Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Humeyni Özlemcisi Türkler

Burada Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi) hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Humeyni Özlemcisi Türkler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 18 May 2011, 00:53

Humeyni Özlemcisi Türkler

Mehmet Metiner, Türkiye'den birçok isimle birlikte İran'ın Londra'da düzenlediği ve finanse ettiği toplantılara katılıyor ve hep beraber başta İran olmak üzere İslami hareketleri övüyorlardı. Toplantının finansörlüğünü İran yapıyor, konferansa iştirak edenlerin uçak paralarından, yeme içmeleri dahil otel masraflarına kadar yine İran ödüyor, İngiliz basını bu olayı "Humeyni Özlemcisi Türkler" başlığı ile duyuruyordu.

Metiner ile birlikte bu toplantılara şu ilginç isimler de katılıyordu:

Hüseyin Velioğlu:

Hizbullah terör örgütü'nün lideri...

Fehmi Koru:

Abdullah Gül'ün De Facto Özel Kalem Müdürü. Tayyip'e yakınlığı ile bilinen Yeni Şafak Gazetesi'nin çift kimlikli yazarı...

Süleyman Gündüz:

İran karşı devrimini yıllarca savunan yazılar yazan diş doktoru. AKP'nin kurucu üyelerinden ve Sakarya Milletvekili...

Necati Aktülün:

İran karşı devrimi savunucularından... Fetullah Gülen cemaatine ait Zaman Gazetesi kurucularından ve patronlarından, İstanbul sorumlusu...

Toplantıya katılan diğer isimler ise; Hatemigillerden Hüseyin Hatemi, Atasoy Müftüoğlu, Ahmet Ağırakça, Cevizli-Tamirhane'de bulunan Hipaş Market ortaklarından Keıimoğlu ailesine mensup Akif Kerimoğlu...
Ergenekon iftiranemelerinde ne deniyordu?
Eıgenekon ile Hizbullahçılar işbirliği halinde.
Hizbullah terör örgütünün liderinin de katıldığı ve tüm masrafların İran Konsolosluğunca karşılandığı toplantıya katılan Ergenekon tezgâhından tutuklu bir tek isim var mı?
Yok!

Peki, gerçekler bu durumdayken iftiranın böylesine ne denir?
Hizbullah terör örgütünü "Allah'ın askerleri" tanımlamasıyla yere göğe sığdıramayan kimdi?
Fetulah Gülen!
Üstelik Fetullah'ın Hizbullah terör örgütünü övdüğü Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 19.11.2001 tarihli, 2001/6807.E ve 2001/11349 K. sayısı ile de kesinleşiyordu.
Şimdi bir başka soru daha soralım. Ama bu suali,
Ergenekon ile Hizbullah işbirliği halinde diye manşetler atan gazetenin başyazarı Abdurrahman Dilipak'a yöneltelim.
Hizbullah'ın eylemleri kendisine sorulduğunda; "İslam'ın mücahidlere de ihtiyacı var" şeklinde konuşan kimdi?

Sahi kimdi?

Gerçekler bu kadar ortadayken hiç utanmadan bir de sıkılmadan ne diyorlar?

"Ergenekon ile Hizbullah işbirliği halinde."

Tayyip'in, Belediye Başkanlığı döneminde, Belediye'nin yan kuruluşları olan BİT'lere İBDA-C başta olmak üzere, DHKP-C, PKK, TKP, İslami Hareket, Hizbullah, THKP/C KURTULUŞ, Türkiyeli Talebeler Konseyi, İslami Hareket gibi örgütlere bağlı insanlar yerleştiriliyordu.

Konumuz Hizbullah:

İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan İSTAÇ AŞ'den Genel Müdür Abdülhalim Karabıyık'ın adı Hizbullah terör örgütü davasına karışıyordu.
1999 yılma kadar İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı İS-VALT AŞ, bu tarihten sonra İSTAÇ Genel Müdürü olarak görev yapan Abdülhalim Karabıyık, Mülkiye Başmüfettişlerinin hazırladıkları raporlara göre Hizbullah terör örgütüne yönelik operasyonlar nedeniyle aranıyordu.

Karabıyık hakkında müfettişlerin incelemesi sonucunda şu şu bilgilere ulaşılıyordu:

"...İSTAÇ AŞ Genel Müdürü olmasından itibaren İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden alınan çöp toplama ihalelerini Albayraklar grubuna vererek bu grubun menfaatlenmesini sağladığı ve bu hususta hakkında dava açıldığı halde 2002 yılında da alman çöp ihalesinde bu kez Albayraklar grubunda çalışan elemanları şirkete alarak muvazaa yoluyla Albayraklara menfaat sağladığı, yine bu grubun şirketlerinden olan Motif Tur Nakliyat Tic. Ltd. Şti'ye 2000-2001 yılı araç kiralaması ihalesi verilerek menfaatlenmenin bu yolda devam etmesi sağlanmış, Mehmet Nuri Yazıcı adlı Üsküdar Belediye Meclis Üyesi olan şahısla birlikte 3 adet başka belediye meclis üyesinin şirketle hiçbir ilgisinin olmamasına rağmen cep telofonu faturalarının ödenmesini sağlayarak şirketi şahıs çıkarlarına alet ettiği, şirketi zarara uğrattığı, 2000 yılında alman sekiz adet yönetim kurulu kararı ile şirket kaynakları İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlanmış, 2000-2001 yıllarında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor Klübüne "reklâm" adı altında 230 milyar TL kaynak aktarımında bulunmuş...
Birleşik faizli sermayesi yaklaşık 18 milyon 880 bin dolar olan şirketin net aktif değeri 6 milyon dolar seviyesine gerilemiş... "

Müfettiş raporlarına göre, Belediye şirketini kara geçirmek bir yana yaklaşık 12 milyon dolar zarara uğratan, Hizbullah terör örgütüne karşı yürütülen operasyonlar nedeniyle aranan İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı İSTAÇ Genel Müdürü Abdülhalim Karabıyık'ın, yapılan incelemelerde Fetullah Giilen'in kurucu üye olduğu ve aynı zamanda onursal başkanlığını yaptığı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'na 3 bin dolar bağışladığı ortaya çıkıyordu.
Bunlar ortaya çıkanlar!..
Ya çıkmayanlar?

Fetullah Gülen, Hizbullah terör örgütüne boşuna mı övgüler yağdırıyordu.
Gülen yanlısı Zaman Gazetesi'nde köşe yazarlığı yapan ve Samanyolu televizyonunda yer alan programların gediklisi Ali Bulaç 'ın Tayyip'in danışmanlığını yapmasının yanında, belediye şirketi KÜLTÜR AŞ'de "Kültürel Etkinlikler Koordinatörü" olarak görev yaptığı da ortaya çıkıyordu. Çok eşli Ali Bulaç, İran yanlısı ve Türkiye'de İran rejimi gibi bir düzen kurmayı amaçlayan Türkiyeli Talebeler Konseyi isimli örgütle irtibatlı olduğu gerekçesiyle 28.12.1981 tarihinde yakalanıp, sıkıyönetim komutanlığına teslim edildiği müfettişlerce tespit ediliyordu.
1994'den bu yana BELBİM'de görev yapan İbrahim Bulaç'ın da, Ali Bulaç'ın yakını ve Türkiyeli Talebeler Konseyi isimli örgütle irtibatı İran modeli bir düzen kurmak istedikleri için yakalanıp sıkıyönetim komutanlığınca sevk edildiği mahkemece tutuklanıp, 1982 yılında tahliye edildiği müfettişlerce ortaya çıkarılıyordu.
O günlerde Belediye'deki yolsuzluklar dahil hukuk dışı olayları ortaya çıkaran müfettişler AKP döneminde kıyıma uğrarken, suç bulamayanlar (!) ise Valilikle ödüllendiriliyorlardı.

Bütün bu gerçeklere rağmen Fetullahçı, dinci ve onların yalakası 2. Cumhuriyetçiler ne diyor?

"Hizbullah ile Ergenekon bağlantılı."

Emniyet ve Savcılar uydurdukları Ergenekon için aynı şeyleri söylemiyorlar mı?
Alın size bir başka bağlantı.
12 Haziran 2010 tarihli gazeteler, Tayyip'in Hizbullah lideri Hasan Nasrallah'ı Türkiye'ye davet ettiğini yazıyordu.
Tüm dünyanın terörist olarak kabul ettiği Hamas lideri Halid Meşal ile görüşen ve Hamas'ı terörist olarak kabul etmediğini ilan eden ve onların avukatlığını üstlenen ve bu avukatlığı Hamas tarafından reddedilen Tayyip, bu defa rotayı Hizbullah lideri Hasan Nasrallah'a çeviriyor ve onunla görüşmek istiyor ve Nasrallah'ı ülkemize davet ediyordu.

İsrail tarafından gerçekleştirilebilecek bir suikast sonucu hayatını kaybedeceğinden endişe duyan Nasrallah'a, Ankara'ya güvenli bir şekilde ulaşma garantisini bu örgütün destekçisi İran veriyordu. İran, Nasrallah'ın Türkiye'de kaldığı sürede korumalığını da üstleniyordu.
Metiner'in çıkardığı Girişim Dergisi'nin yayın kurulunda İran'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda çalışan İhsan Işık, "İhsan Nur" kod adıyla yazılar yazıyordu.
Mehmet Fatih Saraç, Tayyip'in en yakınında yer alan isimlerden biriydi. Kasası olduğu iddia ediliyor ve daha sonra ayağından vuruluyordu. Tayyip'in kefil olduğu Yasin El Kadı'nın yine Tayyip'in danışmanlarından Cüneyt Zapsu ve dolayısıyla Ülker grubu ile ortak şirketleri vardı.
Metiner'in "Kardeşlik Çağrısı" adlı kitabı Saraç'ın sahibi olduğu "Risale" yayınlarından çıkmıştı. Suudi Arabistan'da şeriat tahsili gören Saraç ile Metiner de çok sıkı işbirliği içindeydiler, öyle ki kitaba önsözü Saraç yazıyor ve Metiner'i övgüye boğuyordu.

Bir gün İrancı, bir gün Suud'cu, bir Cem Boyner'in bir Aydın Menderes'in yanında, bir HADEP'de bir Fazilet'te, bir de bakıyoruz Recai Kutan'ın yanı başında... Bir APO'nun gölgesinde bir Sırrı Sakık ve Ahmet Türk'ün çevresinde. Ancak sürekli olarak Tayyip'in "kardeşliği" ve "Beyninin yarısı" olarak.
Peki, nasıl oluyor bu denli karışık işler derseniz, gelin bu sorunun cevabını Metiner'in yazdığı kitabın 15. sayfasında arayalım.

"Dönmesini bilmeyenler, ilerlemesini de hiç bilmezler. Değişmeden ilerlemenin mümkün olmadığına inanıyorum... "

İslamcılar öyle dönüp duruyorlardı ki, onların bu hızlarına şanzımanlı Arçelik bile yetişemiyordu.
Metiner ve ekibi dünün en hızlı İran devrimi savunucularından Ahmet Hakan'ı o toplantıya götürmemişlerdi. Bursa İlahiyat Fakültesinde okuyan Ahmet Hakan ülkemizin gördüğü en hızlı İrancılardan biriydi. Kendi deyimiyle Antiparticiydi. Yani ülkemize İslam devriminin partiyle değil İran modeliyle geleceğine inanıyordu. TGRT'de muhabir olarak başladığı yayın hayatını daha sonra Kanal 7'de sürdürdü.

Erbakan'ın kızına talip olmasının ve red cevabı almasının ardından, Tayyip'in kerimesi Sümeyye'ye gönül veriyor, ancak buradan da boynu bükük kalması sonucunda önce Sabah Gazetesi'ne yatay geçiş yaptı. Ardından iyice entel dantel olarak bugün Hürriyet Gazetesi'nde durumu kurtarmaya çalışıyor.

Kaynakça
Kitap: Takunyalı Führer
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir