Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Değişim Masalı

Burada Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi) hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Değişim Masalı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 May 2011, 18:54

Değişim masalı

"Değiştik değiştik değişmek erdemdir" diyen Tayyip'in Başdanışmanlarından Metiner ağzındaki baklayı en sonunda çıkarıyor, bu durum Yeniçağ Gazetesi'nin 1 Mart 2010 tarihli Medya Politik adlı köşesinde şöyle yer alıyordu:


"Tayyip'in danışmanı Mehmet Metiner'in Haber-Türk televizyonunda yayınlanan "Teketek" programında, milletin istemesi halinde rejimin değişeceğini söylemesi, yapılanların hangi hedefe dönük olduğunun açık bir göstergesidir. Metiner'in 1923'teki Cumhuriyet'in kurulmasına neden olan kurucu ruhun 2010 yılında sürdürülmesine gerek kalmamış olabileceğini ifade etmesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve onun sahibi Türk Milleti'nin başına gelmiş ve gelecek olanların net bir şekilde izahıdır... "

Nihat Dağlı da kitabının 22. sayfasında Cumhuriyet dönemine olan düşmanlığını şöyle sergiliyordu:

"...1923 hareketi modernizmi esas alan bir hareketti. Maziye kin kusuyordu. Dinden arındırılmış bir vetire başlatıyordu."

Kitabın 39. sayfasında ise halifeliğin kaldırılması, tekke ve zaviyelerin kapatılması, harf devriminin yapılması, geçmişle bağın kopartılması olarak tanımlanıyor ve şunlar anlatılıyordu:

"Cumhuriyetin kuruluşundan sonraki söylem ise, İslam'a karşı konulan radikal bir çıkıştı. Halifeliğin kaldırılması, medrese ve tekkelerin kapatılması, sosyal hayatta yeni düzenlemelere gidilmesi, harf devrimi yapılarak geçmişle olan bağın kopartılması vs... Bütün bunlar Osmanlının şahsında İslam'a "hayır"ın ifadesiydi...

Ancak 1923'den sonra, batılı değerlerin savunulması ve yerleştirilmesi adına İslam kapı dışarı edilmişti. Eğer dini sömürü gibi bir anlayıştan bahsedilirse ilk sömürü cumhuriyetin o yıllarında yapılmıştır... "

Bugün, adını "Şeriat için silahlı mücadele" sloganı ile duyuran ve eylemlerde bulunan bir örgüt olan İBDA-C'nin yayın organı Taraf Dergisi'nden adını alan ve CIA'nın gelinleri tarafından yönetilen ve 2. Cumhuriyetçiler, Fetullahçılar, siyasal dincilerin kıblesi haline gelen Taraf Gazetesi, Ergenekon operasyonlarının ardından, "1923'te kuruldu. 2008'de tasfiye ediliyor" manşetini atıyordu.

Atar ya, kanlarının ve soylarının gereğini yapıyorlar. Bunları bırakıp, biz yine dönelim Gülen'in Sızıntı Dergisi'nin yazarının açıklamalarına:

"Millet huzursuzdu ve Ankara'ya kırgındı. Soğuklar başlamıştı. İsyanların oluşumunu sağlayan bir zemin ortaya çıkmıştı. Bu açması bir durumdu. O güne dek Ehl-i Salib'e duyulan kinler, ifade edilmese bile yeni oluşuma yönelmeye başlamıştı. Ankara ise, ihtimal dâhilinde olan bu gelişmelere mani olmak için yeni düzenlemelere gidiyordu. Provoke hadiseler bahane edilerek yurt sathında İstiklal Mahkemeleri kuruluyordu. Cumhuriyet Halk Fırkası'nın bir uygulaması olan bu mahkemeler, hukuki hiçbir dayanağa dayanmıyor; sadece sindirme, korkutma ve olası bir hareketin sahiplerine gözdağı verme düşüncesiyle hareket ediyorlardı... "

Gülen cemaati tarafından yayınlanan ve Nihat Dağlı tarafından kaleme alman kitapta, bugün Tayyip'in desteğinde F tipi yapılanma tarafından gerçekleştirilen Ergenekon tertibi ile hedef alınan, tutuklanan ve dinci ve ikinci cumhuriyetçi çakallara yem yapılmak istenen Silahlı Kuvvetler'e, Atatürkçü insanlara karşı sürdürülen kinin ve atılan iftiraların kaynağını da görüyorduk.

Okuyalım:

"Dış tehlikelere karşı kurulan, ona göre yapılandırılan ordu; Cumhuriyetle birlikte devrimlerin bekçiliği rolüne girmişti. Böy-lece oluşturulmaya çalışılan yeni devletle, yeni kimlik, birlik ve bütünlük ordunun teminatı ile sağlanmaya çalışılıyordu... "

Kitapta, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı olan düşmanlık sergilenmeye devam ediyordu:

"Birlik ve bütünlük sağlanmış mıydı, yoksa öyle mi görünüyordu? Öyle göründüğü kanaatindeyim. Çünkü birlik ve bütünlük gönülde, yani dipçik ve silahın uzanamadığı sevgi ikliminde kurulur. Oysa söz konusu olan ne sevgiydi ne de birbirini anlama esası üzerinde bir araya gelmeydi. Zora dayanılarak yapılan inkılâplar yine zora dayanılarak korunuyordu ve bugün de korunmaya devam ediliyor..."
Fetullah Gülen'in redaktörlüğünü yaptığı Nil Yayınlarından Mehmet Kafkas adıyla çıkan "Geçmişi Bilmek" adlı kitapta, 31 Mart isyanlarını bastıran Atatürk'ün Kurmay Başkanı olduğu ordu için; "Haçlı Ordusu" ifadesi kullanılıyor, "Başıbozukların ve serserilerin katıldığı ordu, hatta adları kötüye çıkmış Bulgar ve Rum gönüllüleri barındıran ordu" tanımlaması yapılıyordu.

Yine kitabın 161. sayfasında:

"Yıldız sarayını yağmalayan, İstanbul'a girer girmez yolda rastladıkları Alim ve Salih kişileri öldürmeye başlayan her türlü zulüm ve zorbalık yapan hareket ordusunun subayları arasında Atatürk, Rauf Orbay, Ali Fethi Okyar ve İsmet İnönü de bulunuyordu... "
Deniyordu...

Gürcü kökenli olmasıyla övünen Tayyip, Mayıs 2009'da ağzındaki baklayı çıkarıyor, Kurtuluş Savaşı'nı hedef alıyor ve şöyle konuşuyordu:

"Farklı etnik kimlikte olanlar ülkemizden kovuldu. Bu aslında faşizan bir yaklaşımın neticesiydi."

Oysa ülkemizde çoluk çocuk herkes bilir ki, Türkiye'de bolluk ve refah içinde yaşayan Ermeniler ve Rumlar gibi azınlıklar, savaş döneminde esas olarak işgal güçleri ile işbirliği yaptıkları ve savunmasız kalan sivil halka saldırıp onları katledip, tecavüz ettiği için, Kurtuluş Savaşımızın zaferle sona ermesinin ardından ülkemizi işbirlikçileri ile birlikte terk etmek zorunda kalmışlardı...
Tayyip'in bir dönem Basın Danışmanı olan Akif Beki yayınladığı "Erdoğan'ın Harfleri" adlı kitabında geçirdikleri evrimi anlatıyor, bu evrimde Mason Efgani'nin kendilerine yol gösterdiğini belirtiyordu.

Bakın Tayyip'in danışmanı daha yolun başında bazılarını uyutmak adına ne mesajlar veriyordu:

"Tahhari ve birçok diğer İran'lı mollanın yazdığı eserlerde yayınlandı. İranlı yazarların popülaritesi üzerine 10 yıl öncesi ve bugün arasında yapılan bir karşılaştırma, yaşanan zihniyet evrimiyle ilgili önemli ipuçları sağlıyor. Sözgelimi, 80'li yıllar boyunca Dr. Ali Şeriati'nin Marksist İslam yorumuna dayanan eserleri ve fikirleri revaçtaydı. Ama 90'larla birlikte Şeraiti demode olmaya başladı. Özellikle 1994 sonrası İranlı entelektüel, felsefe profesörü Abdülkerim Suruş popüler hale geldi. Çalışmaları Türkçe'ye çevrildi ve büyük sayıda Türk okuyucusu tarafından okundu. İslamcı belediyeler tarafından organize edilen konferansların düzenli bir katılımcısı haline geldi."

Refah Partili İstanbul Pendik Belediyesi bu konferansların sunumlarını "Modernite ve Dini Bilginin Evrimi" adlı bir kitapta topladı (1995). Epistemoloji ve dinler tarihinden yola çıkan Suruş, genel olarak Kuran 'ın tüm zaman ve mekânlar için geçerli yalnızca tek bir yorumu olamayacağını, aksine aynı zaman dilimi ve mekân içinde bile birden fazla yorumun geçerli olabileceğini savunuyor.

Bilgi teorisi alanında temel felsefi akımlarla karşılaştırıldığında, dini gerçek karşısında Suruş bir 'realist'ken diğer üç önemli entelektüel Mısırlı Seyid Kutup, Pakistanlı A'la- Mawdudi ve İranlı Ali Şeraiti, 'İdealistler' sınıfında yer alıyor.

Çünkü Suruş, algılarımızın "mutlak gerçeği" temsil edemeyeceğini, kavrayışımızın dış gerçekliği tümüyle kuşatamayacağı için hatanın ve görüş değişikliğinin mümkün olduğunu söylüyor; Kur'an'ın yorumlarına 'izafi doğrular' olarak bakıyor.

Kaynakça
Kitap: Takunyalı Führer
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Değişim Masalı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 May 2011, 19:58

Değişim

Tayyip'in danışmanı Mehmet Metiner, Tayyip'deki değişimleri ve bazı özelliklerini de şöyle aktarıyordu:


"Erdoğan, şimdi Başbakan...Dünün Erdoğan'ı yok artık. O "İslami devlet" diyen Erdoğan gitmiş yerine "din devletine karşıyım, dinsel milliyetçiliğe hayır" diyen bir Erdoğan gelmiş. Dün Avrupa Birliğine "Hıristiyan Klübüdür" diyerek karşı çıkan Erdoğan bugün Başbakan sıfatıyla AB ile bütünleşmek için elinden geleni yapmaya kararlı."

Metiner, "Yemyeşil Şeriat" adlı kitabının 421. sayfasında; Tayyip'in hırslı olduğunu anlatıyor, "kimi zaman hırsının aklının önünden gittiğini" vurguluyordu.

Tayyip öyle değişiyordu ki, eskiden önce ahlak ve maneviyat diyerek kadın eli sıkmazken, TV'lerde yılbaşından yılbaşına bile olsa dansöz oynatılmasını kafirlik olarak nitelerken, şimdi damadının televizyonunda, dansözler hemen hemen hergün çıkmakla kalmıyor, küçücük kız çocukları bile dansöz kıyafetleri ile şov yapıyorlardı.

Mehmet Metiner, "Yemyeşil Şeriat" adlı kitabında Tayyip ve arkadaşları ile daha önceleri Ulusal Kurtuluş Savaşımızın kahramanı Atatürk'ü "Deccal" olarak gördüklerini söylüyordu. Ancak şimdi değiştikleri masalım anlatmayı ihmal etmiyordu.
Tayyip Belediye Başkanı olduğunda, Atatürk için saygı duruşunda bulunmayı "sap gibi ayakta durmaya gerek yok" sözleriyle kabul etmiyor, "Atatürk ilkeleriyle yaşayan bir ölüdür" diyebiliyordu.

4 Ekim 2009 tarihli Vatan Gazetesi "Erdoğan'ın Türkiye'si" başlığıyla, "Başbakan, parti kongresinde "Biz, tüm renklerimizle Türkiye'yiz" dediğine vurgu yapıyor ve şöyle deniyordu:

"Farklı kesimlerin gönlünde taht kurmuş ünlü isimlere topyekün sahip çıktı."

Tayyip'in listesinde Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş, Pir Sultan, Tatyos Efendi, Cem Karaca, Yunus Emre, PKK propagandisti Ahmet Kaya, "Beni Stalin yarattı" diyen Nazım Hikmet, Ermeni Said gibi isimler vardı, ancak bir isim yoktu:

"Atatürk."

Aynı gün Tayyip'in bu sözleri ile kendinden geçen Zaman Gazetesi Tayyip'e dayanarak şöyle başlık atıyordu:

"Ahmet Kaya'sız şarkılar eksik, Said Nursi'siz maneviyat eksik kalır."
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir