Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Dulgadır Beyliğinin Ortadan Kaldırılması

Burada Yavuz Sultan Selim hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Dulgadır Beyliğinin Ortadan Kaldırılması

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 May 2011, 03:49

Dulgadır Beyliğinin Ortadan Kaldırılması:

Dulgadır Topraklarının Osmanlı'daki Dönemi ve Alaüddevle Bey'in Tutumu


Osmanlı, İran ve Memlûk toprakları arasında bulunan Dulgadır Beyliği üzerinde bu üç devletten her biri hakimiyet kurmayı daima düşündüler. Güneye ve hatta doğuya yapılacak bir sefer sırasında bu beyliğin dost veya düşman oluşunun, politik ve iktisadi yönden, neler ifade edeceğini çok iyi takdir eden Osmanlı'lar, ihtimal bu yüzden onlarla bir akrabalık kurmayı lüzumlu görmüşlerdi. Bu sebeple aradaki münasebetler uzun süre dostça devam etti. Fakat Memlûkların bu beylik işlerine müdahaleleri, durumun değişmesine ve Dulgadır Beylerinin bazen Memlûkların, bazan da Osmanlı'ların baskısı ile iş başına gelmesine sebep olmuştu. 1479 da Osmanlı'ların yardımı ile Beylik makamına gelmiş olan Alaü'd-devle, II. Bayezid'in kayınpederi ve Yavuz Sultan Selim'in büyük babası idi. Bununla beraber Dulgadır Beylerinin en tipiklerinden olan Alaü'd-devle, uzun süren idaresi sırasında, iki yüzlü bir siyaset takib ederek, çok defa Osmanlıları aldatmış bulunuyordu. Ancak onun bu durumu Yavuz'un gözünden kaçmış değildi. Zaman geçtikçe Osmanlılardan uzaklaşan bu adam, Yavuz'un tahta çıkışını da tebrik etmemişti. Ayrıca o, belki de daha bu tarihlerde Şah İsmail ile birlikte Osmanlılar aleyhine hareket etme yolunda birleşmişti.

Bu yüzden iki teşekkülün büsbütün arası açıldı. Bununla beraber Çaldıran seferine çıkan Yavuz, gerçek durumu daha iyi anlamak üzre, Çubuk konağından bir elçi göndererek onu Kızılbaş seferine davet etti. Gönderilen mektupda, Osmanlı'larla Dulkadır'lıların aynı mezhepte oldukları söylendikten sonra "imdi gerektir ki bu yolda bizim ile ol melahide-i güm-rah definde hemrah olub i'la-yi kelimetullah idenlerden ma'dûd olasız" deniliyordu.

Olumlu cevap alınamıyacağı zaten bilinen bu teklifi Alaü'd-devle ihtiyarlığını bahane ederek reddetti. Fakat o, bununla da yetinmeyerek, Türk ordusunun Çaldıran'da savaşmak üzre İran sınırını geçtiği sıralarda, Dulkadır topraklarına civar olan Osmanlı köy ve kasabalarına tecavüz etti. Bundan dolayı onun hemen cezalanması gerekirdi. Fakat o anda bu mümkün olmadığı için yapılanlara göz yumuldu. Bununla beraber Alaü'd-devle'nin, düşmanca davranışları daha sonra da kesilmedi, Çaldıran seferinden dönen ve erzak sağlamak üzre Dulkadır topraklarına giren Osmanlı memurlarına iyi muamele etmediği görüldü ve casusların verdiği bilgilerden Şah İsmail ile münasebetlerini daha da ileriye götürdüğü anlaşıldı. Onun bu cüret ve cesarete sadece Şah İsmail ile aralarında meydana gelen dostluktan değil, belki de Memlûk Sultanı dahil olmak üzre üçü arasında Osmanlı'lara karşı kurulması düşünülen birlikten ileriye geliyordu.

Şehsuvar Oğlu Ali Bey'e Kayseri Sancak Beyliğinin Verilmesi ve Bozok Vilayetinin İşgali

Ancak, Yavuz'un tam zamanında yaptığı müdahale buna imkan bırakmadı. Çünkü o, Çaldıran seferinden Amasya'ya döndüğü vakit Dulgadır Prenslerinden Şehsuvar oğlu Ali Bey'i hemen Kayseri Sancak beyliğine tayin etmiş ve Dulgadır toprakları işgal edildiği takdirde kendisine verileceğini ima etmişti. Padişah tarafından çok sevilen ve takdir edilen Ali Bey'e Kayseri Sancağı'nın verilmesi manalı idi. Çünkü bu şehir Alaü'd-devle'nin sınırları üzerinde bulunuyordu. Padişah onu buraya tayin ederken, Alaü'd-devle'nin oğlu Süleyman Bey'in idaresindeki Bozok vilayetini de işgal etmesini istemişti. Ali Bey, kış olmasına rağmen, Padişah'ın bu emrini yerine getirmiş ve Süleyman Bey'in başını kesip Padişah'a yollamıştı. Bu halden büyük bir memnunluk duyduğu anlaşılan Yavuz Sultan Selim'in, Bozok topraklarını da Ali Bey'in idaresine vermesi büsbütün manalı idi. Çünkü o, kendisine ait olmayan toprakları kendi Sancak Beylerinden birine veriyor ve bu tutumu ile de bir taraftan Dulgadır Beyine, öte taraftan da onu himaye etmekte olan Memlûk Sultanı'na karşı meydan okumuş oluyordu.

Memluk'ların Bir Müdahalesi ve Alaüddevle'nin Düşmanca Hareketleri

Büyük babası Alaü'd-devle'ye karşı beslediği duyguların bu suretle meydana çıktığı sıralarda Yavuz, Kemah üzerine yürümekte idi. Alaü'd-devle'ye gelince o, yalnız başına Osmanlı'lara karşı bir iş yapamıyacağını anladığı içindir ki durumu, Memlûk Sultanı Kansu Gavri'ye bildirmiş ve takındığı tavırdan şikayet etmişti. Bunun üzerinedir ki Memluk Sultanının bir elçisi, Kemah'a doğru hareket halinde bulunan Yavuz'un Karargahına gelmiş ve Karaca Bey Çayırına gelindiği gün Padişah'a, Gavri'nin bir mektubunu sunmuştu. Gavri bu mektubunda, Yavuz'un hareketlerini adeta tenkid ediyor ve bir takım yersiz isteklerde bulunuyordu. Bu hoşa gitmeyen baş vurmanın tesirleri henüz silinmemişti ki, Kemah kuşatmasında bulunan Osmanlı ordusunun zahire kollan Alaü'd-devle tarafından tecavüze uğradı. Bu hal ise, Osmanlılar tarafında sayısız hayvanların yemsizlikten ölümüne ve ordunun savaş gücünün hissedilir derecede sarsılmasına , fakat aynı zamanda Padi-şah'ın sabrının tükenmesine sebep oldu.

Onun için yeni bir İran seferi tasarlamakta olan ve Kemah alındıktan sonra Sivas'a geıen Padişah iran işini bir tarafa iterek, Dulgadır Beyliğini ortadan kaldırmaya karar verdi. Böyle yapıldığı takdirde, öteden beri Osmanlılarla Memlûklar arasındaki münasebetlerin iyi veya kötü oluşunda tesiri büyük olan ve daha çok Memlûklara mütemayil bulunan bir düşmanın, Osmanlıların doğu veya güneye yapacakları bir savaş esnasında, meydana getireceği tehlike ortadan kalkacak ve Anadolu'nun bu bölgesindeki Türk unsuru esas kütleye katılarak, Osmanlılar tarafından sağlanmaya çalışılan milli birliğin tamamlanması yolundaki adımlardan birisi daha atılmış olacaktı. Bunun şimdiye kadar yapılmamış oluşu, belki de doğuda Safevilerin ve güneyde de Memlûkların bulunmasından ileriye gelmişti. Halbuki şu anda Safeviler artık bir tehlike teşkil edecek durumdan uzak idiler. Memlûkların Dulgadır meselesine fi'len katılmaları ise bir zaman işi idi. Bununla beraber onları her zaman hesaba katmak gerekiyordu. Fakat bu hal Padişah'ı, planında bir değişikliğe götürmedi. Çünkü o andaki Osmanlı kuvvetleri, yeni bir ordu ile karşılaşabilecek durumda ve güçte idiler.

Rumeli Beylerbeyi Sinan Paşa'nın Dulgadır Topraklarına Girişi ve Savaş

Onun için Sivas'ta topladığı bir harb meclisinde Padişah, "Anlar bir taife-i bi-hiref ve sınaat ve bir cemaat-i bi-akl ü bida-at" dediği Dulgadır üzerine Rumeli Beylerbeyi Sinan Paşa ile Şehsuvaroğlu Ali Bey'i göndermeye karar verdi. Sinan Paşa'nın idaresindeki kuvvetlere, bu toprakları çok iyi tanıyan Şehsuvaroğlu kılavuzluk ediyordu. Öte taraftan Sinan Paşa kuvvetlerinin Elbistan'a geldiğini duyan doksanlık Alaü'd-devle, sıkıntıya düştüğü vakit, her zaman yaptığı gibi bu defa da çok sarp olan Turna dağına çekildi. Ailesini ve hazinelerini de buraya nakleden Alaü'd-devle'de Osmanlı kuvvetlerini durduracak, hatta yenecekmiş gibi bir davranış vardı. Çünkü bir taraftan kendi yanında toplanmış olan önemli kuvvete güveniyor , bir taraftan da belki Memlûk sultanının, belki de Şah İsmail'in yardımda bulunacağına inanıyordu. Fakat yine de Turna dağının eteklerinde ve geçit yerlerinde tertibat almıştı. Gerçi kendisine memleketin gün görmüşleri bu tutumun mahzurlu olduğunu anlatmaya çalıştılar, fakat o ''Benim Osmanlılardan ne bakim var?" diyerek kimseyi dinlememiş ve savaşmayı tercih etmişti.

O sebeple 12 haziran 1515 de savaş başladı. Osmanlı tarihçilerinin dediğine göre, Şehsuvar oğlu Ali Bey'in çağrısına uyan Dulkadır atlılarından bir kısmı, Alaü'd-devle'yi terk ettiler. Bu yüzden kuvvetleri azalan Alaü'd-devle, yaptığı savaşı kaybetmekle kalmamış, savaş meydanında canını da vermişti. Eğer vak'a —nüvislerin verdiği bilgiler doğru ise Alaü'd-devle kendi kuvvetleri tarafından terkedilmek suretiyle ihanete uğramıştı. Diğer taraftan onu şimdiye kadar Osmanlılara karşı himaye eden ve belki de böyle bir savaşa sevkeden Memlûk devleti de harekete geçmemişti. Şu halde Alaü'd-devle, büyük koruyucusunun da ihanetine uğramış oluyordu. Bununla beraber vatan müdafaasında, yanındaki kuvvetlerle birlikte büyük fedakarlıklar gösterdi. Onun, boyun eğmeyerek Sinan Paşa kuvvetlerini müşkül duruma sokacağını, Memlûk sultanı ve belki de Şah İsmail tarafından kendisine mutlaka yardım edileceğini düşünmüş olan Yavuz Sultan Selim, maiyetindeki büyük kuvvetlerle bu sıralarda Göksun'a gelmiş bulunuyordu. Fakat düşünülenlerin hiç birisi olmadı ve ölümüne "merg-i hayin" deyimi tarih düşürülmüş olan Ala'ü-d-devle'nin başı Göksun'da Yavuz'a sunuldu.

Savaştan Sonra Dulkadır Toprakları

Dulkadır prenslerinden çoğunun öldürüldüğü, bir kısmının da esir edildiği bu savaştan sonra Dulkadır şehirlerinin anahtarları Padişah'a teslim olunmuş ve Yavuz Sultan Selim adına hutbe okunan bu şehirlerin idaresi Şehsuvar oğlu Ali Bey'e bırakılmıştı.

Politik ve iktisadi yönden büyük değeri olan Dulgadır topraklarının kolayca elde edilmesinden herhalde büyük bir memnuniyet duyan Padişah , Rumeli Beylerbeyi Sinan Paşa'yı vezirlik payesine yükseltirken , askerlerini de unutmamış ve onlara "biner akçe ihsan" etmişti.

Kaynakça
Kitap: YAVUZ SULTAN SELİM
Yazar: Selahattin Tansel
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Dulgadır Beyliğinin Ortadan Kaldırılması

Mesajgönderen Avşaroğlu » 16 May 2011, 14:58

Dulkadiroğulları beyliğinin Alevi olduğunu sanıyordum?
Kullanıcı avatarı
Avşaroğlu
Çavuş
Çavuş
 
Mesajlar: 62
Kayıt: 16 Mar 2011, 00:17

Re: Dulgadır Beyliğinin Ortadan Kaldırılması

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 May 2011, 15:20

Avşaroğlu yazdı:Dulkadiroğulları beyliğinin Alevi olduğunu sanıyordum?


Zaten öyledir, Dulkadiroğlu'ya bağlı olan çoğu aşiretler Alevi'dirler vede Safevi İmparatorluğunu desteklemiştir.

Ancak Dulkadiroğlu Aşireti/Sülalesi içinde bölünmeler vardı. Şehsuvar Oğlu Ali Bey ve Alaüddevle Bey'in kişilikleri arasında fark var. Alaüddevle Bey daha çok Safevileri desteklerken Şehsuvar Oğlu Ali Bey ise Osmanlı'yı destekliyordu. Sonra, Dulkadiroğulları etkisiz hale getirilince tamamen Osmanlı hakimiyetine girdiler.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Dulgadır Beyliğinin Ortadan Kaldırılması

Mesajgönderen Avşaroğlu » 16 May 2011, 15:24

Teşekkürler Ömer abi. Osmanlı'nın aynı mezhepteniz mektubu yazdığını görünce acaba yanlış mı biliyorum dedim. :)
Kullanıcı avatarı
Avşaroğlu
Çavuş
Çavuş
 
Mesajlar: 62
Kayıt: 16 Mar 2011, 00:17

Re: Dulgadır Beyliğinin Ortadan Kaldırılması

Mesajgönderen avşar » 20 May 2011, 16:16

TurkmenCopur yazdı:
Avşaroğlu yazdı:Dulkadiroğulları beyliğinin Alevi olduğunu sanıyordum?


Zaten öyledir, Dulkadiroğlu'ya bağlı olan çoğu aşiretler Alevi'dirler vede Safevi İmparatorluğunu desteklemiştir.

Ancak Dulkadiroğlu Aşireti/Sülalesi içinde bölünmeler vardı. Şehsuvar Oğlu Ali Bey ve Alaüddevle Bey'in kişilikleri arasında fark var. Alaüddevle Bey daha çok Safevileri desteklerken Şehsuvar Oğlu Ali Bey ise Osmanlı'yı destekliyordu. Sonra, Dulkadiroğulları etkisiz hale getirilince tamamen Osmanlı hakimiyetine girdiler.



Bölgedeki aşiretlerin geneli Alevidir zaten Osmanlıyla düşman olan aşiretler Alevi kökenli,Osmanlının bazı hatalı davranışları olayları iyice çığrından çıkarmıştır malesef.
Kullanıcı avatarı
avşar
Çavuş
Çavuş
 
Mesajlar: 75
Kayıt: 25 Nis 2011, 11:45

Re: Dulgadır Beyliğinin Ortadan Kaldırılması

Mesajgönderen avşar » 26 Haz 2011, 22:19

Dulkadirli Beyliğinde Hangi Oğuz boyları yaşamıştır bilgilendirirseniz sevinirim.
Kullanıcı avatarı
avşar
Çavuş
Çavuş
 
Mesajlar: 75
Kayıt: 25 Nis 2011, 11:45

Re: Dulgadır Beyliğinin Ortadan Kaldırılması

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Haz 2011, 22:30

Bunu tespit edebilmek çok zor, ama bence çoğu Oğuz Boyları Dulkadirli Beyliğinde yaşıyorlardı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Dulgadır Beyliğinin Ortadan Kaldırılması

Mesajgönderen Avşaroğlu » 30 Haz 2011, 14:42

avşar yazdı:Dulkadirli Beyliğinde Hangi Oğuz boyları yaşamıştır bilgilendirirseniz sevinirim.


Çoğunlukla Avşar ve Bayat, biraz da Beğdili diye biliyorum.
Kullanıcı avatarı
Avşaroğlu
Çavuş
Çavuş
 
Mesajlar: 62
Kayıt: 16 Mar 2011, 00:17

Re: Dulgadır Beyliğinin Ortadan Kaldırılması

Mesajgönderen avşar » 03 Tem 2011, 22:14

Benim bilgimde o yönde çoğunluk Bozok Türkmenleri Avşar-Bayad-Bedilli-Bayundur diğerlerinden az da olsa var diye tahmin ediyorum.
Kullanıcı avatarı
avşar
Çavuş
Çavuş
 
Mesajlar: 75
Kayıt: 25 Nis 2011, 11:45

Re: Dulgadır Beyliğinin Ortadan Kaldırılması

Mesajgönderen Avşaroğlu » 05 Tem 2011, 23:54

Çepniler filan da var Dulkadiroğlulları arasında ama bel kemiğini Avşar-Bayat-Beğdili üçlüsü oluşturuyor.
Kullanıcı avatarı
Avşaroğlu
Çavuş
Çavuş
 
Mesajlar: 62
Kayıt: 16 Mar 2011, 00:17


Dön Yavuz Sultan Selim

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir