Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Nabza Göre Şerbet

Burada Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi) hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Nabza Göre Şerbet

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 May 2011, 01:28

Nabza Göre Şerbet

Tayyip, "Amaca ulaşmak için gerekirse Papaz elbisesi bile giyerim" demişti, ya!..
Der...
Ona yakışır da!

Zira siyasal İslamcılar için, amaca ulaşma yolunda her yol mübahtı. Bu uğurda kullanılamayacak değer, kandırılmayacak kitle, harcanmayacak insan yoktu.

Recep Tayyip, 1994 yılında Bostancı Kültür Merkezi'nde partililere verdiği öğütlerinde "Nabza göre şerbet verin" şeklinde konuşuyor ve şöyle devam ediyordu:

"Mecburuz insanların akıllarının alacağı şekilde konuşma-ya, insanların dilinden konuşmaya... "
Tayyip'e göre din, siyaset ve demokrasi hedefe varmak için birer araçtı. Tayyip, "Bu şarkı burada bitmez" adlı yürütme sanatının da üstadı olduğunu belgeleyen kitabında "Biz dinlerin de bir araç olduğuna inanıyoruz" diyor, aracın üstünü örtmek için de insanların mutluluğu için cümlesini ekliyordu.

Tayyip, siyaseti araç olarak görmelerini kendince şöyle açıklıyordu:

"Kaldı ki siyaset, insanların inançlarım sağlıklı bir şekilde yaşaması için bir araçtır, bir vasıtadır... "

Erdoğan, İstanbul İl Başkanı sıfatıyla 1993 yılında Üsküdar'da yaptığı konuşmasında, "Kutlu Vaadi" yani "Şeriaf'ı kadrolarının yakalayacağını şu sözleri ile iddia ediyordu:

"Geleceği yakalamak diyorum, çünkü kutlu vaadin yakalan-ması muhakkak. İnşallah bu kutlu vaadi eninde sonunda bu kadro yakalayacak... "

Ve şöyle devam ediyordu konuşmasına Tayyip:

"Şu anda kahrolsun şeriat diyenler, kendi kendileri kahroluyorlar... "

Tayyip, diğer partiler ve başta Fetullahçılar, 2. Cumhuriyetçiler, liboşlar, enteller ve dantellerle yaptığı ittifakı, dayanışmayı Peygamberimizin İslam Devleti'ni kurmadan önce Yahudilerle yaptığı anlaşmalarla özdeş sayıyor ve şöyle konuşuyordu:

"Biz şu anda, Medine Şehir Devleti'ni nasıl sevgililer sevgilisi Yahudilerle yapmış olduğu bir sözleşmeyle koruma altına aldıysa, 780 bin kilometre kare ülkemizi böyle bir barış sözleşmesiyle koruma altına alabiliriz. Batıcı güçlere karşı bıınu başarabiliriz, değerli kardeşlerim. Bunu başarmaya mecburuz... "

İran'da karşı devrim öncesinde Şii inancına sahip Humeyniciler; Liboşlar, 2. Cumhuriyetçiler, azınlıklar, Şii'lerin dışında kalan cemaatlerle son derece sıkı ilişkiler kurmuş, onlarla işbirliğine girmiş ancak karşı devrimin ilk icraatı olarak, ilk önce ittifak yaptıkları bu kesimin insanlarını asmışlardı.
Tayyip iktidar olduklarında "dini siyasette kullandık" diyordu. Sadece dini mi?

Olur mu?

Kullanmadıkları hiçbir değer, hiçbir kutsal kalmamıştı. Oruç ibadetini bile siyasetlerine alet etmişlerdi. "Bu Şarkı Burada Bitmez" adlı ve Nurcu faaliyetleri ile bilinen Nesil Yayınlarınca basılan ve Erdoğan'ın gerçek dışı özelliklerinin anlatılarak reklâmı yapılan ve kitap yazarı olarak da yine Tayyip'in göründüğü kitapta; Ramazan ayı dışında bile oruç tuttuğu işleniyor ve neredeyse ermiş olarak gösterilmeye çalışılıyordu.
Kitapta Erdoğan ile söyleşi yapan isimse, Nurcu kimliği ile tanınan ve aynı zamanda Vakit Gazetesi'nin yazarlarından Niyazi Birinci ya da nam-ı diğer Yavuz Bahadıroğlu'ydu.

Niyazi Birinci, Tayyip Erdoğan'ın ne müthiş bir Müslüman olduğunun reklâmını yapmak için şu çanak soruyu soruyordu:

"Burada on kişi kadar varız. Kimse oruç değil, ama Ramazan ayma henüz girmediğimiz halde siz oruçsunuz. Biz de kendimize referansı Kur'an olarak alıyoruz. Fert olarak fert yanında... Devletin sistemi farklı bir olaydır. Hatta Sayın Cumhurbaşkanı'nın yasaklı dönemlerinde sık sık söylediği "İyyakena'büdü ve iyya kenestein" yani Allah'tan başka kimseye kulluk etmemede bunun ay-nı anlama geldiğini aşağı yukarı düşünüyoruz. O anlamda siz Siyasal İslamcı olduğunuz için mi bugün oruç tutuyorsunuz? Bunun, sizin siyasal kariyerinize bir faydası var mı?"

Tayyip, seçimlerden önce reklâmını yapmak üzere hazırlattığı ve binlerce basıp bedava olarak dağıttığı kitapta bakın nasıl cevap veriyordu:

"Aslında benim kişisel inancımın gereği olarak yerine getirdiğim bir şey. Bugün böyle bir tevafuk oldu. Yani oruçlu olmadığımız bir güne de rastlayabilirdi. Ama ben kalkıp da bunu kimseye davul zurnayla duyurmuyorum. İlan etmiyorum. Böyle bir şeyim yok... "

Gördünüz mü cevabı?
Adam o denli inanmış bir Müslüman ki, Ramazan ayı dışında oruç tuttuğunu davul zurna ile duyurmuyor.
Ya ne yapıyor?

Türkiye'nin en ücra köşesine kadar bedava olarak dağıtılan, kendi reklâmının yapıldığı bir kitapta anlatıp yayınlatıyor.
Bu örnek bile tek başına insanlarımızın nasıl kandırılıp iki ayaklı inek yerine konduğunun kanıtıdır.
Tayyip, seçimleri kazandıktan sonra Ramazan dışında tuttuğu orucu bu sefer Ramazan'da bile yemeye başlıyor, buna da kılıf olarak seferi olduğunu söylüyordu.

Uçakla yarım saat mesafede gittiği yeri seferilikle açıklıyor, Ramazan olmasına rağmen uçağında içki servisi bile yaptırıyordu. Sonra çıkıp "halka açık yerlerde içki yasağı getirttim" diye bir başka reklâm daha yapıyordu.

Kaynakça
Kitap: Takunyalı Führer
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir