Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Balyoz Soruşturmasında Emniyet

Burada Balyoz Davası hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Balyoz Soruşturmasında Emniyet

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 May 2011, 22:19

Emniyet

Balyoz iddianamesinin hazırlanma sürecinde Emniyet'in rolü zannedildiğinden çok daha önemli. Zira, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesinin Balyoz ile ilgili hazırladığı tespit raporu, kelimesi kelimesine, iddianamenin önemli bir kısmını oluşturuyor. Bunu sadece iddianameyi okuyarak anlamak mümkün değil, çünkü savcılar raporlardan oluşturdukları bölümler için emniyet raporlarına atıfta bulunmuyorlar.
İddianamenin bahsettiğimiz bu bölümü davadaki ana iddiaları ve kanıtlarla ilgili değerlendirmeleri içeriyor. İddianamenin 113'üncü sayfadan* itibaren başlayan "(E)Ele geçen CD ve Dokümanların Değerlendirilmesi" başlıklı bölümde, kimi ana belgelerin (Balyoz Güvenlik Harekat Planı, Oraj Hava ve Suga Harekat Planları, Çarşaf ve Sakal Eylem Planları) içeriği olduğu gibi verildikten sonra, "Ele geçen Dokümanların niteliğine ilişkin tespitler" alt başlığında (sayfa 164-389) yer alan bölüm, neredeyse tamamıyla iki emniyet personelinin hazırladığı tespit tutanaklarından birebir alıntılardan oluşuyor.

Bu Türkiye'de ne kadar yaygın bir uygulamadır, bilmiyoruz, ancak bize tuhaf gelen, (her bir 196 sanık için yapılan ayrı değerlendirmeleri bir kenara koyarsak) iddianamenin içerik olarak belki de en önemli bölümünün esasen iki emniyet görevlisinin kaleminden çıkmış olması. Savcıların, iddianamenin bu bölümünü hazırlarken sadece emniyet personelinin değerlendirmelerinden faydalanması—hatta, zaman darlığından diyelim, rapordan bölümleri birebir kopyalaması—doğal karşılanabilecekse de, iddianamenin içerik olarak bu kadar önemli bir bölümünün iki emniyet personelin kaleminden çıkmış olması en azından bize tuhaf geldi.(Savcıların bu bölümleri iddianameye aktarırken yaptıkları değişiklik genelde rapordaki "değerlerlendirilmektedir" gibi yüklemleri "tespit edilmiştir" gibi yüklemlerle değiştirmek.) Üstelik, daha önce belirttiğimiz gibi, Balyoz davasının ek klasörlerinde yer alan Emniyet raporunu okuyup iddianame ile satır satır karşılaştırmadığı takdirde bunun farkedilmesi mümkün değil. Savcılar en azından bu bölümü Emniyet'in raporundan derlediklerini belirtebilirlerdi.

Emniyet raporu iddianamenin önemli bir kısmını oluşturduğu için, bu raporun vasfı ayrı bir önem taşıyor. Bu raporun "son hali" dava klasörleri 20-29 arasında yer alıyor (çoğu Mart ayında yazılmış) ve toplam üç bin küsur sayfa civarında.
Emniyet görevlileri toplam üç bin küsur sayfalık bu çalışmada Balyoz belgelerinin sahte olduğuna işaret eden önemli olgulardan tek bir tanesini bile konu etmiyorlar. Aksine, belgelerin sahteliği konusunda şüphe yaratabilecek kimi bulgulara çeşitli açıklamalar getirmeye çalışıyorlar. Bu nedenle rapor, tarafsız bilirkişilerin bir değerlendirmesinden ziyade, bir münazarada Balyoz belgelerinin gerçek olduğunu savunma rolünü üstlenmiş kişilerin çabalarına benziyor. Bir kaç örnek verelim.

Emniyet Görevlilerinin "Lojistik" Yorumu

26 Mart 2010 tarihli askeri bilirkişi raporu, Balyoz Harekat Planı'nın ekler bölümünde EK-J'nin "Lojistik" olarak belirtilmesine rağmen,* belgeler arasında "Millî Mutabakat Hükümeti" isimli dokümanın EK-J olarak yeralmasına şüphe uyandıran bir olgu olarak işaret etmiş. Yani, lojistik eki olarak adlandırılan bir belgede harekatın lojistiğinin değil de, bir hükümet programının yeralmasının aykırılığına dikkat çekmişler.

Benzer şekilde, son Askeri Bilirkişi Heyeti raporu da aynı konuyu (8 no.lu soruda) gündeme getirerek, bu belgelerin askeri eğitim ve öğretim almamış kişiler tarafından hazırlanmış olabileceği şüphesini belirtmiş.

Emniyet görevlileri ise hazırladıkları raporda bu konuya "açıklık" getiriyor (Ek klasör no. 20, dizin no. 230):

Milli Mutabakat Hükümetinin Balyoz Harekat planının ekinde LOJİSTİK olarak belirtilmesi hususu ile ilgili olarak;
Türk Dil Kurumunun internet sitesinden Lojistiğin kelime manası incelendiğinde;
Genel Türkçe sözlükte; 1 -ask. Geri hizmet, 2-sf. Geri hizmetle ilgili, 3-man. Modern mantık, anlamına geldiği, Felsefe terimleri sözlüğünde (1975); Hesap sanatı anlamına geldiği,

İktisat terimleri sözlüğünde; mal ve hizmetlerin sağlanmasına yönelik etkinliklerin yönetimi örgütlenmesi ve planlanması bilimi anlarına karşılık geldiği görülmektedir." diye başlayan açıklama şöyle bitiyor:

"Sonuç itibariyle milli mutabakat hükümeti programı için Lojistik ibaresinin kullanılmasının uygun olduğu değerlendirilmektedir."
Görülüyor ki, raporu hazırlayan emniyet görevlileri Balyoz belgelerini hazırlasalardı, millî mutabakat hükümet programını darbe planının lojistik eki olarak adlandırmakta hiç sakınca görmeyeceklerdi! (Bu bölümün aynen, birebir şekilde, iddianamede de yeraldığını belirtelim.)

Emniyet'in Raporuna Göre l'inci Ordu Çok Seçici Davranmış

Bu raporda Emniyet görevlileri Balyoz belgelerinin gerçek olduğunu savunmak için zaman zaman gülünç kaçacak argümanlar sunuyorlar. Emniyet görevlilerinin görevlendirme listeleri ile ilgili hazırladıkları tespit tutanağından bir örnek verelim. İddiaya—yani 11 no.lu CD'nin içinden çıkan Word belgelerine—göre, Balyoz darbesinde görevlendirilecekler l'inci Ordu'ya bağlı çeşitli birimlerde (2., 3., 5., ve 15. Kolordular) ve hatta l'inci Ordu ile hiçbir organik bağı olmayan Harp Akademileri'nde listeler halinde hazırlanmış ve bu listelerin her biri EK-B olarak adlandırılmış. Daha sonra bu ekler l'inci Ordu'da toplanmış, ve EK-M LAHİKA 1 "Birleştirilmiş Liste" adı altında birleştirilmiş. Bu listeler ile ilgili Emniyet görevlilerinin yaptığı değerlendirmeye bakalım (Dava klasör no. 20, dizin no. 352):

Yukanda belirtilen EK-B'lerin LAHİKA 1 isimli belgede birleştirilerek yazıldıkları tespit edilmiştir. Ancak EK-B'lerde toplamda 1401 kişi belirlenmesine rağmen EK-M'de bu sayının 1400 olduğu ve belirlenen isimlerin l'inci Ordu Komutanlığında bu iş ile yetkili olanlarca da eleme işlemine tabi tutulduğunu göstermektedir. Bu durum ise personel belirlerken ne kadar seçici davranıldığının bir işaretidir.

Buradaki bulgular neler? ll no.lu CD'de 6 tane EK-B başlıklı word belgesi var, ve bu belgelerde toplam 1401 kişi listelenmiş. Yine aynı CD'deki bir Word belgesinde, EK-M Lahika l'de, bu listelerin birleştirilmiş hali var, ve bu listede ise toplam 1400 kişi var.
Bu bulgulardan yola çıkarak emniyetin yaptığı değerlendirme nedir?lnci Ordu yetkilileri listeleri eleme işlemine tabi tutmuş, ve personel belirlerken çok seçici davranmış!

Tesadüf bu ya, o kadar sıkı ve titiz bir eleme işleminin sonunda elenen kişi, her biri rütbe sırasıyla oluşturulmuş toplam 48 listenin en sonunda yeralan Harp Akademileri'ne ait listelerden, en sonuncusundaki listede, ve en son sıradaki kişi!
Üstelik, daha önce de belirttiğimiz gibi, bu "çok seçici" listedeki 200'e yakin kişi belgenin sözde yazıldığı tarihte ya belirtilen görevlerde değiller, ya da emekli olmuşlar (ya da emeklilik dilekçelerini sunmuşlar).

Seminerden Bir Hafta Önce Gerçekleşecek Eylemin Yaratacağı Kargaşa Seminerde Masaya Yatırılmış!

Balyoz belgelerinin gerçek olduğunu ispatlama gayretkeşliği, Balyoz belgeleri ile seminer arasında bağlantı kurmaya çalışırken de görülüyor ve emniyet görevlilerinin zaman zaman ciddi mantık hataları yapmalarına neden oluyor. Örneğin Emniyet görevlileri Cuma namazı sırasında camilerin bombalanmasıyla ilgili olan Çarşaf ve Sakal eylem planlarının 1. Ordu'da 5-7 Mart tarihlerinde gerçekleşen seminer sırasında açıktan açığa konuşulmamakla birlikte, ortaya çıkacak kaosun masaya yatırıldığını iddia ediyorlar. Buna dayanak olarak da 1. Ordu'daki Seminer sırasında konuşulan irticai eylemler ile Çarşaf ve Sakal planlarındaki bombalama sonrası oluşacak protesto görüntülerinin benzer nitelikte olduğunu belirtiyorlar. Oysa, daha önce de belirtmiştik; Sakal ve Çarşaf eylem planlarının üzerinde belirtilen eylem tarihi 28 Şubat 2003, Cuma günü,yani seminerden bir hafta önce! Emniyet görevlilerine göre Seminerden bir hafta önce gerçekleşmesi planlanan eylemin provası seminer sırasında yapılmış! Bu bölümü savcılar kelimesi kelimesine iddianameye aldıkları için, bu mantık dışı iddia aynı zamanda iddianamede de (sayfa 370) yer alıyor.

Emniyet görevlileri bir de El-Kaide terör örgütünün eylemlerini Balyoz planı çerçevesinde değerlendirdikleri bir tutanak var ki, gerçekten "pes!"6 dedirtecek cinsten. Emniyet görevlileri, Balyoz şüphelilerinin "gerçekleşmemiş bir darbe planı" yüzünden yeterince cezalandırılmayacak olmalarından endişe duymuş olmalılar, gerçekleşmiş kimi eylemleri, örneğin El-Kaide'nin üstlendiği Sinagog ve banka bombalamalarını da Balyoz şüphelilerine bağlıyorlar. (Bu durumda Çetin Doğan görevdeyken Cami bombalamayı planlamış, ancak kısmet olmayınca, emekli olduktan sonra Sinagogları bombalamış.)

Emniyetin 11 No.lu CD Hakkındaki Raporu

Son olarak emniyet görevlilerinin bir başka raporunda yanlış bilgi içeren bir bölümden bahsetmek istiyoruz. Tüm suç unsurlarının 11 no.lu CD'ye kaydedilmiş olması nedeniyle bu CD ile ilgili Emniyet tarafından hazırlanmış 21 Haziran 2010 tarihli bir Ek Mütalaa Raporu var. Bu rapor yukarıda bahsettiğimiz gibi yorumlardan ziyade TÜBİTAK'ın raporuna benzer olarak CD'nin üstverileri ile ilgili bilgiler içeriyor.
Bu raporunun son sayfasında "Değerlendirme" başlığı altında dört madde yer alıyor (Dava klasör no. 49, dizin no. 321) ve ikinci madde aynen şöyle:

2. Soruşturma kapsamında incelenen CD'lerden 1,6 ve 19 nolu CD'ler haricinde kalan diğer CDİerin oluşturulduğu programın, 11 nolu CD'nin oluşturulduğu program ile aynı olduğu anlaşılmıştır.

Bu bilgi kesinlikle yanlış. İki TÜBİTAK raporunda da, her bir CD'nin hangi program ile oluşturulduğu listelenmiş/TÜBİTAK'ın listesinden gördüğümüz üzere, 11, 16, ve 17 no.lu CD'ler diğer CD'lerden farklı bir versiyon ile yazılmış.
2,3,4,5,7,8,9,10,12,13,14,15, ve 18 no.lu CD'ler Easy CD Creator 5.3 (105) ile kaydedilmişken, 11,16, ve 17 no.lu CD'ler Easy CD Creator 5.2 (061) ile kaydedilmiş. Aynı markaya ait, iki farklı sürüm. Teknik olarak bu iki programdan "aynı program" diye bahsedilmesi mümkün değil. Aynen Microsoft Word 2000 ile Microsoft Word 2004'ten aynı program diye bahsedilmeyeceği gibi. Teknik bilirkişi vasfındakilerin bunun ayırdında olmaması ihtimali de yok.

Bu konu, 26 Mart 2010 tarihli askeri bilirkişi raporunda da belirtiliyor:

Resim

Emniyetin "tarafsız" bilirkişileri, doğru olmadığı halde, neden 11 no.lu CD'nin diğer CD'ler ile aynı programla oluşturulduğunu yazıyor? Bu bölümü bu soruyla bitiriyor, TÜBİTAK'ın soruşturma sürecindeki rolüne geçiyoruz.

Kaynakça
Kitap: Bir Darbe Kurgusunun Belgeleri ve Gerçekler
Yazar: Pınar DOĞAN, Dani RODRİK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Balyoz Davası

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron