Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Avar Devleti (400-552/805)

Burada Avar İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Avar Devleti (400-552/805)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 21:50

AVAR DEVLETİ
(400-552/805)


* Kurulduğu yer ve kapladığı alan:

Hunların Orta Asya'daki hakimiyetleri son bulduktan sonra Çin kaynaklarında Juan-Juan diye adlandırılan kavmin siyasi varlığı görülür. Bu devlet Yukarı Asya bölümüne (İrtişlen, Kore'ye kadar) yayılmış ve başkentlerini daha sonra Orhun kıyılarına nakletmişlerdir.
Orta Asya hakimiyeti Gök Türklere geçince batıya göçen Avarlar, burada doğ uya doğru hareket halinde olan Avrupa Hunlarını ve Kuzey Kafkasya kavimlerini hakimiyetleri altına alarak Tuna, Panonya (Batı Macaristan), Hazar denizi sahilleri ve kuzey Karadeniz alanlarında siyasi varlıklarını sürdürmüşlerdir.

* Zaman:

Orta Asya'daki hakimiyetleri M.S. 400'lerden, 552'ye kadar sürmüştür. Daha sonra Doğu Avrupada 558-805 arasında hakim olmuşlardır.

* İnsan:

Çin kaynaklarında Juan-Juan, Jov-Juan, Ju-Juandiye zikredilen bu kavmin kökeni hakkındaki bilgiler pek açık değildir. Prof.Dr.Bahaeddin Ögel Avarların aslen Moğol olduğunu ifade etmektedir. Hüseyin Namık Orkun ise bunların konuştuğu dilin Hunlarla aynı olduğunu belirterek, devlet yönetimindeki bazı ünvanların ve adların Türkçe olduğunu söylemektedir. W.Eberhard, F.Pelliot Avarların Moğolca konuştuğunu belirtiyor.

Orhun kitabelerinde "Apar", Rus vakayinamelerinde "Obry" adının aynı kavmi tarif için kullanıldığı anlaşılıyor. Avar/Abar kelimesi ise, karşı koyan anlamına gelmekteydi.
Birde Bizans kaynaklarının bahsettiği "Sahte Avarlar" vardır. Bunlar Orta Asyadaki gerçek Avarlar olmayıp, O'nların batıya yürüyüşleri sırasında önlerine kattıkları Kuzey Kafkasya kavimleri ve Attila Hunlarının arta kalanlarıydı. Bazı Bizans tarihçileri bu durumu ayırt ederek bunlara Avartıoni (Avarların önündekiler, ön Avarlar) diyorlardı.

Bizans tarihçisi Theopylakt Simokatta'nın deyişine göre "Sahte Avarlar" ın asıl adı "Arkhonid'lerdi. Bu ad onların iki reisinin adları idi; "Uar" ve "Honi" ...Bu adlarla iki ayrı kavim olduğu gibi, tek kavim olduğu hakkında da görüşler vardır. 558'lerde bu adla Kuzey Kafkasyada bir kavim görününce bunlar Orta Asyada devlet kuran Avarlar zannedilmişlerdir.

Bu tarihlerde Kafkasya'ya ve «aradenizin kuzeyalanlarınaayakbasan Avarların, bu adla anılması Bizans kaynaklarındaki eski kayıtlara dayanıyor. V.yy. tarihçisi Priskos da Avarlardan bahsediyordu. Bu kayıt 558'lerde Avrupaya gelenlerin, Asyadaki Juan-Juan'lar olduğu fikrini kuvvetlendiriyor. İstemi Yabgu'nun 576'da Türk iline gelen Bizans elçisi Zemarchos'a "Avarların Türk hakimiyetinden kaçtıklarfnı belirtmesi, Onların kimlikleri hususunda yukarıda söylenenleri kuvvetlendiriyor. Fakat Prof.Dr.Bahaeddin Ögel Avrupada kurulan Avar Devletinin, "Avar" adını taşımasına bakarak onların Orta Asyadaki Avar Devletinin bir devamı olduğu fikrine kapılmamalıyız derken yine bunlar içinde gerçek Avarların bulunabileceğini, bu devleti temsil eden ve düzenliyen halk kitlelerinin çoğunun Orta Asya ve Güney Rusya Türkleri olduğunu belirtmektedir.

* Bayrağı:

Yeşil zemin üzerinde dört nal giden bir at ve üzerinde yay geren bir süvari motifi bulunmaktadır.

* Siyasi tarihinin önemli olayları:

Avarların Orta Asyadaki hakimiyetleri 150 yıl kadar sürmüştü. Son Avar hakanı Anagayın öldürülmesiyle Avar Devleti çözülmeye başladı.

(552)

Fakat Gök Türkler, Avarları şiddetle takip ettiler. Avarların bir kısmı Çin'e iltica ederlerken, bir kısmı da batıya göç ettiler; "Türklerin deyimiyle kurt girmiş bir koyun sürüsü gibi batıya kaçan Avarlar, önlerine kim gelmişse itmişler ve en sonunda selameti Güney Rusya'ya sığınmada bulunmuşlardır. "

Güney Rusya'ya giren Avarlar burada Attila Hunlarını, Güney Rusya Türklerini ve Slavları teşkilatlandırıp siyasi bir varlık olarak ortaya çıktılar.
Avarların iktisadi düzen ve devlet teşkilatları Slavlara göre çok üstündü, "İslavlar, Avarların koyunları ile diğer sürülerini güdüyorlar ve savaşlarda da onların öncülüklerini yapıyorlardı. İslavlar ile Avarlar arasında karşılıklı bir saygı ve sevgiye dayanan "efendilik" ve "kölelik" bağları Bizans tarihçilerinin de gözlerinden kaçmamıştı. Avarlar strateji bakımından önemli bölgelere İslavları götürerek yerleştirmişler ve bu yerlerin bekçiliklerini onlara vermişlerdi."

Avarlar, Germen kavimlerinin de güçlerini kırmak için içlerine Slavları yerleştiriyorlardı. Yugoslavya ve Çekoslavakya'nın Slavlaşması, Avarların bu teşebbüsüyle gerçekleşmiştir.
Slavlar, Avarları kutsal bir ırk olarak kabul etmişlerdi. Onların bir memuru gibi çalışırlardı. Tarih kaynaklarında Slav kadınları ile kitle halinde evlenen Avarlardan bahsedilir. Avarların koyun çobanlığını yapan Slavlar için Zupan (Çoban) sözü bile büyük bir memuriyet ünvanı halinde zamanımıza kadar gelmiştir.

Avarların en önemli siyasi münasebetleri Bizansla olmuştur. Orta Asya Avar Devleti yıkılırken, Bizans'ta İmparator Jüstinien "Büyük Roma"yı yeniden kurmak için giriştiği askeri seferlerde (Van-dal, Vizigot, Ostrogot seferleri) başarılı olmuş, fakat doğuda Sasanilere karşı üstünlük sağlıyamamıştı. O sıralarda Karadenizin kuzey alanlarında Avarların belirmesi Bizansı iligilendirdi hatta rahatsız etti. 558 yılında İstanbul'a gelen Avar elçisi Kandik, İmparatora Avarların hizmetini sunarken, karşılığında yıllık vergi ve hediyelerle, yerleşilmek üzere toprak gösterilmesini istedi. Yıllık vergi kabul edildiyse de, yerleşmek için yurt isteklerine cevap verilmedi Mukabil olarak gönderilen elçi Valentin ile Avarların, Bizansın düşmanlarına karşı savaşması sağlanmış oldu. Fakat, 562'lerde Avarlar Oecunimas (Okinum) adlı bir elçi daha göndererek yurt isteklerini tekrarladılar. Fakat, İmparator Avar elçisini kabul edemedi. Çünkü o sıralarda Batı Gök Türk elçisi de İstanbul'da bulunuyordu.

568'de Avarların başına ünlü hükümdarları Bayan-Kağan geçti. Avarlar Orta Avrupaya girerek Panonyaya kadar ilerlemişler ve büyük bir devlet olmuşlardı. 570 yıllarında ise Avarlar, Don havzasına doğru ilerlerken, Gök Türkler batıya yönelerek Karadenizin kuzey alanlarına kadar ilerlediler. Bu durum Bizans üzerinde Avar baskısını artırdı. O sıralarda Bizansta İmparator Fokas iktidarı kaybetmiş başa Heraklius soyu geçmişti. Doğuda ise Sasanilerle mücadele halinde idiler.

Bizanslılar, İran'a karşı Batı Gök Türkler ile ittifak yapmak isterlerse de başaramazlar. Çünkü Bizansın siyaset sözüne güvenilmemektedir. Bunaldığı zaman verdiği sözleri, daha sonra unutmaktadır. Avarlaradayıllık vergi vererek, dost görünerek batıdaki barbarlar üzerine sevketmek istemektedir. Fakat Avarların, Tunanın güneyine geçmemesine de dikkat etmektedirler. Şimdi Bayan-Kağan Tuna'nın güneyine geçmek için köprü yapmakta, ama bunun Roma'nın (Bizans) zararına oimıyacağına da yemin etmektedir. Bayan-Kağan'ın amacı burada büyük bir Avar Devleti kurmaktı Hedefi, daha sonra Bizans elçilerine dediği "Ne yapmak istediğimi bilmek istiyor musunuz? Maksadımşudur ki, arkasına saklandığınız uzun taş duvarları imha edeceğim." sözünde belli olduğu gibi İstanbul idi... Bu mücadeleler içinde, 600'lere doğru Bayan-Kağan'ın öldüğü anlaşılıyor. Bundan sonra artık adı geçmemektedir. Bizans kuzeyden Avarlar tarafından sıkıştırılırken, güneyden de Arap tehlikesi büyümekteydi.

Avarlar ise, İstanbul'u elegeçirmek amaçlarından vazgeçmemişlerdi. 616 yılında Bizans imparatoruyla, Avar Hanı'nın Heraklea şehrinde buluşmaları kararlaştırıldı. Avarların amacı İmparatoru esir almak ve İstanbul'u ele geçirmek idi. Fakat bu planları anlaşıldığı için imparator derhal geri dönerek İstanbul'u savunmaya hazırlanmıştı. Bizansın, bu durumun intikamını alacak hali yoktu. Vergi ve rehineler göndererek anlaşma yolunu tercih etti. Halbuki Avar Han'ı İranla irtibat kurup, birlikte İstanbul'u ele geçirmeyi hatta ganimetleri İran hükümdarına bırakmayı teklif ediyordu. İki ordunun İstanbul önlerinde buluşma zamanı olarak da Haziran 626 yıl ı kararlaştırılmıştı. Bizans bu durumu öğrenince, Fırat boylarındaki imparatoru haberdar etmişti.

29 Haziranda Avar ordusu İstanbul önlerinde göründü. İran ordusu da Anadolu yakasında (Üsküdar'da) ordugahını kurmuştu. Şehrin kuşatılması ise Temmuz sonlarında başladı. Büyük Avar ordusunu gören bir Bizans şairi "Bu bir tek ordu değil, bir çok ordular idi. Bu bir millet değildi. Bir çok milletlerden ibaretti." diyor.(438) Avar ordusunda Slav ve Bulgarlar da vardı. İstanbulda ise, Patrik tarafından Hz. Meryem'in elbiseleri ortaya çıkarılmakta ve O'nun şehri koruyacağına inanılmaktaydı.
2 Ağustos'da Avar Hanı'na, Bizans elçilik heyeti geldi.

Han, onlara şehirden üstlerindeki elbiselerle çıkıp, gitmelerini söyledi:

"Eğer balık olup denize saklanmazsanız veya kuş olup havalara uçmazsanız başka türlü hayatınızı kurtaramazsınız." dedi.

Bu görüşmede üç İran elçisi de bulunmuştu. Fakat buelçiler, Boğazdan karşıya geçerlerken Bizanslılar tarafından yakalanarak öldürüldüler. Birinin kafasını da bir mektupla İran ordugahına gönderip "Han bizimle sulh akdetti ve elçileri bize teslim etti. İşte birisini size gönderiyoruz, diğerlerini de merak etmeyin." diye haber göndererek kuşatmadan caydırmaya çalıştılar. Avar Hanı'nın şehri ele geçirmek için yaptığı teşebbüsler de sonuç vermeyince kuşatma kaldırıldı.

Avarlar kendi kuşatma araçlarını yakarak şöyle dediler:

"Romalılar, korkudan buradan çekildiğimizi düşünmeyin, yiyeceğimiz bitti ve size hücum için fena bir zaman seçmişik. Fakat kısa bir zaman zarfında birbirimizi tekrargöreceğ iz ve o zaman bize yaptığınıza yüz misli mukabele edeceğiz."

Bizans imparatorluğu şimdi Arap tehlikesiyle de karşı karşıya kaldığından, Avarlarla münasebetlerini siyasetle idare etmeye karar verdi.
630'lardan sonra Bizans tarihlerinde Avarlardan pek bahsedilmez. Avarların artık eski kudretleri kalmamıştı. Ayrıca Hıristiyanlaştırma etkilerine de maruz kalıyorlardı. O sıralarda Frank ülkesinde de Merovenjler sülalesi çökmüş, Kral Pepen'in 768'de ölmesiyle de Büyük Kari tahta geçmişti. Avarlar bir müddet Franklarla mücadele ettikten sonra 805 yıllanna doğru dağıldılar. Zamanla da Hıristiyanlaşarak, bu toplum içinde erimişlerdir.

* Türk tarihindeki önemi:

Avarların Türk tarihi ve daha çok Doğu Avrupa tarihi üzerinde etkileri görülmektedir. Batı Asyadaki Türk boylarını (Bulgarlar gibi) teşkilatlandırmışlar ve onları Doğu Avrupaya yerleştirmişlerdir. Fakat siyasi bakımdan devamlılık gösterememişlerdir. Bu husus Doğu Avrupa tarihi bakımından da önemlidir; Slavları bu bölgelere yerleştiren ve onlara siyasi teşkilatlanmayı öğretenler Avarlar olmuşlardır. Kendilerinin siyaset sahnesinden çekilmesinden sonra bu bölgede Slavlaşma hız kazanmıştır. Çek bilgini J.Peisker, Slavların devlet kurma yeteneğinden mahrum bulunduklarını ileri sürmüş, Slav hukuk tarihi üzerinde çalışan K.Katlec de Türklerin, Slavlar üzerindeki kültürel ve hukuki tesirlerini göstermiştir.

Kaynakça
Kitap: Tarihte Türkler ve Türk Devletleri
Yazar: Nuri Yazıcı
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Avar İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir