Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Amerikalı'dan Tayyip'e Kıvırtma

Burada Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi) hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Amerikalı'dan Tayyip'e Kıvırtma

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 May 2011, 21:28

Amerikalı'dan Tayyip'e Kıvırtma

"AKPapa'nın Temel İçgüdüsü" adlı kitabımda, Tayyip Erdoğan'ın Alman Başbakanı ile yaptığı konuşmanın üzerinden daha iki dakika bile geçmeden ABD yetkililerinin haberdar olduğunu, Tayyip'e telefonla anında sözünü tutmasını ikaz ettiklerini şöyle aktarmıştım:


"20 Kasım 2002 tarihinde Alman Başbakanı ve Tayyip Erdoğan baş başa görüşüyorlardı. Görüşmenin gizli kalması için yanlarına tercüman bile almıyorlardı. Bu görevi, Almanya'da sandviççilik yaparak trilyoner olduğu masalını anlatan ve Tayyip'in dış konulardaki danışmanı olan Cüneyt Zapsu yerine getiriyordu."

Alman Dışişleri, görüşmede; o günlerde Ankara DGM'de Alman Vakıflarının yargılanma davasının gündeme geldiğini belirtiyor, ancak ilk zamanlar Tayyip'in verdiği sözlerden bahsetmiyordu.
Alman Başbakanı, Tayyip ve Cüneyt Zapsu üçlüsü ile sınırlı olan görüşmelerinin bir yerinde Tayyip, Alman Başbakanı'na 3 Mart tezkeresi hakkında; "Tezkereyi geçirmek niyetinde olmadıklarını, Amerikalıları oyaladıklarını" söylüyordu.
Ve kıyamet de bu konuşmanın hemen ardından kopuyor, aradan iki dakika bile geçmeden Tayyip'in dikkati çekiliyordu.
Ama ne çekilme.

Tayyip, şaşkınlıktan donup kalıyor hiçbir cevap veremiyordu. Öyle ya; konuşma üç kişiyle sınırlı olmasına ve daha aradan bir dakika geçmemesine rağmen Amerikalılar sohbetin içeriğini nasıl öğrenmişlerdi.

Şimdi "AKP'nin Temel İçgüdüsü" adlı kitaptan ABD yetkililerinin Tayyip'i uyardığı o bölümü hatırlayalım:

"Çok ilginçtir ki, çok kısa süre içinde baş başa yapılan konuşmanın tam metnine vakıf olan Amerika'nın Ankara Büyükelçiliği üst düzeyinden Tayyip'e ihtar gelir;
'Kıvırtma tezkereyi bir an önce geçir'... "

Türkiye'de yasa dışı faaliyet gösteren Alman Vakıflarının ülkemizin bütünlüğüne, Laik Cumhuriyet rejimine karşı çalışmalarda bulunmak üzere görevlendirildikleri, yerli partnerleri ile birlikte irade birliğine vararak bir ittifak oluşturdukları; varmak istedikleri amacın Türkiye'nin emniyeti, birlik ve bütünlüğü, rejimi için ciddi bir tehlike oluşturmak olduğu Mülkiye, Vakıflar ve Maliye müfettişlerinin raporları ile belgeleniyordu.
Müfettişlerin bu tespitlerinden önce de, Dr. Necip Hablemitoğlu Alman Vakıflarının ülkemiz için zararlı eylemlerini gün yüzüne çıkarmıştı.
Ankara DGM Başsavcılığı, Alman Vakıflarının ülke aleyhine olan eylemlerinden dolayı bu vakıfların yöneticilerine ve ilişkide oldukları yerli ortak arkadaşlarına dava açmıştı.

İddianamenin açıklanmasıyla ortalığı ayağa kaldıran Almanlar, Türkiye'yi arka bahçeleri gibi gördüklerini de kanıtlıyorlar, bize sömürge muamelesinde bulunuyorlardı.

İddianamenin hemen ardından Almanya'nın Ankara Büyükelçisi Rudolf Schmidt, Dışişleri Müsteşarı Uğur Ziyal'ı telefonla arayarak, Alman Hükümeti'nin Türkiye'deki gelişmelerden duyduğu rahatsızlıkla ilgili protestosunu iletiyordu.

Tayyip Erdoğan 20 Kasım 2002 tarihinde Alman Başbakanı'nın Alman Vakıfları hakkında Ankara DGM'de açılan dava nedeniyle kendisini sıkıştırması karşısında "Bizde yargı bağımsızdır" diyemiyor, tam tersi "Alman vakıfları davasını halledeceğiz" diyordu.
Tayyip'in kendilerine verdiği güvence karşısında tatmin olamayan Alman Devleti iyice azgınlaşıyor, dört bir yandan saldırıya geçiyordu.
Alman Hükümeti iddianamenin derhal geri çekilerek, DGM'nin davayı kapatmasını istiyordu.

Almanya Federal Meclis Başkanı Wolfgang Thirse, Türk siyasetçilere, Alman Vakıfları davasına karşı çıkma çağrısı yapıyor ve şöyle diyordu:

"Vakıflar suçlu bulunursa, bu; Türkiye'nin AB üyeliğini destekleyenlere şamar olacak."

Bu arada Alman gazeteleri de toplu halde Ankara'yı hedef alıyor, "Vakıf davasından beraat etmezlerse, Türkiye Avrupa Birliği rüyasını unutsun" diyorlardı. Sanki Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne alacaklarmış gibi.

Her fırsatta "Türkiye'de yargı bağımsız olmalı" şeklinde beyanatlar veren Almanlar, yeraltı faaliyetleri ortaya çıkıp ülkemiz aleyhindeki hainlikleri belgelenince, "Türkiye hukuk devleti olmanın çok uzağında" diyorlardı.
Süddeutsch Zeitung Gazetesi, Türk hukuk çevrelerine dayandırdığı haberinde Türkiye'den ve AKP Hükümeti'nden başka hiçbir ülkenin, hiçbir hükümetin kaldıramayacağı iftiralarda bulunuyorlardı.

Süddeutsch Zeitung Gazetesi Alman davasına bakan Ankara 1. No'lu DGM Başkanı Orhan Karadeniz'in iddianamenin ilgili olduğu alanda uzman olmadığı gibi, diğer iki hâkimin de birbirleriyle barışamayacak derecede kavgalı olduğu açıklamasını yapıyordu.
Ancak; bilgisizlikle suçladıkları Mahkeme tarafından iki ay gibi rekor sayılabilecek bir kısalıkta geçen bir süre içinde beraat ettiriliyorlardı. Dava sırasında inanılmaz bir olay daha yaşanıyor; beraat kararını Almanlar mahkemeden önce kendileri ilan ediyorlardı.
Mahkeme aşamasında Başbakanlık koltuğunda oturan Abdullah Gül, dava ile ilgili her kararı anında Alman Dışişleri Bakanı'na iletiyor, telefonla sürekli olarak bilgiler veriyordu.

Kaynakça
Kitap: Takunyalı Führer
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron