Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Tartışmalı CASA İhalesi

Burada Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi) hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Tartışmalı CASA İhalesi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 May 2011, 02:18

Tartışmalı CASA ihalesi

21 Nisan 2010 tarihli Zaman Gazetesi "Tartışmalı CASA ihalesine muhalefet eden rapor kayıp" başlığı altında, ilk CASA uçaklarının ithalinden sonra yine gerçekleştirilen bir başka CASA ithali ile ilgili birilerine aba altından nasıl sopa gösteriyordu:


"Deniz Karakol ve Sahil Güvenlik Keşif Uçakları Platformu Tedarik Projesi olarak bilinen Meltem 1 Projesi'nde yaşanan skandalların ardı arkası kesilmiyor. İhtiyaçları karşılamadığı ve ülkeyi milyonlarca dolar zarara uğrattığı iddia edilen projeye karşı dönemin Savunma Sanayi bürokratları tarafından hazırlanan "muhalif rapor"un devlet arşivlerinden kaybolduğu ortaya çıktı.

İspanyol CASA firmasından temin edilmesi öngörülen 9 uçağın Türkiye çıkarlarına uygun olmadığını belirten rapor bulunamıyor...
Savunma Sanayi İcra Komitesi, 27 Ocak 1998'de "Deniz Karakol ve Sahil Güvenlik Keşif Uçakları Platformu Tedarik Projesi" olarak adlandırılan Meltem 1 Projesi kapsamında 9 uçağın satın alınması için İspanyol CASA firması ile görüşülmesi kararı aldı.

Fakat SSM yetkilileri, CN 235 model CASA uçaklarının deniz karakol uçağı olarak kullanılmasının uygun olmayacağı yönünde rapor hazırladı. Çok sert geçen bir toplantı sonrası dönemin Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Koramiral Özden Örnek, "Projeye ben kefilim" diyerek, CASA'lara destek verdi. Fakat uçaklar Türkiye'nin ihtiyacını karşılamadı ve ihalede milyonlarca dolarlık zarar oluştuğu iddiaları basına yansıdı... "

Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Koramiral Özden Örnek'in, "Projeye ben kefilim" diyerek Deniz Kuvvetlerine alınan CASA uçaklarına teçhizat yüklenince havalanamıyorlar, oldukları yerde çakılı kalıyorlar, böylece devletin ve milletin milyonlarca doları denize dökülüyordu,
26 Nisan 2010 tarihli Zaman Gazetesi bu defa "İşte devlet arşivlerinden kaybolan CASA raporu" başlığı ile 1998 yılında hazırlanan ve İspanyol CASA firmasından temin edilmesi öngörülen 9 uçağın Türkiye çıkarlarına uygun olmadığını belirten, Milli Savunma Bakanlığı ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı arşivlerinden çıkmayan raporun Zaman Gazetesi tarafından bulunduğunu söylüyordu.

Gazetenin haberine göre; raporun ardından, 8 Ağustos 1998'de Savunma Sanayi Müsteşarlığı'nda konuyla ilgili olağan üstü bir toplantının düzenlendiği belirlendi. Toplantıya, dönemin Savunma Sanayi Müsteşarı Yalçın Burak, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Koramiral Özden Örnek, Hava Pilot Tuğgeneral Ahmet Ergüner ve TAI İşletmeler Direktörü Ercan Türker de katıldı. Toplantıda rapora rağmen projenin devamı yönünde karar alındı... "

"Devam etmiş de ne olmuş?" derseniz işte bundan sonrası tam bir felaket:

İspanya'dan Özel Kuvvetlere alman bu CN-235 CASA uçağı 16 Mayıs 2001 tarihinde Diyarbakır'dan Ankara istikametine giderken Malatya'nın Akçadağ ilçesi civarında düşmüş ve içinde Özel Kuvvetler Komutanlığına bağlı MAK timlerinin de bulunduğu 38 vatan evladı parçalanarak can vermişti.
Şehitlerimizin arasında yer alan 2 MAK timi sahasının en iyileriydi. Yine şehit olan dört pilotumuz "4 bin 500-5 bin" saat arası uçuşa sahip dünyanın en iyi pilotlarıydı.

Şehitlerimizin bir kısmının Kocatepe Camii'nde cenaze namazlarının kılındığı sırada, bir başka CASA uçağı test uçuşu sırasında düşüyor acı üzerine acı yaşanıyordu.

Tüm dünyada "Uçan tabut" olarak bilinen CASA uçağının düşme nedeni, teknik muayenelerinde ortaya çıkan sorundan yani:

"Uçağın kanat ve motor girişindeki buzlanmayı önleyen "anti-icing" sisteminin düşük basınç nedeni ile çalışmadığı, kanatlarda ve kuyrukta buz oluşması halinde körükleri şişirerek buzlanmayı bertaraf eden bu sistemin, yeterli basınca ulaşmadığı halde pilota hatalı ikaz verdiği yani pilota buz kırıcıların çalıştığı yönünde sinyal gönderdiği ve pilotun da bu yanlış sinyale uyması sonucu kazanın olduğu tespit ediliyordu.

Tayyip'in mahdumu Burak'a Kasımpaşa Deniz Hastanesi'nden "askerliğe elverişli değildir" raporu alındığında, CASA uçaklarının kefili Özden Örnek Donanma Komutanı'ydı.

Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı ve günlükçü Özden Örnek'in küçük oğlu Burak, Tayyip'in Sabah ve ATV'yi aldırdığı ve damadının da bünyesinde bulunduğu Çalık Grubu'na bağlı bir şirkette yönetim kurulu üyesi olarak çalışıyordu.

Tayyip'in oğlunun çürük raporu aldığı Kasımpaşa Deniz Hastanesi'nin bağlı olduğu Deniz Kuvvetleri'nin Komutam Özden Örnek'in büyük oğlu Tolga'nın çektiği birçok filmin mali desteği, Tayyip'in damadının Çalık Holding'i tarafından karşılanıyordu.
Tesadüfler sadece bu kadar mı?

Olur mu hiç!..
Bakın bir mutlu, umutlu ve bol paralı bir tesadüf daha...
Özden Örnek'in eşine ait Gaziosmanpaşa'daki arazisine ilişkin alacağının tahsili Tayyip'in araya girmesi ile gerçekleşiyordu. İstimlâke uğrayan aynı yerdeki vatandaşlara 2 bin lira bedel biçilip bu bile doğru dürüst ödenmezken, Komutan eşi Sevil Örnek'in arazisine 150 bin lira değer verilip, para da Tayyip'in emir ve direktifleriyle anında ödeniyordu.
Ne yani siz şimdi bunda bir bit yeniği mi arıyorsunuz?

Yapmayın! Ayıp, ayıp (!)

Öyle olsa; Dinci, Fetullahçı ve 2. Cumhuriyetçi matbuat kıyameti koparmaz mı?!.
Aylardır Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Özden Örnek'e ait olduğu iddia edilen darbe günlükleri ile yattık, kalktık. Bu günlüklerden yola çıkılarak kimi generaller başta olmak üzere Atatürkçü insanlar darbeci ilan edildi. Yakalandı, sorgulandı, cezaevlerine gönderildi, hayatlarına kast edildi, ocakları söndürüldü.

Ancak,
Ne hikmetse, yazmadığını açıkladığı günlüklerini deli kızın donunu ipe asıp sergilediği gibi dört bir yana dağıtan Özden Örnek, üzerinden birkaç yıl geçmesine rağmen ne ifadesine başvurulmak için savcılığa çağrıldı, ne de bunlar ne diye soruldu. Ya da hiç kimse çıkıp zat-ı muhterem'e, "kardeşim sen askerlik mi yaptın yoksa kız çocukları gibi günlük mü tuttun" diye sormadı.

Ne ilginçtir ki,
Generallerin tutuklanmasından, cezaevlerine gönderilmesinden çok büyük haz duyan gözü dönmüş irticacı, Fetullahçı ve 2. Cumhuriyetçi kimi gazetecilerin listelerinde Özden Örnek adı hiç yer almadı. AKP yanlısı tetikçi besleme basın, Özden Örnek'i olayların dışında tutmak için olağan üstü bir gayret gösterdi.

Özden Örnek'in evine ne polis baskını yapıldı, ne de evine hırsız girdi. Hükümet tarafından yallanan dinci ve Fetullahçı ve 2. Cumhuriyetçi sözde basın, Deniz Kuvvetleri Komutanı olmuş birinin bilgisayarındaki kayıtlara kim nasıl ulaşabilir sorusunu sorup irdeleyemedi.
Kaldı ki, o makamdaki komutanın günlük tutmaktan daha önemli işlerinin olacağı açıktır. Hadi diyelim vakti çoktu. Ancak Özden Örnek'in mesai arkadaşları onun günlük tutmadığım biliyorlardı.
Peki, bu günlükler nereden çıktı? Niye Özden Örnek, bu günlükler için savcılığa çağrılmasa bile kendiliğinden gidip önceden ifade vermek istemedi?
Bu tür sorular herkesin dilinde dolaşmaya başlayınca, Örnek ayıp olmasın babından Savcılıkta misafir edildi.

Neyse,
Şimdi Zaman Gazetesi durup dururken neden CASA olayını diline dolayıp, birilerine aba altından sopa göstermeye başladı.

Öyle ya:

Bugünün günlükçüsü dünün Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Koramiral Özden Örnek'in, "Projeye ben kefilim" şeklindeki sözlerini ön plana çıkaran Zaman, sanki bir taşla birkaç kuş vurmaya çalışıyordu.

20 Nisan 2010 tarihli Star Gazetesi'nde Şamil Tayyar, Mustafa Sarıgül'ün Belediye Başkanlığı'nı yaptığı Şişli Belediyesi'nin Cumhuriyet Gazetesi'ne 89 bin 355 lira gönderdiğini yazarak, adeta Sarıgül'e Ergenekon'a destek verme suçlamasında bulunuyordu.
Yine 21 Nisan 2010 tarihli Vakit Gazetesi de, Şamil Tayyar'dan alıntı yaparak aba altından sopa gösterenler kervanına katılıyordu.
Mustafa Sarıgül, yukarıda da bahsettim, Meclis'e verilen CASA yolsuzluk önergesini Zeynel Abidin Erdem'in talimatıyla Tevfik Koçak'ın imzasını taklit ederek çeken isimdi.

Zeynel Abidin Erdem, hem Yaşar Büyükanıt'a, hem Tayyip Erdoğan'a son derece yakındı.

Büyükanıt da silah tüccarı Durmaz'a

O günlerde SHP Edirne Milletvekili Erdal Kalkan ile önerge sahibi SHP Ankara Milletvekili Tevfik Koçak'ın telefon konuşmasında, olayın içinde yer alan isimler arasında o günlerin Savunma Sanayi Müsteşarı, bugünün AKP Kırıkkale Milletvekili olan Vahit Er-dem'in de adı geçiyordu.

Hani şu,
Kürt açılımına karşı çıkan, Anayasa değişikliğine itiraz eden, AKP'nin oyu artıyorsa halkın aklına şaşarım diyen AKP Milletvekili.
Hadi bir daha hatırlayalım. Ne diyordu Tayyip, ülkeyi çetelerden temizliyoruz.

Oysa,
Bu ülkedeki ihanetlerin, hırsızlıkların, yolsuzlukların gündeme gelmemesi için her yol denendi. Bunun en son versiyonuydu Ergenekon tezgahı...
Hiç çetelerle iç içe olanlar çetelere bir şey yapabilirler mi? Yapabilecekleri ve yaptıkları yurtsever, Atatürkçü insanlara örgüt iftirası atarak asıl ihanet şebekelerini gizlemekti.

Kaynakça
Kitap: Takunyalı Führer
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 4 misafir