Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

AKP'ye Dokunan Yanıyor, Dokunmayan Vezir Oluyor!

Burada Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi) hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

AKP'ye Dokunan Yanıyor, Dokunmayan Vezir Oluyor!

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 May 2011, 17:51

AKP'ye dokunan yanıyor

"Abdullah Gül yargılansın" diyen de, Tayyip'i 3 kuruşluk tazminata mahkum eden hakim de sanık oluyordu. AKP'ye kapatma davası açan başsavcı da, kapatmadan yana oy kullanan yüksek mahkeme üyesi de AKP'nin hışmına uğruyordu.

Sadece bu kadar mı?
Kim demiş?


Siyasal dincilere ve Fetullahçılara karşı soruşturma yapan da, dava açan da takip altına alınıyor, hayatı karartılıyordu.
Küçük çocuğa tacizde bulunan Hüseyin Üzmez'i yargılayan mahkemenin başkanı, Tayyip hakkında soruşturma ve Fetullah hakkında dava açan eski DGM Savcısı da yasa dışı dinleme dahil bir çok hukuksuzlukların muhatabı oluyordu.

30 Ağustos 2009 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde İlhan Taşçı, bakın bu konuda neler yazıyordu:

"Bağımsızlığını güçlendirme iddiasıyla yüksek yargıyı yeniden şekillendirmek isteyen Hükümet, bugüne değin kendisiyle ters düşen ve aleyhine kararlara imza atan hakim ve savcılarla hep hesaplaşmaya girişti. Başbakan Tayyip Erdoğan'ı şehitlere "Kelle" dediği için üç kuruşluk cezaya mahkum eden yargıç Sevgi Övüç sanık olurken, Abdullah Gül'ün yargılanması kararını veren hakim Osman Kaçmaz da Ergenekon soruşturmasına dahil edildi.

İktidarın beğenmediği kararlara imza atan yargıçlar ve başlarına gelenlerden dikkat çekenler şöyleydi:

Başbakan Erdoğan'ın şehitlerden "kelle" diye söz etmesi üzerine şehit aileleri Başbakan hakkında üç kuruşluk tazminat davası açtı. Kartal 2. Sulh Hukuk Mahkemesi Başkanı Sevgi Övüç, Erdoğan'ı üç kuruş tazminata mahkûm etti. Ancak bu karardan kısa bir süre sonra, yargıç Övüç hakkında Adalet Bakanlığı Müfettişleri soruşturma izni istedi.

Dönemin Adalet Bakanı M. Ali Şahin'in de izin vermesi üzerine, Övüç hakkında 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, kanıtları inceledikten sonra Övüç'ün beraatine karar verdi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Başbakan'ın terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'a "Sayın" diye hitap etmesi nedeniyle yapılan suç duyuruları hakkında takipsizlik kararı vermişti.

Üst mahkeme sıfatıyla itirazı inceleyen Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Osman Kaçmaz, Erdoğan hakkındaki "takipsizlik" kararını "zaman aşımı süresi dolmadığı ve suç işlenip işlenmediğinin takdirinin de mahkemeye bırakılması gerektiği" gerekçesiyle kaldırdı.

Ankara Başsavcılığı da, Erdoğan ile ilgili fezleke hazırlayıp dokunulmazlık nedeniyle dosyayı TBMM'ye gönderme kararı aldı.
Kaçmaz, Gül hakkında da kayıp trilyon davası kapsamında verilen takipsizlik kararını kaldırarak, Cumhurbaşkanı'nın yargılanması gerektiğine hükmetti. Kaçmaz'ın bu kararını Çankaya Köşkü "Kötü niyetli" olarak değerlendirirken, Başbakan da bu kararın bağlayıcı olmadığını savunmuştu. Tartışmalar sürerken, Kaçmaz hakkında Adalet Bakanlığı Müfettişleri inceleme başlattı. İnceleme konusunun da Ergenekon soruşturması kapsamında olduğu anlaşıldı. Bu çerçevede, Kaçmaz'ın telefonlarının da dinlendiği ortaya çıktı.

Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner, İsmailağa Cemaati, Albayraklar ile Fetullah Gülen grubuna yönelik yaptığı soruşturmalar nedeniyle Ankara'nın hedefi oldu. Cihaner hakkında 3 ayrı soruşturma başlatıldı. Cihaner de Ergenekoncu yaftası yedi ve tutuklandı.

Cihaner'in avukatı Turgut Kazan:

"Tüm yargıç ve savcılara yönelik bir tehdit ve sindirme ör-neği ile karşı karşıyayız" dedi.

Demesine de sonra ne oldu?

Erzincan'da, başta Gülen Cemaati olmak üzere cemaatlerin hakkında yasal işlem başlatan Jandarma ve MİT görevlilerinin ardından Başsavcı İlhan Cihaner'in makamı ve evi basılarak arandı. Çocuğunun çizgi filmlerine bile el kondu. Tutuklandı ardından cezaevine atıldı.

Olayın hikâyesini Vatan Gazetesi'nde Mustafa Mutlu'dan izleyelim:


"Birçok kişi İsmail Ağa Cemaati'nin adını ilk kez 3 Eylül 2006'da emekli bir imamın camide bıçaklanarak öldürülmesiyle duydu.
İddialara göre cinayeti işleyen kişi de cemaat tarafından linç edilerek öldürülmüştü.
Adli Tıp raporu bu kişinin linç edilerek öldürüldüğünü ortaya koydu ama...
Nasıl olduysa; katilin kaçmak isterken "mihraba kafasını çarparak" hayatını kaybettiği anlaşıldı!
Bu olaydan sonra da elbette, "Cemaat korunuyor mu, korunuyorsa kim koruyor tartışması başladı!"
Olayın yaşandığı yer İstanbul'un göbeğindeki Fatih'in Çarşamba semtiydi.
İsmail Ağa Cemaati bu mahallede bir İslami getto kurmuş, "kurtarılmış" bölgelerinde Şeriat kurallarıyla yaşayıp gidiyordu.
Bu cemaat Nakşibendiliğe bağlıydı.

Eğer cemaat üyesi değilseniz; semtte ev bulmayı bırakın, sokaklarda dolaşmanız bile olanaksızdı.
Cemaatin lideri ise Trabzon Çaykara doğumlu Mahmut Ustaosmanoğlu'ydu.
Nakşibendî Şeyhliğini 1960 yılında ölen Ahıskalı Ali Haydar Efendi'den almıştı. Cemaatin Türkiye genelindeki sempatizanlarının sayısı yüz binlerle ifade ediliyor.

Erkekler sarık, cübbe ve şalvar, kadınlarsa çarşaf giyiyor...
Birbirlerine "İhvan" (kardeş, aynı tarikata mensup kişiler) diye hitap ediyorlar ve "Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır" diye düşünüyorlar.
Emniyet İstihbarat Dairesi'nin hazırladığı rapora göre İBDA-C ile de ilişki içindeler.
Ve elbette siyasetle...

Meclis'te özellikle dini söylemi ön plana çıkaran parti ve vekiller üzerinde etkililer... Her dönemde, her partide mutlaka bir "tanıdıkları" oluyor.
Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı, 2 Kasım 2007'de İsmail Ağa Cemaati'nin okul öncesi çocuklara eğitim verdiği ihbarı üzerine harekete geçti.
Yapılan çalışma sonucunda cemaatin lideri Mahmut Ustaosmanoğlu'nun yaşadığı İstanbul başta olmak üzere 16 ilde operasyon için hazırlığa başlandı.
Operasyon 235 şüpheliye yönelik olarak gerçekleştirilecekti. Bunların arasında bir Büyükşehir Belediye Başkanı ile Mahmut Ustaosmanoğlu, "Cübbeli" lakabıyla tanınan Ahmet Mahmut Ünlü ve bir gazete sahibi de bulunuyordu.
Ama...

Cemaatin üye ve yöneticilerine "içeriden" bilgi sızdırıldığı anlaşılınca, operasyonlar askıya alındı.
Erzincan Başsavcılığı cemaat üyesi 9 kişiyi gözaltına aldı.
Ondan sonra olanlar oldu!

Adalet Bakanlığı'nın suç duyurusu üzerine; operasyonu gerçekleştiren Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner hakkında, Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi'nde 26 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Savcı Cihaner Ergenekon üyesi olmakla suçlandı.
İşin ilginci Savcı Cihaner, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na başvurarak, İsmail Ağa Cemaatine yönelik operasyonların yapıldığı gün Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'in kendisini aradığını ve gözaltındaki kişileri bırakmasını istediğini öne sürdü.
Sonra da cemaat soruşturmasına katılanların başına gelmedik iş kalmadı!
Önce Erzincan Jandarma İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı ile 2 askeri istihbaratçı...
Ardından Erzincan Şube Müdürü'nün de aralarında bulunduğu 3 MİT'çi gözaltına alınıp tutuklandı.
Tam olay soğumaya başlamıştı ki bu kez o dönemde Erzincan'da görev yapan Eskişehir Jandarma Alay Komutanı Kıdemli Albay Recep Gençoğlu Ergenekon üyesi olmakla suçlanarak tutuklandı.

Sıra, şimdi bölgedeki en üst rütbeli subaya geldi:

3. Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk dün şüpheli sıfatıyla 10 gün içerisinde ifade vermeye çağrıldı.
Bugün size bir "Türkiye Hikayesi" anlattım.
Öyle bir hikâye ki; dini siyasete ve ticarete alet edenlere karşı soruşturma başlatan Cumhuriyet Savcıları, istihbarat mensupları, komutanlar "Ergenekoncu" olup çıkıveriyorlar!
Cemaate ise dokunan yok...
Hani her fırsatta, "Türkiye laiktir, laik kalacak" diyoruz ya...

Sormak istiyorum:

Böyle mi?"

Kaynakça
Kitap: Takunyalı Führer
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: AKP'ye Dokunan Yanıyor, Dokunmayan Vezir Oluyor!

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 May 2011, 17:53

Kriminal Cemaat

Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir başsavcının makam odasının basılarak tutuklanmasına neden olan sürecin odağında yer alan İsmailağa cemaati, bugüne değin hem cinayet hem de linçle anıldı.

Cemaatin lideri Mahmut Ustaosmanoğlu, İskenderpaşa cemaatinin lideri Mehmet Zahit Kotku'nun 1980 yılında ölümüne kadar yanında yer aldı. Nakşibendî tarikatının bir kolu olan İskenderpaşa liderinin müritleri arasında Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Unakıtan, Abdülkadir Aksu, Necmettin Erbakan ve Turgut Özal gibi isimler de yer aldı. Kotku'nun yerine damadı Esat Coşan geçince Ustaosmanoğlu da kendi "yolunu" çizmeye başladı.

Uzun yıllar imamlık yaptığı İsmailağa Camii'si nedeniyle grup, İsmailağa Cemaati adını aldı. Cemaat İstanbul Fatih'te Türkiye'nin en dikkat çeken radikal İslami gettosunu oluşturdu. Cemaatin önde gelen bazı isimlerinin Salih Mirzabeyoğlu liderliğindeki İBDA-C ile birlikte hareket ettiği de biliniyor.
Tarikatları din sömürüsü olarak nitelendiren Üsküdar Müftüsü Hasan Ali Ünal'ın eleştirilerinin odağında İsmailağa Cemaati de yer aldı. Çünkü Müftü Ünal, görev yaptığı Üsküdar ve çevresinde cemaatin hâkimiyetini kırmaya ve güçlenmesini engellemeye çalışmıştı.

Cemaat lideri Ustaosmanoğlu, Üsküdar bölgesindeki camilerde cemaate vaaz vermek isteminde bulunmuş, ancak Müftü Ünal bu isteğe olumsuz cevap vermişti. Ustaosmanoğlu, Üsküdar Müftüsü Ünal hakkında dövülmesinin caiz olduğu fetvasını da çıkarmıştı. "Dayaktan anlamayan" müftü kısa bir süre sonra bir inşaatta kafasına beş kurşun sıkılarak öldürülmüş halde bulundu. Olayın ilk şüphelisi, İsmailağa cemaatinin şeyhi Ustaosmanoğlu oldu. Gözaltına alman Ustaosmanoğlu, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Dava, İstanbul 1 No'lu Sıkıyönetim Mahkemesi'nde aralarında Mahmut Hoca'nın da bulunduğu 7 kişi hakkında idam cezası istemiyle başladı. Askeri savcı, sanıklar Ustaosmanoğlu, Ömer Arlı, Turgay Taş, Abbas Çelik, Ahmet Vanlıoğlu, Ahmet Özer, İmdat Kaya ve İran'a kaçan Hamza Akdağ'ın Üsküdar Müftüsü Hasan Ali Ünal'ın engellenmesi amacıyla Fatih'teki İsmailağa Camisi'nde toplantı yaptıklarını anlatıyordu.

Sanıklardan biri Refah Partili Sultanbeyli Belediyesi'nde Mezarlıklar Müdürü olarak çalışan İmdat Kaya idi. İmdat Kaya, Tayyip Erdoğan'ın İl Başkanlığı yaptığı dönemden itibaren Refah Partisi'nin hatibi olarak da çalışıyor, gerek RP gerekse MGV'lerde konuşmalar yapıyordu. İmdat Kaya da Tayyip gibi Gürcü kökenliydi. Tayyip'e en yakın isimlerden Gürcü kökenli Emine Şenlikoğlu, İmdat Kaya için "Hocam" diyor onu yere göğe sığdıramıyordu.
İmdat Kaya, yaptığı konuşmalarda eninde sonunda bu ülkeye şeriatın geleceğini, ortada bir savaşın olduğunu ve bu savaşın da Çankaya'nın Ezankaya olana kadar süreceğini söylüyor, İslamcıların da PKK gibi vurmalarını istiyordu.

İmdat Kaya, imamlara verdiği direktiflerde; laik demokrat yapılı insanların cenaze namazlarını kıldırmamalarını, bunların cenazelerini yıkamamalarını, yıkar gibi yaparak budaklı odunla tecavüz etmelerini de istiyordu.

İmdat Kaya, cinayetin işlendiği dönemde Ümraniye Camisi'nde imamlık yapıyordu.
Mahmut Hoca beraat etti. Ömer Arlı 30 yıl ağır hapis cezasına mahkûm oldu. Arlı 1999 yılında afla çıktı, ama bir süre sonra da kızıyla başka bir kuran kursu öğrencisi kızı öldürdü.

Cemaat lideri Ustaosmanoğlu'nun Fatih Çukurbostan Camisi'nde imamlık yapan damadı Hızır Ali Muratoğlu da, 17 Mayıs 1998 tarihinde İsmail Ağa Camii'nde sohbet sırasında uğradığı silahlı saldırıda yedi kurşunla öldürüldü. Muratoğlu'nun cemaat içi hesaplaşmalar yüzünden öldürüldüğü iddia edildi. Ustaosmanoğlu'nun yaşlanıp hastalanmasından sonra cemaat içinde etkinliğini arttıran Cüppeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ün-lü'nün babası Yusuf Ünlü ise, 18 Haziran 2001'de İsmailağa Camisi'ne giderken yolda silahlı saldırıya uğrayarak bacaklarından yaralandı.
3 Eylül 2006 tarihinde İsmailağa Cemaati yine bir cinayet ve linçle Türkiye gündeminin ilk sırasına yerleşti. Ustaosmanoğlu'nun sağ kolu olarak bilinen emekli İmam Bayram Ali Öztürk, sabah namazının ardından Mustafa Erdal adlı kişi tarafından cemaatin önünde bıçaklanarak öldürüldü. Erdal ise hemen orada cemaat tarafından linç edildi."

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya da,
AKP hakkında açtığı kapatma davası nedeniyle iktidarın sözlü hışmına uğramıştı. Kapatma davası açmasıyla birlikte ölüm tehditleri almaya başlayan ve koruma sayısı arttırılan Yalçınkaya'ya yönelik eski TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın, "Ölüm en büyük gerçek. Bunu Başsavcı da görmeli, siyasetçiler de görmeli, herkes görmeli. Ölüm bize şahdamarımızdan daha yakın" şeklindeki sözleri, üstü örtülü tehdit olarak yorumlanmıştı.

Anayasa Mahkemesi'nde AKP kapatma davasında, partinin kapatılması yönünde oy veren başkanvekili Osman Paksüt'ün de Ergenekon soruşturmasında yasadışı yolla dinlendiği ortaya çıkmıştı.
Osman Paksüt'ün eşi de Ergenekon sanıkları arasında yer aldı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: AKP'ye Dokunan Yanıyor, Dokunmayan Vezir Oluyor!

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 May 2011, 17:53

Tayyip'e hayır dedi şirketlerine müfettiş yağdı

Mayıs 2010 tarihinde AKP ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) arasında, Tayyip'in "Her üye 1 işçi alsın" sözleriyle başlayan ve ardından "Emek sömürüsü yapıyorlar" sözleriyle tırmanan gerginlikte sürpriz bir gelişme daha yaşandı.

Sanayi Bakanlığı Teftiş Kurulu Müfettişleri, TOBB'un iştiraki 16 şirkette aynı anda inceleme başlattı. Şirketlerin tüm işlem ve hesaplarını kapsayacak şekilde başlayacak denetimin, bu gerilim dönemine denk gelmesi ise manidar bulunuyordu.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: AKP'ye Dokunan Yanıyor, Dokunmayan Vezir Oluyor!

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 May 2011, 17:56

Dokunmayan vezir oluyor

Tayyip Erdoğan, Fetullah Gülen ve irticai oluşumların gerçek yüzlerini ortaya çıkaran insanlar hakkında sözde Ergenekon iftirası ile tutuklamalar çıkaran, davalar açan Ergenekon savcıları Zekeriya Öz, Mehmet Ali Pekgüzel ile Nihat Taşkın hakkındaki ilk şikâyetlere bakan Ankara 4. İdare Mahkemesi Başkanı Kasım Davas soruşturmaya gerek olmadığına hükmetmişti.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ise, 2009 yaz kararnamesi döneminde aldığı kararla Davas'ı "Başkanlık yapamaz" diye bu görevden alıp, Kırıkkale Bölge İdare Mahkemesi'ne düz hakim olarak yollamıştı.

HSYK'nın "Başkanlık" yapamayacağına karar verdiği Davas, Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı oldu. Davas, bu görevde 3 yıl kalırsa Danıştay üyeliğine seçilecek.

Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner'in tutuklanmasıyla gündeme gelen Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Sinan Kuş, 2002'de Rize'de görevliyken Tayyip'in suç oluşturan konuşması hakkında dava açmamış, "Takipsizlik" kararı vermişti. Ödülünü Erzurum Başsavcılığı ile alıyor ve bu defa da Tayyip'le bağlantılı olan başta Albayraklar olmak üzere cemaatlerle ilgili soruşturma başlatan Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner'i tutuklatıyorlardı.

Sinan Kuş gibi Erzurum 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi İsmail Şahin de tanıdık bir isimdi. CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Hakim İsmail Şahin'in hamiline çek gibi boş kararlara imza attığını ileri sürmüş, bununla ilgili belgeler göstermişti.
Tayyip Erdoğan'a "ishal" raporu vererek yargılandığı mal varlığı davasına gitmemesini sağlayan Haseki Hastanesi Dahiliye Kliniği Şef Yardımcısı Hikmet Feyizoğlu'nun kardeşi SSK İstanbul Bölge Müdürlüğü'ne getiriliyordu.

Erdoğan'ın Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde yargılanan işadamı Mustafa Albayrak'a işkence yapıldığına dair sahte rapor düzenlediği iddiasıyla açılan davada yargılanan Doktor "Hudutlar ve Sahiller Genel Müdürü" oluyordu.

Tayyip'in Siirt konuşması nedeniyle yargılandığı davada muhalefet şerhi koyarak Tayyip'in ceza almamasını isteyen Yargıtay Hakimi Muhittin Mıhçak'ın eşi Hayriye Mıhçak'ı, İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü'ne atıyorlardı.

Ses sanatçısı Sevim Tanürek'e otomobili ile çarparak ölümüne neden olan oğlu Ahmet Burak Erdoğan için "tamamen kusursuz" raporu vererek beraatını sağlayan Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi Başkanı Eyüp Çakmak, Türkiye Denizcilik İşletmeleri'ne (TDİ) Genel Müdür Yardımcısı olarak atanıyordu.
"Türban serbest olmalı" şeklinde konuşan Tayyip'in aile doktoru Yunus Söylet, önce İstanbul Üniversite'sine Rektör yapılıyor,

ardından altına yaklaşık 600 Bin TL'lik Lüks BMW marka araç veriliyordu.
Tayyip'in belediye başkanlığı döneminde İçişleri Bakanlığı tarafından açılan soruşturmalarda "suç yoktur" raporu veren müfettişler, Tayyip iktidarları döneminde "Valilik" ile ödüllendirilirken, suç bulanlar ise sürgün üzerine sürgün cezası yiyorlardı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: AKP'ye Dokunan Yanıyor, Dokunmayan Vezir Oluyor!

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 May 2011, 17:57

Derneği fener, yediği döner, gıkını çıkartırsan polis döver

Tayyip'in polisinin haşinliği ve Polis Akademisi'ndeki PKK açılımı toplantısında sadece yandaş gazetecilerin görüşlerinin dinlenmesi hakkında, 5 Ağustos 2009 tarihinde Yılmaz Özdil şunları yazıyordu:


"Polis Akademisi'ndeki PKK açılım toplantısında neden sadece yandaş gazetecilerin görüşleri dinlendi?
Öbür gazetecilerin görüşleri neden dinlenmedi?
Alemsiniz yani.

Görüşleri dinlenmeyen gazeteciler sadece onlar da ondan... Çağırıp dinlediler ki, ne düşünüyorlar öğrensinler.
Malum, telefonları dinlenen öbür gazetecilerin görüşleri zaten biliniyor. Polis teşkilatımız tarafından... Eee, 24 saat dinledikleri gazetecileri, bir de toplantıya çağırıp ekstra dinlemenin manası var mı?

Dinle dinle aynı şey... Yanardöner değiliz ki birader, telefonda ne diyorsak, o.
Bakın "Döner" dedim aklıma geldi... Başbakanımız Rixos'tan döner dönmez, döner yemeye gitti... Babalarının burs verecek arkadaşı olmadığı için döner sermayesi yetersiz olan üniversite öğrencileri de, biz açız, harçları ödeyemiyoruz, siz döner yiyorsunuz diye sitem etti.
Yer misin yemez misin?

Kapıdaki polisler girişti çocuklara...
Çünkü polis, polis olmaktan çıktı artık; Son Osmanlı Padişahı'nın kapıkulu haline geldi.

Ne diyelim...
Bu dünya Sultan Süleyman'a bile kalmadı; keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner."
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir