Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Tayyip ve Bombacılar

Burada Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi) hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Tayyip ve Bombacılar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 May 2011, 01:49

Tayyip ve Bombacılar

3 Mart 2009 tarihinde Ergenekon iftiraları nedeni ile yargılandığım 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunduğum bir beyanımda, Dev Sol'un bombacısı Cemal Alpaslan ile Tayyip Erdoğan'ın irtibatını kanıtlamıştım.

3 Şubat 2009 tarihinde verdiğim dilekçede, Tayyip ile Ümraniye bombacısı olarak tanınan ve uyuşturucudan cinayete kadar birçok olaya adı karışan Hasan Yeşildağ ile olan ilişkilerini belgelemiş, şu açıklamalarda bulunmuştum.

"Savcı Zekeriya Öz, gerek ilk ifademde gerekse ek ifademde sürekli olarak MİT'çilerle top oynadığından, yüzme havuzlarına beraberce gittiklerinden bahsediyordu. Savcı Öz, başka sanıklara da MİT'çilerle olan ilişkilerini anlatıyor, "MİT benim kulağıma fısıldar, ben yaparım" diyordu.

Emniyet içindeki Fetullahçı yapılanma tarafından şehit edilen Dr. Necip Hablemitoğlu, MİT Kontrterör Dairesi eski Başkanı Mehmet Eymür hakkında "Köstebek" adlı kitabının 128 ve 129. sayfalarında şu bilgileri veriyordu:

"Fetullahçı özel istihbarat örgütü, Mehmet Eymür'ü "Hasım"ları için açılacak kampanyaların tetikleyicisi olarak kullanmaktadır.

Hablemitoğlu, Eymür hakkında "ABD işbirlikçisi" tanımını da kullanıyor ve şöyle devam ediyordu:

"Sığındığı yeni vatanının istihbarat servislerinin lojistik desteği ile eski vatanını pazarlayan bir istihbarat eskisi kaçkın."

Hablemitoğlu, Eymür'ün Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı hasmane tutumundan da bahsediyor, Amerika'da CIA koruması altında yaşadığını, MİT belgelerini CIA süzgecinden ve onayından geçirdikten sonra 2937 sayılı yasaya rağmen ifşa ve teşhir ettiğini, MİT içindeki rakiplerinin özel hayatlarına ilişkin fotoğraflarım yayınladığını yazıyordu.

Zekeriya Öz'ün başlattığı sözde soruşturmayı yönlendirdiği sürekli gündemde olan Mehmet Eymür 4 Aralık 2008 tarihli Akşam Gazetesi'ne verdiği demeçte; Zekeriya Öz ile ilgili olarak şunları söylüyordu:

"Ergenekon soruşturmasını yürüten Zekeriya Öz'ü ifademi almak için çağırdığında tanıdım... "

Oysa,
17.06.2008 tarihli bilgi alma tutanağına göre; "Bilgi veren" sıfatı ile anılan evrakta imzası olan Eymür'ün bu bilgileri (!) Zekeriya Öz'e verdiğine dair hiçbir kayıt ve bilgi yok. Üstelik ifade vermek için MİT'ten alınması gerekli zorunlu izin belgesi de yok. Tutanakta Eymür'ün dışında "Bilgi almayı yapanlar" adı altında iki emniyetçi ile bilgi almayı yazan başlığının aşağısında bir başka polisin sicil numaraları ve imzaları bulunuyordu.

Öncelikle:

Mehmet Eymür için bilgi tutanağının düzenlenmesi maksatlıdır. Çünkü bu yoldan kişiye şahit olmanın tüm yükümlülüklerinden sıyrılma imkanı getirilmektedir. Rahatlıkla her türlü yalan beyanda bulunabilmek, yemin etmek, doğruyu söyleme sorumluluğundan kaçınabilmek imkanı tanınmıştır.
Yasalarımızda bulunmayan bir sistem ile sırf tanık olmanın sorumluluğundan kaçınmak amacıyla bilgisine müracaat ediliyordu.

Eymür, bilgi vermesinin 7. sayfasında:

"Ben burada bir konu belirtmek istiyorum. Basında benim Ergenekon soruşturması ile ilgili C. Savcısını yönlendirdiğim şeklinde haberler çıkmıştır. Böyle bir şey söz konusu dahi olamaz. Ben geldim ve bildiklerimi size anlatıyorum" demiştir.
Oysa
25.05.2006 tarihli Star Gazetesi'nde Mehmet Eymür ve Savcıların 2008'e kadar adını dahi bilmediklerini iddia ettikleri tel maşa örgüt hakkında bir yazı yazılıyordu.

Bu yazıdan ufak bir alıntı:

"Eski MİT'çi Eymür de Amerika'dayken İnternet sitesinde Ergenekon'ıı gündeme getirmiş ancak örgütün detayları hakkında bilgi vermemişti. MİT'in Başbakan Erdoğan'a verdiği brifingle de "derin" bağlantıları olan illegal yapının Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu suikasti ve son Danıştay saldırısıyla direk bağlantısı olduğu iddia edildi... "

25.05.2006 tarihli yani Danıştay saldırısından bir hafta sonraki bu haberde:

"Ayrıca MİT raporunda, son dönemde gerçekleştirilen faili meçhul ve aydınlanan eylemler 'Ergenekon işi' denildi" şeklinde, uydurma olup olmadığı bu konuda düzenlenen raporların MİT'ten getirtilmesiyle görülecek ithamlarda bulunuluyordu.

Gazete'nin haberine göre Ergenekon denilen uydurma örgütü 2006 yılında:

MİT biliyor (!)
Tayyip biliyor (!) Eymür hepten biliyor (!) Basında Star biliyor (!)
Yunan To Vima biliyor (!) bilmekle kalmıyor, hedef gösteriyor. Nasıl mı?
28.05.2007 tarihli Yunan To Vima Gazetesi, "Türkiye'de ikinci bir Susurluk olayı gelişiyor. Gizli güçlerin, savcı cinayetleriyle o kadar bağlantıları vardır ki, bi o kadar da evrensel patrikhane saldırılarıyla bağlantıları vardır" şeklinde iftira içerikli bir haber yapıyordu.

Haberde:

Muzaffer Tekin hakkında; "Milliyetçi grupların TMT'si, Kıbrıs Türk Gizli Güçler ve Evrensel Patrikhane'ye yapılan saldırılarla ilişkisi vardır" deniyor, Tekin'in Av. Kemal Kerinçsiz ile birlikte Patrikhane'nin Fener'den uzaklaşmasını istediği, Kemal Kerinçsiz'in Baıtholomeos'a dava açtığı anlatılıyordu.
Gazetede; Sevgi Erenerol'un Türk milliyetçilerinin Patrikhane'ye karşı yapılan tüm gösterilerde yer aldığı aktarılıyor, 'Türk Ortodoks Patrikhanesi'nin Türk gizli istihbarat emriyle kurulduğu iddia ediliyordu.
To Vima, Erenerol'un 'Türk Ortodoks Patrikhanesi'nin temsilcisi olduğunu da vurguluyordu.
To Vima'da yer alan yazıda, "Tekin'in iyi dostları arasında eski emniyet müdürü İbrahim Şahin ve emekli Tuğgeneral Veli Küçük bulunuyor" deniyordu.

Yunan To Vima Veli Küçük ve İbrahim Şahin'i derin devletin içinde olmakla itham etmekle de kalmıyor, o günlerde hiç kimsenin bilmediği bir iddiayı şu şekilde ortaya atıyordu:

"Bütün bu olayların sonu Ergenekon'a çıkmaktadır."

To Vima'nın yazısından yaklaşık 2 hafta sonra Ümraniye bombaları sahne alıyor, Tayyip ve Fetullah'ın gerçek yüzleri hakkında yazı yazan isimler teker teker tutuklanıyordu.

Yunan Gazetesi To Vima'da ismi geçen isimler, aradan yaklaşık 1,5 yıl geçtikten sonra örgüt yöneticisi olarak suçlanıyor ve tutuklanıyorlardı.
Bu tarihte daha Ümraniye bombaları sahne almamış, Ergenekon diye bir çakma örgütü;
Savcı Zekeriya Öz ve arkadaşları bilmiyor. Örgüt üyesi olmakla Zekeriya Öz tarafından suçlanan insanlar ise hiç bilmiyordu.

O zaman,
Mehmet Eymür ve Zekeriya Öz, Hanedan Restaurant başta olmak üzere görüştükleri yerlerde ne konuşuyorlar diye sorulursa;
Bu sorunun şimdilik cevabı yok.

Ergenekon soruşturması ve bu davada kilit rol oynayan isimlerden Mehmet Eymür, gizli ortağı olduğu Princess şirketler grubunun yöneticilerindendir.
Bu grubun Ataköy'deki binası imara aykırı bir şekilde fabrika binasından otele dönüştürülmüştür.
Bu kaçak yapıya otel izni alabilmek için kullanım ruhsatı, dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yasalara aykırı bir şekilde verilmişti.

Yine bu kaçak otele kanunlara aykırı bir şekilde kumarhane ve beş yıldızlı otel ruhsatını dönemin Turizm Bakanı Bahattin Yücel sunmuştu.
Bahattin Yücel, Alpaslan Arslan'ın bürosunu tefriş eden, eski Dev-Sol bombacısı ve MİT mensubu Cemal Alpaslan Ertuğ'un ortağıydı.
Cemal Alpaslan Ertuğ, Mehmet Eymür'ün sağ koluydu. Tayyip'ten Ertuğ'a kadar bu isimler hep bir aradadır.
Karşı devrim iftiralarının 327. sayfasında yer alan "Gizlilik prensibi" başlıklı bölümün son paragrafında, sözde Ergenekon örgütünün çalışma prensibinin İtalya P2 Mason Locası ile aynı olduğu uydurmasında bulunulmuştur.
Oysa,

Karşı devrim iftiranamelerinin koordinatörü Mehmet Eymür'e İtalyan P2 Locası finansörü Andreotti ailesi tarafından özel yapım zırhlı bir Alfa Romeo araba hediye edilmişti. Araba diplomat permisiyle Ankara gümrüğünden çekilmek suretiyle Ankara - Beşevler'de bulunan bir araba galerisinde satılmıştı.
Bir devlet memuru tarafından yemeden içmeden maaşı ile ancak 20 yılda biriktirebileceği bir para ile alınabilecek böyle bir özel araç, Eymür'e neyin karşılığında hediye edilmişti?
Eymür'ün üflemeleriyle hazırlanan iftiranamelerde, sözde Ergenekon örgütünün uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı da uydurulmuştu.

Ancak,
Bu iftiranamelerin çakma savcısı Tayyip'in en yakınında bulunan ve Pmarhisar Cezaevi süreci dahil sürekli yanında yer alan ekibin en önemli isimleri hep uyuşturucu ile anılıyordu.

Ergenekon İftiranamelerinin fısıldayıcısı Mehmet Eymür'ün adı uyuşturucu ile yan yanaydı.
Ermeni terör örgütü ASALA ve PKK'nın finansörü, yine PKK'nın yayın organlarından Özgür Gündem'in sahiplerinden Ermeni asıllı Behçet Cantürk'iin Onur Turizm Denizcilik Şirketi"ne bağlı "Kısmetim 1" gemisi içinde bulunan 3100 kg baz morfin ile Güney Kıbrıs açıklarında battı.
Geminin sahibi olarak gözüken Derya Ayanoğkı'nun babası Osman Ayan oğlu MİT'te Eymür'e bağlı olarak çalışıyordu. Osman Ayanoğlu Kürşat Yılmaz tarafından öldürüldüğünde, üzerinden çıkan silah MİT adına kayıtlıydı.

"Kısmetim 1" gemisinin muhabere yani haberleşme elemanı MİT görevlisiydi.
Her ne kadar kamuoyunda gemi, "mürettabatı tarafından içindeki malla beraber batırıldı" deniyorsa da, doğrusu içindeki 3100 kg baz morfin alındıktan sonra ABD'nin emriyle batırıldığıydı.

Bu olaydan sonra Eymür ile Cantürk'ün yolları ayrılıyordu.
Onlarca diplomat ve vatandaşlarımızın canına kıyan Ermeni Terör Örgütü ASALA ve yine eli kanlı terör örgütü PKK'nın finansörü

Ermeni kökenli silah ve uyuşturucu kaçakçısı Behçet Cantürk'ün her daim karşılaştıklarında sarılıp öpüştüğü Ermeni kökenli AKP'li Bakan, Abdülkadir Aksu'ydu.

Kanlı Danıştay saldırısı olduğunda İçişleri Bakanlığı koltuğunda Ermeni kökenli Abdülkadir Aksu oturuyordu. Bu ülkede işlenen Atatürkçü aydın cinayetleri, emekli asker suikastleri, MİT mensuplarının öldürülmeleri, mafya cinayetleri, yüzde doksanlık bir oranla hep Abdülkadir Aksu'nun İçişleri Bakanlığı döneminde gerçekleşiyordu.

Ya, Kahramanmaraş olayları?

Aksu'nun o günlerde Vali Yardımcılığı yaptığı Kahramanmaraş'tan ayrılmasının ardından başlamıştı.
Basında çıkan haberlere göre, Fetullahçı siciline rağmen Trabzon Emniyet Müdürlüğü'nden Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığı'na atanan ve Cumhuriyet Gazetesi'ne ikinci bombanın atılmasından bir gün ve Danıştay saldırısından bir hafta önce 9 Mayıs 2006 tarihinde Ankara'da görevine adeta apar topar başlayan Ramazan Akyürek'in bu göreve getirilmesinde ağırlığını koyan da Abdülkadir Aksu'dan başkası değildi.

Kaynakça
Kitap: Takunyalı Führer
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 4 misafir