Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Gizlenen Bağlantı

Burada Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi) hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Gizlenen Bağlantı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 May 2011, 22:54

Gizlenen Bağlantı

"Dikkat ettiyseniz Türkiye'nin en radikal örgütleri ardı ardına cemaati hedef alıyor... Biri dışında! ... Onu yazmadan önce dünkü gazetemizde İlhan Taşçı imzasıyla yer alan "Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner, Gülen'e el attı, tutuklandı" başlıklı habere dikkatinizi çekmek istiyorum.

Haberdeki şu satırlar hem tarikat ve cemaatlerin yargıdaki örgütlenmelerini deşifre ediyor, hem de çok önemli bir bağlantının anımsatılmasını ve sorgulanmasını gerekli kılıyor:

"İlhan Cihaner'in, Fetullah Gülen grubuna yönelik operasyon için düğmeye basmasının hemen ardından tutuklanması dikkat çekti. Adalet Bakanlığı müfettişlerinin 18 Haziran 2009'da Cihaner'e, 'MİT, Emniyet ve Jandarma kayıtlarına göre İsmailağa ve Fetullah Gülen Cemaatinin Hizbullah ve İB-DA-C ile şimdiye kadar tespit edilmiş bir bağlantısı olmamasına rağmen neden böyle bir soruşturmaya başladığını' sormaları dikkat çekmişti... "
Evet, yalnızca tüm terör gruplarını "Ergenekon'la ilişkilendiren Fetullahçılar değil, savcı İlhan Cihaner'i sorgulayanların da ilişmediği bir örgüt vardı.

El Kaide!

Gelin o örgütün cemaatle bağlantısını içeriden birinin itirafından okuyalım.
O kişi, 20 Kasım 2003'te HSBC Genel Müdürlüğü'ne bombalı
kamyonla intihar saldırısı düzenleyerek tiyatro sanatçısı Kerem Yılmazer'in de aralarında bulunduğu 15 kişinin ölümüne yol açan, İlyas Kuncak'ın kızı ve aynı zamanda El Kaide'ci Abdülkadir Karakuş'un eşi Fulya Karakuş'tan başkası değildi! ...

Karakuş'un 5 Aralık 2003 tarihli Milliyet Gazetesi'ne söyledikleri her şeyi anlatmaya yetiyor:

"Babam 30 yaşındayken bir arkadaşının vasıtasıyla Fetullah Hoca'nın Nur Cemaati'ne girerek İslam'a yönelmişti!"

Hedefteki Cemaat

Cumhuriyet Gazetesi'nden Mehmet Faraç, "Hedefteki Cemaat" yazısında Hizbullah ile Fetullahçıların barış anlaşmalarını şöyle anlatıyordu:

"Önce Fetullahçı yayın organlarının örgüte karşı psikolojik savaş başlattığından yakman PKK'lılar öfkelendi! Samanyolu televizyonundaki dizilerde, Zaman Gazetesi ve Aksiyon dergisindeki yazılarda PKK bazen Ergenekon'la ilişkilendirildi, bazen de istihbarat örgütleriyle! ...
Örgüt sonunda cemaate karşı atağa geçti. Murat Karayılan ve diğer PKK yöneticileri, cemaatin "askeri operasyonlardan bile daha tehlikeli" olduğunu belirttiler ve "etkisizleştirilmesi" gerektiğini savundular. Ardından dinci sermayenin marketlerine, cemaat üyelerinin araçlarına ve yayın organlarına yönelik kundaklama eylemleri başladı.

Cemaati hedef tahtasına koyan ikinci grup ise ne ilginçtir ki, 15 yıl boyunca PKK ile savaşan Hizbullah'tı!.. Fetullahçıların yayın organları onları da "Ergenekon'la ilintilendirmişti... Bizzat Fetullah Gülen'in eleştirileri ise örgüt yönetimini çıldırtmıştı. Gülen 2009 yılının Nisan ayında, "Bu örgütler, uyuşturucu ve silah ticaretindeki paylaşım kavgası sebebiyle, bunları oluşturanların kontrolü dışına çıktı. Mesela Hizbulvahşet diye bir şey çıkarırsınız..." demişti.

Sonunda Hizbullah, 20 Nisan 2009'da yaptığı şu açıklamayla cemaati açıkça tehdit etti:

"Fetullah Gülen grubu üzerinden, Türkiye genelinde bir fitne ateşinin tutuşturulmak istendiği müşahede edilmektedir. Gülen grubu kendi iradesiyle böyle tehlikeli bir işe kalkışabilecek bir konumda değildir. Bir çatışma durumunda Hizbullah tarafından etkisiz hale getirilebilecek bir pozisyondadırlar!"
İş tam kavgaya dönüşecekken Fetullahçıların Diyarbakır'daki temsilcileri araya girdi ve Hizbullah sorumlularıyla bir "sulh" toplantısı yapıldı."
Ne gariptir!

Fetullah Gülen, bir zamanlar Hizbullah terör örgütünü şu sözlerle övüyordu:

"Sürekli ittikaya kendisini salmış, kaptırmış, arayışına girmiş, yakalamış dahasını arayan, takvanın dahasını arayan de-rinlerden derin kutsiler... Hz. Muhammed Mustafa'nın askerleri, Cindullah; Allah Ordusu... Hizbullah; Allah cemaati, tabiri caizse Allah Partisi... Siyasi boğuşmalar, siyasi partiler kar-şısında Allah Partisi!"

Fetullah'ın bu sözleri ve Emniyet içindeki Fetullahçı yapılanmanın da verdiği gazla, başta Fetullah Cemaatine en önemli rakip olan Zehra Vakfı'nın Başkanı ve Nurcu olan İzzettin Yıldırım, bu örgüt tarafından işkence ile sorgulanıyor ve ardından katlediliyordu.

Çünkü,
İzzettin Yıldırım grubu Nurcular Said-i Nursi'yi kendi kimliği ile öne çıkarmak istiyor, insanların onu o şekilde tanıyıp kabullenmeleri için çalışıyorlardı. Fetullahçılar sıranın kendilerine de geleceğini hesaplayarak büyük bir telaş ve paniğe kapılıyorlardı.
Bu çalışmalar sonucunda Fetullah'ın Ermeni Said ile ilgili yazdıklarının birçoğunun gerçeği yansıtmadığı ortaya çıkıyor, Fetullahçılar da bu nedenle büyük bir destek ve gelirden mahrum kalıyorlardı.

Sonunda Hizbullah'ın İzzettin Yıldırım ve arkadaşlarını öldürmelerinin ardından derin bir nefes alıyorlardı.
Kasım 2009'da çıkan "Amerika'daki İmam" kitabımda Fetullah Gülen'in, "Hizbullah" terör örgütünü övdüğünü belirtmiştim. Fetullah "Hizbullah terör örgütünü övmedim" diyerek benden faizi ile birlikte 10 bin TL istiyor ve Mahkemeden de kitabın ivedilikle toplanmasını talep ediyordu.
Oysa, Fetullah Gülen, Hizbullah terör örgütünü övmüştü. Bu konuda mahkeme kararları bile vardı. Bilerek kitaba mahkeme kararlarını koymadım. Böylece Fetullah'ın Müslümanlık derecesini bir kere daha ortaya çıkaracaktım ve öyle de oldu.
2000 yılında Cumhuriyet Gazetesi'nde benimle ilgili bir yazı yayınlanmıştı ve ben orada Fetullah'ın Hizbullah'ı övdüğü sözlerini aktarmış ve Hizbullah terör örgütüne övgülerinden bahsetmiştim. Fetullah o tarihte uyanıklık yaparak sadece gazeteyi dava etti ve "Ben asla Hizbullah terör örgütünü övmedim" şeklinde itirazlarda bulundu. Kendi sözlerini inkar etti.

19.11.2001 tarihinde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2001/6807E-2001/11349K sayılı kararı ile Fetullah'ın Hizbullah terör örgütünü övdüğünü belirterek, "Orta seviyede zekâya sahip her insan Fetullah Gülen'in bu sözlerle Hizbullah Terör örgütünü övdüğünü anlar" dedi.
Benim bu kararı unuttuğumu sanan Fetullah Gülen yine Hizbullah terör örgütünü övdüğünü inkâr etti. Ve bu nedenle kitabın acele toplatılmasını istedi. Mahkemeye Yargıtay'ın kararını sununca Fetullah'ın kitabı toplatmak hayali bir başka bahara kaldı.
Gördünüz mü, Ergenekon neleri örtüyor.

Tayyip'in "kardeşliğim, başdanışmanım ve beynimin yarısı" şeklinde tanımladığı Mehmet Metiner, "Hizbullah" konusunu, dansöz gibi kıvırmadan "Yemyeşil Şeriat" adlı kitabında bakın açık açık nasıl açıklıyordu:

"Bizim anlayışımıza göre, asıl Hizbullah bizdik. Allah'ın ordusunu da bizler oluşturuyorduk. Bizler Cundullah'ın bir neferiydik. Cemaatimiz, tıpkı peygamberin cemaati gibi öncü bir cemaatti.

Çünkü bizler Allah'ın dinini ve nizamını yeryüzünde hakim kılmak için savaşım veriyorduk. Bize karşı çıkan herkes ve her grup Hizbuşşeytan'dı. Şeytan görünmez bir varlık değildi bizim için sadece. İnsan suretindeki şeytanlar, Allah'ın arzında hâkimiyetlerini kurarak Hizbullah üzerinde büyük bir baskı ve zulüm uyguluyorlardı. Bu yüzden "şeytani tüm rejimler", Hizbullah ve Cindullah tarafından yıkılıncaya kadar cihat kesintisiz sürecekti... "
Bu tespitlerden sonra Fetullah'ı kendi ayıbı ile baş başa bırakıp, dönelim yine Tayyip'in "hayırsever" diye tanımlayıp kefil olduğu hayırsever terörist Yasin El Kadı'ya. Kadı bu durur mu? Durmaz! O da başladı koşmaya, koşma ki ama ne koşma!...
Tutabilene aşk olsun.

Yasin Azuziddin El Kadı, 1985 yılında Yıldız Deri Mamulleri ve Sanayi Ticaret AŞ'ye, 1988'de ise Hanedanlar Giyim'e ortak oluyor, tekstil sanayine bir diğer şirketi Ecmel Tekstil'le giriyordu.
1993 yılında Mehmet Fatih Saraç ve Mustafa Ablak tarafından kurulan Ella Filmin yüzde 90 hissesini alıyor, çocuklarımıza çizgi film dahil bilumum filmleri gösterme kampanyasına katılıyordu.
Yasin El Kadı, 1997'de ise; Tayyip'in deliğe süpürülmesini erteleten danışmanı Hasan Cüneyt Zapsu, Mustafa Latif Topbaş, Geylan Abdülaziz Zapsu ve Tayyip'in kasalarından biri olduğu iddia edilen M. Fatih Saraç ile Ahsen Plastik A.Ş'yi Ümraniye'de kuruyordu.
Ahsen Plastik'in ismi "Ahsen" nereden geliyordu?

Nereden olacak?
Ahsen Yenge'den.
Ak Gıda'da ise; Mustafa Latif Topbaş, Murat Ülker, Mehmet Fatih Saraç, Zeki Ziya Sözen, İbrahim Halit Çizmeci ile Yasin El Kadı birlikte ticari sahada yer alıyorlardı.
Yasin El Kadı, 1996 yılında belediyeye bağlı Kartal Halk Ekmek Fabrikası'nın karşısında, "Hububat temizleme, öğütme ve ekmek fabrikaları" meslek grubundan Nimet Gıda'yı oluşturuyordu.

Adını; Tayyip'in en çok değer verdiği bakanlardan alan Nimet Gıda, şu isimlerden oluşuyordu:

Tayyip'in kasalarından M. Fatih Saraç. Tayyip'in danışmanı H. Cüneyt Zapsu. Tayyip'in yeğeni Ahmet Erdoğan.
G. Abdulaziz Zapsu, Tayfun Engin, Mustafa Rıza Yazan, O. Faik Bilge...
Nereden nereye geldik.
BM, AB ve ABD tarafından küresel terörizme destek vermekle suçlanan BIF yani Uluslararası Yardım Vakfı, Gudbeddin Hikmetyar ile de çok yakın ilişki içindeydi.

El Kaide'nin Sudan destekçileri TWRA, NIF ve Fetih El Hasanein ile irtibatlıydı.
Tayyip ise bu ilişkilerin tam göbeğinde yer alıyor, Afganistan ve Çeçenistan'da faaliyet gösteren Hizb-i İslam'ın Başkanı Gulbeddin Hikmetyar'ın dizleri dibinde fotoğraf çektiriyordu.

Sudan'da Usame Bin Ladin ve Fetih El Hassanein ile gizli gizli görüşmeler yapıyordu.
Yasin El Kadı ve çevresi ile küresel teröristlerle her türlü ilişkiler içindeydi.
Tayyip, babama bile kefil olmam diyordu.

Ancak
Küresel terörizmin en önemli ayağı Yasin El Kadı'ya kendine inandığı kadar inanıyor, "parası kadar" kefil oluyordu.
Niye?
Tayyip, meydanlarda ne diyor? Ülkeyi çetelerden temizliyoruz.
Peki, ne yapıyor?

Mehmet Ağar'ın oğlu Tolga'nın nikâhını şartları zorlayarak bizzat kendisi kıyıyordu.
Oysa Demirel, nikâhın kendi programlarına göre ayarlanmasına rağmen gelmemişti.
Başka,
Ergenekon iddianamelerinde yer alan eklere göre Tayyip, ANAP'ı bölmesi için Mehmet Ağar'a 60 milyon dolar veriyordu.

Kaynakça
Kitap: Takunyalı Führer
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir