Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

E. Org. Çetin Doğan'ın Kızı ve Damadı

'Uydurma Belgeleri Üretenler Ortaya Çıkarılmalı'

Burada Balyoz Davası hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

E. Org. Çetin Doğan'ın Kızı ve Damadı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 04:19

E. Org. Çetin Doğan'ın Kızı ve Damadı: 'Uydurma Belgeleri Üretenler Ortaya Çıkarılmalı'

Emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın kızı Pınar Doğan, yedi yıldır Harvard Üniversitesi'nde kamu politikası üzerine dersler veriyor. Pınar Doğan, dünyanın en etkin 100 ekonomistinden biri olarak tanınan Prof. Dr. Dani Rodrik ile evli. Çetin Doğan'ın kızı ve damadı, Balyoz gözaltılarının başladığı günlerde, tertibe yanıt vermek için bir site hazırladılar (dogangercekler.wordpress.com). Doğan ve Rodrik çifti, site için her gün yeni bir yazı kaleme alıyor ve tertibi boşa çıkaracak noktaları buraya taşıyorlar. Pınar ve Dani Çifti, Ergenekon/Balyoz Soruşturmaları Sürecinde Yaşananları Gazeteci Zafer Işık'a Değerlendirdi

Z.I.— İstanbul (Beşiktaş) Adliyesi'nde işleyen sürecin hukuka uygun olduğu kanısında mısınız?

Pınar Doğan — Hayır. Balyoz ile ilgili söylüyorum; belgeler bariz çelişkiler içeriyorken, konuyu soruşturmak ve aydınlatmak ile görevli kişilerin bu çelişkileri nasıl göz ardı edebildiğini anlamak mümkün değil. Savcılar, bir bavul dolu belgeyi bu gazeteciye kimin teslim ettiği sorusunu sormuyorlar dahi. Oysa bu sorunun yanıtı, kaynağın güvenilirliğine dair bir işaret oluşturamaz mı? Maalesef, iddiaların doğru olduğu peşin hükümle kabul edilmiş vaziyette. Masumiyet karinesinin çiğnendiği bir sürecin hukuka uygun olduğunu söylemek mümkün değil.. Öte yandan, bir hukuk devletinde olmayacak şekilde, iktidar partisi mensuplarının, hatta bir bakanın, dava süreci ile ilgili yaptığı vahim açıklamalar var. Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Balyoz tahliyelerinin ardından "Çetenin nöbetçi hakimi, çetenin savcısı oluyor" diyerek hem bir hakime hakaret edebiliyor, hem de yargıdan beklediklerini açık bir şekilde ifade ediyor. Dolayısıyla, sürecin hukuka uygun olup olmadığı sorusu, sadece İstanbul'da işleyen süreç ile sınırlı değil.

Z.I. — Ergenekon operasyonlarında hedef alınan kişiler, sesini duyurmak için ne yapmalı? Sadece internet sitelerinden bilgilendirme yapmak yeterli mi? Pınar Doğan internet sitesinden bilgilendirme bir başlangıç. Bir blog sitesi, bir aracı olmaksızın bilgileri doğrudan ilettiği için güzel bir kanal. Türkiye'de yaşamadığımızdan, bu kanal bizim için doğal bir seçim oldu. Öte yandan blog sitesi kısıtlı bir kanal, çünkü okuyucuların aktif olması bloğu düzenli takip etmesi gerekiyor. Dolayısıyla tek başına yeterli olması mümkün değil. Başka neler yapılabilir? Biz bu konuları uluslararası platformlarda da gündeme getirmeye çalışıyoruz. Bu süreçle ilgilenebilecek çeşitli uluslararası sivil toplum örgütleri var, belki benzerleri Türkiye'de de oluşur.

Z.I. - Sizce bu süreci kim ve nasıl durduracak?

Pınar Doğan - Bu süreci tek bir kişinin durdurabileceğine inanmıyorum. Yeni bilgiler ortaya çıktıkça, kamuoyu bilgilendikçe, başka türlü bir dinamik oluşacaktır. Bir de bir noktada, bu süreci kayıtsız şartsız, hiç sorgulamaksızın destekleyenler, bunun kendi çıkarlarına (o çıkarlar nasıl tanımlanırsa tanımlansın) hizmet etmeyeceğini bir tarihte fark edecekler mutlaka. Akıl ve sağduyu mutlaka galip gelecek, buna inanmak istiyorum. Çetin Doğan'ın damadı Dani Rodrik'e bu kadar kapsamlı bir operasyon yürütülmesinin arkasındaki nedenleri sorduk. Rodrik, uydurma belgeleri üretenlerin ortaya çıkarılması gerektiğini vurguladı.

Z.I - Ergenekon davasına ilişkin kanaatiniz nedir? Bu kanaate nasıl ulaştınız?

Doni Rodrik - İddianameler ve ekleri o kadar uzun ki, dışarıdan bakan bir kişinin tüm bu davalar üzerinde kesin bir kanaate varması mümkün değil. Medyanın bu konuda yaptığı yayınlar da çok yanıltıcı olabiliyor maalesef. Bu yüzden müthiş bir bilgi kirliliği içerisindeyiz.

Benim Ergenekon konusunda söyleyebileceklerim şunlar:

Birincisi, besbelli birçok sanık, cinayet, bombalama, hükümeti devirmeye teşebbüs gibi gerçek suçlara iştirak ettiklerine dair maddi kanıtlar olmadığı halde salt düşünceleri ve fikirleri yüzünden iddianamelere "ya tutarsa" mantığıyla dahil ediliyorlar. Bu, kanımca ters tepecek bir strateji. Gerçek suçların aydınlanmasını ve faillerinin cezalandırılmasını geciktirecek ve güçleştirecek. İkincisi, o kadar sanığın gereksiz yere tutuklu yargılanması çok vahim. Yargı süreci başlayana kadar kaçacaklarına veya delilleri karartacaklarına dahil makul şüphe olmayan insanların aylarca, hatta bir seneden fazla tutuklu kalmasını acı buluyorum.

Z.I. — Balyoz soruşturmasıyla yaşanan süreç, 76 muvazzaf subayın gözaltına alınmak istenmesine kadar vardı. Sizce neden bu kadar kapsamlı bir operasyon yürütülüyor? Amaç nedir?

Doni Rodrik —
Bu iyi bir soru ama cevabını bilemiyorum. Uydurma belge ve kanıt üretenlerin kim oldukları ortaya çıkana kadar da bilemeyeceğiz. Ancak şu kesin ki, burada amaç, Türkiye'de demokrasinin yerleşmesine hizmet etmek değil. Bunların gerisinde kim yatıyorsa yatsın, amaçları insan haklarına saygı gösterilen, düşünce özgürlüğünün temel olduğu, yargının bağımsız hareket ettiği gerçek bir hukuk devleti değil.

Z.I - Milliyet muhabiri Devrim Sevimay'a verdiğiniz yanıtlarda, bazı köşe yazarlarına, gerçeği anlatan yazılar yazdığınızı, ancak yanıt dahi alamadığınızı söylüyorsunuz. Bir kısım liberal aydının, operasyonlar lehinde aldığı bu tavrı neye bağlıyorsunuz?

Doni Rodrik - Bilemiyorum, ama bu konuda Nuray Mert'in geçenlerde bir yazısında söylediklerine hak vermemek maalesef mümkün değil. Bu liberallerin düşünce tarzı "post- modern cemaatçi"lerden pek farklı değil. Bu düşünce tarzı, amaçlanan "mutlak doğruya götürecek her şeyi mubah görüyor. iddialar çürük olsun, hukuk prensipleri çiğnensin, gazeteler yalan yayın yapsın, kurunun yanında yaş da yansın, hiç önemli değil. Önemli olan, ordu karalansın ve ideallerindeki siyaset modeli hayata geçsin. ABD ve Türk medyasının ardından Doğan ve Rodrik, Fransa'nın önde gelen gazetelerinden Le Monde'da da geniş bir makaleyi yayımlayarak görüş ve eleştirilerini yansıttılar. "Türkiye'deki Sivil-Askeri Güç Mücadelesinin Gizlenen Yüzü" başlığı ile yayımlanan makalede Türkiye'de halen "Adalet adına hukuk devletinin saptırıldığını, bunun da demokrasiyi güçlendirmek yerine zayıflattığı"nı savundular.

Kendilerinin tüm askeri darbelere karşı olduklarını, ordunun siyasi rol oynamayacağı bir demokrasiye inandıklarını vurgulayan Doğan ve Rodrik, intikamlar ve "cadı avları"nın demokrasiye hizmet etmediğinden de emin olduklarının altını çizdikten sonra, Avrupa'ya da şöyle seslendiler:

"Türkiye'nin Avrupa dostlarının, Türkiye'nin demokratik geleceği için gerçek bir tehdit oluşturan bu yargı prosedürlerine daha yakından eğilmeleri zamanı çoktan geldi."

Kaynakça
Kitap: Kansız Savaş
Yazar: Osman Özbek
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Balyoz Davası

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir