Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Hazar Devleti (VII.yy.-XI.yy)

Burada Hazar İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Hazar Devleti (VII.yy.-XI.yy)

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 21:51

HAZAR DEVLETİ
(VII.yy.-XI.yy)


* Kurulduğu yer ve kapladığı alan:

Hazar Devleti, Batı Gök Türk toprakları üzerinde kurulmuştu. Buralar Hazar denizinin kuzey alanları (Kırım, İdil havzası)idi. Daha sonra hakimiyet alanları güneyde Tiflis'e kadar uzanır. Bu bölge kuzey- güney ve doğu- batı ticaret yollarının kavşak noktasıdır. İslam dünyasının ve Çin'in, İskandinavya ile ticareti İdil (Volga) nehri yoluyla yapılmaktaydı.

* Zaman:

Hazarların siyasi bir varlık olarak ortaya çıkışları VII.yy. başlarıdır. Bu tarihlerde Doğu Avrupa tarihinde önemli bir rol oynamaya başlamışlardır. Xl.yy. başlarına kadar varlıklarını sürdürürler.

İnsan: Doğu Avrupada ilk muntazam devlet kuran Hazarlar, köken olarak Türktür. Önceleri Gök Türklerle tabi idiler. VIII.yy. olaylarından bahseden bir Çin tarihi de "T'u-cüe ho-sa" (Türk-Hazer) diye Hazarları zikretmektedir. Nemeth'e göre Hazersözü, Türkçede "gezer" sözününaynıdır. Kaşgarlı Mahmut ise onlardan "Xazar" şeklinde bahsetmektedir,
Hazarların, Gök Türklere tabiliği VIII.yy.'a kadar sürmüştür. Gök Türkler ve bu bölgede yaşıyan Türk boylarına akrabalık hissi aşılamaktan başka dirlik ve düzenlik de kurmuşlardı. Gök Türk Devletinin buralardaki hakimiyeti çekilirken Hazarların müstakil ilişkiler kurduğu anlaşılıyor.

* Bayrağı:

Mavi zemin üzerine beş yıldızlı(beş köşeli) ve hançerli idi.

* Siyasi tarihinin önemli olayları:

Hazarlar Bizanslılarla, İranlılarla, Slavlarla ve Araplarla siyasi münasebetlerde bulunmuşlardır. Heraklius soyu zamanında Bizansla ittifak yapıp İran üzerine yürümüşlerdi.(622-627) Hatta Bizans sülalesi ile evlilik bağları da kurulmuştu. Hazar hakimiyeti Karadeniz kıyılarına doğru yayıldıkça Bizans münasebetleri sıklaşmıştır. 775-780 yıllarında imparator olan IV. Leon, annesi İrene Hazar prensesi olduğundan "Hazar Leon" diye anılmıştır.

VIII. ve IX.yy.'larda Hazar Devleti genişliyerek Doğu Avrupanın en kuvvetli devleti olmuştur. Kuvvet önünde daima eğilen Bizans da Hazarların dostluğuna büyük önem vermiştir. Bizans hükümdarları Papa'ya ve Avrupa hükümdarlarına gönderdikleri mektuplara iki altın mühür vururlarken Hazar Hakanına gönderdikleri mektuplara üç altın mühür vururlardı. Askeri bakımdan da bazen Bizansa yardım ediyorlardı. Bizansın 935'de Lombardiya'ya gönderdiği orduda bir Hazar kuvveti vardı. 888'de Bizans sarayında muhafızlık eden bir Hazar müfrezesi bulunuyordu.

Bizansın, Hazarlar arasında Hristiyanlığı yaymak için din adamları gönderme teşebbüsü de olmuştur. Fakat 800 yıllarında Bizanstan kovulan Yahudiler, Hazar ülkesine giderek Hakan Bulan'a Museviliği kabul ettirmeyi başardılar. Bu suretle Hazar ileri gelenleri Yahudi bilgini İshak Sangari vasıtasıyla Museviliğin Karait mezhebini kabul etmişlerdir/444'
Bizans hileli politikasını Hazarlara da uygulamış, Hazarların IX.yy. başlarında Peçeneklerin istilasına uğraması sırasında Peçenekleri tutarak Hazar baskısını uzaklaştırmak istemişlerdir. Bundan sonra Hazarlar bir müddet daha yaşarlarsa da X.yy. sonlarına doğru Bizans kaynaklarında Kuman denilen Kıpçakların istilası, Hazar hakimiyetini iyice sarsmıştır.

Hazar-Arap Münasebetleri ise Kafkasların güneyinde, Hazar denizinin batısında cereyan etmiştir. 651 de önemli Hazar şehirlerinden Belender yakınlarındaki savaşı Hazarlar kazanırlar ve Ermenistana girerler. 714'de Ermenistanın Müslüman valisi Mesleme'nin komutasındaki Arap orduları Derbend'i ele geçirirler. Fakat 717'de Hazar orduları, Azerbaycan'ın bir kısmını elegeçirmeyi başarmışlardır. 722'de Arap orduları, Hazar ülkesine girerse de yenilirler. Aynı yıl Ermenistan valisi Ebu Ubeyde Cerrah Hazar ülkesine girer ve zafer kazanır. Bundan sonra savaşlar bazen Arapların, bazen Hazarların galibiyetiyle devam eder.

737'deki savaşlarda Azerbaycan ve Ermenistan valisi Mervan'ın komutasındaki Arap orduları parlak başarılar elde edince Hazar Hakanı barış istemek zorunda kalır. Abbasiler zamanında Arapların, Kafkasya ile bağları gevşeyince Hazarların zaman zaman güneye inişleri görünürse de netice olarak burada Araplar galip gelir. Bu defa da Hazarların hakimiyetleri Karadenizin kuzey alanlarına doğru yayılır.

Hazarların kuvvetli devirlerinde Macarlar, Slavlar onların yönetimi altında idi. Hazarların kuzeydeki hakimiyetleri de Kiev şehrine kadar uzanıyordu. Hazarların kudretinin sarsıldığı tarihlerde buralarda Rus devletinin temelleri ortaya çıkacaktır. Burası aynı zamanda İskandinav ticaret yolunun da önemli bir merkeziydi. Bu bölgede Vlll.yy.'da iskandinavya'dan gelen "Vareg" yahut Finliler tarafından "Rus" (Kürek çekenler) diye adlandırılan kavimler ortaya çıktı. Bunlar Slav boylarını yönetimleri altına alarak şehirler kurmaya başladılar. İlk prensleri Rurik, 862'de Rus Knezliğini (Prenslik) kurarve Rus devletinin temellerini atarlar. Bundan sonra Ruslar, 900'e doğru Kiev'i de alarak hızla gelişirler. Bunda Hazarların bıraktığı nizam ve etkilerde önemli roller oynamıştı.

Doğudan Peçenek akınları, kuzeyden Rus'ların ilerleyişi, Hazar şehirlerinin elden çıkması ve devletin zayıflamasıyla sonuçlanır. Hakan ailesiyle, boy'lar arasındaki din ayrılığıda çöküşü hızlandırmıştır. Hazarlar, Peçenek akınlarını savuşturdularsa da, batıdaki önemli merkezleri Sarke Pin ellerinden çıkmasıyla yıkılışları çabuklaşmıştır. Kiev'den sonra Tama-Tarhan gibi önemli bir ticaret merkezi de Rusların eline geçti. (968) Kuman (Kıpçak) akınları ise Hazar Devletinin, Türkistan ve Harezm ile irtibatını kesmiştir. Böylece Xl.yy. başlarında Hazar Devleti siyasi ve askeri buhranın yanında muhtemelen iç karışıklıklar sebebiyle de son bulmuştur.

* Türk tarihindeki önemi:

Hazarlar arıcılık ve ziraatle de uğraşmışlar fakat bulundukları coğrafyanın etkisiyle tüccar bir kavim olarak görülmüşlerdir. Un, kadife, bal, balmumu ve deri ticareti yaparlardı. Bir çok gemileri de vardı. Buna paralel olarak şehircilik de gelişmişti.

Bir özellikleri de, Museviliğin Türk tarihinde yalnız onlar arasında yayılmış olmasıdır. İslamiyet de yaygın olmakla beraber, halkın büyük çoğunluğu Şamanist idi. Hükümdar ailesi ise Musevi idi. İbraniceyi de resmi alfabe olarak kullanmışlardır. Daha sonra Bizanstan Yunan yazısını, Araplardan Arap yazısını öğrenmişlerdi. Gök Türk alfabesini ve Fahreddin Mübarek Şah'ın eserinden (XIII.yy.) anlaşıldığına göre 21-22 harften ibaret Kril(cyrill)yazısını da kullanmışlardı. Fakat onlardan zamanımıza tereddütlü bir mektuptan başka yazılı eser kalmamıştır; Hazarların Yasef (Yusuf b. Harun) isimli bir hakanının, Kurtuba Emirinin dış işleri nazırı olan Yahudi Hasday İbn Şerput arasında olduğu iddia edilen mektup, eğer gerçek ise bu hususta önemli bir belgedir. Mektup 958-960'larda İbranice yazılmış ve 1577'de İstabullu İsak Akriş adlı bir Musevinin "Kal-Mebasser" adlı eserinde ortaya çıkmıştı.

Kaynakça
Kitap: Tarihte Türkler ve Türk Devletleri
Yazar: Nuri Yazıcı
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Hazar İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir