Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

MİT Belgeleriyle Fethullah Gülen

Burada Ergenekon Tertibinde tutuklanan Nedim Şener'in Ergenekon Belgelerinde Fethullah Gülen Cemaati konusu hakkındaki çalışmasının bütün konularını başlıklarıyla bulabilirsiniz.

MİT Belgeleriyle Fethullah Gülen

Mesajgönderen TurkmenCopur » 06 Haz 2011, 23:37

MİT BELGELERİYLE FETHULLAH GÜLEN

• "Fethullah Gülen Cemaati, CIA'nın sivil toplum örgütü" mü?..
• MİT raporundaki "Çiller'in kara para aklama işindeki gizli ortağı iddiası"...
• Fethullah Gülen Türkeş'e telkinde ve MÇP'ye para yardımında bulundu mu?
• Gülen ile Milli Görüşçüler arasındaki yöntem farkı ne?
• Fethullah Gülen Yeşil Kuşak projesinin bir ayağı mıydı?
• Fethullah Gülen için hangi CIA mensubu referans verdi?
• Fethullah Gülen'in ABD'de oturma izni almasında Rand Corporation raporunun etkisi oldu mu?

CIA ile İLİŞKİ İDDİASI

Ergenekon soruşturması sırasında Fethullah Gülen ile ilgili olarak ortaya çıkan en ilginç tespitlerden birinin Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) eski Müsteşarı Şenkal Atasagun'a ait olduğu ortaya çıktı. Atasagun'un bu çok önemli tespitleri, Ergenekon davası sanıklarından Cumhuriyet gazetesi Ankara temsilcisi Mustafa Balbay'a ait olduğu iddia edilen günlüklerde yer alıyor. Atasagun'un Gülen Cemaati'ne ilişkin değerlendirmelerinin yer aldığı 1999 ve 2003 yıllarına ait günlüklere değinmeden, MİT'in 1997 tarihli Susurluk raporundaki Fethullah Gülen ile ilgili bilgilere göz atalım.

Susurluk kazasından sonra Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından hazırlanan ve Müsteşar Sönmez Koksal tarafından Başbakanlığa (Mesut Yılmaz Hükümeti) sunulan 17 Aralık 1997 tarihli raporda, eski başbakanlardan Tansu Çiller'in oluşturduğu bir "özel örgüt" ten söz ediliyor. Fethullah Gülen'in adının geçtiği bölüm, MİT raporunda "araştırılmasında fayda görülen konular" bölümünde yer alıyor. Raporda, Gülen ve Çiller ilişkisine dair şu bilgiler veriliyor.

"Fethullah Hoca'nın Çiller'in kara para aklama işinde gizli ortağı olduğu, Fethullah Hocacıların CIA (Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatlanın bölgemizdeki en önemli sivil toplum kuruluşu olduğu iddiaları, Maliye Bakanlığı Müfettişleri'nin Fethullah Gülen'in mali kayıtlarını incelemesi ile İçişleri ve Dışişleri Bakanlıklarının ilgili kuruluşlarla yapacakları koordine sonucunda çözülebileceği değerlendirilmektedir."

Bu incelemeler yapıldı mı yapılmadı mı belli değil. Gülen o tarihlerde yaptığı bir açıklamada, CIA'dan kimseyle görüşmediğini söyledi. Ancak Gülen'in avukatları, özellikle kara para aklama konusunu gündeme getiren gazetecilere karşı tazminat davası açtılar ve tekzip yayınlatma karan; aldılar.

CIA ile ilişkiler ve kara para aklama faaliyetleri kanıtlanmamış iddialara dayansa da Ergenekon dosyasında yer alan MİT'in Susurluk raporu eklerindeki raporda Fethullah Gülen ile ilgili şu bilgiler aktarılıyor:

"Ramis oğlu, 1942, Erzurum doğumlu.
1968 yılı itibariyle İzmir Merkez Vaizi, İzmir İmam Hatip ve İlahiyat'ta Öğrenci Yetiştirme Derneği Kestanepazarı Kuran Kursu öğreticisi görevlerinde bulunmuştur.

1969 Ağustos ayı içinde İzmir Buca'da kendi yönetiminde olan dernek ve Kestanepazarı Kuran Kursu'nda okuyan 100 öğrencinin katılımıyla açılan bir kampta, Kuran okumanın yanı sıra Risale-i Nur eğitimi yapmıştır. Aynı yıl içinde Said-i Nursi için İsparta'da okutulan mevlüde katılmıştır.
1970'de İzmir'de Nurculuk üzerine programlar yapmış, ayrıca toplantılarda eğitici görevini üstlenmiştir.

1971 Ocak ayı içinde, İzmir İmam Hatip ve İlahiyat Öğrenci Yetiştirme Derneği içinde Nurculuk faaliyetleri yürüttüğü gerekçesiyle dernek idare heyetinden çıkarılmıştır.

Aynı yıl itibariyle Nurculuk faaliyetlerinden dolayı İzmir Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından ifadesi alınarak hakkında dava açılmıştır. Anılan komutanlıkça açılan davası sonucunda vaaz etme yetkisi alınmıştır.
1972 Eylül ayı içinde Erzurum'a gitmiş, anılan ilde Nurcu liderle görüşmüş ve çeşitli Nur toplantılarına katılmıştır.
1973 yılı itibariyle Edremit'e tayin edilmesine karşın, İzmir'de ikamet ederek her hafta cuma günleri Edremit Alemzade Camii'nde vaaz vermiş ve her gelişinde ayrı ayrı Nur medreselerinde Nur toplantıları düzenlemiştir.
Aynı yıl itibariyle Edremit Merkez Vaizi görevi sırasında yaz aylarında Edremit civarında açılmış olan ve Nurcu öğrencilerin iştirak ettiği kamplarda Nurculuk faaliyetlerini organize etmiştir.

1974 Eylül ayı içinde Merkez Vaizliği'ne tayin edilmiştir.
1974-1976 yılları arasında yurt çapında çeşitli konularda konferanslar vermiştir.
1976 Temmuz ayı içinde Aydın çevresinde açılması planlanan Nur kamplarında F. Gülen'in fıkıh dersi vereceği öğrenilmiştir. 1976 Ağustos ayı başında İzmir Bornova ilçesi vaizliğine atanmıştır.

Münfesih MSP yanlısı olan Nurculardan Fethullah Gülen, İran'da gerçekleştirilen devrimin Türkiye'de de gerçekleştirilmesini arzulamakta olup,3 Türkiye'de İslami bir devrim için yurt sathında teşkilatlanmaya önem vermektedir.
İzmir Bornova Merkez Vaizi olduğu dönemde vaaz bantlarının yurt sathında dağıtılmasını sağlayarak Nurculuk propagandası yapmıştır.
19.04.1980'de İzmir'de gerçekleştirilen bir Nur toplantısında yaptığı konuşmada; birkaç gün içerisinde "Huruç harekatı" (Atılım harekatı) başlatılacağını, bu harekat için hemen hemen her ilde liderlerin tespit edildiğini, İran'da yapılan İslam harekatının Türkiye'de de böylece başlamış olacağını" belirtmiştir.

1980 yılında İzmir'de bir Nur toplantısında yaptığı konuşmada; "Huruç harekatının başarıya ulaşması için bütün yurtta kendi binalarında ve kiralayacakları müsait yerlerde orta ve yükseköğrenim gören öğrenciler için yurt binalarının açılması, yurtlarda eğitilen öğrencilerin meyvelerini vermesi, kendi fikirleri doğrultusunda çeşitli kitap ve dergilerin basımının gerçekleştirilmesi ile özellikle Türkiye'deki öğretmenlerin büyük bir bölümünün kendi yönlerinde faaliyet göstermeleri gerektiğini" ifade etmiştir.
24.06.1980 tarihinde, "Denizli Merkez Akyazılı Köyü Orta ve Yüksek Eğitim Vakfı" Denizli Şubesi'nin açılışında yaptığı konuşmada; "Milletimiz içinde bulunduğu zelil duruma, şeytanın uşakları muallimler ve onların yetiştirdiği inançsız talebeler nedeniyle düşmüştür. Rusya, Müslümanlığın giderek azalması ve komünizmin yayılması amacıyla, Türkiye'ye her yıl yardım göndermektedir. Ahlaksızlık, zina ve anarşi almış yürümüştür" tarzında ifadeler kullanmıştır.

Yazıcı Nurcuların lideri olan Fethullah Gülen, Bornova Merkez Camii'nde verdiği vaazlarında, hükümetin icraatlarını eleştirmiştir.
1980 yılında İzmir'de Nurcuların yayın organı Sızıntı adlı dergide zaman zaman "MFD" rumuzu ile yazılar yazmıştır.
12.09.1980 tarihinde Ege Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığınca kendisini yakalamaya yönelik operasyonu haber alması sonucu, İzmir'den Erzurum'a kaçmıştır.
16.10.1980 tarihinde müstafi addedilmek için Erzurum'dan 20 günlük, daha sonra Kayseri Tıp Fakültesi'nden 45 günlük rapor alıp Bornova Müftülüğü'ne göndermiştir.

1980 Aralık ayında İzmir Bornova Merkez Vaizliği'nden Çanakkale'ye tayinini yaptırmıştır.
1981 Ocak ayı itibarıyla Isparta ili Uluborlu ilçesinde bulunan Islah Sitesi'ndeki "İmam Hatip Lisesi Öğrencilerini Koruma ve Yetiştirme Derneği" merkezinde gizlenmiştir.

27.02.1981 tarihinde Eyüp İstanbul Hükümet Tabipliği, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği'nce 20 günlük rapor almıştır.
22.03.1981 tarihinde Çanakkale Müftülüğü Merkez Vaizliği'nden istifa etmiştir.
1981 yılında Ankara'da Nurcu liderlerden "Toprak Diş Kliniği" sahibi Hayrettin Toprak'ın evinde saklanmıştır.
1982 Mayıs ayında Konya'daki Nurcu liderlerle bir toplantı düzenlemiştir.

7.8.1982 tarihinde Keşan'ın bir köyünde gizlenerek "Molla" ve "Dahhak" takma isimlerini kullanmıştır.
Aynı yıl itibariyle Sızıntı grubuna mensup şahıslarca, Mekke'de kiralanan bir dükkânda adı geçenin bantları hac süresince Türk hacılarına satılmıştır.
10.06.1983 tarihinde Menemen Helvacıköy'de Y.İ.E. öğrencisi Yaşar Erdoğdu'nun yanında saklanmıştır.
Ege Ordu ve İzmir Antalya illeri Synt. Komutanlığı'nın 7 Şubat 1985 tarihli yazısı ile arananlar listesinde yer almıştır.
18 Mayıs 1985 tarihi itibariyle, kendisini maddi yönden destekleyen zenginlere hitaben İstanbul/Altunizade'de bir konuşma yapmış ve özel okullara maddi yardımda bulunmaları için etkileyici öğütlerde bulunmuştur.

23 Eylül 1985 tarihi itibariyle Çanakkale ili Biga ilçesinde mukim Fethullah Gülen grubuna mensup Nurculardan Sabri Kadıoğlu, Abdülkadim Zellüm adlı yazarın Hilafet Nasıl Yıkıldı isimli eserini, Nurcular ile Milli Görüş mensuplarına ücretsiz olarak dağıtmıştır.
1 Ekim 1985 tarihi itibariyle; Hizb üt Tahrir mensubu Muhammed Kürdi, parti merkezinden aldığı emir üzerine, İzmir'de tahsilini yaparken, Fethullah Gülen ile bir görüşme yapmış, ancak bu görüşmede müspet bir netice alınamamıştır.
Genelkurmay Başkanlığı tarafından çıkarılan 15 Nisan 1985 gün ve 7130 97/85/Synt. İstihbarat Hrk. Ş. Ks. sayılı aranan şahıslar kitabının 2. kategori, 15. sayfa ve 588 sırasında arananlar arasında yer almıştır.

1987 yılında, İstanbul'daki evinde, imamlarına eğitim vermeye başlamıştır.
Ağustos 1987 ayında ders verdiği öğrencilerine yaptığı konuşmada; "Alparslan Türkeş ile görüştüğünü, Türkeş'ten cemaatini şeriat doğrultusunda yetiştirmesini istediğini, onun da kabul ettiğini" ifade etmiştir.
6 Eylül 1987 günü yapılan seçim yasaklarıyla ilgili referandumda, Turgut Özal'ı desteklemek maksadı ile Nurcuların hayır oyu kullanmalarını sağlamıştır.

Şubat 1990 tarihinde Korkut Özal'ın dünürünün İstanbul'daki evinde, "ANAP'ın geleceği ile ilgili" toplantıya katılmıştır.
Mart 1990 ayı içerisinde Türkiye'deki İslami faaliyetleri tek bir merkezden koordine etmek amacıyla oluşturulan İslam Şurası içerisinde yer almıştır.
1990 yılı içerisinde rahatsızlığı sebebiyle birkaç kez yurtdışına çıkmıştır.
20 Ekim 1991 tarihinde yapılan genel seçimler arifesinde münfesih MÇP'ye 3.5 milyar yardımda bulunmuş ve seçimlerde MÇP ile ittifak yapan RP'yi desteklemiştir.
Nisan 1992 ayı içerisinde, Azerbaycan'a giderek anılan ülkede TV kurma çalışmalarını başlatmıştır.

Aynı tarihte ABD'deki Risale-i Nur Enstitüsü'nün çalışmalarını yönlendirmek maksadıyla gizli olarak anılan ülkeye gitmiş, ardından Avustralya'ya geçerek Türk öğrencilerin akademik eğitim gördüğü okul ve kaldıkları yurtları ziyaret etmiştir.
Ayrıca kuracağı üniversitelerde ders verdirmek amacıyla söz konusu ülkelerdeki çeşitli profesörlerle de görüşmüştür.
1992 yılı içerisinde MÇP'den ayrılarak yeni bir parti kurma çalışmalarına giren Muhsin Yazıcıoğlu'na maddi ve manevi destek vermiştir.
19 Ocak 1994'te Ankara'da kurulan "Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı"nın kurucuları arasında yer almıştır.
1995 yılı içerisinde ABD, Almanya, İngiltere ve Rusya'nın Türkiye'deki büyükelçileri tarafından ayrı ayrı ziyaret edilmiştir.
Ağustos 1995 tarihi itibarıyla basında çıkan devlet yanlısı beyanları sebebiyle İBDA-C örgütünün lideri Salih Mirzabeyoğlu tarafından ölümle tehdit edilmiştir."

MİT MÜSTEŞARI ATASAGUN: FETHULLAH GÜLEN ABD'NİN YEŞİL KUŞAK PROJESİNİN BİR AYAĞIYDI

1997 tarihli rapordan sonra gelelim, 1999 yılına... Fethullah Gülen hakkındaki bilgiler bu kez dönemin MİT Müsteşarı olan kişi Şenkal Atasagun'dan. Bilgi, ikinci Ergenekon iddianamesinde yer alan Cumhuriyet gazetesi Ankara temsilcisi Mustafa Balbay'ın günlüklerinde yer alıyor. Balbay görüşmeyi bilgisayarına "1 Ekim 1999 cuma akşamı MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun ile akşam yemeği" olarak kayıt etmiş.
Saat 19.20'de MİT Müsteşarı'nın konutuna giden Balbay, saat 21.00'e kadar Atasagun'la eşi İris Hanım'ın da bulunduğu ortamda sohbet etmiş. Ardından MİT Müsteşar Yardımcısı Miktad Alpay ve Toplum ve Halkla İlişkiler Müdürü ile yemek yemiş. Balbay, Atasagun ve diğer MİT yöneticileri ile görüşmeyi konulara göre kayıt etmiş. Başlıklardan biri de "Fethullah Gülen-İrtica".

MİT Müsteşarı Atasagun'un Fethullah Gülen ile ilgili olarak verdiği bilgi 1997 tarihli rapordan daha ileride, daha ayrıntılı...

Bakın Atasagun 1 Ekim 1999 tarihinde Gülen Cemaati hakkında neler anlatıyor:

"Bizim tespitimiz şu, Gülen grubu bürokrasiyi kullanarak iktidara gelmek istiyor, milli görüşçüler sandıktan gelmek istiyor. Böyle bir yöntem farklılıkları var.

Gülenciler başta 2000 yılını, 2005 yılını hedef seçmişlerdi. Şimdi 2025 diyorlar.
Milli Görüşçüler biraz sabırsız. Bir an önce iktidara ulaşmak istiyorlar. Bu nedenle de hata yapıyorlar. Ama en örgütlü grup bunlar.
Fethullahçılar ise daha uzun vadeye yaymış durumdalar ve bu yüzden de daha tehlikeliler. Maddi güçleri fazla. Yılda 60 trilyonluk bir parayı yönetiyorlar.

Yurtdışındaki okul açma faaliyetleri çok iyi organize ediliyor. Bizim gözlemlerimize göre bu Gülen grubunun başarabileceği bir şey değil. Mutlaka başka bir destek söz konusu... Bazı yerlerde bizim de yardımcı olduğumuzu söylüyorlar... Örneğin Kuzey Irak'ta, Erbil'de ama aslı yok.
İrticacı yayın organlarının çoğu abone usulü dağıtılıyor, bayi satışları çok az.
İBDA-C gibi silahlı mücadeleyi hedef seçen gruplar da var. Ama bunlar o kadar tehlikeli değil.
Biz Gülen olayını aynen size aktardığımız gibi Başbakana da söylüyoruz. Bizi dikkatle dinliyor. Ötesi bizim işimiz değil.
Bütün mesele bu mütedeyyin insanlarla bunları ayırmak. Eğer mütedeyyin insanlar ürkütülürse bu çok tehlikeli olur. Bunu bildikleri için onlar da buna oynuyorlar.

28 Şubat'tan sonra belli bir mücadele başlatıldı. Devletin içinde oldukça örgütlüler. 28 Şubat'tan sonra sanırım devlet içindeki yüzde 20-30'luk bölümü temizlenebilmiştir. Çünkü çok zor.

Taa MSP'den beri bunlar hükümet ortağı olduklarında üç bakanlık üzerinde çok ısrarlı oluyorlar. Milli Eğitim, İçişleri, Adalet... Bir de fırsat bulabilirlerse Sanayi Bakanlığı... Milli Eğitimle gençliği, İçişleri'yle devlet içinde kadrolaşmayı, Adalet'le kendilerine yönelik bir durum olursa' bunu önlemeyi, sanayide de parayı kontrol etmeyi hedefliyorlar. Bütün bunların sonunda devletin pek çok kademesinde yer etmişler. Bu kişiler diyelim ki görevden alındı, yargıya gidiyorlar, kazanıyorlar... böyle olmuyor.

Şimdi belki size ters gelecek bu söylediğim ama şöyle yumruğu vurmadan bu temizlenmez.
Biz içimizde kesinlikle irticacı barındırmayız. Örneğin ordu her yıl 50-100 kişiyi atıyor. Biz ordudan da sıkı kontrolle eleman aldığımız için bizde olmuyor. Bir kişi çıktı geçen yıl, attık. Şu kadarını söyleyeyim bizde şu an imam hatipten mezun olmuş kişi yok."

ATASAGUN: BİN LADİN İ DE ABD YARATTI

Hatırlanacağı gibi MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun Balbay ile 1999 yılında yaptığı görüşmede, Fethullah Gülen Cemaati'nin yurtdışı faaliyetleri konusunda çok önemli bir ayrıntıyı vermemişti. Ya da verdi ama Balbay günlüğüne almadı.
Atasagun, o gün açık açık söylemediği o "başka bir desteğin" kim olduğunu, 30 Mayıs 2003 Cuma günü yine Balbay'ın da aralarında bulunduğu Cumhuriyet gazetesi yöneticileriyle yediği yemek sırasında açıklayıverdi.
Atasagun o gün MİT Müsteşarlığında Cumhuriyet gazetesinden İlhan Selçuk, İbrahim Yıldız ve Mustafa Balbay'ı ağırladı. Sohbet sırasında söz Gülen konusundan açıldığında "Gülen ABD'de... Emekli maaşıyla çiflikte yaşıyor.

ABD tüm İslam kökenlilere kök söktürürken ona neden bir şey olmuyor" şeklindeki soruya karşılık şöyle diyordu Atasagun:

"Onu (Fethullah Gülen) biliyorsunuz, ABD'nin yeşil kuşak projesinin bir ayağıydı. Olay hâlâ odur. Bin Ladin'i de ABD yarattı, Afganistan'da Ruslara karşı besledi, sonucu gördünüz. Bu, terör örgütünü beslerseniz, sonunda ne olacağının göstergesi."
Atasagun 9 Nisan 2003 tarihinde Balbay ile yaptığı görüşmede de, cemaatin yurtdışı varlıklarının büyüklüğü hakkında şu değerlendirmeyi yapıyordu:
"Gülen'le ilgili bir sürü iddia var. Bir ara durumu kötüydü. Ama 3 aydır haber yok. Bunların yatırımı Türkiye'ninkine yakın desem abartma olmaz... "
YIL 2008...

CIA ile GÜLEN ADI YİNE GÜNDEMDE

Fethullah Gülen Hareketi'nin ne kadar arkasında bilinmez ama CIA ile Gülen adı son olarak 2008 yılında yan yana geldi. Hem de Amerika' Birleşik Devletleri topraklarında.

ABD'deki adresi, Saylorsburg - Pensilvanya olarak bilinen Gülen bu ülkede oturma izni almak için 2001 yılından başlayarak yaptığı başvurulara olumlu yanıt alması nedense kolay olmadı.

Pensilvanya Doğu Bölgesi Mahkemesi'ne 25 Mayıs 2007 tarihinde başvurarak, İç Güvenlik Bakanı Michael Chertoff ve FBI Başkanı Robert Mueller'in de aralarında bulunduğu bazı yöneticileri, "yasal süreci işletmedikleri" iddiasıyla şikâyet eden ve yeşil kart almak için kararlı olan Gülen'in avukatlan ilk başvuruyu 30 Nisan 2001'de yaptılar. Bu başvuru, Altın Nesil İbadet Merkezi (eski adıyla Altın Nesil Öğrenci Derneği), Gülen'in "özel göçmen ve dini görevli" vizesi alması için yapılmıştı.

18 Ekim 2002'de Gülen bu kez, Vermont eyaletinde "daimi oturma vizesi" almak için 1-485 adıyla bilinen bir başvuru daha yaptı.
17 Ekim 2004'de Gülen'in avukatları, "daimi oturma vizesi" süreci devam eden müvekkilleri için 1-131 adı verilen "seyahat belgesi" düzenlenmesini istedi. Ama, bu "seyahat belgesi" bir türlü verilmedi.

14 Ağustos 2006'da bu kez Vermont eyaletinde "çalışma izni" için, 1-765 adı verilen bir başka vize tipine başvuru yapıldı. Bu dilekçeye de yanıt verilmedi.

13 Eylül 2006'da Vermont Göçmen Hizmetleri Direktörü Paul Novak, Gülen'in "dini görevli vizesini iptal edebileceğine" dair bir ihtarname gönderdi. Altın Nesil Merkezi buna karşılık olarak bazı belgeler sundu; ama, vizenin iptaline engel olamadı. 14 Kasım 2006'da Gülen'in "özel göçmen dini görevli" vize başvurusu reddedildi.

Altın Nesil Merkezi bu sürece hemen itiraz etti ve 20 Kasım 2006'da da bu kez Teksas eyaletinde Gülen için 1-140 adıyla bilinen dilekçeyle, "olağanüstü yetenekli kişi" için oturma ve çalışma izni veren yeşil kart başvurusu yaptı.
25 Nisan 2007'de Gülen'in 1-360 vizesinin iptali, temyiz ofisinden gelen bir yazıyla bozuldu ve "din adamı" vizesi süreci yeniden başladı.
25 Mayıs 2007'de davacı Gülen'in "geri döndürülemez şekilde mağdur olduğunu, seyahat edemediğini ve çalışamadığını" belirten avukatları, aralarında İç Güvenlik Bakanı Michael Chertoff, FBI Başkanı Robert Mueller ve Vatandaşlık ve Göçmen Servisi'nden dört yöneticiyi yasal süreci işletmedikleri iddiasıyla dava etti.

19 Kasım 2007'de ABD Vatandaşlık ve Göçmen İşleri Dairesi, Gülen'in 1-140 yeşil kart başvurusunu reddettiğini açıkladı.
Bu red kararında Gülen'in CIA ile ilişkisinin etkili olduğu iddia edildi.

ABD İçişleri Bakanlığı adına savunma yaparak Fethullah Gülen'in oturma izni başvurusunun reddedilmesini sağlayan savcıların gerekçeleri arasında, "Gülen Hareketi'nin finansmanına CIA'nın katıldığı kuşkusu" da açıkça yer aldı.

İçişleri Bakanlığı adına savunma yapan Savcı Patrick Meehan ve Mary Catherine Frye imzasıyla sunulan 4 Haziran 2008 tarihli belgelerde "Davalı, kendisinin din adamı olduğunu ve eğitim alanında çalışmalar yaptığını belirtiyor. Oysa, eğitimci olduğunu gösteren hiçbir belge sunmadığı gibi kendisini akademisyenlerle çevreleyip para karşılığı kendi görüşlerinin tartışıldığı konferanslarda konuşturuyor ya da görüşlerini yazdırıyor" saptaması yapıldı.

"Davacı'nın (Gülen) sunduğu deliller göstermektedir ki, kendisi siyaset ve din konularında çok etkili bir hareketi yönetmektedir. Ama bu çok özel yetenekte insanlara verilen vizeyi almasına hak veren bir alan değildir" diyen savcılık makamının kararı kabul gördü.
Gülen'in avukatları bu kararı da bozmak için, "ara karar çıkartma" isteminde bulundu.

Buna yanıt olarak 18 Haziran'da Savcılık makamınca Pensilvanya Doğu Bölgesi Mahkemesi'ne sunulan belgelerde şu değerlendirmelere yer verildi:

"Davacı eğitim konusunda uluslararası alanda takdir kazandığını iddia etmektedir. Oysa kendisi, 'olağanüstü yetenekli' eğitimciler arasında olmadığı gibi eğitimci bile değildir. Kendisi delillerde de sunulduğu gibi büyük ticari kaynakları bulunan etkili dini ve politik bir hareketin lideridir. Dinlerarası diyalog ve tolerans da bu statüde vize verilen alanlar değildir."

Gülen'in "dini hoşgörüyü eğitim kurumlarının içine sokan metotlar geliştirdiği iddiasına" da yer veren savcılık makamı; "Ancak davacı, bu metotların ne olduğunu gösteren bir delil sunmamıştır. Yazılan bir müfredat modeli ya da metodoloji içermemektedir. Kendisinin eğitmenlik yaptığını belgeleyen bir delil dahi bulunmamaktadır" dedi.

Savcılık makamı ayrıca Londra'da Lordlar Kamarası'nda Gülen için düzenlenen toplantının da sadece o mekânda yapıldığını, Gülen'in Konferansı "İngiliz hükümetinin desteklediği" iddialarının "yanıltıcı" olduğunu belirtti.
Londra'daki Gülen Konferansı'nda yapılan sunumlardan faydalanan savcılık makamı, "deliller de göstermektedir ki, davacı kendi hareketinin organize ettiği ve masraflarını karşıladığı toplantılarda bulduğu desteği kendisini 'âlim' olarak göstermekte kullanmaktadır" dedi.

"Gülen Hareketi'nin, yürüttüğü projelerin finansmanında kullanılan paraların büyüklüğü nedeniyle, Suudi Arabistan, İran ve Türk hükümetleriyle gizli anlaşma içinde olduğu iddiaları dile getirilmektedir. CIA'nın da bu projelere finansal ortaklık ettiği şüpheleri bulunmaktadır" diyen savcılık, "Gülen'in sunduğu onlarca destek mektubundan hiçbirinin bir eğitimciden gelmediğini" görüşünü savundu.

İddianamede Gülen'in aldığı ödüllerin gerçek ödül bile sayılmasının şüpheli olduğu görüşüne yer veren Savcılık makamı, "Davacı'nın UNESCO ödülünü aldığı törende Papa 2. Jean Paul'le bir kez daha görüştüğü iddiası doğru değildir. Papa, ödül tarihinden altı ay önce ölmüştü" dedi.
Gülen'in bütün kitaplarını Işık Matbaası'na bastırdığını belirten savcılık makamı, bunların bilimsel çalışma olduğunun söylenemeyeceğini, eğitimle ilgisi olmadığını, hepsinin dini yayınlar olduğunu belirtirken, Gülen'in eğitim ve sanatsal değer taşıdığı iddia edilen ve Türkiye'de çok tartışma yaratan konuşmalarının video kayıtlarının mahkemeye sunulmadığının altını çizdi.

Savcılık, iddianamesinin son bölümünde Gülen'in "gelecek planlarım" açıklamadığını, eğitim alanında çalışmaya devam edeceğine dair hiçbir işaret vermediğini yazdı. İddianamede, "Kendisi hakkında konferanslar düzenleyip yazılar yazdırması eğitim alanında olağanüstü bir faaliyet sayılmaz" denildi.

25 MİLYAR DOLARLIK GÜÇ

Savcılığın teslim ettiği yeni belgeler arasında da Gülen Cemaati'nin mali yapısına dair iddialar yer aldı ve cemaatin kontrol ettiği parasal gücün 25 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaştığına vurgu yapıldı. "Okullar, gazete, üniversite, sendikalar, televizyonlar. Bunların birbiriyle ne kadar bağlantılı olduğu tartışılıyor. İş yapma şeklinde hiçbir şeffaflık yok" iddiasını dile getiren Savcılık, "Gülen'in kendi açıklamaları da gösteriyor ki, kendisi felsefesini eğitim yoluyla yayan bir din adamıdır, ama eğitimci değildir" dedi.

Savcılık, Gülen'in ABD'de kurdurduğu Virginia International University'ye de değindi. Belgede, "Okulun hareketle ilişkisinin hiçbir yerde yer' almadığı" vurgulanarak, "Bu okulun ne kadar prestijli bir kurum olduğu tartışmalıdır" ifadesi yer aldı.

CIA'DAN REFERANSLAR

Fethullah Gülen'in, başvurduğu 1-140 vizesine hak kazandığını mahkemeye ispat etmek için çok sayıda siyasetçi ve akademisyenden aldığı referans mektubu dosyanın içinde bulunuyor. Bunların arasında Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) görevlilerinin yazdıkları en dikkat çekici olanlarıydı.

Eski Ulusal İstihbarat Konseyi Başkan Yardımcısı ve eski CIA Türkiye Masası şeflerinden, aynı zamanda RAND Corporation'ın danışmanı olan Graham Fuller, referans mektubunda, "Ülkedeki tartışmasız en büyük lider. Türkiye'de ve Müslüman dünyasında pek çok okul açtı" diyordu.
Fuller'in bu açık referansına karşılık Gülen, 1995 yılında CIA eski Ortadoğu Masası Şefi Graham Fuller'la görüştüğü iddialarını redderken, "Bırakın yüzünü bir defa olsun görmediğim Graham Fuller'la görüşmeyi, hiçbir yabancı devlet yetkilisi, temsilcisi veya ajanı ile karşılıklı veya dolaylı bir saniyelik, bir satırlık görüşmem olmamıştır" demişti.

Referans mektuplarından birinin sahibi de George Fidas'tı. Fidas, CIA'nın "Analiz Bölümü Direktörlüğü" görevini yürüttü. Halen ABD Genelkurmay İstihbarat Konseyi'nde de kadrosu olan Fidas, mektubunda, Gülen için "Ahlaki değerleri Allah'a iman ve şiddetli laik eğitimle birleştiriyor" yorumunu yaptı. George Fidas, Washington Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde de öğretim görevlisi.
Morton Abramowitz, ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi, halen Carnegie Endowment ve The Century Foundation üyesi. Gülen için yazdığı mektupta, "Gülen Hareketi'nin kurucusu olarak Türkiye'de ve Asya'da eğitime büyük katkıları var" dedi.

Gülen için referans verenler arasında çoğunluğu din bölümlerinde görevli eğitimcilerin bulunduğu şu isimler vardı:

Aleksander Karlutsos: ABD Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu'nun yardımcısı.

Berrıadette Andrea: Teksas Üniversitesi İngilizce ve Felsefe Bölümü öğretim üyesi.

David Capes: Profesör. Houston Baptist Üniversitesi, Hıristiyanlık Çalışmaları ve Felsefe Bölümü Başkanı.

Emin Başer: 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın danışmanı, Kayseri Erciyes Üniversitesinde öğretim görevlisi. Mektupta Gülen'in çalışmaları' için "İslamın şiddetten uzaklaşması gerektiğini savundu" diye yazdı.

H. Ali Yurtsever: Washington Rumi Forum Başkanı.

James E. Bowley: Millsaps College Dini Çalışmalar Bölümü Başkanı.

James Kenneth Echols: Chicago Lutheran Teoloji Okulu Başkanı.

Jill Carroll: Profesör. Rice Üniversitesi, Boniuk Dini Hoşgörü Merkezi Başkanı.

John Obert Voli: Georgetown Üniversitesi İslam-Hıristiyan Anlayış Bölümü Başkanı ve İslam Tarihi Profesörü.

John Esposito: Profesör. Georgetown Üniversitesi Prens Al Walid bin Tallal Müslüman-Hıristiyan Anlayış Bölümü Direktörü.

Kemal Öksüz: Niagara Foundation (Niagara Vakfı) Başkanı.

Lawrence T. Geraty: La Sierra Üniversitesi Onursal Başkanı.

Lynn Mitchell: Houston Üniversitesi Dini Çalışmalar Bölümü Direktörü.

Mehmet Sağlam: Eski YÖK Başkanı ve eski Milli Eğitim Bakanı.

Murat Saraylı: Eski Türkiye Genç İşadamları Derneği (TÜGİAD) Başkanı.

Paul Barker: Profesör. Elmhurts College, Teoloji ve Din Bölümü öğretim üyesi.

Ralph ve Richard Lazarus, Dale Eickelman: Darthmouth Üniversitesi Antropoloji Bölümü öğretim üyeleri.

Rahip Floyd Schoenhals: Evanjelist Kilisesi Arkansas-Oklahoma sinodu.

Rahip Donald Senior: Katolik Teoloji Birliği Başkanı.

Rahip Loye Ashton: Tougaloo College Dini Çalışmalar Bölümü Başkanı.

Rahip Terry Mathis: California Üniversitesi Riverside Kampusu rahibi.

Rahip Thomas Michael: Katolik Kilisesi Cizvit Tarikatı mensubu. (Gülen'in Papa'yla görüşmesine de katılmıştı.) Sheryl E. Santos: Teksas Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi Başkanı. Yıldırım Akbulut: Eski Başbakan ve eski Meclis Başkanı.

YEŞİL KUŞAKTAN YEŞİL KART

29 Nisan 2008'de Gülen'in avukatlan davadaki şikâyetlerini değiştirerek yetkilileri, "görevlerini yapmamak, keyfi hareket etmek ve yasayı işletmemekle" suçladı. Davanın bundan sonraki sürecinde, Yargıç Stevvart Dalzell, tarafları haziran ayı başında hukuki argümanlarını belgeler halinde sunmaya çağırdı. Avukatları, ilk dilekçelerinde Gülen'i "Türkiye'de ve dünyada pek çok okulun kurulmasını sağlayan Gülen Hareketi'nin kurucusu" olarak tanımladı. ABD makamlan da Gülen'in "eğitimci" kategorisinde vize değerlendirmesine konulmasını istedi. Ama, Gülen'in' Türkiye'de devam eden Yargıtay süreci nedeniyle okullarla direkt ilgisini uzun süre açıkça belirtmemesi "ilham vermek, desteklemek" şeklinde ifadeler kullanması, ABD makamlarınca yetersiz bulundu.

4 Haziran'da yeniden sunulan referans listesindeki eski CIA yöneticileri ve din adamlan "eğitimci" tezini desteklemeye yetmedi.
İlk kez 18 Haziran 2008 tarihli yazışmada Gülen'in avukatları, "Dini yaz kamplarından, yurtlara, dershanelere, özel üniversitelere" uzanan süreci anlatarak Gülen'in "eğitimci" kimliğini "din adamı" kimliğiyle birlikte öne sürdü ve okullarla organik bağını kabul etti. Oysa Gülen hakkında Türkiye'de açılmış olan davalarda, okullarla, kurs ve dershanelerle ilişkisinin bulunmadığı iddia edilmişti.

25 Haziran 2008'de mahkemeye sunulan belgelerde Gülen'in avukatları, artık "siyasi kimliği" reddetmedi. Avukatlar, müvekkillerinin "siyaset ve dini çalışmalar alanında olağanüstü yetenek" vizesine hak kazandığını, çalışmalarının ABD'nin terörle mücadelesine faydalı olduğunu savundu. Savcılık buna, "Gülen'in Türkiye'deki laiklik tartışmalarının içinde bulunduğu, 25 milyar dolarlık bir ekonomik gücü yönettiği ve amacının belirsiz olduğu" iddiasıyla yanıt verdi.

CIA DESTEKLİ RAND RAPORUNDA GÜLEN

Tam Fethullah Gülen'in yeşil kart başvurusu olumsuz sonuçlanacak diye düşünülürken, adı CIA ile birlikte anılan ve ABD Savunma Bakanlığı Pentagon'a bağlı olarak faaliyet gösteren düşünce kuruluşu Rand Corporation'un, "Türkiye'de Siyasal İslamın Yükselişi" başlıklı raporu ortaya çıktı.
Rand Corporation'un hazırladığı Haziran 2008 tarihli 135 sayfalık raporda, Gülen Hareketi hakkında oldukça olumlu görüşler dile getiriliyordu. Rapor, Fethullah Gülen'in onursal başkanı olduğu ABD'deki Rumi Forum'da tanıtıldı. Tanıtım toplantısı sırasında daha ilginç bir ayrıntı ortaya çıktı. Raporu yazan Angel Rabasa, "Raporu yazma fikrinin Rumi Forum'un davetiyle gittiği Türkiye'de oluştuğunu" açıklayarak, Gülen-Rand Corporation arasındaki ilişkinin düzeyi hakkında da bilgi verdi.

Bu tartışma bir yana, CIA ile de yakın olduğu söylenen Rand Corparation'un "Türkiye'de siyasal İslamın Yükselişi" başlığını taşıyan raporda Said-i Nursi, Fethullah Gülen ve Nur hareketi konusunda şu övücü cümleler yer alıyordu:

"Özal dönemindeki liberalleşme Türkiye'de 'dini bir pazarın' oluşmasına yol açtı. Nakşibendi tarikatları, Gülen hareketi ve Milli Görüş İslam'ın toplumdaki doğru rolü konusunda yarışa girdi. Gülen hareketinin kökleri, 'kılıcın cihadı' döneminin bitip 'sözün cihadı'nın başladığını savunan ve bilim ve akılcılıkla İslam'ı uzlaştırmaya çalışan Said-i Nursi'ye dayanıyor. Nursi Türkiye'deki Ermenilerin ve Rumların haklarını savundu ve Hıristiyan liderlerle temasa geçti. Gülen, Nur hareketini 'Türk İslam'ı olarak yeniden keşfetti. Bireysel dönüşüm vurgusundan uzaklaşıp kamusal alana ve İslam'ı toplumsal sermayeye dönüştürmeye odaklandı. Gülen hareketi dinler arası diyalogu teşvik etmek konusunda faal. Bir örgüt ağı, Gülen'in İslam vizyonunun propagandasını yapıyor. Bunlar arasında geniş bir okul, hastane, yardım ve medya kuruluşları ağı var. Asya, Avrupa ve ABD'de de çeşitli kuruluşlar aracılığıyla yoğun faaliyetler yürütüyor. Laiklik yanlıları bu harekete kuşkuyla bakıyor ve AKP gibi onun da İslami gündemi olduğuna inanıyor. Bazılarına göre AKP tabanının önemli kısmını Gülen destekçileri oluşturuyor. Bazı akademisyenlere göreyse, hareketin İslamcı gündemi yok; yandaşları Osmanlı çoğulculuk ve hoşgörü modelini savunuyor. Bu açıdan AKP'yle örtüşen çıkarları var: Tavizsiz Kemalist laiklik modelinin yerine dine alan açan ama İslam devleti kurmaya çalışmayan yeni bir sentez koymak."

Bu raporun da etkisi var mıdır bilinmez ama Hâkim Stewart Dalzell, 16 Temmuz 2008'de açıkladığı kararında, "ABD makamları, Gülen'in dini ve eğitim konularındaki çalışmalarını geniş anlamda yorumlamalı" dedi.

Ve sonuçta yargıç, Gülen'in, "Dinler arası gerilim yaşandığı şu dönemde, kendisinin diyalog çalışmaları ABD'ye faydalıdır" kanısına vardı. Fethullah Gülen'in ABD İç Güvenlik Bakanlığı'na açtığı temyiz davasında Pensilvanya Doğu Bölgesi Mahkemesi, Gülen'in avukatlarının son iddiasını haklı buldu ve "din ve siyaset bilimi" alanlarında "olağanüstü yetenek" taşıyanlara verilen oturma ve çalışma iznini almaya hakkı olduğuna karar verdi.

Böylece MİT Müsteşarı Atasagun'un, "Amerika'nın yeşil kuşak projesinin ayağı olarak nitelediği hareketin lideri, ABD'de yaşamasına olanak sağlayacak yeşil karta kavuştu.

Kaynakça
Kitap: ERGENEKON BELGELERİNDE FETHULLAH GÜLEN VE CEMAAT
Yazar: NEDİM ŞENER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Ergenekon Belgelerinde Fethullah Gülen Cemaati

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir