Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

İhtiras Tramvayı

Burada Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi) hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

İhtiras Tramvayı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 May 2011, 18:21

İhtiras tramvayı

Sadık Albayrak, Tayyip'in "idolüm" dediği danışmanıydı. Tayyip Albayrak'ı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde; danışmanlığının yanında belediyenin yan kuruluşu olan Kültür AŞ'nin de başına getirmişti. Başbakan olunca da Sadık'ın oğlu Be-rat'a kızını vermiş, böylece ilişkileri akrabalıkla perçinlenmişti.

Sadık Albayrak, 10 Temmuz 1998 tarihinde Erdoğan hakkında şunları söylüyordu:

"Bir ihtiras tramvayı varsa, başbakan oradaki Kari Madlen değil, Marlon Brando'dur."

Albayrak'ı böyle konuşmaya iten nedenlerin başında, o günlerde Tayyip Erdoğan'a ait; "Demokrasi bir tramvaydır, gittiğimiz yere kadar gider, orada ineriz" sözleriyle başlayan ve Tayyip Erdoğan'ın kişiliğinin de irdelendiği tartışmaların getirdiği ortam etkili oluyordu.
İhtiras Tramvayı adlı filmde Kari Madlen; muhafazakâr, dürüst ve inançlarına bağlı, hatta inançları uğruna sevdiği kadını bile terk edebilen bir karakteri oynarken, Marlon Brando ise üçkâğıtçı, deli dolu ve az da olsa serseri bir tipi canlandırıyordu.

Sadık Albayrak, başını Tayyip'in çektiği yenilikçileri Refah bilgisayarına girmiş bir virüs olarak da tanımlıyor ve bünyenin o virüsü dışarı atacağını iddia ediyordu.

Tayyip'in dünürü de aynı Tayyip gibi rüzgâra göre yön değiştirmeyi çok çabuk kavrıyor, bu kere Tayyip için "aynı Hz. Ebubekir gibi" diyordu. Tayyip'le Dünür olan Sadık'ın ailesinin de kısmeti açılıyordu. Tayyip'e damat verdiği oğlu Çalık Holding'e Genel Müdür oluyor, bir diğer oğlu da Çalık Holding'in TMSF'den satın aldığı Sabah Grubu'nda Müdürlüğe atanıyordu. Böylece başta Çalık Grubu olmak üzere, Dünür Sadık'ın oğullarına Tayyip iktidarı yürüyün ya kullarım değil "koşun ya evlatlarım" diyordu.

Dünür Sadık ise bu nimetlerin keyfini çıkarmak için Yeni Şafak'taki yazılarına son veriyor, kendini; torunlarını sevmeye ve köpekleriyle oynaşmaya adıyordu. Arada bir de taze akrabası Tayyip hakkında röportajlar vermeyi ihmal etmiyordu.
"Şeriat yolunda Yürüyenler ve Sürünenler" adlı kitabın yazarı da olan dünür Sadık artık şeriat yolunda vals yapıyor, gazetelerin pazar eklerinde boy boy resimleri ve demeçleri ile yer alıyordu.

Yine bu demeçlerin birinde Dünür Sadık, Tayyip hakkında:

"Tayyip Bey'de Hazreti Ebubekir ahlakı, müsahaması ve toleransı var" diyordu. Tabii ki, yazıyı görenler gözlerine inanamıyor, yanlış mı görüyorum diyerek tekrar tekrar okuyorlardı. İlk mektep düzeyinde bile İslam tarihi okuyanlar bilirler ki, Hazreti Ebubekir'in temel özellikleri; cömert oluşu, halim-selim davranışları, kibir ve gösterişten uzak olması, öfke ve hırsın yanından bile geçmeyişiydi.
Hazreti Ebubekir'in özellikleri bu kadar mı, tabii ki hayır!..
Güler yüzlüydü... Yüzünü astığı insanları azarladığı hiç görülmemişti. Öyle ki, öfke nedir bilmezdi Hz. Ebubekir...
Hiç sinirlenmezdi, toleranslıydı, yumuşak huyluydu...

Devlet malını ne kendi yer ne de yakınlarına yedirirdi. Gırtlağından haram lokma geçmemişti. Oğullarına gemicikler, villacıklar aldırtmamış, onun bunun parası ile burslu okutup devletin mallarını o insanlara peşkeş çekmemişti.

O nedenlerle:

Tayyip ile Hz. Ebubekir hiçbir açıdan asla birbirlerine benzemez.

Dünür Sadık, Tayyip'i illa İslam tarihinde birine benzetecekse; Ebu Cehil'e baksın ya da Ebu Leheb'e!
Tabii bu arada Dünür Sadık gibi İslamcıların insanlardan para, gayrimenkul, altın ve benzeri yardımlar toplarken faydalandıkları argümanların başında, İslam'da cömertliğin simgesi olan Hz. Ebubekir gibi isimler geliyordu. Herkesin onun gibi eli açık olmasını istiyorlardı, ancak ne hikmetse hiç bir İslamcı kendi çocuğuna "Ebu-bekir" ismini vermiyor, vermediği gibi saf insanlardan topladıkları paralar ile lüks hayat yaşıyorlardı.
İslamcılar Dünür Sadık gibi çocuklarına, "Berat" örneğinde olduğu üzere hem Sabetay hem Müslüman ismi koyuyorlardı.
Bilindiği gibi "Berat", Sabetay Sevi'nin doğum yeri olması nedeniyle Sabetaylarca en kutsal belde sayılıyordu.

Tayyip de "Araf suresinden ayetler okuyorum" diyor, ancak okuduğu ayet daha çok Yahudilerin Kutsal Kitaplarının Hezeikel bölümünün 12. Bab 2. ayetinde yer alana benziyordu:

"Onların görmek için gözleri var ve görmüyorlar ve işitmek için kulakları var işitmiyorlar."

Tayyip'in dünürü Sadık'ın Aksaray Başoğlu İşhanı Kat 7'deki maceralarını bir başka bahara bırakıp, dönelim onun kitaplarındaki ihanet dolu sözlerine:

Tayyip'in idolü ve dünürü Sadık, kitaplarında Hilafet ve Şeriat'a övgüler düzüyor, bu sistemin er geç bu ülkede hâkim olacağını iddia ediyordu.

Sadık, "Şeyhülislam Mustafa Sabri" adlı kitabında, Ulusal Kurtuluş Savaşımızın kahramanları ve Kuvva-i Milliye hakkında işgal kuvvetleri ile aynı dili konuşarak şunları yazıyordu:

"İki paralık Mustafa Kemal kuvvetlerinin baskısına boyun eğerek İngilizlerin, Fransızların ve sair devletlerin İstanbul'dan çekilip gitmelerini ancak Kemalistlerin idam ettiği Türk aklı kabul edebilir... "

Potamyalı Tayyip'in danışmanı, dünürü ve dahi idolü AKP'li Sadık Albayrak kitabında Türklere, "Cibilliyetsiz ve Milliyetsiz" şeklinde iftiralar atıyor, ülke yönetiminin bugün kimlerin elinde olduğunun ve Atatürkçü insanlara karşı; sindirme, korkutma, yıldırma amaçlı olarak gerçekleştirilen Ergenekon tertibinin nedenlerine ve amaçlarına projektör tutuyordu.

Bakın Tayyip'in dünürü Sadık'ın kitabında daha neler vardı:

"...Mustafa Kemal'in ve Ankara hükümetinin kahpeliklerini, sahtekârlıklarını, şu ufacık mukaddimeye (Önsöz) sığdıracak değilim. Demek isterim ki, bu şekil değiştirmeleri, bu zıtlıkları işleyebilmek için insan utanmazlıkta da kahraman olmalıdır."

Tayyip'in dünürü Sadık Albayrak'ın kitabında Kurtuluş Savaşımızın kahramanlarına nasıl hakaretler yağdırılıp, 1923 Türkiyesi hedef almıyorsa, Fetullah Gülen'in başyazılarını yazdığı Sızıntı Dergisi ve Taraf gazetesi yazarlarından Nihat Dağlı yine aynı cemaatin çıkardığı "Bu kavga kimin" adlı kitabında, yok etmeyi hedefledikleri yönetimin 1923 yılında kurulan "Cumhuriyet" olduğunu söylüyor, hilafet ve şeriat özlemlerini tekrar tekrar anlatıyordu.

Kaynakça
Kitap: Takunyalı Führer
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir

cron