Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Beyninin yarısı Kürtlerde

Burada Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi) hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Beyninin yarısı Kürtlerde

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 May 2011, 01:15

Beyninin yarısı Kürtlerde

Tayyip'in danışmanlarına baktığımızda, genelde tamamına yakınının Kürt olduğunu görüyorduk. Kalanlar arasında birkaç tane Kürt maskeli Ermeni, Arap ve Sabetayist vardı.
Mehmet Metiner başta olmak üzere Ali Bulaç, Egemen Bağış, Mücahid Aslan, Hasan Cüneyt Zapsu, Ömer Çelik, İ. Süreyya Sırma, Akif Beki ve diğerleri...

Tabii ki kimsenin kendini ne hissettiği ile ilgili bir sorunum yok. Ancak İslam kardeşliği dümeniyle Türklüğe vurulurken, Kürtlüğün, Ermeniliğin, Sabetayistliğin ve diğerlerinin yüceltilmesi sanırım "maske" olarak kullanılan İslam'a bile en büyük haksızlıktır.

Tayyip'in "Beynimin yarısı" şeklinde tanımladığı ve kardeşlik ilişkileri içinde olduklarını açıkladığı Metiner, bakın "Kürtler" için nasıl ağıt düzüyordu:

"Halepçe'de soykırım düzeyinde katliam haberini duyduğumuzda tüylerimiz diken diken olmuştu. Yüreğimiz kanamıştı. Gözyaşlarımız kırmızı akmıştı. Günlerce ağlayıp durmuştum. Hele evin önünde bebeğine sarılı halde can vermiş fotoğraftaki yoksul Kürt'ün haline hangi yürek dayanabilir ki!..
O gün gökyüzünden ölüm yağmıştı Kürtlerin üzerine.
Ölen her Kürtle birlikte bir kez de biz ölmüştük.
Bütün insanlık sükût etmişti.
İnsanlık adına herkesin yüreği isyan halindeydi Saddam diktatörlüğüne karşı... "

Tabii ki, Saddam'ın bu zulmünü lanetlememek olmaz. Ancak, "Kürt, Laz, Gürcü, Çerkez vs yok. Müslüman var, Ümmet var"
derken ufacık bir yazıda bu denli çok olarak kullanandan "Kürt" vurgusu neden?

Bu Müslümanların:

Kırmızı akan gözyaşları; Irak-Telafer'de, Kerkük'te, Sincan'da katledilen Türkler için neden akmıyor, göz pınarları neden birden kuruyordu?
Kendilerini "Mümin" ilan eden bu insanların tüyleri, Türklerin uğradığı zulümler karşısında niye diken diken olmuyordu.
Bu Müslümanların yürekleri PKK'nın kurşunladığı bebeler karşısında niçin kaskatı kesiliyor. PKK'lılarla kol kola yürürlerken, memleketin hapishanelerini APO'yu Kenya'dan getirip sorgulayan askerler başta olmak üzere Silahlı Kuvvetler mensuplarıyla, ülkesini seven milliyetçilerle, Atatürkçülerle dolduruyorlardı.
Ölen her Kürtle birlikte öldüklerinin reklâmını yapan bu Müslüman kılıklılar, bu PKK'nın sarık altına gizlenmişleri, her nedense ölen her Türkle ölmüyorlardı.

Başta Tayyip olmak üzere siyasal İslamcılarca hep Gazze şovu yapılırken, katledilen, zulme uğrayan Türkler bir kere olsun akıllarına gelmiyordu.
Neden?
Sahi neden?
Tayyip Erdoğan'ın kardeşliği, beyninin yarısı ve danışmanı Mehmet Metiner, aynı zamanda PKK'nın militan kazanma şubesi olan HADEP'in de Genel Başkan Yardımcılığı'nda bulunmuş, PKK'nın yayın organı olan "Demokrasi" ve "2000'de Yeni Gündem" adlı gazetelerde Yayın Danışma Kurulu Üyesi ve köşe yazarı olarak görev almıştı.

Başka:

HADEP'e bağlı Demokrasi Hareketi adlı oluşumda yer alıyordu. Metiner'in içinde olduğu Merkez Yürütme Kurulu şu isimlerden oluşuyordu:


Murat Bozlak, Ahmet Türk, Akın Birdal, Mehmet Metiner, Sırrı Sakile, Mihri Belli, Feridun Yazar...
Tayyip'in Baş Danışmanı Mehmet Metiner, aynı zamanda hem MYK Üyesi olurken hem de İstanbul temsilciliğine getiriliyordu.

Bugün Tayyip'e yakınlığı ile bilinen Star Gazetesi'nde köşe yazarı olan Mehmet Metiner gibi İslamcıların bu tavırları terörist başı Apo'yu bile isyan ettiriyor, eli kanlı terörist avukatları ile yaptığı görüşmede şöyle konuşuyordu:

"Metiner'e de söyleyin, sahte İslamcılık olmaz. İslam'ın özü-ne uygun davranmak gerekir. Yani İslam'ın ve siyasetin özüne uygun davranılmalıdır... "
Siz,
Tayyip'in Türkiye'nin Güneydoğusu için "Kürdistan" deyimini boşuna mı kullandığını zannediyorsunuz?
Yada,
Şehitlerimiz hakkında "Kelle" Apo için "Sayın" derken, bunu hala dil sürçmesi olarak mı kabul ediyorsunuz?

Tayyip'in başdanışmanının ve kardeşliğinin dava arkadaşı Sırrı Sakık, Baykal'ın kendilerinden 20 militan istediğini söyleyebiliyordu, sıkışan AKP ve Tayyip'e destek olmak için.
Oysa,
PKK'lılar ile sürekli olarak görüşen isimler her nedense hep AKP içinden çıkıyordu.

"Hilafet Ordusu'ndan Arap Kürt Partisı'ne" adlı kitabımda AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat'ın PKK'lılarla yaptığı görüşmeyi şöyle açıklamıştım:

"13 Mayıs 2003 tarihinde "Yeni Şafak Gazetesi'nde yer alan "Pişmanlık yasası yolda" başlıklı haberde, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, İçişleri Bakanlığı'nın hazırlıklarını sürdürdüğü "Pişmanlık Yasası"nın beklentileri karşılayacağını söylüyor ve bu yasanın diğerlerinden farklı olacağını iddia ediyordu.
Amerika'nın Kuzey Irak'ta bulunan yaklaşık 3 bin PKK'lıya,
"Ya silahları bırakıp Irak vatandaşı olun, ya da İrak'ı terk edin" demesinin ardından Kürt maskeli Ermeni kökenli İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu ve AKP'liler hemen kolları sıvayarak, bu eli kanlı PKK militanlarını kurtarmak için sözde pişmanlık yasası hazırlamaya girişiyorlardı.

Yasa ile ilgili açıklamalar yapan Cemil Çiçek'e gazeteciler, "Bu yasanın Abdullah Öcalaıı'ı da kapsaması yönünde hazırlandığı söyleniyor" şeklinde bir soru soruyorlar, Bakan Çiçek de bu soruya kaçamak olarak "Bu bir sondaj sorunudur" cevabını veriyor ve yasanın niçin hazırlandığına da ışık tutuyordu.
7 Mayıs 2003 Çarşamba günü, AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, PKK ya da diğer adıyla KADEK'lilerle yaptığı görüşmede;
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın APO ile çok ilgili olduğunu, haftada bir gün olan görüşmenin ne suretle olursa olsun gerçekleşmesi için Adalet Bakanı Cemil Çiçek'e talimat verdiğini, Bakan'ın da savcılığa yazılı bir talimat göndererek, haftada bir olan görüşmelerin mutlaka sağlanmasını emrettiğini, Çarşamba günleri olan görüş günlerinin de hava muhalefeti olması halinde Perşembe, Cuma ya da Cumartesi günleri yapılmasını istediğini aktarıyordu.

AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın kesin talimatları doğrultusunda Ada'ya ulaşımda yeni bir tekne alınması için yine bakanlığa talimat verdiğini ve Bakanlığın da bu konularda hızlı bir şekilde çalışmalar yaptığını söylüyordu.

İngiliz ajanı Kürt isyancısının torunu AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir, Erdoğan'ın talimatları doğrultusunda tekne alım sürecinin devam ettiğini, ihalelerin neticesinde yeni tekne alacaklarını vurguluyordu.

Dengir:

Kürt sorununu bildiklerini ve sorunu çözmek istediklerini, tecritten ve yeni uygulamadan partilerinin haberlerinin olmadığını, başka tutuklu ve hükümlülere uygulanan kuralların aynısının kendisi için de uygulanması gerektiğini anlatıyordu.
Partisinin Ada'ya yönelik olumlu ya da olumsuz bir ayrımcılık yapmak istemediğini belirten AKP Genel Başkan Yardımcısı Den-gir Mir Mehmet Fırat, "Bu gerginliği asıl olarak askerlerin çıkardığını ve bu yeni uygulamanın arkasında Ordu'nun olduğunu" söylüyordu.

Dengir konuşmasında, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kendilerine yönelik olarak çıkışları olduğunu belirtiyor, zor süreçten geçtiklerini anlatarak, bu sürecin zorlu olacağını, çeşitli provakasyonların gelişebileceğini, hatta bazı kişilerin zarar görebileceğini ve bazı insanların ölebileceğim de iddia ediyordu.
AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, karşısındaki PKK'lılara adeta yalvar yakar bir şekilde; APO hakkındaki sıkı uygulamanın Ordu'dan kaynaklandığını, bile bile kendilerine haksızlık yapılmaması gerektiğini, kendilerinin bu konuda duyarlı olduklarını, Kürt sorununu AB uyum yasaları çerçevesinde çözmeye çalıştıklarını, bu konuda herkesin el birliği ile birbirlerine destek olmaları gerektiğini belirtiyordu.

Akşam Gazetesi'nin 19 Mayıs 2003 tarihli sayısında, AKP'li Adalet Bakanlığı'nın, İmralı Adası'nda tatil yapan pardon hükümlü olan terör örgütü PKK-KADEK'in eli kanlı lideri Abdullah Öcalan için harcanan trilyonlar yetmiyormuş gibi, 5 trilyon daha ek ödenek istendiği yer alıyordu.

Ülkemiz insanlarının yarısından çoğu açlık sınırında hayatlarını sürdürürken AKP, APO'ya krallara layık bir yaşam sürdürüyordu. İlk ayırdıkları ödeneğin ardından çok geçmeden bir 5 trilyon daha veriyorlar, ardından onları 10 trilyon daha izliyordu.
Tayyip, Amerikan gazetelerine tezkerenin çıkmaması konusunda yazı yazarak, adeta "Biz ettik, siz etmeyin" diyor, böylece kendini bilmez densiz Amerikalılara Türk Silahlı Kuvvetleri'ne dil uzatarak kendilerinden özür dilenip, pişmanlık gösterisinde bulunmamızı isteme cüreti veriyordu.

Tayyip'in daha önce, yani Fransa'nın Madam'ı Danielle Mitterand başkanlığında Fleinrich Böll arşivi yöneticisi Victor Böll ve Türkiye'nin doğusunda Kürt devleti kurmak isteyen bir kısım dernek yöneticilerinin "Kürtçe eğitim yapılsın" kampanyasını başlattıkları sırada söylediklerini bir kere daha hatırlayalım:

"Irak'tan ve Kürdistan'dan aldığımız bilgiler bizleri memnun etmiştir... "

Kaynakça
Kitap: Takunyalı Führer
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 5 misafir