Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Dink Cinayetine Yol Verenlerin Hazırladığı Sahte Bir Belge

Burada Hrant Dink Cinayeti hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Dink Cinayetine Yol Verenlerin Hazırladığı Sahte Bir Belge

Mesajgönderen TurkmenCopur » 04 Tem 2012, 18:02

Dink Cinayetine Yol Verenlerin Hazırladığı Sahte Bir Belge: Dink Şeması

Bir de yine bu süreçte Dink şeması olayı var. Şimdi Levent Albayın sorgusu yapılırken Savcı Zekeriya Öz, “Dink ailesinin avukatı olan şahıslar tarafından dosyamıza sunulan belge” diye, Dink şemasını Levent Göktaş’a gösterdi ve sordu. Şemanın en sağ altında Levent Göktaş’ın adı yazılı. Üstünde üç tane isim var. Levent Albayım bize dedi ki; “Bu şemada, benim bir üstümde adı yazılı olan adam devre arkadaşım. Ama 20 -25 yıldır görüşmüyorum. Harp okulundan mezun olduğumdan beri görüşmediğim bir adam. Yani bir irtibatım yok. İki üstümdeki adamı gıyaben tanıyorum. -Çünkü Levent Albay kara kuşak karatecidir.- O’nu da karateci camiasından, sporcu camiasından olduğu için tanıyorum. Ama bir irtibatım yok. Üç sıra üstümdeki adamı hiç tanımıyorum. Kim olduğunu da bilmiyorum.”

Şimdi, Dink şeması adlı bu belge, sahte bir belgedir. Gazeteci Ali Bayramoğlu, bu belgeyle ilgili bir çok yazı kaleme aldı. Biz müdafi olarak Levent GÖKTAŞ’a yöneltilen bütün suçlamaları aydınlatmaya, açıklığa çıkartmaya çalışıyoruz ya saf saf, avukat olarak. Bu sahte şema ile ilgili olarak, 9 Şubat 2009’da İçişleri Bakanlığına başvurdum. Dedim ki; “Bu belge sahte. Bunu emniyette kim yada kimler oluşturdu? Tespit edin bize bildirin. Tazminat ve ceza davası açacağız.” Şimdi Ali Bayramoğlu diye bir gazeteci var “Dink şeması bu, Ergenekon bu” diye garip garip yazılar yazıyor. Bu adam kim? Durusu’da ki villada, CIA ajanı John Kunstadter’in, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın AKP.nin başına nasıl getirileceği, nasıl başbakan yapılacağına ilişkin toplantıların yapıldığı anda, orada bulunan kişilerden biri. Gazeteci Ali Bayramoğlu. Tekrar söylüyorum bunların hepsi açık kaynaklarda olan ve tekzip edilmeyen dava açılmamış olan bilgilerdir.
Ali Bayramoğlu, bu makalelerde belgenin emniyette oluşturulduğunu ve başbakana doğrudan verildiğini yazıyordu. Az önce de ifade ettiğim gibi, bunun üzerine 9 Şubat 2009’da biz İçişleri Bakanlığı bir yazıyla başvurduk. Bu yazıda, “Dink Şeması adlı sahte belgeyi kim oluşturdu? Araştırın, tespit edin ve gerekli yasal işlemi yapın. Tespit edemezseniz biz İçişleri Bakanlığı hakkında tazminat davası açacağız.” Dedik.

Bu süreçte, Dink şemasını kimin oluşturduğunu biz kendi yaptığımız araştırmalarla bir şekilde tespit ettik. Daha doğrusu hukukçu olarak, biz buna kuvvetli suç şüphesi diyelim. Ama açıkça belgeyi kimin oluşturduğunu ve kimin Ali Bayramoğlu’na ulaştırdığını belirledik. Bunun üzerine, 2 Mart 2009 da, Recep Güven Emniyet Müdürü, Emniyet İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı ve Ali Fuat Yılmazer hakkında, sahte resmi evrak tanzim etmekten dolayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduk. Ali Fuat YILMAZER, 2007 Şubatta Recep Güven tarafından bu operasyonun başlatılması ve yürütülmesi için İstanbul’a gönderilen ve Dink Cinayetinde sorumluluğu olduğu öne sürülen kişiydi hatırlarsanız. Tabi biz suç duyurusunda bulunduk ama, çok yoğunuz. Yani gece gündüz çalışıyoruz. Suç duyurusunun neticesini takip edemedik? Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bize yetkisizlik kararı tebliğ edilmedi. Dosya, yetkisizlikle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı özel yetkili bölümüne gönderilmiş. Ben o suç duyurusunda bir kısım tanıklar göstermiştim. Ama yapılan soruşturmada hiç birisi dinlenmemiş.

Şimdi, bu belgenin kimin tarafından oluşturulduğunu nasıl tespit ettiğimizin anlaşılması için başlangıçta ki süreci biraz daha izah etmem gerekiyor. Ben, Dink soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı sayın Bernay ile görüştüm. Dedim ki; “Bu şema sorguda bizim müvekkile soruldu. Dink cinayeti ile ilgili soruşturmayı siz yürütmüşsünüz. Sizin dosyanızda böyle bir şey var mıydı?” Savcı bey bana, “Dosyada şema yoktu. Bana vermediler.

Ailenin avukatı savcı Zekeriya Öz Bey’e vermiş” dedi. “Tamam” dedik. Dink Cinayeti davasına bakan Mahkeme Başkanı Sayın Erkan Çanak’la yine o dönemde bu konuyla ilgili görüştüm. Daha müdafilik yaptığımız aşamadayız. Henüz daha terörist olduğumu bilmiyordum. Hani bir gazeteci diyor ya; “Bu öyle bir örgüt ki, üyesi olduğunu dahi bilmiyorsun.” Bende o tarihte henüz terörist olduğumu bilmiyordum. Sayın Mahkeme Başkanı Erkan Çanak’la görüştüm. Bu arada mahkeme kalemindeki 40 klasörlük Dink Cinayeti dosyasını İncelemek için indirttirdim. Mahkeme Başkanı dedi ki; “Dosya da böyle bir belge yok avukat bey. Boşuna incelemeye kalkmayın”. Bende “Tamam. Yani siz mahkeme başkanısınız. Ben size tabi ki güveneceğim. Tamam o zaman” dedim. Dosyalan incelemedim. Dolayısıyla hala sahte belgenin kaynağını bulamadık.

Ben başlangıçta, “Dink ailesinin avukatları, meslektaşlarımız, bu şemayı dava dosyasından veya soruşturma dosyasından alarak Savcı Zekeriya Öz’e verdiler” diye düşünüyordum. Oysa mahkeme dosyasında böyle bir şema yok. Soruşturma savcısında böyle bir şema yok. Bunun üzerine Agos Gazetesine gittim. Agos Gazetesinin ve Dink ailesinin avukatı Fethiye Çetin Hanımla görüştüm. Daha önce ifade ettim. Ben ham meyve yemedim. Benim karnım ağrımaz. Yani ben gerçeğe ulaşmak için Ermenilerle de görüşürüm. Kim olursa olsun görüşürüm. Benim öyle bir saplantım yok. Agos Gazetesine gittim ve Avukat Fethiye ÇETİN hanımla yanılmıyorsam iki defa görüştüm. Fethiye hanıma dedim ki; “Bakın avukat hanım, bizim müvekkilimize böyle böyle bir soru soruldu ve sorgu esnasında savcı Zekeriya Öz, “Dink ailesinin avukatı olan şahıslar tarafından dosyamıza sunulan şema” dedi. Bu belge sahte bir belge. Biz bu sahte belgenin kaynağını araştırıyoruz. Bulursak hakkında gerekli yasal işlemi yaptıracağız. Kaynak şu anda sizsiniz. Siz görünüyorsunuz. Bakın kaynağı bulamazsak, sizin hakkınızda suç duyurusunda bulunmak zorunda kalacağız” dedim. Bu sahte şemayı savcılığa siz teslim etmişsiniz. Bize sorguda söylenen o. Avukat Fethiye hanım “Hayır biz öyle bir belge teslim etmedik” dedi. Kendisine ısrarla iki defa sordum. Bakın, “Dink ailesinin toplam beşyüz yirmi iki tane avukatı varmış. Ancak on meslektaşımız dosyayı fiilen takip ediyormuş. Sizin bilginiz dışında bu dosyaya böyle bir belgenin sunulması mümkün mü?” Diye sordum. Bana “Hayır, kesinlikle mümkün değil” dedi. Tekrar iki defa sordum. Yine “hayır mümkün değil” dedi.
Güvendik meslektaşımıza. Yani güvenmeyip te ne yapacağız? Sonra ben Dink ailesi ile görüşmeyi talep ettim. Acaba onlar mı şemayı verdiler diye. Meslek kurallarına göre avukatından izin almadan aile ile görüşülmez. Avukat hanım bana müsaade etmedi. Konunun ciddiyetine binaen ben, Dink davasını fiilen takip eden on ayrı avukat meslektaşımızın adreslerine iadeli taahhütlü bir sayfalık bir mektup gönderdim. Yine konunun önemine binaen aynı mektubu, bilgi olarak resmi kayda girmesi bakımından İstanbul ve Ankara Barosu Başkanlıklarına da gönderdim. Meslektaşlarıma gönderdiğim mektupta, kısaca olayı anlattım ve “lütfen bana bu belgenin sizin tarafınızdan savcı Zekeriya Öz’e verilmediğini yazılı olarak bildirin. Çünkü bu konunun şakası yok. Ortada sahte bir belge ve yapılmış bir sahtekârlık var. Biz sahtekârlığı yapanı ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Şu anda sahte belgenin kaynağı da sizsiniz. Savcı Öz, devletin savcısı böyle söylüyor. Yani resmi tutanaklara böyle geçmiş. Elimizdeki son belge şimdilik bu. Bu resmi belgeye inanacağız.” Diye yazdım.

Tabi bu arada biz tutuklandık. Üçüncü İddianamenin ekleri yayınlanana kadar bu sahte belgenin kim tarafından savcı Öz’e verildiğini öğrenemedik. Sonra avukat Deniz adlı, Dink ailesinin avukatı olan bir meslektaşımız tarafından, bu şemanın verildiğini öğrendik. Yorum yapmıyorum, meslektaşım.

Şimdi buna rağmen, biz kendi yaptığımız bazı harici araştırmalarla belgenin kim tarafından hazırlattırıldığını ve kim tarafından Ali Bayramoğlu’na ulaştırıldığını öğrendik. Ben avukatım. Gerçeği ortaya çıkarmaya çalışıyorum. Herkesle görüşüyorum. Her yere gidiyorum. Daha önce de ifade ettiğim gibi, elimizde ki bir takım bulgulardan dolayı, sahte belgenin Recep Güven tarafından oluşturulduğundan şüphelendik ve Recep Güven ile Ali Fuat Yılmazer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına 2 Mart 2009 da suç duyurusunda bulunduk.

Bu suç duyurusu 4 Mart 2009 da yani sadece 2 gün sonra yetkisizlikle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı özel yetkili bölümüne gönderilmiş. Gerekçesi de, soruşturmanın soruşturması olmaz. Hâlbuki ben soruşturmayı soruşturun demiyorum. Ortada sahte bir belge var. Bu ayrı bir eylemdir. Bana ne İstanbul’da yürüyen soruşturmadan. Burada ayrı bir eylem var. Ankara’da gerçekleştirilmiş. Çünkü şemanın verildiği ifade edilen başbakan Ankara’da. Başbakanlık Ankara’da. Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı Ankara’da. Demek ki eylem Ankara’da gerçekleştirilmiş. Sahte Dink şeması, Ankara’da üretilmiş, Başbakana Ankara’da, Dink Ailesine İstanbul’da teslim edilmiş. Bir de gazeteci Ali Bayramoğlu’na ulaştırılmış. O ayrı bir eylem. Ama belgenin ilk oluşturulduğu yeri biz Ankara olarak öngördüğümüz için, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduk.

Dink şeması adlı sahte belgeye ilişkin olarak, Recep Güven ve Ali Fuat Yılmazer hakkında ki soruşturmada, Savcı Ercan Şafak bey kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiş. Ben suç duyurusunda bir sürü delil gösterdim. Bakın tanıklar var. Bu tanıkları dinleyin dedim. Tanıklar kimler? Sabri Uzun’u tanık olarak gösterdim. Ali Bayramoğlu’nu tanık olarak gösterdim. Hani “Dink şeması budur. Ergenekon budur” diye boş boş yazılar yazan Ali Bayramoğlu’nu tanık olarak gösterdim. Ben ne bekliyordum? Ali Bayramoğlu gazetesinde yazdığı gibi delikanlıca çıkar gelir, “bana bu şemayı şu kişi getirdi” der. O zaman Cumhuriyet Savcısı da “bu sahte belgeyi kimin oluşturduğunu anlar” diye düşünüyordum saf saf. Ali Bayramoglu'na bu belgeyi teslim eden kişinin Ali Fuat Yılmazer olduğunu öğrendiğimiz için, biz Recep Güven ve Ali Fuat Yılmazer hakkında suç duyurusunda bulunduk. Bunu nasıl öğrendiğimi de anlatmam. Ben avukatım. Mesleğimle ilgili yaptığım faaliyetlerin içeriğini anlatamam. Nasıl tespit ettiğimi size burada Avukatlık Kanunu gereği anlatmak zorunda değilim. Ama bütün bu verileri, bilgileri ben Levent Albayın müdafisi olduktan sonra, gerçeği ortaya çıkartmak için yaptığım araştırmalarda öğrendim.

Evet, eğer Cumhuriyet savcısı Ercan Şafak Bey benim gösterdiğim tanıkları dinleseydi, Dink şeması adlı sahte belgeyi kimin oluşturduğunu gayet net bulurdu. Fakat bu yapılmamıştır.

Kaynakça
Kitap: AKP ve GÜLEN'İ KURTARMA PLANI
Yazar: Serdar Öztürk
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Hrant Dink Cinayeti'ni Amerika Planladı!

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir