Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Tayyip ve Cihan Kamer

Burada Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi) hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Tayyip ve Cihan Kamer

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 May 2011, 22:18

Tayyip ve Cihan Kamer

Peygamber soyundan geldiğini iddia eden ve kendisine gerçek dışı olarak Es Seyyid unvanı veren tarikat lideri Ahmet Hulusi Atken, AKP Genel Başkan Yardımcısı Kürşat Tüzmen'in yakın arkadaşı Ceyda Erem'in sahibi olduğu Expo-Channel TV'de Pazar günleri program yapıyordu.

Kendisini "Kozmik dindar" olarak tanımlayan Ahmet Hulusi, astroloji konusunda da kendisini tam yetkili olarak görüyordu. İnsanlığın oluş düzeninin ve sisteminin astroloji ilminde olduğunu söyleyen Hulusi alınyazısını, kaderi; "Beynin kozmik kalemle, kozmik ışınlarla programlanmasından ibarettir" şeklinde açıklıyordu.

Hulusi, ABD Kuzey Carolina'da yaşıyor, Amerika'ya yerleşmeden önce Milli Gazete ve Zaman Gazetesi'nde çalışıyor ve yetişiyordu. Ahmet Hulusi Akten, Tayyip Erdoğan'ın yakın arkadaşı ve oğlu ile gelininin ortağı Cihan Kamer'in ablası Cemile Kamer ile evli bulunuyordu.
CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu 4 Şubat 2009 tarihinde, "Başbakan'a soruyorum. Ekrem Tosun'u tanıyor mu?" diye bir sual yöneltiyordu.

Tayyip, bu soruya cevap verirken, Kılıçdaroğlu'nu yalancılıkla itham etmeyi unutmuyor ve şöyle konuşuyordu:

"Bugün gazetelerin bir tanesini de gördüm. 'Filanca' diyor, 'Başbakan'ın nesidir?' Ben bilmiyorum kimdir, nedir. Söyle bakayım ben de tanışayım. Böyle iftira olur mu? Bir isim koymuş, Filanca, Başbakan'ın nesidir? Ben ne bileyim ya. Tanımıyorum, bilmiyorum. Ne kanımda, ne nesebimde hiç tanıdığım, bildiğim birisi değildir."

Tayyip, aynı Ofer olayında ve diğerlerinde olduğu gibi "Tanımıyorum, bilmiyorum" diyordu, ama daha yatsı olmadan sözlerinin gerçeği yansıtmadığı ortaya çıkıyordu. Ekrem Tosun, Tayyip'in oğlu Bilal ile gelini Sema'nın Cihan Kamer, Atasay Kamer, Simay Kamer, Çiğdem Kamer ile ortak olduğu Atagold adlı şirkette temsilcileriydi. Mali Müşavir olarak da çalışan Tosun, şirkette onlar adına da her türlü imzaya yetkiliydi.

Erdoğan'a yakınlığı ile tanınan Cihan Kamer, Atasay Holding'in saibiydi. Denizli'li bir kuyumcu ailenin çocuğuydu. Kamuoyunun gündemine ilk kez 2002 yılında, Erdoğan'ın mal varlığı açıklamasıyla geliyordu. Erdoğan, AKP'yi kurduktan sonra, "Mal varlığımdaki artış, çocuklarımın düğününde hediye edilen altınlardan kaynaklanıyor. Bu altınları Atasay kuyumculukta bozdurdum" demişti. Bu tarihten sonra Tayyip'in yurt dışındaki gezilerinin değişmez isimleri arasında Cihan Kamer de yer alıyordu.

Tayyip'in hayat felsefesi "Al gülüm ver gülüm" prensibine dayanıyor, bu kuralın yaşama geçirilmesinde "Abi" diye hitap ettiği Kemal Unakıtan yardımcı oluyordu.
"Sadece kadınların altıncı hissi vardır ve bu onları Atasay'a götürür" şeklinde reklâmları olan Atasay, başta pırlanta olmak üzere değerli taşların ticaretini yapıyordu.
Tayyip'in oğlu ve gelininin Atagold Kuyumculuk'a ortak olması, 5 yıl önce hayata geçirilen ve çok tartışılan bir düzenlemeyi de yeniden gündeme getiriyordu.

AKP Hükümeti, başta Tayyip ve Maliye Bakanı Unakıtan'ın gayretleriyle 1 Ağustos 2004 tarihinde KDV Yasası'nı değiştiriyordu. Elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir, zebercet, inci gibi değerli taşların KVD'si yüzde 18'den sıfıra indiriliyordu. İlaç ve tıbbi ürünlerden yüzde 18 KVD alınırken, makarnadan, ekmekten, simitten de KDV alınıyordu.
AKP; temel gıda maddelerine zam yağdırırken, repo, yatırım fonu ve bono gibi faiz geliri olan yatırım araçlarında büyük oranlarda vergi indirimine gidiyordu.

20 Aralık 2009 Tarihli Sözcü Gazetesi'nde Gazeteci ve Yazar Emin Çölaşan, "Aferin sana Maliye Bakanı" başlığı ile Maliye Bakanı'nın İkinci Altın Zirvesi'nde ' Biz vergi vermeyeceğiz" diyen altın, pırlanta, zümrüt ve elmas gibi maden satıcılarının karşısındaki tavrını eleştiriyordu:

"Maliye Bakam kim diye sormayın. Mehmet Şimşek. Öteki adıyla İngiliz Mehmet!.. Çünkü İngiliz vatandaşı. Kendi durumu çok iyi ama aile bireyleri sağlık harcamalarında yeşil kart kullanıyor. Neyse, konumuz başka. Bunu kaç zamandır yazacağım da, sıra bir türlü gelmemişti. Kısmet bugüne imiş... Şimdi şöyle gözleri-nizi kapayıp bir an düşünün.
Dünyanın her hangi bir ülkesinde Maliye Bakanı'na işadamları, hem de yüzlerce kişinin önünde şöyle diyerek posta koyabilir mi?
"İstediklerimizi yapmazsan biz kaçakçılık yapmaya devam edeceğiz."

Olmaz demeyin oldu bile!
İstanbul'da bir süre önce "İkinci altın zirvesi" yapıldı. Maliye Bakanı sis nedeniyle toplantıya gelemedi ama zirveye video konferans yöntemiyle katıldı, baştan sona izledi, konuşma yaptı.

Toplantıda konuşan İstanbul Kuyumcular Odası Başkanı Alaattin Kameroğlu şöyle dedi:

"Yüzde yirmi özel tüketim vergisi ile sektörün kayıt altına girmesi mümkün değil. Bizi kaçakçılıktan kurtarmak istiyorsanız bunu kaldırın. Eğer kaldıramazsanız, biz kaçakçılığa devam edeceğiz. Bunun başka yolu da yok."

Aynı toplantıda İstanbul Değerli Maden ve Mücevherat İhracatçıları Başkanı ve Altınbaş Holding'in sahibi İmam Altınbaş Maliye Bakanı'na hitap etti:

"Türkiye'nin çıplak taş (kaldırım taşı değil, pırlanta, elmas, yakut falan) ithalatı 1 milyar dolar. Yasaya göre 200 milyon dolar özel tüketim vergisi ödememiz gerekir. Oysa sadece 2 milyon dolar, yani ödenmesi gereken verginin yüzde 1 'ini ödüyoruz."

Şu tabloya bakın! Kuyumculuk sektöründen bir işadamı Maliye Bakanı'na "Vergimizi sıfırlamazsan biz vergi kaçırmayı sürdüreceğiz" derken, bir başka işadamı ülkeye gelen mücevherlerin yüzde 90'ının kaçak girdiğini açıklıyor!

Peki, bu sözleri dinleyen Mehmet Şimşek ne diyor? Bu sözlere nasıl bir tepki veriyor? İşte söyledikleri:

"Kuyumculuk sektörüyle ilgili olarak azami dikkati gösteriyor ve sektörün beklentilerini biliyoruz. Ancak sizlerden ricam, kayıt altına girme (yani vergi ödeme) konusunda her zamankinden daha fazla çaba göstermenizdir."

Güler misiniz, ağlar mısınız?
Şimdi işin perde arkasına bakalım. Bu mücevherciler ve kuyumcular boşuna böyle açık tavır koymuyorlar. Bunların bir bildiği var. Bir yerlere güveniyorlar! Geçici AKP iktidarının zirvelerinden birilerinin çocukları ve damatları ile onların iş ortaklıkları daha önce medyaya yansımıştı. Milyarlarca dolarlık işlerin ortağı bunlar!

Mücevherciler bu ortaklık desteğini sağladıktan sonra Hükümet'e çağrıda bulunmuşlardı:

"Pırlanta, elmas, yakut ve zümrütün KDV'si sıfırlansın!"

Ve AKP Hükümeti 1 Ağustos 2004 tarihinde bunların KDV'sini sıfırlamıştı. Devlete gelmesi gereken büyük vergi gelirleri eşin dostun, akrabaların, çoluk çocuklarının, işbirlikçilerinin ortak ceplerine hortumlanmıştı.
Düşünün, bu ülkede örneğin ekmek, zeytin, et, peynir, su, ilaç, yakıt, defter, kitap, cep telefonu ve hatta kefen bezi alırken, otobüse binerken KDV ödüyoruz. Ama pırlanta, zümrüt, yakut, elmas, ticaretinde KDV yok! Köylünün gübresi, hatta tezek bile yüzde 18 KDV'ye tabi, pırlanta değil.

Adamlar Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in yüzüne karşı konuşuyorlar:

"Arkadaş, KDV'mizi sıfırladınız, yetmez. Şimdi ÖTV'yi de sıfırlayın, bizden hiç vergi istemeyin. İsterseniz, aynen bugün olduğu gibi kaçırmaya devam ederiz."

Maliye Bakanı bu tabloyu bilmiyor mu? Elbette biliyor. Bunlar, onun yüzüne karşı söylendi. Fakir fukaranın ekmeğinden peynirinden KDV alınır, oralarda vergi gelirinden ödün verilmez! Ya kuyumcular ve mücevherciler? Onlar güçlüdür, arkalarında hükümet gücü, hükümet zirvelerinin yakınları, eşleri, dostları, damatları ve akrabaları vardır. Sonuç işte budur!
Onlar vergi vermeyeceklerini söyler, bizim İngiliz Vatandaşı Maliye Bakanı dinler!"

Kaynakça
Kitap: Takunyalı Führer
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Tayyip ve Cihan Kamer

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 May 2011, 22:19

Bal Tutan Parmağını Yalar

Kadrolarının büyük çoğunluğunu Tayyip'in şu anda yanında bulunan elemanlarının oluşturduğu "Yeni Türkiye" adlı derginin Mart-Nisan 1997 yılında çıkan 14. sayısında, Tayyip Erdoğan'ın bugünkü durumuna ışık tutan görüşleri şu şekilde yer alıyordu:


"Bal tutan parmağını yalar' özdeyişi başka hiçbir söze yer bırakmadan siyasetin yozlaşmasının yanı sıra siyasi gücü elde edenlerin, bu konuşmalarına paralel bir kişisel çıkarı edinmekten geri durmayacaklarını, hatta mevki-makam sahiplerinin kendi keselerini doldurmak, yakınlarına kaynak aktarmak gibi davranışlarının adeta bir doğa yazısı gibi tekrar ettiğini ortaya koymaktadır... "

Tayyip'in oğlu Bilal ile gelini Sema'nın yüzde 50 hissesi ile gizli ortağı oldukları açığa çıkan Atagold'un sahibi Cihan Kamer ile Erdoğan ailesinin yollarının birçok olayda kesiştiği de ortaya çıkıyordu. Tayyip'in Başbakanlığı döneminde görülen haksız mal edinme davasından, çocuklarının düğününde takılan altınların Kamer'in şirketinde bozulduğuna ilişkin belgeyle kurtulduğunu yukarıda belirtmiştim.

Tayyip'in oğlu Ahmet Burak'ın adeta bedava gemi aldığı, Uzan'ların Star Gazetesi'ne TMSF'nin el koymasının ardından ortak olan Hasan Doğan ile Cihan Kamer, İETT garaj ihalesini kazanmıştı.

Başbakan'ın oğlu Bilal Erdoğan'ın ortağı olan Cihan Kamer'in oğlu Atasay Kamer için, İngiltere'ye 2006 yılında Başbakan sıfatıyla referans mektubu yazdığı ortaya çıkıyordu. Aynı yıl Bilal Erdoğan ortak oldukları şirket için Ekrem Tosun'a vekâlet veriyordu. Oğul Erdoğan ve Atasay Kamer'in ortak oldukları şirket 2005'te yaklaşık 46 bin lira, 2006 yılında 162 bin lira, 2007'de ise 46 bin lira gelir beyan ediyordu.
Uluslararası ve yurt içi pırlanta dahil her türlü değerli taşın ticaretini yapan Tayyip'in oğlunun 46 bin lira gibi komik vergi beyanı verdiği şirkete her türlü kolaylıkları sağlamayı Maliye Bakanlığı en büyük görev sayıyordu.
Maliye'nin sağladığı sonsuz avantajları ranta döndüren Tayyip'in yakın çevresi ve çocukları bal tutan parmaklarını yalamakla kalmıyor, bal küpünü köküyle götürüyorlardı.

Oğul Ahmet Burak Erdoğan, amcası Mustafa Erdoğan, halası Vesile İlgen'in eşi Ziya İlgen ile 10 Nisan 2006 tarihinde Turkuvaz Denizcilik ve Ticaret Anonim Şirketi'ni kurdular. Şirketin kurucuları arasında Erdoğanların gelini ve Atagold'un ortağı olduğu ortaya çıkan Sema Erdoğan Ketenci'nin babası Osman Ketenci de yer alıyordu.

Turkuvaz Denizcilik, 1 milyon TL sermaye ile kuruldu. Ahmet Burak Erdoğan, Başbakan'ın kız kardeşi Vesile İlgen'in eşi Ziya İl-gen ve amca Mustafa Erdoğan 250'şer bin TL sermayeyle her biri şirketin yüzde 25'lik hissesine sahip oldu. Ahmet Burak Erdoğan'ın eşi Sema Ketenci'nin babası Osman Ketenci 150 bin TL ile şirketin yüzde 15 hissesine, aile dostları Mustafa Gündoğan da 100 bin TL ile yüzde 10'luk kısmına ortak oldu.

Amcası ve halasının eşinden ayrı olarak Ahmet Burak Erdoğan, 19 Ocak 2007 tarihinde MB Denizcilik Taşımacılık Limited Şirketi'ni kurdu. Erdoğan'ın ikinci denizcilik şirketi MB Denizcilik'teki ortağı Mecit Mert Çetinkaya idi. Henüz kırkı bile çıkmamış MB Denizcilik, kuruluşundan 18 gün sonra, yani 6 Şubat 2007 tarihinde "Safran 1" adlı kuru yük gemisini satın almıştı. Oğul Erdoğan, kuru yük gemisini Hasan Doğan'ın sahip olduğu Gürgem Deniz Nakliyat Turizm ve Ticaret Limited Şirketi'nden satın aldı. Gemiyi satan Hasan Doğan, Tayyip Erdoğan'ın oğlu Ahmet Burak Erdoğan ve diğer çocuklarının eğitim masraflarını üstlenen Remzi Gür'ün kayınbiraderiydi. Hasan Doğan'ın ablası Nevin, bursçu Remzi Gür'ün eşiydi. Remzi Gür, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde rüşvetle milletvekili ayarlamak suçundan mahkûm olmuştu. Hasan Doğan ise gemi satımının ardından Futbol Federasyonu Başkanlığı'na getirilmişti.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Bing [Bot] ve 2 misafir