Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Hükümet, AKP Vekilleri ve Balyoz Davası

Burada Balyoz Davası hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Hükümet, AKP Vekilleri ve Balyoz Davası

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 May 2011, 22:50

HÜKÜMET VE AKP VEKİLLERİ

Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, AKP'nin bakanları ve milletvekilleri Balyoz iddiaları ortaya çıkar çıkmaz suçsuzluk karinesini bariz bir şekilde çiğneyerek her fırsatta bu iddiaların doğru olduğunu ifade edince, ülkenin yargısı kendisini baskı altında hissetmez mi?
AKP yanlısı medya karalama kampanyası ile Balyoz şüphelileri aleyhine ortam oluşturmak için harıl harıl yalan yayın yapınca, bundan ülkenin savcıları ve hakimleri etkilenmez mi?

Belki de en vahimi, AKP'nin bir bakanı şüpheliler hakkında tahliye kararı veren bir hakimi "çetenin hakimi" olmakla suçlayınca yargı bir daha şüpheliler lehine karar çıkarmaktan çekinmez mi?

Balyoz soruşturma sürecinde, ve sonrasında Hükümet üyeleri ve AKP üyelerinin yaptıkları açıklamaları, kayda geçmek için tarih sırasıyla buraya aktarıyoruz.

AKP Milletvekili Avni Doğan: "Fişleme Sırası İnşallah Bizde"

16 Şubat 2010'da AKP'nin kurucu üyesi, Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan Balyoz soruşturması ile ilgili olarak "Kim muhafazakar, kim ramazanda oruç tutuyor hepsini fişlemişler. Eee şimdi biz onları fişliyoruz. 40 sene onlar bu halka yaptı, inşallah sıra bizde. Yapmaya çalıştığımız bu arkadaşlar" dedi. Bu ifadeleri tepki alınca da, 21 Şubat 2010'da Türkiye'de geçmişte halkı fişleyenleri AK Parti olarak, fişlediklerini değil, deşifre ettiklerini söylemek istediğini belirtti.

"O konuşmamda Ergenekoncuların, Balyozcuların, çetelerin, 28 Şubatçıların Türkiye'de insanları fişlediğinden bahsettim. Bu sözlerimin üzerinde duruyorum. Bunların fişlediğini mahkemeler tespit etti, Türkiye tespit etti. Herkes tespit etti. Orada yanlış anlaşılan şey; biz şimdi deşifre ediyoruz."
Bu konuşmanın yapıldığı 21 Şubat'ta henüz soruşturma devam ediyor. Gözaltılar bile başlamamış (bir gün sonra başlayacak). Mahkemenin tespit ettiği birşey yok. Ayrıca herhangi bir suç söz konusu olduğunda şüphelileri "deşifre" etmek AK Parti'nin değil, adalet mekanizmasının yetki ve görevidir, herhalde?

Avni Doğan, "fişleme sırası bizde" şeklindeki samimi ifadelerinin ardından partisinin kısa süreli ihraç kararına maruz kaldı. Ancak bu "ceza"nın ne kadar samimi olduğunu yine Doğan'ın 28 Mart 2010'da verdiği bir röportajdan okuyoruz. Avni Doğan, AKP'nin verdiği 4 aylık ihraç kararından sonra başbakan Yardımıcıları Bülent Arınç ve Cemil Çiçek'le biraraya geldiğini, ancak görüşmede ceza pazarlığı yapılmadığını
söyledi. "Gücenip gücenmeyeceğimi sordular. [...] benim gönlümü aldı arkadaşlar" dedi.

Sanayi Ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün: "Çetenin Nöbetçi Hâkimleri"

Hükümet üyelerinden gelen en tahlihsiz açıklamalardan biri Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün'e ait. Ergün, 1 Nisan 2010'da 19 şüphelinin tutukluluk hallerine yaptıkları itirazı kabul eden 12. Ağır Ceza Mahkemesi Nöbetçi Hakimi Oktay Kuban'ı ima ederek 4 Nisan'da "Maalesef
çetenin nöbetçi hâkimleri, savcıları oluyor" dedi.AJ Zaten açıklamanın hemen ertesinde, 5 Nisan'da savcıların bu karara itiraz etmesiyle birlikte şüpheliler hakkında tekrar tutuklama kararı çıktı.

Bir ülkenin bakanı, ülkesinin hakimine aldığı karar nedeniyle nasıl hakaret eder?

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik:


"Balyoz Bir Darbe Planıdır"

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik 11 Mart 2010'da aynen şöyle söylüyor:

"Balyoz bir darbe planıdır. Sayın Çetin Doğan, milletin zekasıyla alay eder gibi konuşmalar yaptı. Yok plandı, senaryoydu. Bırakın Allah aşkına. Artık mızrak çuvala sığmıyor."

AKP Genel Başkan Yardımcısı ve başbakan yardımcısı Hüseyin Çelik, Balyoz belgelerini yakından incelemiş olacak ki bunların gerçekliği üzerine hiçbir şüphesi yok. Kendi savunmasını yapması en tabii hakkı olan Çetin Doğan'ı küçümseyen, söylediklerini yalanlayan demeçler veriyor.

Bununla da bitmiyor, henüz soruşturma safhasında olan Balyoz iddiaları için 22 Mayıs 2010'da şunları söylüyor:

"2002 yılında iktidara geldikten 4 ay sonra balyoz ve buna benzer isimler altında bir yığın darbe planları yapıldı. Bize kurulan bu haksız ve acımasız komplo ve tuzaklar karşısında biz hep önce Allah'a sonra da halka sığındık. Biz halkımızdan aldığımız güçle iktidara geldik. Ama bu güçler, bizi devirmek adına her türlü komplo ve tuzağı kurup bize devirmeye çalıştılar."

Bu ülkenin başbakan yardımcısı soruşturma safhasında olan iddiaları nasıl doğrular?

Başbakan Erdoğan: "Biz Bunları Duyduk"


Balyoz iddialarını reddetmek üzere Çetin Doğan'ın kimi TV kanallarında yaptığı açıklamalardan sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan önce kendisi için "kanal kanal geziyor" diye söylendi (1 Şubat 2010). Daha sonra, Balyoz soruşturmasında ilk dalga gözaltılarla birlikte şüphelilerin sorgulandığı son gün, 26 Şubat Cuma günü Balyoz iddiaları ile ilgili olarak "Biz bunları duyduk, ama işimize baktık" dedi.

"İşte bugünlerde gündeme getirilenler [Balyoz]... Siz zannediyor musunuz ki biz bunları hiç duymuyoruz. Bunlar duyuluyor ama biz hiçbir zaman gerilimin taraftarı olmadık. Biz işimize baktık. Ne yazık ki onlar da işlerine baktılar" dedi. "Bütün bu kirli senaryolara, kirli oyunlara, kirli ilişkilere, hukuk dışı girişimlere karşı boynumuzu hiçbir zaman bükmedik, bundan sonra da bükmeyeceğiz."

Aynı gün, Doğan dahil olmak üzere sorguları tamamlanan diğer şüpheliler mahkeme kararı ile tutuklandı.
Başbakan Erdoğan, Balyoz davasını referandum için siyasi malzeme olarak da kullandı. Soruşturma kapsamında tutukluların tahliye edilmesi ve akabinde tekrar tutuklanmasına ilişkin olarak 6 Nisan 2010'da HSYK'da neden değişikliğe gittiğimizi daha iyi görüyorsunuzdur" dedi.

Bu süreçte anormal olanın şüphelilerin tahliye edilmesiymiş gibi, ve bu anormal durumdan HSYK sorumluymuş gibi.

Başbakan Erdoğan 23 Mayıs 2010'da yaptığı bir konuşmada:

"Mafya çete bu tür örgütlenmeler çöktü. Birileri Balyoz'da şunda bunda avukatlığa soyunuyor. VTR'lerde bunları görüyorsunuz, bunları savunanlar var. Bunlarla siyaset yapmaya çalışanlar var."

Evet, Balyoz ile siyaset yapmaya çalışanlar var...
Balyoz iddianamesi 19 Temmuz 2010'da kabul edildi. 10. Ağır Ceza Mahkemesi 23 Temmuz'da hazırladığı tensip tutanağı ile 102 şüphelinin "yakalanmasına" karar verdi. 1 Ağustos'ta terfilerin görüşüleceği YAŞ toplantılarından tam bir hafta önce, terfisi görüşülecek 12 muvazzaf general hakkında yakalanma kararı çıkmış oldu. 4 Ağustos'ta YAŞ toplantılarının bitmesinin hemen ardından 6 Ağustos 2010 tarihinde 11.inci Ağır Ceza Mahkemesi yakalama müzakkerelerinin kaldırılmasına karar verdi.

İddianamenin kabulü, ortada yeni kanıtlar olmadığı ve yasal olarak "kaçak" bulunmadığı halde yakalama kararının çıkması YAŞ toplantılarının hemen öncesinde oluyor. Toplantılar biter bitmez (terfiler engellenir engellenmez), akşam saat 21:30 civarında yakalama müzekkeresi kalkıyor. Bu zamanlamanın tesadüf olduğunu söylemek mümkün değil.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç:

"Bodrum'da tatil yapıyor, neşeler saçıyor. Gel deyince sedyeye yatıyor."

Bugün gazetesinde 19 Ağustos 2010'da yayımlanan bir habere göre Balyoz sanıklarının mahkemeyle dalga geçer noktaya geldiklerini savunan9 Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç [Çetin Doğani kastederek], "Bodrum'da tatil yapıyor, neşeler saçıyor. Gel deyince sedyeye yatıyor. Tahliye kararı çıkınca hastane önünde saatlerce konuşuyor" ifadelerini kullandı.
Herşeyden önce, bir hukuk devletinde bir Başbakan Yardımcısının yürüyen bir hukuki davanın sanıkları hakkında bu tarz ifadeler kullanması kabul edilebilir gibi değil.

Bülent Arınç'ın bu ifadesine sondan başlayalım. Birincisi, Çetin Doğan'ın taburcu olmasının ardından yaptığı konuşmada "Balyoz" belgelerindeki sahteciliğe dair somut olgulara işaret etmesi ülkenin başbakan yardımcısını neden rahatsız eder?
İkincisi, Bülent Arınç eğer istese Çetin Doğan'ın tüm sağlık raporlarına ulaşabilirdi; götürüldüğü Adli Tıp kurumundaki muayenesinden sonra neden hastaneye sevk edildiğini, neden bu hastanede kendisine ikinci bir kez anjiyo yapıldığını, ve nasıl bir tedavi uygulandığını araştırabilirdi.

Bülent Arınç, istese şu bilgiye de ulaşabilirdi:

hastane heyeti, Çetin Doğan'ın, hakkındaki yakalama kararı henüz kalkmadan, Doğan'ın 9 Ağustos Pazartesi sabahı taburcu edilmesine karar verdi. Taburcu olmasının akabinde (muhtemelen kapısında nöbet tutan emniyet görevlileri tarafından) Beşiktaş adliyesine götürülecekti. 6 Ağustos Cuma akşamı 11. Ağır Ceza Mahkemesi yakalama kararını kaldırdı ve Doğan, heyetin daha önceden kararlaştırdığı üzere 9 Ağustos Pazartesi günü taburcu edildi.

Bırakın yürüyen bir davanın sanığının, herhangi bir insanın sağlık durumu ile "sedyeye yatıyor" diye dalga geçmek, en basitinden yakışıksız bir davranış. Bu ifadeler aynı zamanda Arınç'ın sahip olduğu insani değerler hakkında da oldukça aydınlatıcı.

Devlet Bakanı Egemen Bağış: Balyozcular Bizi Bir Köşede İnfaz Edecekti

Türkiye'nin AB ile ilişkilerinden sorumlu bakanı Egemen Bağış Balyoz kurgusu yeteri kadar dehşet verici değilmiş gibi daha da ürkütücü senaryolar yaratma ihtiyacı hissediyor. Balyoz darbesi akabinde diğer AKP'liler ile birlikte infaz edileceğini öne sürüyor.

Bakın Bağış neler diyor:

"Ben stadyuma biraz erken gittim ve stadyum dolarken ne düşündüm biliyor musunuz? Balyoz Darbe Planı'nı düşündüm. Nedir o planın ana unsurlarından biri hatırlayalım: İsimleri tespit edilenler stadyumlara doldurulacak. O planda Olimpiyat Stadı'nın rolünü anımsamak içimi ürpertti. Muhtemelen hem tribünleri hem de sahayı dolduracaklardı... Plana hayali denilebilir. Ama nedense tutuklanacakların isimleri gerçek. Listede adı olan Cengiz Çandar gerçek, Ali Bayramoğlu gerçek, Mustafa Karaalioğlu gerçek. Ve biz Balyoz Planı başarıya ulaşsa tutuklularla doldurulacak stadyumda U2 konseri yapıyoruz. O planda adı olmayanlar var. O plan uygulamaya konsaydı hedeflerden biri de bizlerdik.Ama bizim adımız yok. Neden? Ben söyleyeyim, adı olmayanlar stadyuma kadar bile götiirülmeyip bir köşede infaz edilecekti de ondan. Stadyuma doldurulacaklar ne olacaktı? Stadyumlar da idam sahaları olacaktı."

Egemen Bağış'ın buradaki ifadelerinden hangisi en vahimi?

Hayali bir plan üretenlerin tutuklanacaklar listesine hayali değil de gerçek isimler koymuş olmalarını anlamlı bulmasının mantıksızlığı mı? Henüz başlamamış bir davadaki iddiaları doğru kabul edip, masumiyet karinesini çiğnemesi mi?

Yoksa üzerine idam senaryoları ekleyerek kendisinin bir köşede infaz edileceğini söyleyecek derecede mağduriyet edebiyatı yapması mı? Aslında en vahimi bu kişinin Türkiye'nin (hem de AB müzakerecisi) bir bakanı olması.

Kaynakça
Kitap: Bir Darbe Kurgusunun Belgeleri ve Gerçekler
Yazar: Pınar DOĞAN, Dani RODRİK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Balyoz Davası

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Google [Bot] ve 1 misafir