Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kadın Bacakları

Burada Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi) hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Kadın Bacakları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 May 2011, 17:08

Kadın Bacakları

Tayyip Erdoğan, Türkiye Milli Kültür Vakfı'nın 40. kuruluş yıldönümünde "Üstadım" dediği Necip Fazıl'ı şu sözleri ile ululuyordu:


"Necip Fazıl'ın muhalif, keskin ve ufuk açıcı duruşu olma-saydı; kendi ifadesiyle 'Kökü ezelde ve dalı elbette bir sistemin aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrakine sahip bir gençlik' çağrısı olmasaydı; bugün bir şeyler eksik kalmış olacaktı."

Necip Fazıl, Menderes'in yanına gidiyor, kendisine örtülü ödenekten para verilmesini istiyordu. Fazıl'ın gerekçesi tam kendine göreydi. Fazıl, "Menderes'e ne yapayım boyacılık mı yapayım. Bu benim nazarımda düşmanlarınıza övünç size utançtır" diyerek etki ediyordu.
Menderes, Necip Fazıl'a örtülü ödenekten para verirken; "Arada bir beni de eleştir ki, durum anlaşılmasın" şeklinde nasihatta bulunuyordu.
Necip Fazıl, 6 seferde örtülü ödenekten toplam 100 bin TL alıyordu. Örtülü ödenekten sadece Necip Fazıl mı sebepleniyordu? Olur mu? Fazıl'ın eşi Neslihan da 5 bin TL ile örtülüden kısmetine düşeni kapıyordu. Necip Fazıl'ın İstanbul Erenköy'deki evininin döşenmesi için de bu fakir halkın sırtından 4 bin 254 lira veriliyordu. Tayyip'in, Bülent Arınç'ın, Abdullah Gül'ün üstadları Necip Fazıl da bu paraları "şeriat isteriz" nidaları arasında afiyetle yiyordu.
Bülent Arınç'ın annesi için verilen yemeğin bedelini Manisa Emniyet Müdürlüğü ödememiş miydi?

Abdullah Gül, Devlet Bakanlığı döneminde devletin paralarını şahsi harcamalarında kullandığı için mahkûm olmamış mıydı?
Cumhuriyet tarihinin örtülü ödenek harcama rekorunu kıran Tayyip, bu paraları nereye harcadı zannediyorsunuz?

Hadi,
Elinize alın Star Gazetesi'ni, açın Kanal 24'ü seyre başlayın.
Bu arada Ülker bisküvi yiyip bir de Kola Turka içerek düşünün...
Hatta Tayyip gibi yaparak Kola Turka şapkası da takabilirsiniz.
Başınız çok ağrırsa Medikal Park Hastaneleri ne güne duruyor, ücreti pahalı diye düşünmeyin Emine Hanım torpil yapar.

Boşuna demiyorlar:

"Bir insan, ideolojisini, hayallerini, emellerini, bir ceket gibi çıkarabiliyorsa, başka şeylerini de çıkarabilir demektir."

Necip Fazıl Kısakürek'i yakından tanıyan herkesin birleştiği ortak görüş; onun hızlı bir Atatürk düşmanı olmasıydı. Necip Fazıl, 5816 sayılı Atatürk'ü Koruma Yasası uyarınca İstanbul Toplu Basın Mahkemelerince 8.7.1981 tarihli ve 1977-137 sayılı kararı ile Atatürk'e hakaretten mahkûm edilmiş, bu mahkûmiyet kararı Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 17.2.1982 tarih 1982-13 esas ve 1982-786 sayılı kararı ile onanmıştı.
Necip Fazıl'ın Atatürk düşmanlığı yanında şeriatçılığı ve ABD'ye yakınlığı diğer özelliklerindendi.

Ancak,
Necip Fazıl rüzgâra göre yön değiştirmesini çok iyi bilen, değişim dümeniyle bir gün CHP'li, bir gün liberal, bir gün Atatürkçü, bir gün de şeriatçı olabilen nadir şahsiyetlerdendi.

O nedenle çömezlerinin de "Bukalemun" gibi ortama kolayca uymaları ve bunu "Değişim" maskesine büründürmeleri asla yadırganmamalıydı.
Necip Fazıl, Atatürk'ün sağlığında Atatürk'ten bile daha Atatürkçüydü. İrticaya karşı kendini bir kale gibi tanımlıyordu. Menemen olayı sonrasında 1930 yılında, Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi'nde irticayı "zift ruhlu, zehir" olarak tanımlıyor, Menemen olayına katılanları adeta lanetliyordu.

Okuyalım:

"Vatanımızın kalbimize en yakın bir köşesinde, daha dün düşman bayrağından temizlediğimiz bir meydanı (Menemen) bu gün 'İnna fetehnaleke' yazılı zift ruhlu bir irtica aleminden temizliyoruz... İrtica, yatağımızın başucundaki bir bardak suya karıştırılan zehirdir... "

Necip Fazıl, Büyük Doğu Dergisi'nin 1943 yılı Kasım sayısında Atatürk'ün ölmediğini, bir gün mutlaka geri döneceğini yazıyor ve şunları söylüyordu:

"Evet, laf ve hayal yahut fikir ve remz (sembol) âleminde değil, doğrudan doğruya madde ve hakikat dünyasında Atatürk hayata dönecektir.
Bir gün onu kafuriden (kâfur ağacından) yontulmuş asil ve parmaklarıyla kılıcının kabzasını kavramış zarif ve ince endamıyla bir masaya eğilmiş ve gök gözleriyle dünya haritasını süzmeye başlamış olarak göreceğiz... "

Menderes hükümetlerinin Amerika ile ilişkileri en yüksek seviyeye çıkarmaya başlamaları sonucunda Necip Fazıl Menderes'e yanaşıyor, onun vasıtasıyla aldığı örtülü ödenek paralarının yüzü suyu hürmetine bu sefer de şeriatçılığa ve Amerikan yandaşlığına soyunuyordu.

26 Mayıs 1904 yılında kendi açıklamasına göre Dulkadiroğulları soyundan Abdülbaki Fazıl Bey ve Giritli Mediha'nın çocuğu olan Necip Fazıl, ilk ve orta öğrenimini Amerikan ve Fransız kolejlerinde tamamladı. 1947 yılında "Sabır Taşı" adlı oyunu ile CHP piyes yarışması birincilik ödülünü aldı.
Tayyip Erdoğan'ın, Abdullah Gül'ün, Bülent Arınç'ın, Kemal Unakıtan'ın hocaları ve üstadları olan, bu isimlerin her fırsatta arkasından gittiklerini söyledikleri Necip Fazıl aynı Kemal Unakıtan gibi solcuyken, Amerika'nın yeşil kuşak teorisinin ardından İslamcı gruplara dâhil oluyordu. Necip Fazıl İslamcılığa geçiş yaptıktan sonra o denli Amerikancı kesiliyordu ki, Amerika'nın İran'ı işgal heveslerini haklı bulmakla kalmıyor, teşvik bile ediyordu. Necip Fazıl'ın bu tutumunu eleştiren Erbakan ve arkadaşları onun hışmına uğruyorlardı.

İzleyelim:

"Bana isnat ettikleri kusur olarak Amerikalıları İran cenubunu işgal etmeye teşvik ettiğimi öne süren bu beton kafalı köpekler bilsin ki, dava, Moskof'un işgaline mani olmak için orayı geçici şekilde tutmak tabiyesinden ibarettir ve ondan sonra Amerikalıya "şimdi çekilebilirsiniz!" bunu yaptırmak kolaydır. Yoksa bu sefiller o hassas bölgeyi Moskofların istila etmesine taraftar mı bulunuyorlar?"

Necip Fazıl, 17 Temmuz 1959 tarihli Büyük Doğu Dergisi'nde Amerika ile aşk muhabbetinde nelere dikkat edilmesini şöyle öğütlüyordu:

"Amerikan politikasını korumakla mükellefiz... Amerikan siyasetini tutmak biricik yol... Amerika'dan nazlı bir sevgili muamelesi görmek biricik dikkatimiz olmalı.
Yoksa bir Amerikan bahriyelisinin iki yana açık bacakları arasında mütalaa ettiği kadından daha ileri gidemeyiz. Dış siyasetimizde Amerikan siyaseti ve iç bünyemizde Amerikanizm politikasını kendimize birbirinden ayrılmaz bir siyaset tekliğine göre ayarlamakta ve her işe hakim bir mana gizlidir."

Necip Fazıl, çıraklarına:

"Amerika'dan nazlı bir sevgili muamelesi görmek biricik dikkatimiz olmalı" şeklinde bir akıl veriyordu.
Ancak,

Çıraklarını:

"Bir Amerikan bahriyelisinin iki yana açık bacakları arasın-da mütalaa ettiği kadından daha ileri gidemeyiz" diyerek uyarı-yordu.
Çırakları Necip Fazıl'ın korktuğundan daha fazlasını gerçekleştiriyorlar, ülkemizi Amerika karşısında sermaye kadınları durumundan daha kötü bir hale düşürüyorlardı.

Necip Fazıl, sıkı kumarcıydı. "Ata Senfoni" adlı kitabı, at yarışları oynarken biriken borçlarım ödemek için İş Bankası adına yazdığı bir kitaptı. Yine bir gün kumar oynarken basılmasının ardından "ben orada araştırma yapıyorum" diyebiliyor, bu basılma olayından sorumlu tuttuğu Ahmet Emin Yalman'ı Deyyus'lukla suçluyordu.

Arkasından da, dinci Vakit Gazetesi yazarı olan Hüseyin Üzmez, Ahmet Emin Yalman'ı din adına vuruyordu. Hüseyin Üzmez, Aczimendi Şıhı Müslüm'ün Fadime ile basıldığı evin sahibiydi. Ergene-kon iftiralarında bu baskına "Ergenekon yaptı" diyenler, ne hikmetse Vakit Gazetesi'ni, baskının yapıldığı evin sahibi Hüseyin Üzmez'in rolünü açıklamıyorlardı. İlahi adalete bakın ki; Üzmez, önce torunu yaşındaki kızlarla gerçekleştirdiği evliliklerle, daha sonra 14 yaşındaki kıza tacizden tutuklanmasıyla gündeme geliyordu.
Tacizci dinciyi, yine başta Vakit olmak üzere dinci basın savunuyordu.
Savunan sadece dinci basın mıydı? Olur mu?

Adalet Bakanlığı'nın dinlettiği hakimler arasında Hüseyin Üzmez'i yargılayan mahkemenin Başkanı da yer alıyordu. Ancak dinleme Üzmez'i kurtaramıyordu.

Tayyip'in, Bülent Arınç'ın, Abdullah Gül'ün ve Unakıtan'ın kendisini kumar oynarken görüntüleyen Ahmet Emin Yalman'ı "din maskesi" ile vurdurtan üstadları, suçu da dinciliklerinin gereği olarak günahsız bir insana yükletmek istiyordu. Sadece günahsız insana suç yüklemekle kalmıyor, Yalman'ı gazetesinin reklâm amaçlı olarak vurdurttuğu iftiralarına da sarılıyorlardı. Bugün de Ergenekon iftiranameleri ile o Üstad'ın talebeleri aynı iftiraları sergilemiyorlar mı?

Şimdi Üzmez'in itiraflarına bakalım:

"Ben yapmadım, deseydim suçu Şerif Dursun'a yükleyeceklerdi. Necip Fazıl üstadımız da öyle istiyordu. Bu hödüğün davamıza ne faydası olacak, suçu ona yükle, öyle olursa ben çıkarım, diyordu. Serdengeçti ağabeyim de onun tarafını tutuyordu. Onlar olaya davamız açısından bakıyorlardı. Bense bir can için zillete düşmeyi sevmiyordum."

Necip Fazıl'ın ve öğrencilerinin karakterlerini ölçmek için bu olay sanırım bazı gerçeklere ışık tutacaktır. Hüseyin Üzmez'in Aczimendi şıhına Fadime'ye tecavüz etsin diye evini vermesi, kendisinin tacizden tutuklanması, Üstad'ın bir diğer öğrencisinin İçkale Oteli'nde başlayan krizinin hastanede sonlanması ve diğerleri birçok dincinin ortak özelliklerini meydana çıkarıyordu.
Öyle ya Üstadlarının perde önüne şeriatçılığını çıkarırken, perde ardından da "Kadın Bacakları" isimli şiiri ile yetişiyorlardı.

Şeriatçı Necip Fazıl'ın "Kadın Bacakları" adlı şiirini okuyalım ve bu şiirin şeriatçılığın hangi yanına düştüğünü soralım:

"Kadın Bacakları

Her kadının bastığı yerde sanki kalbim var Kalbim ki vahşi bir zevk alır ezilişinden.

Her kadının içinden ağlayışı, gülüşü, Gözlerinden ziyade bacaklarına yakın. Bir lisandır onların, duruşu, bükülüşü, Kadınlar! Onlar varken konuşmayınız sakın.

İnce sütunlardaki ilahi güzelliğe Bacakların ruhudur şekil veren diyorum. Bacakları bir kaim örtüde saklı diye Mermerde kalbi çarpan Venüs'ü sevmiyorum.

Ömrümüzün geçtiği yolda, bana sorsalar Gidiyorum bir kadın bacağının peşinden.

Boynuma doladığım güzel putu görseler İnsanlar öğrenirdi neye tapacağını. Kör olsam da açılır gözüm, ona sürseler İsa'nın eli diye bir kadın bacağını."
Tayyip, MTTB gecelerinde üstadının "Sakarya" adlı şirini okuduğunu övüne övüne anlatıyordu.
Ya ev sohbetlerinde?

Kaynakça
Kitap: Takunyalı Führer
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir