Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Bakatoğlu Çetesi

Burada Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi) hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Bakatoğlu Çetesi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 17 May 2011, 22:56

Bakatoğlu Çetesi

Tayyip Erdoğan Türk kökenli değildi. Türklük şuuru da taşımıyordu. Zorunlu olmadıkça Türk sözünü kullanmıyor, Türklüğü ve Türk milliyetçiliğini ayırımcılık olarak görüyordu. Ona göre Türkiye'de 36 etnik köken vardı ve bu etnik azınlıklarla bir mozaik oluşturacaktı.

Tayyip'in, 2004 Ağustosu'nda Gürcistan gezisi sırasında söylediği:

"Ben Gürcüyüm. Ailemiz Batum'dan Rize'ye göçmüş bir Gürcü ailesidir"

Şeklindeki sözlerinin tepki almasının ardından, Dinci basın Tayyip'i neredeyse en büyük Türk olarak lanse etme yarışına giriyor, ancak Tayyip bu duruma bıyık altından gülerek katılıyordu. 7 Eylül 2009 tarihli Vakit Gazetesi "Erdoğan Gürcü değil, Karadeniz yerlisi" başlığı altında, Adanalı Tarihçi-Yazar olarak lanse ettikleri Cezmi Yurtsever adlı birinin yaptığı sözde araştırmayı (!) maske yaparak, Erdoğan'ın Gürcü değil Karadeniz yerlisi olduğunu söylüyordu. Tarihçi (!) Cezmi iddialarını; "Erdoğan'ın dedelerinin haksızlığa isyan ettiğini, bu sebeple Rize nüfus kayıtlarında "isyancı" olarak adlandırıldıklarını" ileri sürüyordu.

Tarihçi (!) Cezmi, yaklaşık 1 ay süren çalışma sonunda Osmanlı devletine ait arşivleri taradığım belirtiyor. Başbakan'ın dedelerinin kim olduğunu ortaya çıkarttığını da müjdeliyordu. Cezmi, Osmanlı Arşivi'nin ilk olarak 1835 tarihli Rize aile köken nüfus defterini araştırmacılara açtığını vurgulayarak, "Tayyip'in atalarının yaşadığı köyün ismi, arşive göre Pulihoz olarak görülüyor" diyordu.

Küçük yaştaki çocuklara tacizde bulunmaktan mahkûm olan ve Aczimendi Şıhı Müslüm'e Fadime'ye tecavüz etsin diye evini garsoniyer olarak kullandıran ünlü siyasal şeriatçı Hüseyin Üzmez'in köşe yazarlığını da yaptığı Şeriatçı Vakit Gazetesi ve gazetenin sığındığı yaman tarihçi (!) Cezmi; Rize sancağının 1850 tarihli vergi defterine göre köyün kurucusu ve en zengini olarak Bakatoğlu Memiş'in adının yazıldığına dikkat çekerek, şu sözde bilgileri kendince önemli göstererek aktarıyordu:

"Bakatoğlu sülale ismi. Bakatoğlu 'isyancı' anlamına geliyor. 1800'lü yılların başlarında Rize yöresinde valiye karşı şiddetli bir isyan var. Bakatoğlu ailesi de bu isyanı destekliyordu. Bu sebeple aileye 'Bakatoğlu', yani 'isyancı' deniliyor. 1934 soyadı kanununun çıkmasıyla birlikte Bakatoğlu ailesi "Erdoğan" soyadını alıyor. Eğer tarihi sülale ismine bağlı kalsaydı, bugün Başbakan'ın soyadı 'İsyancı' kalacaktı."

Gördünüz mü?

Dinci Vakit Gazetesi kendilerince Tayyip'in itibarını kurtarmak için yine Tayyip'i yalanlamakla kalmıyor, isyancı bir aileden geldiklerini, haksızlıklara karşı isyan ettikleri gibi gerçek dışı açıklamalarda bulunuyordu. Eğer aile gerçekten haksızlıklara karşı isyan etseydi, sülale isimleri olan "Bakatoğlu"ndan utanmaz, soyadı olarak onu alırlardı.

Bakın;

Tayyip'in, bazı kaynaklarda Gürcü olduğuna dair bilgilerin bulunduğunu, bunların tamamen yanlış olduğunu ileri süren Cezmi, Dinci Vakit Gazetesi ile elele vererek Tayyip'in Gürcü olmadığını yine Tayyip'in açıklamalarına rağmen nasıl çürütmeye çalışıyordu:


"Yaptığım araştırmalarda Başbakan'ın Gürcü olmadığı, Karadeniz'in, yani Rize'nin yerlisi olduğu ortaya çıkmıştır. Başbakan'ın bu konuda mutlaka düzeltme yapması gerekir. Başbakan kendisini Gürcü olarak gösteren Wikipedia Ansiklopedisi ve diğer yayınlardaki bilgileri değiştirmelidir."

Ya işte böyle!

Tarihçi (!) Cezmi ve Dinci Vakit Gazetesi, Tayyip'in Gürcistan Devlet Başkanı ve tüm dünyanın önünde Gürcü olduğunu açıklayan sözlerini unutmuş, bir de Tayyip'e Gürcülük konusunda akıl veriyorlardı.
Dinci Vakit Gazetesi'nin tarihçisi Cezmi sadece Tayyip'in geçmişini değil, Türk tarihini de değiştirmeye soyunuyordu. 1 Nisan 2010 tarihli gazetenin Başyazarı Abdurrahmak Dilipak, bu Cezmi'nin derin (!) bilgilerine dayanarak, 31 Mart olayının ve Menemen isyanının bir komplo olduğunu ilan ediyor ve "bu olaylar derin devletin karanlıklarda kalmış faili meçhullerle dolu karanlık ve kanlı bir operasyonuydu" diyordu.

Bakın Vakit Gazetesi'nin Başyazarı, Erbakan'ı "halife" kabul edip "biat" eden ardından Erbakan'ın basın danışmanı olan siyasal şeriatçı Abdurrahman Dilipak, Cezmi'ye dayanarak ne inciler yumurtluyordu, ne inciler:

"Kubilay'ı şeriatçılar değil, o günün Ergenekoncuları öldürdü... "

Dilipak, tarihçi Cezmi'nin bu bilgileri, Genelkurmay Başkanlığı kozmik tarih araştırma belgelerinden araştırarak bulduğunu da söylüyordu. Dilin kemiği yok ya söyler, boşuna demiyorlar söyleyene değil söyletene bak diye...

Dilipak'a ve Cezmi'ye göre; ... Tarihe Menemen ya da Kubilay olayı olarak geçen olaylar derin devletin din adamlarını tasfiye projesi imiş.
Dilipak, Menemen isyanında başrol oynayan Yahudi kardeşlerini de unutmuyor, "onların hiçbir suçu yoktu, sadece ip sattılar"
şeklinde döktürüyordu.

Dilipak, Refah Partisi Hatibi sıfatı ile Parti teşkilatlarında da ilginç konuşmalar yapıyordu. Bu söylemlerini "MNP'den FP'ye İhanetin Belgeleri" adlı kitabımda yazmıştım.

Dilipak, İzmir RP teşkilatında bakın neler anlatıyordu:

"Sokakta görülen kadınların üçte ikisi, saçını tarama zahmetine katlanamadığı için kamuflaj olarak örtüyor... "

Konuşmasında Cinleri; Sağcı, Solcu, Devrimci Komünist, Müslüman ve Hıristiyan olarak sınıflara ayıran Dilipak, bu cinlerin aramızda yaşadığını iddia ediyordu. Dilipak'ın yumurtladığı cevherler sadece bu kadar mı?

Olur mu?

Bakın, evlenme konusunda ne gibi tavsiyelerde bulunuyordu:


"Eğer sizin iyi bir kızınız varsa oğlanlara görücü çıkın. Ciddi diyorum. Allah'ın emri, peygamberin kavliyle oğlunuzu kızımıza istemeye geldik diye çıkın resmen. Bunda bir şey yok!..
Niye kız evde beklesin, biri alıp götürecek diye... Bırakın kızlarınızı yeryüzüne... Bosna'ya gitsinler, Azerbaycan'a git-sinler. Dünyayı keşfe çıksınlar. Yani kafasını açsın, gönlünü aç-sın, cesur olsunlar, cesur olun... "

Kızlara ve ailelerine "cesur olun" diyen Dilipak, cesaretinden olacak (!) Milli Gazete'de kendi adıyla yazı yazamıyor, Tarık Behlül Akalın kod adını kullanıyordu.

Kadınların çok şişmanlamamalarını da ihtar eden Dilipak, bunun nedeninin de şişman kadınların çok gezemeyeceğini dolayısıyla partilerinin başarısını bu durumun etkileyeceğini anlatıyor, din tacirliğini son merhaleye getiriyor, siyasi rant uğruna akla ziyan şu tavsiyelerde de bulunuyordu.

"Kadınlar çocuklarını emzirmek mecburiyetinde değiller."

Zira çocuklarını emzirmekle kaybedecekleri zamanı parti çalışmalarında kullanabilirlermiş.
Dilipak, kadınlara verdiği bu konferansta, biyolojik bir keşifte (!) bulunarak cinsel organlarının nerede bulunduğunu partili kadınlara oturduğu yerden doğrularak gösteriyordu.

Dilipak, oturduğu yerden kalkarak kadınlara:

"Burada başımız vardır. Aşağıda göbeğimiz ve onun altında cinsel organlarımız var... " şeklinde açıklamalar yapıyordu.
Erkeklerin dört kez evlenmesini görmüştük de, kadınların dörtlemesini? Dilipak'ın sayesinde kulaklarımız onu da işitiyordu. Dilipak, "kadınlar dört kez evlenebilir" diyor, ama bunun nasıl olacağını açıklamıyordu. Kimbilir belki bir gün!..
Dilipak, parti çalışmalarında kullanmak istedikleri kızların önünü açmak için annelere "kızlarınızı serbest bırakın, dünyayı keşfe çıksınlar" şeklinde fetvalar veriyor, ardından bu keşfe çıkan kâşiflerden Fadime'nin yine Dilipak'la aynı gazetede yazan tecavüzcü Hüseyin Üzmez'in evinde aczimendi şıhıyla basılınca, çığlıkları yeri göğü inletiyordu.

Şimdi bir olayı daha hatırlayalım:

Hani şu şeriatçı Hilal TV'nin sahiplerinden ve Akit Gazetesi yazarlarından Mustafa İslamoğlu var ya,
Evet, evet bir de Kur'an-ı Kerim tefsiri yapıp Müslüman insanlara bu Kur'anları dağıttıran, dağıtan ve üstüne üstlük İslam ahlakı ile ilgili kitaplar yazan...
Hani şu Hilal TV'de; Engin Noyan ile program yapan. Kendini ve karısını Bush'a elleterek şifa bulduğunu ilan eden Engin Noyan. İşte o Engin Noyan ile program yapan Mustafa İslamoğlu'nun sabıka dosyasındaki suçlardan biri ne?
Sahi ne? Ne olacak?
Küçük yaştaki erkek çocuğuna taciz ve tecavüz!.. Siz ne bekliyordunuz ki?

Şimdi size bir olay daha anlatayım: Ne diyordu Fetullah Gülen?

"Allah ötede; Gılman'a Behçet'e, Nedret'e uyaracak."

Behçet ile Nedret'i kendi haline bırakalım, Gılman'ın ne olduğuna bakalım:

Tüyü bitmemiş küçük yaştaki erkek çocuk!..

Ergenekon tezgâhında başta yandaş medya olmak üzere şer cephesi hep bir ağızdan hangi konuyu gündeme getirmeye çalışıyordu:

Olaya karışanlardan bazıları içki içiyormuş o nedenle bu olayları yapanlar siyasal dinciler değilmiş...
Daha önce kaleme aldığım "Musa'nın Çocukları" adlı kitabımın ardından Tayyip'in "Gürcü mü", yoksa "Rum mu" olduğu konusunda tereddütlü bilgiler verdiğim, dinci ve ikinci cumhuriyetçi basında oldukça sık işlenmişti. Oysa benim yazılarım oldukça netti. Net olmasına ama nedense bazıları anlamıyor, ya da anlayamıyor gibi görünüyorlardı.

O halde daha açık anlatayım:

İnsanın bir annesi ve bir de babası olur. Haa, bir de leylek masalı var, onun da konumuzla ilgisi yok.
Tayyip anne tarafından Batum göçmeni bir Gürcü Yahudisiydi. Baba tarafından Cumhuriyet öncesi Potamya olarak bilinen Güney-su ilçesine bağlı Dumankaya ya da Rumca ismiyle Pilihoz köyünden eşkıya Bakatalı Teyup'un torunuydu.
Yani Rum'du.

Bu konuyu anlamak istemeyenlere bir kere daha açık bir ifadeyle izah edeyim;
Tayyip;
Anne tarafından Gürcü Yahudisi, Baba yönünden ise Rum Çocuğu idi...

Kaynakça
Kitap: Takunyalı Führer
Yazar: Ergün Poyraz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Tayyip Erdoğan'ın Yolsuzlukları, Hainliği(ABD Uşaklığı) ve AKP Ekonomisinin İşleyiş Sistemi(Mafya-Gladyo-Tarikat Sistemi)

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir