve dil merkezi,
- İsviçre'de eğitim ve dil merkezi,
- Karaçay/Çerkez'de 1 lise,
- KKTC'de 2 eğitim ve dil merkezi,
- Kırım'da 2 lise,
- Mısır'da eğitim ve dil merkezi, Moğolistan'da 5 lise,
- Moldova'da 2 lise, 1 ilkokul,
- Nijerya'da 1 lise,
- Pakistan'da 1 lise,
- Sudan'da 1 lise, 1 eğitim ve dil merkezi.
- Tacikistan'da 6 lise, 1 eğitim ve dil merkezi,
- Tataristan'da 6 lise,
- Tayland'da 1 lise,
- Tayvan'da 1 eğitim ve dil merkezi,
- Ukrayna'da 1 lise,
- Vietnam'da 1 lise,
- Yemen'de 1 lise açtığı tespit edilmiştir.
- Bu arada, Burma, Çad, Gana, Hollanda, İngiltere, İtalya, Mısır, Senegal, Cezayir ve Yunanistan'da da eğitim tesisi açılması yönünde girişimleri olduğu, ayrıca Alman hükümetinin 2002 yılından itibaren her yıl 500.000 yabancıyı Alman vatandaşlığına kabul etmek yönündeki çalışmalarını, cemaatin Almanya'daki zayıf yapılanmasını güçlendirmek için fırsat gördüğü ve konunun detayları üzerine araştırma yaptırdığı öğrenilmiştir.

Değerlendirme:

(1) Günümüzde altı grup halinde faaliyetlerini yürüten Nurcu gruplardan Yeni Asya Grubu, Şura Grubu ve Mehmet Kurdoğlu grubunun diğer gruplara göre daha az aktif bir çalışma sürdürdükleri gözlenmektedir. Nurcu kesim içinde küçük bir grubu oluşturan Med-Zehra grubu, elemanlarının Kürt kökenli oluşu ve Kürt milliyetçiliğini savunması sebebiyle önem arz etmektedir.

(2) Nurculuğun diğer bölümü olan Acz-i Mendi grubu ise radikal katı tutumlarıyla son dönemde dikkat çekmesine rağmen hiçbir önemi ve etkinliği olmayan bir gruptur.

(3) Nurculuk faaliyetierinin asıl önemli olan grubu, Fethullah Gülen grubudur. Uzun süredir sistemli bir çalışma ile grubunu güçlendiren ve genişleten Fethullah Gülen, faaliyetlerine çok geniş bir yelpazede devam etmektedir.

(4) Sonuç olarak önümüzdeki dönemde;

- (I) Nurcu cemaatler içinde bulunan grupların tamamının F. Gülen grubu içinde eriyeceği ve bu grubun da söz konusu kişi hakkında açılan davaya rağmen yakın gelecekte Türk siyasal hayatında en önemli irticai grup olma özelliğini artan oranda sürdüreceği,

- (II) Türkiye'nin sosyal, siyasal ve ekonomik koşullarının bozulmasına paralel olarak söz konusu cemaatin etkinliğini arttıracağı değerlendirilmektedir.

- Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat Başkanlığı tarafından 2002 yılında hazırlanan raporun, Fethullah Gülen ve Gülen Cemaati ile ilgili bölümündeki şu üç tespit öne çıkıyor:

- Nurcu cemaatler içinde bulunan grupların tamamı, F. Gülen grubu içinde eriyecek.

- Gülen cemaati, yakın gelecekte Türk siyasal hayatında en önemli irticai grup olma özelliğini artan oranda sürdürecek.

- Türkiye'nin sosyal, siyasal ve ekonomik koşullarının bozulmasına paralel olarak, söz konusu cemaatin etkinliği daha da artacak. 14
Mayıs 2002'de yapılan tahminlerin doğru çıkıp çıkmadığını görmek için aynı yılın Kasım ayında 3 Kasım 2002'de yapılan genel seçimi beklemek gerekecekti.

- 2002 SEÇİMLERİ VE FETHULLAH GÜLEN CEMAATİ

- Devletin Fethullah Gülen Hareketi'ne veya grubuna karşı tutumu, iktidarda kimin olduğuyla doğrudan ilişkili...

- 12 Eylül 1980 darbesinden alacak olursak, Gülen'in en zor dönemlerini, Anavatan Partisi'nin iktidar olduğu 1983 yılındaki ilk genel seçime kadar geçen günlerde yaşadığını söylemek mümkün. Turgut Özal'ın başbakan olmasıyla Gülen üzerinde askerin baskısı kısmen azaldı.

- O kadar ki, Özal, darbenin komutanı Kenan Evren başkanlığındaki Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında Fethulah Gülen'e kefil olmuştu.

- 1980'lerin ortalarında iyice rahatlayan Gülen ve grubu ilk kez o dönemlerde bürokrasi içinde etkili olmaya başladı. Özellikle polis, valiler ve kaymakamlar arasında.

- Bu rahatlık Süleyman Demirel'in başbakan olduğu 20 Ekim 1991 seçimlerine kadar sürdü.

- Bu tarihe kadar Fethullah Gülen adı tek başına soruşturma ve davalara konu olurken, izleyen dönemde oluşturduğu gruba ya da cemaatine bağlı kişilere de "Fethullahçılık" soruşturmaları ya da davaları açılmaya başladı.

- Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın 1993 yılında ani ölümü Fethullah Gülen için ilginç bir dönemin kapısını aralıyordu. Süleyman Demirel cumhurbaşkanı oldu, Tansu Çiller başbakan. İşte bu tarihten sonra Fethullah Gülen ve grubu için birinci "devr-i saadet" başladı. Yeraltında faaliyet gösteriyor düşüncesini kırmak, kendisini daha iyi anlatabilmek için artık toplumdaki kanaat önderleriyle, siyasetçilerle ve entelektüellerle ilişkiler geliştirdi. 1993 yılından başlayarak 28 Şubat 1997 "post modern" darbesine kadar geçen süreç, Fethullah Gülen grubunun ekonomik olarak da güç kazandığı dönem oldu. Basın ve televizyon alanında atılımlarda bulundu. Cemaat ilk defa banka sahibi oldu. Söylentilere göre, ABD'nin ve Türk siyasetçilerinin desteğini olan Gülen grubu, soğuk savaş döneminin bitmesiyle Türk Cumhuriyetlerde de etkinlik alanları oluşturmaya ve genişletmeye başladı.

- Ancak 28 Şubat 1997 postmodern darbesi, bu aleni gidişi kısmen de olsa frenledi ve cemaatin faaliyetleri, tehdit boyutuyla yeniden tartışma gündemine geldi. Fethullah Gülen, 1998 yılında şeker hastalığı tedavisi göreceği gerekçesiyle halen yaşadığı ABD'ye gitti.

- Ne ki, kendisi ABD'de bulunmasına rağmen, cemaat yurt içindeki etkinliğini kaybetmedi. Kasım 2002 genel seçimlerinden sonra Adalet v£4 Kalkınma Partisi'nin iktidara gelmesiyle, herkes gibi Fethullah Gülen grubu için de yeni bir dönem başladı.

Artık "AKP iktidarı, özellikle Emniyet içinde Fethullah Gülen grubunun gücüyle anılır hale geldi"ği iddiaları yaygınlaştı. Tüm bu süreçlerde Fethullah Gülen grubuna karşı tavrını değiştirmeyen en etkili kurum ise Türk Silahlı Kuvvetleri oldu.
Ergenekon belgelerini incelerken bu daha net bir biçimde gözlenebiliyor.

Fethullah Gülen Cemaati'nin ekonomi, siyaset ve bürokrasideki artan etkinliğinden rahatsızlık duyan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, AKP iktidarının ikinci yılında, Mayıs 2004'de "Fethullah Gülen Grubunun Faaliyetlerine Karşı Alınması Gereken Tedbirler" konusunda hazırlık yaptığı görülüyor.
Ergenekon davasının ikinci iddianamesinin ekleri arasında bulunan bu "gizli" ibareli belgede, özellikle AKP Hükümeti ve kimi parti yetkililerinin Fethullah Gülen grubuna yakınlığına açıktan eleştiri yöneltilmesi dikkati çekiyor.

2004 yılında ABD'de yapılan Abant toplantılarına Devlet Bakanı Mehmet Aydm'ın katılması, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün 16 Nisan 2004 günü Türk büyükelçiliklerine gönderdiği 3846 sayılı yazıyla Gülen Cemaati'ne bağlı okullarla devlet okulu niteliğinde ilişki kurulması istemi de tepki çeken gelişmeler arasındaydı. Bu belgede, devlet kurumlarının Gülen grubunun faaliyetleri hakkında ortak tutum takınması ile ilgili önerilere yer verilirken, özel vurgu yapılan "irticai" faaliyetlerin kamuoyu ile paylaşılması da isteniyor.
İşte bu belgede dile getirilen "yapılması gerekenler"...

"Gizli Genelkurmay Harekat Başkanlığı'nın Haziran 2004 gün ve HRK:3590-04/GHD sayılı yazının ekidir:

F. GÜLEN GRUBUNUN FAALİYETLERİNE KARŞI ALINMASI GEREKEN TASLAK TEDBİRLER:


-F. Gülen grubunun dini esaslara dayalı bir devlet kurma hedefi ve ılımlı görümünün yanıltıcı olduğuna yönelik gerçekler, psikolojik harekat boyutu da dikkate alınarak kamuoyuna zamanında iletilmelidir.

- F. Gülen grubunun yurtiçi ve yurtdışı faaliyetleri, Başbakanlık Uygulamayı Takip ve Koordinasyon Kurulu (BUTKK) koordinesinde İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, MİT Müsteşarığı ile ilgili devlet kurumları aracılığıyla yakından takip edilmelidir. Devletin yurtdışında görevli memurları aracılığıyla F. Gülen grubu yakından takip edilmeli, gerekiyorsa Dışişleri Bakanlığı tarafından ilave tedbirler geliştirilmelidir.

- F. Gülen Grubuna ait özel okulların faaliyetleri, İçişleri Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından incelenmeli ve takibe alınmalıdır. Bu gruba ait okullardaki şüpheli ve yasadışı faaliyetler periyodik olarak BUTKK'na rapor edilmelidir. 14

- F. Gülen grubunun "öğrenci evleri" kapsamındaki sempatizan ve yandaş edinme gayretleri İçişleri Bakanlığı nezdinde dikkatle takip edilmelidir. Yasal olmayan yollar kullanılarak dini eğitim veren ve bir nevi dini alet ederek yandaş toplama sistemi olan öğrenci evleri" uygulamalarına engel olunmalıdır. Din duyguları istismar edilerek yapılan toplantılar, yasadışı faaliyetlere karşı caydırıcı bir etkisi bulunmayan yasaların yeniden etkin hale getirilmesi sağlanmalıdır.

- F. Gülen grubunun, askeri okullara öğrenci sokma gayretleri hakkındaki askeri okulların kayıt kabul komisyonları ve mülakat komisyonları uyarılmalıdır. Bu komisyonlarda görev yapacak personel, konu ile ilgili bilgilendirilmelidir. Askeri okullara alınan/alınacak öğrencilerin soruşturmalarının Merkez Komutanlıkları aracılığı ile daha etkin yapılması sağlanmalıdır.

- F. Gülen grubunun yurtdışından ülkeye transfer edilen maddi unsurlarının denetiminin daha etkin yapılması sağlanmalı, örgütlere yapılan bağışlar ile usulsüz para harekeüeri ve kara para uygulamalarının Maliye Bakanlığı-MASAK aracılığıyla takip edilmesi sağlanmalıdır.

- F. Gülen grubunun gizli emellerinin deşifre edilmesine yönelik pilot uygulamalar gerçekleştirilmeli ve basın yolu ile kamuoyu aydınlatılmalıdır. Grubun kendilerine yandaş kuşaklar yetiştirme amacı kapsamında gençliği etki altına alan uygulamaları tespit edilmeli, şüpheli ve yasadışı uygulamaların adalete intikal edilmesi sağlanmalıdır.

- F. Gülen grubunun, yurt içindeki faaliyetleri genellikle kendisine bağlı kişilerin yönetimindeki dernek ve vakıflar aracılığıyla yürütülmektedir. F. Gülen grubuna yakınlığı ile bilinen vakıf ve derneklerin faaliyetleri yakından takip edilmeli, denetim altında tutulmalıdır.

- F. Gülen grubunun, Abant toplantıları kapsamında ABD'de gerçekleştirilen toplantısına hükümet ve devlet temsilcilerinin katılması rahatsızlık vericidir. İrticai bir unsur olarak faaliyetleri izlenmekte olan bir örgüte devlet desteği verilmesi ile devlet ve onu koruyan güvenlik güçleri arasında büyük bir çelişki ortamı oluşturulmuştur. F. Gülen grubunun gelecekteki benzer toplantılarına Hükümet ve Devlet temsilcilerinin yeniden katılması ve doğrudan/dolaylı destek verilmesi halinde konu ile ilgili rahatsızlık kamuoyuna iletilmeli ve tepki gösterilmelidir.
Devlet ve onun temsilcileri, siyasi fikir ve düşünce özgürlüklerini bahane ederek devletin laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti özelliklerini değiştirmeyi hedefleyen girişimlerden uzak durmalıdır.
F. Gülen grubunun devlet bünyesinde kadrolaşma faaliyetleri tespit edilerek BUTKK'nda izlenmesi sağlanmalı ve elde edilen bilgile?4 kamuoyuna aktarılmalıdır. F.Gülen grubunun faaliyetleri aleyhindeki sivil toplum faaliyetleri desteklenmelidir.

- F. Gülen grubunun "Büyük Ortadoğu Projesi", "Dinler arası diyalog" gibi oluşumlar içinde Türkiye ve devlet adına inisiyatif alması, faaliyet göstermesi engellenmelidir.

- Dışişleri Bakanlığı tarafından yurtdışı temsilciliklere gönderilen 3846 ve 3847 sayılı genelgeler geri alınmalıdır. Söz konusu genelgeler kapsamındaki yurtdışındaki uygulamalar yakından takip edilmeli, irticai unsurlara devlet tarafından verilen destek kaldırılmalı yurtdışı diğer unsurlar ile bağlantısı kesilmelidir.

- Fethullah Gülen grubuna karşı devlet tarafından ortak tavır alınması sağlanmalı, F. Gülen grubunun irticai unsurlar arasında yer aldığı ve dini esaslara dayalı bir devlet kurma amacında olduğu gerçeği sürekli olarak gündemde tutularak bu gruba karşı kararlı ve etkin tutum sergilenmelidir.

- F. Gülen grubu ve diğer irticai unsurlar ile etkili ve köklü bir mücadele yapılması için "Dini, din duygularını ve dinen mukaddes bilinenleri alet ederek devletin emniyetini ihmal edebilecek ve bu amaçla dernek, vakıf ve benzeri topluluklar oluşturanlara" karşı ağır yaptırımlar getiren yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Dini inanç, kanaat, vicdan ve düşünce hürriyetinin kötüye kullanılması önlenmelidir:"

Ergenekon davasının ikinci iddianamesinin ekleri arasındaki belgelerden dikkati çeken bir diğeri de Genelkurmay Başkanlığı'nın hazırladığı, 31 Ekim 2005 tarihli "İrticai örgüt-gruplarının son dönem faaliyetleri" ile ilgili istihbarat raporu...

Raporda, Hizbullah'ın yeni yapılanması ile Fethullah Gülen grubu hakkındaki istihbarat bilgilerine yer verildi. İKK Güvenlik Dairesi Başkanı Tuğgeneral K. İle İç İstihbarat Şube Müdürü Kur. Albay S.B. imzasını taşıyan ve ekler arasında yer alan raporda, Fethullah Gülen'e yakın kişi ve kurumlar için örgüt kelimesi kullanılmadığına özel olarak dikkat çekmek gerekiyor.

"Hizbullah terör örgütü İlim grubu tarafından, Said-i Nursi'nin Risalei Nur Külliyatı'nın basımı ve örgüt çevrelerinde dağıtılması yönünde bir çalışma başlatıldığı bu kapsamda:

Örgüt güdümünde Diyarbakır merkezli olarak faaliyet gösteren Mustazaflar (ezilen/zayıflar) ile Dayanışma Derneği (MUSTAZAF-DER) öncülüğünde gerçekleştirilmesi planlanan çalışmanın, "kolay taşınabilen Risale" adını taşıyacağı,
Ayrıca konularına göre 100-300 parçaya bölünerek küçük ebatlarda bastırılacak Risalei Nur Külliyatı'nın satılarak derneğe gelir sağlanmasınııi4 amaçlandığı,
Fethullah Gülen Nurcu grubunun son dönem faaliyederi ile ilgili olarak;
Anılan grup güdümünde faaliyet gösteren "Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı" tarafından onursal başkanları Fethullah Gülen'in uluslararası alanda daha fazla tanınması ve 2007 yılında Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilmesini sağlamaya yönelik bazı planlamalar yapıldığı bu kapsamda:
ABD'deki Washington Post gazetesinin 4 Ekim 2005 tarihli sayısında Gülen hakkında yayınlanan makalenin diğer yabancı basın kuruluşlarında da yayınlanması için girişimde bulunulacağı,
Grup mensuplarının organizesiyle 10 Kasım 2005'te Chicago'da ve 12 Kasım 2005'te Teksas Rice Üniversitesi'nde "F. Gülen" konulu konferanslar düzenleneceği,
Anılan gruba ilişkin yazı dizisi hazırlamak amacıyla çeşitli televizyon, gazete ve dergilerden gelen röportaj tekliflerinin değerlendirileceği,
Grubun yurtdışındaki okulları ve faaliyetleri hakkında, bazı siyasi ve akademisyenlerin izlenimleri ile sosyolojik değerlendirmelerin yer aldığı, "Barış köprüleri-Dünyaya açılan Türk okulları" adlı kitaptan 500 bin adet basılarak ücretsiz dağıtılmasının planlandığı (6 Mart 2005 tarihli İç İstihbarat Raporu'ndaki haberleri teyit etmektedir),
Yurtdışında okul açma faaliyetleri ile başlayan uluslararası açılımı, Danimarka'da faaliyete geçireceği okul ile pekiştirmeyi amaçladığı değerlendirilmektedir."

ŞEYH UÇMAZ MÜRİT UÇURUR

Bu rapordaki en önemli ayrıntılardan biri, kuşkusuz Fethullah Gülen'in "Nobel Banş Ödülü"ne aday gösterilmesi meselesi...
Askerlerin 2005 yılında hazırladığı bir raporda, Gülen'in 2007 yılında Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilmesi için cemaate bağlı vakıfların çalışmalar yapacağı belirtiliyor.

Nobel Ödülü konusu, 2008 Eylül ayında gazeteci Faruk Mercan'ın kaleme aldığı Fethullah Gülen isimli kitapta da anlatılıyor. ABD eski başkanlarından Bili Clinton'a danışmanlık yapan iki akademisyen, Fethullah Gülen'e "Clinton'un kendisini Nobel Barış Ödülü'ne aday göstermek istediğini" aktardılar.
Gülen, kendisinden beklenen mütevazılık ölçüsünde aday olmak istemediğini söyledi.

Red gerekçesini de bir arkadaşına şöyle anlattı:

"Nobel aldığımı farz edin. O gün bana nefsim, o kalabalık insanların arasında ne artistlikler yapar. Oysa ben mezara yalnız gireceğim, o zaman melekler bana 'söyle sen onların dediği gibi miydin?' diye sorarlarsa ben ne cevap veririm... "

Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilmek için, Fethullah Gülen'in ne yaptığına ilişkin birçok kişinin kafasında çeşitli sorular bulunsa da, adaylık teklifine kendi yorumuyla "hayır" diyen Gülen'e rağmen, grubu onu uçurmaya kararlıydı. Hani şu, "şeyh uçmaz, müritleri uçurur" özdeyişini41 hatırlatır biçimde...

Gelelim 2008 yılı Mayıs ayına... Uluslararası ilişkilere yönelik yayın yapan Amerikan Foreign Policy ve Prospect dergileri internet üzerinden "Yaşayan En Büyük 100 Entelektüel" anketi düzenledi. Ortak anketten çıkan sonuç dünya için gerçek anlamda tam bir sürprizdi: Zira ankette en çok oyu alan, Fethullah Gülen adı olmuştu.

Sözkonusu ankette Amerikalı ünlü düşünür Noam Chomsky ll'nci sırada, küresel ısınmaya karşı çalışmalarıyla adı öne çıkan ABD eski Başkan Yardımcısı-aktivist Al Gore 12'nci, düşünür ve araştırmacı Bernard Lewis 13'üncü, yazar-düşünür ve bilim adamı Umberto Eco ise ancak 15'inci sırayı alabilmişti. Düşünür, sosyolog ve siyaset bilimci Jürgen Habermas'ın 22'nci sırada yer aldığı anket sonuçlarında, Papa XVI. Benedict 32'ncilikle yetinmek zorunda kalmıştı.

Peki Gülen nasıl mı birinci seçildi?

Buna kader mi demeli yoksa dijital (internet) oylamanın nimeti mi?
Gerçek, anket sonucuyla ilgili olarak 2008 yılı Temmuz ayında yapılan açıklamada ortaya çıktı.
Foreign Policy, Fethullah Gülen'e çok yakın bir gazete olan Zaman'm birinci sayfasında Fethullah Gülen'in dünyanın yaşayan en büyük entelektüeli yarışmasında aday olduğunu birinci sayfasından duyurmasıyla birkaç saat içinde anket oy bombardımanına tutuldu.

Gülen'e oy veren ve "sınıf atlamaya istekli ve eğitimli Müslümanlar" olarak tarif edilen bu kişiler oylamada, yalnızca Fethullah Gülen'e değil Müslüman ülkelerden katılan adaylara da oy verdiler. Bu nedenle dünyanın en büyük entelektüeli listesinin ilk 10 sırasını hep Müslüman ülkelerden ankete katılan adaylar aldı. İşin ilginci Fethullah Gülen bile birinci seçildiğine şaşırmıştı. Anketin ardından Foreign Policy ile bir röportaj yapan Gülen "Dünyada önemli biri olmayı ya da önemli olarak biri seçilmeyi düşünmedim. Allah'a ve insanlığa hizmet etmeye çalıştım" cevabını verdi. Hayat felsefesi gereği "ünvan ve rütbelerden" uzak durduğunu vurgulayan Gülen, "Ancak nazik insanların bu takdirine kayıtsız kalamam. Kendime yakıştırmasam da Yaşayan En Büyük Entelektüel olarak beni seçmeleri çok nazikçe" diyerek mutlulığunu da gizlemiyordu.

İngiliz Guardian gazetesine konuşan Prospect editörü David Goohart ise, "Fethullah Gülen'in adını ilk defa duyuyorum" diyordu. Gülen'in destekçilerinin anketle "alay ettiklerini" ifade eden Goohart, sonucun muhtemelen bu kişilerin çabalarıyla ortaya çıkmış olabileceğine işaret ediyordu.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Ergenekon Belgelerinde Fethullah Gülen Cemaati

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir