Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Uygurlarda Ekonomik ve Kültürel Hayat

Burada Uygur İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Uygurlarda Ekonomik ve Kültürel Hayat

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:20

Uygurlarda Ekonomik ve Kültürel Hayat

Türk boylan içinde kendilerini en çok ticarete ve ekonomik kalkınmaya veren Uygurlar olmuştur. Aynı zamanda Uygurlar, yerleşik hayata geçen ilk Türk boylarından biri olmuştur. Yukarıda kısa tarihlerini verdiğimiz Uygurlar, 744-840 dönemi hariç, siyaseten müstakil kalma da pek başarılı olamamışlardır. Bu başarısızlıkta Uygur ileri gelenlerinin Mani dinini benimsemelerinin büyük rolü olmuştur. Zira, Mani dini, Türkler'in savaşçı ruhunu değiştirmiş, bu da onların siyasi mücadelelerde daha ileri gitmelerine tesir etmiştir.

Esasında ise, halkın büyük çoğunluğu Mani dinini benimsememiştir. Fakat idareciler ve ileri gelenler bu dini benimsedikleri için halk bir şey yapamamıştır.
Nitekim, sözde Mani dininin kabul edildiği Uygur Kağanlığında halk bilahare Budizme büyük alaka göstermiştir. Hatta bir kısım halk, Hıristiyanlığın bir kolu olan Nastürilik'e dahi ilgi duymuştur. Fakat, Batı Türkistan Türkleri tarafından büyük rağbet gösterilen İslam dini, çok geçmeden Uygurlar arasında da hızla yayılmaya başlamıştır. İslam'ı kabul eden Uygurlar ile diğer Müslüman Türk gruplarının oluşturduğu Karahanlı Devleti, bu içtimai karışıklığa son vermiştir.

Uygurlar çağı, Türk tarihine pek çok ilkler" ın gerçekleştiği bir devir olmuştur. Bunların başında ise, Doğu Türkistan'ın tamamen Türkleşmesi gelir. Uygurlar, Doğu Türkistan'a geldikleri zaman buralarda Türk boylarından Basmiller yaşıyordu. Basmillerden başka bazı İran menşeli grupların da yaşadığı Doğu Türkistan'da Uygurlar, önce İran kökenli halkı kovmuş, sonra da kendilerine katılan Basmiller ile birlikte yeni yurtlarında kendilerini ziraat, ticaret, sanat ve kültüre vermişlerdir. Kaşgar, Hoten, Turfan ve Yarkent gibi şehirlerin yanına Kara-Hoço, Karabalsagun, Beşbalık, Karaşar, Kulca, Kumul, Urumçi, Aksu, Soçu ve Çerçen gibi yeni şehirler kurulmuştur. Muntazam yollarla birbirine bağlanan bu şehirler kısa zamanda birer sanat, ticaret, sanayi ve kültür merkezleri haline gelmiştir. Zira, kendini ticarete veren Uygurlar kısa zamanda zenginleşmiş, bu zenginlik onları kültürel faaliyetlere sevk etmiştir. Bununla da yetinmeyen Uygurlar, Orta Asya'nın ve Çin'in belli başlı şehirlerinde, özellikle İpek Yolu üzerindeki şehirlerde, ticaret hayatının en aktif elemanları olmuştur. Ülkede açtıkları sulama kanalları sayesinde ziraatte oldukça ileri giden Uygurlar, ihtiyaç duydukları bitkileri ve meyveleri yetiştirmişler ve bunları pazarlarda satmışlardır.

Bu arada yetiştirilen iyi kaliteli pamuk işlenerek pamuklu kumaş imal edilmiş, yün ve yünlü kumaşlarla birlikte bu mallar, Çinliler'in ürettiği ipekli kumaşlardan sonra Orta Asya ve Çin pazarlarında en çok aranan mallar olmuştur. Ayrıca, maden yönünden zengin olan Türk ülkelerinde, madenleri en usta bir şekilde işleyip satanlar Uygurlar olmuştur. Bu arada yetiştirilen çok sayıdaki hayvan ve hayvan ürünleri de Uygur ticaretinin önemli mallarını teşkil etmişti.

Uygurlar'ın bu ekonomik kalkınmaları onları kültür alanında da hamle yapmaya sevk etmiştir. İş hayatında ziraatçının, tüccarın, sanatkar ve sanayicinin haklarım koruyan hukuki düzenlemeler (kanunlar) yapılmış ve herkesin işini sağlıklı bir şekilde yürütmesi sağlanmıştır. Ayrıca, alım-satım işleri de bazı kurallara bağlanmıştır. Bu kurallara uymayanlar iş ve ticaret hayatından uzaklaştırılmıştır.

Ekonomik ve ticari hayatında ileri giden Uygur Türkleri, kültürel hayata kolayca geçmişlerdir. İlerlemiş sanayilerinde üretilen en önemli maddelerinden biri kağıt idi. Kağıt sanayiinde ileri gitmeleri Uygurlar'ı okuma-yazma alanında da ileri götürmüştür. Bunun neticesinde matbaayı keşfeden Uygurlar, Gök-Türkler'den sonra kendi alfabelerini kullanan ikinci Türk topluluğu olmuşlardır. Müteharrik harflerle kurulmuş olan Uygur matbaası, Türk kültür tarihinin en önemli hadiselerinden birini teşkil eder. 1902-1909 arasında Doğu Türkistan'da ilmi tetkik gezisi yapan Alman Von Le Coq ile Grünwedel ve Fransız Pelliot Uygur alfabesinde baskı yapan matbaa parçaları ve harflerini bulmuşlardır.

Kendi matbaası ve alfabesi olan Uygurlar, neticede eğitim ve öğretim hayatında büyük başarılar sağlanmıştır. Bu da, onların dil ve edebiyat ile felsefe, din ve muhtelif bilim dallarında ileri gitmelerini sağlamıştır. Bundan başka Uygur Türkleri heykelcilik, resim, duvar resmi, çinicilik, kumaşçılık ve halıcılık sanat ve zanaat dallarında oldukça ileri gitmişlerdir. Bu arada Uygurlar'ın mimarlık alanında da ileri gittiklerini, şehirlerini surlarla çevirdiklerini, odalarının ve mabedlerinin içini renkli ve yaldızlı duvar resimleri ile süslediklerini bıraktıkları kültürel mirastan anlamaktayız. Yine duvar resimlerinden ve minyatürlerden anladığımıza göre, Uygurlar musiki ve dans alanlarında da ileri gitmişlerdir. Kısaca, Aurel Stein ve Sven Heden'in dediği gibi, bu güzel ve yüksek medeniyeti yaratan Uygur Türkleri bugünkü tohumlan ile ne kadar iftihar etseler azdır. Uygur devletleri yıkıldıktan sonra pek çok Uygur prensi ve bilgini Moğollar'a ve Koreliler'e devlet ve hükümet kurma da ve idare etme de hocalık yapmışlardır.

Kaynakça
Kitap: DOĞU TÜRKİSTAN TÜRKLERİ TARİHİ
Yazar: Mehmet SARAY
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Uygur İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir