Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Seçilmiş Kişilik

Burada Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi) hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Seçilmiş Kişilik

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 May 2011, 21:48

Seçilmiş kişilik

ATV televizyonundan Ali Kırca 10 Eylül 2004 tarihinde Başbakanlık Konutu'nda Tayyip ile bir röportaj yapıyordu.

ATV'de yayınlanan röportaj anında, Tayyip'in oturduğu koltuğun yanında bulunan bir sehpa üzerinde, Yahudilerce kutsal olarak kabul edilen Menora ya da bilinen adıyla yedi kollu şamdan yer alıyor ve sürekli görüntüye geliyordu.
Tayyip, Yahudilerce kutsal sayılan yedi kollu şamdanın yanında kasım kasım kasılarak poz veriyor, soydaşlarına mesaj gönderiyordu.
"Sabetay Sevi'nin torunuyum" diyen homoseksüel modacı Cemil İpekçi'nin Tayyip'le arasından su sızmıyordu.
İpekçi, 7.8.2008 tarihinde TV'lerde yayınlanan demecinde "AKP benimle sosyalleşiyor" diyordu. AKP döneminde, başta Kadir Topbaş'ın düzenledikleri olmak üzere AKP'lilerin toplantılarına erkek arkadaşı ile katıldığını vurguluyordu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Beyoğlu Belediyesi'nin personellerinin giyeceği elbise tasarımı Tayyip tarafından bu homoseksüel, Sabetay modacıya yaptırılıyordu.

Cemil İpekçi'ye sadece belediye personelinin kıyafetlerinin tasarımı mı yaptırılıyordu?
Tabii ki hayır!..

Türk Hava Yolları ve Posta Telefon Telgrafçılar da homoseksüel tasarımcının çizgileri ile tanışıyorlardı.
İpekçi, AKP ve Tayyip'in bunca kıyağına gereken yanıtı, "Türban yasağı kalkana kadar defile yapmayacağım" sözleri ile veriyordu.
Korkut Özal, Tayyip'in Başbakan olmasının ardından şöyle konuşuyordu.

"O seçilmiş bir kişiliktir."

Özal, Tayyip'in Başbakan yapılmasının sonucunda çok ince bir mesaj veriyordu. Bu mesajı seçimden hemen sonra verse pek dikkat çekmezdi. Ancak Başbakan olduktan sonra "Seçilmiş bir kişiliktir" demesi, ister istemez insanın aklına bazı düşünceleri getiriyordu.
İlk Hıristiyan misyoner Pavlus'a göre, Hazreti İsa; "Görünmez Tanrı'nın görüntüsü, tanrıya eş ve aynı zamanda Tanrı'nın oğluydu. Hem yasa yani şeriat, hem de kurtuluş'tu, müjdeydi."

Hıristiyanlığın kurucusu olan ve aynı zamanda ne gariptir ki Yahudi olan Pavlus'un Hz. İsa'ya bir peygamberin sınırlarını çok aşan yetkiler yüklediği, yani insanüstü vasıflar verip tanrılaştırdığı çok açıktır!

Soner Yalçın, "Efendi 2" adlı kitabında bu tanrılaştırma olayını şöyle açıklıyordu:

"Bugün Hz. İsa'yı tanrılaştıran, Yahudileri "seçilmiş" ola-rak gösteren Mesihçi, Radikal Protestan/Evangelistler, Pavlus'un yolundan yürümüyor mu?"

Bakın nereden nereye geldik:

Bugün ABD yönetimindeki "Şahinler" Evangelist inanca sahiptir. Bunlar, Mesih'in ikinci gelişiyle birlikte Hıristiyanların, Kudüs'te Mesih karşıtı olan "Gog ve Magog (Yecüc ve Mecüc) Ordusu'nu büyük bir savaş (Armegedon) sonunda yok edeceğine ve bin yıllık Mesih Kırallığı'nın kurulacağına inanıyorlar! Bu bin yıllık döneme "milenyum" diyorlar. Milenyum'un başlamasının öncelikli koşulu İsrailoğullarının "Vaat edilmiş topraklarda" toplanmasıydı.
Papaz John Nelson'un (1800-1882) ortaya attığı ve "Hıristiyan siyonizmi" adı verilen bu görüş, Evangelistlerin inançlarının temelini oluşturur! Bu, bugün ortaya atılan "Büyük Ortadoğu Projesinin din ayağıdır!
Peki,
Hıristiyan siyonizminin din ayağı olan Büyük Ortadoğu Projesi'nin Eş Başkanı kim?

Bu sorunun cevabını, 16 Şubat 2004 tarihinde Kanal D'de yayınlanan "Teke Tek" programında Tayyip şöyle veriyordu:

"Şu anda Amerika'nın da Büyük Ortadoğu Projesi var ya, Genişletilmiş Ortadoğu!.. Yani bu proje içerisinde Diyarbakır bir merkez, bir yıldız olabilir. Bunu başarmamız lazım."

Tayyip 4 Mart 2006 talihinde Bayrampaşa İlçe Kongresi'nde yaptığı ve AKP'nin internet sitesinde de yer alan konuşmasında, BOP hakkında döktürmeye devam ediyordu:

"Türkiye'nin Ortadoğu'da bir görevi var. Biz Büyük Orta-doğu Projesi'nin eş başkanlarından biriyiz. Bu görevi yapıyoruz... "

Erdoğan'a en büyük destek 29 Eylül 2006 günü bölücü terör örgütünün başı Abdullah Öcalan'dan geliyordu.
"Erdoğan'ın Büyük Ortadoğu Projesi'ndeki görevini des-tekliyoruz."
Ve bu tarihten sonra Tayyip ve Apo açık açık beraber yürümeye başlayacaklardı, kendi yollarında.
Büyük Ortadoğu Projesi'nin ne anlam ifade ettiğini zannedersem artık bilmeyen kalmadı.
Amerika'nın Büyük Ortadoğu Projesi ya da yeni ismiyle Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi'nin içeriği, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice tarafından da resmen açıklandı.

Projenin görünürdeki hedefi Moritanya ve Fas'tan Orta Asya steplerine kadar Batı'nın ihtiyaç duyduğu enerji kaynaklarının bulunduğu coğrafyada, 'Müslüman toplulukların' yaşadığı 24 ülkenin sınırlarını ve rejimlerini değiştirmek.
Sınırları ve rejimi değişecek ülkeler arasında Türkiye de var.
Projenin hedefi olan ülkelerin başında Irak geliyor ve sonuçlarına hepimiz tanık oluyorduk. Bölük pörçük olmuş bir ülke, milyonlarca ölü ve yaralı, tecavüze uğrayan kadınlar, parçalanan bebekler!..

Projenin asıl ve nihai hedefi ise, önce Irak'ın kuzeyinde temelleri atılan 'Yahııdi-Kürt' devletini ilan etmek, sonra İran, Suriye ve Türkiye'den koparılacak parçaları bu devletçiğe monte ederek bir "Birleşik Kürdistan" devleti oluşturmak, nihayet bu kukla devleti ve 'arz-ı mevud' topraklan içinde ortaya çıkacak diğer şehir devletçiklerini, "Büyük İsrail" şemsiyesi altında birleştirmek...
Nitekim "Ortadoğu'nun yıldızı olacak" denilen Diyarbakır, ABD Silahlı Kuvvetler Dergisi'nde yayınlanan bir haritada, "Yahudi Kürt Devleti"nin sınırları içerisinde gösterildi.

Bu, Türkiye'yi parçalara ayrılmış şekilde gösteren harita, Roma'daki NATO toplantısında yeniden ortaya çıktı ve buna tepki gösteren Türk subayları toplantıyı terk etti.
Terk etti de ne oldu?

Sonra Ergenekon tezgâhıyla doğru cezaevine...
Tayyip Erdoğan'ın, nihai hedefi Türkiye'yi de bölüp parçalamak olan bir projede 'Eşbaşkan' olarak görev alması alenen suç işlemesinin kanıtı olmuyor mu?
Ve insanın aklına şu soru da geliyor!..
İslam'da "haksızlık karşısında susmak" dilsiz şeytanlıksa, ihanete tepkisiz kalmak nedir?

29.3.2008 tarihli Yeniçağ Gazetesi'nde Sebahattin Önkibar, "Korkut Özal anladı, bunlar anlamıyor" başlığı altında harita değişikliği konusunda şunları söylüyordu:

"Önceki akşam ATV'de Siyaset Meydanı programında Korkut Özal aynen şu tespiti yapıyor:
'ABD'nin Irak'ı işgal etmesi sıradan değildir. ABD, bölgeyi yeniden dizayn etmek yani sınırları değiştirmek için gelmiştir.'

Ali Kırca araya girip soruyor:

"Bu sınır değişikliği Türkiye'yi kapsar mı?"

Korkut Özal:

"Kapsıyor diye endişeliyim."

Bakın bu sözleri söyleyen AKP düşmanı, Ulusalcı ya da komplocu biri değil, Korkut Özal'dır. O Korkut Özal ki AKP'nin akıl hocası diye biliniyor. Şimdi Korkut Bey bile bunları söylüyorsa, bilinmelidir ki artık her şey alenileşmiştir...

Benim endişem Korkut Bey'in bu bildiğinin AKP'liler tarafından bilinmemesi değil, onların bu harita değişikliğine ne yapalım ABD'ye direnecek gücümüz yok diye boyun eğme ihtimalidir.

Ergenekon gibi şeylerle dikkatleri dağıtan ey sözde mukaddesatçılar, hadi bizi umursamazsınız, Korkut Bey'i dinleyin, Korkut Bey'i... "

Kaynakça
Kitap: Takunyalı Führer
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir

cron