Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Türk değil

Burada Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi) hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Türk değil

Mesajgönderen TurkmenCopur » 17 May 2011, 23:26

Türk değil

2001 yılında yayınlanan "Patlak Ampul" adlı kitabımda, Tayyip'in "Beynimin yarısı" diye tanımladığı danışmanı Metin Aydın ya da nam-ı diğer Mehmet Metiner'in açıklamalarına şu şekilde yer vermiştim:


"Milli Gazete ve Yeni Devir'de gazetecilik yaşamına başlayan ve Gülen'ci Zaman Gazetesi'nde yazılar yazan Tayyip'in danışmanı olan ve İran karşı devrimine övgüler yağdıran; "Şafakta 10 Gün" adlı kitabın yazarı siyasal şeriatçıların varacağı son istasyona biraz erken geliyordu.

Geldiği bu durakta HADEP Genel Başkan Yardımcılığına getirilen Mehmet Metiner, Tayyip'in Türk olmadığını ilan ediyor ve ortak geçmişlerinden bir bölümü şöyle anlatıyordu:

"Erdoğan'ı 80 öncesinden tanıyorum. RP İstanbul İl Başkanlığı dönemi ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde beraberdik kendisiyle. Çok yakından tanıdığım ve bildiğim bir insan.
Evet Rize'lidir. Laz kökenlidir. Türk değildir..." Tayyip'e "Türk değildir" diyen başka kim var? Kendisi.
Evet, evet kendisi, hem de bizzat kendisi, ta kendisi!
Gürcistan'da "Ben Gürcüyüm" dememiş miydi?

Uluslararası toplantılarda "Türkiye'nin Gürcü kökenli Başbakanı" diye anons edilince büyük bir gururla yerinden doğrulmuyor muydu?
Akif Beki, onun "Musa'nın soyundan geldiği" müjdesini veriyor ve anında Tayyip tarafından basın danışmanı yapılmıyor muydu?
Kendi deyince bir şey olmuyor, Mehmet Metiner "Türk değildir" şeklinde konuşunca ona "beynimin yarısı" diye hitap ediyor ve onu baş danışman yapıyor.
Ben söyleyince, benden 20 milyar istiyor, hem de faiziyle!
Ben, Remzi Gür müyüm?

O da yetmiyor, daha önce belirttiğim gibi Ergenekon tezgâhı ile mapushane damlarına göndertiyordu.

"Patlak Ampul" adlı kitabımda Mehmet Metiner'den bahsederken:

"Siyasal şeriatçıların varacağı son istasyona biraz erken varan ve burada PKK'nın siyasal kanadı olan HADEP Genel Başkan Yardımcılığı'na getirilen Mehmet Metiner" şeklinde bir cümle kullanmıştım.

Tayyip, Belediye Başkanlığı döneminde PKK'nın militan kazanma şubesi gibi çalışan HADEP'in Nevruz'u kutlayan afişlerini, düzenledikleri geceleri ilan eden duyuruları İETT'ye bağlı otobüslerde "Bedava" olarak kullandırıyor, adeta PKK'nın propagandasını yaptırıyordu.
Tayyip, Hükümet olduktan sonra ilk iş olarak eli kanlı teröristin İmralı'da kaldığı yerde rahat etmesi, ziyaretçilerinin istedikleri her şeye kolayca ulaşabilmeleri için koskoca bir gemi tahsis ediyor ve yaklaşık 5 milyon dolar harcamada bulunuyordu...
Eli kanlı katillerle önceleri gizli gizli süren ilişkiler "Açılım" dümeniyle iyice gün yüzüne çıkıyor, ona bir 5 milyon dolar harcama daha yapılarak İmralı adeta bir saray haline getiriliyordu.

Terörist sürüleri dağlardan boyunlarında sarı, kırmızı, yeşil renkli paçavraları ve PKK'yı temsil eden kıyafetleri ile indiriliyor, davul zurnalar eşliğinde karşılanıyor, kurulan çadır mahkemelerinden anında salınıyorlardı.
Teröristlere "Hoşgörü" kucağını açanlar, onlarla "diyalog"a girenler; şehitleri, gazileri ve şehit ailelerini adeta düşman ilan ediyorlardı.
Şehit anneleri itilip kakılıyor, her fırsatta gözaltına almıyorlardı.
Şehitler için mevlüt okutan gençler derdest edilip karakollara götürülürken, gösteri ve eylem yapan PKK'lılara bizzat polisler karanfiller, çiçekler veriyorlardı.

PKK'lılar İstanbul'un göbeğinde otobüs yakıyorlar, sloganlar atıyorlardı. Eylemde, basından tezahüratçılarına kadar her şey eksiksiz yer alıyordu. Ancak orada olması gereken, sadece insanlarımızın güvenliğini sağlamakla sorumlu olanlardı. "Onlar neredeydi" derseniz cevabı oldukça basit. PKK eylemleri kendilerini rahatsız etmediğinden, her zaman yaptıkları gibi Atatürkçülere nasıl Ergenekoncu damgası vururuzun peşindeydiler.

DTP'nin eski lideri Hatip Dicle, yargılandığı Mahkeme'de Beşir Atalay'ın şu sözleri söylediğini açıklıyordu:


"Bakan Atalay, 15 Ekim'de Ahmet Türk ile görüştü ve ona 'müsteşarımı Diyarbakır'a gönderdim. Hakim ve Savcılar ayarlandı. PKK'lılar geldiği gibi geçecek."

Kaldı ki, CIA'nın gelinlerinin gözetiminde çıkarılan ve Tayyip Hükümeti tarafından teşvike boğulan, Fetullahçılarca reklâm üzerine reklâm yağdırılan, ismi İBDA-C'nin daha önce çıkardığı dergi olan Taraf ile aynı olan, Taraf Gazetesi de aynı sözleri daha PKK'lılar gelmeden manşet olarak atmıştı:

"Geldikleri gibi geçecekler."

Ve Gerçekten de öyle olmuştu. "Apo'nun talimatıyla geldik" diyen PKK kıyafetli teröristler için davullu zurnalı karşılamalar düzenleniyor, her taraf PKK paçavralarıyla donatılıyor, teröristlerin ayağına mahkemeler gönderiliyor, "Pişman olmadık" şeklinde konuşan PKK'lılara "Siz pişman oldunuz" denilerek, hepsi anında serbest bırakılıyorlardı. Onlar da ayaklarının tozlarıyla mitinglere katılıyorlar ve PKK propagandası yapıyorlardı.
PKK'lı teröristlerin ayağına gönderilen sözde mahkemede, "teröristler kızmasın" diye mahkeme salonunda asılı olan Atatürk portresi kaldırıyor, bahçede ve diğer yerlerdeki Türk bayrakları da indiriliyordu.
Abdullah Gül ile akraba olduğunu sürekli olarak gizleyen İçişleri Bakanı Beşir Atalay, bu konuşmanın ardından tam bir panik havasına giriyor, birbiriyle çelişen demeçler veriyordu.

17 Şubat 2010 tarihli Hürriyet Gazetesi'nde Tufan Türenç, "Bizim millet yemez" başlığı ile bu duruma açıklık getiriyordu:

"Siz söylenenlere, iftiralara kanmayın...
İçişleri Bakanımız Beşir Atalay, Ahmet Türk'e Habur'dan giriş yapan PKK'lıları bırakma sözü vermedi.
"Müsteşarımı Habur'a gönderdim, savcı ve hakimler ayarlandı" demedi.

Teröristler de "Biz gerillayız. Önder Abdullah Öcalan'ın çağrısı ile barış için geldik" demediler.
İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Diyarbakır'a kimseye sormadan gitti. Savcılar ve yargıçlar da Habur'a kendileri gittiler.
Yine kendi kararları ile orada mahkeme kurdular.

Bunlardan İçişleri Bakanı ile hükümetimizin hiç haberi olmadı.
Teröristler, sorgulan kısa zamanda yapılıp mahkemeye gönderilmedi.
Israrla "pişman değiliz" diyen teröristleri yargıçlar hür iradeleriyle serbest bıraktılar.
Yoksa hükümetimizin ve İçişleri Bakanımızın bu işlerde hiç mi hiç rolü yok.
Otobüslerin üzerinde zafer işaretleri ile kent kent dolaşan, düzenlenen mitinglerde konuşan teröristler bu işleri kimseye sormadan yaptılar.

İktidara sormak istiyorum:

"Bizim alnımızda enayi mi yazıyor."

Kaynakça
Kitap: Takunyalı Führer
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir