Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

İBDA-C ve Tayyip

Burada Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi) hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

İBDA-C ve Tayyip

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 May 2011, 01:00

İBDA-C ve Tayyip

"MNP'den FP'ye İhanetin Belgeleri" adlı kitabımın 190. sayfasında, Milli görüş'ün "yan kuruluşları" başlığı altında şunları belirtiyordum:


"12 Eylül öncesinde MSP'nin belli başlı yan kuruluşları; Akıncılar, Milli Türk Talebe Birliği, Avrupa Milli Görüş Teşkilatları ve bunlara bağlı örgütlerdi.
12 Eylül'den sonra MSP yerini RP'ye, Akıncılar İBDA-C'ye, MTTB ise yerini Milli Gençlik Vakıfları'na bırakıyordu.

Milli Görüş hareketinin ilk planlı safhası Milli Gençlik Vakıfları'dır. Bu vakfın bütün illerde şubeleri, her ilçede ilçe örgütleri, her beldede, hatta birçok köylerde teşkilatları bulunuyordu.

Bu teşkilatlarda Refah Partisi Urfa Milletvekili İ. Halil Çelik'in İBDA-C'nin yayın organı olan Taraf Dergisi'nde:

"Bizim çizgimiz inkılâpçı bir çizgidir. Islahatçı değildir. İnkılabın da kendi kaide ve kuralları içinde ezici olarak evvela insan beyninin Allah ve Resulü'nün öğretilerine şartlanmak mecburiyetindeyiz" şeklinde açıkladığı safhalardan geçirdikleri insanları sözde şeriat ruhu ile yetiştirdikten sonra İBDA-C kısa adıyla anılan, "İslami Büyük Doğu Akıncılar Cephesi'nin militan kadrosuna dahil ediyorlardı... "

İBDA-C hedefini, Taraf Dergisi 2. Dönem, 26. sayı, 2-8 Aralık 1994 tarihinde şöyle açıklıyordu:

"Bizim vazifemiz bize paryalıktan başka hak tanımayan bu Siyonist Türkiye Cumhuriyeti'ni yok etmektir. Her ne suretle olursa olsun yok etmek ve Sünni İslam Devletini kurmaktır. Bu görev her Müslüman'ın üzerine farz-ı ayın'dır."

İBDA-C, MSP döneminin yan kuruluşlarından olan Akıncıların devamı olarak, 1984 yılında Salih Mirzabeyoğlu kod adlı Salih İzzet Ertliş tarafından kuruldu. İBDA-C'lilerin amacı Başyücelik devleti olarak adlandırdıkları şeriat devletini kurmaktı. Bu hedeflerine ulaşmak için silahlı mücadeleyi araç olarak seçmişlerdir. Örgüt, Necip Fazıl Kısakürek'i üstat ve yol gösterici olarak kabul ediyor onun "Başyücelik" diye tanımladığı şeriat devletini kurmayı hedefliyorlardı...

Fetullah Gülen yazdığı kitaplarda İslam Devletini, Başyücelik ve Şura kavramlarını şöyle açıklıyordu:

"...Bir sistem olarak İslam nizamını ayakta tutan dinamiklerin başında Şura gelir. Ferde-topluma, devlete, millete, ilme-maarife, iktisadiyata ve içtimaiyata ait meselelerin çözümünde en önemli misyon ve vazife Şura'ya aittir. Tabii bu meseleler hakkında manası açık "nass" mevcut değilse...

İslam'da devlet Şura'sı icranın önünde ona rehberlik yapma konumunda bir müessesedir. Onun yerinde bugün Danıştay vardır. Ama İslami Şura'ya göre fonksiyonu sınırlı, hareket sahası dar, sıkıştırılmış bir müessesedir...

Devlet Reisi veya Başyüce, Allah tarafından müeyyed olup vahiy ve ilhamla da beslense, yine istişare etme zorunluluğu vardır.

İBDA-C'nin lideri Salih İzzet Erdiş ya da bilinen adıyla Salih Mirzabeyoğlu, Başyüce ve Yüceler Kurultayı hakkında şunları anlatıyordu:

"...Başyüce; kaba ve umumi manasıyla herhangi bir devlet reisi değil, derin ve girift, içtimai bir remzdir. Bir timsal.
Başyüce, Yüceler kurultayının her şubesinde lif lif örülmüş kanunlar manzumesine aykırı kararlar veremez ve vermez; fakat aynı emri, kanun tamamlayıcısı ve belirtici ayrı bir kanundur. Kanunun bir şey söylemediği yerde Başyüce'nin emri katidir."

Bakın Gülen de Başyüceler hakkında neler anlatıyordu:

"Hususuyla hayatın bütün giriftleştiği, dünyanın globalleştiği ve her problemin bir dünya problemi haline geldiği günümüzde, İslami mana, İslami ruh ve İslami ilimlerin yanında, Müslümanlar için çok defa maslahat sayılan diğer ilim, fen ve teknikle alakalı konuları bilen kimselerin de bu Başyüceler içinde bulunması şarttır."

İBDA-C militanları ilk önceleri Taraf adlı bir dergi çıkartıyorlardı. Tarafı Tahkim, AK Doğuş, AK Zuhur, Genç Adam, Gökbayrak, Baran ve diğerleri izliyordu. Taraf kapatılınca Akıncı Yolu'nu, o da kapatılınca Akıncı Yol'u ve diğerlerini çıkartıyorlardı.

Bu yayınları ilanla destekleyen kuruluşlar ise şunlardı:

Umum Müdürlüğünü AKP'li Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın yaptığı Al-Baraka Finans Kurumu, Milli Gazete, Akit grubu ve bu gruba bağlı Cuma Dergisi...
Taraf Dergisi, 32. sayısında; "RP de Silahlanırsa" başlığı altında, "Anadolu'nun kurtuluşu için İslamcı savaş AKİS harekâtı resmen 2 Temmuz'da Sivas'ta, fiilen de Ağustos ayı İBDA-C çıkışıyla başlamıştır. Geriye birkaç küçük ayrıntı ve "nihai darbe" safhası kalıyor ki, bütün çalışmalarımızı bu yönde yoğunlaştırmalıyız" deniyor, iç savaşın kaçınılmaz olduğu vurgulanarak RP'nin yan kuruluşlarından olan MGV'ler hakkında "MGV'ler daha şimdiden iç savaşın önemli kalelerinden biri olacağını hissettiriyor" diyorlardı.

MGV'ler "MNP'den FP'ye İhanetin Belgeleri" adlı kitabımdaki belgeler ile kapatıldı. Kapatılma gerekçeleri incelendiğinde kitapta yazılanlarla aynıydı.
İBDA-C'liler, Türkiye Cumhuriyeti için; işgalci, dinsiz, parya devlet nitelemelerinde bulunuyor, dergilerinde PKK ve DHKP-C için; aynı uğurda, aynı düşmana karşı savaştığımız gerilla kardeşlerimiz şeklinde hitap ediyorlardı. PKK'nın şehit ettiği her Türk askerinin her emniyet görevlisinin ardından sevinip bayram ettiklerini, baklava ziyafeti verdiklerini, dergilerinde açık açık sergiliyor-lardı. Ölen her PKK'lı için yas tuttuklarını açıklarlarken, yaralılarına geçmiş olsun dileklerinde bulunmayı bir görev kabul ediyorlardı.

İBDA-C'nin yayın organı olan Taraf Dergisi, 1 Ekim 1994 tarihli sayısında Sivas'ta insanların canlı canlı yakılmasını "Şanlı Sivas Kıyamı" olarak adlandırıyor şunları iddia ediyorlardı:

"Dinsiz cumhuriyeti yıkma yolunda önde giden Sivas'ın yiğit Müslümanlarına teşekkürü borç biliriz."

"Karar çıkmıştır. İslam'da şiddet yoktur diyen her kim olur-sa olsun aynen Kemalist ve işgal yanlısı bir kâfirdir. Nifak ve fitnecilerin katli hak ve önceliklidir. Yaşasın Anadolu halkının şeriat için silahlı mücadelesi."
"Sivas'ta insanlarımız, yargılama ve cezalandırma yöntemini uygulamıştır. Yargılama ve cezalandırma hakkı yalnız Müslümanlarındır. Bunun lamı cimi yok. Yasa dışı TC'nin hiçbir hakkı yoktur."

Yıl 1993, yer Belçika-Antwerpen. Fazilet Partisi Sivas Milletvekili Temel Karamollaoğlu, Sivas olaylarına katılanlardan övgüyle bahsettikten sonra şunları söylüyordu:

"... Kim bu hadiseleri meydana getirdi? Sivas'ta inançlı in-sanlar imanlı olduğunu gösterdi.
İşte inanç ve imanın kalesi olan Sivas'ta bir tahrik yapıldı. Bütün dünyaya örnek olsun diye. Cenabı hak çok büyük, cenabı hakta şu kadronun imanı var...
Siz namaz kılarken kapının önünde davul çalınırsa, Pir Sultan Abdal şenlikleri diye şenlikler düzenlenirse, bütün dünyaya komünist bir anarşist olan Che Guevara'nın resimleri asılırsa Sivaslı ne yapsın?
Elbette Sivas'ta istemememize rağmen bir tahrik meydana geldi. İnsanlar galeyana geldi."

RP'li Temel Karamollaoğlu'nun, Sivas katliamını bu sözlerle savunmasına, yine katliama katılanların davalarını Adalet Bakanı olmasına rağmen Şevket Kazan ve arkadaşlarının almak istemesine rağmen, bu olayları da uydurdukları örgüt olan "Ergenekon yaptı" demek ne insafa sığardı, ne de vicdana.
Zaten sığmadı da.

3 Aralık 1996 tarihinde Radikal Gazetesi'nden Nevzat Basım imzası ile yayınlanan bir haberde; "Refah'ın Gerçek Yüzü 1" adlı kitabımda yer alan, İBDA-C Refah ilişkisi konusunda dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan'ın Ocak 1993'te Bayrampaşa Cezaevinde yatmakta olan İBDA-C üyelerinin lideri Kazım Albayrak'a gönderdiği telgraftan bahsediliyordu:

Kazan'ın telgrafı şöyleydi:

"İstanbul Milletvekili Ali Oğuz bugün ziyaretinize gelecektir. Sizleri dinleyecek ve haklarınızın korunması için gerekli gi-rişimler yapılacaktır.
Geçmiş olsun dileklerimi iletir, selam ve sevgilerimi sunarım.
Şevket Kazan
Refah Partisi Grup Başkanvekili Kocaeli Milletvekili."

Bu telgrafın hemen ardından Refah Partisi İstanbul Milletvekili Ali Oğuz, Bayrampaşa Cezaevine gidiyordu. Taraf Dergisi'nde belirtildiğine göre, İBDA-C liderlerinden Kazım Albayrak ve arkadaşlarıyla görüşen Refah Milletvekili, "Refah'ın İBDA-C ile ilgilenme kararı aldığını, her türlü yardımı sağlayacaklarını, İB-DA-C davası için İstanbul DGM'ye uğradığını. Başsavcı ile görüştüğünü, davanın yakında açılacağına söz verdiklerini" söylüyordu. Ali Oğuz "İBDA-C'lilerin tüm ihtiyaçlarının karşılanması konusunda da özel ilgi" rica ediyordu.

Bu telgraf ve görüşmelerin ardından, Taraf Dergisi'nin 1 Şubat 1993 tarihli 24. sayısında, Şevket Kazan'a şöyle teşekkür ediliyordu:

"Bütün işkencelere rağmen basma gösterilirken, "Ya şeriat ya ölüm" diye bağırmaktan çekinmedik. Çekinmeyeceğiz de. İBDA-C davasına gösterdiğiniz ilgi üzerine Sayın Ali Oğuz ziyaretimize geldi şahsım ve arkadaşlarım adına Bayrampaşa cezaevinden geçmiş olsun mesajlarımı iletir, İslam davasında muvaffakiyetler dilerim. 21 Ocak 1993
Kazım Albayrak
Bayrampaşa cezaevi İslamcı Siyasi Koğuşu B.14"

İBDA-C'nin yayın organı olan Taraf Dergisi'nde RP'li eski Milletvekilleri Hasan Mezarcı, İ. Halil Çelik, Rize eski Milletvekili şimdinin AKP destekçisi Şevki Yılmaz, Mukadder Başeğmez'in söyleşileri yayınlanıyordu.

İBDA-C'nin Taraf Dergisi, eski RP'li bugünün AKP'lisi ve hatta AKP'li Bayındırlık eski Bakanı Zeki Ergezen'le de röportajlar yapıyordu:

İ. Halil Çelik, dergiye verdiği mülakatta, laik Cumhuriyetin cenaze namazını kıldıklarını Hasan Mezarcı'nın ise defnetme işini yaptığını söylüyordu.
Yine bir başka gözaltı olayında Fazilet Partisi Bingöl Milletvekili Hüsamettin Korkutata İBDA-Clilerin desteğine koşuyor, soluğu emniyette alıyordu.
Başta Tayyip Erdoğan olmak üzere RP-FP Milletvekilleri Zeki Ünal, Hüseyin Erdal, Sarıyer Belediye Başkanı Yusuf Tülin, Bağcılar Belediye Başkanı Feyzullah Kıyıklık İBDA-C'nin Taraf Dergisi'ne bayram tebrikleri gönderiyorlardı.

Feyzullah Kıyıklık, Tayyip Erdoğan'ın ve başta Mehmet Metiner olmak üzere birçok AKP'linin "Şeyhim" diye hitap ettiği bir kişiydi. AKP'den Bağcılar Belediye Başkanı'ydı.
Tayyip'in, Belediye Başkanlığı döneminde, Belediye'nin yan kuruluşları olan BİT'lere İBDA-C başta olmak üzere, DHKP-C, PKK,
TKP, İslami Hareket, Hizbullah THKP/C KURTULUŞ, Türkiyeli Talebeler Konseyi gibi örgütlere bağlı insanlar istihdam ediyordu.
Konumuz İBDA-C.

O zaman Tayyip döneminden başlayarak, Belediye'ye bağlı şirketlerde çalıştırılan bazı İBDA-C elemanlarını tanıyalım:

Ali Hışıroğlu, İBDA-C adlı örgüte üye olmak suçundan polisçe aranmasına rağmen, sermayesinin yüzde 99.06'sı İstanbul Belediyesine ait olan SPOR AŞ'de görev yapıyordu. Hışıroğlu'nun imdadına Rahşan affı yetişmişti.

SPOR AŞ'de çalışan, Uğur Boyacı, İBDA-C operasyonlarında yakalanıyor, ancak DGM tarafından serbest bırakılıyordu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan BİMTAŞ'ta Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapan Mehmet Sedat Taktak'ın Gaziantep Emniyet Müdürlüğü'nce yasadışı İBDA-C üyesi olmak suçundan ve Bolvadin Ağır Ceza Mahkemesi'nce gıyabi tevkifli olarak arandığından 22.06.2000 tarihinde yakalanıp, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca tutuklandığı ve mahkûm olarak cezasının infaz edildiği ortaya çıkıyordu.
M. Ali Şahin, İBDA-C'nin düzenlediği geceye kutlama mesajı gönderiyor, Şahin'in mesajı "kâfir devlet yıkılacak elbet" sloganları altında okunuyordu. AKP'den de belediye başkan adayı olan Bahçelievler eski Fazilet Partili Belediye Başkanı Muzaffer Doğan, İBDA-C'nin yayın organı olan Taraf'a verdiği demeçte "Ben Büyükdoğu İBDA'cıyım" diyordu.

Doğan ve AKP'liler Birlik Vakfı'nda da sık sık konferanslar veriyordu.
İhsan Güven cinayetinden sonra Polis İBDA-C ile ilgili yerleri basıyor, ancak Üretmen Han'daki bürolarına uğramıyordu.

Çünkü Han'ın sahibi AKP Genel Başkan Yardımcısı Nevzat Yalçıntaş'ın kayınpederiydi.
Anayasa Mahkemesi'nin Başkam Haşim Kılıç, İslami Büyük Doğu Akıncılar Cephesi ya da bilinen adıyla İBDA-C'nin yayınladığı "Gölge" adlı derginin Ankara Temsilcisi'ydi. Dergi, İslam devrimi için silahlı mücadele çağrılarıyla yayın yapıyor, bu uğurda yapılan eylemleri de kutsuyordu.
İBDA-C'nin lideri Salih İzzet Erdiş veya bilinen ismiyle Salih Mirzabeyoğlu "Tilki Günlüğü" ve "İşkence" adlı kitaplarında Haşim Kılıç'tan bahsederken, "Sayıştay Müfettişi Haşim Kılıç", "Arkadaşım Haşim Kılıç" şeklinde hitaplarda bulunuyordu.

Haşim Kılıç, bütün bu iddialara karşı cümle siyasal dinciler gibi aynı taktiğe başvuruyor, önce inkâr ediyor, belgeler ortalığa döküldükçe suskunlaşıyordu.
Bütün bu gerçekler bu kadar meydandayken, yandaş basın ve savcılar ne diyor?
İBDA-C ile Ergenekon işbirliği içinde.

Ne diyordu, Tayyip?

"Buraya üç nokta koyuyorum."

(...)

Kaynakça
Kitap: Takunyalı Führer
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir