Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Osmanlı-Rus Münasebetleri

Burada Yavuz Sultan Selim hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Osmanlı-Rus Münasebetleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 May 2011, 04:29

Osmanlı-Rus Münasebetleri

Yavuz Sultan Selim'in ilgi gösterdiği elçiler arasında Rus elçileri de vardı. Halbuki II. Bayezid zamamnda Macar Kralı Mathias'a gönderilen bir Rus elçisinin, geri dönerken Belgrad'da Türkler tarafından durdurulması olayı olmamış olsaydı, belki de Osmanlılar, Ruslar'la hiç ilgilenmeyeceklerdi. Fakat bu elçinin serbest bırakılması hususunda bir taraftan Macar Kralı ile Kırım Han'ı Mingili Gerey Han'ın aracılık yapması, öte taraftan Moskova'ya döndükten sonra bu elçinin Ivan III. a, Rusya'nın Osmanlı Padişah'ı ile münasebet kurması lazım geldiği üzerinde Türk paşalarının telmihlerde bulunduğunu söylemesi, Rusların öteden beri lüzûmlu saydıkları diplomatik münasebetlerin başlamasına bir bahane oldu. Böyle bir hal gerçekleştiği takdirde bundan Rusların sağlayacakları menfaatlar büyük olacaktı. Çünkü 1475'den sonra Kırım sahillerine ve Azak denizi kenarlarına yerleşen Osmanlılarla Rus tacirleri arasında geniş çapta alış veriş yapılmağa başlanmıştı. iki devlet arasındaki münasebetlerin kurulması ise bu ticaretin daha da genişlemesine ve kolaylaşmasına yol açacaktı, iyi bir devlet adamı olan Moskova Beyi Ivan III., bu yolda ilk adımı atmak kararım vermiş, fakat her şeyden önce Osmanlıların böyle bir isteği nasıl karşılayacağım öğrenmek üzre, dostu olan Kırım Han'ı Mingili Gerey'e bir mektup göndermişti.

Bunun üzerine Kırım Han'ı durumdan İstanbul'u ha-berdar etti ve oradan aldığı cevabı, Ivan III. a bildirdi. Bu cevaptan Osmanlıların, Ruslarla münasebet kurmalarına Padişah'ın muhalefet etmeyeceği anlaşılıyordu, işte bu sıralarda idi ki Azak ve Kefe'de bulunan Rus tacirlerinden bazılarının, Türk idarecileri tarafından kötü muameleye ma'ruz bırakılmaları olayım, diplomatik münasebetlerin başlaması için fırsat sayan Ivan III., Kırım Han'ı vasıtasiyle Padişah'a bir mektup gönderdi. 31 Ağustos 1492 tarihini taşıyan bu mektubunda o, size şimdiye kadar "beyan-ı ihlas için" bile elçi gönderemedik.

Fakat böyle olmasına rağmen Rus tacirleri memleketinizde dolaşmışlar ve iki taraf için faydalı ticaretler yapmışlardır. Ancak bu tacirler, sizin idarecileriniz tarafından gördükleri zulümlerden bana birçok defa şikayette bulundular. Bunların anlattıklarına göre Azof Paşası, kendilerini angaryaya tabi' tutmuş, Kefe ve Azof'da bulunan tacirlerimizi de bu paşa, mallarım yarı fiyatla teslime mecbur etmiştir. Bundan başka tacirlerimizden hastalananların mallarının hacz olunduğu, fakat sıhhat kazandıkları vakit bu mallarının yarısından fazlasının geriye verilmediği, ölenlerin mallarının ise büsbütün zapt edildiği anlaşılmaktadır. İşte bu hallerden ve yapılan diğer haksız işlerden dolayı Rus tacirlerinin Osmanlı topraklarında ticaret etmelerini men' etmeğe mecbur kaldım. Eskiden böyle şeyler olma-yordu. Şimdi bu düşmanca tutumun sebebi nedir? "Bunu biliyor musunuz, yoksa bilmiyor musunuz?" '''Babanız ikinci Mehmed büyük ve meşhûr bir hükümdardı. Rivayete göre bize", dostluk sağlamak amaciyle elçi göndermek istemiş ise de "Cenab-ı Hak müyesser itmemiş. Bu tesavvurun şimdi icra olunduğunu neden görmeyelim. Cevabınıza intizar ideriz" diyordu.

Bu mektubun Osmanlılar katında nasıl bir tesir uyandırdığı hakkında bir bilgimiz yoktur. Sadece şu bilinmektedir ki bundan sonra bir Türk elçisi Moskova'ya gitmek üzre yola çıkmış ise de Litvanya'da durdurularak geri çevrilmiştir. Bu olaydan çok sonra yani 1497'de ilk Rus elçisi İstanbul'a geldi. Osmanlı topraklan üzerinde rahatça ticaret yapabilmeği sağlamak için gönderilmiş olan ve Mihail Pleşçiyev (Plechtcheef/ Plesttschejeff) adını taşıyan bu elçiye Ivan HI. tarafından, gerek Kefe'de Sancak Beyi olan Şehzadenin, gerek İstanbul'da Padişah'ın huzurunda diz çökmemesi ve onları sadece eğilerek selamlaması talimatı verilmişti.

Ayrıca "Padişah'dan başka kimseye hitap" etmemesi ve "İstanbul'daki diğer yabancı elçilerden kimseye kendisinden önde durmasına meydan vermemesi" de tembih olunmuştu. Verilen talimata lüzumundan fazla riayet eden bu elçi vezinler tarafından şerefine verilen ziyafetlere bu sebeple gitmedi, hediye olunan kıymetli eşyaları almadı, masraflarına harcanmak üzre tahsis olunan parayı da kabul etmedi. İstanbul'da hayretle karşılanan bu kaba ve haşin hareketleri II. Bayezid, bir taraftan Kırım Hanına bildirirken öte taraftan da Rus Kinez'inin isteklerini kabul ederek Azak ve Kefe'deki Rus tüccarlarına iyi muamele yapılacağım vadediyordu.

Bu temaslardan sonradır ki Azak ve Kefe'de Rusların yaptığı ticaret çok arttı. Bununla beraber Rus'ların doğrudan doğruya İstanbul'la değil, Padişah'ın Kefe'de vali bulunan oğlu ile temasta bulunmaları Osmanlılar tarafından uygun görülmüştü.

Ruslar Kendilerini Bizans'ın Varisi Sayıyorlar

Bu tarzdaki hareketiyle Padişah, Rus Kinez'ini bir Osmanlı valisi derecesine indirmiş ve ona bu gözle bakmış oluyordu. Halbuki Osmanlılarca çok küçümsenen Ivan, son Bizans imparatoru Konstantin XIH. in kardeşi Mora despotu Thomas'ın kızı Sofya (Zoya) ile evlendiği için, kendisini Bizans İmparatorlarının varisi ve Ortodoksluğun hamisi olarak görmekteydi. Ancak bu hal, Osmanlıların görüşünü değiştirmedi ve bu sebeple de Osmanlı - Rus münasebetleri Kefe valileri tarafından idare olunmaya başladı. Nitekim 1501 de Kefe'ye gelen bir Rus elçisi, Rus tacirlerine yapılan baskıdan sadece burada bahsedebilmiş, buna karşılık Kefe'den Moskova'ya bir Türk elçisi gönderilmişti.

Yavuz Zamanında Gidip Gelen Elçiler

Yavuz Sultan Selim zamanına kadar bu suretle devam eden Osmanlı - Rus münasebetleri, bu devrede daha belirli bir hal almıştı. Çünkü, Vasili III. 1514 tarihinde, "hem ticaretini artırmak, hem de Osmanlı devletiyle ittifak yapmak içün" İstanbul'a bir elçi göndermişti. iki hükümdarın babaları zamanında kurulmuş olan dostluğu te'yid için gelen ve birçok hediyyeler getiren bu elçiye Yavuz Sultan Selim iltifat etmiş, ayrıca Mankub Beyi Kemal Beyi, biri arabca ve öteki sırpça yazılmış iki mektupla birlikte, elçi olarak Moskova'ya göndermişti. 1515 de geri dönen Kemal Bey ile birlikte Korubof adında bir Rus elçisi de vardı. Bu elçi, Kırım Han'ının Litvanyalılara yaptığı yardımdan şikayet ediyor, bu yardıma son , verilmesini, ayrıca "tecavüzi ve tedafüi bir andlaşma" imzalanmasını istiyordu. Gerçekten 1502'ye kadar Ruslar'a dostluk gösteren Kırım Han'ı Mingili Gerey, bundan sonra Moskova'ya karşı cephe alarak 1511'de "Jagellon'lar ile sıkı ittifak siyasetini kabul" etmişti.

Bu sebepten ötürü Mehmed Gerey Han (1514-1523) zamanında Moskova Beyliği toprakları üzerine şiddetli akınlar yapılmağa başlanmıştı, işte Moskova şimdi bu halden yakmıyor ve Osmanlılarla yapacağı ittifakın kendisi için çok faydalı olacağını kabul ediyordu. Ancak umduklarını elde edemedi. Çünkü Yavuz Sultan Selim, onların dileklerini ciddi olarak ele almamış, ittifak etme işi için Moskova'ya ayrı bir elçi göndereceğini söylemekle yetinmişti. Bundan sonra gelen başka bir Rus elçisi de Lehlileri ve Kırım Hanlarım, hareketsiz bir hale getirecek olan Osmanlı - Rus ittifakı üzerinde ısrarla durmuş ise de herhangi bir sonuç elde edememişti.

Kaynakça
Kitap: YAVUZ SULTAN SELİM
Yazar: Selahattin Tansel
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Yavuz Sultan Selim

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir