Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Bilinmeyen Bir Sefer İçin Yapılan Büyük Hazırlıklar

Burada Yavuz Sultan Selim hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Bilinmeyen Bir Sefer İçin Yapılan Büyük Hazırlıklar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 May 2011, 04:38

Bilinmeyen Bir Sefer İçin Yapılan Büyük Hazırlıklar

Yavuz'un Bab İle Daha Yakından İlgilenmeğe Başlaması


Kahire'den ayrıldıktan uzun bir müddet sonra yani 1518 Ağustos'unda Edirne'ye gelen Yavuz Sultan Selim'in Avrupa olayları ile daha yakından ilgilenmeğe başladığı görüldü. Halbuki o, Leo X.nun papalık makamına gelişinden sonra hıristiyanlık aleminin davranışlarında, Türkler aleyhine büyük bir değişikliğin meydana geldiğini ve bu değişikliğin belli bir karakter aldığım görmekle beraber, doğuda ve güneydoğudaki güçlü düşmanlarının karşısında, batı ile dostça münasebetlerin kurulmasına ve bunların devamlı olmasına çok dikkat etmişti.

Yapılan Savaş Hazırlıkları

Fakat kısa zamanda doğudaki düşmanını zararsız hale getirmeğe, güneydekini de büsbütün ortadan kaldırmağa muvaffak olan bu hükümdarın, bundan sonra batıya karşı ta'kib ettiği politikada bir değişiklik olması beklenebilirdi. Çünkü öteden beri Osmanlıların tabii temayülü, batıya doğru genişlemek idi.

Yavuz Sultan Selim'i' Şimdiye kadar bu yola gitmekten alıkoyan sebepler oltadan kalktığına göre, 1518'den itibaren yapılan savaş hazırlıklarının batıda herhangi bir devlet için olduğu tahmin olunabilirdi. Fakat o, öteden beri Avrupa'da girişeceği bir sefer için büyük bir donanmaya ihtiyaç olduğunu kabul ediyor ve bu sebeple de vaktiyle, tersanenin bulunduğu sahadaki mezarlıkların hemen kaldırılmasını ve burada yüz altmış gözlü bir tersanenin kurulmasını emr etmiş bulunuyordu. Bu emri alan ilgililer hemen harekete geçerek kısa müddet içinde kurdukları tersanede batı devletlerinin çoğunu telaşlandıracak ve hatta bunlardan bir kısmının yıllık haraçlarını hemen göndermelerine sebep olacak derecede büyük bir donanmanın yapımını sağladılar.

Bu tersanelerde ve ötekilerde yapılan ve "üç tanesi yedişer yüz tonilato sikletinde" olan yüz elli gemi için arablardan kürekçiler toplanmış, kendisinden fayda umulan Selman Reis de, daha önce İstanbul'a getirilmişti. İşte bütün bu sıkı çalışmalar sonunda İstanbul ve Çanakkale'de 250 gemiden mürekkep bir donanma savaşa hazır duruma geldi. Anadolu'da ise 60 binden fazla asker toplanmıştı. Nereye çarpılacağını kimse bilmemekle beraber seferin bir hıristiyan devlet için olduğu zannı uyanmıştı. Bu hazırlıklar belki de, Roma'da gerçekleşmesine çalışılan Haçlı Seferim karşılamak için yapılıyordu.

Fakat hazırlıkların bilhassa Rodos için olduğu hakkında umumi bir kanaat mevcuddu ve bunu haklı gösteren sebepler vardı. Bunlardan birincisi Rodos'un, korsanlar ve hırsızlar durağı ve barınağı olması idi. Daha çok Ak denizde ticaret yapan Müslüman gemilerine saldıran bu hırsızlarla Osmanlı devleti, Mısır'ın alınmasından sonra büsbütün ilgilenmek zorunda kalmıştı. Çünkü Rodos, mutlaka güven altında bulunması icabeden, İstanbul - İskenderiyye ticaret yolunun üzerinde idi. Vezirler de "şu Akdeniz yalnız Devlet-i aliyye'ye bir mersa olabilir" demek suretiyle Padişah'ı Rodos'un işgaline teşvik etmekte idiler, öte taraftan, Fatih Sultan Mehmed zamanında büyük gayretler harcandığı halde alınamayan bu adanın sakinlerine karşı, amcası Cem'in hayatı üzerinde oynadıkları korkunç rolü herhalde hatırlayan Selim'in, büyük bir kin ve nefret duyduğu söylenmekte idi.

Fakat o, "bu cehennem köpeklerini" ortadan kaldırmanın güçlüğünü de herhalde idrak ediyordu. Esasen Rodos Şövalyeleri Reisi Fabrice Carette, İstanbul'daki hazırlıkların kendilerine karşı yapıldığını kabul ederek Avrupa'da bulunan şövalyeleri adaya çağırmış ve bu suretle bir taarruza karşı gerekli tedbirleri almıştı.

Gerçekten, Osmanlılar bu adayı istilaya hazırlanıyorlarsa yani yapılan tahminler doğru ise o takdirde Fatih Sultan Mehmed zamanında olduğu gibi yine kötü bir netice ile karşılaşmamak için, hazırlıkların çok daha fazla olması gerekirdi ve esasen Padişah bu hususu, vezirlerine ihtar etmişti. Fakat bütün bu hazırlıklara rağmen Padişah, Rodos'un alınması için pek hevesli görünmüyor ve kendisini bu yola sürüklemek isteyenlere" benim müradım bir kişver almakdır. Siz beni bir hırsız kalesi almağa tergib idersiz" demek suretiyle fikrini açıklamış oluyordu.

Yapılan hazırlıkları Rodos'un işgali için bile kafi görmeyen Padişah'ın gerçek maksadını kestirmek mümkün olmadı. Büyük bir donanmanın hazırlanması onun, denizle ilgili bir sefere çıkacağını, kara kuvvetlerinin Anadolu'da toplanması Doğuda bir savaşa girişeceğini, kendisinden önce devlet erkanını Edirne'ye göndermesi ise Batıda bir devlete karşı harekete geçeceğini ima ediyordu. Halbuki bu tarihlerde Padişah'da birdenbire bir gevşemenin meydana geldiği ve herhangi bir savaş için kendisinin istekli olmadığı veya hiç olmazsa savaş için acele etmediği görülmektedir.

Bu hale, Roma'da gerçekleşmesine çalışılan Haçlı Seferinden ve Anadolu'da çıkan bir isyan ile şehzade Murad meselesinden başka herhangi ma'kul bir sebep bulamamaktayız. Zaten onun bazı hareketlerinden ve sözlerinden, bundan sonra bir savaşa girişmeyeceği ma'nası çıkmaktadır. Çünkü O, sefer hazırlıklarının noksanlığım görüpte ilgilileri azarlarken "bu güne tedabir-d vahiye ile ben sefer itmem ve kimse sözi ile yola gitmem ve bileümle bize sefer yok, meğer sefer-i ahiret" demek suretiyle hiçbir seferin yapılmayacağını açıkça ifade etmişti.

Kaynakça
Kitap: YAVUZ SULTAN SELİM
Yazar: Selahattin Tansel
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Yavuz Sultan Selim

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir