Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Emine Şenlikoğlu

Burada Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi) hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Emine Şenlikoğlu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 May 2011, 14:15

Emine Şenlikoğlu

Tayyip'in annesinin Tayyip'i evlendirmek istediği Karadenizli kara çarşaflı kızdan bahsedilen Emine'ye övgü kitabının ilgili sayfalarının hemen devamında 60. Sayfada, Tayyip gibi Gürcü olduğunu ilan eden ve Batum'dan göçtüklerini açıklayan, Karadenizli olduğunu söyleyen bir başka Emine'den, kara çarşaflı Emine Şenlikoğlu'ndan bahsediliyordu.
Şenlikoğlu da Tayyip'in annesinin evlendirmek istediği Karadenizli çarşaflı kız gibi, İdealist Hanımlar Derneği'ne gidiyordu.

Emine Erdoğan'ı övme kitabında Şenlikoğlu'nun İdealist Hanımlar Derneği'ndeyken tanıştığı, Emine'nin o günlerdeki giyimi konusunda söyledikleri 60. sayfada şöyle yer alıyordu:

"Emine Hanım benim tanıdığımdan beri hep şık giyinirdi. İki kez üst üste aynı şeyi giymez. Onun üzerinde göremezsiniz. O bize göre daha farklı giyinirdi. Bir başörtü bir daha başında olmaz."

Neymiş?
Şenlikoğlu'nun dediğine göre; Emine bir giydiği elbiseyi bir daha giymediği gibi, bir taktığı başörtüsünü de bir daha takmıyormuş...
Oysa,
Yine aynı kitabın 52. sayfalarında; Emine'nin abisi Ali, "Varlıklı bir aile olmadıklarını kıt kanaat anca geçinebildiklerini"
anlatıyordu.

O halde insanın aklına gelen soru:

Bu değirmenin suyu nereden geliyordu.

Öyle ya,
Emine'nin babasının aldığı para onun başörtüsü masrafını bile karşılayamazdı. Babası tüm parasını Emine'nin başörtüsüne yatırsa evdekiler aç kalacağı gibi, Emine her gün değiştireceği elbiselere de para bulamazdı.

Ya diğer harcamalarına?

Neyse,
Emine Şenlikoğlu da Tayyip'in Emine'si gibi her şeyi rüyalarında ayarlıyordu. Şenlikoğlu, rüyasında Hanefi mezhebinin İmamı İmam-ı Azam Ebu Hanife'yi rüyalarında gördüğünü, Fıkıh'ı ondan rüya yoluyla öğrendiğini, kitaplarını da öyle yazdığını söylüyordu.
Emine Şenlikoğlu, rüyalarındaki derslerle de yetinmediğini, eşinden hocalardan kurs aldığını, taa Mısır'daki El-Ezher Üniversitesi'nde bile öğrenim gördüğünü hem söylüyor, hem kitaplarında yazıyordu.
Yirmi yaşında ilkokulu bitirmiş, kırkında ise ortaokulu, sonradan alınma ilkokul diploması ile El-Ezher Üniversite'sine girmiş.
Nasıl girmiş?
Orasını karıştırmayın.
Emine bu girer girer...

Size ne?
Daha önceki sayfalarda bahsettim.
Emine Şenlikoğlu ya da Emine Şenlikoğlu Özkan, kitaplarında 1.1.1953 yılında doğduğunu belirtiyordu.

Hâlbuki
Kitaplarındaki ve konferanslarında belirttiği doğum tarihinin aksine resmi kayıtlar, Emine Şenlikoğlu'nun tevellütünü 1950 olarak gösteriyordu.
Gösterir, göstersin.

Resmi kayıtlar önemli değil, önemli olan Şenlikoğlu'nun beyanı. İsterse 1973 doğumluyum der.
İsterse 1993!

1954 tevellüdü Tayyip'in 12 Eylül öncesi mücadele arkadaşı Emine Şenlikoğlu'nun, "Eşlerarası İlişkide İletişim Stratejisi" adlı kitabının başında yer alan özgeçmişinde öğrenim durumu şöyle veriliyordu:

"Yirmi yaşından sonra ilkokulu, kırk yaşından sonra da ortaokulu ve İmam Hatip Lisesi'ni dışarıdan bitirdi. Kırk sekiz yaşından sonra üniversiteye gitmek istediğinde, başörtüsü yasağına takıldı"

Şenlikoğlu'nun kitabın baş sayfalarında öğrenim durumu böyle verilirken, yine aynı kitabın son sayfasındaki özgeçmişinde ise 50 yaşından sonra Newport Üniversite'sinden mezun olduğunun sevincini yaşıyorduk.
Böylece kitaba başlarken üniversiteye başörtüsü engeline takıldığı için gidemediğini öğrenip üzüldüğümüz Şenlikoğlu'nun, evlere şenlik bir açıklamayla kitabın sonunda bir üniversiteden hem de Newport Üniversite'sinden mezun olduğunu öğreniyorduk.
Öğrenmesine de, yalnız burada ufak bir sorun var gibi. Sanki İslam'da yalan söylemenin büyük günahlardan olduğu şeklinde bir bilgi aklımda kalmış.
Şenlikoğlu cümle siyasal dinciler gibi Türk sözcüğüne alerji duyuyordu. Hocam dediği birisi kitabında "Türk" kelimesini kullandığında cinleri tepesine fırlıyordu.

"Beyaz Devrim Kalemle Başlar" adlı kitabının 119. sayfasında bakın onu nasıl eleştiriyordu:

"Ben olsam hocamızın yerinde "bir Türk" yerine "bir Müslüman" ifadesi kullanırdım. Çünkü Osmanlı ırkıyla değil Müslümanlığıyla anılıyordu. Onlar Türk derken Müslümanı kasdediyordu."

Oysa Şenlikoğlu aynı kitabının 58. sayfasında adeta "Gürcü" olduğunun reklâmını yapıyordu.
"Çağrı" adlı kitabında ise Gürcü olduğunu Tayyip gibi Batum Acara'dan göçtüklerini söylüyor, "Gürcü" olduğunu özellikle vurguluyor, Gürcülüğünün yanında Müslümanlığı ise es geçiyordu.

Şenlikoğlu Emine, "Kırmızı Elbiseli Kız" adlı kitabının 85. sayfasında masalının kahramanı kadının bindiği arabanın şoförünün şu sözlerine yer veriyordu:

"Benim bir kayın biraderim var. İlkokul öğretmeni. Meslek dersi öğretmeni olabilmek için açılan kurslara katıldı. Sonradan Müslümanlığa önem vermeye başladığı için "İlla din dersi öğretmeni olacağım" diye tutturmuştu. Önceleri sosyal demokrat takıldığı için sosyal demokratlardan çok tanıdıkları vardı.
İmtihan günü geldiğinde bir de ne görsün. Bir numara müşrik putçulardan olan iki eski öğretmen arkadaşı, din dersi imtihanı için gelmişler.
Kayınbiraderimi görünce yanına gelmişler. Hoş beş, kayın biraderimden dindarlığı hiç ummuyorlar ya. "Sizin burada ne işiniz var" diye sorunca, kayınbiradere başlamışlar içlerini dökmeye. Vallahi billahi hikâye anlatmıyorum. Aslı var olan bir tehlikeden bahsediyorum... Beni dikkatle dinleyin lütfen.

Kaç ana babaya anlattım beni masal dinler gibi dinlediler.
Biz dikkatlice dinliyoruz kardeş. Eee? Sonra ne demişler?

Aynen şöyle demişler:

Biz toplantıda karar aldık. Bundan sonra din derslerine bile gireceğiz. Hem de İmam Hatip'te...

Biraderim sormuş:

Neden böyle bir karar aldınız?

Sarışın olan heyecanlı ve kin dolu bir şekilde anlatmış:

"Ateist din dersine giremez" diye yönetmelikte bir ibare yok. Gençlerimizi ancak bu şekilde aşırı siyasal dincilerin elinden kurtarırız. Şeriatçı bir İslam değil, Atatürkçü bir din anlayışı sergilemek istiyoruz.

Kayınbiraderim merak ederek sormuş:

Veliler buna karşı çıkarlarsa...

Yok canım. Bizim arkadaşlar resmen, inadına mini etekle derse girdiler; kimsenin sesi çıkmadı. Sonra, biz de Allah'a inanıyoruz. Bize neden kızsınlar ki. Başımızı örtmüyoruz, neden örtmediğimizi de zaten izah ediyoruz. Başörtüsü Atatürk devrimlerine aykırıdır diyoruz, demişler.
Yani kendilerine göre bir din anlayışı sunma peşindeler."

Gençlik yıllarında Hıristiyanlığı araştırdığını, kiliseleri gezmeye, İncil'i okumaya başladığını söyleyen Şenlikoğlu Emine de sonradan İslam'ı seçenler gibi ilk hedef ilk düşman olarak, Atatürk'ü, Milliyetçilik ve Türklüğü alıyordu. Ancak kendi etnik kimliklerini de her fırsatta dile getirip onunla övünüyorlardı.
Emine Şenlikoğlu, bir söyleşisinde eşine aşık olduğunu, olmadan önce kavga ettiklerini anlatıyor, ancak "eşimin göz rengini imam nikahından sonra gördüm" diyordu. Şenlikoğlu aşık olduğunu söylediği eşiyle 1980 yılında evlenmiş. İlk dört sene sadece İmam nikahı ile idare etmişler.
Şenlikoğlu eşinin kendini kızdırmadığında ona aşık olduğunu, kızdırdığında ise aşkının devam etmediğini belirtiyordu.

Bu alacalı bulacak sevda 1994 yılına kadar sürmüş, kocası Emine'nin kalbini 1994 yılında çok kırınca derin aşk da bitmiş. Şenlikoğlu biten aşkının zaman zaman tazelendiğini söylese de, "aşk beni teğet geçiyor" diyerek bir başka garipliğe imza atıyordu.
Bu teğet geçme bir garip mesajlaşma gibiydi ya neyse, elbet gün gelir kokusu çıkar.

Tayyip'in eski arkadaşı Emine Şenlikoğlu da Emine Erdoğan gibi modelistmiş. Emine Erdoğan kendi elbiselerini dikerken Şenlikoğlu Beyoğlu'nda modelistlik yaptığını, hatta Zeki Müren'in atölyesinde bile çalıştığını söylüyordu.
Emine'lerin ortak yanları sadece modelistlikle de sınırlı değildi. Eşlerinin isimleri de aynıydı;
Recep!
Yukarıda Emine Şenlikoğlu'nun gerçek doğum tarihini 1950 olarak açıkladık.
Peki.

Şenlikoğlu'nun Recep'inin tevellütü kaçtı?

1956!

Şenlikoğlu; Tuncay Güney'i yere göğe sığdıramıyor, onun kendilerine çok büyük hizmetlerde bulunduğunu anlatıyor, Tuncay Güney'in heykelinin dikileceğini ve dikilmesi gerektiğini iddia ediyordu.

Kara çarşaflı Emine Şenlikoğlu, 3 yıllık aradan sonra yayın hayatına tekrar başlayan Mektup Dergisi'nin açılış töreninde; yakından tanıma imkânı bulduğu Tuncay Güney'e ilişkin bir dizi değerlendirmelerde bulunuyordu. Şenlikoğlu'nun bu değerlendirmeleri İslamcı basında yer alıyordu.

23 Mart 2009 tarihli Yeni Şafak Gazetesi'nde, Şenlikoğlu'nun Tuncay Güney'in Ergenekon yapılanmasının ortaya çıkarılmasında önemli rol üstlendiği şeklindeki açıklamaları yer alıyordu. Gazetenin haberine göre Şenlikoğlu'nun:

"Onu tanıdığım için utanmıyorum. Tuncay Güney'in heykeli dikilmeli" şeklindeki sözleri yer alıyordu.
Şenlikoğlu'nun açıklamaları bu kadarla bitmiyor, konuştukça açılıyordu. Şenlikoğlu Emine, Tuncay Güney'in Türkiye'deyken birçok kişiyle muhatap olduğunu, ancak şu an o kişilerin sesinin çıkmadığını" belirtiyor, "Kimsenin Tuncay Güney benim evime de gelirdi, ben de onunla muhatap oldum" demediğinden yakınıyordu. Tayyip'in dava arkadaşı Emine Şenlikoğlu, bu sessizliğin hesabını sormayı da ihmal etmiyor, Tuncay Güney ile sürekli telefon görüşmeleri yaptıklarını anlatıyordu.

Kara çarşaflı Şeriatçı Emine Şenlikoğlu, Homoseksüel Haham Yamağı Tuncay Güney ile çok iyi bir arkadaşlıklarının olduğunu sözlerine ekliyordu.

Tuncay Güney, katıldığı "Objektif" programında:

"Mehmet Metiner benim arkadaşım. Beraber çalıştık"

Şeklinde açıklamalarda bulunuyordu. Ne güzel değil mi?
Tayyip, Emine, Tuncay, Zekeriya, Metiner, Eymür hep elele beraber yürüyorlar yollarda...

Kaynakça
Kitap: Takunyalı Führer
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir