Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Balyoz Güvenlik Harekat Planı ve Türk (!) Medyası

Burada Balyoz Davası hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Balyoz Güvenlik Harekat Planı ve Türk (!) Medyası

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 03:30

Balyoz Güvenlik Harekat Planı ve Türk (!) Medyası

AKP, fiyaskoyla sonuçlanan 'Kürt Açılımıyla' hızla oy ve irtifa kaybederken, kamuoyunun sivil darbe, 'Yeni Türkiye' ve dinci faşizm tartışmalarını bir kenara bırakıp birdenbire 'BALYOZ' söylemleri ile sarsılması elbette rastlantı değildi. Sözde darbe planının belgelerini yayımlayan Taraf gazetesinin Mehmet Baransu adlı muhabiri, bir gün Beşiktaş Adliyesine geldi. Başsavcı Vekili Çolakkadı ile görüştü, çay, kahve içip sohbet ettikten sonra devlet sırrı niteliğinde olabilecek bir bavul dolusu gizli evrakı 4 adet DVD ile birlikte teslim ettikten sonra çıkışta da meslektaşlarına bilgi verip ayrıldı. Normalde devlet sırrı niteliğindeki bu evrakları taşıyanların TCK'nın 326-330'uncu maddeleri gereğince tutuklanıp, evraklarına el konulması gerekirken, bunların tam tersi yapılarak yasalar bizzat yetkili savcılar tarafından çiğnendi.

Gazeteci Mustafa Balbay benzer suçlardan iki yıldır Silivri'de yatarken, Mehmet Baransu kahramanlar gibi karşılanıp devletin polisince koruma altına alındı. Kod adını 12 Mart Darbesinden alan ve 5 bin sayfa olduğu ileri sürülen Darbe Planı, 2002'deki seçimlerin hemen ardından hazırlanmış, bir ay içinde halledilivermiş..

O kadar kısa sürede nasıl hazırlanmış diye soranlara gerekli yanıtı ise Taraf yazarı Yasemin Çongar veriyordu:

"1. Ordu'nun İstanbul Selimiye'deki karargahının raflarından 12 Eylül darbesinin 'Bayrak Harekat Planı' indirildi. Hedef önce sıkıyönetim, ardından da hükümeti devirmekti..." Görüldüğü gibi darbe yapmak gayet kolay;

12 Mart darbesinin kod adını alıp, 12 Eylül darbesinin, her ne hikmetse 1. Ordu Karargahı raflarında hazır beklemekte olan harekat planının başına koydunuz mu işlem tamam!!! Tarafın haberine göre, adı belli olmayan bir kurmay subay, "hiç uğraşmaya gerek yok. Bana göre yapılacak en kolay hareket tarzı 12 Eylül gibi bir harekatın baştan itibaren organize edilmesi..." demiş. "Kopya Darbe Harekatı"nın 5 bin sayfalık içeriğinde yok yok. Yunanistan'la savaş çıkarılması, camilerin bombalanması, tahrik timleri oluşturulması... o zaman şunu sormak gerekiyor; madem bu denli kapsamlı darbe planı hazırdı, sonra neden "Ayışığı", "Sarıkız", "Eldiven" gibi basit planlara geçildi? Niçin en kudretli oldukları zamanda yapmadılar da, emekliliği beklediler? Planda adı 'Faydalanılacak 137 gazeteci' arasında geçen Prof. Süheyl Batum, iddiayı 'Ben yazı yazmaya 2004'te başladım' diye yalanlarken gazeteci Yılmaz Özdil 'O tarihte işsizdim' diyor.

"Balyoz Darbe Planı"nın "Pes" Dedirten Detayları Taraf, 5000 sayfalık sözde darbe planının 2002 sonlarında, yani seçimlerin hemen ardından hazırlandığını ileri sürerken:

"Toplumsal muhalefet sindirilmiş, muhalif basın, ekonomik ve mali denetim tehdidi ile susturulmuştur" diye yazıyor. Oysa anılan tarihte daha Tayyip Erdoğan henüz milletvekili bile değil. İktidara henüz gelmiş olan AKP hükümeti ne bir bürokrat ne de bir vali atamış değildi!.. Eklemelerle tertip o dereceye vardırılmış ki; örneğin darbeye destek verecek sivil toplum örgütleri arasında Türkiye Gençlik Birliği (TGB) de sayılmış.

Oysa TGB'nin kuruluş tarihi 2006! Aralarında Nazlı Ilıcak, Sibel Eraslan, Mehmet Altan ve Cengiz Çandar gibi yazarların da bulunduğu yirmi altı köşe yazarının 'mağdur' oldukları savıyla askerler hakkında suç duyurusunda bulunmasının ardından sözcülüğünü oyuncu Lale Mansur'un yaptığı 'Darbelere Karşı 70 Milyon Adım Koalisyonu' na mensup on üç kişinin E. Oramiral Özden Örnek, Emekli Orgeneraller İbrahim Fırtına, Çetin Doğan ve Ergin Saygun hakkında TCK'nın ilgili maddeleri uyarınca dava açılmasını istemeleri, aynı gün parti grubunda yaptığı konuşmada 'kirli senaryolara, hukuk dışı girişimlere boynumuzu bükmeyeceğiz, vatandaşını tehdit olarak gören her anlayış çağdışıdır' diyen Başbakan'ı destekler gibiydi.

Kaynakça
Kitap: Kansız Savaş
Yazar: Osman Özbek
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Balyoz Güvenlik Harekât Planı ve Türk (!) Medyası

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 03:34

Emekli Orgeneral Çetin Doğan, İddiaları Yalanladı: Biz Savaş Halinde Ne Olurun Seminerini Yaptık

Taraf gazetesinde darbe planım mimarı olarak gündeme gelen dönemin 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, Milliyet yazarı Fikret Bila ile yaptığı söyleşide şunları söylüyor:

Konuşmalarıma Ekleme Yapılmış Bizim çalıştığımız senaryo şuydu: Eğer bir savaşa girersek, birliklerimizin büyük bölümünü bu savaşa tahsis edeceğimizden, geriye kalan birlikler bir irticai kalkışma olursa yeterli olur mu? Çünkü en tehlikeli iki olasılık bölücülük ve irticaydı. Hilmi Özkök, Aytaç Yalman ve Yaşar Büyükanıt söz konusu seminere katılmadı. Ben davet ettim, ancak o günlerde Ankara'da 1 Mart tezkeresi çalışmaları vardı. Fatih ve Beyazıt Camilerini bombalatacağımız son derece terbiyesizce bir iddiadır.

Biz senaryoda bomba patlatmayız, bundan sonraki durumu tartışırız. Bana ait olan ses bantlarında konuşmamın belli bölümleri alınıp kullanılmış. Montaj, eklemeler yapılmış. Teyp bandı da önce elektronik ortama aktarılıp sonra ilave yapılabilir." Balyoz'un Üretim Merkezi TSK Değil, Gülen Cemaati Habertürk'te katıldığı bir programda da "Taraf gazetesinin yayınladığı Balyoz Planının üretim merkezinin TSK değil, Fethullah Gülen Cemaati" olduğunu söyleyen Doğan, Fatih Camiinin bombalanacağı yönündeki bir soruyu ise şöyle yanıtladı:

"Şerefim ve namusum üzerine yemin ederim ki, TSK'ya ve halkına gönülden bağlı bir kişinin akimin ucundan dahi geçmez." Kendin Çal, Kendin Oyna/ Camilere bomba attıracağı ileri sürülen Birinci Ordu eski Komutam emekli Orgeneral Çetin Doğan, televizyonlarda, bunun doğru olmadığım ve iddiaların iftira derecesine vardığını anlatmasına karşın, suçlamayı yapanlar, ne acıdır ki onun karşısına çıkamadılar. Asker düşmanı olduklarını her davranışlarıyla belli eden kişiler "Tecrübe Konuşuyor" adlı programlarda kendileri çalıp, kendileri oynarken insan soramadan edemiyor; iddialarınızın gerçekliğine inanıyorsanız, neden suçladığınız kişilere savunma hakkı vermiyorsunuz? Bir senaryoyu gerçek gibi gösterirken, karşı düşüncede olanlara söz hakkı vermemek dürüstlük müdür? Ya da bir tatbikat senaryosunu, gerçek havası vererek sunmak, bu yetmiyormuş gibi metin üzerinde eklemeler, çıkartmalar yapmak hangi vicdana, hangi habercilik etiğine, hangi adalet anlayışına sığıyor?
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Balyoz Güvenlik Harekat Planı ve Türk (!) Medyası

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Kas 2010, 03:40

TSK'dan Yanıt; Darbe Değil Tatbikat

Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde yer alan açıklamada, "1'inci Ordu Komutanlığı tarafından 5-7 Mart 2003 tarihleri arasında icra edilen söz konusu plan semineri, Genelkurmay Başkanlığı 2003-2006 yılları Tatbikatlar Programında bulunmaktadır. Plan seminerinin gayesi, dış tehdide ilişkin olarak hazırlanan Harekat Planlarını geliştirmek ve ilgili personelin eğitimlerini sağlamaktır. Plan Semineri, giderek tırmanan bir 130 gerginlik dönemini kapsayan bir senaryo içerisinde uygulanmıştır. 1'inci Ordu Komutanlığı sorumluluk bölgesinde icra edilen bu Plan Seminerinde, Ordu Geri Bölge Emniyeti ve savaş hali, savaşı gerektirecek bir durumun baş göstermesi halinde de uygulanan sıkıyönetim konuları üzerinde durulmuştur.

Bu plan seminerine ilişkin olarak ortaya atılan iddiaları, aklı ve vicdanı olan hiçbir kimsenin kabul etmesi mümkün değildir. Söz konusu iddiaları ciddiye alarak üzerinde yorumlar yapılmasının ve bilgi kirliliği yaratılmasının; özellikle toplumumuzda tedirginlik yaratmak isteyenlerin amacına hizmet edeceği değerlendirilmektedir" denildi.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ'un Yaptığı Konuşma "BALYOZ" Kadar Olmasa da Yine de Etkiliydi

Başbuğ tepkisini şöyle ifade ediyordu:


"Bu iddiaları lanetliyorum. 'Allah Allah' diye askerine hücum ettiren bir ordu, nasıl Allah'ın evi camiye bomba attırmayı düşünür. Bu iddialar vicdansızlıktır, lanetliyorum bunları... Yanlış yapan barınamaz. Bilgi sızdırma iddiasıyla ilgili altmış bir soruşturma var. Biri sonuçlandı. Bir subay üç yıl hapis aldı. Çeşitli rütbelerdeki on kişi tutuklu. Yanlış yapanları TSK'da barındırmayız. Devlete düşen görev var. TSK'ya yürütülen karşı faaliyetlerde bize düşen görevler olduğu gibi devlete düşen görevler de var. Darbenin gündemde kalmasından kim menfaat sağlıyor." Aynı günlerde Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Uğur Yiğit, intihar ederek yaşamına son veren Deniz Kurmay Albay Berk Erden'in cenaze töreninde yaptığı konuşma ile kamuoyunu az da olsa rahatlatıyordu.

"Subaylarımızı suçlamadan önce herkes aynı soruyu kendisine sorsun. Bu bir onur intiharıdır. Artık susmamız mümkün değil. Amirallere suikast 131 iddialarında adı geçen iki albay bana bir mermi sıkılsa göğsünü siper edecek ilk insanlardır. Karalama kampanyası yürütenlerce iddialar masum subayların üzerine yıkılmıştır. Personelimizin cunta ile suçlanması ve bizim bunu haber almamamız mümkün değildir."

Baykal:

İşgal Koşulları Gibi CHP'nin önceki Genel Başkanı Deniz Baykal, "Balyoz" darbe planı iddiasıyla askerlerin gözaltına alınmasını 23 Şubat 2010 günü yaptığı Grup konuşmasında şu sözlerle değerlendiriyordu: "Türkiye'de ilk kez kuvvet komutanları, ordu komutanları gözaltına alınmıştır. Faşizmden demokrasiye geçen ülkelerde, bu çapta bir tasfiye, sindirme operasyonu gerçekleşmedi. Sanki Türkiye'de darbe yapıldı.

Ya da Türkiye işgal edildi. Yabancı güçler, Türkiye'ye el koydu. Kendi çıkarları doğrultusunda, bu memleketi allak bullak etmek üzere her yere ellerini uzatmaya başladılar. Yani Malta sürgünleri yeniden Türkiye'nin gündemine geliyor. Türkiye'yi kendi amaçlarına hizmet eder noktaya sürükleyebilmek için, uydurma suçlamalar dolayısıyla hesap sorabilmek için, yargılayacağız diye geçmişte İstanbul'u işgal eden yabancı gücün girişimiyle bu memleketin evlatları toplanmış Malta'ya sürgüne gönderilmişti. En ağır suçlamalar ortaya atılmıştı. Daha sonra yargılamalardan hiçbir şey ortaya çıkmadı. Hepsi şerefli vatansever evlatlar olarak topluma döndüler. Şimdi Türkiye tekrar böyle bir tabloya doğru sürüklenmek isteniyor. Bu manzara başka türlü izah edilemez."

Drama Köprüsü'nü Söyleyen Ordu Komutanı

Beş gün gözaltında kaldıktan sonra 10 saat süren savcılık sorgusunun ardından 26 Şubat 2010 günü tutuklanması üzerine 132 'Yargılama beklemiyordum. Mücadele yeni başlıyor' diyen E. Org. Çetin Doğan, araca bindiğinde 'Drama Köprüsü' türküsünü söylüyordu.

Emin Çölaşan Anlatıyor:

Çetin Paşa Boy Hedefi "3 Kasım 2002 seçiminde AKP iktidar olmuş. Seçim sisteminin sakatlığı nedeniyle, aldığı yüzde 34 oyla, Meclis sayısının yüzde 66'sını ele geçirmeyi başarmış. Başbakanlık koltuğunda Abdullah Gül oturuyor ve Aralık ayında, kendisinin katıldığı ilk Yüksek Askeri Şûra toplantısı yapılıyor.

1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan söz alıyor ve toplantıya başkanlık yapan Abdullah Gül'ün yüzüne karşı şöyle konuşuyor:

'Sakın zannetmeyin ki, bu ülkede Atatürk ilkelerini ve Cumhuriyet rejimini birileri yıkabilir. Biz Türk Ordusu olarak Cumhuriyet rejiminin en büyük savunucusuyuz. Laikliği çiğnetmeyiz, Cumhuriyet'in ilkelerinden ödün verilmesine göz yummayız. Bilginiz olsun.' Çetin Paşa'nın konuşması uzun ve çok sert. Çiçeği burnunda Başbakan Abdullah Gül, bu sözleri sadece dinliyor, yorum yapması mümkün olmuyor. Ruhsal durumu paramparça olmuş durumda. Suratı sararıyor, kararıyor, 'Haklısınız Paşam' diyebiliyor. Yakın geçmişte irticaya karşı mücadele veren Batı Çalışma Grubu'nun da başında olan Orgeneral Çetin Doğan, bu iktidar tarafından zaten mimlenmişti. Abdullah Gül o günkü olayı hiç unutmadı. Zaman nasılsa değişecekti!. Ve değişti! Örneğin Sayın Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer tarafından TürkKazak Ahmet Yesevi Üniversitesi Rektörlüğü'ne atanan Doğan Paşa, bu görevinden Abdullah Gül tarafından alındı. Çetin Doğan Paşa, AKP iktidarının boy hedeflerinden biriydi. İsmi, ABD kanalıyla ilgili birimlere çoktan verilmişti. Çünkü Genelkurmay ve Özel Kuvvetlerdeki tüm yazışmalar, plan ve seminerler, bilgisayar casusluğu ile ABD'ye ulaşıyordu.

2003 yılında yapılan plan seminer toplantısının tutanakları ABD tarafından ele geçirildi, arşive alındı, sonrasında malum gazeteye 'Balyoz' adıyla servis yapıldı ve büyük tantana yaratıldı. Ülkesini sevmekten ve ABD'nin kucağına oturmayı reddetmekten başka suçu olmayan Çetin Doğan Paşa bildiklerini bir gün anlatırsa, ortaya neler çıkacaktır neler!" Türkiye İçinde İşgal Provası Yaptılar Basım ve gündemi yakından izleyenler, 2002'de ABD'nin Nevada Çölü'nde Türkiye'nin 96 saat içinde işgaline yönelik Milenium Chalenge 2002 (Bin Yılın Meydan Okuması) adlı bir tatbikat gerçekleştirildiğini anımsarlar.

Amerikan haber ajansı AP, tatbikatın Türkiye'yi işgal senaryosu üzerine kurulu olduğunu yazdığı senaryo şöyleydi:

"Türkiye'de büyük bir deprem oluyor. TSK, karışıklığı önleyip duruma hakim olmak için yönetime el koyuyor. Bunun üzerine de ABD Deniz Kuvvetleri önce Kıbrıs'ı kuşatıyor ve 96 saat içinde hedef ülkeyi işgal ediyor."

Yeniçağ'da yazan gazeteci Arslan Bulut'a göre ABD'nin senaryoları 1998'lere dayanıyor:

Cami bombalamak CIA'nın 1998 planıdır! "30-31 Mayıs 1998 tarihlerinde ABD'de Amerikan Ulusal Savunma Enstitüsü bir toplantı düzenledi. Eski CIA Ankara İstasyon Şefi Graham Fuller ile ABD Dışişleri Bakanlığı Siyasi Planlama Dairesi görevlisi Prof. Henri Barkey, toplantıda senaryolarını açıkladılar. Senaryoya göre 'Kahramanmaraş, Sivas, Erzincan, Kayseri ve Çorum'da cuma namazında camilerde bombalar patlayacak. Ayaklanan halk, valiliklere, kaymakamlıklara yürüyecek. Polis halkın önüne geçemeyince askeri birlikler devreye girecek. Laik-anti laik, Alevi-Sünni çatışması patlak verecek. Ağırlıklı olarak Sünnilerin safına geçen polis, askeri birliklerle çatışmaya girecek.

Radikal İslamcılar, ayrılıkçı Kürtlerle birleşerek orduya karşı silahlı mücadeleye başlayacaklar. Orduda çözülmeler baş gösterecek.' Toplantıda bu olaylar sonrasında ABD'nin Türkiye'ye nasıl müdahale edebileceği de tartışıldı. O zaman Türk basınına da yansıyan bu 'kıyamet Senaryosu'nun asıl hedefi, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne gözdağı vermekti. Daha sonra Yunanlı Bakan Teodoros Pangalos da 'Bir gün Türkiye'de halk ayaklanması olacak ve Türkiye'ye demokrasiyi getirecek' diyecekti. CIA, benzer senaryoları, 12 Eylül'den önce Kahramanmaraş, Malatya, Çorum, Hatay gibi illerimizde uyguladı. Çorum'da 4 Temmuz 1980 Cuma günü Ulucami'de hoca vaaz verirken, bir kişi camiye girerek, 'Alaaddin Camii'ni yaktılar' diye bağırdı. Diğer camilere girenler de 'Komünistler, Aleviler, Alaaddin Camii'ne bomba koydular!' diyordu. Aynı anda Alevi mahallelerinde de 'Faşistler sizi öldürmeye geliyorlar' diye kışkırtma yapanlar vardı. TRT'de, 'Çorum'da Alaaddin Camii'ne bomba atılması ve dışarıdan ateş edilmesi üzerine meydana gelen olaylarda ilk belirlemelere göre dört kişi öldü' haberi verildi ve saat başı haber tekrarlandı. TRT Çorum muhabiri böyle bir haber geçmediğini açıkladı. Olayları sahneye koyan kişi Alexander Peck adlı CIA ajanıdır. Hedef, 12 Eylül darbesine zemin hazırlamaktır. Demek ki cami bombalamak fikri, bir CIA tasarımıdır.

Böyle şeytani bir plan Türkiye Cumhuriyeti'nin hiçbir vatandaşının aklından geçmez. 11 Eylül olayında kendi kulelerine sivil uçakları çarptıran da CIA'dır! Benzer bir olayı, Anıtkabir'de bir tören sırasında yapmayı da planlamışlardı! Irak'ta ABD-İngiltere ve İsrail istihbarat servisleri, kendi kontrollerindeki terör gruplarına türbe-cami bombalatıp Şii-Sünni savaşına yol açmışlardır. Taraf gazetesinde yayınlanan Balyoz planı, bana bunları hatırlattı. İstanbul'daki bütün ilgili subayların katıldığı bir seminerde cami bombalamak gibi CIA planlarının tartışılması düşünülemez. Dolayısıyla Fatih ve Bayazıt camilerine bomba atılması, böylece darbe zemini meydana getirmek senaryosu, harp oyunları plan tatbikatına sonradan eklenmiştir. Ekleyen de konuyla ilgili cd'leri Taraf gazetesine verenlerdir. Gazeteciler konusuna gelince. 2002 yılında hazırlanan plana göre, darbe sırasında gazeteciden faydalanılacakmış. gazetecinin çoğu ise o sırada Türk medyasını yöneten, gazete künyelerinde adları bulunan kişiler! Bence CIA, bu listeyi yayınlatmakla, nüfuz edemediği gazetecilerden intikam alıyor! Nüfuz edilenler ise şimdi 137 gazeteciyi darbeci diye suçluyor."
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Balyoz Davası

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir