Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Susurluk Müfettişleri İkinci Muhbire Ulaştı

Burada Hrant Dink Cinayeti hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Susurluk Müfettişleri İkinci Muhbire Ulaştı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 06 Haz 2011, 22:39

SUSURLUK MÜFETTİŞLERİ İKİNCİ MUHBİRE ULAŞTI

SUSURLUK MÜFETTİŞLERİNDEN DERİN ARAŞTIRMA


Dink Cinayeti'yle ilgili geniş kapsamlı soruşturmayı Başbakanlık Teftiş Kurulu Başmüfettişleri Mehmet Akın ve Ayşegül Genç ile Müfettiş Tuğçe Tümer yaptı.

Hem sanıklar hem de Türkiye'nin dört bir tarafında görev yapan kamu görevlileri ile yapılan görüşmeleri, tüm dosya ve belgeleri tek tek inceleyen müfettişler, Dink Cinayeti'nde ihmalin tam olarak ortaya çıkarılması için yasal mevzuatı etraflıca incelediler.

Bugüne kadar göz ardı edilen birçok noktaya baktılar. Bunu yapacak önemli bir tecrübeye de sahiptiler.

Çünkü Dink Cinayeti'yle ilgili en derin araştırmayı yapan Başmüfettiş Mehmet Akın ile Ayşegül Genç, Kutlu Savaş başkanlığında hazırlanan "Susurluk Raporunu" hazırlayan isimlerdi.

Cinayetin ardından ortaya çıkan bulgular, eylemin yalnızca İstanbul'un ve yalnızca polisin ihmaliyle gerçekleşmeyecek kadar büyük olduğunu göstermişti.

Hrant Dink'in eşi Rakel Dink, 25 Nisan 2007 tarihinde Başbakan Erdoğan'a yolladığı dilekçede şunları söylüyordu:

"Hrant Dink'in öldürülmesinin üzerinden üç ay geçmesine rağmen adalet yavaş ilerliyor, katili yakalamakla görevli devletin polisi ve jandarmasının cinayetin tetikçisiyle poster havasında hatıra fotoğrafı çekmek için birbirleriyle yarışıyor.

Bu olaylara bakıldığında Emniyet'in yanında Jandarma MİT ve bir siyasi partiyle (BBP) ona bağlı gençlik örgütünün (Alperen Ocakları) soruşturmaya dahil edilmesi gerekirdi. Hrant Dink son iki yazısında neden ve kimler tarafından hedef seçildiğini anlatıyordu.

İstanbul Vali Yardımcısı Erkan Güngör'ün odasında iki kişi tarafından uyarıldı. Azmetiricilerden Erhan Tuncel'in polisten maaş alan bir Yardımcı İstihbarat Elemanı olduğu ortaya çıktı. Ayrıca MİT ve Jandarmayla da bu tür bir ilişkisinin olduğu iddiaları bulunuyor. İstanbul'daki soruşturmalarda Erhan Tuncel cinayet planı hakkında ayrıtılı bilgiler verdi ve cinayeti işleyenlerin telefon dileme kayıtlarının Ankara'nın bilgisi dahilinde olduğunu söyledi. Ancak buna rağmen Hrant Dink'i korumak için İstanbul ve Trabzon'da olduğu gibi Ankara'da da hiçbir önlem alınmadı. Bu nedenle Ankara 'da da bir soruşturma açılarak sorumluların bulunması gerekmektedir." Bu mektubun ardından Başbakanlık Teftiş Kurulu ekibi 1.5 yıl sürecek araştırmaya başladı.

Müfettişler Dink Cinayeti sanıkları Erhan Tuncel, Yasin Hayal, Ogün Samast ve Tuncay Uzundal'ın da aralarında bulunduğu 30'u kamu görevlisi toplam 46 kişiyle görüşme yaparak bugüne kadar hazırlanmış en uzun araştırmayı gerçekleştirdiler. Bunun için Ankara, Trabzon, Samsun, İstanbul'da Valilik, Jandarma ve polis teşkilatlarından görevliler yanında Ankara'da MİT merkezi ile İstanbul ve Trabzon Bölge Başkanlıklarında da incelemelerde bulundular.

Müfettişler, uzun saatler boyunca Yasin Hayal, Erhan Tuncel, Engin Yılmaz gibi isimlerin sorgulamalarından yeni detapylar ortaya çıkardılar.

Örneğin Yasin Hayal'in Dink'i öldürmesi için yönlendirdiği isimlerden birisi olan ve davanın sanıklarından Engin Yılmaz, 13 Mart 2008 tarihinde verdiği ifadede, Yasin Hayal'in 2004 yılındaki McDonald's'a bomba attığı gün saklandığı inşaattan üç polis tarafından alındığını iddia etti. Bilindiği gibi Yasin Hayal, Trabzon'da değil, İstanbul'da Hasan Özçiçek isimli bir tanıdığının evinde yakalanmıştı. Yılmaz o günü şöyle anlatıyor:

"2004 yılında McDonald's bombalamasından önce, Yasin benim en yakın arkadaşımdı, Erhan doğum günü düzenleyeceği bilgisini alıyor 10 gün öncesinden, Ramazan'da nasıl böyle bir parti düzenlenir diye, Erhan ile birlikte beraber McDonald's'a bomba koymaya karar veriyorlar. Hatta bombayı Erhan yaptı. Yasin'den de duydum. Kendim de biliyorum. Erhan'in bir zippo çakmağından büyük bir alanda etki yaratacak bir bomba yapacak beyni vardır. Ama Erhan hep arka planda kalırdı. Yasin de Erhan'ın arka planda kalmasına razı olurdu. Yani Erhan'ı koruyordu. Bu anlattıklarım, hem Yasin'in anlattıkları hem de Yasin, Erhan ve ben üçümüz otururken duyduklarım gördüklerimdir.

McDonald's olayından sonra Yasin Pelitli'de bir inşaatta saklandı. Biz de arkadaşları olarakyanındaydık. Yasin, Trabzon'dan hiç ayrılmadı. Erhan şehir dışına çıktı diye biliyorum. Erhan Yasin'e telefon edip, gelip alacaklarını söyledi. Erhan Yasin'i aradığında ben yanındaydım. İnşaatta Pelitlispor'da futbol oynayan Gökhan, Marangoz Mehmet ve mahallenin diğer gençleri vardı. Hemen o gün patlamanın olduğu akşamüstü beyaz arkası kesik panther, doblo gibi bir araçla sivil polisler geldi. Biri kır saçlı üç kişilerdi. Yasin'i aldılar. İnşaat Pelitli'de polis okulunun hemen arkasındaydı. Biz gelenleri polis olarak değerlendirdik... "

TUNCEL: İSTİHBARAT ELEMANI OLMAMA KARAR VERİLDİ

Erhan Tuncel ise ilginç sözlerine bir yenisini ekledi. McDonald's bombalaması eyleminden 20 gün sonra Emniyet İstihbaratı'na muhbir olarak alındığına dikkat çeken müfettişlere Tuncel'in şu sözüne yer vediler:


"Bana Yardımcı İstihbarat Elemanı olmam teklif edilmedi. Bir nevi karar verildi."

Müfettişler Erhan Tuncel'in verdiği bilgilere dayanılarak hazırlanan 13.10.2005 tarihli F4 raporunda Yasin Hayal'in "Bir daha eylem yaparsam İstanbul'da yapanın" dediğini yazarken, Trabzon Emniyet Müdürlüğü tarafından Erhan Tuncel'in verdiği bilgilere dayanılarak 11 tane F4 Haber raporu hazırlandığı belirtilirken 23.11.2006 tarihinde "yalan söylediği ve sık sık para talebinde bulunduğu" gerekçesiyle Yardımcı İstihbarat Elemanlığı'ndan çıkarıldığı konusunu da araştırdılar.

Yaptıkları incelemede, Erhan Tuncel ile ilgili hazırlanan hiçbir raporda yalan söylediği veya sık sık para talebinde bulunduğuna ilişkin kayıt yoktu. Müfettişler tam aksine, "bir şeye ihtiyacın var mı?" dediklerinde Tuncel, herhangi bir talebinin olmadığını söylemiş, polisler de bunu raporlarına geçirmişlerdi.

Başbakanlık Müfettişleri de raporda, Tuncel'in elemalıktan çıkarılması gerekçelerinin kayıtlarla örtüşmediğine dikkat çekti. Tuncel'in kayıtlara geçmeyen bir başka nedenden dolayı 23.11.2006 tarhinde kayıtlardan düşümünün yapılmış olabileceğini yazdılar.

Ayrıca hep inkar edilen bir olaya da yer verdiler. Raporda, Erhan Tuncel'in, Başbakanlık Teftiş Kurulu müfettişlerine verdiği 10 Nisan 2008 tarihli ifadesinde Hrant Dink'e ait fotoğrafları Emniyet görevlilerine teslim ettiğini, Zeynel Abidin Yavuz'u deşifre ettiğini ve Ogün Samast'ı tanımlayan bilgileri Emniyet görevlilerine verdiğine yönelik ifadelerini kayda geçirdiler.

SİLAH KONUSU TAM BİR MUAMMA

Hrant Dink Cinayeti'nde kullanılan silah el yapımıydı. Ancak kim tarafından üretildiği Yasin Hayal'in bu silahi nereden bulduğu bir türlü netlik kazanmadı.

Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunda bu konu üzerinde de duruldu.

Ogün Samast 20 Ocak 2007 günü yakalandığı Samsun'da Emniyete verdiği ilk ifadede, silahı "Daha önceki tarihlerde vefat etmiş olan bif8 arkadaşımdan almış olduğum tabancamı yanıma alarak olay gününden iki gün önce İstanbul'a gittim" demişti.

Hemen ertesi gün İstanbul Emniyeti'nde verdiği ifadede ise silahı Yasin Hayal'in verdiğini, eylemi de onun planladığını söyledi. Yasin Hayal'de daha önce olduğu gibi Başbakanlık Müfetişlerine şöyle demişti:

Ben eylemde kendi silahımın kulanılmasını istemiyordum. Ömer (Pulatoğlu) diye bir arkadaşımdan 2005 sonu ya da 2006'nın ilk dönemlerinde temin ettiğim bir silah ve mermilerim vardı. Erhan o zaman 'silah alalım' dedim. Ben de 'tamam alalım' dedim. Bir miktar ben bir miktar Erhan para ayarladık. Ben Coşkun İğci'nin yanına gittim. 300 YTL verdim. (Bana silah bul' dedim. 'Silah atsın ad ne olursa olsun' dedi. Bu arada Coşkun'a soruyorum hiç ses çıkmıyor. Sonra Coşkun aradı 'ben bulamam' dedi, parayı bana geri verdi. Biz sonuçta silah bulamayınca benim silahı kullanmaya karar verdik... Olayda benim Ömer'den temin ettiğim silah ve mermiler kullanılmıştır.

Yani Dink'i öldüren silahı ve mermileri cinayetten bir yıl önce deniz kazasında ölen arkadaşı Ömer Pulatoğlu'ndan aldığını iddia ediyordu.

Müfettişler Ömer Pulatoğlu'nun babası Sebahattin Pulatoğlu ile de görüştü. Sabahattin bey, "Oğlunun 26 Haziran 2006 günü vefat ettiğini, hiç sihalı olmadığı gibi Yasin Hayal ile oğlunun arkadaş dahi olmadığını" söyledi.

Yani ya baba oğlunun silahı olduğunu bilmiyor ya da Yasin Hayal yalan söylüyordu.

Yasin Hayal'in McDonald's bombalamasından sonra kaçtığı İstanbul'da evinde saklandığı Hasan Özçiçek ile tam da Coşkun İğci'ye silah bulması için para verdiği Temmuz ayında yaptığı bir telefon konuşması Hayal'in ifadesinden şüphe duymayı gerektiriyor.

Hasan Özçiçek 0538 978 96 69 nolu telefonundan 26 Temmuz 2006 günü saat 21.45'de Yasin Hayal'in kullandığı 0538 719 31 81 nolu telefonu aradı.

Aralarında şu konuşma geçti:

Hasan Özçiçek: Hee bana bak.

Yasin Hayal: Efendim abi.

Özçiçek: Benim sana bir işim düştü onu halledeceğsin

Hayal: Dinliyorum abi

Özçiçek: Halledebilirsin, yarın ben eşya çıkantacağım ya evden..

Hayal: Evet abi.

Özçiçek: Düğün işi hazırlığı varya.

Hayal: Evet.

Özçiçek: Bana şey lazım büyük.

Hayal: Büyük.

Özçiçek: Ha mermim varda şeyim yok atacazya düğünde

Hayal: Heee

Özçiçek: He birkaç saatliğine bir bakta ben seni ararım tamam mı?

Hayal: Abi onu ben birisine başka birisinde ya ben yani verip vermeyeceği de kesin değil, ben bi konuşurum onunla ben ortağım onunla anlatabiliyom mu?

Özçiçek: Ya bir iki saatliğine lazım abisi bana, ama çok acil halletmem lazım, onu sen halledersin.

Hayal: Abii onu dedin, bana da yani onu başkasına bul abi ya sakat ya

Özçiçek: Niye?

Hayal: O sakat ne bilim hiç kurcalamak istemiyorum, a zaten adam şimdi vermiyii gibi bir şey bana akrabam.

Özçiçek: Haa başka bulamaz mısın büyük düşün bakayım.

Hayal: Tamam ben a şimdi bir arkadaş var yani onunla konuşayım o ayarlar sana.

Özçiçek: Tamam iyi ayarlada ben sana uğrayacağım bugün tamam mı?

Hayal: Tamam abi tamam.

Özçiçek: İyi hadi görüşürüz ben sana uğrar şenlen paslaşırım. Hayal: Tamam abi görüşürüz abi."

Dink Cinayeti dosyasında yer alan bu telefon konuşmasından, 15 Şubat 2006 tarihli Trabzon İstahbarat Şubesi'nin Ankara İstihbarat Dairesi Başkanlığı'na gönderdiği F4 Haber Formunda "Ne pahasına olursa olsun Hrant Dink'i öldüreceği" bilgisi yer alan Yasin Hayal'in her an silah bulabileceği sonucu çıkıyor. Ayrıca bu konuşma polisin dinlediği telefonda gerçekleşiyor. Konuşan iki kişi ise sıradan değil. Daha önce belirtildiği gibi Hasan Özçiçek, Hayal McDonald's'a bomba attıktan sonra İstanbul'daki evinde saklandığı kişi. Diğeri de Yasin Hayal.

Bu bir tarafa, Hasan Özçiçek, gideceği bir düğünde havaya ateş etmek için bir-iki saatliğine tabancaya ihtiyacı olduğunu Yasin Hayal'e söylüyor. Verdiği ifadelerde 2006 yılı başında Ömer Pulatoğlu isimli bir arkadaşından tabanca ve mermi aldığını söylemesine rağmen, Özçiçek'e silahı olmadığını, bir akrabasından istediğini onunda halletmediğini söylüyor. Ya soruşturma yapan polislere ve müfettişlere ve telefonda konuştuğu Özçiçek'e yalan söylüyor ya da telefon görüşmesinin yaptığı 2006 Temmuzu'nda gerçekten bir silahı yok.

Ama insan yine de "Her ne olursa olsun, polisin, dinlediği bu telefon konuşmasından sonra Hayal'in bir akrabası aracılığıyla silah bulmaya çalıştığını, hatta ortak olduğu birisinde silah olduğunu söylemesinden sonra önlem alması gerekmez miydi?" diye düşünmeden edemiyor.

Müfettişlerin el yapımı silahın kim tarafından üretildiğine dair teknik incelemelere rağmen "silah konusu" tam bir muamma olarak kaldı.

HAYAL'İN İLİŞKİLİ OLDUĞU DİĞER İSTİHBARATÇI

Son derece titiz hazırlanmasına rağmen araştırma, karanlığı aydınlatacağına, aydınlatılması gereken yeni karanlık noktalar ortaya çıkardı. Bunlardan biri de Yasin Hayal'in McDonald's'a bombalaması sırasında kullandığı gizli telefon hattıydı.

Yasin Hayal 2004 yılında McDonalds'a bomba attığında "0537 506 55 41" nolu telefonu kullanıyordu.

Bu telefon Esat Yorulmaz adına kayıtlıydı. İlginiç bir tesadüf olsa gerek Yorulmaz da 2007 yılında bir tarafik kazasında ölmüştü.

Hayal, bu hatla 24 Ekim 2004 günü saat 13.30'da Trabzon McDonald's'a bombayı attıktan hemen sonra saat 14.17'de Almanya'yı, 14.18'de Amerika, 14.33'da Almanya ve 19.58'de de İsviçre'yi aramıştı.

Yapılan istihbarat çalışmasına göre, daha önce Emniyet'in saptayamadığı ancak, Teftiş Kurulu Müfettişlerinin ortaya çıkardığına göre, Hayal gizli hatla 53 yurtdışı görüşmesi yaptı. Hayal'in telefon bağlantıları Almanya başta olmak üzere, Hollanda, İsviçre, Rusya, Kıbrıs ve hatta ABD'ye kadar uzanıyordu.

Yasin Hayal'in bu telefonla irtibat kurduğu kişiler arasında, İstanbul'da evinde saklandığı Hüseyin Özçiçek de vardı. Ancak bir isim daha Müfettişlerin ilgisini çekti. O isim Sinan Raşitoğlu idi. Müfettişler Sinan Raşitoğlu'nun tıpkı Erhan Tuncel gibi Trabzon Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü'nün Yardımcı İstihbarat Elemanlan'ndan birisiydi.

Bu Yasin Hayal'in her eyleminin etrafında Trabzon Emniyet'ine bağlı bir istihbarat elemanı olduğu gerçeğini ortaya çıkarmış oluyordu.

Yasin Hayal'in kullandığı telefon hattı ile ilgili olarak inceleme talepleri ise Ankara ve İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından reddedildi. Adalet Bakanlığı da "Biz yargıya müdahale edemeyiz" diyerek kurulun gizli hatla ilgili inceleme isteğini geri çevirdi.

Görüşme ayrıntılarına yargı engeli nedeniyle ulaşamayan Başbakanlık Müfettişleri, Hayal'in kullandığı hattın sahibinin peşine düştü.

Hat, Burdur-Yeşilova nüfusuna kayıtlı, 1979 doğumlu Esat Yorulmaz'a aitti. Üstelik Yorulmaz'a ait tek hat Hayal'in kullandığı numara dd8 değildi. Esat Yorulmaz üzerine kayıüı çok sayıda cep telefonu hattı da ortaya çıkarıldı.

Müfettişler, ikamet adresi Denizli olarak gözüken Esat Yorulmaz'a ulaşarak hatla ilgili detaylı bilgi almak istedi. Ama olmadı.

Çünkü Esat Yorulmaz'ın Dink suikastinden yaklaşık 7 ay sonra trafik kazası geçirdiği ve kaldırıldığı hastanede bir gün sonra hayatını kaybettiği ortaya çıktı.

Müfettişlerin telefon bilgileri üzerinden şüpheli bulduğu şeylerden birisi de Erhan Tuncel'in telefon kayıtlarıyla ilgili olanıydı.

Müfettişler, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen Erhan Tuncel'in 0555 674 66 23 nolu telefon ile Trabzon İstihbarat Şubesi'nin kullandığı Dilek Bedir adına kayıtlı telefon arasında geçen konuşmaların tapesi ve dinleme kaydının, konuşmaların tamamını içermediği izlenenimini bırakacak şekilde kesildiğini belirlediler.

Yani Tuncel ile bağlı olduğu İstihbarat Şubesi telefonu arasındaki konuşma kayıtlan kesilmiş ve mahkemeye gönderilmemişti.

Ses kayıtları dinlendiğinde 19 saniye olarak görünen bir konuşmanın, İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'ndeki kayıtlara göre gerçekte 1 dakika 14 saniye olduğunu belirleyerek tutanağa bağlayan müfettişler, İstanbul Cumhuriyet Savcdığı'mn izin vermesinden dolayı bu konunun aydınlığa kavuşturulamadığını yazmak zorunda kaldılar.

Müfettişler Esat Yorulmaz adına kayıtlı ve fakat Yasin Hayal tarafından kullanıldığı İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından tespit edilen, Sinan Raşitoğlu ve Osman Hayal ile çok yoğun irtibatı bulunan 0537 506 55 41 nolu telefon numarasıyla ilgili irtibat bilgilerinin McDonald's bombalaması sırasında ve sonrasında Trabzon Emniyeti tarafından irdelenmemesi nedeniyle, Trabzon Emniyeti hakkında İçişleri Müfettişlerince inceleme yapılması istedi.

BAŞBAKAN, AKYÜREK VE YILMAZER HAKKINDAKİ İNCELEMEYE "OLUR" DEDİ

"Trabzon İstihbarat Şubesi'nin 17.02.2006 tarihli yazısı üzerine planlı operasyon ihtimaline yönelik değerlendirmelerin yapılarak, istihbarat şubeleri arasındaki koordinasyonun sağlanması ve sürecin takibinin yapılması ile Hrant Dink'e yönelik koruma önlemlerinin alınması konusunda elinde yeterli bilgi mevcut olmasına rağmen (özellikle Yardımcı İstihbarat Elemanı Erhan Tuncel'in görevine son verilmesinin ardından) Hedef Şahıslar Programı ile ilgili Tamim'e göre gerekli değerlendirmeleri ve buna bağlı koruma tedbiri alınmaması nedenleriyle, görevlerini gereği gibi yapmadıkları değerlendirilen İstihbarat Dairesi Başkanlığı C Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, aynı dönem ilgili Merkez Haber Alma Daire Başkan Yardımcıları ile Trabzon Emniyet Müdürlüğü yaptığı dönemden İstihbarat Daire Başkanı olarak görev yaptığı döneme kadar geçen sürecin başından sonuna kadar tüm aşamalarından haberdar olan ve gerekli değerlendirmeleri yapabilme yetkisine sahip olduğu görülmekle, görevini ihmal ettiği değerlendirilen İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek ve tespit edilecek diğer görevliler hakkında görevi ihmal nedeniyle Devlet Memurlarının Yargılanması hakkındaki kanun olan 4483 sayılı yasa hükümlerine göre ön önceleme yapılmasının uygun olcağı kanatine varılmıştır."

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 2 Aralık 2008 tarihli oluruyla kesinlik kazanan rapor nedeniyle özellikle Ankara ile Trabzon'da polis ve jandarma yetkilileri hakkında yapılacak inceleme çok önemli sonuçlar ortaya çıkaracaktır. Elbette Dink davasının Türkiye'nin yüzkarası olarak kalması istenmiyorsa.

Elbette bu inceleme yapılacak ya da yapılmayacak ise tamamen İçişleri Bakaninın tavrına bağlı. Yapılırsa incelemenin tarafsız müfettişler eliyle gerçekleştirilmesi de tüm şüphelerin dağılması için çok önemli bir gösterge olacaktır.

İSTİHBARATIN ELEKTRONİK ORTAMDAKİ BİLGİLERİ SAĞLIKLI DEĞİL

Raporda ilginç bir ayrıntı da yer alıyor. Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı, raporun haklarında inceleme yapılması istenen Akyürek ve Yılmazer ile ilgili bölümüne küçük bir itirazda bulundu. Başkanlık, müfettişlerin yazdığı yazı Trabzon'dan İstihbarat Daire Başkanlığı'na geldiği tarihden itibaren hangi işlemlere tabi tutulduğunun belirlenmesini istedi. Ayrıca Hrant Dink ile igili başka illerden gelen yazılarla farklı bir muameleye tabi tutulup tutulmadığının belirlenmesini istedi.

Ancak müfettişler, cevap yazısında bu konuda çok şeyi bildiklerini ama raporlarına yazmadıklarını belirtiler.

Özellikle, silsile yoluyla yazının hangi aşamalardan geçtiği konusuna ilişkin bilgilerin elektronik ortamda tutulduğunu ifade ederken, İstihbarat Dairesi Başkanlığı'nda elektronik ortamda tutulan bu bilgilerin sağlıklı olmadığını şöyle dile getirdiler:

İstihbarat Dairesi Başkanlığının çalışma sisteminin deşifre edilmemesi amacıyla işleyiş raporlara yansıtılmamıştır. İşlemler elektronik ortamda gerçekleştiğinden, bu bilgilerin teknik açıdan sağlıklı olup olmadığının kesin olarak ortaya konulması mümkün değildir. Raporumuzda İstihbarat Daire Başkanlığı ile Merkez C Şube Müdürlüğü yapmış kişilerin (Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer) isimleri belirtilerek, ön inceleme yapılması kanaatine varılmıştır. Ancak daha ayrıntılı bir inceleme sorumlulukları tespit edilecek diğer şahısların da ön inceleme kapsamına dahil edilmesi gerekmektedir.

Başbakanlık Müfettişleri, Teftiş Kurulu Başkanlığinın yeniden inceleme talebini yanıtlarken iki önemli mesaj verdiler. Birincisi: "İstihbarat Dairesi'nin işleyişi hakkında bilgimiz var ama deşifre edilmemesi için bunu rapora almadık." İkincisi: "Bizi de kandırabilirler."
İşte insanın aklına tam bu noktada Mülkiye Başmüfettişi Akif İkbal'in hazırladığı rapor geliyor.

Ne demişti İkbal:

İstanbul Emniyeti'nin Dink Cinayeti'ndeki ihmalini araştıran Mülkiye Müfettişi Şükrü Yıldız, İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazam Akyürek imzalı 6 Mart 2007 tarihli yazı ile "yanıltılmıştır."

Akyürek, Yıldız'a gönderdiği 6 Mart 2007 tarihli yazıda "Trabzon İstihbarat Şube Müdürlüğü'nün 17.02.2006 tarihli yazısında belirtilen Osman Hayal'in kullandığı 0538 719 31 81 nolu telefon hakkında 17.02.2006 tarihi ile cinayetin işlendiği 19.01.2007 tarihleri arasında İstanbul İstihbarat Şube Müdürlüğü tarafından herhangi bir teknik çalışmanın yapılmadığı ekteki log kayıtlarından anlaşılmaktadır" diyerek kesin bir hüküm belirtmişti.

Şükrü Yıldız'ın İstanbul Polisi'ni görevi ihmalle suçlayan bu raporu üzerine İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, İstanbul İstihbarat Şubesi'ne adeta baskın yapmış ve bir bilgisayara el koymuştu. İstanbul Üniversitesi'nde inceleme yapılan bilgisayarın hafızasında Osman Hayal'in telefonuna yönelik teknik inceleme sonucu, Dink öldükten sonra değil, zamanında yapıldığı ortaya çıkmıştı.

Bu konuyu inceleyen Mülkiye Başmüfettişi Akif İkbal, meslektaşı Şükrü Yıldız'ın, İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek tarafından yanıltıldığını raporlaştırmıştı.

Kaynakça
Kitap: DİNK CİNAYETİ VE İSTİHBARAT YALANLARI
Yazar: NEDİM ŞENER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Hrant Dink Cinayeti'ni Amerika Planladı!

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir