Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Dokunduğu İflah Olmuyor

Burada Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi) hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Dokunduğu İflah Olmuyor

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 May 2011, 17:10

Dokunduğu iflah olmuyor

"Kestiği tavuk kırk gün bacak sallar", "Yüzünü gören tavuk yumurtadan kesilir", "Bastığı yerden ot bitmez" ya da "Maşallah dediği, üç gün yaşıyor" şeklindeki atasözleri sanki Tayyip için söylenmişti.

Neden mi?

Hadi okuyun, siz karar verin.
Kürt açılımı dedi, adamların partileri kapatıldı. Partili Belediye Başkanları kelepçelendi, içeri tıkıldı. Her ne kadar meşe ağacının dalları mesele olduysa da Tayyip bu emrivaki karşısında pek gocunmadı.
"Ermeni açılımı" sözlerini telaffuz etti. Yıllarca göz yumduğu kaçak çalışan 100 bin Ermeniyi kovmaya kalktı.
"Roman açılımı, Roman buluşması" şeklindeki şovlarının ardından, açılımda Tayyip'i protesto eden "Parasız eğitim istiyoruz" diye konuşan iki genç, örgüt üyesi olmaktan tutuklandı.

2010 Mart'ında Merter'de eğitim yaptığı okulunun önünde tramvay altında kalan Buket Bulut komaya girince, 17 Mart 2010 tarihli Hürriyet "Aranan Mucizeyi Erdoğan buldu" başlığı ile çıktı. Aile rahatladığını açıkladı. Ne çare ki aynı gün yaralı kız hayatını kaybetti.
30 Temmuz 2003 tarihinde Bayrampaşa Şehir Parkında çocukları ve büyükleri ücretli olarak gezdiren Cihan adındaki son derece uysal bir at, Tayyip sırtına binince dellendi ve bir an bile onu taşımak istemedi ve sonunda Tayyip'i sırtından yere attı.
Yoksa Tayyip için Cihan Padişahı bile diyeceklerdi. Cihan o işe çomak soktu. Sadece "Son Osmanlı Padişahı 1. Tayyip Er-doğan" diyebildiler... Tabii ki, Cihan'dan düşüp "Cihan Padişah'ı" biraz zor olunurdu.
Ancak Cihan isimli at, olaydan çok kısa bir süre sonra zehirlenerek öldürülüyordu. Öyle ya Cihan'ı Ergenekon tertibinden içeri alacak halleri yoktu.

Ne garip!

Atın gösterdiği bu asil davranışı bu millet gösteremiyor, o ve onun gibileri yıllarca sırtında taşıyordu.
14 Ağustos 2003 tarihli Zaman Gazetesi, Erdoğan'ın tatilini geçirdiği Etkinlik Adası'nda Ramsey'in sahibi Remzi Gür'ün villasından ayrılıp balığa çıktığını duyuruyordu. Ne çare, Tayyip'in oltasına akşama kadar hiçbir balık gelmiyordu. Zaman Gazetesi "Oltayla balığa çıkan Erdoğan eli boş döndü" başlığını atıyordu. Habere göre Erdoğan hiç balık avlayamamıştı. Balıklar bile Tayyip'in o bölgeye geldiğini hissedince başka taraflara gitmişti.
Simit alıp yüz lira bahşiş verdiği çocuk çok geçmeden işinden kovuluyordu.

Tayyip, Zonguldak'ta maden ocağına iniyor, işçilerle fotoğraf çektirip, işçi hamisi rollerine giriyor, kendi reklâmını yaptırıyor, ancak ertesi gün bu maden ocağı çöküyor, işçilere mezar oluyordu.
2006-2007 yılında Lübnan'a gidiyor, Lübnan Meclisi'nde konuşuyor, Tayyip'in oradan ayrılmasının ardından Lübnan savaş yerine dönüyor ve İsrail'in işgaline uğruyordu.

Yine 2006'da Gürcistan Devlet Başkanı Saakaşvili'yi ziyaret ediyor, aradan çok geçmeden Rusya Gürcistan'a saldırıyordu.
2008 Kasım'ında Hindistan'a gidiyor, oradan döndükten üç gün sonra ülkede terör bombaları peş peşe patlıyor, Bombay havaya uçuyordu.
Ekim 2009'un son günlerinde Pakistan'a gidiyor, daha uçağı yere konar konmaz Pakistan'da bombalar patlıyordu. Tayyip'in Pakistan'dan ayrılmasının ardından meydana gelen patlamada ise, 100'ün üzerinde insan hayatını kaybediyordu.

14 Mayıs 2010 tarihinde Yunanistan'a gidiyor, ülkeye indiği anda Atina ve Selanik'te bombalar patlıyor, insanlar yaralanıyordu...
Filistin için Ankara'da İsrail Başbakanı Olmert'i misafir ediyor, Olmert'in İsrail'e dönmesinin ardından İsrail Filistin'i işgal ediyor ve Gazze'yi yerle bir edip, katliamlar gerçekleştiriyordu.

Tayyip'in elini attığı her şey ya kuruyor ya bozuluyordu. 29 Ağustos 2009 tarihinde İstanbul'da uluslararası yelkenli yarışının startını vermeye kalkıyor, ancak start tabancası ateş almıyor, tutukluk yapıyordu.

Bir yetkili acele yetişiyor ve tabancanın tutukluğunu gideriyordu. Tayyip yine Tayyipliğini gösteriyor, tabancayı daha havaya kaldırmadan patlatıyordu.
"En yakın arkadaşım" dediği Kostas, Emine'yi öpüyor, ardından Yunanistan'da yapılan seçimleri kaybediyor ve sandığa gömülüyordu.

"Dostum" nitelemesiyle hitap ettiği "Gelinini öpen Silvio" ise ayvayı yiyor, İtalyan Devleti'nin paralarını tele hatunlara kaptırdığı öğreniliyor, hakkında rüşvet dâhil birçok suçtan yargılanma kararı çıkıyordu.

Tayyip, "Dubai bize model olmalı" sözleri ile Dubai'yi öve öve yere göğe sığdıramıyor, bu sözlerinin ardından çok geçmeden Dubai ekonomik krize giriyor ve çöküyordu.

Kaynakça
Kitap: Takunyalı Führer
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Dokunduğu İflah Olmuyor

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 May 2011, 17:16

Sinek Konsa Korkardı Tatlı Canından

Ülkemde yürütülen Ergenekon soruşturmalarının kaymağını yiye yiye doyamayan Tayyip, bu soruşturmaların sürmesi ve gerçek dışı suikast haberleri ile koruma sayısını gün ve gün arttırıyordu.
Tayyip'i, CAT adı verilen Özel Operasyon Timleri başta olmak üzere 1400 civarında güvenlik mensubu koruyordu. Bu sayı yetmiyor yeğenin başında olduğu koruma ordusu da görev yapıyordu.

Bu kadar korumanın arasında bir de 12 bin dolara çelik gömlekler sipariş ediliyordu. Korkudan ne yapacağını şaşıran Tayyip, fakir halkın sırtından polietilen adlı maddeden üretilen çelik gömleklerden yüzlerce sipariş veriyordu.
Çok geçmeden, Tayyip'in korumaları için Amerika'dan tanesi 100 bin dolardan 40 adet cip alınacağı ortaya çıkıyordu.

Fakir halkın sırtından sürdürülen saltanatın tepki çekmemesi için yine bildik bir oyun sahneye koyuluyordu:

Başbakan'a suikast ihbarı!
Tayyip, bu koruma ordusunun ardına sığınmasını mazur gösterebilmek için başta Fetullahçılar olmak üzere yandaş basma sürekli olarak kendisine suikast yapılacağı haberlerini pompalattırıyor, böylece gündemde biraz da mağdur olarak kalmayı planlıyordu.
Tayyip'in tek amacı mağdur rolünü oynamak da değildi. Kendisine suikast yapılacağı söylentileri sonucu, evinde akşamları kalmadığı da oluyordu.
Tayyip'in çocukluğundan bu yana çetelerle iç içe olan yaşamı gereği hayatı hep korkuyla geçmişti. Meydanı boş bulduğunda Atatürk, Laik Cumhuriyet ve Devlet aleyhine yaptığı faaliyetlerin ve konuşmaların ortaya çıkmasının ardından korku dağları sarmış, karıştığı yolsuzlukların bir gün hesabının sorulacağından duyduğu endişe de bu korkularının tuzu biberi olmuştu.

Fetullahçı polislerin sürekli olarak Tayyip'in yanında kalıp onu kontrol etmek istemeleri sonucunda, basına sürekli olarak Tayyip'e suikast yapılacağı ihbarları servis ediliyordu. Bu balon haberlere Tayyip o denli inanıyordu ki, Emniyet içindeki Fetullahçıların Ankara-Kurtuluş'ta bulunan bir otoparka kendileri tarafından konulan bombalı aracı Tayyip'e suikast amaçlı olarak lanse etmelerinin ardından, koskoca Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı aniden bel ağrısına tutuluyordu. Bu ağrılara düçar olmasının ardından soluğu Denizli'de bir Kaplıca'da alıyor, kaplıcanın tüm çevresi örtülerle kapanıyor, etrafta kuş bile uçurtulmuyordu.

9 Ağustos 2009 tarihli Vakit Gazetesi "Arşiv" sayfasında, Habertürk Gazetesi'nden "Tayyip'in korkudan geceleri gizlice evini değiştirdiği" yazılan haberini alıntılıyor ve şöyle diyordu:

"Başbakan Erdoğan suikast ihtimaline karşı böyle tedbir almış. Ergenekoncuların nasıl azıttığının delilidir bu haber."

Tabii ki,
Tayyip'in son derece korkak olduğu doğruydu. Ama geceleri evinden ayrılıp sabaha karşı gelmesi sadece korkudan değildi. Nitekim, sara krizi geçirdiği gün gece yarısı eve gelmişti. Emine'nin deyimi ile oldukça zor geçen gecenin gündüzünde yine Emine'nin beklediği kriz geliyor, bu kriz sonunda Tayyip'in Cumhurbaşkanlığı hayalleri yanağından makas alarak "Sen, Cumhurbaşkanlığını unut" diyen Gül'e geçiyordu.
Gül, Emine'nin korumalara "Gece çok zorlu geçti" şeklindeki uyarılarını boşuna mı basına duyurmuştu?
Gerçi bazı mahfiller makas alanın Arınç olduğunu söylese de, sonuçta Tayyip Cumhurbaşkanlığına veda ediyordu.

2009 yılında görsel ve yazılı medya; "Başbakan'a büyük bir suikast hazırlığı İstanbul Emniyeti tarafından ortaya çıkarıldı" şeklinde yer alan haberlerle çalkalanıyordu. Emniyet içindeki Fetullahçılarca basına servis edilen haberlerin yankısı günlerce sürdü. Emniyet yine başarılı bir organizasyona imza atmıştı. Tayyip artık rahat uyuyabilirdi.
Nasıl uyumasın.

Emniyet, olağanüstü çabalarla İstanbul'da Tayyip'e suikast yapılmak üzere kazılan bir tüneli ortaya çıkarıyordu. Emniyetçiler ve Vali demeç üzerine demeç veriyor, başarılarını tüm ülkeyle kutlama çabalarına giriyorlardı.
Ancak çok geçmeden bu tünelin Osmanlı'dan kalma bir su galerisi olduğu anlaşılıyordu.

2009 yılının Mart ayında yandaş basının manşetleri yine Başbakan'a suikast haberleri ile süsleniyordu. Suikastı PKK ve sözde Ergenekon ortak olarak AKP'nin Adana mitinginde düzenleyecekti. Yandaş basın ve Emniyete göre; 4 kişi olan zanlılar bu iki örgütle irtibatlıydı. Emniyet yine kahramanca (!) davranmış, suikastçileri (!) kıskıvrak yakalamıştı. Üstelik emniyet bu şahısları teknik takibe de almıştı. Gerçi alsa ne olacak. Teknik takibe aldıkları militanlar, İhsan Güven cinayeti dahil olmak üzere bir çok cinayetin failleri değiller miydi? Ve son olarak Danıştay saldırısı da!
Ancak Başbakan'a suikast olayında bir gariplik vardı. Zanlıların bir çakı bıçağı bile yoktu.
Zanlılar adliyeye sevk edildiler.

Sonuç?

Ortada ne suikast planı vardı. Ne de Başbakan'a suikast çalışması... Kendilerine iftira atılan insanlar serbest bırakıldılar. Dinci-yandaş basın suçsuz insanlardan özür dilemediği gibi serbest bırakılmalarını bile görmedi ve suçsuz çıkmaları ile ilgili bir tek satır yazmadı.

Mustafa Bağdat isimli bir vatandaş ekmeğin içine sakladığı ve kuru sıkıdan bozma tabancası ile Kütahya Linyit İlköğretim Okulu'nda Tayyip'e suikast yapacağı gerekçesi ile korumalar tarafından yakalanıp, karga tulumba Emniyete götürüldü. Dinci, Fetullahçı, liberal ve 2. Cumhuriyetçi yandaş basın, Hükümet tarafından yallanmalarının bedelini ödemek için, yine koro halinde gerçek dışı yayınlarla Başbakan'a suikast yalanlarını manşetlerine taşıdılar.
Ve çok geçmeden her zamanki gibi gerçekler ortaya döküldü. Murat Bağdat'ın üzerindeki silahın, iki metreden değil insanı bir kuşa bile zarar veremeyeceği bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıktı. Ama olsun maksat hasıl olmuş, Tayyip korumalarına koruma katıp, mağdur rollerini oynarken yandaş basın da bu olaydan yine azami şekilde nasiplenmiş, sivil diktaya giden yolda kaos ortamının taşları döşenmeye devam edilmişti. 5.2.2010 tarihli Vatan Gazetesi'nde "Başbakan'a suikast iddiasına takipsizlik" başlıklı haberde; Tayyip'in 2009 yılında gerçekleştirdiği Adana ziyaretinde eylem hazırlığında oldukları iddiasıyla gözaltına alınıp tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan, l'i kadın 6 kişi hakkında takipsizlik kararı verildiği yer alıyordu.

Polis ve savcılık, son zamanlarda moda olduğu üzere gizli tanık bulmuşlar, devşirdikleri gizli tanık Başbakan'a ve Abdülkadir Aksu'ya yönelik suikast planı yapıldığı ve suikastçilerin "Ergenekoncu" oldukları yolunda ifadeler veriyordu. Haftalarca yandaş medyada olayın reklâmı yapılmış, Başbakan'a ve Aksu'ya suikast diye gerek yandaş görsel gerekse yandaş yazılı basın gündemi böyle doldurmuştu.

Suikastçilerin evlerinde yapılan aramalarda her zamanki gibi Emniyet içindeki Fetullahçı polislerin hazırladığı kroki ve bilgisayardan başka bir şey çıkmamış, suikastçilerin başı olarak gösterilen isimlerin ise mahallenin akıl hastaları olduğu ortaya çıkmıştı. Ama olsun varsın bazıları bu iddiaları yemiş, bazıları yemiş görünmüştü.

16 Mart 2009 tarihinde yine ortalık Tayyip Erdoğan'a suikast haberleriyle çalkalanıyordu. Tekirdağ'da düzenlenen mitingde "Suikast girişiminde bulunduğu" iddia edilen Muammer Altuntaş, suikast girişiminden ceza almıyordu.

Suikast yalanlarım günlerce manşetlerinden veren yandaş medya, her nedense takipsizlik ve beraat kararlarını görmezden geliyordu.
2008 Ekim ayında suikast ihbarcıları arasına Ergenekon tezgâhının Başoğlanı, Fetullah'ın en yakınındaki isimlerden Tuncay Güney de katılıyordu. Başoğlan Haham Yamağı Tuncay, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde Erdoğan'a sözde Ergenekon'un suikast yapmayı planladığını, ancak 1 numaranın bu olaya engel olduğunu söylüyordu.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir