Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kao-Ch'ang Uygurlarının Hukuk Vesikaları

Burada Uygur İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Kao-Ch'ang Uygurlarının Hukuk Vesikaları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Ara 2010, 18:44

KAO-CH'ANG (TURFAN) UYGURLARININ EN ÖNEMLİ KÜLTÜR HAZİNELERİNDEN BİRİ OLAN HUKUK VESİKALARI

Yarı göçebe bir devlet iken, çeşitli sebeplerden dolayı yıkılıp, güneyde yeni yerleşim bölgelerine göç eden Uygurlarda, hem yerleşikliğin özelliklerinden dolayı hem de komşusu olan Çin'in, kendilerinden önce bir hukuk ve sosyal nizamlarının olması neticesinde, büyük bir gelişme olmuştur.

Şahısların birbirleriyle olan ticari mahiyetteki münasebetlerini gösteren vesikalar, Uygur cemiyetinin, sosyal, ekonomik ve hukuk düzenleri hakkında sınırlı da olsa bir fikir vermeye yardımcı olmaktadır. Ancak, bu vesikalardan kesin neticeler elde edebilmek için, vesikalar haricinde, bunları tamamlayıcı mahiyetle başka kaynakların bulunması lazımdır. Çünkü bazı durumlarda, vesikalarda kullanılan deyimler açıklanamamaktadır.

Bilindiği gibi, yerleşikliğin en büyük özelliklerinden biri de şehirleşmedir. Kurulan bu şehirlerde pazarların ortaya çıkması, bir başka değişle, ticaretin gelişmesi ve hele bu ticarette paranın kullanılışı, hem mübadeleyi kolaylaştıran hem de rekabet ve pazarlığı ortaya çıkaran bir unsur olmuştur.

Uygur vesikalarının gerek model olarak ve gerekse içindeki terimlerin çoğunun Çinceden geçtiği öne sürülmüş ve bu yüzden çeşitli fikirler ortaya konmuştur. Esasında, Uygur vesikaları ile Çin vesikalarının karşılaştırılmaları şimdiye kadar yapılmamıştır. Ancak zaman zaman Uygur vesikalarında geçen bazı deyimlerin karşılıkları aranırken, Çin vesikalarına başvurulmuştur.

Genel olarak Uygurların Çin'den köklü medeniyet unsurları almamış oldukları tezini savunan Alman ilim adamı Le Coq bu mevzuda şunları söylemektedir:

«Bu insanlara, ataları gibi tamamen batı medeniyetindeki bir devlet gibi bakılabilir. Onlar üç dini (Budizm, Maniheizm ve Hıristiyanlık) kullanmışlardır. Bunların her üçü de batı orijinlidir. Kullandıkları Sogd yazısı da batıdan alınmıştır. Onlarda Çin medeniyetinin tesiri harici olarak gözükür. Çatal yerine kullanılan ufak çubuklar, çin mürekkebi, fırça ile boya yapmaları, hep harici olarak gözüken tesirlerdir».

Japon ilim adamı Toru Haneda ise, Le Coq'un bu görüşlerini tamamen reddetmektedir. Haneda'nın fikrine göre, Çin Budist kitapları Uygurcaya çevrilmiş ve Çin takvimi de Uygurlar tarafından kendilerine göre uydurulmuştur. Çince Li-jih, Uygurcada Likzir (Takvim günü) olmuştur. Ayrıca, Çince fal kitapları da Uygurcaya tercüme edilmiş ve üzerlerinde Uygur kağanlarının isimleri olan Uygur paralan tamamen Çin paralarından taklit edilerek yapılmıştır. Çin tesirinin en güzel örneği ise, Uygur satış ve borç verme vesikalarının, Türkistan'da, Çin vesikalarının bulunmasından sonra ortaya çıkmış olmalarını göstermektedir.

Uygur Hukuk Vesikaları ile en çok uğraşmış ve en iyi neticeleri almış Japon ilim adamı Masao Mori'nin-fikirleri ise belki de bu mevzuuda en tutarlı olanıdır. Mori'ye göre, «vesikalardaki Çin tesiri ancak şekil ve muhteva bakımından olmuştur».

Çin vesikalarında, T'ang ve Sung devirlerinde, tarihler umumiyetle vesikanın başında, Yüan, Ming ve Ch'ing devirlerinde ise vesikaların sonunda yazılmıştır. Uygur vesikalarında ise, tarih (bir iki vesika dışında) daima vesikaların başında yer almaktadır. Uygur vesikalarıyla aynı bölgede bulunmuş olan Çin vesikalan karşılaştırıldığında, Çin vesikalarında, tarih kısmında sırasıyla, bir devrin ismi, senelerin sayısı, bir takvim işareti ve hayvan işareti bulunmaktadır. Hotan ve Turfan bölgesinde bulunmuş olan Çin vesikalarında ise, bir devrin ismi ve sadece senelerin sayısı bulunmaktadır. Fakat Turfan'da bulunmuş olan Uygur vesikalarında ise, yalmzca hayvan işaretleri bulunmaktadır. Vesikalardaki tarihin yazılış şekilleriyle ilgili olarak Alman alimi Gabain'in fikri ise, Uygurların bu devirlerde yalnız On İki Hayvanlı takvim ile değil, fakat aynı zamanda seneleri göstererek, çağ isimleri ve Çin sülaleleri takvim işaretlerini de kullanarak doğru bir tarihlendirme yapmış olmalarıdır. Yalnız burada Gabain'in fikrini kabul edecek olursak, Uygurlar Vesikalarda niçin yalnızca On İki Hayvanlı takvimi kullandıkları sorusuna cevap vermek güç olacaktır. Esasında, Uygurların On İki Hayvanlı takvimi kullanmaları yahut başka takvim sistemlerini de kullanmaları vesikalar açısından o kadar çok önemli değildir. Tarla ve Oğul satış vesikalarında göreceğimiz «bin yıl on bin gün» terimi hariç tutulursa, on iki sene gibi bir sürede bilhassa borç verme ile ilgili işlemlerin tamamlandığını vesikalardan görebiliyoruz. Çünkü borç alıp - verme vesikalarında umumiyetle ilkbaharda alman bir mal sonbaharda ödenmektedir. Rehin verme vesikalarında ise, zaten rehin tutma süresi belirtilmiştir ve hiçbir şekilde on iki seneyi geçmemektedir. Yukarıdaki tarla ve oğul satışlarında görülen deyim ise, bir tarihlendirme olmayıp, sadece satın alanın aldığı malı kendi mülkiyetinde çok uzun bir süre kalmasını öngörmektedir. Yani mülkiyetin tamamen el değiştirdiğini gösteren bir deyimdir.

Yukarıdaki misallerden her ne kadar Uygur ve Çin hukuk vesikaları arasında bir benzerlik görülüyorsa da, Türklerin İslamdan önceki dönemlerinde hukuk nizamları ve bilhassa hususi hukukları, kendi örf ve adetlerini kapsamaktadır. Çinlilerle uzun zamandır gerek siyasi gerekse ekonomik alanda büyük bir işbirliği içinde olan Uygurların hukuk sahasında Çinlilerle bir benzerlik içinde olmaları da elbette normaldir. Fakat bunun mutlaka, Çin'den alındığına dair kesin kayıtlar da bulunmadıkça, çok ihtiyatlı davranmak lazımdır. Bu iki devlet arasında, hukuk açısından bir benzerlik olması belki de yaşadıkları hayat şartlarının birbirine çok benzemesinden ileri de gelebilir. Akla hemen Çinlilerin çok uzun zamandan beri yerleşik kültür içinde oldukları, Uygurların ise, henüz yerleşikliğe geçtikleri ve bu yüzden de Çin tesirinde olabilecekleri gelebilir. Bu elbette büyük bir faktör olarak gözükür. Vesikalardaki bazı - terimlerin aynen veya benzetilerek kullanılması, vesikaların yazılış biçimlerinin çok farklı olmaması, bizim mutlaka kesin olarak Çinlilerden alınmış Vesikalarımız olduğu hükmüne götürmemesi lazımdır. Temel olarak elbette ki her medeniyette olduğu gibi, bazı şeyler karşılıklı olarak alınabilir. Fakat Uygurların bilhassa borç verme vesikalarında göreceğimiz gibi, kendi örf ve adetlerine dayanan hukuk nizamlarını ortaya koymuş oldukları inancındayım.

Kaynakça
Kitap: KUTLUK BİLGE KÜL KAĞAN BÜĞÜ KAĞAN ve UYGURLAR
Yazar: Özkan İZGİ
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KAO-CH'ANG UYGURLARININ HUKUK VESİKALARI

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Ara 2010, 18:45

Uygur Hukuk Vesikalarının Genel Mahiyeti:

Uygur vesikalarını çok genel olarak iki kısımda incelemek mümkün olmaktadır. Bunlar, ya ferdlerin kendi aralarında yaptıkları anlaşmaları içermekte, yahut ferdlerin devletle olan münasebetleri sonucunda hazırlanmışlardır.

Vesikalan içindeki muhtevasına göre şöyle ayırmamız mümkün olmaktadır:

1. Borç alıp- verme vesikaları:

a- para,
b- mısır,
c- buğday,
d- şarap,
e- pamuk,
f- pamuklu kumaş,
g- darı.


2. Alım- satım vesikaları:

a- tarla,
b- oğul,
c- köle.

3. Kiralama vesikaları:

a- tarla,
b- hayvan

4- Rehin vesikaları

5. Vakıf vesikaları

6. Vasiyetnameler


Görüldüğü gibi, Vakıf ve Vasiyetnameler bir yana bırakılacak olursa; diğerleri ticarete ait vesikalardır. Ticaret, sosyologların kabul ettiğine göre en eski çağlardan beri iki şekilde yapılmaktadır.

A- Örf ve âdete dayanan ticaret yahut mübadele ki bu şekilde yapılan ticarette pazarlık söz konusu değildir ve hediye unsuru hakimdir.

B- Rasyonel mübadele. Bu tarzdaki bir ticarette ise her iki taraf yapılan muameleden kâr ummaktadırlar veya bir taraf ihtiyaç içindedir veyahut bir tarafın iktisadi gücü diğerine nazaran çok güçlüdür ve bu gücü bir baskı unsuru olarak kullanıp karşı tarafı böyle bir ticaretin yapılmasına zorlamaktadır.

En eski ticaret şekillerinden biri olan trampa usulünde paranın aracılığı olmadan mal karşılığı mal yahut hizmet karşılığı mal mübadele edilirdi. Uygurların bu ticaretle ilgili vesikalarında da mala karşılık mal mübadelesinin en açık örneklerini görmekteyiz.

İnsanın mübadelede aracılık etmek ve diğer hizmetlerini görmek üzere bulduğu en güzel vasıta para olmuştur. Yine ekonomistlerin söylediğine göre, para kullanılan bir ekonomide, prensip olarak fiyatlar, bir taraftan alıcılar, diğer taraftan satıcılar arasındaki rekabet ve pazarlıkla tayin edilmektedir. Uygur vesikalarında ticaret şeklinin biri olan trampa usulüne rastladığımız gibi, bazı vesikalarda da paranın kullanılması ve pazarlığın yapılması daha onuncu yüzyılda, Uygurların ne derecede ileri olduklarını göstermesi bakımından çok önem kazanmaktadır.

Vesikaların Yazılış Düzeni:

Vesikalar çok genel hatlarıyla şu düzende yazılmışlardır:


a- Vesikaların tarihi
b- Satıcının ismi, hangi ihtiyaçtan dolayı malın kime ne mukabilinde satıldığı yahut kiralandığı veya borç verildiği
c- Alınan yahut kiralanan malın karşılığında ödemenin yapılması
d- Müşterinin (satın alanın yahut borç alanın veya kiralayanın) haklarının belirlenmesi ve korunması
e- Şahitler, satıcı yahut borç verenin veya kiraya verenin mühürü, vesikayı yazanın ismi.

a- Vesikaların tarihi:

Bütün vesikaların ilk satırı tarihle başlamıştır. Kullanılan tarih On İki yıllık devreyi kapsayan ve «On İki Hayvanlı Türk Takvimi» denilen takvim sistemidir.

On İki hayvan isminin verildiği bu takvimdeki yıl isimleri şöyle sıralanmaktadır:

1- Küskü (Fare),
2- Ud (Sığır),
3- Bars (Pars),
4- Tavışkan (Tavşan),
5- Lu (Timsah),
6- Yılan (Yılan),
7- Yont (At),
8- Koyın (Koyun),
9- Biçin (Maymun),
10- Takıku (Tavuk),
11- İt (Köpek),
12- Tonguz (Domuz).

On İki hayvan ismiyle yıllar belirtildikten sonra ay ve günler belirtilmiştir.
Aylar umumiyetle birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, ... ay şeklinde yazılmış olmasına rağmen bazı vesikalarda birinci ay için Aram, onikinci ay için ise Çakşaput dendiğini görmekteyiz.

b- Satıcının ismi, hangi ihtiyaçtan dolayı malın kime ne mukabilinde satıldığı yahut kiralandığı veya borç verildiği:

Umumiyetle bütün vesikalarda tarihten sonra, satıcının ismi ve vesikanın yazılış sebebi bulunmaktadır.
Vesikalarda satış sebebini veya ihtiyacı bildiren deyim olarak «kergek bolup» (lâzım olduğundan) kullanılmıştır. Bu deyim bütün satış ve borç verme vesikalarında görülmektedir.

Satıcı tarafından malın satılması hususu belirtildikten soma, bu malın kime satıldığı veya borç olarak verildiği kaydedilmektedir. Satıcı ve müşteri, aralarında konuşarak satılan veya borç verilen malın değerine göre fiyat tesbiti yapmaktadırlar. Fiyat tesbiti mahalli örf ve âdetlere göre yapıldığı fikrini bizde uyandırmaktadır.

c- Vesikalarda satıcı ile müşteri arasında mal değiştirme:

Satılan mal ile bunun karşılığında müşterinin satıcıya ödeyeceği miktar tesbit edilmiştir. Tesbit edilen bu miktar, müşteri tarafından satıcının yanında sayılarak verilmiş ve aynı şekilde de satıcı, müşterinin verdiği miktarı hiç eksiksiz olarak aldığını belirtmiştir.

Satışın yapılıp müşteri tarafından mal veya paranın tamamen verilmesi, vesikanın baş tarafında bulunan tarihte yapıldığı düşünebilinir. Bu durum bazı vesikalarda kesinlikle belirtilmiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KAO-CH'ANG UYGURLARININ HUKUK VESİKALARI

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Ara 2010, 18:46

d - Müşterinin (satın alanın yahut kiralayanın veya borç alanın) haklarının belirlenmesi ve korunması:

Satış işlemleri tamam olduktan soma, malın yeni sahibinin emniyeti söz konusu edilmiştir. Bu durum ekseriyetle vesikanın yazıldığı günden başlayarak, herhangi bir tarihlendirme yapılmadan, ileriki günler için söylenmiştir.

Malın yeni sahibinin, malın tam manâsıyla sahibi olduğu ve satıcının ve bütün akrabalarının müşteriye herhangi bir güçlük çıkartmayacakları, müşterinin emniyeti olarak vesikalara kaj dedilmiştir. Malın yeni sahibine, satıcının akrabalarının herhangi bir zorluk çıkartmayacakları belirtilmiştir.

Vesikalarda, satıcının akrabalarını belirlemek için şu eski kelimeler kullanılmıştır:

1 - «içi, aka» (büyük ağabey),
2 - «ini» (küçük kardeş),
3 - «oğul» (oğul),
4 - «uruğ» (aileden gelen kimseler),
5 - «küdeg» (damat),
6 - «yigen» (dayı yahut amca),
7 - «tagaı» (amca),
8 - «togmış» (akraba),
9 - «kadaş» ((evlilik yoluyla akrabalık).

Hazırlanan vesikada, malın yeni sahibinin herhangi bir zarara uğramaması için her türlü önlemlerin alındığını da görmekteyiz. Satıcının akrabaları tarafından kuvvet kullanılarak yahut herhangi bir devlet memurunun desteği ile bu vesikayı hükümsüz saydırmamaları için de bazı kayıtlar konulmuştur.

Vesikalarda yine malın yeni sahibinin haklarını korumak için bazı cezaların verildiğini görmekteyiz. Bu cezalar «il yangıça» (mahalli âdetlere göre) verilmekte yahut daha resmi bir hüviyet içinde, devlete verilmektedir. Mahalli örf ve âdete göre verilen cezalar daha ziyade, satın alman veya borç alman malın iki katının malın yeni sahibine verilmesini şart koşmaktadır.

e - Şahitler, satıcı yahut kiraya verenin veya borç verenin mühürü, vesikayı yazanın belirtilmesi:

Vesikaların son bölümünde, şahitlerin isimleri, imzalar ve ekseriyetle bütün vesikalarda görülen, vesikayı yazan şahsın ismi bulunmaktadır. Borç olarak mal alan kişilerin daha çok vesikayı yazan kişiler olması, öyle tahmin edilebilir ki, Uygur cemiyetinde, halk kesiminde, okumuş yazmış olanların sayısının hayli yüksek olduğunun bir göstergesidir.

1 — Borç Alıp - Verme Vesikaları:

Faizi ile borç alma vesikalarında, bütün diğer vesikalarda olduğu gibi, tarih vesikanın en başında yer almaktadır. Tarihten hemen soma, kimin, hangi ihtiyacından dolayı; kimden, ne kadar ihtiyaç duyduğu malı aldığı kaydedilmiştir.

Borç alman mallar çok çeşitli olup, faizi ile alman ihtiyaçlar şöyle sıralanabilir:

1 - «künçid» (susam),
2 - «Üur» veya «yür» (darı),
3 - «kebez» (pamuk),
4 - «bor» (şarap),
5 - «tarığ» (hububat),
6 - «böz» (pamuklu kumaş),
7 - «kuapu» (pamuklu kumaş),
8 - «kümüş» (gümüş),
9 - «koçırda kidiz» (koyun keçesi),
10 - «buğday» (buğday).

Borç alman malların faizi ile ve hangi ölçüyle alındığı vesikalarda kaydedilmiştir. Borç para alımlarında, alınan borcun yine para olarak ödenmesi söz konusu olduğu gibi, menkul yahut gayri menkul mallarla da ödeneceği kayıt edilmiştir. Borç alman paranın ödeme müddeti bazen belirtilmiştir, bazen de bu müddet belirtilmemiştir. Fakat her iki halde de alman borç para karşılığında, her ay faiz ödemesi yapılması, belki de ilk bankacılığın temelini teşkil etmiştir.

Borç olarak alman mallar daima faiz karşılığında ilkbaharda alınmış ve ekseriyetle de mahsulün topraktan kaldırıldığı sonbaharda ödenmiştir. Böylece günlük ihtiyaç alımlarının umumiyetle mevsimlik olması, ziraatin çok gelişmiş ve bu işle uğraşanları tatmin edebilecek bir düzeye gelmiş olduğunu göstermektedir.

2 — Kiraya Verme ile ilgili Vesikalar:

a - Tarla kiraya verme vesikaları:


Bu tip vesikalarda, kişiler şu ihtiyaçlarından dolayı tarla kiralamaktadırlar:

a - pamuk,
b - mısır,
c - para,
d - tarla,
e - ekin ekme

Para ihtiyacı dışındaki vesikalarda, şahıslar, hangi ihtiyaçlarını karşılamak için tarlayı kiralayacaklarını belirtmekte ve daha soma kira karşılığı olarak tarla sahibine ne vereceklerini kaydetmektedirler. Para ihtiyacından dolayı, tarla kiraya verme vesikalarında ise, önce tarla sahibi hangi ihtiyacından dolayı tarlasını kiraya vereceğini belirtmiş ve daha sonra tarlayı kiralayanın ismi belirtilmiştir.

Tarla kiralama vesikalarında, kiraya verilecek tarlanın, kirasının bedeli belirtilmiştir. Bu tip vesikalarda daha somaki Türk tarihinde pek çok örneklerini gördüğümüz «ortakçılık» tipine de rastlanmaktadır. Kiraya veren ve alan şahıslar tarlayı beraber ekip biçecekler ve ürünü yine beraber bölüşeceklerdir. Tarlayı kiralayan şahıs, ürünün yarısını vermekle, kira bedelini de ödemiş olmaktadır.

Tarlanın mülkiyeti, kiraya veren şahsın üzerinde olduğundan, tarlada yapılacak bütün işlerden sorumlu tutulmaktadır. Vesikaların hiçbirinde tarlanın ne kadar bir süre için kiralandığına dair bir kayıt yoktur. Yalnız umumiyetle kira bedelleri sonbaharda ödenmiş olmaktadır. Bu durumda ihtimal, kira bedelinin ödenmesi ile tarlayı kiralama süresi de bitmiş olmaktadır. Yani kiralanan tarla bir mevsimlik olarak kirada kalmaktadır,

b-Hayvan kiralama vesikası:

Hayvan kiralamakla ilgili olarak ancak bir tek vesika bulunabilmiştir. Bu bir sığır kiralama vesikasıdır. Hangi ihtiyaçtan dolayı sığırın kiralandığı belirtilmemiş ancak kira bedeli olarak iki ölçü mısırın ve üç ölçü darının sonbaharda verileceği kaydedilmiştir. Vesikada belirtilmemiş olmasına rağmen, sığırın kira müddeti bir mevsimliktir. Sonbahar geldiğinde, sığırın kirası ile birlikte sahibine geri verilecektir. Kiralanan sığırın asıl mülkiyeti sahibinde olduğundan, ölümünde yahut herhangi bir sebeple iş yapamaz duruma geldiğinde, kiralayan şahısa tekrar bir sığır verecektir. Yani böylece kiralayanın mağdur duruma düşmesi önlenmiş olmaktadır. Buna mukabil, kiralayan da sığırı aynı şekilde (sağlam olarak) onuncu ayda teslim edeceğini taahhüt etmiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KAO-CH'ANG UYGURLARININ HUKUK VESİKALARI

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Ara 2010, 18:46

3 — Alım - Satım Vesikaları:

1 - Tarla Satış Vesikaları:


Tarla satış vesikaları kişilerin, ellerindeki tarlalarını satarak ihtiyaçlarını karşılamak üzere hazırlanmıştır. Bu ihtiyaçlar çeşitlilik göstermektedir.

1 - para,
2 - bez,
3 - üzüm bağı,
4 - pamuk,
5 - eşya.

Tarla satış vesikaları da, tarih ile başlamakta ve kimin hangi ihtiyacı için, hangi ölçüdeki tarlasını kime sattığı belirtilmektedir. Bazı vesikalarda ise, önce satışı yapılan tarlanın sınırı belirlenmiş ve daha sonra ihtiyaç duyulan mal yazılmıştır.

Bazı vesikalarda birden fazla kimsenin satıcı kısmında ismi geçiyorsa da bunlar, sadece mesuliyette birleşmiş kişiler olarak gözükmektedir. Satışlar daima bir tek kişi tarafından ve daha önce ailesindeki kişilerle ortak olarak kullandıkları tarlanın kendi hissesine düşen kısmı ile ilgili olarak yapılmaktadır.

Tarla kira vesikalarında olduğu gibi satış vesikalarında da tarlanın sınırı belirtilmiştir. Bundan sonra, tarlayı satın alanın mülkiyetine geçtiğini bildiren hükümler konulmuştur. Hemen hemen bütün satış vesikalarında görülen «ming yıl tümen kün» (bin yıl, onbin gün) deyimi, tarla vesikalarında da kullanılmıştır. Bu deyimin manası bir tarih bildirmeden ziyade, çok uzun zaman bildiren bir kavram olduğundan, mülkiyetin tamamen tarlanın yeni sahibine geçtiğini göstermektedir. Tarla artık yeni sahibinin mülkiyetine geçtiğinden, onun bu tarla üzerindeki hakları vesika üzerinde sıralanmıştır. Tarlanın yeni sahibi, tarlasını isterse kendisi kullanabilecek, isterse tarlasını bir başkasına satabilecektir.

Bazı tarla satışı ile ilgili vesikalarda şahit durumunda olan kişilerin, aynı zamanda satılan tarlaya komşu oldukları görülmektedir. Bu durum ise, satışı yapılan tarlanın, sınırlan ile tesbit edildiğine göre, büyük ihtimalle tapulu olan bu yerlerin, bir de tarlaya komşu olan şahıslar tarafından tesbit edildiğini göstermektedir.
Bir tarla satış vesikası, diğerlerinden çok büyük farklılık gösterdiğinden, bir örnek teşkil etsin diye kitabımıza almayı uygun bulduk. Bu vesika, büyük bir ihtimalle köyünden şehire gitmiş bir kişinin hazırladığı vesikadır.

Şehre giden ve masraflarının çok olduğunu, bu yüzden de layıkı ile yaşayamadığım, yaşlandığım ve aynı zamanda borçları da bulunduğunu bildirerek tarlasını satmak istemektedir. Satışını yapmak istediği tarlasını bir başka kişi ile ortak kullanmakta olup, kendi hissesine düşen kısmında üç amelesi bulunmaktadır. Tarlasını ilk önce, tarlayı ortak olarak kullandıkları şahsa satmak istemektedir. Şayet bu kişi tarlayı alamayacaksa o takdirde bir başkasına satacaktır. Beraber sahip oldukları kişi, tarlanın kendisine ait olmayan kısmını alacağım bildirmesinden sonra, satışı yapan kişi, tarlanın yeni sahibine kimlere ne kadar şarap, buğday ve elbise borcu olduğunu bildirerek bunları ödemesini istemiştir.

2 - Oğul Satış Vesikaları:

Oğul satışları şu çeşitli ihtiyaçlardan dolayı yapılmıştır.

1 - pamuklu bez,
2 - gümüş para,
3 - neslin devamı,
4 - eşya ihtiyacım karşılayabilmek için,
5 - geçim sıkıntısını giderebilmek için.

Oğul satış vesikalarında, en önemli hususlardan birisi de, satışı yapılan oğul ve babalığın karşılıklı olarak bazı hususları yerine getireceklerinin kaydedilmesidir. Mesela, evlatlığa verilen oğul, yeni ailesine karşı ahlaki görevlerini yerine getirecek, yalan söylemeyecek, hırsızlık yapmayacaktır. Oğul, yeni ailesine karşı sorumluluklarını yerine getirmediği takdirde cezalandırılacaktır. Buna mukabil, babalıkta yeni evladına karşı bazı sorumluluklar yüklenmiştir. Bunların başında, kendi öz evladı gibi davranacak ve onun bütün maddi ve manevi sorumluluklarım yüklenecektir. Hatta, ileride kendisinin bir evladı dünyaya gelse bile, yine öz evladından ayırt etmeyecektir ve çocuğu evlendirecek, onun yükselmesi için çalışacaktır.

Oğulun ve babalığın karşılıklı olarak yerine getirecekleri vecibeler, aynı şekilde vesikalardaki cezalar kısmınada aksetmiş görünmektedir. Bütün vesikalarda olduğu gibi, oğul satış vesikalarında da cezalar kaydedilmiştir. Verilen cezalar hem oğulun hem de babalığın haklarım korur görünümündedir. Oğulun bütün mesuliyetini kabullenmiş olan babalık, büyük bir sorumluluğu da üzerine yüklenmiştir. Mesela, satış yapıldıktan sonra kısa bir sürede hırsızlık, sahtekarlık yapan bir oğuldan sorumlu kişi sadece babalıktır.

Oğul satışı ile ilgili iki vesikada, satılan oğullar «süt sewinçi» (süt sevinci) karşılığında satılmaktadır. «süt sevinci» deyimi, «bir çocuğun büyümesinin fiyatı» olarak tesbit edilebilmektedir. Gerçekten de her iki vesikadaki kullanılış şekli bu manayı bize vermektedir. Vesikaların yazılış tarihini bilmememiz bu deyimin ne zamandan beri Uygurlar arasında var olduğunu öğrenmemize engel olmaktadır. Fakat her şeye rağmen vesikaların onuncu yüz-yılda yazılmış olduğunu kabul etsek bile, takriben bir asır sonrasında Selçuklularda da bu adetin bulunması, hiç olmazsa bu deyimin Türkler arasında çok daha önceleri ortaya çıktığını göstermeye bir delil olabilir. 1087 senesinde, Bağdat halifesinin veziri, Sultan Melikşah'ın kızı ile evlenmek istemiş ve neticede «Türklerin evlenmede adeti olduğu üzere 50.000 dinar süt hakkı (hakk el-riza) ve 100.000 dinar mihr (başlık) verilmek şartıyla karara varıldı» denilmektedir. Türkmenlerin de evlenirken terbiye hakkı olarak kızın babasına verilen ata «başlık», anasına verilen el-biseye «sütlük», kardeşlerine verilene de «ağırlık» denmekteydi. Görüldüğü gibi, vesikaların yazılış tarihine yakın olan Selçuklular zamanında deyim, vesikalardaki anlamı taşımaktadır. Türkmenlerde gördüğümüz anlam biraz daha farklı ise de, yine asıl manasını korumuştur.

3-Köle Satışları:

Köle satış vesikalarında rasyonel mübadele şekli görülüp, taraflardan biri ihtiyaç halindedir. Vesikalara göre bu ihtiyaçları iki kısımda toplamak mümkündür:


1 - Para ihtiyacı,
2 - Pamuklu bez ihtiyacı.

Köle satış vesikalarında kölelerin cinsiyeti açık bir şekilde belirtilmiştir, «kul» ve «küng» kelimeleri, cinsiyet ayırımmı yapan kelimelerin başında gelmektedir, «kul» kelimesi daima erkek köleler için, «küng» kelimesi ise kadın köleleri belirtmek için kullanılmıştır.

Para ihtiyacından dolayı hazırlanan köle satış vesikalarında, kölenin yeni sahibinin, köle üzerinde bütün haklara sahip olduğunu görüyoruz. Satış yapıldıktan soma da satışa itiraz edilmemesi için hükümler konulmuştur.

Para karşılığında köle satışlarında, dikkati çeken bir husus da, vesikanın sonunda yer alan mühür ve imzalar kısmında olmaktadır. Vesikalar normal olarak satıcının mührü ve vesikayı yazanın ismi ile bitmesi lazım gelirken, bu vesikalarda metnin altında tekrar bir tarihin olduğu görülmektedir. Bu tarih vesikanın başında bulunan tarihten değişiktir. Vesikanın sonunda yer alan tarih ya vesikanın başında yer alan tarihten bir gün sonrasını. yahut iki gün sonrasını belirtmektedir. Yapılan bu ikinci tarihlendirmenin ve diğer malumatların niçin yazıldığını söylemek mümkün değildir. Bu durum, yapılan pazarlıkla ilgili olabileceği gibi, belki de Çin vesikalarından bu yönde en çok etkilenen vesikalar oluşu yüzündendir.

Pamuklu bez ihtiyacından dolayı köle satışlarında ise, satışı yapılan kölelerin hepsinin kadın olduğu göze çarpmaktadır. Ayrıca bunlar arasında bir tanesi de on iki yaşındaki bir kız köledir. Pamuklu bez ihtiyacı için satılan kölelerin hepsinin kadın oluşu acaba bir rastlantı mıdır? Bu sorunun tek cevabı belki de bu devirde pamuk ziraatinin çok yapıldığı Turfan bölgesinde aynı zamanda dokumacılıkta çok ilerlemiş bir durumda olduğundan, ihtiyaç hep kadın köleler üzerinde olmuştur.
Ayrıca, bu kadın kölelerin yeni sahiplerinin de dokumacılıkla uğraşıyor olmaları, yukarıdaki bu iddiayı doğrulamaktadır.

Diğer satış vesikalarında olduğu gibi, bu köle satış vesikalarında da, satış yapıldıktan sonra, kölenin yeni sahibinin haklarının korunması için bazı önlemlerin alındığını görmekteyiz. Köle, bu vesikalarda da yeni sahibinin mülkiyetine geçmekte ve yeni sahibi tarafından isterse kendisi kullanmakta, isterse bir başkasına devretmekte veyahut bir başkasına satmaktadır.

Köleyi satan şahısların ailenin tek sorumlusu olduğu anlaşılmaktadır. Köle, her ne kadar ailenin ortak malı olarak kullanılmışsa da, satış yapılırken tek sorumlu olarak ailenin reisi görülmektedir.

Burada çok kısa olarak ele almaya çalıştığımız Uygur medeniyetini bütünüyle yansıtan bu hukuk vesikaları hakkındaki son değerlendirmemizi yapacak olursak, kısaca şu neticeleri görebiliriz.

Fertlerin aralarında yaptıkları satış veya borç alıp-verme anlaşmalarına itiraz edilmemesi için konulan kayıtlarda, ailenin diğer ferdleri de, dolaylı olarak vesikalarda kaydedilmiştir. Vesikayı hazırlayan şahsın en yakın akrabalarından başlayarak en uzak akrabalarına kadar bir sıralama yapıldığı gibi, önceleri sadece askeri alanda kullanılmış olan onluk, yüzlük gibi tabirlerin sivil hayat düzeni içine girmiş olduğunu ve ailelerin oluşturdukları bu gruplarında, itiraz haklan olmadığı açık bir şekilde vesikalarda kaydedilmiştir.

Satın alman bir mala, satıcının akrabaları tarafından yapılacak itirazların önlenmesini öngören kayıtlar, şüphesiz satın alanın haklarını korumak için konulmuştur. Dolayısıyla, satışı yapılan malın bütün mesuliyetinin, satıcı tarafından yüklenildiği, sadece kendisini ilgilendiren bir mesele olduğunu ortaya koymaktadır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KAO-CH'ANG UYGURLARININ HUKUK VESİKALARI

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Ara 2010, 18:46

Borç verme vesikalarında, borcu verenin haklarının da korunmasından söz edilmiştir. Borcun ne zaman ve hangi faiz miktarı ile ödeneceği belirtildikten sonra, borcun ödenmediği takdirde, kimler tarafından ödeneceği kesin olarak belirtilmiştir. Mahalli örf ve adete göre ceza ödeme söz konusu olmuştur. Muhtemelen devletin, şahısların birbirlerinden borç alımlarında ortaya çıkabilecek pürüzleri halletmek için bir ceza kanunu olmadığından, cezaların mahalli adetlere göre verilmiş olması, ceza miktarlarındaki değişikliğin sebebi olarak gözükmektedir.

Vesikalarda satılan yahut kiralanan bazı tarlaların bir kısmının üzüm bağı olduğu kaydedilmiştir. Bu durum hiç şüphesiz, üzümcülüğün yahut şarap ticaretinin geniş ölçüde yapıldığını gösteren önemli bir delildir. Aynı şekilde, pamuk yahut pamuklu kumaş ile ilgili vesikaların çokluğu ve kadın kölelerin dokumacı olmaları da, Uygurlarda, dokumacılığın büyük bir zenaat kolu olduğunu göstermektedir.

Uygurlarda aile müessesesi, yerleşmiş köklü bir toplum yapısına sahip olduğunu göstermektedir. Ailede mutlak hakim babadır. Öldüğü zaman bu hakimiyet ihtimal en büyük oğula geçmektedir. Fakat, vesikalarda gördüğümüz kadarıyla, satıştan veya borç almadan sonra, ailenin diğer ferdlerinin mesuliyetleri ortaya çıkmakta ve ailenin söz sahibi kişisinin vesikalardaki hükümleri yerine getirmediği zaman, bu kişi veya kişiler sorumlu tutulmaktadır.

Uygur cemiyetinde Budizmin çok önemli bir yeri olduğu bilinmektedir. Budist manastırların kurulması, Budist Sutralarının Uygurcaya tercüme edilmeleri yanında, Budist rahiplerinin Uygur cemiyeti içinde özel bir yerleri olmuş ve «ayag-ka tegimlik» deyimi ile «hürmete layık kişiler» oldukları belirtilmiştir. Satış vesikalarında, tarla yahut kölelerin Budist rahipler tarafından alındığını gördüğümüz gibi, ayrıca, bu rahiplerin, Uygur toplumunda günlük ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılan ölçülerinden ayn ölçülerinin olması, Uygurların Budizme ve dolayısıyla, bu dinin temsilcilerine bir ayrıcalık tanıdıkları göstermektedir.

Vesikalar hakkında son olarak şunu söylemek mümkün görünmektedir. Uygurlarda «bitkeçi», «sitigüçi», «bitik-çi», demlen bir katip zümresinin olduğu bilinmektedir Fakat vesikalarda hiçbir zaman bu şahısların yazıcılık yapmadıklarını görmekteyiz. Vesikalar umumiyetle, borç veren veya alan yahut satış yapan kişiler tarafından yazılmıştır. Demek ki artık katip zümresi, belki de sadece devlet dairelerinde görevlerini sürdürmüşler ve halk arasında okuma yazma arttığından, bunlara ihtiyaç kalmamıştır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KAO-CH'ANG UYGURLARININ HUKUK VESİKALARI

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Ara 2010, 18:47

HUKUK VESİKALARINA GÖRE UYGURLARDA HUKUK

Uygur Hukuk Vesikalarından dolayı bu dönemin hukuk anlayışı için de birkaç söz söylemek mümkün olmaktadır. Yukarıda da gördüğümüz gibi, vesikalann yazıldığında, borçlunun meydanda bulunmadığı takdirde, onun yerine geçecek kimseler sıralanmış ve yapılan anlaşma şartlarının korunması ve buna itirazda bulunulmaması kesin bir şekilde belirlenmiştir. Yapılan anlaşmayı bozmak isteyenlere karşı birtakım tedbirler alınmıştır. İşte alınan bu tedbirler, bize o dönem Uygurlarının hukuk anlayışlarını ortaya koyan önemli belgeler niteliğindedir.

İki şahıs veya taraf arasında yapılan mukavelelerde şartların korunması ve bunların ihlali sonucunda malı alman yahut ödünç mal veya para verenin mağdur olmaması için birtakım cezalar konulmuştur. Vesikalarda, şartların yerine getirilmemesi, malını satanın veya ödünç para ve mal alanın ölmesi yahut oğlu, büyük ve küçük kardeşleri, dayısı, amcası ve isimleri belirtilmemiş diğer akrabaların itirazı karşısında bu cezalar verilmektedir. Bu bahsedilen cezalar ise, ölüm cezası, dayak cezası, para cezası, ve mal cezası ile yasa cezası gibi hükümlerde toplanmıştır. Bu cezalardan para ve mal cezaları, buralarda çalışan şahıslar nezdinde devlet müesseselerine ödenen cezalardır.

Devlet hazinesine ceza olarak ödenen nesneler eldeki vesikalara göre şöyledir:

1. Terbiş veya Derviş isimli bir şahsa para lazım olduğundan, babasından miras kalan ve üzerinde 16 işçinin çalıştığı bir üzüm bağını 100 yastuk Çao'ya, «Il yangıça» yahut «El yangıça» (Mahalli adetlere-kanunlara-) göre bir diğer şahsa satmaktadır. Terbiş, büyük ve küçük kardeşleri, yeğeni, dayısı bu satışa itiraz etmeyeceklerdir. Şayet itiraz edecek olurlarsa, «Büyük Ordu» ya bir altın yastuk «Iç Hazine» ye bir gümüş yastuk, beğlerin her birine ceza olarak bir binek atı vereceklerdir.
Yukarıdaki bu vesikada geçen bazı deyimleri burada hemen açıklamak yararlı olacaktır.

Yastuk, Çince T'ing denen, elli Liang ağırlığındaki gümüş karşılığıdır. Türkler arasında Yastuk, Farsçada Balış denilmektedir. Bu devir vesikalarında yastuk genellikle «Altun» altın ile birlikte kullanılmaktadır. Ayrıca bu devirdeki 'Liang'm ağırlığı hakkındaki düşünceler de tam olarak açıklığa kavuşmamıştır. Çao ise, Yüan sülalesi devrinde kullanılan kağıt paradır. Ayrıca, «Il yangıça» (ma-halli adetler-kanunlar) deyimi daha çok «Mahalli adet» veya «Mahalli kanunlar» dır.

2. Bir çocuğun evlatlığa kabülü ile ilgili olan bu vesikada, yapılan anlaşmaya itiraz edilecek olunursa, Öğedey ordusuna bir altın yastuk, beğlere bir gümüş yastuk ceza olarak verilecektir.

3. Bir şahıs hastalandığını ve öleceğini düşündüğü için, karısına başka bir şahıs ile evlenmeden evini idare etmesini ve oğluna bakmasını vasiyet etmektedir. Bu vasiyetnameye şayet oğulları itiraz edecek olurlarsa, Büyük Ordu'ya bir altın yastuk, şehzadelere birer gümüş yastuk, Iç Hazineye bir yastuk, ve yine İç Hazineye bir at vermek suretiyle cezalandırılacaklardır.

4. Bir Budist rahip malının bir kısmını oğluna bırakmaktadır. Küçük kardeşleri, onbaşılar ve yüzbaşılar itiraz etmeyeceklerdir. Şayet itiraz edecek olurlarsa, Idik-kut'a ak yastuk, Bin beğlerine birer at ceza olarak vereceklerdir.

5. Bir çocuğun kölelikten azat edilmesi ile ilgili olan bu vesikaya göre, yapılacak itiraz sonucunda, Ögedey ordusuna bir altın yastuk, İç Hazineye bir at ceza olarak verilecektir.

6. Bir tarla satışı ile ilgili bu vesikada, bu satışa itiraz edecek akrabalar ceza olarak Büyük Ordu'ya bir altın yastuk, mahalli hükümet memurlarına bir binek atını ceza olarak vereceklerdir.

7. Birbirini tamamlayan köle satışı ile ilgili bu vesikaların üçüncüsünde, kölenin efendisine karşı şikayetleri belirtilmektedir. Her ikisi arasında (köle ile efendisi) yapılan anlaşmaya itiraz edilecek olunursa, Büyük Ordu'ya bir altın yastuk, büyük ve küçük şehzadelere birer gümüş yastuk ceza ödenecektir.

8. Bir kız ailesi tarafından rehin olarak veriliyor. Sonra geri almıyor. Geri alındıktan sonra, kızın elbiseleri ve eşyaları hususunda itiraz edilmemesi bildirilmektedir. Şayet itiraz edilecek olunursa, Büyük Ordu'ya beş altın yastuk, şehzadelerin her birine bir altın yastuk, Idik-kut'a bir altın yastuk ve Koço şehri hazinesine bir gümüş yastuk ceza olarak verilecektir.

9. Bir şahsın yanında çalışan köle kayboluyor. Kaybolan bu kölenin cesedini bir başka şahıs buluyor ve üzerindeki elbiseyi kendisine mal ediyor. Bu elbise yüzünden kölenin sahibi ile kölenin elbisesini bulan arasında pazarlık yapılıyor. Neticede, yapılan bu pazarlığa kölenin sahibi itiraz edecek olursa., Büyük Ordu'ya iki yastuk, Bin beğle-rine bir yastuk, Lükçüng Tarnuk'una yarım yastuk ceza ödenecektir.

Vesikalarda gördüğümüz gibi, Büyük Ordu'ya, İç Hazineye, beğlere, şehzadelere, mahalli hükümet memurlarına, anlaşmayı hükümsüz bırakmak isteyenler tarafından ceza olarak para ve mal (burada maldan kasıt binek atıdır) verilmektedir. Bu müessese ve şahıslara verilen cezaların zamanın kanunlarına göre ödendiğinden şüphe edilmemelidir. Çünkü, vesikalarda görüldüğü gibi bir başka ceza şekli de «İl yangıça» yani halk arasında geçerli olan adet ve kanuna göre yapılan ödemedir. Yine devlet ve ferdler arasında düzenlenen vesikalarda devlete ödenecek vergiler belirtilmiştir. Şu halde devlet teşkilatı ve devlet idaresinde vazifeli kimselere ödenen cezalar da bir yasaya göre almıyordu. Fakat bu tip bir yasa maalesef şimdiye kadar elimize geçmemiştir. Ödenen bu cezaların müessese ve kişiler tarafından ne şekilde kullanıldığına dair elimizde bir kayıt yoktur. Fakat orduya ve hazineye ödenen cezalarla bir kısım ihtiyaçların giderildiğinden de şüphe yoktur.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Uygur İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir