Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Uygurlar Devrinde Tokuz (Dokuz) Oğuzlar

Burada Uygur İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Uygurlar Devrinde Tokuz (Dokuz) Oğuzlar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 25 Ara 2010, 04:51

Uygurlar Devrinde Tokuz (Dokuz) Oğuzlar

Çinlilerin Hui-hu dedikleri Uygurlar Yukarı Selene (Selenga) boylarında oturuyorlardı. Uygurlar XIV. yüzyılın başlarında dahi en eski yurtlarının burası olduğunu biliyorlardı. Gök Türk kitabelerinde Uygur adı sadece bir defa geçiyor. Bundan Uygurlar'ın öteki Türk budunlarının birçoklarından farklı olarak kağanlara itaat edip vergi vermek sureti ile sakin bir hayat sürdükleri anlaşılıyor. Daha önce söz edildiği gibi. Bilge Kağan tahta geçtikten soma her halde 716 güzünde Selene'den aşağı inerek Kargan denilen yerde Uygurları bozguna uğrattı. Bunun üzerine Uygur budunu ormana çıkmış (yışka ağdı), Uygur İl teberi, yani başbuğu da 100 kadar adamı ile doğuya doğru kaçmıştı. Kağan da ele geçirdiği yılkı ile aç bir durumda olan budunu doyurdu.

Uygurlar, Dokuz Oğuzları nasıl ve ne zaman idareleri altına aldılar, kesin bir şey söylemek mümkün olmuyor. Uygurlar ın Korluk ve Basmillar ile anlaşıp 742 yılında Ku-to Yabgu'nun üzerine yürüdüklerinde Oğuzları da harekete geçirmiş olmaları muhtemeldir. Uygur devletinin kuruluşunda Köl Bilge Kağan'ın en büyük yardımcısı oğlu Moyun Çor idi. Köl Bilge Kağan 747 de (Domuz yılı) vefat etti, yerine oğlu Moyun Çor geçti. O, yeni siyasi mevkiine uygun olarak Teüri'de Bolmış İl İtmiş Bilge Kağan (Gökte olmuş Devlet Kurmuş Bügül Kağan) unvanım aldı. İl İtmiş Kağan 759 veya 760 da yazılan sonuncu kitabesinde çok aşındığı için okunamayan cümlelerden sonra "anda kalmış budun On Uygur Tokuz Oğuz üze yüz yıl olurup" deniliyor. Burada mühim olan husus Uygurların on boydan meydana gelmiş olduklarının ifade edilmesidir.

Yine İl İtmiş Kağan, Ozmış Kağan üzerine yapılan yürüyüşü anlatmaya başlarken "Dokuz Oğuz budunumun hepsini topladım" demektedir3. Bu da kendisinin o zaman (743) yılında Dokuz Oğuzların başına geçirilmiş olması ile İlgilidir. Fakat o, kağan olduktan bir müddet sonra Oğuzların ezici çokluğunu karşısında buldu. Kağan bunları Sekiz Oğuz olarak zikrediyor. Buna göre ancak bir boy kağana sadık kalmış bulunuyor. Oğuzlar, Gök Türkler devrinde olduğu gibi, Uygur kağanına karşı da doğu komşuları Dokuz Tatarlar ile birleşiyorlardı.

İl İtmiş Kağan 749 yılının ilk aylarında Oğuzlar ile müttefikleri Dokuz Tatarları yola getirmek için harekete geçti. Aynı yılın güz aylarına kadar bu işle meşgul oldu. Savaşlarda başarılar kazandı. Fakat daima bağışlayıcı bir tutum içinde oldu4. Kağan ın Oğuzlar ile Dokuz Tatarla'rın ayaklanmalarına son verdirdiği anlaşılıyor. Fakat bunun nasıl olduğu üzerinde bilgi yoktur.

İl İtmiş Bilge Kağan aynı yılın son aylarında Ötüken'e döndü, iki oğlundan birine yabgu, diğerine şad unvanlarını vererek Gök Türk hükümdarlarının yaptıkları gibi, onları Tarduş ve Tölis budunlarının idaresine memur etti. Ertesi yıl (Bars yılı-750) Kem'in ötesinde yaşayan Çiklere karşı bir sefer yaptı. Aynı yılda İl İtmiş Bilge Kağan ilk kitabesini yazdırdı. Fakat bu kitâbe henüz bulunmamıştır. Aynı yılın güzünde de Tatarlar üzerine gitti. Ertesi Tavşan yılında (751) Ötüken yöresinde ikinci kitâbesini yazdırdı. Bu, son zamanlarda bulunmuş olan Taryat kitâbesidir. Bu kitabede Oğuz adı sadece bir defa geçiyor, fakat Oğuz adının bulunduğu boylarındaki en eski yurtlarını biliyorlar ve orada "On ırmağın çenesinde yaşayanlara cümlenin manası iyice anlaşılmıyor.

İl İtmiş kağan Çikleri itaat altına alarak onların idaresine bir Tutuk'u (vali) memur etmiş, ona işlerinde yardımcı olmak üzere işbaralar ve türbanlar vermiştir. Bundan sonra Kağan ın Basmıl ve Korluklarla savaştığı görülüyor. Bu savaşlar esnasında Çin'de bulunan Oğuzlar ve Gök Türkler de dışarı çıkmışlar ve Uygur hükümdarının düşmanlarına katılmışlardı.

İl İtmiş Kağan bu defa Basmillar İle Karli-Maı'ı ağır yenilgilere uğrattı. Bunun sonucunda Basmillar asırlar boyunca varlık göstermeyecek bir duruma düştüler. Korluklar da On Okların ülkesine göçmek zorunda kaldılar. Çin'e gelince, İl İtmiş Kağan Çin'e karşı akıllıca bir siyaset izledi. Ciddi bir isyanla karşı karşıya bulunan imparatora asker göndererek yardımda bulundu. Buna karşılık İmparatora güveyi olarak şereflendi.
Bu başarılarından sonra Tenride Bolmış İl İtmiş Bilge Kağan yukarı Orkun boyunda bir şehir kurdu (758).

Bu şehir Ordu Balık (Kağanın oturduğu şehir) adım aldı ve kısa bir zamanda büyük bir gelişme gösterdi:

Gerçekten 721'lerde şehri ziyaret eden Müslüman seyyahı Bahr oğlu Temim, surla çevrili olan Ordu Balık'ın 12 demir kapısı olduğunu; birçok pazar ve çarşı bulunduğunu bildiriyor. "Kalabalık ve hareketli bir şehirdir" diyor. Yine aynı seyyah şehrin çevre ve dolaylarında çok sayıda kasaba ve köy gördüğünü de söylüyor.

Bugünkü bilgilerimize göre Ordu Balık, Türkler'in kurduğu en eski şehirdir. İl İtmiş Bilge Kağan da şehir kuran ilk Türk hükümdarıdır. O, aynı zamanda üç kitâbe yazdırarak hayatım ve yaptıklarım anlatmıştır. Böylece Tenride Bolmış İl İtmiş Bilge Kağan en büyük Uygur hükümdarı olduğu gibi, Türk tarihinin de en seçkin şahsiyetlerinden biridir. İl İtmiş Bilge Kağan 759 yılında vefat etmiş, yerine oğlu Bögü Kağan geçmiştir.

Uygurlar 840 yılına kadar tarihi Türk yurdunun hakimleri olarak kaldılar, devletlerinin hududu kuzeyde Baykal Kosugöl ve Ulu Kem, güneyde Gobl Çölü (Türkçesi: Çorak?), doğuda Tuğla (Tula) ırmağının kaynaklan, batı'da da Allay Dağları (Altun Yış) idi.

Uygurlardan da bize Gök Türk yazısı ile yazılmış ldtâbeler kalmıştır. Ancak onlar Gök Türkler devrinde başlamış olan yazılı kültür faaliyetine fazla bir katkıda bulunmadılar. Kabul ettikleri Mani dininin de bu bakımdan faydası görülmedi. Mani dini idareci zümrenin dini olarak kaldı, halk kitlesine inmedi. Bu dini İl İtmiş Bilge Kağan ın oğlu Bögtt Kağan (759-779) kabul etmişti (762 de).

O Uygurların efsanelerinde fatih bir hükümdar olarak gösterilir ve Isığ Görün batısındaki ünlü Balasagun şehrini de kurduğu söylenir. Halbuki Bögü Kağan kayda değer bir fetihde bulunmadığı gibi, bir şehir de kurmamıştır. Kuzeyde başlıca Abakan bölgesinde yaşadığım söylediğimiz Kırgızlar (Kırkız) Orhun'da kurulan devletler için her zaman bir tehlike kaynağı teşkil ettiler. Fakat 758 yılında İl İtmiş Kağana yenildikten sonra,bir daha Uygurlar'ı rahatsız etmediler. 739 yılında mevki mücadelesi yüzünden Kırgızlar ın yanma kaçan bir Uygur kumandam onları kendi budunu üzerine yürümeye teşvik etti. Kırgızlar bundan çok sevinerek kalabalık bir kuvvetle Ordu Balıka hücum ettiler; şehri yaktılar. Kağan da ölenler arasında idi. Bunun üzerine Ordu Balik'a yalan yerlerde yaşayan 13 Uygur boyu Çin'e doğru kaçtı. Fakat bu 13 boy bir yandan Kırgızlar'ın bir yandan da Çinlilerin sonu gelmeyen saldırılarına, uğrayıp kısa bir müddet perişan bir hayat geçirdikten sonra dağıldı (848 de). Bunların mühim bir kısmı Çinlilerin hakimiyeti altına girdi; bir kısırımı da Kırgızlar tutsak aldı.

Kaynakça
Kitap: OĞUZLAR
Yazar: Faruk SÜMER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Uygurlar Devrinde Tokuz (Dokuz) Oğuzlar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 25 Ara 2010, 04:52

Uygurlardan 15 boydan meydana gelmiş diğer kalabalık bir küme de batıya doğru kaçtı. Bunlar Korluklara sığınmak İstiyorlardı. Fakat oraya varmadan iki kola ayrıldılar. Bu kollardan biri Tibete gitti, sonra Kansu bölgesine göçüp orada küçük bir kırallık kurdu. Bunlar, San Uygur adı verilen Uygurlar dır. Daha kalabalık kola gelince, bunlar da Tanrı dağlan bölgesinde yurt tuttular, 848 yılında başlarına bir kağan geçirdiler. Çin bu kağanı Tenride Kut Bulmış Alp Külüg Bilge unvanım vererek tanıdı(856). Bunu diğer kağanlar yahut hanlar takip etti. X. yüzyılda bu yeni Uygur ülkesinin hududu doğuda Haminin ilerisinden başlıyor, batıda İse Isığ Götün doğu kıyısındaki Barsgan'a yaklaşıyordu.

Yine bu yüzyılın ikinci yarısında Buda dini Uygurların kalabalık kısmının dini oldu. Çünkü bu din bu bölgede eskiden beri kuvveti! bir şekilde yerleşmişti. 982 yılında Uygur ülkesini ziyaret eden Çin elçisi Wang-Yen-Te Uygur ülkesini bayındır, halkını refahlı ve mutlu görmüştü. O, bu münasebetle şunları yazıyor: "bu ülkede yoksul halk yoktur. Yiyeceği yeterli olmayanların sıkıntıları giderilir. İnsanlar uzun ömürlüdür. Bütün yoksullar da et yer".

Uygurların, bilindiği üzere, medeniyet ve kültür bakımlarından Türk tarihinde müstesna bir mevkileri vardır. Türk dünyasına şehirciliği getiren onlardır. Uygurlar'a. Kara Hanlılar'ın tat demeleri, onların yerleşik hayat geçirmeleri ile İlgili olabilir. Uygurlar da Müslümanlara Çomak ve Çomak eri diyorlardı. Bu da Müslüman tacirlerinin ellerinde çomak bulundurmalarından ileri gelmiş olmalıdır.

Kara Hanlılar'ın Uygur ülkesine akınlar yaptıkları, onların bazı yerlerini kendi topraklarına kattıkları şüphesizdir. Buna karşılık Uygurlar ise Kara Hanlılar'a başta yazı olmak üzere birçok kültür unsurları vermişlerdir. Esasen Uygurlara asıl darbeyi vuran Kara Hıtaylar olmuştur. Gerçekten Kara Hıtaylar Uygurları vergiye bağladıkları gibi, Uygur hükümdarlarını han unvanı yerine ıduk (idi)kut unvanını kullanmaya da mecbur bırakmışlardır.

Uygurların her iki yurtlarında da kendilerini sadece kavim adlan İle yani Uygur adiyle andıklarını biliyoruz. Çinliler de onlara Hui-ho demişlerdir. Bu, Uygur adının Çincede almış olduğu şekildir. Tokuz Oğuzlarını ise Türük (Türk) ve Uygur budunlarından tamamen ayn bir budun olduğu da yukarda görülmüştü.

Gerçek böyle olduğu halde İslam müelliflerinin Uygurlafdan Toguz Guzz (Tokuz Oğuz) adiyle anmalarını nasıl İzah etmelidir? Akla bazı ihtimaller geliyor. Mesela İslam müellifleri her İki adı aynı sanmış olabilirler; yani her iki budunun bir hânedanın idaresi altında bulunması ve adlarının birbirine benzemesi (Uygur=öurr, Oğuz= Guzz) buna sebeb olabilir. Çinliler Uygurları dokuz boydan müteşekkil bir budun olarak tanımışlar ve hatta bu dokuz boyun adlarını da yazmışlardır. Tokuz Oğuzlarını eskiden beri ünlü bir budun olmasından da belki her İkisi aynı adla anılmış olabilirler.

Tokuz Oğuzların akıbetine gelince, bu hususta hiç bir bilgiye sahip değiliz. Onların X. yüzyılda aşağı Seyhun boylarında sadece Oğuz adiyle karşımıza çıkan topluluk olmadıklan şüphesizdir.

Çünkü:

a) İbn Hurdadbih ve Harizmi gibi eski coğrafyacılar başta olmak üzere bütün İslam müellifleri Tokuz Oğuzlar (Toğuz Ğuzz) ile Oğuzları (el-Ğuzz)birbirinden tamamen ayrı topluluklar olarak zikrederler.

b) Seyhun boylarındaki Oğuz eli iki kola ayrılmakta olup bu kollardan birine Boz Ok, diğerine de Üç Ok deniliyordu. Bu adların Batı Gök Türk devletinin dayandığı on boyun adı olan On Oklardan kalma hatıralar oldukları şüphesizdir.

c) Seyhun boylarındaki Oğuzların başındaki yabguların naibleri Köl Erkin unvanını taşırlardı. Erkin'in ise, daha önce görüldüğü gibi, On Okların batıda oturan yani Çu ve Talaş boylarında yaşayan Nu-Şe-pi koluna mensup beyler tarafından taşman bir unvan olduğunu biliyoruz.

ç) Göl Tigin'in 732 yılında yapılan yuğ (cenaze) törenine Batı Göktürk Kağanını (Su-lu) Makaraç Tamgacı ile Oğuz Bilge Tamgacı temsil etmişlerdir. Buradaki Oğuz, temsilci Bilge Tamgacı'nın bağlı bulunduğu budunu ifade eder, Türk Bilge Kağan gibi.

d) Tokuz Oğuzlafın Tonra ve Kura adlı oymaklarına Oğuz boylan arasında rastgelinmez.

e) Kaşgarlı'dan öğrenildiğine göre Oğuzların Türkçesi Doğu Gök Türk ve Uygur lehçelerinden farklı olduğu gibi, XI. yüzyılda Oğuzlafm doğusunda yaşayan Çiğliler İle Tohsı ve Yağmaların dillerinden de ayrılıklar gösteriyordu.. Bu ayrılıklar Kaşgarlı'ya Türk dillerinin en yeğni (hafif) ve en ince (zarif) dilinin Oğuz lehçesi, en doğrusunun da (sahih) Tohsılar ile Yağmaların lehçeleri olduğu hükmünü verdirmiştir. Kaşgarlı Tohsı ve Yağmaların Türkçelerine Hakanlı Türkçesi adını veriyor. Bu Hakanlı Türkçesinin Orhun abidelerinin diline en yalan lehçe olduğu pek açık bir şekilde görülür.

Hakanlı Türkçesini konuşan bu iki topluluktan Tohsılar Mervez'ye göre Karluklara mensup bir boydur. Karlukların ise doğudan Kara İrtiş boylarından gelmiş olduğunu biliyoruz. Yağmalara. gelince, Hududu'l-ulemde ve Gerdizi de onların Tokuz Oğuzlara. mensup bir topluluk olduğu yazılıyor, Çin kaynaklarına göre Batı Gök Türklerinin konuştukları dil Doğu Gök Türklerininkinden biraz farklıdır. İşte bu farkı Oğuz Türkçesi temsil etmektedir. Yani, Oğuzca Batı Gök Türklerinin dilinin devamıdır.

Böylece Dokuz Oğuzlar ile Seyhun Oğuzları arasında adlarının aynı olmasından dolayı sadece eski bir akrabalık söz konusu olabilir. Dokuz Oğuzların akıbetine gelince, bu hususta bilgimiz yoktur. Ancak onların da 840 yılındaki Kırgız saldırısı üzerine Ediz, İzgil, Çik budunları gibi dağıldıkları ve bazı oymaklarının Uygurlara karıştıkları, bazı oymaklarının da başka adlar altında varlıklarım yaşattıkları söylenebilir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Uygur İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir