Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Orhun Bölgesi Uygurları'nda Adlar ve Ünvanlar

Burada Uygur İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Orhun Bölgesi Uygurları'nda Adlar ve Ünvanlar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Ara 2010, 17:37

ORHUN BÖLGESİ UYGURLARI'nda ADLAR VE ÜNVANLAR:

Uygurlar Orhun bölgesinde yüzyıla yakın bir zaman kaldılar (744-840), devletlerinin hududu doğuda Onon ve Kerülen boylarına, batıda Kara İrtiş'e kadar uzanıyordu; güneyde Gobi Çölü tabii hududu teşkil ediyor, kuzeyde de Kem, Yenisey ve Kögmen Yış aynı şekilde tabii bir sınır meydana getiriyordu. Ancak Tenride Bolmış İl İtmiş Bilge Kağan, Kem'in sağ yanında yaşayan Çikler'i de devletine bağlamıştı. Uygurlar, bütün tarihleri boyunca Çinliler ile barış içinde yaşadılar ve Bukurka, yahut Burkurka'yı (Çin Şeddi) daha çok imparatorlara yardım etmek için aştılar. Uygurlar komşuları olan diğer kavimler tarafından da pek rahatsız edilmediler; kendi aralarında da devletlerini zayıflatacak derecede, büyük siyasi buhranlar çıkmadı. Bir kelime ile Uygurlar 96 yıl yurdlarında huzur ve sükun içinde yaşadılar. Bu sebeple Orhun bölgesinde ilk defa olarak (758'de) bir şehir kuruldu: Ordu Balık Yazılı edebiyatı olan bir din kabul edildi: Mani dini. Bu din insanlara barış için yaşamayı, iyiliği, doğruluğu, yumuşaklığı, alçak gönüllülüğü telkin ediyordu. Bütün bunlar ile Uygurlar devrinde Orhun bölgesindeki yazılı edebiyatın gelişmesini beklemek pek tabii idi. Fakat maalesef böyle olmadığı görülmektedir. Uygurlar'dan bize ancak bir kaç kitabe kalmıştır ki, bunların da pek çok /erleri okunamayacak derecede tahribata uğramıştır.

Bu kitabelerin en mühimi ve en iyi okunabilir durumda olanı Şine Usu kitabesidir. Bu kitabe Tenride Bolmış İl İtmiş Bilge Kağan'a aittir. Bu kağan babası Köl Bilge Kağan'ın yanında Uygur devletinin kuruluşunda rol oynadığı gibi, babasının ölümünden (747 yılı) sonra da mühim başarılar kazanıp Uygur devletini sağlam temeller üzerine oturttu. Dokuz Oğuzlar, Dokuz Tatarlar yeniden devlete bağlandıktan başka, Kem'in (Yukarı Yenisey) sol tarafından yaşayan Çikler de hakimiyet altına alındılar. Kağan Çikler'in başına tutug (tutuk) unvanlı birini geçirdiği gibi, ışbaralar ve tarkanlar da tayin etti. Daha mühim olarak Gök Türkler'in varisi olmak için mücadeleye atılmış olan Karluklar, Batı Gök Türkleri'nin ülkesine göç etmek zorunda bırakıldı. Basmıllar'a gelince, onlar da güçsüz bir kavim haline getirildi. Kağan Çin'i istila etmek için zamanın pek müsaid olmasına rağmen, imparatora yardım elini uzatmayı siyasetine uygun buldu. Bu yardımın karşılığında kendisi ve oğlu Çin prensesleri ile evlendiler. Çin prensesleri ile evlenmek, kağanların kudretlerini gösteren mühim bir sembol idi. Çünkü, "Gök'ün oğulları Barbarların" hükümdarlarına ancak kendilerini güçsüz bir durumda gördükleri zaman kız veriyorlardı. Orhun bölgesindeki Ordu Balık'ı, kuran da bu Uygur kağanıdır. Onu, tarihte ilk şehir kuran Türk kağanı olarak vasıflandırmak, şüphesiz yanlış sayılmaz.

Böylece Uygur İl İtmiş Bilge Kağan, Türk Bilge Kağan'ın arzu edip de yapamadığı ve elde edemediği şeylere kolayca erişmişti. 759 yılında ölen bu dirayetli Uygur kağanı bize pek değerli bir tarih vesikası değerinde, uzun bir kitabe bırakmıştır. Kağan bu kitabede başarılarını bizzat kendisi anlatır; olaylar anlatılırken, onların nerede ve ne zaman vuku buldukları da söylenir. Öyle ki sadece yıl ve aydan başka, gün ve hatta günün gündüz ve gece gibi vakitleri bile zikr edilir. Bu, gerçekten pek dikkate şayan bir husustur. Çünkü, XIV. ve XV. yüzyıllarda Türkiye'de ve hatta İran'da yazılmış tarih kitaplarının birçoğunda hadiselerin hangi yıllarda cereyan ettiği bile kaydedilmez.

Bu kitabeyi yakından inceleyen bir Türkolog şu hükmü vermiştir:

"Bundan böyle doğudaki Türk kavimlerinin başında bulunanlar tarihi kronolojiyi idrak etme merhalesine tam olarak ulaşmışlardır."'

Çin kaynaklarına göre bu Uygur kağanı babası zamanında M'o-yen Ç'uo adını taşıyordu. Bunun Türkçesinin Moyun Çor veya Bayan Çor olduğu söylenmektedir. Halbuki Avarlar'ın Moğol asıllı olduklarının ortaya atılmasında, kağanlarının taşıdığı, Bayan adı da başlıca delillerlerden biri olarak kullanılmıştı. Bu husus ne olursa olsun Moyun (Bayan) Çor'un da, anlaşılacağı üzere, bir ünvan olduğunda şüphe yoktur.

Tenride Bolmış İl İtmiş Bilge Kağan'dan sonra gelenler de, büyük ve sayıca çok Unvanlar taşımışlardır. Ancak onlardan pek çoğu, Kem boylarındaki beylerin kitabeleri gibi mütevazi kitabeler bile bırakmamış görünüyorlardı. Bu kağanlara Mani dinini kabul eden ve hatta Uygurlar'ın Bögü Kağan efsanesinin gerçek kahramanı olduğu ileri sürülmüş bulunan, Mou-hü'de (759-779) dahildir. Bu kağan Tenride Kut Bolmış İl Tutmış Alp Külüg Bilge Kagan'dır. Fakat Bögü Kağan efsanesinin tarihi kahramanı aranmak istenirse bu, bize göre, belki yukarıda kendisinden söz ettiğimiz Tenride Bolmış İl İtmiş Bilge Kağan veya 795-805 yılları arasında kağanlık tahtında bulunan Ulug Bolmış Alp Kutlug Bilge Kağan olabilir.

Uygur kağanlarının bıraktıkları bir kaç kitabenin çok yerlerinin okunamamasına ne kadar acınsa yeridir. Bunlardan biri de Ordu Balık yakınındaki kitabedir.

Bu kitabede, doldurulmak suretiyle ancak beş satırlık bir kısım okunabilir:

"(b)u Tenriken- ın Tenride k(ut) Bolmış Al(p) Bilge Tenri Uygur ka(ganın bitiği)." Kitabede Uygur adı açık bir şekilde okunuyor. Beş Balık- Koço bölgesinde bulunmuş olan Uygurca vesikaların bir çoğunda: "On Uygur İli" sözü geçiyor. Bu hususlar Uygurlar'ın kendilerini daima Uygur adiyle andıklarını gösterdiği gibi, 743 yılında on boyluk (On Uygur) oymak teşkilatını sürdürdüklerini açıkça meydana koyuyor. Tokuz (»Dokuz) Oğuzlar'a gelince, onlar Uygurlar'ın çağdaşı olmakla beraber tarihi hayatları, oymak teşkilatları, oturdukları yer ve Gök Türk kağanları hakimiyetindeki siyasi ve idari durumları ile On Uygurlar'dan apayrı bir bodun, yeni bir kavimdir. Bütün bu gerçekler tesbit edildikten sonra, Müslümanlar'ın Uygurlar'ı "Toğuz Guzz" adiyle anmalarının bu bakımdan (yani her bir kavmin bir olduğu) hiç bir değer taşımadığı açıkça anlaşılmış bulunur. Müslümanlar'ı yanıltan hususlar, Oğuzlar'ın, Uygurlar'ın yanında Gök Türk devletinin yıkılmasına katılmaları ile Uygur adının Oğuz (Uguz)'a benzemesi olmalıdır. Bize göre burada, daha sonraları Moğollar'a Tatar dedikleri gibi bir vakıanın karşısında bulunuyoruz. Diğer taraftan hiç kimse Huey-hu admın Uygur'dan daha çok Oğuz'u ifade ettiğini ileri süremez. Uygurlar'ın dokuz oymaktan meydana geldikleri sözleri ise sadece Çin tarihlerinde görülür. Uygurlar'ın kendi öz (yani Türkçe) kaynaklarında böyle bir ifadeye asla rast gelinmez.

Esasen Uygurlar ile çağdaş bir çok budunlar dokuz sayısı ile vasıflandırılmakta idiler:

Tokuz Oğuz, Tokuz Tatar, Tokuz Bayırku. Gerçekten bu üç budundan herbiri dokuz oymaktan mı meydana gelmişti? Bundan şüphe edilebilir. Zira dokuz sayısı, bilindiği üzere, Türklerce uğurlu ve kutlu bir rakamdır.

Uygur kağanlarından Ay Tenride Kut Bolmış Alp Bilge Kağan (808-821) Ordu Balık'da üç dilde (Türkçe, Suğdakça ve Çince) yazılmış bir kitabe diktirmişti. Bu kitabenin ancak Çince yazılmış olanı okunabiliyor. Burada daha önceki Uygur kağanlarından söz ediliyor. Türkçe Unvanların devamlılıklarını ve ne gibi bir tarihi gelişme gösterdikleri anlamak bakımından adı geçen kitabedeki kağanların bir listesini vermek yeride olacaktır.

Köl Bilge Kağan (744-747):

İlk Uygur kağanı; kağan olmadan önce, herhalde, baba ve dedeleri gibi el teber Unvanını taşıyordu. 716 yılında Bilge Kağan'ın önünden kaçan Uygur El-Teberi'nin babası olması daha muhtemeldir. Gök Türk kitabelerinde Uygur el teberi ancak bir defa geçiyor. Uygur bodundan ise hiç söz edilmez. Bu husus Uygurlar'ın o zaman siyasi bakımdan hiç bir ehemmiyet taşımayan bir budun olduğunu gösterir. Böyle olduğu halde bu bodun Gök Türkler'in halefi olabilmiştir. Bunda, şüphesiz en mühim rolü adı geçen Bilge Kağan oynamış, kavmini tarih sahnesine çıkarmıştır.

Tenride Bolmış İl İtmiş Bilge Kağan (747-759):

Yukarıda bu kağandan söz edilmişti; Ordu Balık (Kara Balgasun) kitabesinde, zeki iradeli ve bahadır bir kağan olarak tanıtılıyor.

Tenride Kut Bolmış İl Tutmuş Alp Külüg Bilge Kağan (759-779):

Çin kaynakları bundan Mou-yü şeklinde söz ederler. Bizzat Çin'e giderek orada çıkmış olan isyanın önünün alınmasında imparatora yardımda bulunmuştu. Mani dinini kabul eden bu kağandır.

Bir Mani metninde onun:

"Ulug İlig (İllig) Tenride Kut Bolmış Erdemin İl Tutmış Alp Kutlug Külüg Bilge Uygur Kağan, zahag-i Mani", gibi büyük unvanlar ile anıldığı görülüyor. Bu kağan zamanında Çin ile yapılan ticaret gelişmişti. Uygur tacirleri bir ata karşılık kırk parça ipekli alıyorlardı. Ancak kendileri için pek karlı görmediklerinden Çinliler bu ticaretten memnun değillerdi. Evvelce Bögü (Buku) Han efsanesinin tarihi şahsiyetini bu kağan'ın temsil ettiği ileri sürülmüştü; 779 yılında başkumandanı ve yakın akrabası Ton Mo-ho Ta-Kan (Ton Baga Tarkan) tarafından öldürüldü.

Ay Tenride Kut Bolmış Alp Kutlug Bilge Kağan (779-789):

Bu, az önce kağanı öldüren Ton Mo-ho Ta-kan (Ton Bag->a Tarkan)'dır. Kudretli ve şahsiyeti kuvvetli bir kağan idi: Tibetliler'i Koço'dan uzaklaştırmak sureti ile imparatora karşı dostluğunu göstermiş ve kendisine bir prenses verilmişti.

Tenride Bolmış Külüg Bilge Kağan (789-790):

Kardeşi tarafından öldürüldü.

Kutlug Bilge Kağan (790-795):

Bu kağan hakkında "cömert ve neşeli bir hükümdardı" deniliyor.

Tenride Uiuğ Bolmış Alp Kutlug Ulug Bilge Kağan (795-805):

Çin kaynaklarında onun başka bir oymağa mensup bulunduğu, öksüz olduğu için, büyük kumandanlardan biri tarafından evladlık edinildiği yazılıyor. Ordu Balık kitabesinde bu kagan'a geniş satırlar tahsis edilmiştir. Onun hakkında: "çadırında oturup planlar hazırlarken binlerce mil uzaklıktaki savaşı kazandığını tayin edebiliyordu; o bir esirgeyici ve koruyucu idi; halkını himaye ederdi. Zamanında meydana getirdiği düzenlemeler ve yaptığı kanunlar pek çoktur" deniliyor. Bundan başka onun kazandığı bir çok askeri başarılar da kısaca anlatılıyor ve "çorak yerlerde oturanları tatlı dil ile yerleşmeye çağırdığı" da söyleniyor. Çin kaynaklarında Tenride Ulug Bolmış Kağan'ın zeki ve harp sanatında mahir bir hükümdar olduğu, bütün kumandanlar üzerinde hayranlık ve korku uyandırdığı yazılarak, kitabede onun hakkında verilen bilgiler doğrulanır. Şüphesiz Uygurlar'ın iki büyük kağanından biri, Tenride Bolmış İl İtmiş Bilge Kağan (ölümü 759), diğeri de bu Tenride Ulug Bolmış Bilge Kagan'dır.

Tenride Alp Külüg Bilge Kağan (805-808):

Çin kaynaklarında bu kağan ile ilgili mühim bir bilgiye rastgelinemiyor.

Ay Tenride Kut Bolmış Alp Bilge Kağan (808-821):

Ordu Balık (Kara Balagasun)'da üç dilde yazılan kitabeyi diktiren bu kağandır. Kitabe, Alp İnancu Bağa arkan tarafından yazılmıştır. Maniheizmin bu devirde Uygurlar arasında çok yayılmış olduğu Çinliler'in dikkatini çekmişti. Uygurlar bu kağan devrinde Tibetliler ile devamlı savaş halinde idiler. Bununla beraber bu kağanın bir prenses ile evlenmek isteği, ancak hayatı sona ermek üzere iken kabul edildi. Bu yüzden gelin oğlan ile evlendi.

Kün Tenride Ulug Bolmış Alp Küçlüg... Bilge Kağan (821-824):

Çinli prensesin adı geçen kağanın katına getirilişi esnasında yapılan tören hakkında, prensese refakat eden Çin elçilik heyeti ilgi çekici müşahedelerde bulunmuştur.

Ehemmiyeti dolayısı ile bunları aynen naklediyoruz:

"... bundan sonra Kağan kulesine çıkarak yüzü doğuya doğru olmak üzere oturdu. O, kulenin altında Prenses için büyük bir çadır (otağ) kurdurmuştu. Sonra beraber prenseslerden bir heyeti prensesin yanma gönderdi. Bunlar ona Barbar geleneklerini öğreteceklerdi. Bu arada Kağan Prenses'den Barbar elbisesi giymesini istemişti. Yaşlı bir kadın bu hususta prensese yardım etmek için, görevlendirildi. Prenses otağdan çıkıp kulenin önüne geldi; başını eğerek batıya doğru selam verdi. Kağan oturduğu yerden kendisine bakıyordu. Bunun üzerine Prenses yeniden eğilerek selam verdikten sonra otağına çekildi. Orada elbisesini çıkarıp katun (hatun) elbisesi giydi. Bu, bir entari ile geniş bir kaftandan müteşekkil olup her ikisi de de koyu kırmızı renkte idi; başına da önü sivri, arkası düz bir başlık giydi.

Bundan sonra Prenses otağdan kuleye doğru ilerledi; eğilerek Kağan'ı selamladı: Bu, törenin ilk safhası idi. Barbarlar eğik perdeli bir tahtırevan hazırlamışlardı, perdenin önünde de küçük bir taht vardı. Devlet adamlarından bazıları Prensesi tahtırevana bindirdiler. Sonra herbiri bir boyu temsil eden dokuz devlet adamı tahtırevanı kaldırdılar; güneşi izleyip sağdan dönerek, Prensesin oturduğu tahtırevanı dokuz defa sarayın çevresinde dolaştırdılar. Bu merasim sona erince Prenses tahtırevandan indi; kuleye çıkıp yüzü doğuya doğru olmak üzere, Kağan'ın yanma oturdu. Devlet adamları mevkilerine uygun bir biçimde kendilerini Prensese takdim ettiler. O ayrı bir sarayda (veya daire) oturdu: İki devlet adamı belirli zamanlarda Katunun katına geliyorlardı. Bunlar onun işlerini görmekle vazifelendirilmişlerdi. Katun (yani Prenses) dönmemiz yaklaştığı sırada bizler için otağında bir ziyafet tertip etti. Fakat orada hüngür hüngür ağladı. Kağan ayrılacağımız gün biz elçilere değerli armağanlar verdi".

Bu müşahedede ilgimizi çeken birçok hususlar vardır. Bunlardan biri Uygurlar'ın, Çin medeniyetinin yüksekliğini iyice bilmekle beraber kendi geleneklerine bağlı kalmalarıdır. Eski Gök Türk kağanlarından bazılarının Çin medeniyetinin parlaklığı karşısında gözlerinin kamaşmış olduğu görülüyor. Fakat hepsi öyle değildir. Çinliler'in dini Budizm dururken Mani dininin kabul edilmesinin herhalde bir manası vardır. Gök Türkler'e ait bilinen en eski kitabe Çinçe değil Sugdakça yazıldı; yazı da batıdan alındı. Bilge Kağan'ın Çinliler hakkındaki söyledikleri sözler sadece kendisinin düşünceleri olmasa gerektir. Prenses ile ilgili törenin, onun imparatorun kızı olması ile hiçbir ilgisi yoktur. Bu, sürüp gelen eski bir geleneğin yerine getirilmesinden başka bir şey değildir. Prensesin bindiği tahtırevanın Kağan'ın sarayının çevresinde dokuz defa dolaştırılması, bu rakamın uğur getireceğine inanılmasından ileri geliyor.

Ay Tenride Kut Bolmış Alp Bilge Kağan (824-833):

Bu kağan yukarıdakinin kardeşi idi. Onun devrinde, Çin imparatoru, yollanan atların karşılığı olarak, 827 yılında adı geçen kağana 230.000 (diğer bir kayda göre 500.000) parça ipekli vermişti.

Ay Tenride Kut Bolmış Alp Külüg Bilge Kağan (833-839):

Görüldüğü üzere kağanların hükümdarlık müddetleri çok kısa sürüyor ve genç yaşta hayata veda ediyorlar. Mamafih, Selçuklu sultanlarından pek çoğunun saltanat müddetleri ve ömürleri de Uygurlar'ınkinden farklı olmamıştır. Bu kağan devrinde Çin başkentine gelen Uygur elçileri yanlarında ok atmakta mahir ve ata binmekte usta yedi kadın getirmişlerdi.
839 yılında devlet adamlarından biri Şatolar'dan bazıları ile hücuma geçip kağanı intihar etmeye mecbur bırakmıştı. Türk tarihinde intihar pek nadir bir hadisedir. Hatta eski Türkçede intihar manasına gelen galiba bir kelimede yoktur. Çünkü Türkler gerçekçi insanlardır. Ümid kalmamış gibi görünen anlarda bile ümidlerini sürdürdükleri görülür. "Çıkmayan candan umud kesilmez" sözü bu telakki ile ilgilidir.

Ho So (839-840):

Bu kağanın Türkçe Unvanları bilinemiyor. Bu, Orhun bölgesindeki son Uygur kağanıdır. 839 yılında yut yani hayvan kırımı başgösterdi. Bu da açlığa sebebiyet verdi ve onu salgın bir hastalık (veba) izledi. Bunlar da Uygurlar'ı zayıf bir duruma düşürdü. Kuzeydeki Kırgızlar'ın yanına kaçmış olan bir Uygur kumandanı onları Uygurlar üzerine yürümeye teşvik ediyordu. Kırgızlar da böyle bir fırsat beklemekte idiler. Hatta onlar Uygur kağanının altın otağını ele geçirmeye and içmişlerdi8. İslam kaynaklarına göre Uygur kağanının altın otağı sarayın damında kurulmuştu; beş fersahlık (takriben 30 kilometre) bir uzaklıktan görünürdü ve yüz kişi alıyordu. 840 yılında Kırgızlar kalabalık bir ordu ile (100.000 deniliyor) Ordu Balık'a hücum ettiler; hisarlar alındı, Kağan öldürüldü. Saraylar yakıldı (840). Orhun edebiyatı da sona erdi. Uygur boyları dağıldılar.

Görüldüğü üzere Uygur kağanları bilge (akıllı=bilgili), kutlug (talihli), alp (yiğit), külüg (ünlü), Ulug (ulu), küçlüg (güçlü) gibi şeref Unvanları taşımakta idiler. Bunlardan, yanılmıyorsam, ancak küçlüg Unvanı Orhun kitabelerinde görülemiyor. Bu Unvanlardan, bilge, kutlug, alp ve ulug Unvanları Müslüman Türkler arasında da kullanılmıştır. Küçlüg Unvanında küşlü (güçlü) şeklinde Harizm Şahlar devletinin hizmetindeki Kıpçak ve Kafili beyleri taşıyor. Küçlüg ve Kutlug Unvanlarının Moğolca konuşan kavimlerden bilhassa Nayman ve Kereyitler tarafından taşındığını da biliyoruz. Yine Uygur kağanlarının Unvanları arasında görülen İl İtmiş (ülkeyi düzenlemiş), İl Tutmış (ülkeyi idare etmiş veya ülkeye hakim olmuş) da, il Tiriş gibi, şüphesiz Unvanlardır. Fakat bunların, diğerleri gibi, yaygın olmadıkları anlaşılıyor.
Yine Uygur kağanlarının Unvanları arasında Ay Tenri de Bolmış, Kün Tenride Bolmış Unvanları da dikkati çekiyor. Bazin" bunların Ay Tenri (si), Kün Tenri (si) şekillerinde anlaşılması lazım geleceğini söylüyor.
Uygur kumandanlarının taşıdıkları Unvanlar hakkında Türkçe kitabelerde yok denecek derecede pek az Unvanlar görülebiliyor. Bunları da burada kaydediyoruz.

Boyla Kutlug Yarğan (Yaragan):

Suci kitabesi bu beye aittir: "Uygur yirinte Yaglakar Kan Ata keltim. Kırkız oğlı men, Boyla Kutlug Yarğan (Yaragan)" denilerek kitabe sahibi tanıtılıyor. "Bay bar etim. Ağılım on yılkım sansız erti (zengin idim on ağılım vardı; yılkım ise sayısız idi)" sözleri ile Kırkız oğlu Boyla Kutlug'un zenginliği de söyleniyor. Bazin Suci kitabesinin Kırgızlar devrinde (840-920) yazıldığı görüşündedir.

Çiğil Tutuk:

Aynı kitabede geçiyor. Bazı İslam kaynaklarında Çigiller'in bir Karluk boyu olduğu söylenir. Burada da Çigil, bu boyu ifade etmiş olabilir. Buna göre Çigil Tutuk= Çigiller'in Tutuk'u oluyor.

Kutlug Baga Tarkan:

Büyük kumandanlardan biri olduğu anlaşılıyor. Kırkız Oğlu Boyla Baga Yarkan bu büyük kumandanın buyruklarının öge'si idi. Kaşgarlı, öge'nin halktan (yani beylerden değil) akıllı ve tecrübeli kimselere verilen bir ünvan olduğunu açıklıyor. Anlaşıldığına göre öge de şeref Unvanlarından biri idi. Bu Unvanın Beş Balık - Koçu Uygurları ile Kara Hanlılar'da en büyük şeref ünvanı veya onlardan biri olarak kullanıldığı görülecektir.

Öz Bilge Büyin:

Şine Usu'da geçiyor ve "Katun yigeni Öz Bilge BUyin" deniliyor.

Tay Bilge Tutuk:

Tokuz (Dokuz) Oğuzlar'ın başı gibi görünüyor. Tenride Bolmış İl İtmiş Bilge Kağan: "Tay Bilge Tutuk'un, bir iki atlının kötü kimseler olmaları yüzünden" Kara budmım "öldün, yok oldun, yeniden bana itaat et" diyor. Olayların seyrinde Kağan'ın "Kara Budınım" sözü ile Oğuzlar'ı kasdettiği anlaşılıyor.

Kaynakça
Kitap: TURK DEVLETLERİ TARİHİNDE ŞAHIS ADLARI I
Yazar: Faruk SÜMER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Uygur İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir