Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Böğü Kağan'ın Öldürülmesi ve 840'a Kadar Uygurlar

Burada Uygur İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Böğü Kağan'ın Öldürülmesi ve 840'a Kadar Uygurlar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Ara 2010, 18:27

Böğü Kağan'ın Öldürülmesi ve 840'a Kadar Uygurlar:

Bögü Kağan'ı ve Maniheizm'i burada bırakarak tekrar Uygurların siyasi hayatlarına dönecek olursak, 780 senesinde Tun Baga Tarkan, Bögü Kağanı öldürerek kendisini kağan ilan etmiştir. Kağan olduktan sonra ilk iş olarak derhal Çin ile siyasi münasebetlerinin düzeltilmesi yolunu seçmiş ve bunda da muvaffak olmuştur. Çinliler tarafından kendisine «Alp Kutluk Bilge Kağan» unvanı verilmiştir. Bu unvanın manası ise «Kahraman, Tanrı tarafından şans verilmiş, alim kağan» dır. 780 senesinde meydana gelen bu önemli hadise Çin sarayında da çok olumlu tesirler yaratmıştır. Tun Baga Tarkan Uygurlar içindeki Dokuz Oğuz beylerini ortadan kaldırıp onların güçlerini kırınca, Uygur Devleti'nde büyük bir karışıklık meydana geldi. Tun Baga Tarkan, Dokuz Oğuzların Uygurlar içindeki hakimiyetlerini meşru saymıyor ve onları tanımıyordu. Kağan ile Dokuz Oğuzlar arasında anlaşmazlık başgösterince, Çin'deki diğer Uygur boyları yeni kağanlarına yardım etmek için ülkelerine dönmek üzere hazırlık yapmaya başlamışlardı. Çin'deki bu Uygurlar o zamanlar Çin sarayı civarında yerleşmiş, mal mülk sahibi olmuşlar ve aralarında pek çok alim yetişmişti. Buna mukabil, Çin'de yerleşmiş olan Dokuz Oğuz boyları ise Çin'de kendilerini daha emniyette hissettikleri için, ülkelerine dönüp diğer Dokuz Oğuzlara yardım etmek istememişlerdir. Çin'deki Uygurlar, şefleri Tudun'un idaresinde Orhun nehri kıyılarına doğru yola çıkıp Çin'in önemli şehirlerinden olan Chen-wu şehrinden geçerlerken, Çin valisi Uygurların yanlarında bulunan eşyalardan şüphelenmiş ve bunların kontrol edilmesini istemişti.

Yapılan aramada, eşyaların içine gizlenen Çinli kadınların bulunduğu anlaşılmış ve vali bu kadınları derhal tutuklanmıştır. Esasen Çinlilerin öteden beri Türklere karşı uyguladıkları bir siyasetin, az dahi olsa, bu olayda geçerliliğini görmekteyiz. Bilindiği gibi, Çinliler ve Türkler çok uzun bir zamandan beri komşu olarak bazen harp etmişler, bazen sulh içinde yaşamışlar, ama daima birbirlerine muhtaç olmuşlardır. Çinlilerin en büyük korkusu, kuzeyden gelecek Türk akınları karşısında ülkelerinin parçalanmasıydı. Zaten bu yüzdendir ki, daha Hunlar zamanında bu akınlara, karşı koyabilmek için Çin Seddi'ni yaptırmışlardı. Daha sonraki dönemlerde ise ticaretin geliştirilmesi için önlemler almışlar ve hatta yapılan ticaret anlaşmalarında tesbit edilmiş ürün miktarının fazlasını vererek Türklerin Çin topraklarına girmemelerini sağlamaya çalışmışlardır. Hatta Türkleri sınırlarında tutabilmek için sınırlarda yeni şehirler kurmuşlar ve buralarda pazar yerleri kurarak Türklerin kolaylıkla alışveriş etmelerini sağlamışlardır. Buna mukabil, Türkler hiçbir devrede en kuvvetli oldukları dönemlerde bile, Çin'i istila ederek orada oturma ve Çin'i kendi egemenlikleri altında yaşatma yolunu pek seçmemişlerdir.

Çünkü, Türklerdeki bir düşünceye göre şayet Çin'e gidip orada yerleşirlerse, o zaman kendi benliklerini kaybedecekler ve Çinlileşeceklerdi. Türkler bu duyguyu her zaman yaşamışlar ve bu yüzden de Çin hiçbir zaman Türklerin olmamıştır. Türklerin bu duygu ve düşüncelerine karşılık, Çinliler her zaman için en ufak bir Türk zümresini bile hemen yerleştirmişler ve onlara yerleşikliğin bütün icaplarını öğreterek assimile etmeye çalışmışlardır. İşte yukarıdaki bu hadisede de bunun izlerine rastlıyoruz. Kendi toprakları içinde yaşayan bu Uygurları Çinlileştirmek, onları geri göndermemek ve kuvvetlerini bölmek düşüncesi hakimdi. Yola çıkan Uygurlar Tun Baga Tarkan'ın kağan olduğunu duyunca, bu teşebbüslerinden vazgeçip tekrar Çin'e geri dönmek istemişlerdir. Bu yüzden Çinlilerle yapılan çatışmada, başlarında bulunan Tudun Çinlilerce öldürülünce başsız kalan Uygurlar Çinliler tarafından kolaylıkla dağıtılmışlardır. Bu öldürülen Tudun'un sonradan Tun Baga Tarkan'ın amcası olduğu anlaşılmıştır.

Tun Baga Tarkan, kendi soydaşlarına karşı yapılan bu harekete çok üzüldüğü gibi, aynı zamanda çok da kızmış ve o sırada ülkesine gelen ilk Çin sefaret heyetine çok kötü muamele ederek onları bu olaydan dolayı sual yağmuruna tutmuştur. Tun Baga Tarkan, Tudun'u öldürenlerin cezalandırılmalarını istiyordu. Çin elçileri çok üzgün olarak bu olayın, kaza ile olduğunu ve Tudun'un kesinlikle imparatorlarının emriyle öldürülmediğini söylemişlerse de kağanı ikna edememişlerdir. Bu hadiseden dolayı Çin elçileri çok kötü durumda kalmışlar ve Çin ile Uygurların arası açılmıştır. Tun Baga Tarkan daha sonra Çin elçilerini affetmiş ve onları serbest bırakmıştır: Elçiler de Çin'e geri dönmüşlerdir:

Elçilerin Çin'e geri dönmelerinden hemen sonra, Tun Baga Tarkan aradaki durumun düzeltilmesi için Çin'e bir elçi göndermiş ve Çin imparatoruna, kendisinin bir Çinli prensesle evlenmek istediğini bildirmiştir. Çin imparatoru, kendi prenseslerinin ancak Çinlilerle evlenebileceğini ve bu yüzden başkalarına verecek kızı olmadığım bildirmiştir. Bunun üzerine Uygur elçisi imparatora, Çinlilerin Uygur Tudun'unu haksız yere nasıl öldürdüklerini hatırlatmış ve Çinli elçilerin bütün bu kötü duruma rağmen ülkelerine sağ salim döndüklerini söylemiştir. Uygur elçilerinin bu konuşmaları üzerine, Çin veziri de imparatorunu ikna etmiş ve Uygur kağanına bir Çinli prenses verilmesini kabul ettirmiştir. Daha sonraki konuşmalarda ise, verilecek olan bu prensesin imparatorun öz kızı olması kararlaştırılmıştır. Çin tarihinde çok ender rastlanan böyle bir evlenmeye imparatorun rıza göstermesi çok mühim bir olaydır. İmparatorun bu öz kızma «Kutluk Bilge Konçuy» unvanı verilerek kağanın veziri refakatinde büyük bir Çin heyeti ve hediyelerle birlikte Tun Baga Tarkan'a gönderilmek üzere yola çıkarılmıştır.

Kaynakça
Kitap: KUTLUK BİLGE KÜL KAĞAN BÜĞÜ KAĞAN ve
UYGURLAR
Yazar: Özkan İZGİ
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Böğü Kağan'm Öldürülmesi ve 840'a Kadar Uygurlar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Ara 2010, 18:27

Karabalgasun kitabesinde, Tun Baga Tarkan'ın kuvvetli şahsiyetinden, kuvvet ve kudreti ile herkese hakimiyetini tanıttığından, maharet ve cesaretiyle dahildeki ve hariçteki işlerini kolaylıkla yoluna koyduğundan bahsedilmektedir. Tun Baga Tarkan'ın Uygurlara kağan olmasından sonra, Uygur hükümdar sülalesinde de bir değişiklik olmuş, ve bu tarihten sonra Tun Baga Tarkan'ın soyundan olanlar Uygur tahtına çıkmışlardır.

Tun Baga Tarkan ölünce yerine oğlu geçmiştir. Bu kağanın unvanı «Ay Tengride Kut Bulmış Külük Bilge Kağan» dır. Görüldüğü gibi, bu kağanın unvanındaki yenilik «Ay» kelimesinden geliyor. Uygur Devleti kurulduğundan beri kağanların unvanlarında bu kelimeye rastlanmamıştı. Bilindiği gibi «Ay», Maniheizm'de önemli mefhumlardan biridir. Bu sebeple, Mani dini ilk tesirlerini kağanların unvanlarında göstermeye başlamıştır. «Ay» Maniheizm'de «Gök» kadar önemli bir mefhumdu.

Karabalgasun yazıtında bu kağanın Uygurların örf ve adetlerini İslah etmeye çalıştığından bahsedilmektedir. Karabalgasun yazıtının Maniheist bir düşünceyle yazıldığını göz önünde tutarsak, kağanın da Bögü Kağan gibi Mani dinini yaydığını ve unvanının başına «ay» kelimesinin niçin konduğunu anlayabiliriz.

Bu kağan zamanında Orta Asya'da karışıklıklar çıkmıştır. Beşbalık şehrinin yalanlarında yaşayan Şato Türkleri Çinlilere karşı koyabilmek için Tibetlilerle anlaşmışlardır. Diğer taraftan Uygurlar ise Beşbalık'taki kendi çıkarlarını koruyabilmek için bu Şato Türklerine karşı koymak istemişlerdir. Fakat Şatolar, Uygurları yapılan savaşta bozguna uğratmışlardır. Bu durum üzerine kağanın kendi ülkesinde itibarı sarsılmış ve karısı tarafından zehirlenerek öldürülmüştür. Öldürülen bu kağanın yerine küçük kardeşi başa geçmiştir. Türk töresine göre yerine oğlu geçmesi lazımken, kardeşinin tahta geçmesine devletin ileri gelenleri göz yummayarak yeni kağanı taraftarları ile birlikte öldürdüler ve kağanın küçük oğlunu Uygur tahtına çıkarttılar. Herkes bu töre geleneğine saygı göstermiştir. Bu arada Tibetliler de mağlup edildiler. Bu kağan arkasında hiçbir halef bırakmadan 795 senesinde ölmüştür.

To-lo-szu'nun 795 senesinde ölümü üzerine yerine nazırı «Kutluk Bilge» geçmiştir. Bu yeni Kağan'm unvanı «Ay Tengride Ülüğ Bulmış Alp Ulug Bilge Kağan» dır. Bu unvanın manası ise, «Ay ve Gökte kısmet bulmuş, kahraman, büyük Bilge Kağan» dır. Kendisi Bögü Kağan'ı öldürerek yerine geçen Tun Baga Tarkan'ın torunudur. Kutluk Bilge Kağan'ın Töles kabilelerinden birisine mensup olduğu biliniyorsa da, hangi kabileye mensup olduğu meçhuldur. Ölen kağanın yerine nazırının geçmesi, kağanla bu nazır arasında bir akrabalık olup olmadığı meselesine de bir açıklık getirmemektedir. Uygurlarda bilindiği gibi, başa hep «Yaglakar» soyundan gelen kağanlar geçerdi, ve bunlar isimlerinin sonunda hep «Yaglakar» kabilesinin adını taşırlardı. Kutluk Bilge Kağan ise «Yaglakar» kabilesinden değildi. Fakat, Kutluk Bilge Kağan'ın oğullarının ve torunlarının hem kağan olduklarını hem de isimlerinin arkasında «Yaglakar» adını taşıdıklarını görüyoruz.

Bu karmaşık konuşmaları üzerine, Çin veziri de imparatorunu ikna etmiş ve Uygur kağanına bir Çinli prenses verilmesini kabul ettirmiştir. Daha sonraki konuşmalarda ise, verilecek olan bu prensesin imparatorun öz kızı olması kararlaştırılmıştır. Çin tarihinde çok ender rastlanan böyle bir evlenmeye imparatorun rica göstermesi çok mühim bir olaydır. İmparatorun bu öz kızına «Kutluk Bilge Konçuy» unvanı verilerek kağanın veziri refakatinde büyük bir Çin heyeti ve hediyelerle birlikte Tun Baga Tarkan'a gönderilmek üzere yola çıkarılmıştır.

Karabalgasun kitabesinde, Tun Baga Tarkan'ın kuvvetli şahsiyetinden, kuvvet ve kudreti ile herkese hakimiyetini tanıttığından, maharet ve cesaretiyle dahildeki ve hariçteki işlerini kolaylıkla yoluna koyduğundan bahsedilmektedir. Tun Baga, Tarkan'ın Uygurlara kağan olmasından sonra, Uygur hükümdar sülalesinde de bir değişiklik olmuş, ve bu tarihten sonra Tun Baga Tarkan'ın soyundan olanlar Uygur tahtına çıkmışlardır.

Tun Baga Tarkan ölünce yerine oğlu geçmiştir. Bu kağanın unvanı «Ay Tengride Kut Bulmış Külük Bilge Kağan» dır. Görüldüğü gibi, bu kağanın unvanındaki yenilik «Ay» kelimesinden geliyor. Uygur Devleti kurulduğundan beri kağanların unvanlarında bu kelimeye rastlanmamıştı. Bilindiği gibi «Ay», Maniheizm'de önemli mefhumlardan biridir. Bu sebeple, Mani dini ilk tesirlerini kağanların unvanlarında göstermeye başlamıştır. «Ay» Maniheizm'de «Gök» önemli bir mefhumdu.

Kara yazıtında bu kağanın Uygurların örf ve adetlerini islah etmeye çalıştığından bahsedilmektedir. Karabalgas un yazıtının Maniheist bir düşünceyle yazıldığını goz önünde tutarsak, kağanın da Bögü Kağan gibi Mani dinini yaydığını ve unvanının başına «ay» kelimesinin niçin koyulduğunu anlayabiliriz.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Böğü Kağan'm Öldürülmesi ve 840'a Kadar Uygurlar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Ara 2010, 18:28

Bu kağan zamanında Orta Asya'da karışıklıklar çıkmıştır. Beşbalık şehrinin yakınlarında yaşayan Şato Türkleri Çinlilere karşı koyabilmek için Tibetlilerle anlaşmışlardır. Diğer taraftan Uygurlar ise Beşbalık'taki kendi çıkarlarını koruyabilmek için bu Şato Türklerine karşı koymak istemişlerdir. Fakat Şatolar, Uygurları yapılan savaşta bozguna uğratmışlardır. Bu durum üzerine kağanın kendi ülkesinde itibarı sarsılmış ve karısı tarafından zehirlenerek öldürülmüştür. Öldürülen bu kağanın yerine küçük kardeşi başa geçmiştir. Türk töresine göre yer ine oğlu geçmesi lazımken, kardeşinin tahta geçmesine devletin ileri gelenleri göz yummayarak yeni kağanı taraftarları ile birlikte öldürdüler ve kağanın küçük oğlunu Uygur tahtına çıkarttılar. Herkes bu töre geleneğine saygı gösterilmiştir. Bu arada Tibetliler de mağlup edildiler. Bu kağanı arkasında hiçbir halef bırakmadan 795 senesinde ölmüştür.

To-lo-szu'nun 795 senesinde ölümü üzerine yerine nazırı «Kutluk Bilge» geçmiştir. Bu yeni Kağan 'm unvanı «Ay Tengride Ülüğ Bulmış Alp Ulug Bilge Kağan» dır. Bu unvanın manası ise, «Ay ve Gökte kısmet bulmuş, kahraman, büyük Bilge Kağan» dır. Kendisi Bögü Kağan'ı öldürerek yerine geçen Tun Baga Tarkan'ın torunudur. Kutluk Bilge Kağan'ın Töles kabilelerinden birisine mensi ip olduğu biliniyorsa da, hangi kabileye mensup olduğu meçhuldur. Ölen kağanın yerine nazırının geçmesi, kağanla bu nazır arasında bir akrabalık olup olmadığı meselesine de açıklık getirmemektedir. Uygurlarda bilindiği gibi. başa hep «Yaglakar» soyundan gelen kağanlar geçerdi. ve bunlar isimlerinin sonunda hep «Yaglakar» kabilesinin adını taşırlardı. Kutluk Bilge Kağan ise «Yaglakar» kabilesinden değildi. Fakat, Kutluk Bilge Kağan'ın oğullarının ve torunlarının hem kağan olduklarını hem de isimlerin in arkasında «Yaglakar» adım taşıdıklarını görüyoruz. Bu karmaşık duruma bize yine Çin kaynakları açıklık getirmektedir. Bir Çin kaynağında «Kutluk Bilge» Kağan'ın, Uygur kağanının «evlatlığı» olduğu yazılıdır. Bu sebeple onun oğulları kağan ailesinin adı olan «Yaglakar» ismini taşıyorlardı denmektedir. Bu suretle Uygurlarda bir «evlatlık» müessesesinin olduğunu görmekteyiz, ileride bu konuya tekrar değinilecek olmasına rağmen hemen şunu belirtmeliyim ki, Uygurlarda «evlatlıklar» babalıklarının aile ismini taşıyabiliyorlardı.

Karabalgasun yazıtına göre bu kağanın tahta çıkışı şöyle olmuştur:

795 yılında kağan öldüğü zaman kendisi bütün prenslerin ve Uygur ileri gelenlerinin en yaşlısıymış. Bütün Uygur valileri nazırları, ordu komutanları, sınır valileri kendisini desteklemişler ve hatta tahta çıkması için teşebbüste bulunmuşlardır. Neticede kendisini kağan olarak tahta çıkarmışlar. Uygurlara saadet verdiğinden, otağında yaptığı harp planlarıyla, çok uzak bölgelerdeki harpleri kazandığından bahsedilmektedir. Esirgeyici, koruyucu, kendi hakkım daima müdafaa eden, yalnız Uygur ülkesi için değil, dünya düzeni için bile kanunlar çıkartan bir kağan olarak bilinmektedir.

Kutluk Bilge Kağan'ın başlıca faaliyetlerini şöyle sıralayabiliriz ; Tibet ve Karlukların Uygurlara karşı teşkil ettikleri çeteleri ortadan kaldırmış, Karlukları tamamen kendisine tabi kıldıktan soma Turfan bölgesine inmiştir. Burada da Tibet ve Karluk çeteleriyle karşılaşmış ve bunları da tamamen ortadan kaldırdıktan sonra, şehirleri geri alarak, asayişi bozmayan bölge halkını mükafatlandırmış, asayişi bozanları ise şiddetle cezalandırmıştır.

Kutluk Bilge Kağan'ın en büyük icraatı Kırgız seferidir. Kırgız seferi kendi adını ebedileştirmiştir denilebilir. Orta Asya'nın kuzeyinde oturan ve bir Türk kabilesi olan Kırgızlar, cesur ve kuvvetli bir kabileydiler. Uygurlar, bugünkü Turfan bölgesine kadar hakim olunca, Kırgızların güney bölgeleri ile ilişkileri hemen hemen tamamen kesilmişti. Bu yüzden Kırgızlar daha kuzeye çekilmek zorunda kalmışlardı. Karabalgasun yazıtına göre bu dönemde Kırgızlar 400.000 fazla okçuya sahipmişler. Yapılan bu savaşta Kırgız kağanı öldürülmüştür. Yazıttaki bilgilere göre, Kırgızlar tarafından terkedilen at ve sığırların sayısı vadiler dolusu, elde edilen silahlar ise, bir dağ yüksekliğindeymiş.
Kutluk Bilge Kağan 805 senesinde ölünce, yerine «Ay Tengride Kut Bulmış Alp Külük Bilge Kağan» geçiyor.

Bu unvanın manası ise, «Ay Tanrısında Saadet Bulmuş, Kahraman, Meşhur Bilge Kağan» dır. Bu kağanın önemli faaliyetlerini de şöyle sıralayabiliriz:

Doğu Türkistan'ın önemli şehirlerinden birisi olan Kuça'yı Tibetlilerin elinden kurtarması ve Maniheizm'in Uygurlar arasında yayılması için göstermiş olduğu gayret. 806 senesinde Uygurların başkenti Ordu-balık'a Mani rahipleri kağan ile ülkenin idaresi hakkında konuşuyorlar. Kağan, Mam rahiplerine ülkesinde oturmaları için devamlı oturma müsaadesi vermişti. Bu devirde Uygur ülkesinde pek çok Mani mabetinin inşa edildiğini görüyoruz. Uygurlar Mani dininin Çin'de de yayılmasını istemişler ve bu yüzden Çin'de Mani mabetlerinin Uygur ustaları tarafından yapılmasını sağlamışlardır. 807 senesinde de Çin'de kurulacak olan bütün mabetlerin imtiyazı Uygurlara verilmiştir.

Bu Mani mabetlerinin faaliyetlerin:

kontrol bahanesiyle Uygurlar yavaş yavaş Çin'e yerleşmişlerdir. Zaten bu devirde Çin imparatorluğu Uygurlara ağır vergiler ödemektedirler. Uygurların bu devirdeki Çin hakimiyetleri, Cengiz Han devrine kadar devam edecek olan Uygur kolonilerinin kurulmasına yol açmıştır. Çin'de bulunan Uygurlar, Mani mabetleri adına Çinlilerden para duruma bize yine Çin kaynakları açıklık getirmektedir. Bir Çin kaynağında «Kutluk Bilge» Kağan'ın, Uygur kağanının «evlatlığı» olduğu yazılıdır. Bu sebeple onun oğullan kağan ailesinin adı olan «Yaglakar» ismini taşıyorlardı denmektedir. Bu suretle Uygurlarda bir «evlatlık» müessesesinin olduğunu görmekteyiz, ileride bu konuya tekrar değinilecek olmasına rağmen hemen şunu belirtmeliyim ki, Uygurlarda «evlatlıklar» babalıklarının aile ismini taşıyabiliyorlardı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Böğü Kağan'm Öldürülmesi ve 840'a Kadar Uygurlar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Ara 2010, 18:28

Karabalgasun yazıtına göre bu kağanın tahta çıkışı şöyle olmuştur : 795 yılında kağan öldüğü zaman kendisi bütün prenslerin ve Uygur ileri gelenlerinin en yaşlısıymış. Bütün Uygur valileri nazırları, ordu komutanları, sınır valileri kendisini desteklemişler ve hatta tahta çıkması için teşebbüste bulunmuşlardır. Neticede kendisini kağan olarak tahta çıkarmışlar. Uygurlara saadet verdiğinden, otağında yaptığı harp planlarıyla, çok uzak bölgelerdeki harpleri kazandığından bahsedilmektedir. Esirgeyici, koruyucu, kendi hakkını daima müdafaa eden, yalnız Uygur ülkesi için değil, dünya düzeni için bile kanunlar çıkartan bir kağan olarak bilinmektedir.

Kutluk Bilge Kağan'ın başlıca faaliyetlerini şöyle sıralayabiliriz ; Tibet ve Karlukların Uygurlara karşı teşkil ettikleri çeteleri ortadan kaldırmış, Karlukları tamamen kendisine tabi kıldıktan sonra Turfan bölgesine inmiştir. Burada da Tibet ve Karluk çeteleriyle karşılaşmış ve bunları da tamamen ortadan kaldırdıktan sonra, şehirleri geri alarak, asayişi bozmayan bölge halkını mükafatlandırmış, asayişi bozanları ise şiddetle cezalandırmıştır.
Kutluk Bilge Kağan'ın en büyük icraatı Kırgız seferidir. Kırgız seferi kendi adını ebedileştirmiştir.

Orta Asya'nın kuzeyinde oturan Kırgızlar, cesur ve kuvvetli bir kabileydiler. Uygurlar, bugünkü Turfan bölgesine kadar hakim olunca, Kırgızların güney bölgeleri ile ilişkileri hemen hemen tamamen kesilmişti. Bu yüzden Kırgızlar daha kuzeye çekilmek zorunda kalmışlardı. Karabalgasun yazıtına göre bu dönemde Kırgızlar 400.000 fazla okçuya sahipmişler. Yapılan bu savaşta Kırgız kağanı öldürülmüştür. Yazıttaki bilgilere göre, Kırgızlar tarafından terkedilen at ve sığırların sayısı vadiler dolusu, elde edilen silahlar ise, bir dağ yüksekliğindeymiş.

Kutluk Bilge Kağan 805 senesinde ölünce, yerine «Ay Tengride Kut Bulmış Alp Külük Bilge Kağan» geçiyor. Bu unvanın manası ise, «Ay Tanrısında Saadet Bulmuş, Kahraman, Meşhur Bilge Kağan» dır. Bu kağanın önemli faaliyetlerini de şöyle sıralayabiliriz : Doğu Türkistan'ın önemli şehirlerinden birisi olan Kuça'yı Tibetlilerin elinden kurtarması ve Maniheizm'in Uygurlar arasında yayılması için göstermiş olduğu gayret. 806 senesinde Uygurların başkenti Ordu-balık'a Mani rahipleri kağan ile ülkenin idaresi hakkında konuşuyorlar. Kağan, Mani rahiplerine ülkesinde oturmaları için devamlı oturma müsaadesi vermişti. Bu devirde Uygur ülkesinde pek çok Mani mabetinin inşa edildiğini görüyoruz. Uygurlar Mani dininin Çin'de de yayılmasını istemişler ve bu yüzden Çin'de Mani mabetlerinin Uygur ustaları tarafından yapılmasını sağlamışlardır. 807 senesinde de Çin'de kurulacak olan bütün mabetlerin imtiyazı Uygurlara verilmiştir. Bu Mani mabetlerinin faaliyetlerini kontrol bahanesiyle Uygurlar yavaş yavaş Çin'e yerleşmişlerdir. Zaten bu devirde Çin imparatorluğu Uygurlara ağır vergiler ödemektedirler. Uygurların bu devirdeki Çin hakimiyetleri, Cengiz Han devrine kadar devam edecek olan Uygur kolonilerinin kurulmasına yol açmıştır. Çin'de toplamaya başlayınca, bu durumdan hoşnut olmayan Çinliler isyan etmişlerdir.
Ay Tengride Kut Bulmış Alp Külük Bilge Kağan 808 senesinde ölünce yerine «Ay Tengride Kut Bulmş Alp Bilge Kağan» geçmiştir. Bu unvanın manası, «Ay Tanrısında Saadet Bulmuş, Kahraman Bilge Kağan» dır. Bu kağanın diğer Uygur kağanları arasındaki önemi, Karabalgasun yazıtını kendi adına yazdırmış olmasındandır. Bu dönem Uygurlarının, bilhassa kağanlarının faaliyetlerini Çin kaynaklarından çok bu yazıttan takip edebilmekteyiz.

Karabalgasun yazıtı, Türkçe, Çince ve Sogdça olarak yazılmıştır. Bütün dillerdeki metinler ne yazık ki şimdiye kadar sağlıklı bir şekilde Türkçemize kazandırılamamıştır.

Ay Tengride Kut Bulmış Alp Bilge Kağan'ın önemli siyasi faaliyetleri yoktur. Kendinden önceki kağanlar gibi Maniheizm'in yayılması için de fazla bir gayret göstermemiştir. Bu kağan da Çin imparatorundan bir prenses istemiş ve şimdiye kadar olduğu gibi, bu prensesin de Uygur ülkesine gitmesi çok masraflı olduğu için, imparator bu evliliğe razı olmamıştır. Bu sırada Uygurlardan Çin'e gelmiş olan 8 Mani rahibinden bu mesele için aracılık etmeleri istenmiştir. Bu Mani rahiplerinin aracılığıyla Uygur kağanı isteğinden vazgeçmiştir. Bu hadise, bize hem Uygurların bu sıralarda siyasi yönden zayıfladığını, hem de Mani dininin daha doğrusu Mani rahiplerinin manevi tesirlerinin ne kadar fazla olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.

Ay Tengride Kut Bulmış Alp Bilge Kağan ölünce, yerine bir evvelki kağanın küçük kardeşi 821 senesinde kağan olmuştur. Bu kağanın unvanı «Ay Tengride Kut Bulmış Bilge Kağan» dır. Manası, «Ay Tanrısında saadet bulmuş, Bilge Kağan» dır. Uygurların 21. kağanı olan bu kişinin bir başka ismi de «Hasar Tegin» dir. Hasar Tegin başa geçince, Çinlilerle akrabalık kurmak istemiş ve Çin imparatoru da küçük kız kardeşi T'ai-ho Konçuy'u Hasar Tegin'le evlen-dirmiştir. Bu evlilik merasimini bir Çin kaynağından aynen aktarıyorum.

«821 senesinin mayıs ayında, Uygurların başbakanı Tudun, prenses, Mani dini adamları v.s. den ibaret 573 kişi, hep birlikte Çin sarayına geldiler. imparator, T'ai-ho Konçuy'un Uygurların kağanı ile evlenerek onun K'o tun (Hatun) olmasını emretti. Ayrıca bu haberin mabetten ilan edilmesini emretti. Bu arada Konçuy'u Uygurlara götürecek ve Uygurların kağanlığını tanıyacak elçilik heyeti de tayin edildi. Ayrıca, Uygurları idare etmesi için orada yeni bir idari teşkilat kurulacaktı. Uygurların memurlarına da, Çinlilerin akraba memurları gibi aynı şekilde muamele edilecekti».

Uygurlar, Hsien-an Konçuy öldükten sonra, birkaç mektup sunarak eskisi gibi akrabalığa devam etmek istediler. Fakat bu istekleri uzun süre kabul edilmedi. Sonra imparator, kuzey taraftaki Jung gibi barbarların ise yıllarca Çin sınırına taaruz ettiklerini düşündü. Bunun için Uygurların kağanının Çin prensesi ile evlenmek isteğini kabul etti. Bunu kabul ettikten sonra, imparator kendi küçük kız kardeşine T'ai-ho Konçuy unvanı verdi. Bu suretle Konçuy'u Uygurlara teslim etmek için onların kağanı ile evlenmeye gönderdi.

821 senesinde Uygurların «Tengride Kut Bulmış Alp Bilge Kağan» ı T'ai-ho Konçuy'u karşılamak için büyük elçi inanç Külüg, Tudun Sekel, dış işlerine bakan başvezir ve damadı, bir prenses, Tarkan v.s. ibaret bir heyet ile 2.000 kişi ile 20.000 at ve 1.000 deve gönderdi. Bu zamana kadar Çin'e gelen yabancı heyetlerden bunun kadar kalabalık bir heyet yokmuş. Çin imparatoru, onlardan yalnız toplamaya başlayınca, bu durumdan hoşnut olmayan Çinliler isyan etmişlerdir.

Ay Tengride Kut Bulmış Alp Külük Bilge Kağan 808 senesinde ölünce yerine «Ay Tengride Kut Bulrrrş Alp Bilge Kağan» geçmiştir. Bu unvanın manası, «Ay Tanrısında Saadet Bulmuş, Kahraman Bilge Kağan» dır. Bu kağanın diğer Uygur kağanları arasındaki önemi, Karabalgasun yazıtını kendi adına yazdırmış olmasındandır. Bu dönem Uygurlarının, bilhassa kağanlarının faaliyetlerini Çin kaynaklarından çok bu yazıttan takip edebilmekteyiz.

Karabalgasun yazıtı, Türkçe, Çince ve Sogdça olarak yazılmıştır. Bütün dillerdeki metinler ne yazık ki şimdiye kadar sağlıklı bir şekilde Türkçemize kazandırılamamıştır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Böğü Kağan'm Öldürülmesi ve 840'a Kadar Uygurlar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Ara 2010, 18:29

Ay Tengride Kut Bulmış Alp Bilge Kağan'ın önemli siyasi faaliyetleri yoktur. Kendinden önceki kağanlar gibi Maniheizm'in yayılması için de fazla bir gayret göstermemiştir. Bu kağan da Çin imparatorundan bir prenses istemiş ve şimdiye kadar olduğu gibi, bu prensesin de Uygur ülkesine gitmesi çok masraflı olduğu için, imparator bu evliliğe razı olmamıştır. Bu sırada Uygurlardan Çin'e gelmiş olan 8 Mani rahibinden bu mesele için aracılık etmeleri istenmiştir. Bu Mani rahiplerinin aracılığıyla Uygur kağanı isteğinden vazgeçmiştir. Bu hadise, bize hem Uygurların bu sıralarda siyasi yönden zayıfladığını, hem de Mani dininin daha doğrusu Mani rahiplerinin manevi tesirlerinin ne kadar fazla olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.

Ay Tengride Kut Bulmış Alp Bilge Kağan ölünce, yerine bir evvelki kağanın küçük kardeşi 821 senesinde kağan olmuştur. Bu kağanın unvanı «Ay Tengride Kut Bulmış Bilge Kağan» dır. Manası, «Ay Tanrısında saadet bulmuş, Bilge Kağan» dır. Uygurların 21. kağanı olan bu kişinin bir başka ismi de «Hasar Tegin» dir. Hasar Tegin başa geçince, Çinlilerle akrabalık kurmak istemiş ve Çin imparatoru da küçük kız kardeşi T'ai-ho Konçuy'u Hasar Tegin'le evlendirmiştir. Bu evlilik merasimini bir Çin kaynağından aynen aktarıyorum.

«821 senesinin mayıs ayında, Uygurların başbakanı Tudun, prenses, Mani dini adamları v.s. den ibaret 573 kişi, hep birlikte Çin sarayına geldiler. imparator, T'ai-ho Kon-çuy'un Uygurların kağanı ile evlenerek onun K'o tun (Hatun) olmasını emretti. Ayrıca bu haberin mabetten ilan edilmesini emretti. Bu arada Konçuy'u Uygurlara götürecek ve Uygurların kağanlığını tanıyacak elçilik heyeti de tayin edildi. Ayrıca, Uygurları idare etmesi için orada yeni bir idari teşkilat kurulacaktı. Uygurların memurlarına da, Çinlilerin akraba memurları gibi aynı şekilde muamele edilecekti».

Uygurlar, Hsien-an Konçuy öldükten sonra, birkaç mektup sunarak eskisi gibi akrabalığa devam etmek istediler. Fakat bu istekleri uzun süre kabul edilmedi. Sonra imparator, kuzey taraftaki Jung gibi barbarların ise yıllarca Çin sınırına taaruz ettiklerini düşündü. Bunun için Uygurların kağanının Çin prensesi ile evlenmek isteğini kabul etti. Bunu kabul ettikten sonra, imparator kendi küçük kız kardeşine T'ai-ho Konçuy unvanı verdi. Bu suretle Konçuy'u Uygurlara teslim etmek için onların kağanı ile evlenmeye gönderdi.

821 senesinde Uygurların «Tengride Kut Bulmış Alp Bilge Kağan» ı T'ai-ho Konçuy'u karşılamak için büyük elçi inanç Külüg, Tudun Sekel, dış işlerine bakan başvezir ve damadı, bir prenses, Tarkan v.s. ibaret bir heyet ile 2.000 kişi ile 20.000 at ve 1.000 deve gönderdi. Bu zamana kadar Çin'e gelen yabancı heyetlerden bunun kadar kalabalık bir heyet yokmuş. Çin imparatoru, onlardan yalnızca 500 kişinin başkent Ch'ang-an'a gelmelerini ve diğerlerinin ise T'ai-yüan şehrinde kalmalarını emretti.
821 senesinin temmuz ayında T'ai-ho Konçuy Uygur lara gitmek üzere yola çıktı. imparator, saray muhafız gü cünün yarısı ile beraber bizzat Tung-hua-men kapısına kadar geldi ve yolcu etti.

Konçuy'u Uygurlara götüren Çin görevlileri Çin'e döndükten sonra şunları anlattılar:

'T'ai-ho Konçuy, Uygurların memleketine gittiği ilk günlerde birkaç gece iyi uyuyabildi. Kağan, yüzlerce süvariyi bize göndererek Konçuy'un daha önce onlarla başka bir yoldan gitmesini rica etti. Fakat, elçimiz bu isteği kabul etmedi. Barbarların elçisi o zaman şöyle dedi, 'Eskiden Hsien-an Konçuy bize geldiği zaman, Uygurların otağına yüzlerce mil mesafe kala bizzat bizimle beraber gitmişti. Şimdi, bizi niçin kabul etmiyorsunuz?'

Çin elçisi de şöyle cevap verdi:

'imparatorumuz, Konçuy'u kağanınıza götürmemizi emretti. Kağanınızın henüz daha kendisini görmedik. Konçuy daha önce sizle nasıl gidebilir.' Barbarların elçisi bir daha ısrar etmedi ve isteğinden vazgeçti'.

'Ondan sonra, biz Uygurların başkentine geldik. iyi seçilmiş bir günde, Konçuy'a Uygurların Hatunu unvanı verildi. Merasimde kağan evvela kulenin yukarısına çıktı ve kendi yüzünü doğuya doğru çevirerek oturdu. Bu kulenin aşağısında Konçuy'u oturtmak için keçe ile süslenmiş hususi bir çadır kurulmuştu. Barbarların şefleri Konçuy'a barbar adetlerini öğrettiler. Bundan sonra, Konçuy kendi T'ang, yani Çin elbiselerini çıkardı ve barbarların elbiselerini giydi. Bir kadın hizmetçi ile beraber kulenin önüne çıktı ve yüzünü batıya doğru çevirerek ibadet etti. Biraz sonra, kendisi tekrar keçe çadırına döndü. Evvelce giydiği elbiseleri çıkardı ve hatunun resmi elbisesini giydi. Bu elbisenin üstünde yukarıdan aşağıya doğru uzanan kırmını bir kaftan ve bunun üzerinde de kızıl renkli ceketi vardı. Altından yapılmış bir taç, saçın önüne kadar yüzünü kapadı. Konçuy bunları giyinerek binanın dışına çıktı ve evvelki merasimde olduğu gibi kağanın önüne kapanarak selam verdi.

Babarlar evvelce, önde küçük bir oturma yeri bulunan büyük bir tahtırevan hazırladılar ve onu ipeklerle süslediler. Bu sırada başvezir, Konçuy'u tahtırevana davet etti. Ondan sonra, dokuz kabile Uygurlarının baş-vezirleri kısımlara ayrılıp beraberce bu tahtırevam taşıdılar. Güneşin dönüş yönüne uyarak avlunun sağ tarafından başlayıp dokuz defa döndüler. Ondan sonra Konçuy tahtı revandan indi ve kuleye çıktı. Kağan ile beraber yüzünü doğuya doğru çevirip oturdu. Az sonra, bütün memurlar ve saray mensupları gelip onları ziyaret ettiler ve hatuna selam verdiler'.

'Hatunun kendine mahsus bir hususi otağı vardı. Kağan, iki vezirini onun hizmetine vererek otağa girip çıkmalarını emretti. Çin elçilik heyetinin dönmesinden önce, hatun kendi otağında bizi yemeğe davet etti. Bütün gün bizden ayrılmadı ve gözyaşı döktü. Kağan da bunun için bize çok hediye verdi'.

Bu evlenme merasiminden sonra Uygurlar Çin imparatoruna bir elçi yollayarak şunları bildirmişlerdir:

«Biz T'ai-ho Konçuy'u iyi karşılayabilmek için 10.000 süvariyi P'ei-t'ing (Beşbalık) şehrine, 10.000 süvariyi de An-hsi şehrine (Tanrı dağlarının güneyinde) göndererek Tibetlileri buralardan kovmak istiyoruz». Bu elçilik heyetine Çin imparatorunun ne şekilde bir cevap verdiği bilinmemekle beraber, bu tarihten sonra Uygurlarda büyük karışıklıkların meydana geldiğini görmekteyiz. Hasar Kağan bütün maiyeti ile birlikte öldürülmüştür. Yerine 832 senesinde kağan olan manevi oğlu «Hu Teğin» in geçtiğini ve unvanının da «Ay Tengride Kut Bulmış Alp Külük Bilge Kağan» olduğunu biliyoruz. Bu unvanın manası ise «Ay Tanrısınca 500 kişinin başkent Ch'ang-an'a gelmelerini ve diğerlerinin ise T'ai-yüan şehrinde kalmalarını emretti.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Böğü Kağan'm Öldürülmesi ve 840'a Kadar Uygurlar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Ara 2010, 18:30

821 senesinin temmuz ayında T'ai-ho Konçuy Uygur lara gitmek üzere yola çıktı. imparator, saray muhafız gücünün yansı ile beraber bizzat Tung-hua-men kapışma kadar geldi ve yolcu etti.

Konçuy'u Uygurlara götüren Çin görevlileri Çin'e döndükten sonra şunları anlattılar:

'T'ai-ho Konçuy, Uygurların memleketine gittiği ilk günlerde birkaç gece iyi uyuyabildi. Kağan, yüzlerce süvariyi bize göndererek Konçuy'un daha önce onlarla başka bir yoldan gitmesini rica etti. Fakat, elçimiz bu isteği kabul etmedi.

Barbarların elçisi o zaman şöyle dedi:

'Eskiden Hsien-an Konçuy bize geldiği zaman, Uygurların otağına yüzlerce mil mesafe kala bizzat bizimle beraber gitmişti. Şimdi, bizi niçin kabul etmiyorsunuz?'

Çin elçisi de şöyle cevap verdi:

'imparatorumuz, Konçuy'u kağanınıza götürmemizi emretti. Kağanınızın henüz daha kendisini görmedik. Konçuy daha önce sizle nasıl gidebilir.' Barbarların elçisi bir daha ısrar etmedi ve isteğinden vazgeçti'.

'Ondan sonra, biz Uygurların başkentine geldik. iyi seçilmiş bir günde, Konçuy'a Uygurların Hatunu unvanı verildi. Merasimde kağan evvela kulenin yukarısına çıktı ve kendi yüzünü doğuya doğru çevirerek oturdu. Bu kulenin aşağısında Konçuy'u oturtmak için keçe ile süslenmiş hususi bir çadır kurulmuştu. Barbarların şefleri Konçuy'a barbar adetlerini öğrettiler. Bundan sonra, Konçuy kendi T'ang, yani Çin elbiselerini çıkardı ve barbarların elbiselerini giydi. Bir kadın hizmetçi ile beraber kulenin önüne çıktı ve yüzünü batıya doğru çevirerek ibadet etti. Biraz sonra, kendisi tekrar keçe çadırına döndü. Evvelce giydiği elbiseleri çıkardı ve hatunun resmi elbisesini giydi. Bu elbisenin üstünde yukarıdan aşağıya doğru uzanan kırmızı bir kaftan ve bunun üzerinde de kızıl renkli ceketi vardı. Altından yapılmış bir taç, saçın önüne kadar yüzünü kapadı. Konçuy bunları giyinerek binanın dışına çıktı ve evvelki merasimde olduğu gibi kağanın önüne kapanarak selam verdi. Babarlar evvelce, önde küçük bir oturma yeri bulunan büyük bir tahtırevan hazırladılar ve onu ipeklerle süslediler. Bu sırada başvezir, Konçuy'u tahtırevana davet etti. Ondan sonra, dokuz kabile Uygurlarının baş-vezirleri kısımlara ayrılıp beraberce bu tahtı revanı taşıdılar. Güneşin dönüş yönüne uyarak avlunun sağ tarafından başlayıp dokuz defa döndüler. Ondan sonra Konçuy tahtı revandan indi ve kuleye çıktı. Kağan ile beraber yüzünü doğuya doğru çevirip oturdu. Az sonra, bütün memurlar ve saray mensupları gelip onları ziyaret ettiler ve hatuna selam verdiler'.

'Hatunun kendine mahsus bir hususi otağı vardı. Kağan, iki vezirini onun hizmetine vererek otağa girip çıkmalarını emretti. Çin elçilik heyetinin dönmesinden önce, hatun kendi otağında bizi yemeğe davet etti. Bütün gün bizden ayrılmadı ve gözyaşı döktü. Kağan da bunun için bize çok hediye verdi'.

Bu evlenme merasiminden sonra Uygurlar Çin imparatoruna bir elçi yollayarak şunları bildirmişlerdir:

«Biz T'ai-ho Konçuy'u iyi karşılayabilmek için 10.000 süvariyi P'ei-t'ing (Beşbalık) şehrine, 10.000 süvariyi de An-hsi şehrine (Tanrı dağlarının güneyinde) göndererek Tibetlileri buralardan kovmak istiyoruz». Bu elçilik heyetine Çin imparatorunun ne şekilde bir cevap verdiği bilinmemekle beraber, bu tarihten soma Uygurlarda büyük karışıklıkların meydana geldiğini görmekteyiz. Hasar Kağan bütün maiyeti ile birlikte öldürülmüştür. Yerine 832 senesinde kağan olan manevi oğlu «Hu Teğin» in geçtiğini ve unvanının da «Ay Tengride Kut Bulmış Alp Külük Bilge Kağan» olduğunu biliyoruz. Bu unvanın manası ise «Ay Tanrısı»nda saadet bulmuş, kahraman, meşhur Bilge Kağan» dır. Bu kağanın diğer bir ismi de Hu T'e-le'dir. Bu kağanın idaresinden hoşnut olmayan başbakanın ve Tegin'in kendisine bir komplo hazırladıklarım duyunca, her ikisini de öldürtmüştür. Bu hadiseyi duyan diğer başbakan «Kürebir», 300 at rüşvet vererek Şatolarla birleşip kağana hücum etmiştir. Kağan kendi durumunun kötü olduğunu hissettiği için intihar etmiştir. Bu kağan ölünce yerine Kürebir Wu-tu-kung başa geçmiştir. Kendisine «Hasar Kağan» da de-nen bu kişinin kardeşi «Külük Baga» (Wu-chieh) Kürebir'e kızarak Kırgızlarla anlaşmış ve kağana taarruz etmiştir.

Yukarıda da görüldüğü gibi, 821 tarihinden sonra Uygurlarda siyasi yönden genel bir düşme görülmektedir. Uygurlardaki bu düşüşü Mani dinine bağlayanlar olduğu gibi, meydana gelen sülale değişmesinin de rol oynadığını ve Çin'in olumsuz etkisinin de olduğunu söyleyenler mevcuttur. Her ne sebepten olursa olsun, 840 senesinde Kırgızlar Uygurları büyük bir felakete uğratmışlardır. Yüzbin kişilik Kırgız ordusu Uygur başkenti Karabalgasun'u basıp son Uygur kağanını da öldürmüşlerdir. Uygurlar Kırgızlar tarafından büyüklü küçüklü kılıçtan geçirilmiştir. Kırgızlar böylece belki de Moyun Çur ve Kutluk Bilge zamanında uğradıkları yenilgilerin intikamını aldılar. Bu savaştan kurtulan Uygurlar çeşitli yönlerde hareket ederek yeni yurt edinmek için çaba sarfettiler.

840 Kırgız yenilgisinden sonra Uygurlar aşağıdaki şu çeşitli bölgelere dağılmışlardır:

1. 15 Uygur kabilesi Karluklara gitmiştir. Kartuklar daha önce 756 senesinde Çu vadisine gidip bu bölgede yerleşmişlerdi. Karlukların bir kısmı da Altay dağlarında kalmışlardı. Uygurların sığınmış oldukları Karlukların hangileri olduğuna dair elimizde kesin deliller mevcut değildir.

2. Bazı Uygur kabileleri Tibet ve An-hsi'ye göç etmişlerdir.

3. 13 Uygur kabilesi güneye inip Sarı nehrin Batı kısımlarına yerleşerek burada kendilerine yeni bir kağan seçmişlerdir. Bu Uygurlar daha sonra da Çin sınırına gelmişler, fakat 847 tarihinde Kırgız ve Çinliler tarafından dağıtılmışlardır. Dağılan bu Uygurlar, bugünkü Kansu ve Gobi çölünün batısında kalan şehirlere giderek yerleşmişlerdir. Yine güneye inen bu onüç kabile daha sonra Sha-chou ve diğerlerine nazaran Orta Asya Türk Tarihinde önemi daha fazla olan Kao-ch'ang şehrine yerleşerek yeni bir devlet kurmuşlardır.

4. Doğuda Moğol Shıh-wei kabilelerine sığınanları Kırgızlar takip ederek yakalayıp zorla öldürmüşlerdir. Kırgızların elinden kurtulan Uygurların bir kısmı ise Beş-balık şehrine giderek burada oturan Uygurlara iltihak etmişlerdir.

5. Bu gruplardan başka, Uygurlar ufak aileler halinde Kitan, Moğol ve Tunguz kabilelerine giderek bunların arasında karışmışlardır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Uygur İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir