Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Balyoz Soruşturmasında TÜBİTAK

Burada Balyoz Davası hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Balyoz Soruşturmasında TÜBİTAK

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 May 2011, 22:24

TÜBİTAK

TÜBİTAK'ın ilk Balyoz raporu


Savcı Bilal Bayraktar'ın bizzat ismini vererek seçtiği TÜBİTAK mensubu Hayrettin Bahşi'nin başka iki TÜBİTAK çalışanı (Erdem Alparslan* ve Tahsin Türköz) ile birlikte 19 Şubat 2010'da hazırladığı beş sayfalık rapor savcılar tarafından Balyoz belgelerinin orijinal olduğuna dair kanıt ve onlarca şüphelinin tutuklanmasına gerekçe olarak gösterildi.

TÜBİTAK'ın Balyoz CD'leri için hazırladığı bu rapor, raporu değerlendiren bir uzman kişinin ifadesiyle, "en iyi ihtimalle sorumsuzca, en kötü ihtimalle ise kasıtlı olarak okuyanı yanıltmak üzere yazılmış."

Bu raporla ilgili bilgileri, çeşitli sorular ile ara başlıklar altında sunuyoruz.

Balyoz Soruşturmasında TÜBİTAK Raporu Neden Hayati Önem Taşıyor?


Baransu'ya kimin verdiği belli olmayan bavulda Balyoz ile ilgili tüm suç unsuru belgeler CD'lerin içinde kayıtlı. Bu belgelerin hazırlandıkları iddia edilen tarihlerde (2002-2003) alınmış imzalı ya da imzasız çıktıları yok. Tüm belgeler dijital formatta ve 11 no.lu CD'nin içinde kayıtlı. Bu sebeple, bu CD'lerin orijinal olup olmadığı, yani iddia edilen kişiler tarafından ve iddia edilen tarihlerde oluşturulup oluşturulmadığı konusu, dolayısıyla TÜBİTAK'ın bu konuda yapacağı saptama birinci dereceden önemli.

Tübitak'ın Sadece CD'ler Üzerinde Yaptığı Üstveri İncelemesi İle CD'lerin Gerçekte Kimler Tarafından ve Ne Zaman Hazırlandığını Tespit Etmesi Mümkün mü?

Bu sorunun yanıtı çok basit: hayır. Soruşturma sürecinde iki Amerikan bilirkişi kurumunun (Computer Investigative Associates ve Cyber Diligence) raporlarında, Askeri Savcılığın ve İTÜ'nün hazırladığı çeşitli raporlarda da açıkça belirtildiği gibi, sadece CD'ler üzerinden yapılan bir inceleme ile CD'nin ve içindeki belgelerin gerçekten kimler tarafından ve ne zaman yaratıldığını tespit etmek mümkün değil. Zira, sahte bir CD hazırlamak isteyen herkes, bu iş için kullandığı bilgisayarın sistem saatini ve kullanıcı adını değiştirerek istediği tarih ve kullanıcı ismiyle belge üretebilir, bu belgeleri bir CD'ye kaydedebilir. Bu basit gerçek bilahare TÜBİTAK'tan değişik bir bilirkişi heyetinin hazırladığı ikinci bir raporda da (mecburen) belirtiliyor.

TÜBİTAK raporu neyi tespit etmiş?

Sadece CD'ler üzerinde yapılan bir üstveri incelemesiyle CD'lerdeki belgelerin gerçek olduğunu (üzerinde görünen kullanıcılar tarafından üzerinde görünen tarihlerde oluşturulduğunu) tespit etmek teknik olarak mümkün olmadığı halde, TÜBİTAK bilirkişileri raporlarının tek bir yerinde bile—örneğin bir dipnot olarak bile—bu gerçeği belirtmiyorlar.

Bu bilirkişiler, belgelerin kötü niyetli kişilerce üstverileri tutarlı olacak bir şekilde oluşturulması halinde, bu sahteciliği yaptıkları analizle tespit6 edemeyeceklerini belirtmedikleri gibi, kullandıkları ifadeleri özenle seçerek, CDİerin gerçek olduğunu tespit ettikleri izlenimini veriyorlar.A

TÜBİTAK raporunun sonuç kısmı söyle:

"1. Dosyaların oluşturma ve son kaydetme tarihlerinin 2003 yılı ve öncesine ait olduğu tespit edilmiştir."

Bunlar besbelli çok dikkatle, ve okuyanı yanıltmak için seçilmiş kelimeler. TÜBİTAK bilirkişileri "Dosyalar 2003 yılı öncesinde oluşturulup 2003 yılı ve öncesinde son olarak kaydedilmiştir" demiyor. Yani, bilirkişiler dosyaların 2003 yılı ve öncesinde kaydedildiğini tespit etmiyor, dosyaların kaydetme tarihlerinin 2003 yılı ve öncesine ait olduğunu tespit ediyorlar. Kaydetme tarihi olarak bahsi geçen tarih, belgeyi hazırlayanın bilgisayarının sistem saatinin gösterdiği tarih, ve teknik olarak gerçek tarihle aynı olmayabilir (özellikle birileri sahte belge üretmek istediyse)!

Bilirkişilerin seçtiği ifadeler, savcılarda TÜBİTAK'ın belgelerin orijinal olduğunu tespit ettiği izlenimi yaratıyor, ve tutuklamalar başlıyor. TÜBİTAK'ın bilimsel kimliğini bir kenara bırakıp bu denli yanıltıcı bir rapor hazırlamış olması bizi hayretler içinde bırakıyor.

Balyoz soruşturmasındaki önemi nedeniyle TÜBİTAK raporunu soru-cevap şeklinde özetliyoruz.

SORU: TÜBİTAK raporu CD'deki belgelerin orijinal olduğuna dair bir saptama içeriyor mu?

CEVAP: Hayır.

SORU: TÜBİTAK'ın incelemesi CD'deki belgelerin 2003'de ve önceki tarihlerde yazıldığını tespit etmiş mi?

CEVAP: Hayır.

SORU: TÜBİTAK raporunun tespit ettiği nedir?

CEVAP: Dokümanların üzerinde (metadatada) görünen oluşturma ve kayıt tarihleri ile CDİerin üzerinde görünen yazdırma tarihlerinin 2003 ve daha öncesine ait olduğunu tespit etmiş.

SORU: Bu tespit dokümanların 2003 ve öncesinde yazıldığına dair kanıt teşkil ediyor mu?

CEVAP: Hayır.

SORU: TÜBİTAK'ın başka ne tespiti var?

CEVAP: Söz konusu belgelerin, 2002-2003 tarihlerinde mevcut olan yazılımlarla yazıldığı kanaatindeymiş.

SORU: Bu kanaat, o belgelerin 2002-2003 tarihlerinde yazıldığını ispatlıyor mu?

CEVAP: Hayır.

SORU: Başka tespit?

CEVAP: CDİerin 2002-2003 tarihlerinde mevcut olan CD yazdırma programlarıyla kaydettiği kanaatindeymiş.

SORU: Bu kanaat, o CDİerin 2002-2003 tarihlerinde yazdırıldığını ispatlıyor mu?

CEVAP: Hayır.

SORU: Başka tespit?

CEVAP: CD'lere daha sonradan ekleme yapılmadığını tespit etmiş.

SORU: Bu ne anlama geliyor?

CEVAP: "Balyoz" belgelerinin içinde bulunduğu CD'leri kim kaydettiyse, CD'leri bir seferde kaydetmiş.

SORU: Peki bu, belgelerin orijinal olduğu anlamına mı geliyor?

CEVAP: Hayır (ne ilgisi var?).

SORU: Başka tespit?

CEVAP: Hepsi bu kadar.

SORU: TÜBİTAK sadece CD'ler üzerinden yaptığı inceleme ile dokümanların gerçek olduğunu ispatlayabilir miydi?

CEVAP: Hayır, bu bilimsel olarak mümkün değil.

SORU: TÜBİTAK bunun mümkün olmadığını raporunda belirtmiş mi?

CEVAP: Hayır.

SORU: TÜBİTAK eldeki verilerin ışığında sorumlu ve dürüst bir rapor hazırlamış mıdır?

CEVAP: Hayır.

SORU: TÜBİTAK bile bile yanıltıcı bir raporun altına imza atmış mıdır?

CEVAP: Öyle görünüyor.

SORU: TÜBİTAK'ı Türkiye'nin saygın ve tanımı gereği tarafsız bir "bilim" kuruluşu olarak kabul etmek hala mümkün müdür?

CEVAP: ...

Bu raporu hazırlayanların bilimsel tarafsızlık ilkesini nasıl çiğnediği bu süreçte iki akademisyen olarak içimize sindirmekte en çok zorluk çektiğimiz şeylerden biri. Bu sebeple 11 Mayıs 2010'da TÜBİTAK Başkanına açık bir mektup gönderdik. Mektubu ve aldığımız yanıtı bu bölümün sonunda bulabilirsiniz.

11 Haziran 2010 tarihli, Prof. Dr. Ömer Anlagan'ın mektubumuza yanıtı ise aynen şöyle:

"İlgi yazınızda bahsi gecen raporu hazırlayan bilim insanlarımız, Mahkemece kendilerine verilen bilirkişilik görevini, bilimsel veriler doğrultusunda ulaştıkları sonuçları Mahkemeye ileterek ifa etmişlerdir."

TÜBİTAK'ın İkinci Balyoz Raporu

26 Mart 2010 tarihli Askeri Bilirkişi raporu üstveri bilgilerinin kötü niyetli kişilerce kolaylıkla değiştirilebileceğini belirttikten sonra, 11, 16, ve 17 no.lu CD'lerde sahteciliğe işaret eden kimi bulgulara dikkat çekiyor. Örneğin, suç unsuru içeren 11, 16, ve 17 no.lu CDİerin diğer CD'lerden farklı olarak EASY CD Creator 5.2 (061) sürümü ile yaratıldığını, ayrıca bu CD'lerdeki belgelerde kullanıcı adlarının isim-boşluk-soyad (örneğin, SÜHA TANYERİ) şeklinde belirdiğini, oysa TSK'da kullanıcı adı tanımlamalarında boşluk kullanılmadığını belirtiyor. (Zaten TÜBİTAK raporundaki üstverileri incelediğinizde, suç unsuru içeren CD'ler dışında hiçbir CD'de bu tip kullanıcı adı görmüyorsunuz- kullanıcı adlarının büyük bir kısmı numaralardan oluşuyor.)

Bunun üzerine savcılar, Askeri Bilirkişi Raporu ile TÜBİTAK raporu arasındaki çelişkilerin açıklanması için TÜBİTAK'tan yeni bir bilirkişi raporu istiyorlar. Bir önceki bilirkişi atamasının aksine, bu sefer bilirkişilerin atamaları, davanın ek klasörlerindeki yazışmalardan gördüğümüz7 kadarıyla büyük bir titizlikle yapılıyor.

Savcılar ikinci raporda yeni bilirkişi heyetinden 7 soruya yanıt vermesini istiyorlar.
Yeni bilirkişi raporunun sonuç bölümüne baktığımızda, bir önceki bilirkişi raporu ile çelişmemek için özel bir dikkatle kaleme alındığını görüyoruz. Ancak, savcılar çok spesifik sorular sorduğu için, TÜBİTAK bilirkişileri raporda bu soruları yanıtlamak zorunda kalmış. Bazen daha doğrudan yanıtlar vermek yerine, konuyu gereksizce dağıtıp uzatmış olsalar da, neticede sorulara yanıt vermişler.

Sadece CD'ler üzerinden yapılacak bir incelemeyle CDİerin gerçekten kimler tarafından ve ne zaman yazıldığının bilimsel olarak tespit edilemeyeceğini konusunda TÜBİTAK'ın yeni raporu söyle diyor (aşağıdaki alıntı, TÜBİTAK bilirkişilerinin Askeri Bilirkişi raporundaki bu konuyla ilgili 5-d maddesine cevabı):

5. İlgili raporun 5-d maddesinde açıklanan tespite cevaptır. İfade edildiği gibi herhangi bir dokümanın üstveri (öznitelik) bilgileri uygun bir ortam oluşturularak yeniden düzenlenebilir, yeniden oluşturulabilir. Eğer bu veriler kendi içerisinde tutarlı olarak yaratıldıysa ve kötü niyetli olarak sahte doküman üretildiyse, bu durum sadece CD ve içerisindeki dokümanlar teknik olarak incelenerek tespit edilemez. Diğer taraftan, söz konusu araştırma kapsamında yapılan incelemeler sonucunda herhangi bir teknik tutarsızlığa rastlanmamıştır.

Tekrarlayalım:

Eğer bu veriler kendi içerisinde tutarlı olarak yaratıldıysa ve kötü niyetli olarak sahte doküman üretildiyse, bu durum sadece CD ve içerisindeki dokümanlar teknik olarak incelenerek tespit edilemez.
İşin tuhaf tarafı, TÜBİTAK bilirkişileri verilerin tutarlı bir şekilde yaratıldığı bir sahteciliğin sadece CD'ler üzerinde yapılan bir incelemeyle teknik olarak tespit edilemeyeceği gerçeğini söyledikten sonra, "yapılan incelemeler sonucunda herhangi bir teknik tutarsızlığa rastlanmamıştır" diyor. Bu son cümlenin yersiz olduğu ve anlam kargaşası yarattığı bir gerçek.

TÜBİTAK'ın bilirkişileri, savcıların dikkatle seçtiği ve konuyu aydınlatmaya yönelik soruları sayesinde ilk TÜBİTAK raporunda yeralmayan gerçekleri söylemek "zorunda kalmış." Zorunda kalmış ifadesini kullanmamızın nedenini ancak rapor okuyunca anlamak mümkün. Yukarıda verdiğimiz örneğe benzer olarak, kimi yanıtlardan sonra "ancak" ve "öte yandan" gibi bağlaçlar ile savcıların sorusuyla doğrudan ilgili olmayan ve konuyu dağıtacak ve ilk raporu aklayacak nitelikte ifadeler koymuşlar.

Benzer şekilde, sonuç bölümündeki ifadeler ilk TÜBİTAK raporunun eksiklerini kapatmaya yönelik. Tam da bu yüzden, yeni raporla kimi basında yeralan çarpıtılmış ve gerçeği yansıtmayan haberler çıkıyor. Örneğin 21 Haziran 2010 tarihinde Haber Vaktim sitesi bu raporu "Balyoz'cuları üzecek rapor" olarak lanse ederkenA , Radikal gazetesi ise raporu "TÜBİTAK'tan gelen ikinci rapor: Sahtecilik yok "başlığı altında konu ediyor.

Yayımlanan haberlere baktığımızda, yeni TÜBİTAK raporu ile ilgili haberleri yapanların genel olarak iki grupta toplandığını görüyoruz:

GRUP 1: TÜBİTAK raporunun tamamını değil, sadece dikkatli seçilmiş bir dille yazılmış olan sonuç bölümüne bakarak yanıltıcı haber yapanlar.

GRUP 2: Raporun tamamını okumakla birlikte, kasten yanlış ve yanıltıcı haber yapanlar.

İkinci grup ahlak dışı hareket ettiği için, söyleyecek bir şey yok. Ancak ikinci gruptakilerin TÜBİTAK raporunu baştan sona okuması gerekirdi.
Zira, Raporda "Balyoz" CD'lerinde sahtecilik yoktur gibi bir tespit yok. Hatta yukarıda bir kesitini verdiğimiz üzere, tutarlı bir şekilde yapılmış sahteciliğin TÜBİTAK'ın yaptığı teknik incelemeyle (CD'ler üzerinden) tespit edilemeyeceği raporda açıkça belirtiliyor (sayfa 11, madde 5). Ayrıca, bu raporda CD'lerde adı geçen kullanıcıların gerçek kişiler olduğuna dair bir tespit yapılmadığı da açıkça belirtiliyor (sayfa 17).
Daha önceden de belirttiğimiz gibi, TÜBİTAK raporunun konuyu aydınlatmaya yönelik sorulara yanıtlarında sorunun yanıtının yanı sıra, soruyla doğrudan ilgili olmayan, ancak TÜBİTAK'ın ilk raporundaki eksiklikleri örtmeye yönelik ifadelerin olduğunu, bu ifadelerin dikkatli okuma yapmayanları yanılttığını görüyoruz.

Raporun sonuç bölümündeki paragrafı aşağıda veriyoruz:

Genel değerlendirme olarak, TÜBİTAK'ta görevli Erdem ALPARSLAN, Tahsin TÜRKÖZ ve Dr. Hayrettin BAHŞİ tarafından hazırlanan 19/02/2010 tarihli bilirkişi raporunun ekinde sunulan üstveri bilgilerinin tutarlı olduğu, bu bilgilerin ayrıca diğer bilirkişi incelemelerinde de kaynak olarak kullanıldığı, üstveri bilgilerinin teknik olarak yanlış olduğuna dair herhangi bir iddia olmadığı görülmüştür. Aynı üstveri bilgileri üzerinde yapılan teknik incelemelerde, sahtecilik şüphesini artırdığı ifade edilen çelişkilerin bir kısmının CEVAP-3, CEVAP-5 ve CEVAP-6'da anlatıldığı üzere teknik olarak bir çelişki göstergesi olmadığı, normal sistem/kullanıcı davranışları dahilinde oluşabileceği ve sahtecilik bulgusu olmadığı sonucuna varılmıştır. Bir kısım çelişkilerin ve farklı tespitlerin ise bilirkişilerin farklı uzmanlık alanlarına (askeri yazım kuralları vb.) sahip olmasından kaynaklandığı sonucuna varılmıştır.

Şimdi bu paragrafta yazanları maddeler halinde inceleyelim:

1. TÜBİTAK'ın ilk raporundaki üstveri bilgileri tutarlı, ayrıca bu üstverilerin teknik olarak yanlış olduğu iddiası bulunmuyor.
Üstverilerin tutarlı olması sahtecilik olmadığı anlamına gelmiyor. Bu da raporda belirtilmiş (sayfa 11).

2. Cevap 3, Cevap 5 ve Cevap 6'da anlatıldığı üzere, bu üstveriler üzerinden yapılan incelemede teknik bir çelişki göstergesi ve sahtecilik bulgusu yok.
Bu bölümü, atıfta bulunulan "Cevap"lardan bağımsız okuyarak, "sahtecilik yoktur" diye yorumlayamazsımz. Peki, Cevap 3, 5 ve 6'nin ilgili kısımları ne diyor?

Cevap 3: Yazıcıya gönderme tarihinin oluşturma tarihinden önce olması teknik olarak mümkündür ve bir çelişki değildir.

Cevap5-d: Tutarlı olarak yaratılan ve kötü niyetli olarak sahte dokümanın yaratılması durumunda, sadece CD'ler üzerinden yapılan teknik inceleme ile bu saptanamaz.

Cevap 6: İlk rapordaki incelemeler CD ve içerisindeki dosyaların üstverisinden oluşmaktadır. Raporda bahsedilen kullanıcıların gerçek kişiler olduğuna dair bir tespit yapılamamıştır.

Kısacası, TÜBİTAK raporu üstverinin tutarlılığından yola çıkarak sahtecilik bulgusuna rastlamadığını belirtiyor. Ancak yine raporda belirttiği gibi tutarlı bir şekilde yapılmış sahteciliğin yaptıkları teknik incelemeyle saptanamayacağmı söylüyor. Dolayısıyla, TÜBİTAK raporu "Balyoz CDİerinde sahtecilik olmadığını tespit ettik" demiyor, teknik olarak diyemeyeceğini de raporunda açıklamış.

3.TÜBİTAK'ın ilk raporu ve Askeri bilirkişi raporu arasındaki bir kısım çelişkilerin ve farklı tespitlerin farklı uzmanlık alanlarına (askeri yazım kuralları vb) sahip olmasından kaynaklanıyor.

TÜBİTAK'ın bu konuda bilgi sahibi olmaması doğal, zaten bu konuda görüş bildirmiyor. Örneğin, askeri bilgisayarlarda kullanıcı adı olarak "isim-soyadı" yeralmadığı, kullanıcı isimlerinin bir dizi numaradan oluştuğunu TÜBİTAK bilemez. "Balyoz" darbesi ile ilgili belgelerin toplandığı CD'lerde kullanıcı adları olarak isimler var, diğer CD'lerde ise kullanıcı adı olarak numaralar var. (TÜBİTAK'ın ilk raporunun ekinden görülebilir). Sahteciliğe işaret eden bu tip çelişkileri TÜBİTAK'ın tespit etmesi zaten beklenen bir durum değildi.

TÜBİTAK raporunda "Balyoz" CDİerinde sahtecilik yoktur tespiti yok. Ancak kamuoyunda raporun bu şekilde (kasıtlı ya da kasıtsız) çarpıtmak mümkün olduysa, raporu yazanların kullandıkları ifadeler ile bu fırsatı yaratıklarını söylemek haksızlık olmayacaktır.
Özel yetkili mahkemelerin yürüttüğü soruşturmalar ile ilgili olarak TÜBİTAK'ın hazırladığı bilirkişi raporlarının ayrı bir araştırma konusu olduğunu düşünüyor, bu kitabın kapsamı dışında olduğu için TÜBİTAK'ın "bilim insanlarının bilimsel veriler doğrultusunda" diğer davalarda için hazırladığı raporları burada konu etmiyoruz.

TÜBİTAK Başkanı'na Açık Mektup

11 Mayıs 2010
Prof. Dr. Nüket YETİŞ, TÜBİTAK Başkanı
cc: Mehmet Önder YETİŞ, TÜBİTAK, Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü Müdürü

Sayın Nüket Yetiş:

Bu mektubu size iki bilim insanı sıfatıyla yazıyoruz.
Başkanı olduğunuz kuruma bağlı Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü'nün üç teknik bilirkişi tarafından 19 Şubat 2010 tarihinde "Balyoz" CD'leri hakkında hazırlanmış olan Bilirkişi Raporunu, üzerinde bulunan erişim kısıtının kalkmasıyla birlikte okuma, daha da önemlisi hakkında bilgisayar adli tıp tetkikleri yürüten uzman kişilerden görüş alma fırsatını bulduk.

Kurumunuz bünyesinde hazırlanan raporun bilimsel bir tarafsızlıkla hazırlanmadığını büyük bir kaygıyla görüyoruz. ABD'de bilgisayar suçları soruşturmaları ve bilgisayar adli tıp tetkikleri alanında başvurduğumuz iki farklı uzman kuruluş (Cyber Diligence, Inc. ve Computer Investigative Associates), CD'lere kayıtlı kimi dokümanlar üzerinde yapılan herhangi bir araştırmanın, dokümanların yazıldığı bilgisayar sistemleri üzerinde bir adli tıp incelemesi yapılmaksızın, dokümanların hangi tarihlerde ve hangi kullanıcılar tarfından oluşturulduğu ve hangi tarihlerde CD'lere kaydedildiklerine dair kesinlik içeren bir hükme bilimsel olarak varılamayacağını bildiren görüş raporlarını sundular.

Bu uzmanlardan Kurumunuzun hazırladığı bilirkişi raporunu ekleriyle birlikte inceleyen Sayın Yalkın Demirkaya'nın (Cyber Diligence, Inc.) Sonuç bölümünde TÜBİTAK raporu hakkında yaptığı değerlendirmeyi içeren metni aynen aktarıyoruz (altını çizdiğimiz kısımlara ayrıca dikkatinizi çekmek istiyoruz):

"2. Erdem Alparslan, Tahsin Türköz ve Dr. Hayrettin Bahşi tarafından hazırlanmış raporda ise kanımca hatalı bir yaklaşım izlenmiştir. Söz konusu rapor, kişilerin hürriyetleri ile itibarlarının mevzubahis olduğu bu denli önemli bir dava için sorumsuz eksiklikler sergilemektedir.

2.a. Bu raporda, Sayın Fildiş'in [Y.N.: Askeri Bilirkişi raporunu hazırlayan uzman] bilirkişi raporunda da dikkati çektiği ve belgelerde sahteciliğe işaret eden bulgular tamamen gözardı edilmiştir.

2. b. Kaldı ki, söz konusu CD'lerde sahteciliğe işaret eden bu bulgular yer almasaydı dahi, sadece metadata üzerinden yapılan bir inceleme ile
bu CD'lerdeki belgelerin gerçek olduğu sonucuna varmak mümkün olmazdı.

3. Eldeki delillerin kaynağı ve teknik yöntem, soruşturma ve usul açısından tüm çarpıklıklar göz önünde bulundurulduğunda, bu belgelerin sahte
olması muhtemeldir ve herhangi bir yargı sürecinde kullanılmaları son derece sakıncalıdır."

Böyle olduğu halde, Kurumunuza bağlı ilgili Enstitüsünde sadece CD'ler üzerinde yapılan bir inceleme ile "Dosyaların 2003yılı ve öncesinde oluşturulduğu ve kaydedildiği tespit edilmiştir" gibi bir sonuca bilimsel olarak varılamayacağını (elbette) bilen teknik uzmanlarınız, raporda bu ifadeyi kullanmamış olmakla birlikte, buna benzeyen ve okuyanda yapılan incelemenin bu konuda kesin sonuca vardığı izlenimini yaratan bir ifade kullanmışlardır. Söz konusu raporun sonuç bölümünde ilk madde olarak beliren "Dosyaların oluşturma ve son kaydolma tarihlerinin 2003 yılı ve öncesine ait olduğu tespit edilmiştir " ifadesi özenle seçilmiş ve yanıltıcı bir ifadedir. Bu da hem soruşturmayı yürüten savcılarda, hem de kamuoyunda "TÜBİTAK raporu belgelerin orijinal olduğunu saptadı" şeklinde yorumlanmıştır.

Ayrıca, raporu hazırlayan uzmanlarınız, sadece metadata üzerinden yaptıkları inceleme ile belgelerin gerçek yazılış ve kaydediliş tarihlerini tespit edemeyecekleri gerçeğini belirtmeyerek, eksik ve dolayısıyla yanıltıcı bir rapor sunmuşlardır. Daha da vahimi, belgelerde sahteciliğe işaret eden konulan tamamen göz ardı ederek, raporlarına hiç konu etmemişlerdir.

Özet olarak, Kurumunuzun çatısında hazırlanan bu rapor, herhangi bir "tarafsız bilim kuruluşunun" bünyesinde hazırlanmış olduğu kabul edilemeyecek bir vasıftadır. Sebebiyet verdiği ağır sonuçlar da göz önüne alındığında mazur görülmesi düşünülemez. Bu kurumun yönetiminden sorumlu bir bilim insanı olarak bu durumu en azından kaygıyla karşılıyor olduğunuzu düşünmek isteriz.
Hayatını bilime vakfetmiş insanların görevi, bilim etiği ve prensiplerini başka her türlü değerin önünde tutmak, meslek ahlakının hiç bir şartta çiğnenmesine izin vermemektir. Ülkemizin saygın bir kurumunun, saygınlığını muhafaza etmeniz için gereken çabayı göstereceğiniz ümidiyle.

Saygılarımızla,
Pınar Doğan, Lecturer in Public Policy ve Dani Rodrik, Professor of International Political Economy John F. Kennedy School of Government, Harvard Univesity

Kaynakça
Kitap: Bir Darbe Kurgusunun Belgeleri ve Gerçekler
Yazar: Pınar DOĞAN, Dani RODRİK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Balyoz Davası

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir